B&KBakırcı & KeskinHUKUK BÜROSU
TR
TürkçeEnglishDeutschРусскийالعربية中文
Menü

Eşinden Borç Alan Kişi Ödeme İçin Süre İsteyebilir mi?

Eşinden borç alan kişi, ödeme evlilik birliğini tehlikeye düşürecek derecede önemli güçlük yaratacaksa TMK m. 217 uyarınca ödeme için süre isteyebilir. Evlilik veya uygulanan mal rejimi, eşler arasındaki borcu kendiliğinden boşanma tarihine ertelemez. Kanun önce borcun muaccel olabileceğini kabul eder, ardından belirli koşullarda süre isteme imkânı tanır.

Bu nedenle üç ayrı soru cevaplanır: gerçekten geri ödeme borcu doğmuş mudur, ödeme zamanı gelmiş midir ve ödeme için kanuni erteleme koşulu var mıdır? Zamanaşımının evlilik boyunca durması bu sorulardan farklıdır. Bir alacağın zamanaşımına uğramaması, henüz istenemeyeceği anlamına gelmez. Doğru inceleme, para aktarımının niteliğini, kararlaştırılan vadeyi, aile bütçesine etkisini ve alacaklı eş için gerekli güvenceyi aynı dosyada fakat ayrı başlıklarda değerlendirir.

Eşler arasındaki borçta ödeme süresi: Borcu belirle, Vadeyi doğrula, Güçlüğü belgele, Süre ve güvence
Zamanaşımının evlilik boyunca durması, borcun evlilik içinde istenemeyeceği anlamına gelmez.

Eşler birbirleriyle borç ilişkisi kurabilir

TMK m. 193, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça eşlerin birbirleriyle ve üçüncü kişilerle hukuki işlem yapabileceğini düzenler. Dolayısıyla evlilik bağı, eşler arasında ödünç veya başka bir borç ilişkisinin kurulmasına genel bir engel değildir. Borcun hukuki niteliği, yapılan işlemin içeriği ve tarafların iradesi üzerinden belirlenir.

Eşler arasındaki her para aktarımı aynı nitelikte olmaz. Ödünç, bağış, ortak giderin karşılanması veya başka bir işin yönetimi için verilen para farklı sonuç doğurur. Borç veren eş, yalnız para gönderdiğini değil geri verme yükümlülüğünün hangi ilişkiden doğduğunu da açıklamalıdır. Bu başlangıç yapılmadan ödeme süresi tartışması eksik kalır. Önce geçerli borç belirlenir; m. 217 o borcun yerine getirilme zamanına ilişkin özel korumayı düzenler.

Ortak yaşam gideri ile ödünç ayrılır

TMK m. 186, eşlerin birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıklarıyla katılmasını öngörür. Bu kanuni katkı yükümlülüğü ile TBK m. 386’daki geri verme taahhüdüne dayanan tüketim ödüncü aynı değildir. Aile için yapılan her harcamanın sonradan eşe verilmiş borç sayılması doğru bir başlangıç oluşturmaz.

Para aktarımının amacı, mesajlar, açıklamalar ve ödeme düzeni birlikte incelenir. Bir eşin ortak ihtiyaç için ödeme yapmasıyla diğer eşin belirli süre sonra geri vermek üzere aldığı paranın hukuki temeli ayrıdır. Belgenin yalnız banka dekontundan ibaret olması hâlinde dekontun gösterdiği transfer olgusu ile borç ilişkisinin diğer unsurları ayrı değerlendirilir. Bu ayrım, gerçek bir alacağı koruduğu gibi kanuni aile katkısının gerekçesiz borç olarak yeniden adlandırılmasını da önler.

Mal rejimi borcun vadesini otomatik değiştirmez

TMK m. 217’nin ilk cümlesi, mal rejiminin eşler arasındaki borçların muaccel olmasını önlemeyeceğini açıkça belirtir. Tarafların evli olması, bütün alacakların ancak boşanma veya ölüm sonrası tasfiyede istenebileceği anlamına gelmez. Borcun ödeme zamanı kendi hukuki ilişkisine göre belirlenir.

