Savaş Hukuku: Siviller ve Savaş Suçları Rehberi (2026)
Uluslararası insancıl hukuk ve savaş suçları rehberi · Güncel 2026
Kısa cevap: Savaş hukuku, daha doğru ifadeyle uluslararası insancıl hukuk veya silahlı çatışmalar hukuku; silahlı çatışma başladıktan sonra çatışmanın taraflarını, seçilebilecek hedefleri, kullanılabilecek yöntem ve araçları ve çatışmaya katılmayan ya da artık katılamayan kişilerin korunmasını düzenler. Sivillere doğrudan saldırı, rehin alma, işkence, yağma ve ayrım gözetmeyen saldırı yasaktır.
Bir fiilin hukuki niteliği sloganla değil; çatışmanın türü, failin ve mağdurun statüsü, hedefin askerî niteliği, saldırı anında mevcut bilgiler, komuta ilişkisi ve hukuka uygun deliller birlikte incelenerek belirlenir. Savaş suçu, soykırım ve insanlığa karşı suç aynı kavramlar değildir.

Savaş Hukuku Nedir ve Ne Zaman Uygulanır?
Savaş hukuku, bir devletin savaş ilan edip etmediğine veya tarafların olayı hangi adla tanımladığına bağlı değildir. Olgular uluslararası ya da uluslararası nitelikte olmayan bir silahlı çatışmanın eşiğini karşılıyorsa uluslararası insancıl hukuk uygulanır. Uluslararası silahlı çatışma, kural olarak iki veya daha fazla devlet arasında silahlı güce başvurulmasıyla doğar. Uluslararası nitelikte olmayan silahlı çatışmada ise devlet kuvvetleri ile yeterli örgütlenmeye sahip silahlı grup veya bu tür gruplar arasında belirli yoğunluğa ulaşmış ve süreklilik gösteren çatışmalar söz konusudur.
İç karışıklık, münferit şiddet, gösteri, isyan veya kısa süreli düzensiz olayların tamamı otomatik olarak silahlı çatışma sayılmaz. Şiddetin yoğunluğu ile devlet dışı grubun örgütlenme düzeyi incelenir. Yanlış sınıflandırma, uygulanacak sözleşmeyi, kişilerin statüsünü ve ceza sorumluluğunun unsurlarını değiştirir.
İnsancıl hukuk, insan hakları hukukunu bütünüyle ortadan kaldırmaz. Silahlı çatışma sırasında her iki hukuk alanı birlikte uygulanabilir; somut konuda daha özel kuralın hangisi olduğu belirlenir. Ayrıca ulusal ceza hukuku, askerî mevzuat, uluslararası ceza hukuku ve devlet sorumluluğu kuralları farklı sonuçlar doğurabilir.
Savaşın Hukuka Uygunluğu ile Savaş Sırasındaki Davranış Aynı Şey Değildir
Jus ad bellum, bir devletin kuvvet kullanmasının Birleşmiş Milletler Şartı bakımından hukuka uygun olup olmadığını inceler. Jus in bello ise çatışmanın hangi tarafça ve hangi gerekçeyle başlatıldığına bakmaksızın, çatışma yürütülürken uyulacak insancıl kuralları belirler. Meşru müdafaa iddiası sivillere saldırma, işkence yapma veya rehin alma yetkisi vermez. Aynı şekilde kuvvet kullanımının hukuka aykırı olduğu iddiası, karşı tarafın yaralıları tedavi etme ve teslim olanlara insanca davranma yükümlülüğünü kaldırmaz.
