B&KBakırcı & KeskinHUKUK BÜROSU
TR
TürkçeEnglishDeutschРусскийالعربية中文
Menü

Tanık Duruşmada Çekinirse Önceki İfadesi Okunabilir mi? CMK 210/2

Tanıklıktan çekinme hakkı bulunan kişi duruşmada bu hakkını kullanırsa, önceki ifadesine ilişkin tutanak okunamaz. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.210/2 bu sonucu açıkça düzenler. Tanığın soruşturmada konuşmuş olması, duruşmada çekinme hakkını ortadan kaldırmaz. Önceki tutanağı dosyada bulundurmakla onu duruşmada okuyarak tanığın yerine kullanmak ayrı işlemlerdir.

Bu yasak, tanığın her susması veya önceki anlatımını değiştirmesi için uygulanmaz. Önce kişinin kanuni çekinme hakkı ve bu hakkı duruşmada kullanıp kullanmadığı belirlenir. Hatırlamama ve çelişki hâlleri m.212’de, duruşmaya getirilemeyen tanığa ait tutanaklar m.211’de, olayın tek delili olan tanığın bizzat dinlenmesi ise m.210/1’de farklı düzenlenmiştir. Bu inceleme genel bir çekinme dilekçesi hazırlamaktan çok, mevcut tanık beyanının ceza yargılamasında hangi sınırlarla kullanılabileceğini açıklar. Dosyada bulunan her ifade, aynı usulle hükme taşınamaz.

Tanığın kanuni çekinme hakkı, duruşmada kullanımı, önceki tutanağın okuma yasağı ve diğer delillerin ayrı değerlendirilmesini gösteren şema
Hatırlamama veya çelişki, kanuni çekinmeyle aynı durum değildir.

CMK 210/2 için hangi iki koşul birlikte gerekir?

Okuma yasağının ilk koşulu, kişinin kanunen tanıklıktan çekinebilecek durumda olmasıdır. İkinci koşul, bu hakkını duruşmada kullanmasıdır. Dosyada şüpheli veya sanıkla yakınlık kaydı bulunması tek başına bütün önceki ifadeleri okunamaz hâle getirmez; tanığın çekinme hakkı açıklanmalı ve iradesi belirlenmelidir. Buna karşılık hak kullanıldığında, önceki beyanın soruşturma aşamasında alınmış olması yasağı bertaraf etmez.

M.210/2 tanığın önceki sözlerinin doğru veya yanlış olduğunun değerlendirilmesini değil, tutanağın duruşmada okunmasına ilişkin sınırı düzenler. Bu nedenle çekinme beyanının ardından tartışmanın ilk sorusu “hangi anlatım daha inandırıcı” değildir. Önce tutanağın kullanılabileceği usul zemini belirlenir. Kullanım yasağı bulunan beyan, yalnız eski tarihli olduğu veya ayrıntılı anlatım içerdiği gerekçesiyle olağan delil tartışmasına dahil edilemez.

Çekinmenin kapsamı da açık olmalıdır. Yakınlık nedeniyle tüm tanıklıktan çekinme ile yalnız kendisini veya yakını ceza kovuşturmasına uğratabilecek soruya cevap vermeme aynı kapsamda değildir. Mahkemenin tutanağı, hangi hakkın hangi konuda kullanıldığını gösterebilmelidir. “Tanık konuşmadı” şeklinde gerekçesiz özet, m.210/2’nin uygulanıp uygulanmayacağını denetlemeye yetmez. Tanığın sıfatı, dayanak ve beyan birlikte kayda geçirilir.

Yakınlık nedeniyle çekinme hakkı kimlere tanınır?

CMK m.45/1 şüpheli veya sanığın nişanlısını; evlilik bitmiş olsa bile eşini; kan veya kayın hısımlığından üstsoy ve altsoyunu; üçüncü derece dahil kan, ikinci derece dahil kayın hısımlarını ve evlatlık bağı bulunanları sayar. Bağlantı şüpheli veya sanıkladır. Tanığın yalnız mağdurla yakın olması, bu bentlerdeki hakkın aynı şekilde doğduğunu göstermez. “Dosyada akrabam var” açıklaması yerine yakınlığın hangi kişiyle kurulduğu belirtilmelidir.