Edinilmiş mallara katılma rejimi ile eşler arasında ayrı bir ödünç ilişkisinin varlığı birbirini dışlamaz. Ödünç alacağı, mal rejiminden doğan katılma alacağıyla aynı kalem değildir. Mal rejiminin tasfiyesinde ileri sürülen alacaklar kendi doğum ve hesap koşullarına tabidir. Aynı para hareketi iki farklı talebe dayanak gösteriliyorsa çifte tahsil yaratmadan hukuki ilişki açık kurulmalıdır. Evlilik içindeki bütün para uyuşmazlıkları tasfiye hesabına dönüştürülemez.

Önce kararlaştırılan ödeme tarihi okunur

TBK m. 90, ifa zamanı kararlaştırılmadıkça veya ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça borcun doğumunda muaccel olacağını düzenler. Ancak özel sözleşme türlerine ilişkin hükümler de dikkate alınır. Eşler arasında belirli bir tarih, taksit veya bildirim düzeni kararlaştırılmışsa önce bu içerik incelenir.

Sözleşmede yalnız borç miktarının yazması ile geri ödeme gününün belirlenmesi aynı değildir. Elektronik yazışma veya sonradan yapılan anlaşma ileri sürülüyorsa bunun kapsamı ve ispatı ayrıca değerlendirilir. Bir eşin daha erken ödeme istemesi, kararlaştırılmış vadeyi tek taraflı olarak her durumda değiştirmez. Buna karşılık vade gelmişse yalnız evli olunduğu gerekçesiyle ödemenin istenemeyeceği de söylenemez. M. 217 kapsamındaki süre istemi, bu ilk vade incelemesinden sonra ele alınır.

Vadesiz tüketim ödüncünde altı haftalık kural

TBK m. 392, ödüncün geri verilmesi için belirli gün, bildirim süresi veya geri istendiği anda muacceliyet kararlaştırılmamışsa, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödünç alanın geri vermekle yükümlü olmadığını düzenler. Eşler arasındaki para ödüncünde de hukuki ilişki bu koşulları taşıyorsa özel kural göz önünde tutulur.

Bu altı haftalık dönem, m. 217’deki evlilik birliğini koruyan yargısal süre isteminden farklıdır. İlki sözleşmenin özel vade kuralıdır; ikincisi ödeme ciddi ailevi güçlük yaratacaksa talep edilen korumadır. İlk istemin tarihi ve içeriği bu nedenle belgelenmelidir. Eşler arasında para verilmiş olmasını, ertesi gün her koşulda icra edilebilir borç doğmasıyla aynı görmek m. 392’nin koşullarını atlar. Önce tarafların belirlediği düzen, yoksa kanunun özel kuralı incelenir.

Ödeme güçlüğünün evlilik birliğini tehlikeye düşürmesi gerekir

TMK m. 217, her nakit sıkışıklığında otomatik erteleme tanımaz. Ödemenin borçlu eşi, evlilik birliğini tehlikeye düşürecek derecede önemli güçlüklere sokması gerekir. Bu ifade hem güçlüğün ağırlığını hem aile birliğiyle bağlantısını arar. Yalnız paranın başka yerde kullanılmak istenmesi veya ödemenin ertelenmesinin daha rahat olması yeterli koşul olarak sunulamaz.

Aile bütçesinin temel giderleri, barınma, çocukların bakım ve eğitim ihtiyaçları, gelir düzeni ve ödeme yapılınca ortaya çıkacak somut sonuç değerlendirilir. İstem sahibi hangi borcun hangi miktarda ödenmesinin hangi zorunlu ihtiyacı etkilediğini açıklamalıdır. Kanuni ölçüt, soyut ekonomik zorluk cümlesiyle doldurulmaz. Belgelenen bütçe ve borç ödeme takvimi, aile birliğine yönelik tehlikenin değerlendirilmesine gerçek bir temel sağlar.

Süre istemi borcu inkâr etmekten farklıdır

Ödeme için süre isteyen eş, borcun bulunmadığı savunmasından farklı bir hukuki talep ileri sürer. Borcun geçerliliği veya tutarı tartışmalıysa bu hususlar ayrıca açıklanabilir; fakat m. 217 talebi ödeme zamanına ilişkindir. Borcun miktarıyla süre isteminin gerekçesinin aynı belirsiz ifade içinde bırakılması dosyanın anlaşılmasını güçleştirir.