Uluslararası ve Uluslararası Nitelikte Olmayan Silahlı Çatışma
| İnceleme | Uluslararası silahlı çatışma | Uluslararası nitelikte olmayan silahlı çatışma |
|---|---|---|
| Temel görünüm | Devletler arasında silahlı güce başvurulması; ayrıca işgal durumları | Devlet ile örgütlü silahlı grup veya örgütlü silahlı gruplar arasında yeterli yoğunluktaki çatışma |
| Asgari sözleşme zemini | 1949 Cenevre Sözleşmelerinin ilgili hükümleri | Dört Cenevre Sözleşmesinin ortak 3. maddesi |
| Ek Protokoller | Taraf devletler bakımından 1977 I No.lu Ek Protokol | Şartları oluştuğunda taraf devletler bakımından 1977 II No.lu Ek Protokol |
| Teamül hukuku | Bağlayıcı teamül kuralları ayrıca uygulanır | Bağlayıcı teamül kuralları sözleşme boşluklarını önemli ölçüde tamamlar |
| Statü meselesi | Savaşçı ve savaş esiri statüsü ayrıntılı düzenlenir | Devlet dışı silahlı grup mensupları kendiliğinden savaş esiri statüsü kazanmaz |
Türkiye dört 1949 Cenevre Sözleşmesine taraftır. Türkiye, 1977 tarihli I ve II No.lu Ek Protokollere taraf değildir. Bununla birlikte Ek Protokollerde yazılı bir kuralın uluslararası teamül hukuku niteliği taşıyıp taşımadığı ayrıca değerlendirilir; “protokole taraf değil” sonucu, aynı içerikteki her teamül kuralının uygulanmayacağı anlamına gelmez. Her somut çatışmada ilgili devletlerin taraflık kayıtları ICRC antlaşma veri tabanından güncel olarak kontrol edilir.
Çatışmanın aynı anda farklı taraflar bakımından farklı sınıflandırılması da mümkündür. Örneğin aynı bölgede devletler arası bir çatışma ile devlet ve silahlı grup arasındaki çatışma paralel biçimde bulunabilir. Bu nedenle olay, coğrafya ve taraf ilişkileri ayrı çatışma bağları üzerinden incelenmelidir.
Savaş Hukukunun Temel İlkeleri Nelerdir?
1. Ayrım ilkesi
Çatışmanın tarafları her zaman siviller ile savaşçıları, sivil nesneler ile askerî hedefleri ayırmak zorundadır. Saldırı yalnız askerî hedeflere yöneltilebilir. Bir nesne, niteliği, konumu, amacı veya kullanımıyla askerî harekâta etkili katkı sağlıyor ve o anki koşullarda tamamen ya da kısmen yok edilmesi, ele geçirilmesi veya etkisizleştirilmesi kesin bir askerî avantaj sunuyorsa askerî hedef niteliği kazanabilir. Şüphe halinde varsayımlar yerine doğrulanabilir hedef bilgisi gerekir.
2. Orantılılık ilkesi
Orantılılık, iki tarafın eşit güç kullanması demek değildir. Somut ve doğrudan beklenen askerî avantaja kıyasla aşırı olacak tesadüfi sivil can kaybı, sivil yaralanması veya sivil nesne zararının öngörüldüğü saldırı yasaktır. Değerlendirme, sonradan öğrenilen bilgilere göre değil, karar anında makul biçimde mevcut bilgiler ve öngörülebilir sonuçlar üzerinden yapılır.
3. Saldırıda tedbir yükümlülüğü
Hedefin askerî hedef olduğunu doğrulamak, araç ve yöntemi sivil zararı azaltacak biçimde seçmek, mümkünse etkili ön uyarı yapmak, aşırı sivil zarar ortaya çıkacağı anlaşılırsa saldırıyı iptal veya askıya almak uygulanabilir tedbirler arasındadır. “Uygulanabilir” kavramı teknik, insani ve askerî koşullar içinde fiilen mümkün önlemleri ifade eder; otomatik bir muafiyet değildir.
4. İnsanca muamele ve ayrımcılık yasağı
Çatışmaya doğrudan katılmayan veya silahını bırakan, yaralanma, hastalık, tutulma ya da başka nedenle çatışma dışı kalan kişilere insanca davranılır. Öldürme, sakatlama, işkence, zalimane muamele, rehin alma, insan onurunu aşağılayan muamele ve temel adli güvenceler olmaksızın mahkûmiyet yasaktır.
