Soruşturma Yapılmasına Yer Olmadığı Kararı (SYOK): CMK 158/6 ve İtiraz
Soruşturma yapılmasına yer olmadığı kararı, ihbar edilen fiilin suç oluşturmadığının araştırma gerekmeksizin açıkça anlaşılması veya ihbar ve şikâyetin soyut ve genel olması hâlinde verilir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.158/6 iki ayrı neden düzenler. Bu kararla şikâyet edilen kişiye şüpheli sıfatı verilemez. Karar, varsa ihbarda bulunana veya şikâyetçiye bildirilir; m.173’teki usule göre itiraz edilebilir.
Uygulamada SYOK olarak anılan bu karar, soruşturma sonunda verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararından farklıdır. İtiraz kabul edildiğinde m.158/6’nın açık sonucu soruşturma işlemlerinin başlamasıdır; doğrudan mahkûmiyet veya kendiliğinden ceza davası değildir. Kararı doğru değerlendirmek için gerekçedeki neden, başvuruda açıklanan somut fiil, bildirim tarihi ve soruşturma eşiği birlikte incelenmelidir. Aynı kelimeleri içeren karar adları, farklı aşamalardaki usul işlemlerini birbirine dönüştürmez.

SYOK ceza sürecinin hangi aşamasında verilir?
CMK m.158 ihbar ve şikâyetin yapılmasını düzenler. Altıncı fıkra, belirli başvuruların kişi hakkında soruşturma başlatılmadan sonuçlandırılmasını sağlar. Adalet Bakanlığının Uzlaştırma Rehberi de bu kararın verildiği durumda başlamış bir soruşturma ve kazanılmış şüpheli sıfatı bulunmadığını açıklar. SYOK’un işlevi, soruşturmanın sonunda delilleri tartarak dava açılmamasına karar vermekten farklıdır.
Savcının önüne ulaşan her bildirim aynı nitelikte değildir. Bazı metinler araştırmaya elverişli somut bir fiil içerir; bazıları ise kişi hakkında genel olumsuz nitelemelerden ibarettir. M.158/6, kanunda belirtilen iki durumun varlığını incelemeyi gerektirir. Kararın doğru olup olmadığı, başvurunun yalnız uzunluğuna veya kullanılan suç adının ağırlığına bakılarak belirlenemez. Fiilin ne olduğu ve ne ölçüde somutlaştırıldığı önemlidir.
Başvuru dosyasında evrak numarası bulunması da tek başına kişinin şüpheli olduğu anlamına gelmez. Kanun bu işlemlerin ayrıca kaydedilmesini öngörür. Evrakın varlığı, kaydın türü ve kişinin usul sıfatı ayrı konulardır. Kararda hangi maddeye dayanıldığı görülmeden bütün savcılık kayıtları genel bir soruşturma dosyası olarak nitelendirilmemelidir.
Sözlü başvuru veya farklı makama verilmesi SYOK nedeni midir?
CMK m.158/5, ihbar veya şikâyetin yazılı yapılabileceği gibi tutanağa geçirilmek üzere sözlü de yapılabileceğini belirtir. Başvurunun mutlaka uzun bir hukuk dilekçesi biçiminde hazırlanması şart değildir. Sözlü anlatımın tutanağa doğru geçirilmesi ve somut fiilin kayıtta görünmesi önemlidir. Metnin profesyonel biçimde yazılmamış olmasıyla ihbarın soyut ve genel olması aynı değerlendirme değildir.
M.158/1 başsavcılık ve kolluk makamlarına başvuruyu düzenler. Valilik, kaymakamlık veya mahkemeye verilen ihbar ve şikâyet ikinci fıkraya göre ilgili başsavcılığa gönderilir. Kamu görevinin yürütülmesiyle bağlantılı suç iddiasının ilgili kurum idaresine verilmesi hâlinde de dördüncü fıkra gecikmeden gönderimi öngörür. Bu sevk işlemleri, m.158/6’daki suç oluşturmama veya soyutluk gerekçesiyle aynı şey değildir.
