B&KBakırcı & KeskinHUKUK BÜROSU
TR
TürkçeEnglishDeutschРусскийالعربية中文
Menü

Müteselsil Borçlu Borcun Tamamını Öderse Diğer Borçlulara Rücu Edebilir mi? TBK 167 | 2026

Kısa ve net cevap: Evet. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 167. maddesine göre müteselsil borçlulardan biri, iç ilişkide kendisine düşen paydan daha fazla ödeme yaparsa fazla ödediği miktarı diğer borçlulardan isteyebilir. Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden başka bir paylaşım sonucu çıkmadıkça, müteselsil borçlular iç ilişkide alacaklıya yapılan ifadan eşit paylarla sorumludur. Rücu eden borçlu, diğer borçlulardan her birine yalnız kendi payı oranında başvurabilir.

Örneğin üç kişinin 300.000 TL borçtan müteselsilen sorumlu olduğu ve iç ilişkide farklı bir paylaşım bulunmadığı durumda borcu tek başına 300.000 TL ödeyen borçlunun kendi payı 100.000 TL’dir. Fazla ödediği 200.000 TL için diğer iki borçlunun her birine 100.000 TL rücu edebilir. Borçlulardan birinden payı tahsil edilemiyorsa TBK m.167/3 uyarınca alınamayan miktar diğer borçlular tarafından eşit olarak üstlenilir.

Müteselsil borçlunun fazla ödeme sonrası rücu hakkı TBK 167
TBK m.167, müteselsil borçlular arasındaki iç paylaşımı ve kendi payından fazlasını ödeyen borçlunun rücu hakkını düzenler.

TBK 167’de Temel Kural Nedir?

Müteselsil borçlulukta alacaklı, kanun veya sözleşmedeki şartlar çerçevesinde borcun tamamını borçlulardan herhangi birinden isteyebilir. Bu, alacaklı ile borçlular arasındaki dış ilişki bakımından geçerli olan sonuçtur. Borcun tamamının tek bir borçludan tahsil edilmesi, borcun nihai ekonomik yükünün de mutlaka o kişide kalacağı anlamına gelmez.

TBK m.167, borçluların kendi aralarındaki iç ilişkiyi düzenler. Maddenin ilk fıkrasına göre aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden başka bir sonuç çıkmadıkça, borçlulardan her biri alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludur.

İkinci fıkra, kendisine düşen paydan fazla ödeme yapan borçluya rücu hakkı tanır. Bu kişi, fazla ödediği kısmı diğer borçlulardan isteyebilir. Ancak her bir diğer borçludan onların iç ilişkideki payı oranında talepte bulunabilir; tek bir borçluya diğerlerinin payını da yükleyemez.

Dış İlişki ile İç İlişki Arasındaki Fark Nedir?

Müteselsil borçlulukta en sık yapılan hata, alacaklının bir borçludan borcun tamamını isteyebilmesi ile o borçlunun nihai olarak borcun tamamından sorumlu olması gerektiğini birbirine karıştırmaktır. Oysa dış ilişki ve iç ilişki farklı kurallara tabidir.

Dış ilişkide alacaklının amacı alacağını tam olarak tahsil etmektir. Müteselsil sorumluluğun şartları oluşmuşsa alacaklı, borcun tamamını borçlulardan birinden, birkaçından veya hepsinden isteyebilir; borç tamamen ödeninceye kadar diğer borçluların sorumluluğu devam eder.

İç ilişkide ise ödenen tutarın borçlular arasında nihai olarak nasıl paylaşılacağı belirlenir. TBK m.167’nin eşit pay karinesi bu aşamada uygulanır. Tarafların kendi aralarında farklı bir paylaşım anlaşması varsa veya hukuki ilişkinin niteliği eşit olmayan payları gerektiriyorsa bu özel paylaşım dikkate alınır.

Bu nedenle bir borçlu alacaklıya karşı 300.000 TL’nin tamamını ödemek zorunda kalabilir, ancak iç ilişkide kendi payı yalnız 100.000 TL ise kalan 200.000 TL’yi rücu yoluyla diğer borçlulardan isteyebilir.