Kanun, bu kişilerin dinlenmesini bütünüyle yasaklamaz; onlara çekinme hakkı tanır. Hak kendisine açıklanan kişi tanıklık yapmayı seçebilir. Dinlenirken de çekinme iradesini açıklayabilir. Yakınlık nedeniyle tanıklık yapan kişinin beyanı ile hakkını kullanarak çekinen kişinin eski tutanağı, bu yüzden aynı değerlendirmeye tabi değildir. Bir aile ilişkisinin bulunması otomatik tanıklık yasağı şeklinde sunulamaz.

Yaş küçüklüğü veya kanunda sayılan zihinsel durum nedeniyle çekinmenin önemini anlayamayanlar bakımından m.45/2 kanuni temsilcinin rızasını arar. Temsilci şüpheli veya sanıksa çekinme konusunda karar veremez. Bu özel düzenlemede yalnız çocuğun yaşına bakılmaz; hakkın önemini anlayabilme ve temsilcinin dosyadaki sıfatı birlikte belirlenir. Temsilcinin çıkar çatışması, tanığın kendi hakkını görünmez hâle getirmemelidir.

Meslek sırrı ve suçlayıcı soruya cevap vermeme nasıl ayrılır?

CMK m.46 belirli meslek veya sürekli uğraşı nedeniyle öğrenilen bilgiler yönünden çekinmeyi düzenler. Avukatlar, stajyerleri ve yardımcıları; belirtilen sağlık mesleği mensupları; mali işlerde görevlendirilmiş müşavirler ve noterler hükmün kendi koşullarıyla değerlendirilir. Meslek unvanı kişinin günlük yaşamda gördüğü bütün olayları sır kapsamına sokmaz. Bilginin hangi görev veya hizmet nedeniyle öğrenildiği belirlenmelidir.

İlgilinin rızası bakımından m.46/2 ayrım yapar: birinci fıkranın avukatlıkla ilgili a bendi dışında kalan kişiler, ilgili rıza gösterdiğinde çekinemez. Bu yüzden bütün meslekler için aynı rıza sonucu yazılamaz. Çekinme nedeni dosyada tartışmalıysa CMK m.49 kapsamında dayanağın açıklanması gündeme gelir; bu işlem hakkın peşinen kaldırılması değildir.

CMK m.48 ise tanığın kendisini veya m.45/1’deki yakınlarını ceza kovuşturmasına uğratabilecek sorulara cevap vermemesini korur. Bu hakkın önceden bildirilmesi gerekir. Soruya bağlı koruma ile bütün anlatımdan çekinme ayrılmalıdır. Sebep açıklanırken korunan suçlayıcı cevabın dolaylı biçimde zorla söyletilmesi amaçlanamaz. Hangi soru ve hangi kanuni risk bakımından hak kullanıldığı, korunacak içeriği ifşa etmeye zorlamadan somutlaştırılır.

Soruşturmada ifade vermek haktan vazgeçmek midir?

CMK m.45/3, çekinebilecek kişiye dinlenmeden önce hakkının bildirilmesini ve dinlenirken de çekinebilmesini öngörür. Bu düzenleme, daha önce bir defa konuşmanın sonraki bütün aşamalar için geri alınamaz feragat sayılmasına izin vermez. Tanığın soruşturma ifadesinde olayları anlatmış olmasıyla, duruşmada aynı konuyu anlatmayı kabul etmesi ayrı irade açıklamalarıdır. Duruşma aşamasındaki hakkın kullanımı ayrıca kaydedilir.

Hak hatırlatılması biçimsel bir ara cümle olarak görülmemelidir. Tanığın hangi sıfatla dinlendiği, kanuni yakınlık veya sır ilişkisinin bulunup bulunmadığı ve hangi seçeneği kullandığı anlaşılmalıdır. Önceki tutanakta “şikâyetçi”, “bilgi sahibi” veya başka bir başlık kullanılmış olması, yeni aşamadaki tanıklık işleminin hukuki niteliğini tek başına belirlemez. Kişinin olay ve sanıkla ilişkisi üzerinden doğru usul uygulanır.