5. Gereksiz acı ve sınırsız araç seçiminin reddi
Çatışmanın taraflarının savaş araç ve yöntemlerini seçme hakkı sınırsız değildir. Gereksiz yaralanma veya gereksiz acıya yol açan yöntem ve araçlar yasaktır. Kimyasal ve biyolojik silahlar, bazı konvansiyonel silahlar, mayınlar ve kültür varlıkları bakımından özel antlaşmalar bulunur; her silah için ilgili antlaşma taraflığı ve teamül kuralı ayrı kontrol edilir. “Nükleer, kimyasal ve biyolojik silahların tamamı aynı tek maddeyle yasaktır” şeklindeki genelleme hukuken doğru değildir.
Kimler ve Hangi Nesneler Özel Koruma Altındadır?
| Kişi veya nesne | Temel koruma | Kritik sınır |
|---|---|---|
| Siviller | Doğrudan saldırı hedefi olamaz; ayrım gözetmeyen ve orantısız saldırılardan korunur. | Sivil, çatışmalara doğrudan katıldığı süre boyunca saldırıya karşı korumasını kaybedebilir; diğer temel güvenceleri kaybetmez. |
| Yaralı, hasta ve gemi kazazedeleri | Toplanır, korunur ve ayrım gözetmeden tedavi edilir. | Tıbbi öncelik dışında olumsuz ayrım yapılamaz. |
| Teslim olan veya çatışma dışı kişi | Öldürülemez, işkenceye uğratılamaz ve aşağılayıcı muameleye tabi tutulamaz. | Teslim olma niyeti açık olmalı; düşmanca eyleme devam etmemelidir. |
| Savaş esirleri | Uluslararası çatışmada şartları taşıyan kişiler esir statüsü ve Üçüncü Cenevre Sözleşmesi korumasından yararlanır. | Düşmanın eline geçen ve savaş eylemine katılmış kişinin Sözleşme m.4 kapsamına girdiği şüpheliyse, m.5 uyarınca yetkili bir kurul statüyü belirleyene kadar Üçüncü Cenevre Sözleşmesi koruması uygulanır. |
| Sağlık personeli ve birimleri | Saygı görür ve korunur; yaralı tedavisi nedeniyle cezalandırılamaz. | İnsani görev dışındaki düşmanca fiiller korumayı etkileyebilir; uyarı ve makul süre şartları gündeme gelir. |
| İnsani yardım personeli | Tarafsız insani faaliyeti yürüten personel ve yardım faaliyetleri korunur. | Tarafların denetim hakkı ile keyfî engelleme yasağı somut koşullarda ayrılır. |
| Kültür varlıkları ve ibadet yerleri | Özel saygı ve koruma rejimine tabidir. | Askerî amaçla kullanım ve zorunlu askerî gereklilik istisnaları dar yorumlanır. |
| Çocuklar | Özel saygı ve korunma hakkına sahiptir; aile birleşimi, tahliye ve silahlı çatışmaya katılım yönünden özel kurallar uygulanır. | Yaş, silahlı gruba katılım biçimi ve tutma koşulları ayrı incelenir. |
Bir sivil nesnenin askerî amaçla kullanılması, nesnenin tamamını ve çevresindeki sivilleri sınırsız biçimde hedef haline getirmez. Hedef doğrulama, somut askerî avantaj, orantılılık ve tedbir yükümlülükleri devam eder. İnsan kalkanı kullanımı yasaktır; karşı tarafın bu yasağı ihlal etmesi saldıran tarafın sivil zararı önleme yükümlülüklerini tümüyle kaldırmaz.
Savaş Suçu, Soykırım ve İnsanlığa Karşı Suç Arasındaki Fark
Aşağıdaki karşılaştırma Roma Statüsü m.6–8 çerçevesindedir; TCK’daki suç tanımlarının birebir aktarımı değildir. Roma Statüsü m.7’de insanlığa karşı suç için sivil nüfusa yönelik yaygın veya sistematik saldırıyla bağlantı ve saldırının bilinmesi aranır. TCK m.77 ise sayılan fiillerin siyasal, felsefi, ırki veya dinî saiklerle toplumun bir kesimine karşı bir plan doğrultusunda sistemli işlenmesini düzenler. TCK m.76’da da soykırım bakımından özel yok etme kastının yanında bir planın icrası ifadesi yer alır. Hangi yargı merciinde hangi hükmün uygulandığı açıklanmadan bu unsurlar birbirinin yerine kullanılamaz. Dayanaklar: Roma Statüsü m.6–8 ve TCK m.76–77.