Bu nedenle karar incelenirken başvurunun şekli ve ulaştığı makamla fiilin içeriği ayrılmalıdır. Somut olay anlatımı bulunduğu hâlde yalnız yanlış başlık kullanılması veya başvurunun sevk edilmesi gerekmesi üzerinden soyutluk sonucu kurulamaz. Buna karşılık doğru savcılığa hitaben yazılmış ve çok sayıda madde numarası içeren metin de belirli fiil anlatmıyorsa sırf biçimi nedeniyle araştırılabilir hâle gelmez.
İtirazda başvurunun ilk verildiği kayıt, varsa sevk yazısı ve tutanağa geçirilmiş sözlü anlatım birlikte gösterilir. Olayın hangi aşamada eksik aktarıldığı anlaşılırsa karardaki değerlendirmeye somut cevap verilir. İmzası ve içeriği belli olmayan bir taslak, gerçekten sunulmuş şikâyet metni gibi kullanılamaz. Denetim, başvuru makamına fiilen ulaşan anlatım ve ekler üzerinden yapılmalıdır.
CMK m.158/3, yurt dışında işlenip Türkiye’de takibi gereken suçlar hakkında elçilik ve konsolosluklara da ihbar veya şikâyet yapılmasına izin verir. Bu başvuru kanalının kullanılması, anlatılan fiilin soyut olduğu anlamına gelmez. Dış temsilciliğe sunulan metin ile başsavcılığın değerlendirdiği metnin aynı olup olmadığı ve eklerin iletilip iletilmediği belirlenmelidir. Yabancı ülkede gerçekleşen olayın Türkiye’de takibine ilişkin mesele ile m.158/6’daki araştırmasız açıklık veya soyutluk ölçütü ayrı hukuki sorulardır. İtiraz dilekçesinde bu ayrım korunarak kararın gerçekten hangi gerekçeye dayandığı açıklanır. Böylece başvuru yeri, olay yeri ve soruşturma yapılmamasına ilişkin değerlendirme birbirinin yerine kullanılmaz. Kararın yalnız sevk veya yetki düzenlemesi mi, yoksa SYOK mu olduğu da sonuç bölümünden doğrulanır.
İlk neden: suç olmadığı araştırmasız ve açık biçimde anlaşılmalıdır
M.158/6’nın ilk alternatifi, ihbar veya şikâyet konusu fiilin suç oluşturmadığının herhangi bir araştırma yapılmasını gerektirmeden açıkça anlaşılmasıdır. Bu koşul, “henüz yeterli delil yok” açıklamasından farklıdır. Burada kanunun aradığı açıklık, anlatılan fiilin suç niteliğine ilişkindir. Suçun oluşup oluşmadığı ancak belge toplama, tanık dinleme veya teknik incelemeyle anlaşılacaksa araştırmasız açıklık gerekçesi ayrıca sorgulanmalıdır.
İtirazda kararın hangi maddi anlatımı esas aldığı belirlenir. Başvuruda somut bir davranış açıklanmış fakat karar yalnız taraflar arasındaki sözleşmeye veya ilişki türüne bakmışsa, ihbar edilen fiilin gözden kaçıp kaçmadığı gösterilir. Her özel hukuk uyuşmazlığı suç değildir; fakat taraflar arasında sözleşme bulunması da anlatılan bütün fiillerin tek başına ceza incelemesi dışında kalmasını gerektiren genel bir sonuç değildir.
Bu nedenle tartışma, dilekçeye daha ağır suç adları eklemek üzerinden yürütülmez. Başvuruda anlatılan fiil, suç oluşturabileceği ileri sürülen somut unsurlar ve araştırma gerektiren nokta ayrı açıklanır. İtirazın amacı belli bir kişiyi baştan suçlu ilan etmek değil, araştırmasız sonuçlandırma koşulunun gerçekten bulunup bulunmadığını denetletmektir. İlk kararın gerekçesi doğrudan karşılanmalıdır.
İkinci neden: ihbarın soyut ve genel olması neyi ifade eder?
İkinci alternatif, ihbar veya şikâyetin soyut ve genel nitelikte olmasıdır. Kişinin kötü niyetli, güvenilmez veya suç işlemeye eğilimli olduğuna ilişkin nitelemeler, hangi belirli fiilin ihbar edildiğini tek başına açıklamaz. Araştırılacak olayın ayırt edilebilmesi gerekir. Zaman, yer, işlem, iletişim veya davranış bilgileri bilindiği ölçüde somutlaştırılır; bilinmeyen ayrıntılar uydurulmaz.