Çekinme beyanı verildiğinde “zaten poliste anlatmıştınız” denilerek önceki tutanağın okunması m.210/2’nin koyduğu sınırla bağdaşmaz. Kanun tam da önceki bir ifadenin bulunmasına rağmen duruşmada hakkın kullanılmasını düzenler. Hak hatırlatılmadan alınan önceki beyanın hukuki değerlendirmesi ayrıca önem taşır; ancak okuma yasağını ileri sürmek için mutlaka ilk ifadenin de usulsüz alınmış olması koşulu aranmaz.

Çekinme hakkı, tanığın çağrıya uymamasına izin verir mi?

Tanıklıktan çekinme hakkıyla usulüne uygun çağrıya cevap vermemek aynı davranış değildir. CMK m.43 tanığın çağrılmasını, m.44 ise mazeret bildirmeden gelmemesinin sonuçlarını düzenler. Usulüne uygun çağrıldığı hâlde mazeretini bildirmeden gelmeyen tanık zorla getirilir ve gelmemesinin doğurduğu giderler kendisine yükletilir. Sonradan haklı sebep açıklanırsa hükmedilen giderler kaldırılır. Çekinme hakkı olduğunu düşünen kişi, çağrıyı hiçbir açıklama yapmadan yok saymamalıdır.

M.43/2 telefon, elektronik posta veya diğer sayılan araçlarla çağrıya da izin verir; fakat çağrı kâğıdına bağlanan sonuçlar bu durumda uygulanmaz. Bu nedenle çağrı yöntemi ve belgenin içeriği ayrı belirlenir. Duruşmadaki çekinme iradesini gösterebilmek için tanığın usul işlemiyle ilişki kurması gerekir. M.210/2, kişiye genel bir mahkemeye gitmeme izni veren hüküm olarak kullanılmaz; önceki ifade tutanağının okunmasına ilişkin yasağı düzenler.

CMK m.60, yasal sebep olmadan tanıklıktan veya yeminden kaçınmayı ayrıca ele alır. Bu durumda doğan giderlere ve kanundaki sınırlarla disiplin hapsine karar verilebilir; disiplin hapsine itiraz mümkündür. Hüküm yasal sebep bulunmamasını aradığından, geçerli çekinme hakkının kullanılması aynı yaptırım koşulu olarak gösterilemez. Tanığın hakkı olup olmadığı, hakkını nasıl açıkladığı ve çağrıya uyup uymadığı birbirinden ayrılarak değerlendirilir.

Yemin konusu da bağımsızdır. M.45 kapsamındaki yakının tanıklık yapmayı kabul edip yemin etmekten çekinmesi m.51’de düzenlenir. Bu kişi olay hakkında açıklama yapmaktadır; onun durumu bütünüyle tanıklıktan çekinen kişinin eski ifadesiyle aynı değildir. Yakının yeminden çekinmesi hakkında ayrıca değerlendirme yapılır. Tutanakta hangi tercihin kullanıldığını açık yazmak, yanlışlıkla m.210/2 uygulanmasını veya geçerli yasağın atlanmasını önler.

Önceki tutanağın dosyada bulunması onu okunabilir yapar mı?

Bir soruşturma evrakının kovuşturma dosyasına gelmesi, o evrakın her amaçla kullanılabileceği anlamına gelmez. CMK m.209 genel olarak delil olarak kullanılacak belge ve tutanakların duruşmada anlatılmasını düzenlerken m.210 belirli sınırlar getirir. Özel okuma yasağı bulunan tutanak, dosya içeriğinde yer aldığı gerekçesiyle bu yasağın dışına çıkarılamaz. Dosyaya giriş ile duruşmada delil olarak kullanılma ayrı usul aşamalarıdır.

M.210/2’nin konusu tanığın önceki ifadesine ilişkin tutanaktır. Kayıt üzerinde kişinin imzasının bulunması veya ifadenin ayrıntılı olması, geçerli çekinme hakkının duruşmada kullanılmasının etkisini ortadan kaldırmaz. Mahkemenin hangi kaydı ne amaçla ele aldığı açık olmalıdır. Sadece dosyanın sayfa sayısına veya evrak listesine bakılarak bütün belgelerin aynı hukuki statüde olduğu söylenemez.

Bu sınır, başka bağımsız delillerin de kendiliğinden yok olduğu sonucunu doğurmaz. Olayla ilgili kamera kaydı, inceleme raporu veya ayrı bir tanık beyanı varsa her biri kendi elde edilme ve tartışılma koşullarıyla incelenir. Çekinen tanığın eski ifadesiyle başka delilin hukuki kaynağı karıştırılmamalıdır. Hangi maddi olgunun hangi kullanılabilir delille desteklendiği, hüküm değerlendirmesinin ayrı sorusudur.

