Ceza Dosyasında Süre Kaçırılırsa Eski Hâle Getirme: CMK 40–42 ve İki Hafta
Ceza muhakemesinde kendi kusuru olmadan bir süreyi geçiren kişi eski hâle getirme isteyebilir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 40–42. maddeleri uyarınca güncel rejimde dilekçe, engelin kalkmasından itibaren iki hafta içinde verilir. Kaçırılan usul işlemi de dilekçenin verildiği anda yerine getirilmelidir. Yalnız mazeret bildirmek veya işlemi daha sonra tamamlayacağını söylemek bu zorunluluğu karşılamaz.
Eski hâle getirme, ceza dosyasında bütün süreleri istenildiğinde yeniden başlatan bir yol değildir. Kusursuzluk, engelin ortadan kalktığı tarih, başvurunun süresi, tamamlanan asıl işlem ve karar verecek merci birlikte belirlenir. Ayrıca başvuru kararın yerine getirilmesini kendiliğinden durdurmaz. Bu inceleme ceza muhakemesine ilişkindir; hukuk davaları için düzenlenen HMK hükümleriyle karıştırılmamalıdır.

CMK 40 hangi durumda eski hâle getirme hakkı tanır?
CMK 40/1’in temel ölçütü, sürenin kişinin kusuru olmadan geçirilmesidir. Başvuruda önce hangi usul işleminin hangi süre içinde yapılması gerektiği belirtilir. Ardından bu işlemin neden zamanında yapılamadığı açıklanır. Yalnız kararın aleyhe olması veya geç başvurunun incelenmesinin istenmesi, eski hâle getirmenin kanuni koşulunu oluşturmaz.
Kusursuzluk, dilekçede kullanılan bir sıfatla ortaya konulmuş olmaz. Engelin kişinin işlem yapma imkânını nasıl etkilediği gösterilmelidir. Bir olayın yaşanmış olması ile o olayın belirli sürenin kaçırılmasına neden olması ayrı konulardır. Başvuru, engelin niteliğini ve süreyle bağlantısını birlikte açıklamalıdır.
Kanun, bütün hastalıkları, bütün teknik sorunları veya yurt dışında bulunmayı tek başına otomatik kabul sebebi sayan bir liste içermez. Talep edilen sonuç somut olgular üzerinden değerlendirilir. Başvuruda gerçek engelin yerine genel mazeret cümleleri kullanılması, CMK 41/2’nin aradığı kusursuzluk açıklamasını karşılamaz.
Eski hâle getirme usul hakkını korumaya yöneliktir. Talebin kabulü, kaçırılan işlemin içerik bakımından da haklı bulunduğu anlamına gelmez. İstinaf veya temyiz başvurusu yapılmışsa süre sorununun aşılmasıyla esas incelemesi birbirinden ayrılır. Başvurucunun beraat edeceği ya da kararın mutlaka kaldırılacağı sonucu bu kurumdan çıkarılamaz.
Kanun yolu hakkı bildirilmemişse kusursuzluk nasıl değerlendirilir?
CMK 40/2 özel bir düzenleme getirir: Kanun yoluna başvuru hakkı kendisine bildirilmemiş kişi kusursuz sayılır. Bu hüküm, kanun yolunun bildirilmesinin yalnız kararın biçimsel bir ayrıntısı olmadığını gösterir. Başvuru hakkının öğrenilmesi ve zamanında kullanılabilmesi için bildirimin içerik bakımından incelenmesi gerekir.
CMK 34/2, kararlarda başvurulabilecek kanun yolunun, süresinin, merciinin ve şekillerinin belirtilmesini ister. Kararın sonuç kısmı ile tebliğ edilen örnek bu nedenle birlikte okunur. Kanun yolu bilgisinin hiç verilmemesi, eksik yazılması ve yanlış yazılması aynı maddi durum değildir; başvuruda hangi eksikliğin bulunduğu açıkça gösterilmelidir.
CMK 40/2’nin açık kusursuzluk düzenlemesi, iki haftalık talep ve asıl işlemin aynı anda yapılması şartlarını ortadan kaldırmaz. Başvurucu, hakkın bildirilmediğini ve engelin hangi tarihte kalktığını ortaya koymalı; kaçırdığı kanun yolu başvurusunu da sunmalıdır. Kusursuz sayılmak ile başvurunun bütün diğer şartlardan muaf olması aynı şey değildir.
Yanlış kanun yolu veya yanlış merci belirtilmesi ayrıca CMK 264 çerçevesinde önem taşır. Kabul edilebilir başvuruda kanun yolunun ya da merciin belirlenmesinde yanılma, kişinin haklarını ortadan kaldırmaz. Bu hüküm, hiç başvuru yapmama ile zamanında fakat yanlış merciye başvurma arasındaki farkın korunmasını gerektirir.