Her unsurun başvurucu tarafından kesin olarak ispatlanmış olmasıyla somut olay anlatılması aynı koşul değildir. CMK m.160 savcının araştırma görevini ayrıca düzenler. Başvurucunun henüz ulaşamadığı bir kurum kaydı veya fail kimliğine ilişkin bilgi bulunması, tek başına ihbarın soyut olduğu sonucunu doğuracak şekilde değerlendirilmemelidir. Esas mesele, araştırma yapılabilecek belirli bir olayın gösterilip gösterilmediğidir.
İtirazda ilk başvurunun hangi bölümünün somut olduğu gösterilir. Belirli mesajın tarihi, para aktarımının işlem bilgisi, olayın gerçekleştiği yer veya tanığın bildiği olgu gibi kayıtla bağlantılı bilgiler açıklanır. Yalnız “şikâyetim soyut değildir” demek kararın gerekçesini karşılamaz. Somutlaştırma, olayla ilgisiz çok sayıda belgenin eklenmesi de değildir; her ekin hangi iddiaya dayanak olduğu anlaşılmalıdır.
Soyutluk itirazını karşılayan ek bilgi, ilk anlatımdaki fiili açıklamalıdır. Başlangıçta hiç ileri sürülmemiş farklı bir olay sonradan eklenmişse bunun ayrı kapsamı açıkça belirtilir. Böylece itiraz edilen kararın hangi fiili içerdiği ile yeni anlatımın hangi olaya ilişkin olduğu karışmaz. Aynı kişi hakkında olmak, iki ayrı davranışın tek bir kararın kapsamında incelendiğini göstermeye yetmez.
Savcının araştırma görevi ile SYOK sınırı nasıl birlikte uygulanır?
CMK m.160/1, savcının suç işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez gerçeği araştırmaya başlamasını düzenler. İkinci fıkra lehe ve aleyhe delillerin toplanması ve korunması yükümlülüğünü belirtir. Bu başlangıç ölçütü, kamu davası açılması için aranan yeterli şüphe değerlendirmesiyle aynı değildir. Soruşturmaya başlanması, suçun kesin biçimde ispatlandığını göstermez.
M.158/6 ile m.160 arasındaki sınır, başvurunun araştırılabilir somut olgu içerip içermediği ve suç oluşturmadığının araştırmasız açık olup olmadığı üzerinden kurulur. Henüz bütün delillerin toplanmamış olması, araştırma görevinin amacını ortadan kaldırmaz. Aynı şekilde sırf bir kişinin adı yazıldığı için kanundaki ön değerlendirme koşulları yok sayılamaz. İki hüküm birlikte uygulanır.
Başvurucu hangi araştırmanın neden gerekli olduğunu göstermelidir. İstenilen kurum kaydı hangi fiili aydınlatacak, tanık hangi olayı bilecek, teknik inceleme hangi belirsizliği giderecek açıklanır. Bu anlatım, araştırma sonucunda mutlaka suç bulunacağı iddiası değildir. Savcılığa suç duyurusu hazırlanırken de amaç somut olayı ve eldeki dayanakları doğru aktarmaktır; araştırmanın sonucunu önceden yazmak değildir.
SYOK ile KYOK arasındaki temel farklar nelerdir?
CMK m.172/1’deki kovuşturmaya yer olmadığı kararı, soruşturma evresinin sonunda verilir. Kamu davası açmak için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma imkânının bulunmaması nedenlerine dayanır. M.158/6’daki SYOK ise belirtilen ön koşullarla soruşturma başlamadan verilen farklı karardır. İki kararın adındaki benzerlik, dayanak ve sonuçlarını birleştirmez.