| Suç kategorisi | Ayırt edici unsur | Silahlı çatışma şartı |
|---|---|---|
| Savaş suçu | Uluslararası insancıl hukukun ciddi ihlali; fiille silahlı çatışma arasında yeterli bağ | Evet |
| İnsanlığa karşı suç | Sivil nüfusa yönelmiş yaygın veya sistematik saldırının parçası olan belirli fiil ve gerekli bilgi | Hayır; barış zamanında da işlenebilir |
| Soykırım | Korunan millî, etnik, ırkî veya dinî grubu tamamen ya da kısmen yok etmeye yönelik özel kast ve sayılan fiiller | Hayır; barış zamanında da işlenebilir |
Bir sivilin ölmesi tek başına otomatik olarak savaş suçu sonucunu doğurmaz; hedefin niteliği, saldırının yöneldiği kişi veya nesne, öngörülen sivil zarar, beklenen askerî avantaj ve alınan tedbirler incelenir. Buna karşılık sivilleri bilerek hedef alan saldırı için “yan zarar” savunması yapılamaz. Aynı şekilde çok sayıda mağdur bulunması tek başına soykırım özel kastını ispatlamaz.
Türk Ceza Kanunu m.76 soykırımı, m.77 insanlığa karşı suçu, m.78 ise bu suçları işlemek amacıyla örgüt kurma veya yönetme ile örgüte üyeliği düzenler. TCK’da “savaş suçları” başlığı altında Roma Statüsü m.8 ile aynı kapsamda bağımsız bir genel suç kataloğu bulunmaz. Bu nedenle savaş suçu iddiası TCK m.76 veya m.77 ile otomatik olarak özdeşleştirilemez. Ayrıntılı açıklama için TCK 76 soykırım suçu rehberini ve soykırım ile insanlığa karşı suç arasındaki farkları inceleyebilirsiniz.
Uluslararası Ceza Mahkemesi Her Savaş Suçuna Bakar mı?
UCM’nin yetkisi otomatik ve sınırsız değildir. Dışişleri Bakanlığının açıklamasına göre Türkiye Roma Statüsü’ne taraf değildir; Mahkeme gerçek kişilerin sorumluluğunu inceler ve 1 Temmuz 2002’den önce işlenen suçları yargılamaz. Türkiye’nin taraf olmaması, Türk vatandaşıyla bağlantılı her olayın Mahkemenin yetkisi dışında olduğu anlamına gelmez.
Roma Statüsü m.11–13 uyarınca suçun zamanı, işlendiği ülke, kişinin vatandaşlığı ve gerekli devlet kabulü ayrı incelenir. Güvenlik Konseyi sevki ayrıca düzenlenmiştir. M.17’deki tamamlayıcılık gereğince yetkili devletin gerçek bir soruşturma veya kovuşturma yürütmesi kabul edilebilirliği etkiler. Saldırı suçunun özel yetki rejimi diğer suçlara ilişkin bu genel açıklamayla özdeşleştirilmez. Birleşmiş Milletlerin yayımladığı Roma Statüsü metni, bu temel ayrımların dayanağıdır.
Savcılığa bilgi göndermek, dava açılmasıyla aynı değildir
Roma Statüsü m.15 kapsamındaki bilgi ve belge sunumu kendiliğinden soruşturma, yakalama veya mahkûmiyet kararı doğurmaz. Savcının değerlendirmesi ve gerekli yargısal izin aşamaları ayrıdır. İletim kaydıyla soruşturma numarası karıştırılmaz. Başvuruda bilinen olaylar, doğrulanmamış iddialar ve belgelerin kaynakları açıkça ayrılmalıdır.