Müteselsil Borçluların İç İlişkideki Payı Nasıl Belirlenir?

TBK m.167/1 üç basamaklı bir sistem kurar. İlk olarak tarafların kendi aralarında bir paylaşım anlaşması bulunup bulunmadığına bakılır. İkinci olarak borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinin farklı bir paylaşım gerektirip gerektirmediği incelenir. Bunlardan hiçbiri yoksa eşit pay kuralı uygulanır.

Örneğin üç ortak bir borçtan müteselsilen sorumlu olmakla birlikte kendi aralarındaki sözleşmede borcun yüzde 50, yüzde 30 ve yüzde 20 oranlarında üstlenileceğini açıkça kararlaştırmışsa rücu hesabında bu oranlar esas alınabilir. Alacaklı dış ilişkide yine şartları varsa borcun tamamını tek borçludan isteyebilir; fakat ödeme sonrası iç hesaplaşma sözleşmedeki paylara göre yapılır.

Borçlular arasındaki ilişkinin niteliği de payları değiştirebilir. Ortak girişimde farklı menfaat oranları, belirli bir borcun yalnız bazı borçluların faaliyetiyle ilgili olması veya özel kanunun farklı iç sorumluluk öngörmesi hâlinde eşit paylaşım yerine bu hukuki yapı dikkate alınır.

Eşit pay kuralı ancak farklı paylaşımı gösteren hukuki sebep yoksa uygulanır. Bu nedenle rücu davasında yalnız ödeme dekontuna değil, borçlular arasındaki asıl sözleşme ve iç ilişki belgelerine de bakılmalıdır.

Rücu Hakkı Ne Zaman Doğar?

TBK m.167/2’nin lafzı, kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun rücu hakkını düzenler. Buna göre rücu için yalnız alacaklının talepte bulunmuş olması yeterli değildir; borçlunun gerçekten kendi iç payını aşan bir ifa yapması gerekir.

Örneğin iç payı 100.000 TL olan borçlu alacaklıya yalnız 80.000 TL ödemişse henüz kendi payını aşmadığından m.167/2 anlamında diğer borçlulara rücu edebileceği fazla ödeme yoktur. 150.000 TL ödemişse 50.000 TL fazla ödeme doğmuştur ve bu kısım için diğer borçlulara iç payları oranında başvurabilir.

Rücu hakkı, alacaklıya yapılan ödeme ile borçlular arasındaki iç ilişkinin kesiştiği noktada doğar. Ödemenin hangi borca ve ne miktarda yapıldığı bu nedenle açıkça ispatlanmalıdır. İcra dosyasına ödeme yapılmışsa ana para, faiz, harç ve vekâlet ücreti gibi kalemlerin hangi ölçüde iç ilişkiye yansıyacağı ayrıca değerlendirilir.

Rücu Miktarı Nasıl Hesaplanır?

Rücu hesabında önce toplam geçerli borç ve yapılan ödeme belirlenir. Ardından ödeme yapan kişinin iç ilişkideki payı hesaplanır. Kendi payını aşan kısım, diğer borçluların payları oranında dağıtılır.

Örnek Toplam borç İç pay Tek borçlunun ödemesi Rücu edilebilir fazla
2 borçlu, eşit pay 200.000 TL 100.000 TL 200.000 TL 100.000 TL
3 borçlu, eşit pay 300.000 TL 100.000 TL 300.000 TL 200.000 TL
3 borçlu, %50-%30-%20 500.000 TL Ödeyenin payına göre 500.000 TL Ödeyenin payını aşan kısım

Örneğin yüzde 20 iç payı bulunan borçlu 500.000 TL’nin tamamını ödüyorsa kendi nihai yükü 100.000 TL’dir. Kalan 400.000 TL için yüzde 50 paylı borçluya 250.000 TL, yüzde 30 paylı borçluya 150.000 TL rücu edebilir.