| Konu | SYOK | KYOK |
|---|---|---|
| Dayanak | CMK m.158/6 | CMK m.172 |
| Aşama | Soruşturmaya geçilmeden ön değerlendirme | Soruşturma evresi sonunda |
| Temel neden | Açıkça suç olmayan fiil veya soyut ve genel ihbar | Yeterli şüphe delili yokluğu veya kovuşturma imkânsızlığı |
| Şikâyet edilenin sıfatı | Bu kararla şüpheli sıfatı verilemez | Soruşturmadaki sıfat ve işlemler ayrıca değerlendirilir |
| SYOK itirazı kabulü | Soruşturma işlemleri başlatılır | M.173’ün KYOK düzeni ayrı uygulanır |
KYOK ve itiraz rehberi soruşturma sonrası kararın usulünü açıklar. SYOK başvurusunda o rehberdeki her sonuç aynen taşınmamalıdır. Özellikle m.158/6’nın kabul hâlinde soruşturmayı başlatan açık hükmü gözden kaçırılmamalıdır. İlk kontrol kararın gerçek adı, dayandığı madde ve gerekçesidir.
Şikâyet edilen kişiye neden şüpheli sıfatı verilemez?
CMK m.158/6 bu sonuç için açık ifade kullanır: SYOK verilen durumda şikâyet edilen kişiye şüpheli sıfatı verilemez. Birinin adı ihbarda geçti diye o kişi hakkında otomatik şüpheli sıfatı yaratılması önlenmiştir. Bu kural, isnadın ilk incelemesinde kişinin usul konumunu korur. Başvurunun kayıt altına alınmasıyla soruşturma sıfatı kazanılması aynı olay değildir.
Karar, mahkemenin verdiği beraat hükmü olarak da adlandırılmaz. Ortada m.158/6 kapsamındaki savcılık kararı vardır. Beraat, ceza davasındaki farklı bir hüküm türüdür. Şikâyet edilen kişinin “beraat ettim” ifadesi yerine kararın gerçek adını kullanması, resmî işlem ve sonraki başvurular bakımından doğru olur. SYOK’un etkisi kanunun belirlediği aşama ve kayıt düzeniyle açıklanmalıdır.
Bu kararın varlığı, ihbar eden kişinin otomatik olarak suç işlediği sonucunu da doğurmaz. M.158/6’nın konusu ihbarın ceza soruşturmasına geçiş şartlarını taşıyıp taşımadığıdır. Başka bir fiilin suç oluşturduğu iddiası kendi maddi ve hukuki koşullarıyla ayrıca incelenir. Bir kararın kapsamı, o kararda değerlendirilmemiş kişilerin sorumluluğuna doğru genişletilmemelidir.
SYOK kayıtlarını kimler görebilir?
M.158/6, bu fıkra uyarınca yapılan işlemler ve verilen kararların kendilerine ayrılmış bir sisteme kaydedilmesini öngörür. Aynı hüküm bu kayıtların yalnız Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından görülebileceğini belirtir. Dolayısıyla kanun, işlemin hiç kaydedilmemesini değil, özel kayıt ve sınırlı görünürlük düzenini benimsemiştir. “Hiçbir yerde kayıt olmaz” açıklaması maddeyi doğru yansıtmaz.
Özel sistemdeki kaydın görünürlüğü ile kararın ihbarcı veya şikâyetçiye bildirilmesi farklı konulardır. Kanun ikisini aynı fıkrada ayrıca düzenler. Karar örneğinin bildirimi, sistemdeki bütün kayıtların herkese açılması anlamına gelmez. Başvurunun sonucunu öğrenmek veya süresinde itiraz etmek isteyen kişi, kendisine bildirilen kararın içeriği ve dosya bilgileri üzerinden hareket eder.
Kararı açıklarken “sabıka”, “mahkûmiyet” veya “dava kaydı” gibi farklı hukuki kavramlar gelişigüzel kullanılmamalıdır. Burada kanunun açıkça belirlediği sonuç, şüpheli sıfatı verilememesi ve özel kaydın sınırlı görünürlüğüdür. Başka sistemlerdeki veri işleme veya kurumların bilgi isteme yetkileri hakkında m.158/6’nın dışında genel sonuç üretilmez. Kişinin elindeki resmî kararın türü esas alınır.
Karara itiraz süresi ne kadardır ve nasıl hesaplanır?
M.158/6, kararın varsa ihbarda bulunana veya şikâyetçiye bildirilmesini ve m.173’teki usule göre itiraz edilebilmesini düzenler. Güncel m.173/1’de süre, kararın tebliğinden itibaren iki haftadır. Kararın düzenlendiği tarih ile kişiye tebliğ tarihi farklıdır. Süre hesabı yapılırken kararın üzerindeki gün doğrudan başlangıç olarak alınmamalı; tebliğ kaydı belirlenmelidir.