Talepte istenen sürenin ne olduğu, bu dönemde hangi gelir veya koşul değişikliğinin ödemeyi mümkün kılacağı ve aile bütçesinin nasıl korunacağı gösterilir. Kanun sabit ve bütün olaylara uygulanan bir erteleme süresi öngörmez. Mahkemenin somut değerlendirmesine esas olacak veriler sunulur. Süre istemek, borcu kişisel kararla silmek veya alacaklı eşin hakkını süresiz biçimde askıya almak anlamına gelmez; istemin dayanağı ve sınırı açıkça belirlenmelidir.

Alacaklı eşin menfaati de korunur

M. 217 yalnız borçlu eşin ödeme rahatlığını düzenleyen tek taraflı bir ayrıcalık değildir. Alacaklı eşin de barınma, geçim ve çocukların ihtiyaçlarına ilişkin yükümlülükleri bulunabilir. Ödemenin ertelenmesiyle bu eşin ekonomik durumunun nasıl etkileneceği somut değerlendirmede önem taşır. Aile birliği üzerindeki etki iki tarafın gerçek koşullarıyla birlikte ortaya konulur.

Alacaklı eşin paraya duyduğu ihtiyaç belgelerle açıklanmalıdır. Borçlunun erteleme talebine yalnız genel bir itiraz etmek yerine alacağın kaynağı, vade ve gecikmenin doğuracağı sonuç gösterilir. Mahkemenin değerlendireceği güçlük, tek bir eşin seçtiği harcama önceliğinden ibaret değildir. Kanundaki güvence imkânı da alacaklı hakkının korunmasına yöneliktir. Böylece ödeme zamanı düzenlenirken alacağın tahsil edilebilirliğinin ortadan kalkması önlenmeye çalışılır.

Hâkim güvence gösterilmesini isteyebilir

TMK m. 217, durum ve koşullar gerektiriyorsa hâkimin süre isteyen eşi güvence göstermekle yükümlü tutacağını düzenler. Güvence, ödeme ertelendiğinde alacaklı eşin hakkını koruyan ayrı bir araçtır. Süre istemi hazırlanırken yalnız ertelemenin yararı değil alacağın nasıl korunacağı da açıklanmalıdır.

Önerilen güvencenin hangi alacağı, hangi tutarı ve hangi dönemi kapsadığı belirli olmalıdır. Malvarlığının mevcut yükleri ve güvencenin hukuken kurulabilirliği değerlendirilir. Bir malın varlığını sözlü olarak söylemekle geçerli ve etkili güvence kurulması aynı şey değildir. Kanun her dosyada aynı güvence türünü zorunlu tutmaz; koşullara göre gereklilik değerlendirilir. Süre kararının güvence şartı içerip içermediği ve bu şartın yerine getirilmesi ayrıca takip edilmelidir.

Tek taraflı erteleme beyanı yeterli değildir

Borçlu eşin karşı tarafa ödeme yapmayacağını veya kendi seçtiği tarihte ödeyeceğini bildirmesi, m. 217 kapsamında verilmiş mahkeme kararıyla aynı hukuki etkiye sahip değildir. Taraflar kendi aralarında geçerli bir yeni ödeme düzeni kurabilir; anlaşma yoksa kanuni süre istemi gerekli yargısal değerlendirmeye tabidir.

Bu nedenle dilekçe veya görüşme yapılmasıyla bütün takip işlemlerinin kendiliğinden durduğu düşünülmemelidir. Mevcut takip ya da dava varsa gerekli usul işlemleri ayrıca değerlendirilir. M. 217, her başvurunun otomatik durdurma sonucu doğurduğunu söylemez. İstem sahibi hangi kararın verildiğini, kapsamını ve uygulanmasını kontrol etmelidir. Borcun vadesiyle ilgili gerçek anlaşma, mahkeme kararı ve yalnız kişisel talep birbirinden ayrıldığında ödeme takvimi konusunda yanlış güven oluşması önlenir.

Muacceliyet ile temerrüt aynı kavram değildir

Muacceliyet, alacağın ifasının istenebilir hâle gelmesini ifade eder. TBK m. 117 ise muaccel borçta temerrüdü kural olarak alacaklının ihtarına bağlar ve belirli istisnalar düzenler. Ödeme gününün birlikte belirlenmesi gibi durumlarda günün geçmesiyle temerrüt sonucu doğabilir. Bu nedenle yalnız borcun mevcut olmasıyla bütün gecikme sonuçlarının başladığı söylenemez.