Rücu talebinde borcun fer’ileri de ayrıca ele alınmalıdır. Alacaklıya ödenen faiz ve zorunlu takip giderlerinin iç ilişkide kime ne ölçüde yükletileceği, borçluların temerrüt davranışı ve sözleşme hükümlerine göre değişebilir. Gereksiz veya yalnız ödeme yapan borçlunun kişisel davranışından doğan giderlerin diğer borçlulara otomatik yüklenmesi mümkün değildir.

Diğer Borçlulardan Birinden Payı Tahsil Edilemezse Ne Olur?

TBK m.167/3 bu ihtimali açıkça düzenler. Borçlulardan birinden alınamayan miktarı, diğer borçlular eşit olarak üstlenmekle yükümlüdürler. Böylece ödeme yapan borçlunun, diğer bir borçlunun ödeme güçsüzlüğü nedeniyle bütün ek yükü tek başına taşıması önlenir.

Örneğin üç borçlunun eşit paylı 300.000 TL borcunda A borcun tamamını ödemiş olsun. A’nın B ve C’den 100.000’er TL isteme hakkı vardır. B’nin 100.000 TL payı tahsil edilemiyorsa, alınamayan miktar TBK m.167/3 gereği diğer borçlular arasında eşit paylaşılır. Bu hesabın somut olayda A’nın kendi payına ve C’nin ek yüküne nasıl yansıyacağı hukuki iç ilişki çerçevesinde belirlenir.

“Tahsil edilememe” iddiasının da somutlaştırılması gerekir. Yalnız bir borçlunun ödeme yapmak istememesi ile gerçekten tahsil imkânının bulunmaması aynı değildir. İcra takibi, aciz durumu, malvarlığı araştırması ve benzeri belgeler bu aşamada önem kazanabilir.

Borçlular Kendi Aralarında Farklı Paylaşım Kararlaştırabilir mi?

Evet. TBK m.167/1’in ilk ifadesi “aksi kararlaştırılmadıkça” şeklindedir. Bu nedenle borçlular, aralarındaki iç ilişki bakımından eşit olmayan paylar kararlaştırabilirler. Bu anlaşma alacaklının dış ilişkideki müteselsil talep hakkını, alacaklı anlaşmaya taraf değilse kendiliğinden sınırlamaz.

İç paylaşım sözleşmesinde oranların açık yazılması önemlidir. “Taraflar borcu kendi aralarında paylaşacaktır” şeklindeki belirsiz ifade yerine yüzde veya sabit tutar belirlenmesi sonradan çıkacak rücu uyuşmazlığını azaltır.

Ayrıca hangi faiz, takip gideri, avukatlık ücreti ve teminat giderinin hangi oranda paylaşılacağı da düzenlenebilir. Ancak üçüncü kişilere ve alacaklıya karşı emredici sorumluluk hükümlerini etkileyen anlaşmaların dış ilişkideki sonucu ayrıca değerlendirilmelidir.

Müteselsil Borçluluk ile Müteselsil Kefalet Aynı Şey midir?

Hayır. Müteselsil borçlulukta kişiler aynı borcun asli borçluları olarak sorumludur. Müteselsil kefalette ise kefalet sözleşmesinden doğan fer’i güvence ilişkisi bulunur ve TBK m.583, 586 ve devamındaki özel kefalet hükümleri uygulanır.

Kefilin borcu ödemesi sonrası rücu hakkı özellikle TBK m.596’da düzenlenmiştir. Bu nedenle müteselsil kefilin rücuu ile asli müteselsil borçlular arasındaki TBK m.167 paylaşımı aynı kanuni mekanizma değildir. Sitenizdeki Adi Kefalet ile Müteselsil Kefalet Farkı rehberi kefalet ayrımını açıklamaktadır.

Rücu Davasında Hangi Hususlar İspatlanmalıdır?

Rücu talebinde ödeme yapan kişinin yalnız “borcu ben ödedim” demesi yeterli değildir. Talep miktarını belirlemek için dış borç ve iç paylaşım birlikte ispatlanmalıdır.