Hatırlamamak ile tanıklıktan çekinmek aynı şey değildir

CMK m.212/1, tanığın bir hususu hatırlayamadığını söylemesi hâlinde önceki ifadesini içeren tutanağın ilgili kısmının okunarak hatırlamasına yardım edilmesini düzenler. Burada kişi tanıklık yapmakta, fakat belirli olguyu anımsayamamaktadır. M.210/2’de ise kanuni hakkına dayanarak tanıklık yapmaktan çekinmektedir. İki işlem aynı gerekçeyle yürütülemez; önce tanığın açıklamasının anlamı belirlenir.

Hatırlamaya yardım işlemi, eski tutanağın tamamını her durumda yeni ifade yerine koyma yetkisi değildir. M.212/1 ilgili kısmın okunmasını esas alır. Hangi olayın hatırlanamadığı, hangi bölümün okunduğu ve tanığın bundan sonra ne söylediği tutanakta görülmelidir. Kişi gerçekten hatırlamıyorsa ona hatırlıyormuş gibi anlatım yaptırılamaz. Tanığın kendi bilgisi ile okunan önceki metnin içeriği ayrılmalıdır.

Geçerli çekinme hakkı açıkça kullanıldıktan sonra işlem “hafızasını tazeleme” adıyla m.212’ye dönüştürülemez. Hakkın kullanılmasıyla hatırlama güçlüğü birbirinin yerine geçen gerekçeler değildir. Buna karşılık yalnız olayın bir ayrıntısını hatırlamayan kişiye, hiç çekinme beyanı olmadığı hâlde otomatik m.210/2 uygulanması da doğru sınıflandırma olmaz. Tutanağın kelimeleri yanında tanığın hangi usul hakkını kullandığı açıkça belirlenmelidir.

Tanık önceki anlatımından farklı konuşursa ne yapılır?

Tanığın duruşmadaki ifadesiyle önceki ifadesi çelişiyorsa CMK m.212/2 önceki ifadenin okunarak çelişkinin giderilmesine çalışılmasını düzenler. Bu aşamada tanık anlatım yapmaktadır; eski ve yeni beyan arasında belirli bir farklılık bulunmaktadır. Çelişkinin konusu gösterilmeli, tanığa bu farkı açıklama imkânı tanınmalıdır. Her kelime farklılığı olayın esasına ilişkin çelişki değildir; neyin aydınlatılacağı somutlaştırılır.

Okuma sonucunda eski anlatımın otomatik olarak üstün sayılması yönünde bir kanun kuralı yoktur. M.217 uyarınca hâkim, usulüne uygun getirilen ve huzurunda tartışılan delilleri serbestçe değerlendirir. Önceki ifadenin tarihi, alınma koşulları, olayın hangi kısmına ilişkin olduğu ve duruşmadaki açıklama birlikte ele alınır. “İlk ifade her zaman doğrudur” veya “son söz eskisini siler” gibi formüller kanuni değerlendirme yerine geçmez.

Tanık m.45 kapsamındaki hakkını kullanarak çekinmişse artık mesele iki anlatım arasında olağan çelişki giderme işlemi olarak yürütülmez. M.210/2’deki özel sınır önce çözülür. Savunma veya iddia makamı, hangi usul yolunun işletildiğini duruşma kaydından denetleyebilmelidir. Bu nedenle çekinme açıklamasıyla çelişki soruları aynı belirsiz özet içine yazılmamalıdır.

Olayın tek delili tanık anlatımıysa doğrudan dinleme gerekir

CMK m.210/1, olayın delili bir tanığın açıklamalarından ibaret olduğunda tanığın duruşmada mutlaka dinlenmesini emreder. Önceki dinleme tutanağını veya yazılı açıklamayı okumak bizzat dinlemenin yerine geçmez. Bu hüküm, duruşmada tanığın açıklamalarının doğrudan değerlendirilmesini güvence altına alır. Tanığın dosyada adının bulunması, soruşturma ifadesinin alınmış olması ve duruşmada dinlenmesi farklı aşamalardır.

