B&KBakırcı & KeskinHUKUK BÜROSU
TR
TürkçeEnglishDeutschРусскийالعربية中文
Menü

Haksız Fiille Borç Altına Sokulan Kişinin İfadan Kaçınma Hakkı

Haksız fiil nedeniyle borç altına sokulan kişinin tazminat istemi zamanaşımına uğrasa da, aynı fiilin doğurduğu borca karşı ifadan kaçınma hakkı korunur. Türk Borçlar Kanunu m.72/2, bu savunmanın zaman bakımından dayanağıdır. Korunan kişi, haksız fiilden zarar gören ve bu fiil yüzünden kendisinden bir edim istenen kişidir. Zarar verenin, işlediği haksız fiilin tazminatını ödemekten kurtulmasına ilişkin bir düzenleme değildir.

Bu hakkın uygulanmasında belirleyici soru, taraflar arasında bir haksız fiil bulunup bulunmadığından ibaret değildir. Ödenmesi veya yerine getirilmesi istenen belirli borcun, o haksız fiil dolayısıyla doğması gerekir. Savunmanın başarısı; borcun kimliğinin, fiilin, zarar ile borç arasındaki bağın ve ifadan kaçınma iradesinin ortaya konulmasına bağlıdır. TBK 72/2, geçmiş bir zararı ileri sürerek karşı tarafa olan bütün yükümlülükleri durdurma yetkisi vermez.

Haksız Fiille Borç Altına Sokulan Kişinin İfadan Kaçınma Hakkı – kanuni koşullar şeması
Haksız fiille doğan borca karşı savunma

TBK 72/2 hangi borcu ve hangi kişiyi korur?

Kanunun düzenlediği ilişkide zarar gören kişi, aynı zamanda talep edilen edimin borçlusu durumundadır. İleri sürülen savunma, karşı tarafın her türlü alacak talebine yönelmez; haksız fiilin doğurduğu borca yönelir. Bu nedenle önce alacak iddiasının dayanağı belirlenir. Sözleşme, borçlandırıcı belge, ödeme talebi ve tarafların işlem sırası birlikte okunarak hangi edimin istendiği saptanır.

Zarar görenin başka bir olaydan kaynaklanan tazminat alacağı bulunması, tek başına bu hükmü işletmez. İki uyuşmazlığın aynı kişiler arasında yaşanması da yeterli değildir. Haksız fiille, talep edilen borcun doğması arasındaki bağ ayrıca gösterilir. Borcun doğumuna yol açan davranış ile sonradan gerçekleşen ayrı bir zarar birbirine karıştırılmamalıdır. Böylece TBK 72/2 savunması, genel bir ödeme güçlüğü açıklamasından veya belgesiz bir zarar iddiasından ayrılır.

Haksız fiil, borç ve nedensellik birlikte nasıl ortaya konulur?

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.49, kusurlu ve hukuka aykırı fiille verilen zararın giderilmesini düzenler. Aynı maddenin ikinci fıkrası, zarar verici davranışı yasaklayan özel bir hukuk kuralı bulunmasa da ahlaka aykırı biçimde kasten verilen zararı kapsar. Bu açıklama kusura dayanan genel sorumluluk düzenine ilişkindir. Özel sorumluluk hükümlerinde, ilgili hükmün aradığı şartlar ve ispat kuralları esas alınır. TBK 72/2’ye dayanan taraf, haksız fiilin hukuki temelini bu kurallarla bağlantılı biçimde açıklamalıdır. Sadece bir sözleşmeden memnun olmamak veya sonradan ekonomik kayba uğramak, haksız fiilin varlığını ispatlamaz.

İkinci unsur, zarar gören bakımından doğan borçtur. Borcun konusu, dayanağı, talep edilen tutarı ve hangi işlemle üstlenildiği belirlenir. Üçüncü unsur, bu borçlanmanın açıklanan haksız fiilden kaynaklanmasıdır. Fiilin varlığı kanıtlanmış olsa bile, fiille ilgisiz bir borca karşı aynı savunma kullanılamaz. İspat çalışması bu üç unsuru ayrı başlıklar altında toplamalı; her belgenin hangi unsuru gösterdiği belirtilmelidir.