CMK m.39/2’ye göre hafta ile belirlenen süre, tebliğin yapıldığı günün son haftada isim bakımından karşılığı olan günün mesai bitiminde sona erer. Son gün tatile rastlarsa m.39/4 uygulanır. İki hafta ifadesi eski düzenlemelerdeki 15 gün bilgisiyle karıştırılmamalıdır. CMK geçici m.6/1-b uyarınca iki haftalık süre, 1 Haziran 2024 tarihinde ve sonrasında verilen kararlar için uygulanır; daha önce verilen kararlarda değişiklikten önceki 15 günlük süre korunur. Uygulanacak süre karar tarihine göre seçilir; sürenin başlangıcı ise kişinin gerçek tebliğ tarihidir.
İtiraz inceleme mercii m.173/1’de, kararı veren savcının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliği olarak gösterilmiştir. İtiraz edenin sıfatı, karar numarası, tarih ve tebliğ bilgisi dilekçede açık olmalıdır. Süre devam ederken yalnız yeni belge beklenmesi veya aynı şikâyetin başka makama tekrar gönderilmesi, kanundaki itiraz başvurusu yerine geçmez.
Elektronik tebligatta iki haftanın başlangıcı nasıl belirlenir?
Karar elektronik tebligatla gönderilmişse önce hukuken gerçekleşen tebliğ tarihi belirlenir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu m.7/a, elektronik tebligatın muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılmasını düzenler. Elektronik adrese ulaşma, iletinin okunması ve kanuni tebliğ tarihi bu nedenle ayrı kayıtlar olarak ele alınmalıdır.
Beş günlük dönem, SYOK kararına itiraz için tanınmış iki haftanın kendisi değildir. Önce m.7/a uyarınca tebliğin hangi gün gerçekleştiği bulunur; ardından CMK m.173 ve m.39/2’deki hafta hesabı uygulanır. Belgenin ekranda görüldüğü günü hiçbir inceleme yapmadan başlangıç kabul etmek, hem erken hem geç süre hesabına neden olabilir. Kullanılan elektronik sistem kaydının neyi gösterdiği açıkça belirtilmelidir.
Fizikî tebligatta da zarf ve teslim kaydı kararın düzenlenme tarihinden ayrı tutulur. Geçerli tebliğin bulunup bulunmadığı tartışmalıysa bu sorun ilgili kayıtla açıklanır; yalnız belgeyi geç fark etmiş olmak kendiliğinden yeni süre yaratmaz. Kararın birden fazla başvurucuya bildirilmesi hâlinde her kişi bakımından tebliğ kaydı ayrıca ele alınır. Bir kişinin son günü bütün başvurucular için otomatik olarak ortaklaştırılmaz.
SYOK itirazında hangi gerekçe öne çıkarılmalıdır?
İtiraz ilk başvurunun aynen tekrarından ibaret olmamalıdır. Önce kararın hangi alternatife dayandığı belirlenir: araştırma gerekmeksizin suç oluşturmadığı mı, yoksa başvurunun soyut ve genel olduğu mu kabul edilmiştir? İlkinde suç niteliğinin neden araştırılabilir somut olgularla bağlantılı olduğu; ikincisinde başvurunun hangi belirli fiili ve delil kaynağını içerdiği açıklanır.
M.173/2 olay ve delillerin dilekçede belirtilmesini ister. SYOK bakımından m.158/6’nın özel yapısı korunarak, soruşturma başlamamasına neden olan değerlendirmenin hangi kayıtla karşılandığı gösterilir. Gerçekten mevcut ekler tarih ve belge adıyla işaretlenir. Henüz elde bulunmayan delil varmış gibi sunulmaz; nereden ve hangi amaçla araştırılmasının istendiği belirtilir. İddia edilen fiil ile araştırma talebi arasında bağ kurulmalıdır.