İki haftalık süre hangi tarihten başlar?
CMK 41/1, eski hâle getirme dilekçesinin engelin kalkmasından itibaren iki hafta içinde verilmesini ister. Başlangıç, her dosyada karar tarihi veya kaçırılan sürenin son günü değildir. İşlemi engelleyen durumun ne zaman sona erdiği belirlenmelidir. Bu tarih, dilekçenin verilmesi için tanınan sürenin hesabına doğrudan etki eder.
Engelin başladığı ve sona erdiği tarihler tek bir genel dönem anlatımı içinde bırakılmamalıdır. Tedavi, kurum erişimi veya başka bir somut engel ileri sürüldüğünde, kaydın hangi dönemi gösterdiği açıklanır. Belgenin düzenlendiği gün ile engelin fiilen sona erdiği gün aynı olmak zorunda değildir. Aradaki fark gerçek kayıtlarla ortaya konulur.
Engel kalktıktan sonra belge temin etmeye, özel bir tercümeyi bitirmeye veya dosyayı bütünüyle yeniden düzenlemeye harcanan zaman kendiliğinden yeni bir başlangıç yaratmaz. CMK 41’in başlangıcı engelin kalkmasıdır. Sunulabilen belgeler ile kurumdan istenmesi gereken kayıtlar ayrılarak başvurunun kanuni süre içinde hazırlanması gerekir.
Başvuruda engelin kalkış tarihi hiç açıklanmamışsa mahkeme talebin iki hafta içinde olup olmadığını denetlemekte güçlük yaşar. Bu nedenle olayın gerçekleşmiş olması kadar zaman çizelgesinin de belirli olması önemlidir. Birden fazla engel ileri sürülüyorsa her birinin hangi işlemi hangi tarihler arasında etkilediği ayrı gösterilir.
Hafta hesabı, tebliğ tarihi ve engelin kalkışı nasıl ayrılır?
CMK 39, gün, hafta ve ay olarak belirlenen süreler için ayrı hesap kuralları düzenler. Haftayla belirlenen sürelerde son haftadaki isim itibarıyla karşılık gelen gün esas alınır; son gün tatile rastlarsa kanundaki tatil kuralı uygulanır. Güncel iki haftalık süre, uygulanacağı tarih aralığı belirlenerek hesaplanır.
Kaçırılan asıl sürenin başlangıcı ile eski hâle getirme süresinin başlangıcı aynı değildir. Güncel CMK 273/1 ve 291/1, istinaf ve temyiz istemi bakımından hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğinden itibaren iki haftayı düzenler. Eski hâle getirmede ise engelin kalkışı esas alınır. Her iki sürenin de iki hafta olması, başlangıçların birleştirilebileceği anlamına gelmez.
Elektronik tebligat söz konusuysa 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 7/a maddesi gereğince tebligat, elektronik adrese ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır. Sisteme ulaşma, belgenin açılması ve kanunen tebliğ edilmiş sayılma tarihleri birbirinden ayrılmalıdır. Bu kayıt, asıl başvurunun gerçekten geç kalıp kalmadığının belirlenmesine hizmet eder.
Eski hâle getirme hesabı yapılmadan önce asıl sürenin doğru hesaplanmış olması gerekir. Yanlış tebliğ tarihi üzerinden sürenin kaçırıldığını kabul etmek, gereksiz veya hatalı bir talep kurulmasına yol açar. Dilekçede asıl süre, engel dönemi ve engel sonrası iki haftalık başvuru süresi ayrı gösterildiğinde karışıklık giderilir.
CMK geçici 6/1-a, 41. maddedeki iki haftalık sürenin 1 Haziran 2024 tarihinde ve sonrasında kalkan engeller bakımından uygulanacağını belirtir. Daha önce kalkan engellerde önceki hükümler korunmuştur. Aynı geçici maddenin birinci fıkrasının c bendi ise kanun yolu sürelerindeki değişiklikleri 1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen kararlara bağlar. Eski bir karar incelenirken yalnız bugünkü madde metninin okunması yeterli değildir; engelin kalkış tarihi ile karar tarihi kendi geçiş kuralları bakımından ayrı değerlendirilmelidir.
Kaçırılan işlem neden dilekçeyle aynı anda yapılmalıdır?
CMK 41/2’nin son cümlesi, dilekçenin verildiği anda yapılamayan usul işlemlerinin de yerine getirilmesini ister. Bu nedenle önce eski hâle getirme isteyip kabul kararını bekledikten sonra istinaf veya temyiz dilekçesi vermek kanundaki sırayı tersine çevirir. Başvuru, mazeret açıklaması ile tamamlanan asıl işlemi birlikte içermelidir.