UCM, Uluslararası Adalet Divanı ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi aynı merci değildir. İlki bireysel ceza sorumluluğu; diğerleri kendi yetki ve kabul şartlarıyla devletler arası uyuşmazlıklar veya insan hakları sorumluluğu alanında çalışır. Aynı olaydan söz edilmesi aynı başvuru usulünü yaratmaz.
Yurt dışında işlenen fiil Türkiye’de nasıl değerlendirilir?
TCK m.13/1-a, İkinci Kitabın Birinci Kısmındaki suçların vatandaş veya yabancı tarafından yurt dışında işlenmesini düzenler. Soykırım ve insanlığa karşı suç iddiasında önce fiilin TCK m.76–78’deki unsurları karşılayıp karşılamadığı incelenir. TCK m.13/2’deki yargılama talebi şartı ayrıca gözetilir: bu kapsamdaki suçlar bakımından Türkiye’de yargılama Adalet Bakanının talebine bağlıdır. Bu şartı getiren 5377 sayılı Kanun m.3 ile güncel TCK m.13 birlikte okunmalıdır.
Bir başvuruya yalnız “savaş suçu” başlığı yazmak ulusal suç tipini, yetkiyi ve usul şartlarını kendiliğinden tamamlamaz. Başvurucu; olay yeri ve tarihi, fail ve mağdur bağlantısı, önceki yabancı yargılama ve eldeki delilleri açıklar. Türk savcılığına ihbar ile UCM Savcılığına bilgi sunumu ayrı işlemlerdir; birinin kayda alınması diğerinin de yapılmış olduğunu göstermez.
İhlal İddiasında Delil Nasıl Korunur ve Dosya Nasıl Kurulur?
Silahlı çatışma dosyasında delilin doğrulanabilirliği, kaynağı, elde edilme biçimi ve saklama zinciri belirleyicidir. Sosyal medya görüntüsü tek başına yer, tarih, fail veya komuta bağlantısını kanıtlamaz. Orijinal dosya, üst veri, yükleme zamanı, kaynak hesabın geçmişi, coğrafi işaretler, uydu görüntüsü, tanık anlatımı ve bağımsız kayıtlar karşılaştırılmalıdır.
- Güvenliği önceleyin: Delil toplamak için kişileri yeni bir tehlikeye sokmayın; mağdur ve tanıkların açık rızası ile gizlilik ihtiyacını değerlendirin.
- Orijinali koruyun: Görseli yeniden kaydetmek veya mesajlaşma uygulamasında sıkıştırmak yerine ilk dosyayı, bağlantıyı ve mümkünse üst veriyi muhafaza edin.
- Kronoloji oluşturun: Olayı saat dilimiyle birlikte tarih-saat, konum, kaynak ve gözlem biçimi üzerinden kaydedin.
- Kaynağı ayırın: Görgü tanığı beyanı, başkasından duyulan bilgi, açık kaynak görüntüsü ve resmî belgeyi birbirine karıştırmayın.
- Değişiklik kaydı tutun: Dosyanın kim tarafından, ne zaman alındığını, kopyalandığını ve aktarıldığını yazılı saklama zincirine bağlayın.
- Kimlik verisini koruyun: Mağdur, çocuk, sağlık personeli ve tanığın kimlik veya konumunu gereksiz biçimde yayımlamayın.
- Yetkili mercii belirleyin: Ulusal savcılık, yabancı devlet makamı, uluslararası mekanizma veya insan hakları başvurusunun görev ve kabul koşullarını ayrı inceleyin.
- Hukuka uygunluğu kontrol edin: Gizli kayıt, kişisel veri, ele geçirilmiş belge ve dijital materyalin elde edilme yöntemi kullanılabilirliği etkileyebilir.
Devam eden çatışmalara ilişkin açık kaynak paylaşımında kesin hüküm dili kullanılmamalıdır. Doğrulanmamış kişiyi fail ilan etmek, mağdurun kimliğini açığa çıkarmak veya hassas konumu yayımlamak hem güvenliği hem de soruşturmanın bütünlüğünü zedeleyebilir.