Kararda birden fazla kişi veya fiil değerlendirildiyse itirazın kapsamı ayrılır. Bir bölümün somutlaştırılmış olması, başka bir bölümdeki genel iddiayı kendiliğinden somut hâle getirmez. Her fiil için olay, ilgili kişi, mevcut kayıt ve istenen araştırma belirtilir. Bu yöntem, kararın tamamını gerekçesiz reddetmek yerine hangi değerlendirmenin neden hatalı olduğunu denetlenebilir kılar. Uzunluk değil, karar gerekçesine doğrudan cevap önemlidir.
Kanun iki nedeni alternatif olarak düzenlediğinden, kararda her iki gerekçe kullanılmışsa itirazın ikisini de karşılaması gerekir. Başvurunun somut olduğunu göstermek, anlatılan fiilin suç oluşturmadığına ilişkin ayrı değerlendirmeyi kendiliğinden çürütmez. Aynı şekilde fiilin hukuken suç oluşturabileceğini açıklamak da hangi gerçek olayın ihbar edildiği belirsizliğini tek başına gidermez. Karardaki her bağımsız gerekçe, ilgili maddi anlatım ve kanuni ölçütle eşleştirilmelidir.
İtiraz kabul edilirse doğrudan dava açılır mı?
CMK m.158/6’nın özel sonucu açıktır: itiraz kabul edildiğinde Cumhuriyet başsavcılığı soruşturma işlemlerini başlatır. Bu aşama, doğrudan iddianame düzenlenmesi veya mahkûmiyet kararı verilmesiyle aynı değildir. M.173’teki KYOK itirazının sonuçları, SYOK bakımından bu açık özel cümle gözden kaçırılarak aynen uygulanmamalıdır. Başlayan soruşturma kendi kanuni sürecini izler.
Savcı m.160 çerçevesinde gerçeği araştırır, lehe ve aleyhe delilleri toplar ve muhafaza eder. Araştırma sonunda kamu davası açılmasını gerektirecek şüphe ve diğer koşullar ayrıca değerlendirilir. İtirazın kabulü, başvurucunun bütün maddi iddialarının doğrulandığına ilişkin kesin yargı değildir. İlk aşamada soruşturma eşiğinin aşılmasıyla nihai suçluluk değerlendirmesi ayrılır.
Bu nedenle itirazın sonuç talebi, verilen SYOK kararının kaldırılması ve soruşturma işlemlerinin başlatılması amacıyla uyumlu kurulmalıdır. Henüz araştırılmamış bir olayda belirli cezanın doğrudan verilmesini istemek, merciin bu aşamadaki işlevini doğru yansıtmaz. Süre, karar gerekçesi ve somut olay birlikte incelendiğinde hem başvurucunun araştırma talebi hem hakkında ihbar yapılan kişinin kanuni usul koruması doğru çerçevede ele alınır.
Sık sorulan sorular
SYOK ne anlama gelir?
Soruşturma yapılmasına yer olmadığı kararının kısaltmasıdır. CMK m.158/6, fiilin suç oluşturmadığının araştırmasız açık olması veya ihbarın soyut ve genel niteliği hâllerinde bu kararı düzenler. Soruşturma sonundaki KYOK’tan farklıdır; şikâyet edilen kişiye bu kararla şüpheli sıfatı verilemez.
SYOK verildiğinde şikâyet edilen kişi şüpheli olur mu?
Hayır. CMK m.158/6 bu durumda şikâyet edilen kişiye şüpheli sıfatı verilemeyeceğini açıkça belirtir. Evrakın kayıt altına alınmış olması bu sonucu değiştirmez. Kanun işlemler ve kararlar için ayrı sistem öngörür; kayıt varlığıyla soruşturma sıfatı birbirinden ayrılmalıdır.
Somut delillerin tamamı başvuruda yoksa SYOK zorunlu mu?
Hayır. CMK m.158/6’nın iki koşulu ayrı değerlendirilir. Araştırılabilir somut olay bulunmasıyla bütün delillerin baştan toplanmış olması aynı değildir. CMK m.160 savcının araştırma görevini düzenler. Başvuruda fiil ve araştırılacak delil kaynağı açıkça gösterilmeli, bilinmeyen içerik uydurulmamalıdır.
SYOK ile takipsizlik aynı karar mıdır?