Tazminatın zamanaşımına uğraması savunmayı neden ortadan kaldırmaz?

TBK 72’nin ilk fıkrası, haksız fiilden doğan tazminat isteminin zamanaşımını düzenler. İkinci fıkra ise zarar görenin borçlu hâle getirildiği özel durumu ele alır. Kanun, tazminat istemi yönünden sürenin dolmasına rağmen, bu fiille doğan borcun ifasından kaçınma imkânını sürdürür. Dolayısıyla tazminat tahsili talebinin süre durumu ile alacak talebine karşı kullanılacak savunmanın durumu ayrı incelenir.

Bu ayrım, süresi geçmiş her tazminat alacağının yeniden dava yoluyla tahsil edileceği anlamına gelmez. Savunmanın sonucu, ilgili borcun ifasının istenmesine karşı konulmasıdır. Zarar görenin karşı taraftan ayrıca para tahsil etmek istemesi, bağımsız bir talep oluşturur ve kendi hukuki şartlarına tabidir. Süre hesabının genel çerçevesi için haksız fiil tazminatında zamanaşımı rehberi incelenebilir; burada ele alınan hak, o hesabın sonucunda da korunan özel savunmadır.

Birden fazla borç veya talep kalemi varsa kapsam nasıl belirlenir?

Alacak talebinin tek bir toplam tutarla bildirilmesi, bu toplam içindeki bütün kalemlerin aynı hukuki sebepten doğduğunu göstermez. Asıl edim, ek ödeme, başka işlemden doğan bakiye ve ayrı sözleşme borçları belge üzerinden ayrıştırılır. TBK 72/2 savunmasında hangi borcun haksız fiille doğduğu, hangi kalemlere karşı ifadan kaçınıldığı ve bunların tutarı açıkça belirtilir.

Bu çalışma bir hesap ayrıntısı değildir; savunmanın hukuki sınırını belirler. Fiille bağlantısı gösterilmeyen bağımsız borç, aynı ödeme talebinde yer aldığı için kendiliğinden bu korumaya girmez. Alacaklı da talep ettiği bedelin dayanağını ve kapsamını ortaya koymalıdır. Mahkemenin incelemesi, tarafların genel anlatımı üzerinden değil, ileri sürülen alacak ile karşı savunmanın aynı edim üzerinde buluşup buluşmadığı üzerinden yürür. Kısmi savunmada kabul edilen ve karşı çıkılan kalemlerin birbirinden ayrılması özellikle önemlidir.

Bu hak, ödemezlik def’i veya takasla aynı mıdır?

Benzer görünen savunmaların kanuni şartları farklıdır. TBK 72/2’de haksız fiille doğan belirli borç esas alınır. Diğer savunmaların şartları bu hükme eklenemez; onların sağladığı sonuçlar da otomatik olarak buraya taşınamaz.

Hukuki araçBelirleyici dayanakTBK 72/2’den ayrıldığı nokta
TBK 72/2 kapsamında ifadan kaçınmaHaksız fiil dolayısıyla zarar görenin borç altına girmesiİlgili borca karşı savunma, tazminat zamanaşımına rağmen korunur.
TBK 97 kapsamında ödemezlik savunmasıÖnce ifa yükümlülüğü bulunmayan tarafın, karşı edim ifa veya teklif edilmedikçe ifadan kaçınmasıİnceleme, sözleşmedeki karşılıklı ifa düzenine yönelir.
TBK 139 kapsamında takasKarşılıklı, muaccel ve kanunun aradığı nitelikte alacaklarTakasın şartları ve zamanaşımına uğramış alacağa ilişkin özel kural ayrıca uygulanır.
TBK 82/2 kapsamında ifadan kaçınmaSebepsiz zenginleşmenin alacak hakkı edinilmesi biçiminde gerçekleşmesiDayanak haksız fiil değil, sebepsiz zenginleşme ilişkisidir.

