
Giriş
Yoksulluk nafakası, Türk aile hukukunun uzun yıllardır en çok tartışılan kurumlarından biridir. Özellikle kısa süreli evlilikler sonrasında süresiz nafaka yükümlülüğünün devam etmesi, kamuoyunda ve hukuk çevrelerinde önemli tartışmalara neden olmuştur.
Bu tartışmaların merkezinde yer alan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesindeki “süresiz nafaka” düzenlemesi hakkında Anayasa Mahkemesi önemli bir karar vermiş ve söz konusu hükmün iptaline karar vermiştir. Karar, Resmî Gazete’de yayımlanmasından itibaren dokuz ay sonra yürürlüğe girecektir.
Bu gelişme, boşanma hukuku bakımından yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendirilmektedir.
Yoksulluk Nafakası Nedir?
Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesine göre boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek olan eş, kusurunun diğer taraftan daha ağır olmaması şartıyla mali gücü oranında nafaka talep edebilir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına göre yoksulluk nafakası;
- Bir ceza değildir.
- Bir tazminat niteliği taşımaz.
- Evlilik birliği sırasında mevcut olan karşılıklı bakım ve dayanışma yükümlülüğünün boşanmadan sonra belirli ölçüde devamını sağlar.
- Nafaka alacaklısını zenginleştirmeyi değil, yoksulluğa düşmesini önlemeyi amaçlar.
Bu nedenle nafakanın temel amacı, boşanma sonrasında ekonomik olarak korunmaya ihtiyaç duyan eşin asgari yaşam koşullarını sürdürebilmesidir.
Anayasa Mahkemesi Neden İptal Kararı Verdi?
Anayasa Mahkemesi, yoksulluk nafakasının süresiz olarak talep edilebilmesine imkân tanıyan düzenlemenin yeniden değerlendirilmesi gerektiğine hükmetmiştir.
Kararın temelinde;
- Kısa süreli evliliklerde ömür boyu nafaka yükümlülüğü doğabilmesi,
- Tarafların değişen ekonomik ve sosyal koşullarının yeterince dikkate alınamaması,
- Hakkaniyet ilkesinin zaman zaman zedelenebilmesi
gibi gerekçelerin etkili olduğu değerlendirilmektedir.
Mahkeme, oluşabilecek hukuki boşluğun önlenmesi amacıyla iptal hükmünün yürürlüğünü dokuz ay sonrasına bırakmıştır.
Yargıtay’ın Süresiz Nafakaya Yaklaşımı Nasıl Değişti?
Uzun yıllar boyunca Yargıtay, kanun hükmünün açık olması nedeniyle yoksulluk nafakasının süreyle sınırlandırılamayacağını kabul etmiştir.
Ancak son yıllarda verilen bazı kararlar, özellikle kısa süreli evliliklerde farklı bir yaklaşımın gelişmeye başladığını göstermektedir.
Yargıtay;
- Evlilik süresinin kısa olması,
- Tarafların genç yaşta bulunması,
- Ortak çocuklarının olmaması,
- Nafaka alacaklısının çalışma imkanına sahip olması
gibi hususları dikkate alarak bazı uyuşmazlıklarda süreli veya toptan nafaka uygulamalarını hukuka uygun bulmuştur.
Bu gelişmeler, Anayasa Mahkemesi kararından önce dahi yüksek yargının süresiz nafaka uygulamasını hakkaniyet çerçevesinde yeniden değerlendirmeye başladığını göstermektedir.
Yoksulluk Nafakası İçin Aranan Şartlar
Yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için bazı temel şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir.
1. Boşanma Nedeniyle Yoksulluğa Düşme
Yargıtay’a göre yoksulluk;
- Barınma,
- Beslenme,
- Giyinme,
- Sağlık,
- Ulaşım,
- Eğitim
gibi temel ihtiyaçları karşılayacak gelirden yoksun olma durumudur.
Kişi boşanma sonrasında kendi gelirleriyle hayatını sürdürebilecek durumda ise yoksulluk nafakası talebi reddedilebilir.
2. Kusurun Daha Ağır Olmaması
Nafaka talep eden eşin boşanmaya neden olan olaylarda diğer eşten daha ağır kusurlu olmaması gerekir.
Tam kusurlu veya ağır kusurlu eş lehine yoksulluk nafakasına hükmedilemez.
3. Nafaka Yükümlüsünün Ödeme Gücü
Nafaka borçlusunun da ödeme gücüne sahip olması gerekir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun yerleşik kararlarına göre, nafaka yükümlüsünün yaşamını sürdüremeyecek duruma düşmesine neden olacak bir nafaka miktarına hükmedilemez.
Başka bir ifadeyle, nafaka alacaklısının korunması kadar nafaka yükümlüsünün ekonomik varlığının korunması da hukuk düzeni tarafından gözetilmektedir.
Toptan Nafaka Uygulaması Ön Plana Çıkıyor
Son yıllarda Yargıtay kararlarında dikkat çeken bir diğer gelişme ise toptan yoksulluk nafakası uygulamasıdır.
Türk Medeni Kanunu’nun 176. maddesi uyarınca yoksulluk nafakası;
- İrat (aylık ödeme) şeklinde,
- Toptan ödeme şeklinde
kararlaştırılabilmektedir.
Özellikle kısa süreli evliliklerde ve ortak çocuk bulunmayan durumlarda mahkemelerin toptan nafaka yöntemine daha fazla yöneldiği görülmektedir.
Bu yöntem;
- Taraflar arasındaki uzun süreli mali bağı sona erdirmesi,
- Yeni dava ve icra süreçlerini azaltması,
- Hukuki belirliliği artırması
bakımından önemli avantajlar sağlamaktadır.
Yeni Dönemde Nafaka Sistemi Nasıl Şekillenebilir?
Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararının yürürlüğe girmesinin ardından kanun koyucunun yeni bir düzenleme yapması beklenmektedir.
Yeni sistemde;
- Evlilik süresinin dikkate alınması,
- Tarafların yaşı ve çalışma kapasitesinin değerlendirilmesi,
- Çocuk bulunup bulunmadığının göz önüne alınması,
- Süreli nafaka modellerinin geliştirilmesi,
- Toptan ödeme yönteminin yaygınlaştırılması
gibi seçeneklerin gündeme gelmesi mümkündür.
Avrupa ülkelerindeki uygulamalar incelendiğinde de nafakanın çoğunlukla belirli kriterlere bağlı olarak süreli şekilde düzenlendiği görülmektedir.
Sonuç
Anayasa Mahkemesi’nin verdiği iptal kararı, Türk aile hukukunda son yılların en önemli gelişmelerinden biridir. Karar, yoksulluk nafakasının tamamen kaldırılması anlamına gelmemekte; aksine daha dengeli, öngörülebilir ve hakkaniyete uygun bir sistem kurulmasının önünü açmaktadır.
Yargıtay’ın son yıllarda geliştirdiği içtihatlar da dikkate alındığında, yeni dönemde nafaka uygulamasının evlilik süresi, tarafların ekonomik durumu ve somut olayın özellikleri esas alınarak daha esnek bir yapıya kavuşması beklenmektedir.
Bu nedenle önümüzdeki süreçte hem boşanma davalarında hem de nafaka uyuşmazlıklarında verilecek kararlar, Türk aile hukukunun geleceğini şekillendirecek nitelikte olacaktır.
Av. Halil BAKIRCI