İlgili Savaş Hukuku ve TCK Hükümlerinin Tam Metni
Aşağıda, bu rehberle doğrudan ilgili temel hükümlerin tam metni yer alır. Cenevre Sözleşmeleri ortak 3. madde metninde 30 Ocak 1953 tarihli ve 8322 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan tarihî Türkçe imlâ korunmuştur. TCK m.76–78 metinleri güncel mevzuattan 31 Ağustos 2026 tarihinde kontrol edilmiştir.
1949 Cenevre Sözleşmeleri ortak m.3 – Milletlerarası mahiyette olmayan silahlı anlaşmazlıklar
Madde 3- Milletlerarası mahiyette olmayan bir silahlı anlaşmazlığın Yüksek Âkit Taraflardan birinin toprakları üzerinde çıkması halinde, anlaşmazlığa taraf teşkil edenlerden her biri, en az olarak, aşağıdaki hükümleri uygulamakla mükellef olacaktır:
1. Muhasamata doğrudan doğruya iştirak etmeyen kimseler, silahlarını terk edenler ve hastalık, yaralılık, mevkufluk veya herhangi bir sebeple muharebe dışı kalanlar, ırk, renk, din ve akide, cinsiyet, doğum ve servet veya buna benzer herhangi bir kıstasa dayanan ve aleyhte görülen hiçbir tefrik yapılmadan insani surette muamele göreceklerdir.
Bu sebeple, yukarıda bahis konusu kimselere, aşağıdaki muamelelerin yapılması, nerede ve ne zaman olursa olsun memnudur ve memnu kalacaktır:
a) Hayata, vücut bütünlüğüne ve şahsa tecavüz, her nevi katil, sakatlama, vahşice muamele, işkence ve eziyet;
b) Rehine almak;
c) Şahısların izzeti nefislerine tecavüz, bilhassa hakaretamiz ve haysiyet kırıcı muameleler;
d) Medeni milletlerce elzem olarak tanınan adli teminatı haiz nizami bir mahkeme tarafından önceden bir yargılama olmaksızın verilen mahkûmiyet kararları ile idam cezalarının infazı;
2. Yaralı ve hastalar toplanacak ve tedavi edilecektir.
Milletlerarası Kızılhaç Komitesi gibi tarafsız insani bir teşkilat, anlaşmazlık halindeki taraflara hizmetlerini arz edebilecektir.
Anlaşmazlık halindeki Taraflar, bundan başka, hususi andlaşmalar yolu ile işbu Sözleşmenin diğer hükümlerinin tamamı veya bir kısmını yürürlüğe getirmeye çalışacaklardır.
Yukarıdaki hükümlerin uygulanması anlaşmazlık halinde bulunan tarafların hukuki durumları üzerinde bir tesir icra etmeyecektir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.76 – Soykırım
Madde 76- (1) Bir planın icrası suretiyle, milli, etnik, ırki veya dini bir grubun tamamen veya kısmen yokedilmesi maksadıyla, bu grupların üyelerine karşı aşağıdaki fiillerden birinin işlenmesi, soykırım suçunu oluşturur:
a) Kasten öldürme.
b) Kişilerin bedensel veya ruhsal bütünlüklerine ağır zarar verme.
c) Grubun, tamamen veya kısmen yokedilmesi sonucunu doğuracak koşullarda yaşamaya zorlanması.
d) Grup içinde doğumlara engel olmaya yönelik tedbirlerin alınması.
e) Gruba ait çocukların bir başka gruba zorla nakledilmesi.
(2) Soykırım suçu failine ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir. Ancak, soykırım kapsamında işlenen kasten öldürme ve kasten yaralama suçları açısından, belirlenen mağdur sayısınca gerçek içtima hükümleri uygulanır.
(3) Bu suçlardan dolayı tüzel kişiler hakkında da güvenlik tedbirine hükmolunur.