  • Müteselsil borç ilişkisi: Sözleşme, kanun hükmü veya sorumluluğun kaynağı.
  • Toplam borç: Alacaklının geçerli alacağının miktarı.
  • Fiilî ödeme: Banka dekontu, tahsil makbuzu, icra dosyası kayıtları.
  • İç paylaşım: Tarafların anlaşması veya hukuki ilişkinin niteliği.
  • Fazla ödeme: Ödeyen kişinin kendi payını aşan tutar.
  • Diğer borçluların payı: Her borçluya yöneltilecek rücu miktarı.
  • Tahsil edilemeyen pay: TBK m.167/3 uygulanacaksa tahsil imkânsızlığını gösteren veriler.

Ödeme icra tehdidi altında veya mahkeme kararı üzerine yapılmışsa dosya belgeleri rücu talebinin temel delilleridir. Alacaklı ile yapılan sulh veya indirim anlaşmasının diğer borçluların iç payına etkisi ayrıca incelenmelidir.

Zamanaşımı Ne Zaman Başlar?

Rücu talebinin zamanaşımı, rücuun hukuki kaynağına göre belirlenir. Sözleşmesel müteselsil borçluluk, haksız fiilden doğan birlikte sorumluluk, kefalet veya özel kanundan doğan rücu talepleri aynı zamanaşımı rejimine tabi değildir.

Bu nedenle yalnız TBK m.167’ye bakılarak her rücu davası için tek bir süre söylenemez. Önce müteselsil borcun kaynağı belirlenmeli, ardından o hukuki ilişkiye ait zamanaşımı hükmü uygulanmalıdır. Rücu hakkının ödeme ile somutlaşması da süre başlangıcı değerlendirmesinde önemlidir.

Özellikle sigorta, sosyal güvenlik, iş kazası ve trafik uyuşmazlıklarında özel kanunlarda farklı rücu ve zamanaşımı hükümleri bulunabilir. Bu alanlarda genel TBK kuralı tek başına yeterli değildir.

Uygulama Örnekleri

Örnek 1: İki müteselsil borçlu, eşit pay

A ve B, 200.000 TL borçtan müteselsilen sorumludur. İç ilişkide farklı anlaşma yoktur. Alacaklı 200.000 TL’nin tamamını A’dan tahsil eder. A’nın kendi payı 100.000 TL olduğundan B’ye 100.000 TL rücu edebilir.

Örnek 2: Üç borçlu ve farklı pay anlaşması

A, B ve C dış ilişkide 600.000 TL borçtan müteselsilen sorumludur. İç sözleşmede paylar A yüzde 50, B yüzde 30, C yüzde 20’dir. Borcun tamamını C öderse kendi payı 120.000 TL’dir; A’ya 300.000 TL, B’ye 180.000 TL rücu edebilir.

Örnek 3: Bir borçludan tahsil mümkün değil

A, B ve C’nin eşit paylı 300.000 TL borcunun tamamını A ödemiştir. B’nin payı gerçekten tahsil edilemiyorsa TBK m.167/3 uyarınca alınamayan tutarın diğer borçlular arasındaki ek paylaşımı gündeme gelir.

Örnek 4: Ödeme yapan borçlunun kişisel gecikme gideri

Borçlu, kendisine yapılan bildirime rağmen gereksiz şekilde ödeme yapmamış ve yalnız kendi davranışı nedeniyle ek masraf doğmuştur. Bu kişisel giderin diğer borçlulara aynen rücu edilip edilemeyeceği, iç ilişki ve kusur bağlamında ayrıca değerlendirilir; sırf alacaklıya ödenmiş olması otomatik rücu hakkı yaratmaz.

Sık Sorulan Sorular

1. Müteselsil borçlu borcun tamamını öderse diğerlerine dönebilir mi?

Evet. TBK m.167/2 uyarınca kendi payından fazla ödediği tutar için diğer borçlulara payları oranında rücu edebilir.