Tek tanık ifadesine ilişkin bu düzenlemeyle m.210/2’nin çekinme yasağı birlikte değerlendirilmelidir. Kişiyi duruşmaya getirmenin amacı, kanunen tanınmış çekinme hakkını kaldırmak değildir. Hak sahibi çekindiğinde eski tutanağı okumama kuralı uygulanır. Tanığın mutlaka dinlenmesine ilişkin hüküm, hakkını kullanmasına rağmen zorla açıklama almanın dayanağı olarak kullanılamaz.

Dosyada gerçekten başka delil bulunup bulunmadığı da incelenir. Aynı eski beyanın farklı belgelerde tekrar edilmesiyle bağımsız başka bir delilin bulunması aynı şey değildir. Delillerin kaynağı ve hangi olguyu ispatladığı belirlenmelidir. Tanık dinletme talebinin usulü için CMK m.177–178 kapsamında tanık dinletme başvurusu ayrıca incelenebilir; burada esas sorun mevcut beyanın duruşmada kullanılma sınırıdır.

Tanığın getirilememesiyle çekinmesi neden farklıdır?

CMK m.211/1; ölüm, akıl hastalığı veya bulunduğu yerin öğrenilememesi; hastalık, malullük ya da giderilemeyen başka nedenle belirsiz süre hazır bulunamama; ifadenin önemine göre hazır bulunmanın gerekli sayılmaması durumlarını düzenler. Bu koşullarda önceki dinleme tutanakları veya kişinin yazdığı belgelerin okunması gündeme gelir. Tanığın duruşmaya gelmemesi her durumda bu bentlerden birinin gerçekleştiğini göstermez.

Çekinme hakkını kullanmak ise fiziksel olarak getirilememe gerekçesi değildir. Duruşmada hazır bulunan hak sahibinin konuşmaması, önceki tutanağı m.211 üzerinden serbestçe okumaya izin veren yeni bir yokluk hâli olarak tanımlanamaz. Hangi maddenin uygulandığı ve o maddenin somut koşulu kararda gösterilmelidir. Böylece tanığın mazereti, bulunamaması ve hukuki hakkını kullanması ayrı kategorilerde kalır.

M.211/2 belirli tutanakların okunmasına ilgililerin birlikte rızasını ayrıca düzenler. Bu hüküm, m.210/2’deki açık yasağı incelemeden bütün eski ifadeler için otomatik okuma izni olarak ele alınamaz. Kullanılacak kaydın niteliği, tanığın mevcut sıfatı ve çekinme beyanı önce belirlenir. Bir tarafın tek başına “okunsun” demesi de kanunda aranan birlikte rıza işlemiyle aynı değildir.

Duruşma tutanağında hangi noktalar açık olmalıdır?

Denetlenebilir bir işlem için tanığın sanıkla ilişkisi, çekinme hakkının bildirilmesi, tanığın seçimi ve buna ilişkin mahkeme işlemi tutanakta görülmelidir. Eski ifadenin okunması istenmişse hangi tarihli belgenin hangi kısmının talep edildiği belirtilir. M.210/2 itirazı soyut “delile itiraz ediyoruz” cümlesi yerine, hak sahibi tanığın duruşmadaki çekinme beyanıyla bağlantı kurmalıdır. Bu yaklaşım olayı ve uygulanacak maddeyi birlikte görünür kılar.

CMK m.215, tanık dinlendikten veya belge okunduktan sonra katılan veya vekiline, savcıya, sanığa ve müdafiine diyeceklerinin sorulmasını öngörür. M.216 ise delillerin tartışılmasını düzenler. Ancak tartışma imkânı verilmesi, baştan okunması yasak bir tutanağı kendiliğinden okunabilir yapmaz. Delilin kullanılabilirliği ile delil hakkında görüş açıklama imkânı ayrı aşamalardır.

Tanığın açıklaması yanlış özetlenmiş veya çekinme iradesi hiç yazılmamışsa eksiklik duruşma sırasında belirtilmelidir. Sonradan yapılacak başvurunun hangi kayda dayanacağı bu tutanaktan anlaşılır. Bu bölüm yeni bir bağımsız dava veya her işlem için ortak itiraz süresi öngörmez; yargılamanın aşaması ve verilecek kararın niteliği hangi usul yolunun izleneceğini belirler. Belirsiz bir süre varsayımıyla işlem yapılmamalıdır.