Takas bakımından TBK 139/3, zamanaşımına uğrayan alacağın takas edilebilir hâle geldiği anda henüz zamanaşımına uğramamış olmasını arar. TBK 143 ise takas iradesinin bildirilmesini ve borçların hangi ölçüde sona ereceğini düzenler. TBK 72/2 savunmasını kullanmak için bu hükümlerdeki karşılıklı alacak ve takas bildirimi düzenini aynıymış gibi uygulamak doğru değildir. Dilekçede hangi hukuki sonucun istendiği açıkça ayrılmalıdır.

Aldatma veya korkutmada bir yıllık süre geçirilmişse ne incelenir?

TBK 39/1, irade bozukluğu nedeniyle sözleşmeyle bağlı olunmadığının bildirilmesi veya verilen şeyin geri istenmesi bakımından bir yıllık süre düzenler. Bu süre içinde kanundaki işlemler yapılmazsa sözleşme onanmış sayılır. Ancak TBK 39/2, aldatma veya korkutma nedeniyle bağlayıcılığı olmayan sözleşmenin onanmış sayılmasının tazminat hakkını ortadan kaldırmadığını ayrıca belirtir.

Bu nedenle sözleşmenin onanmış sayılması ile haksız fiil nedeniyle doğan tazminat ve savunma hakları tek bir sonuç altında birleştirilemez. TBK 72/2’nin uygulanması için yine haksız fiil, zarar gören bakımından doğan borç ve bunların bağlantısı gösterilir. TBK 39/2’nin aldatma ve korkutmaya ilişkin hükmü, yanılma hâline aynı kapsamla uygulanamaz. İrade bozukluğunun türü ve sürenin başlangıcı, TBK 39’daki bir yıllık süre kapsamında ayrıca değerlendirilir.

İspat dosyasında hangi belgeler ve bağlantılar bulunmalıdır?

Kusura dayalı genel haksız fiil sorumluluğunda TBK 50 uyarınca zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispatla yükümlüdür. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.190 da özel düzenleme bulunmayan hâllerde, iddia edilen vakıadan lehine sonuç çıkaran tarafa ispat yükü yükler. TBK 72/2, bu yükleri kaldıran bir belge veya otomatik doğruluk karinesi değildir.

Borçlandırıcı işlemin metni, işlem öncesindeki açıklamalar, yazışmalar, ödeme talepleri ve para hareketleri ayrı işlevler taşır. Sözleşme istenen edimi gösterirken, yazışmalar borcun hangi davranışlar üzerine üstlenildiğini aydınlatır. Banka kayıtları ifanın yapılıp yapılmadığını ve tutarını ortaya koyar. Belgenin yalnız dosyaya eklenmesi yeterli değildir; hangi tarihli davranışı veya hangi borç kalemini ispatladığı açıklanmalıdır.

HMK 194, vakıaların somutlaştırılmasını ve her delilin ilişkilendirildiği vakıanın belirtilmesini ister. HMK 199 kapsamında elektronik veriler de belge niteliğindedir. Buna karşılık bir ekran görüntüsünün belge sayılması, içerdiği her açıklamanın doğruluğunun peşinen kabulü anlamına gelmez. Yazışmanın tarafları, zaman dizisi, bütünlüğü ve borçlandırıcı işlemle bağlantısı incelemeye elverişli biçimde sunulmalıdır.

Mahkemeye sunulan savunma nasıl açık ve denetlenebilir olur?

Cevap dilekçesinin omurgası, istenen borcun tanımlanmasıyla kurulmalıdır. Ardından haksız fiil olarak gösterilen davranışlar, bu davranışların borçlanmaya etkisi ve karşı çıkılan alacak kalemleri sıralanır. Son bölümde, açıklanan borç yönünden TBK 72/2’deki ifadan kaçınma hakkının kullanıldığı ve bu nedenle yöneltilen talebe karşı çıkıldığı belirtilir. HMK 129, savunmanın dayanağı olan vakıaları, bunların delillerini ve açık talep sonucunu cevap dilekçesinin unsurları arasında sayar.