2. İç ilişkide paylar her zaman eşit midir?

Hayır. Tarafların farklı anlaşması veya hukuki ilişkinin niteliğinden başka paylaşım çıkmıyorsa eşit pay uygulanır.

3. Alacaklı neden tek borçludan tamamını isteyebilir?

Müteselsil borçluluğun dış ilişkideki sonucu budur. İç paylaşım alacaklının tahsil hakkından ayrı değerlendirilir.

4. Ödeyen borçlu diğer bir borçludan borcun tamamını isteyebilir mi?

Hayır. TBK m.167/2 gereği her borçluya ancak onun iç ilişkideki payı oranında rücu edebilir.

5. Bir borçludan pay alınamazsa ne olur?

TBK m.167/3’e göre alınamayan miktar diğer borçlular tarafından eşit olarak üstlenilir.

6. Borcun yalnız yarısını ödeyen kişi rücu edebilir mi?

Kendi iç payını aşan bir ödeme yapmışsa yalnız aşan kısım için rücu hakkı doğar.

7. İç paylaşım sözleşmesi alacaklıyı bağlar mı?

Alacaklı sözleşmeye taraf değilse, borçluların kendi arasındaki paylaşım dış ilişkide alacaklının müteselsil talep hakkını kendiliğinden sınırlamaz.

8. Müteselsil kefil için de TBK 167 mi uygulanır?

Kefilin rücuu bakımından TBK m.596 başta olmak üzere özel kefalet hükümleri uygulanır. Asli müteselsil borçluluk ile kefalet aynı değildir.

9. Rücu için ödeme belgesi gerekli mi?

Rücu eden kişinin gerçekten ne kadar ödeme yaptığını ispatlaması gerekir; banka dekontu, makbuz ve icra dosyası kayıtları temel delillerdir.

10. Faiz ve takip giderleri de rücu edilebilir mi?

İç ilişki, temerrüt ve giderin nedenine göre değerlendirilebilir. Her giderin otomatik biçimde diğer borçlulara aktarılması mümkün değildir.

11. Rücu davasında görevli mahkeme hangisidir?

Görev, rücuun dayandığı temel hukuki ilişkinin niteliğine göre belirlenir. Ticari iş, tüketici işlemi, iş ilişkisi veya genel borç ilişkisi farklı görev kurallarına tabi olabilir.

12. Rücu zamanaşımı kaç yıldır?

Tek bir süre yoktur. Rücuun hukuki kaynağı ve varsa özel kanun hükmü belirlenerek zamanaşımı buna göre hesaplanır.

Resmî Kaynaklar

Hukukçu İncelemesi ve E-E-A-T Bilgisi

Bu içerik 16 Eylül 2026 tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun özellikle 162–167. maddeleri esas alınarak hazırlanmıştır. Müteselsil borçluluğun dış ilişkisi ile iç paylaşım ve rücu birbirinden ayrılmış; kefalet ve özel kanun rücu rejimlerinin farklı olduğu belirtilmiştir. Doğrulanmamış içtihat kullanılmamıştır.

Hazırlayan: Av. Halil Bakırcı — Mersin Barosu Sicil No: 3472
İnceleyen: Av. Emirhan Keskin — Mersin Barosu Sicil No: 5507
Büro: Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu — Mersin merkezli, Türkiye geneli dosya yönetimi.

İlgili içerikler: Adi Kefalet ile Müteselsil Kefalet Farkı · Kefilin Sorumluluğu 2026 · Hukuki Bilgilendirme · İletişim.

Hukuki konu hakkında iletişim

İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

Telefonla Araİletişim Bilgileri

tarafından hazırlanmış, Av. Emirhan Keskin tarafından incelenmiştir.

Yazar Bilgisi

, Mersin Barosu 3472 sicil numarasına kayıtlıdır. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, aile, iş, gayrimenkul ve ticaret hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi sunmaktadır.

İnceleyen: Av. Emirhan Keskin · Mersin Barosu Sicil No: 5507

Telefon WhatsApp