Okuma işlemine ilişkin itiraz, tanığın daha önce konuştuğunu inkâr etmeyi gerektirmez. Eski ifadenin gerçekten alınmış olduğu kabul edilerek, duruşmada kullanılan çekinme hakkının onun okunmasına etkisi ileri sürülebilir. Böylece kayıt doğruluğu ile kullanım yasağı ayrı kalır. Bir belgenin sahih olması, o belgenin her usul aşamasında sınırsız kullanılabileceğini tek başına göstermez; ileri sürülen itirazın hukuki niteliği doğru belirlenir.

Okuma yasağı davanın sonucunu otomatik belirler mi?

CMK m.217/1 hâkimin kararını duruşmaya getirilen ve huzurunda tartışılan delillere dayandırmasını, m.217/2 ise suçun hukuka uygun elde edilmiş delillerle ispatını düzenler. M.210/2’ye aykırılık iddiasında eski tutanağın hangi amaçla kullanıldığı ve hüküm gerekçesinde neye dayanak yapıldığı incelenir. Yasağın varlığı somut delil denetimi gerektirir; yalnız dosyada böyle bir tutanak bulunmasıyla bütün yargılama hakkında tek sonuç açıklanamaz.

Çekinme, isnadın doğru olduğunu kabul etme veya yanlış olduğunu kanıtlama anlamına gelmez. Kişi kanuni hakkını kullanmaktadır. Sanığın mahkûmiyeti ya da beraati, kalan hukuka uygun deliller ve isnadın ispatı çerçevesinde değerlendirilir. Bir tanığın çekinmesi bütün bağımsız delilleri ortadan kaldırmaz; aynı şekilde eski beyanın dosyada bulunması da ispat açığını kendiliğinden tamamlamaz.

Başvuruda tanığın hakkı, önceki tutanağın kullanım biçimi ve bunun hükme etkisi ayrı gösterilmelidir. Bu ayrım iddia ve savunmanın tartışmasını somutlaştırır: hangi kayıt yasağa rağmen okunmuş, hangi olgu bu kayda dayanılarak kabul edilmiş ve kalan deliller nasıl değerlendirilmiştir? M.210/2’ye dayanan denetim, tanığı konuşmaya zorlamayı değil ceza yargılamasının kanuni delil sınırları içinde yürütülmesini amaçlar.

Sık sorulan sorular

Sanığın eşi soruşturmada konuşup duruşmada çekinebilir mi?

CMK m.45/3 uyarınca hak sahibi kişi dinlenmeden önce bilgilendirilir ve dinlenirken de çekinebilir. Önceki konuşma, sonraki aşama için geri alınamaz feragat sayılmaz. Duruşmada geçerli çekinme hakkı kullanıldığında m.210/2 gereğince önceki ifade tutanağı okunamaz.

Boşanmış eş için de aynı kural geçerli midir?

CMK m.45/1-b evlilik bağı kalmasa bile şüpheli veya sanığın eşine çekinme hakkı tanır. Bu kişi duruşmada hakkını kullanırsa m.210/2 okuma yasağı uygulanır. Evliliğin sona ermesi tek başına geçmiş eşin çekinme hakkını ortadan kaldırmaz; dosyadaki ilişki belirlenir.

Tanık hatırlamıyorum derse eski ifadesi okunabilir mi?

CMK m.212/1 belirli hususu hatırlamayan tanığa önceki tutanağın ilgili kısmının okunarak yardım edilmesini düzenler. Bu durum kanuni çekinmeden farklıdır. Önce tanığın hatırlama güçlüğü mü yaşadığı yoksa çekinme hakkını mı kullandığı açıkça belirlenmeli; iki işlem birbirinin yerine uygulanmamalıdır.

Önceki ve yeni anlatım çelişirse ilk ifade otomatik üstün müdür?

Hayır. CMK m.212/2 önceki ifadeyi okuyarak çelişkinin giderilmesine çalışılmasını öngörür. Hangi anlatımın nasıl değerlendirileceği m.217 çerçevesinde hukuka uygun delil tartışmasına bağlıdır. İlk ifadenin her zaman doğru veya son ifadenin otomatik üstün olduğuna ilişkin genel kural yoktur.

Eski tutanağın dosyada bulunması okunması için yeterli midir?