Yalnızca kanun maddesinin numarasını yazmak bu anlatımın yerini tutmaz. “Zarar gördüm” ifadesi de borcun haksız fiilden doğduğunu tek başına açıklamaz. Dosyada olayın tarihi, edimin konusu, borçlanmanın gerçekleştiği işlem, fiili gerçekleştiren kişi ve ilgili belgeler birbirine bağlanmalıdır. Bağımsız tazminat tahsili de isteniyorsa bu istek, salt savunma olarak sunulmuş gibi kabul edilemez; talep sonucu ve uygulanacak usul ayrıca belirlenir.

Kanundaki “her zaman” ifadesi yargılama sürelerini kaldırır mı?

Hayır. TBK 72/2’nin zaman bakımından koruduğu hak, maddi hukuktaki ifadan kaçınma yetkisidir. Devam eden davada savunmanın hangi aşamada ileri sürüleceği, HMK’nın usul kurallarına tabidir. Yazılı yargılamada HMK 141, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra savunmanın genişletilmesini veya değiştirilmesini sınırlar; ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümlerini saklı tutar. Basit yargılamada HMK 319 uyarınca savunmayı genişletme veya değiştirme yasağı cevap dilekçesinin verilmesiyle başlar.

Bu nedenle borçlu, süresiz maddi savunma hakkına güvenerek cevap dilekçesinde olayları açıklamayı ertelememelidir. Hâkimin Türk hukukunu kendiliğinden uygulaması, HMK 33’ün kuralıdır; ancak bu görev, HMK 25 kapsamındaki vakıaları tarafların ileri sürmesi düzenini ortadan kaldırmaz. Zarar gören, hangi borcu neden ifa etmekten kaçındığını yargılamanın izin verdiği aşamada açıkça bildirmelidir.

Zamanaşımı def’i ile bu savunma aynı dilekçe gerekçesi midir?

TBK 161, zamanaşımının ileri sürülmedikçe hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınmayacağını düzenler. Zamanaşımı savunmasında, yöneltilen alacağın kanuni süresi tartışılır. TBK 72/2’de ise zarar gören, kendi tazminat isteminin süre durumuna rağmen, haksız fiilin doğurduğu borcu ifadan kaçınmaktadır. Bu iki savunmanın yöneldiği hak ve hukuki açıklama farklıdır.

Davalı bakımından birden fazla savunmanın kanuni şartları bulunuyorsa, her biri kendi vakıalarıyla ve talep edilen borçla ilişkisi açıklanarak ileri sürülür. Bir savunmanın adını yazmak, diğerinin maddi şartlarını kurmaz. Hâkimin süreleri kendiliğinden incelemesine ilişkin ayrıntılar, TBK 161 ve zamanaşımı def’i yazısında açıklanmıştır. Burada korunması gereken ayrım, zamanaşımıyla karşılaşan tazminat istemi ile devam eden ifadan kaçınma hakkı arasındadır.

Ödeme emri gelirse ifadan kaçınma hakkı nasıl korunur?

Genel haciz yoluyla ilamsız takipte İcra ve İflâs Kanunu m.62, itirazın ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine bildirilmesini öngörür. Süresinde yapılan itirazın takibi durdurma etkisi İİK 66’da düzenlenir. TBK 72/2’deki maddi savunma, bu tebligatı veya itiraz süresini hükümsüz kılmaz.

İtirazın yalnız borcun bir kısmına yönelmesi hâlinde, karşı çıkılan kısmın miktarı ve kapsamı açıkça gösterilmelidir. Genel ilamsız takibe ilişkin bu usul, bütün takip türlerinin ortak kuralı gibi kullanılamaz. İİK 72’de düzenlenen menfi tespit ve istirdat yollarının da kendi şartları vardır. İfadan kaçınma hakkının varlığı, tek başına bir takip işlemini durduran mahkeme kararı veya icra dairesine yapılmış itiraz yerine geçmez.