İki işlem aynı metinde açıkça ayrılabilir veya birbiriyle bağlantısı kurulmuş ayrı dilekçelerle sunulabilir. Önemli olan, eski hâle getirme talebinin hangi kaçırılmış işleme ilişkin olduğunun ve o işlemin gerçekten yapıldığının anlaşılmasıdır. Yalnız sonuç kısmına “kanun yolu hakkım saklıdır” yazmak, kanun yolu başvurusunun yerine geçmez.
Asıl işlemin kendi şekil ve içerik kuralları da korunur. CMK 41, bütün başvurular için aynı içerikte tek bir dilekçe formu getirmez. İstinaf istemiyle temyiz isteminin kanuni koşulları, başvurucunun sıfatı ve kararın tabi olduğu denetim yolu ayrıca dikkate alınır. Eski hâle getirme talebi bu farklılıkları ortadan kaldırmaz.
Teslim kaydında yalnız mazeret dilekçesinin bulunup asıl başvurunun bulunmaması önemli bir eksikliktir. Dilekçeye ek diye yazılan belgenin fiilen sunulduğu da kontrol edilmelidir. Mahkemenin önündeki inceleme, başvurucunun daha sonra ne yapmak istediğine değil, süresinde yaptığı ve dosyaya ulaşan işlemlere dayanır.
Kusursuzluğu gösteren olgular ve belgeler nasıl sunulur?
CMK 41/2, dilekçe sahibinin süreyi geçirmesinde kusuru bulunmadığına ilişkin olguları açıklamasını ve varsa belgelerini eklemesini düzenler. Bu ifade iki yükümlülüğü birlikte içerir: Somut olay anlatımı ve mevcut belgeyle destekleme. Çok sayıda ek sunulması, hangi ekin hangi engeli gösterdiği açıklanmamışsa yeterli bir bağlantı kurmaz.
Sağlık durumuna dayanılan başvuruda hastalığın adı kadar işlem yapmaya etkisi ve ilgili dönem önem taşır. Teknik sorun ileri sürülüyorsa sorun kaydının zamanı, hangi başvuru imkânını etkilediği ve ne zaman sona erdiği açıklanır. Belge, içinde bulunmayan bir olguyu ispatlıyormuş gibi tanıtılmamalıdır. İddia ile kaydın kapsamı tutarlı olmalıdır.
Kanun belgelerin varsa eklenmesini belirtir; bu, elde bulunmayan kaydı varmış gibi göstermeye izin vermez. Kurumdan istenmesi gereken kayıt mevcut belgelerden ayrılır. Hangi kurumun hangi tarihli kaydının talep edildiği ve bu kaydın neyi açıklayacağı belirtilir. Böylece mahkeme hem mevcut desteği hem araştırılması istenen olguyu anlayabilir.
Kusursuzluk açıklaması yalnız başvurucunun kendi davranışından söz etmekle sınırlandırılmamalıdır. Dosyada temsilci veya müdafi varsa hangi işlemin kim tarafından yapılabildiği de somut durumun parçasıdır. Avukatın bulunması bütün engelleri otomatik kaldırmadığı gibi, avukata atfedilen her hata da incelemesiz biçimde kişinin kusursuz olduğu sonucunu doğurmaz.
Dilekçe nereye verilir, eski hâle getirmeyi kim karara bağlar?
CMK 41/1, dilekçenin süreye uyulmuş olsaydı usule ilişkin işlemleri yapacak mahkemeye verilmesini düzenler. CMK 42/1 ise süre içinde işlem yapılmış olsaydı esasa hangi mahkeme hükmedecek idiyse eski hâle getirme hakkında o mahkemenin karar vermesini öngörür. Dilekçenin teslim edildiği yer ile esas hakkında karar verecek merci aynı kavram değildir.
Kanun yolu başvurusunda bu ayrım özellikle önemlidir. CMK 273/1 ve 291/1 uyarınca istinaf veya temyiz istemi hükmü veren mahkemeye sunulur. Eski hâle getirme talebinin inceleme mercii ise CMK 42’nin esasa hükmedecek mahkeme ölçütüyle belirlenir. Dilekçe başlığında hem inceleme mercii hem gönderim ilişkisi açık kurulmalıdır.
Başvuru, yalnız dosyanın UYAP’ta görüldüğü mahkeme adı kopyalanarak hazırlanmaz. Kaçırılan işlemin hangi aşamada ve hangi denetim yolunda yapılması gerektiği belirlenir. İlk derece, istinaf ve temyiz aşamalarının birbirine karıştırılması, başvurunun yanlış hukuki çerçeveyle sunulmasına neden olur.
Tutuklu sanığın kanun yolu başvurusu ve kayıt tarihi nasıl değerlendirilir?