(4) Bu suçlardan dolayı zamanaşımı işlemez.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.77 – İnsanlığa karşı suçlar
Madde 77- (1) Aşağıdaki fiillerin, siyasal, felsefi, ırki veya dini saiklerle toplumun bir kesimine karşı bir plan doğrultusunda sistemli olarak işlenmesi, insanlığa karşı suç oluşturur:
a) Kasten öldürme.
b) Kasten yaralama.
c) İşkence, eziyet veya köleleştirme.
d) Kişi hürriyetinden yoksun kılma.
e) Bilimsel deneylere tabi kılma.
f) Cinsel saldırıda bulunma, çocukların cinsel istismarı.
g) Zorla hamile bırakma.
h) Zorla fuhşa sevketme.
(2) Birinci fıkranın (a) bendindeki fiilin işlenmesi halinde, fail hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına; diğer bentlerde tanımlanan fiillerin işlenmesi halinde ise, sekiz yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Ancak, birinci fıkranın (a) ve (b) bentleri kapsamında işlenen kasten öldürme ve kasten yaralama suçları açısından, belirlenen mağdur sayısınca gerçek içtima hükümleri uygulanır.
(3) Bu suçlardan dolayı tüzel kişiler hakkında da güvenlik tedbirine hükmolunur.
(4) Bu suçlardan dolayı zamanaşımı işlemez.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.78 – Örgüt
Madde 78- (1) Yukarıdaki maddelerde yazılı suçları işlemek maksadıyla örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu örgütlere üye olanlara beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Bu suçlardan dolayı tüzel kişiler hakkında da güvenlik tedbirine hükmolunur.
(3) Bu suçlardan dolayı zamanaşımı işlemez.
Mersin’den Türkiye Geneli Belge ve Yetki İncelemesi
Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosunun tek fiziksel ofisi Akdeniz/Mersin’dedir. Türkiye genelindeki dosyalar görev, yetki ve temsil kuralları çerçevesinde Mersin’den koordine edilir. Uluslararası insancıl hukuk bağlantılı bir başvuruda önce olayın çatışmayla bağı, Türk hukukundaki suç karşılığı, yetkili merci ve delillerin korunması incelenir. Mersin’de görüşme yapılması bütün başvuruların Mersin mahkemelerinde görüleceği anlamına gelmez.
Yurt dışı veya uluslararası mahkeme bağlantısında temsil şartları ayrıca belirlenir; Türk avukatlık ruhsatının her uluslararası mercide kendiliğinden temsil yetkisi verdiği varsayılmaz. İlk inceleme dosyasında olay kronolojisi, özgün dijital kayıtlar, önceki başvuru numaraları ve hukuken paylaşılabilecek belgeler bulunmalıdır. Mağdur ve tanıkların güvenliğini tehlikeye atan kimlik veya konum bilgileri açık mesaj gruplarında paylaşılmamalıdır. Mersin ofisi iletişim ve ulaşım bilgileri üzerinden görüşme talebi iletilir.
Savaş Hukuku Hakkında Sık Sorulan Sorular
Savaş hukuku yalnız savaş ilan edilince mi uygulanır?
Hayır. Resmî adlandırma değil, silahlı çatışmanın hukuki koşullarının gerçekleşmesi belirleyicidir. Devletler arası çatışma ile devlet dışı silahlı grupların bulunduğu çatışmanın sınıflandırması ayrı yapılır.
Siviller saldırıya karşı hangi korumaya sahiptir?
Siviller doğrudan saldırı hedefi yapılamaz. Çatışmalara doğrudan katılma hâlinde, katılma süresine ilişkin özel kural uygulanır. Kişinin siyasi görüşü veya belirli bir bölgede yaşaması, doğrudan katılmayla aynı değildir; insanca muamele güvenceleri korunur.
Orantılılık iki tarafın eşit silah kullanması mıdır?
Hayır. İnceleme, saldırıdan beklenen somut ve doğrudan askerî avantajla öngörülen tesadüfi sivil zarar arasındadır. Bu avantaja göre aşırı sivil zarar beklenen saldırı yasaktır.
Her sivil ölümü otomatik savaş suçu sayılır mı?
Otomatik nitelendirme yapılmaz. Hedef, çatışmayla bağ, saldırı anındaki bilgiler, öngörülen zarar ve alınan tedbirler incelenir. Sivilleri bilerek hedef almak ise yasaktır.