Alacak başka bir kişiye devredilirse savunma nasıl değerlendirilir?

Alacak talebinin devralan tarafından yöneltilmesi, savunmanın muhatabını da incelemeyi gerektirir. TBK 188/1, borçlunun devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunmaları devralana karşı da ileri sürmesini düzenler. Bu nedenle alacağın devri, mevcut savunmaların bütünüyle ortadan kalktığı anlamına gelmez. Bununla birlikte TBK 72/2’nin koşulları ve savunmanın devrin öğrenildiği sıradaki durumu ayrı ayrı ortaya konulur.

Devir bildirimi, önceki alacaklıya ilişkin belgeler ve talep edilen borcun kaynağı birlikte değerlendirilmelidir. Sadece yeni alacaklının adını veya ödeme hesabını bilmek, bu hukuki incelemeyi tamamlamaz. Savunmaya konu edilen fiilin hangi kişiye ait olduğu ve devredilen alacağın o fiilden doğan borçla aynı olup olmadığı belirlenir. Borçlu, devredene karşı ileri sürdüğü olayları ve belgeleri devralanın talep ettiği alacakla ilişkilendirir.

Bu açıklama genel alacak devri düzenine ilişkindir. Kambiyo senetlerinde ciro ve sonraki hamile karşı savunmalar, özel hükümlere tabidir. Genel devir kuralından hareketle her senet hamiline karşı sınırsız savunma sonucu çıkarılamaz. Talebin hangi hukuki yolla yeni alacaklıya geçtiği, uygulanacak savunma rejiminin seçiminde belirleyicidir.

Borç ödenmişse aynı hükümle sınırsız geri alma hakkı doğar mı?

TBK 72/2, borcun ifasından kaçınmayı düzenler. Yerine getirilmiş bir edimin geri alınması aynı talep değildir. Ödeme yapılmışsa ödemenin hukuki sebebi, gerçekleşme biçimi ve geri istemenin dayanağı ayrıca belirlenir. Sebepsiz zenginleşmeye dayanılan hâllerde TBK 77 ve devamı; borçlanılmamış edimin kendi isteğiyle ifasında TBK 78; istemin süresi bakımından TBK 82 incelenir. İcra yoluyla alınmış para için İİK’daki özel yollar ayrıca değerlendirilir.

Bu ayrım belgelerin hazırlanmasına da yansır. Henüz yerine getirilmemiş borç, kısmen yapılmış ödeme ve tamamen tamamlanmış ifa ayrı gösterilmelidir. Hangi tutarın talep edildiği ve hangi tutarın geri istendiği belirlenmeden tek bir “süresiz hak” açıklaması kurulamaz. TBK 72/2’nin sağladığı koruma, mevcut borç talebine yönelen savunmanın zamanaşımına rağmen sürdürülebilmesidir; bağımsız iade veya tazminat taleplerinin bütün sürelerini kaldırmaz.

Sık Sorulan Sorular

Tazminat zamanaşımına uğradığında TBK 72/2 savunması devam eder mi?

Evet. Haksız fiil dolayısıyla zarar gören bakımından doğan borç için ifadan kaçınma hakkı korunur. Bunun için talep edilen borç ile haksız fiilin bağlantısı gösterilmelidir. Kanun, tazminat tahsili isteminin süre durumuyla belirli borca karşı kullanılacak savunmayı ayrı düzenler.

Bana zarar veren kişiye olan bütün borçlarımı ödemeyi durdurabilir miyim?

Hayır. TBK 72/2 yalnız haksız fiil dolayısıyla doğmuş belirli borca ilişkindir. Tarafların aynı olması yeterli değildir. Başka işlemden kaynaklanan bağımsız borçlar bu savunmanın kapsamına kendiliğinden girmez; her talep kaleminin fiille bağlantısı ayrıca ortaya konulur.

İfadan kaçınma hakkı borcun silinmesi anlamına gelir mi?