Yeterli değildir. Dosyaya gelen bir evrakın duruşmada kullanım koşulları ayrıca incelenir. CMK m.210/2 kapsamında çekinme kullanılmışsa önceki ifade tutanağı okunamaz. İmza bulunması veya ifadenin ayrıntılı yazılması bu özel okuma yasağını ortadan kaldıran bir koşul değildir.

Tek delil tanık anlatımıysa tutanak okumak yeterli olur mu?

CMK m.210/1 olayın delili tek tanığın açıklamasından ibaretse tanığın duruşmada mutlaka dinlenmesini gerektirir. Önceki tutanak veya yazılı açıklamayı okumak dinleme yerine geçmez. Tanığın ayrıca kanuni çekinme hakkı varsa duruşmada bu hakkı kullanmasının m.210/2 sonucu da korunur.

Tanığın duruşmaya gelmemesi çekinme sayılır mı?

Kendiliğinden sayılmaz. Geçerli çekinme hakkı ve bu hakkın kullanılması belirlenmelidir. Tanığın bulunamaması, hastalığı veya başka engeli CMK m.211 koşullarıyla incelenir. Duruşmaya gelmemek, hatırlamamak ve kanuni çekinme üç farklı usul durumudur; aynı gerekçeyle değerlendirilmez.

Meslek sahibi her konuda tanıklıktan çekinebilir mi?

Hayır. CMK m.46’da çekinme, belirtilen meslek veya görev nedeniyle öğrenilen bilgilerle bağlantılıdır. Günlük yaşamda görülen her olay meslek sırrı olmaz. İlgilinin rızasının etkisi de bentlere göre değişir; özellikle avukatlıkla ilgili a bendi ile diğer meslekler aynı şekilde değerlendirilmez.

Çekinen tanığın beyanı davayı kendiliğinden düşürür mü?

Hayır. Çekinme hakkının kullanılması, davanın otomatik olarak sona ermesini düzenleyen bir işlem değildir. Önceki tutanağın kullanılma sınırı uygulanır; kalan hukuka uygun deliller ve isnadın ispatı ayrıca değerlendirilir. Mahkûmiyet veya beraat sonucu yalnız çekinme olgusuna bağlanarak önceden garanti edilemez.

Duruşmada okuma yasağına itiraz nasıl somutlaştırılır?

Tanığın hangi kanuni nedenle çekinebileceği, duruşmada bu hakkı kullandığı kayıt ve okunmak istenen önceki ifadenin tarihi gösterilir. CMK m.210/2 dayanağı açıkça belirtilir. Soyut delil itirazı yerine kaydın kullanım biçimi ve varsa hükme etkisi ayrı açıklanmalıdır.

Başvuru ve dosya hazırlığı

Önceki tanık ifadesine ilişkin incelemede soruşturma tutanağı, duruşmadaki hak hatırlatması, çekinme beyanı ve delilin hükümdeki kullanımı birlikte okunur. Mersin merkezli Türkiye geneli dosya yönetiminde İstanbul ve Mersin ofisleri üzerinden bu usul zinciri ve dosyadaki bağımsız deliller değerlendirilir. Belirli duruşma veya kararın incelenmesi için iletişim sayfasından ulaşabilirsiniz.

Resmî kaynaklar ve mevzuat

Mevzuat kontrol tarihi: 24 Ekim 2026.

İlgili hukuk rehberleri

İstanbul ve Mersin ofisleri

İstanbul · Polaris Plaza

Maslak Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No:21, Kat:9, 34475 Sarıyer/İstanbul

İstanbul ofisi ve randevu

Mersin · Profit İş Merkezi

İhsaniye Mahallesi, 4903. Sokak, Profit İş Merkezi No:23, Kat:3, Daire:14, 33070 Akdeniz/Mersin

Mersin ofisi ve randevu

Hukuki konu hakkında iletişim

İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

Telefonla Araİletişim Bilgileri

tarafından hazırlanmış, Av. Emirhan Keskin tarafından incelenmiştir.

Yazar Bilgisi

, Mersin Barosu 3472 sicil numarasına kayıtlıdır. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, aile, iş, gayrimenkul ve ticaret hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi sunmaktadır.

İnceleyen: Av. Emirhan Keskin · Mersin Barosu Sicil No: 5507

Telefon WhatsApp