Eşler arasındaki dosyada vade belgesi, ihtar veya ilk istem ve varsa süre kararı ayrı tarihler olarak kaydedilir. M. 217 talebinin varlığı, temerrüt koşullarını hiç incelememeyi haklı kılmaz. Süre kararının ödeme düzenine etkisi ve borcun ilgili dönemdeki durumu birlikte değerlendirilir. Borçluya gönderilen her mesajın aynı hukuki sonucu doğurduğu da varsayılmaz; içeriği, zamanı ve muhatabı belirlenmelidir.

Sözleşme faizi ve gecikme sonuçları ayrı incelenir

TBK m. 387, ticari olmayan tüketim ödüncünde taraflar kararlaştırmadıkça faiz istenemeyeceğini düzenler. Ticari ödünç için maddede farklı kural vardır. Bu düzenleme, ödünç bedelinin kullanımına ilişkin faizle ilgilidir; temerrüdün sonuçları ayrı koşullara bağlıdır. Eşler arasında faiz sözcüğü kullanılırken hangi hukuki dönemin kastedildiği açık olmalıdır.

M. 217, borcun bütün faizlerini kendiliğinden silen bir hüküm değildir. Tarafların anlaşması, ilgili sözleşme ve verilen süre kararının kapsamı ayrı okunur. Alacak talebinde anapara, varsa sözleşme faizi ve gecikme kalemleri birbirinden ayrılır. Süre isteyen eş de hangi kaleme ilişkin itirazı olduğunu belirtmelidir. Böylece ödeme kolaylığı talebiyle faiz hesabının hukuki dayanağı aynı mesele gibi sunulmaz.

Evlilik boyunca zamanaşımı durur, borç mutlaka ertelenmez

TBK m. 153/3, evlilik devam ettiği sürece eşlerin birbirinden olan alacaklarında zamanaşımının işlemeye başlamayacağını, başlamışsa duracağını düzenler. Bu hüküm alacağın süreyle korunmasına ilişkindir. TMK m. 217 ise borcun muacceliyetini ve belirli koşullarda ödeme için süre istenmesini düzenler. İki hüküm farklı sorulara cevap verir.

Dolayısıyla zamanaşımı durduğu için alacak evlilik sürerken istenemez sonucu çıkarılamaz. Borç kendi vadesinde muaccel olabilir ve kanuni koşullarla talep edilebilir. Evlilik sona erdiğinde zamanaşımını durduran sebebin kalkmasının etkisi ayrıca hesaplanır. Alacağın doğum tarihi, önceki işlem süresi ve sona erme tarihi önem taşır. Dosyada zamanaşımı, vade ve temerrüt için ayrı takvim tutulması birbirine benzeyen süre ifadelerinin yanlış kullanılmasını önler.

Eşler arasındaki yönetim ilişkisi ayrıca borç doğurabilir

TMK m. 215, bir eşin mallarının yönetimini açık veya örtülü biçimde diğer eşe bırakması hâlinde, aksi kararlaştırılmadıkça vekâlet hükümlerinin uygulanacağını düzenler. Bu nedenle her ödeme yükümlülüğü mutlaka ödünç sözleşmesinden doğmaz. Yönetim için verilen paranın hesabı veya geri verilmesi, ilgili ilişkinin kurallarına göre değerlendirilir.

Eşin malını yönetirken aldığı tutar, yaptığı harcama ve verdiği hesap belgelerle gösterilir. Yönetim parasının kişisel kullanım için verilmiş bir borç olduğu varsayımı otomatik kurulmaz. Önce ilişkinin niteliği belirlenir; bundan doğan ödeme borcu için m. 217 koşulları ayrıca incelenebilir. Borcun hukuki kaynağını doğru tespit etmek, hem vade hem ispat hem talebin kapsamı açısından önemlidir. Aynı para için birbirini dışlayan açıklamalar gerekçesiz biçimde birlikte ileri sürülmemelidir.