SYOK m.158/6’daki ön değerlendirmeye dayanır. KYOK ise m.172 uyarınca soruşturma sonunda yeterli şüphe delili bulunmaması veya kovuşturma imkânsızlığı hâlinde verilir. Halk arasındaki takipsizlik ifadesi kullanılsa bile resmî kararın adı, maddesi ve aşaması ayrıca kontrol edilmelidir.
SYOK kararına itiraz için kaç gün vardır?
CMK m.173/1 ve geçici m.6/1-b uyarınca, 1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen kararlarda süre tebliğden itibaren iki haftadır; önceki kararlarda eski 15 günlük süre uygulanır. Hafta hesabında m.39/2, son gün tatile rastladığında m.39/4 esas alınır. Karar tarihiyle tebliğ tarihi birbirinden ayrılır.
İtirazı hangi makam inceler?
CMK m.173/1, kararı veren savcının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğini gösterir. Dilekçede gerçek karar ve dosya bilgileri, itiraz edenin sıfatı ve tebliğ tarihi belirtilmelidir. Başka makama genel şikâyet göndermek bu başvuruyla aynı değildir.
SYOK itirazı kabul edilirse kişi hemen yargılanır mı?
CMK m.158/6’ya göre kabul üzerine Cumhuriyet başsavcılığı soruşturma işlemlerini başlatır. Kabul, doğrudan iddianame veya mahkûmiyet anlamına gelmez. Soruşturmada lehe ve aleyhe deliller toplanır; kamu davası açılması için gereken koşullar sonraki aşamada ayrıca değerlendirilir.
SYOK kaydı hiç tutulmaz mı?
Kayıt tutulur. CMK m.158/6 bu işlemler ve kararlar için özel sistem öngörür ve kayıtların yalnız savcı, hâkim veya mahkeme tarafından görülebileceğini belirtir. Bu sınırlı görünürlük, kararın ihbarcı veya şikâyetçiye bildirilmesi hükmünden ayrı değerlendirilmelidir; hiç kayıt olmadığı söylenemez.
İtirazda ilk dilekçeyi yeniden vermek yeterli mi?
İtiraz kararın gerekçesini karşılamalıdır. Araştırmasız suç oluşturmama veya soyutluk nedenlerinden hangisi kullanılmışsa, buna karşı somut fiil, belge ve gerekli araştırma açıklanır. Her ekin hangi iddiayı desteklediği belirtilir. Aynı genel ifadelerin tekrarı, değerlendirmedeki hatayı kendiliğinden göstermez.
SYOK kararı şikâyetçinin suç işlediğini kanıtlar mı?
Tek başına böyle bir sonuç doğurmaz. M.158/6 ihbarın soruşturmaya geçiş koşullarını değerlendiren kararı düzenler. Başka kişinin ayrı bir suç işlediği iddiası kendi maddi ve hukuki şartlarıyla incelenir. Kararın kapsamı, içinde değerlendirilmemiş bir ceza sorumluluğuna otomatik olarak genişletilemez.
Başvuru ve dosya hazırlığı
SYOK incelemesinde önce kararın iki kanuni nedenden hangisine dayandığı belirlenir; ilk ihbarın somut fiil anlatımı ve mevcut ekleri bu gerekçeyle karşılaştırılır. Mersin merkezli Türkiye geneli dosya yönetiminde İstanbul ve Mersin ofisleri üzerinden tebliğ, iki haftalık başvuru ve araştırma talebinin kapsamı birlikte ele alınır. Karar ve ilk dilekçenin değerlendirilmesi için iletişim sayfasından ulaşabilirsiniz.
Resmî kaynaklar ve mevzuat
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu — güncel resmî metin ve geçici m.6/1-b
- Adalet Bakanlığı Alternatif Çözümler Daire Başkanlığı — Uzlaştırma Rehberi
- 7201 sayılı Tebligat Kanunu — güncel resmî metin
Mevzuat kontrol tarihi: 24 Ekim 2026.
İlgili hukuk rehberleri
İstanbul ve Mersin ofisleri
İstanbul · Polaris Plaza
Maslak Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No:21, Kat:9, 34475 Sarıyer/İstanbulMersin · Profit İş Merkezi
İhsaniye Mahallesi, 4903. Sokak, Profit İş Merkezi No:23, Kat:3, Daire:14, 33070 Akdeniz/MersinHukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