Roma Statüsü ile TCK insanlığa karşı suçu aynı unsurlarla mı tanımlar?
Hayır. Roma Statüsü m.7 ile TCK m.77 aynı metin değildir. TCK bakımından maddede belirtilen saikler, plan ve sistemli işlenme koşulları ayrıca aranır; uluslararası tanım doğrudan ulusal suç unsurunun yerine geçirilmez.
Türkiye 1977 Ek Protokollere taraf mı?
7 Eylül 2026 tarihli kontrol itibarıyla Türkiye I ve II No.lu Ek Protokollere taraf değildir. Türkiye’nin Cenevre Sözleşmelerine taraflığı ile aynı içerikteki bağlayıcı teamül kurallarının uygulanması ayrı değerlendirilir.
Türkiye Roma Statüsüne taraf olmadığı için UCM bağlantısı tamamen dışlanır mı?
Hayır. Türkiye taraf değildir; ancak olayın gerçekleştiği ülke, gerekli yetki kabulü ve Güvenlik Konseyi sevki gibi bağlantılar ayrıca incelenir. Her suçun yer, zaman, kişi ve kabul edilebilirlik şartları korunur.
UCM Savcılığına belge göndermek davanın açıldığı anlamına gelir mi?
Hayır. Bilgi sunumu, savcılık değerlendirmesi ve gerekli yargısal izinler farklı aşamalardır. İletim veya teslim kaydı, kendiliğinden soruşturma, yakalama ya da mahkûmiyet kararı değildir.
Yurt dışındaki soykırım iddiasında TCK m.13 neden incelenir?
TCK m.13, kapsamındaki suçlarda ülke dışı fiillere Türk kanununun uygulanmasını düzenler. Soykırım ve insanlığa karşı suç iddiasında ulusal suç unsurlarıyla birlikte m.13/2’deki Adalet Bakanının yargılama talebi şartı da gözetilir.
Sosyal medya görüntüsü nasıl değerlendirilir?
Dosyanın özgünlüğü, kaynak, tarih, konum, bağlam ve saklama zinciri araştırılır. Bir görüntüdeki olayın görülebilmesi, failin kimliği veya komuta ilişkisinin de kendiliğinden kanıtlandığı anlamına gelmez.
Resmî ve Kurumsal Kaynaklar
- ICRC – 1949 Cenevre Sözleşmeleri ve şerhleri
- ICRC – Antlaşmalar, taraf devletler ve uluslararası insancıl hukuk veri tabanı
- ICRC – Uluslararası teamül insancıl hukuku veri tabanı
- Birleşmiş Milletler – 1977 I No.lu Ek Protokol
- Birleşmiş Milletler – 1977 II No.lu Ek Protokol
- Uluslararası Ceza Mahkemesi Taraf Devletler Kurulu – Roma Statüsü tarafları
- Mevzuat Bilgi Sistemi – 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu
- Türkiye Barolar Birliği – Uluslararası İnsancıl Hukuk Açısından Savaş ve Barış Hukuku
7 Eylül 2026 tarihli editör güncellemesinin ek dayanakları: ICRC: Üçüncü Cenevre Sözleşmesi m.5 ve statü belirlemesi; Hollanda hükûmeti antlaşma veri tabanı: I No.lu Ek Protokol tarafları ve II No.lu Ek Protokol tarafları. Roma Statüsü, TCK ve değişiklik kanununa ilişkin kaynaklar ilgili açıklamaların yanında gösterilmiştir.
Bilgilendirme: Bu sayfa genel hukuki bilgi verir; belirli bir güncel çatışma hakkında karar, suç isnadı, hukuki mütalaa veya sonuç garantisi değildir. Uygulanacak hukuk; çatışmanın sınıflandırılması, ilgili devletlerin antlaşma taraflığı, olay tarihi, yetki ve deliller üzerinden belirlenir.
Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu – Mersin Ofisi
Adres: İhsaniye Mahallesi, 4903. Sokak, Profit İş Merkezi No:23, Kat:3, Daire:14, 33070 Akdeniz/Mersin, Türkiye
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.