Hayır. TBK 72/2 bir savunma hakkı düzenler. Hükmün uygulanması, ilgili edimin yerine getirilmesinin istenmesine karşı konulmasını sağlar. Borcu sona erdiren takas veya diğer sebeplerin şartları farklıdır. Dilekçede hangi savunmanın ve hangi hukuki sonucun ileri sürüldüğü ayrılmalıdır.

Aldatma nedeniyle sözleşmeden kurtulmanın bir yıllık süresi geçmişse savunma da biter mi?

Tek başına bu süre nedeniyle böyle bir sonuç kurulamaz. TBK 39/2, aldatma veya korkutma nedeniyle sözleşmenin onanmış sayılmasının tazminat hakkını kaldırmadığını düzenler. TBK 72/2 bakımından ise haksız fiil, zarar görenin borçlandırılması ve bunların bağlantısı bağımsız olarak incelenir.

TBK 72/2’yi kullanmak için takas bildirimi yapmam gerekir mi?

TBK 72/2 savunması takasla aynı hukuki işlem değildir. Takasın karşılıklı alacak, muacceliyet ve bildirim şartları TBK 139 ile 143’te düzenlenir. Haksız fiille doğan borca karşı ifadan kaçınma, kendi kanuni şartları açıklanarak ileri sürülür; iki düzenleme birbirinin yerine kullanılmaz.

Genel ilamsız takipte “her zaman kaçınabilirim” diyerek yedi günlük itirazı bekletebilir miyim?

Hayır. Genel haciz yoluyla ilamsız takipte İİK 62’deki yedi günlük süre ödeme emrinin tebliğiyle başlar. TBK 72/2’nin maddi hukuk koruması bu usul süresini kaldırmaz. İtirazın kapsamı, ilgili borç ve karşı çıkılan tutar belirtilerek süresinde bildirilmelidir.

Ödediğim parayı TBK 72/2’ye dayanarak süresiz geri isteyebilir miyim?

Hayır. Bu hüküm ifadan kaçınmayı korur; tamamlanmış ifanın geri alınmasına süresiz hak tanımaz. Geri isteme talebinin hukuki sebebi ve süresi ayrıca belirlenir. Sebepsiz zenginleşme, borçlanılmamış edimin ifası ve icra kapsamında alınan paranın iadesi kendi düzenlemelerine tabidir.

Savunma için yalnız TBK 72/2 yazmak yeterli midir?

Yeterli değildir. Talep edilen borç, haksız fiil, borcun bu fiille bağlantısı ve ifadan kaçınma iradesi açıklanmalıdır. HMK 129 ve 194 uyarınca savunmanın vakıaları ile her vakıayı destekleyen deliller gösterilir. Savunmanın ileri sürüldüğü aşamada uygulanacak usul kurallarına da uyulur.

Kanuni Dayanaklar ve Resmî Kaynaklar

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu: m.39, 49–50, 72, 77–78, 82, 97, 139, 143, 161 ve 188. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu: m.25–26, 33, 129, 141, 190, 194, 199 ve 319. 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu: m.62, 66 ve 72.

İstanbul ve Mersin ofisleri

İstanbul · Polaris Plaza

Maslak Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No:21, Kat:9, 34475 Sarıyer/İstanbul

İstanbul · Polaris Plaza iletişim bilgileri

Mersin · Profit İş Merkezi

İhsaniye Mahallesi, 4903. Sokak, Profit İş Merkezi No:23, Kat:3, Daire:14, 33070 Akdeniz/Mersin

Mersin · Profit İş Merkezi iletişim bilgileri

Hukuki konu hakkında iletişim

İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

Telefonla Araİletişim Bilgileri

tarafından hazırlanmış, Av. Emirhan Keskin tarafından incelenmiştir.

Yazar Bilgisi

, Mersin Barosu 3472 sicil numarasına kayıtlıdır. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, aile, iş, gayrimenkul ve ticaret hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi sunmaktadır.

İnceleyen: Av. Emirhan Keskin · Mersin Barosu Sicil No: 5507

Telefon WhatsApp