Mal ortaklığında da aynı koruma açıkça düzenlenmiştir

TMK m. 270, mal ortaklığı bölümünde eşler arasındaki borçların muaccel olmasını rejimin önlemeyeceğini ve evlilik birliğini tehlikeye düşüren önemli güçlükte ödeme süresi istenebileceğini ayrıca düzenler. Durum ve koşullara göre güvence de gündeme gelir. Böylece ortaklık malvarlığının bulunması, eşler arasındaki ayrı borcun tamamen görünmez olduğu anlamına gelmez.

Ancak ortaklık mallarının üçüncü kişilere karşı sorumluluğu başka bir konudur. Eşin banka ve kredi borcundan diğer eşin sorumluluğu dış alacaklı ilişkisini ele alır. Buradaki süre isteminde alacaklı ve borçlu eşlerin birbirlerine karşı konumu esas alınır. Bankaya olan borç, sırf evlilik birliğini etkiliyor diye eşler arası borç hükmüne dönüştürülemez.

Katılma alacağının ertelemesi farklı hükme dayanır

Mal rejiminin tasfiyesi sonunda doğan katılma alacağının aynen veya parayla ödenmesi ve ertelenmesi TMK m. 239’da ayrıca düzenlenmiştir. Evlilik sürerken ayrı ödünç borcu için m. 217’ye dayanılmasıyla tasfiye borcunun ödeme güçlüğü aynı başvuru değildir. Dayanılan alacağın türü açıkça belirlenmelidir.

M. 217 evlilik birliğinin tehlikeye girmesini vurgularken m. 239 kendi ödeme ve erteleme koşullarını içerir. Bu nedenle yalnız iki hükümde de süre istemi bulunmasından hareketle bütün şartlar eşitlenmez. Alacak belgesi, rejimin sona erip ermediği ve ödeme yükümlülüğünün doğum sebebi birlikte incelenir. Dosyada farklı türde alacaklar varsa her biri için kendi hukuki dayanağı gösterilir. Böylece yanlış kanun maddesine bağlanan toplu erteleme talebinden kaçınılır.

Bütçe ve borç takvimi nasıl hazırlanmalıdır?

İstem sahibi borcun anaparasını, vadesini, varsa taksitlerini, mevcut gelirlerini, zorunlu aile giderlerini ve diğer ödeme yükümlülüklerini belgelerle ortaya koymalıdır. Çocukların eğitim ve sağlık ihtiyaçları, barınma giderleri ve düzenli gelir belgeleri ödeme etkisini somutlaştırır. Sadece toplam borç rakamı, aile birliğinin tehlikeye girdiğini tek başına göstermez.

İstenen sürenin sonunda hangi kaynağın ödemeye ayrılacağı da açıklanmalıdır. Belgelerde geçici ve sürekli giderler ayrılır; aynı borç iki kez toplam içine alınmaz. Alacaklı eşin ihtiyacı ve önerilen güvence de dosyada görünür olmalıdır. Bu çalışma, belirli bir sonucu garanti eden hesap değildir; m. 217’nin aradığı güçlük ve aile birliği bağlantısının değerlendirilmesine elverişli somut veri sağlar. Mahkeme talebi gerçek ekonomik tablo üzerinden inceleyebilir.

Başvuruda borç, süre ve güvence ayrı talep edilir

Başvuru metninde borcun hukuki kaynağı, tutarı, muacceliyet tarihi, ödeme nedeniyle oluşacak önemli güçlük ve istenen süre açıkça gösterilir. Güvence önerisi varsa hukuki kurulma biçimiyle birlikte belirtilir. Altta yatan borç davası ile aile hukukundan kaynaklanan özel süre isteminin niteliği, görev ve usul incelemesinde ayrı değerlendirilmelidir; tarafların eş olması her alacak uyuşmazlığını tek tür davaya dönüştürmez.

Kanundaki koruma ne otomatik borç affıdır ne de evlilik sonuna kadar sınırsız bekleme hakkıdır. Gerçek borç, doğru vade ve somut güçlük bir arada incelenir. Tarafların anlaşması varsa yeni ödeme planı açık yazılır; anlaşma yoksa gerekli yargısal kararın kapsamı takip edilir. Böylece aile birliğinin korunması ile alacaklı eşin hakkı arasında kanunun kurduğu denge somut bir dosyaya aktarılır.

Sık sorulan sorular

Eşimden aldığım borç boşanmaya kadar otomatik ertelenir mi?

Hayır. TMK m. 217 mal rejiminin borcun muaccel olmasını önlemeyeceğini açıkça düzenler. Ödeme zamanı borcun kaynağına ve vadeye göre belirlenir.

Süre istemek için gelirimin azalması yeterli mi?

Kanun ödemenin evlilik birliğini tehlikeye düşürecek derecede önemli güçlük yaratmasını arar. Gelir azalmasının aile bütçesi ve zorunlu ihtiyaçlarla bağlantısı somutlaştırılmalıdır.

Eşler arasındaki her havale borç mudur?

Hayır. Ödünç, bağış, ortak gider katkısı ve yönetim için verilen para farklıdır. Geri ödeme yükümlülüğünün hangi hukuki ilişkiden doğduğu ayrıca ortaya konulur.

Geri ödeme tarihi hiç belirlenmediyse ne olur?

Tüketim ödüncünde TBK m. 392’nin koşulları varsa ilk istemden itibaren altı hafta geçmedikçe geri verme yükümlülüğü doğmaz. Tarafların özel vade düzeni önce incelenir.

Mahkemeden kaç ay süre istenebilir?

M. 217 bütün dosyalar için sabit süre belirlemez. İstenen dönem, ödeme imkânı ve aile birliğine etkisi somut belgelerle açıklanır; değerlendirme olayın koşullarına dayanır.

Hâkim güvence isteyebilir mi?

Durum ve koşullar gerektiriyorsa süre isteyen eş güvence göstermekle yükümlü tutulur. Güvencenin kapsamı ve kurulabilirliği ayrıca değerlendirilir.

Süre talebi icra takibini kendiliğinden durdurur mu?

M. 217 yalnız başvuruyla bütün takiplerin otomatik duracağını düzenlemez. Verilen kararın kapsamı ve gerekli usul işlemleri ayrıca incelenmelidir.

Evlilik devam ederken zamanaşımı işler mi?

TBK m. 153/3 eşlerin birbirinden alacaklarında evlilik boyunca zamanaşımının başlamamasını veya durmasını düzenler. Bu, borcun vadesinin gelmesini engelleyen bir kural değildir.

Faiz kararlaştırılmadıysa ödünç faizi istenebilir mi?

Ticari olmayan tüketim ödüncünde TBK m. 387 uyarınca sözleşme faizi kararlaştırılmadıkça istenemez. Temerrüt koşulları ve gecikme sonuçları ayrı değerlendirilir.

Katılma alacağı için de aynı madde mi uygulanır?

Katılma alacağı ve değer artış payının ödenmesi m. 239’da ayrıca düzenlenir. Eşler arasındaki bağımsız borç için m. 217 ile tasfiye borcunun erteleme koşulları aynılaştırılmaz.

Dosyanın hazırlanması ve büro iletişimi

Mersin’de eşler arası borç dosyası hazırlanırken transferin niteliği, geri ödeme tarihi ve aile bütçesi ayrı belgelerle açıklanır. Süre isteminin dayanağı ile alacaklının korunması birlikte değerlendirilir; evlilik bağı tek başına ödeme takvimi yerine kullanılmaz.

Resmî kaynaklar ve ilgili kanun maddeleri

Kaynak kontrol tarihi: 24 Ekim 2026. İlgili hükümler yazıda belirtilen kapsam ve koşullarıyla ele alınmıştır.

İstanbul ve Mersin ofisleri

İstanbul · Polaris Plaza

Maslak Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No:21, Kat:9, 34475 Sarıyer/İstanbul

İstanbul ofisi ve iletişim

Mersin · Profit İş Merkezi

İhsaniye Mahallesi, 4903. Sokak, Profit İş Merkezi No:23, Kat:3, Daire:14, 33070 Akdeniz/Mersin

Mersin ofisi ve iletişim

Hukuki konu hakkında iletişim

İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

Telefonla Araİletişim Bilgileri

tarafından hazırlanmış, Av. Emirhan Keskin tarafından incelenmiştir.

Yazar Bilgisi

, Mersin Barosu 3472 sicil numarasına kayıtlıdır. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, aile, iş, gayrimenkul ve ticaret hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi sunmaktadır.

İnceleyen: Av. Emirhan Keskin · Mersin Barosu Sicil No: 5507

Telefon WhatsApp