CMK 263, tutuklu şüpheli veya sanığın kanun yollarına başvurabilmesi için özel bir teslim imkânı düzenler. Kişi zabıt kâtibine veya bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunabilir ya da bu konuda dilekçe verebilir. Bu yolun bulunması, süre sorunu incelenirken yalnız evrakın mahkemeye fiziksel ulaşma tarihine bakılmaması gerektiğini gösterir.
Zabıt kâtibine başvuruda beyan veya dilekçe ilgili deftere kaydedilir; işlemi gösteren tutanak düzenlenerek tutuklu kişiye örneği verilir. Kurum müdürüne başvuruda da bu kayıt usulü uygulanır ve tutanak ile dilekçe derhâl ilgili mahkemeye gönderilir. Dilekçenin kurum içinde hangi tarihte teslim edildiğiyle mahkemede hangi tarihte kayda alındığı bu nedenle farklı kayıtlarla gösterilebilir.
CMK 263/4, belirtilen kayıt işlemi yapıldığı zaman kanun yolu sürelerinin kesilmiş sayılacağını açıkça düzenler. Eski hâle getirme talebine ihtiyaç bulunup bulunmadığı değerlendirilirken bu özel hüküm gözden kaçırılmamalıdır. Başvuru kanunun öngördüğü şekilde süresinde yapılmışsa, sonraki gönderim tarihini esas alarak kişinin süreyi kaçırdığı kabul edilmemelidir. Önce geçerli ilk başvuru ve kayıt incelenir.
Buna karşılık tutuklu bulunmak tek başına bütün usul işlemleri için kusursuzluk kararı verilmesini sağlamaz. Gerçekten başvuru yapılamadıysa hangi somut engelin kanunun tanıdığı bu yolu kullanmayı da önlediği açıklanır. Başvuru yapılmış fakat kaydın tarihi tartışmalıysa teslim tutanağı, kurum kayıtları ve gönderim yazısı ayrı değerlendirilir. Sorun hangi işlemde doğmuşsa talep o olguya yöneltilir.
Eski hâle getirme dilekçesinde mevcut başvurunun tarihi saklanarak yalnız mahkemeye ulaşma günü gösterilmemelidir. Aynı şekilde henüz verilmemiş bir dilekçe, kurumda verilmiş gibi anlatılamaz. Kanunun koruduğu teslim işlemi somut kayıtla belirlenir. Bu açıklık, sürenin baştan beri korunmuş olmasıyla geçirilmiş sürenin CMK 40–42 kapsamında giderilmesi arasındaki hukuki ayrımı sağlar.
Sanığın yokluğunda verilen hükümde CMK 274 ne düzenler?
CMK 274, sanığın yokluğunda aleyhine verilen hükümlere karşı eski hâle getirme istemini ayrıca düzenler. Maddede eski hâle getirme süresi içinde istinaf süresinin de işleyeceği açıkça belirtilmiştir. Bu nedenle eski hâle getirme imkânı bulunduğunu düşünerek istinaf süresinin kendiliğinden durduğu kabul edilemez.
Sanık eski hâle getirme istediğinde ayrıca istinaf isteminde bulunmalıdır. Aynı madde, istinaf istemiyle ilişkili işlerin eski hâle getirme talebi hakkında karar verilinceye kadar ertelenmesini öngörür. Buradaki özel işlem sırası, bütün kararların infazının otomatik durmasıyla aynı değildir. CMK 42/3’teki yerine getirme kuralı ayrıca gözetilir.
CMK 292, sanığın aleyhine yokluğunda verilen hükümlerde temyiz yönünden de 274. madde hükümlerine gönderme yapar. Böylece eski hâle getirme talebi ile asıl kanun yolu isteminin birlikte yürütülmesi korunur. Yokluk olgusu, hangi talebin sunulduğunu veya kaçırılan işlemin tamamlanıp tamamlanmadığını inceleme gereğini kaldırmaz.
Başvuru kararın yerine getirilmesini durdurur mu?
CMK 42/3’e göre eski hâle getirme dilekçesi kararın yerine getirilmesini kendiliğinden durdurmaz. Mahkeme ise yerine getirmeyi erteleyebilir. Başvurunun dosyaya verilmesi ile erteleme kararı alınması bu nedenle farklı aşamalardır. Yalnız başvuru numarası oluştuğuna bakılarak kararın bütün sonuçlarının askıya alındığı söylenemez.
Erteleme isteniyorsa hangi kararın yerine getirilmesinin neden ertelenmesinin talep edildiği açıklanır. Talebin eski hâle getirme başvurusuyla bağlantısı kurulmalı ve mevcut aşama belirtilmelidir. Sonuç kısmında yalnız başvurunun kabulünün istenmesi, erteleme ihtiyacının ve gerekçesinin mahkeme önüne açıkça getirildiği anlamına gelmez.
Erteleme hakkında verilmiş kararın kapsamı ayrıca okunmalıdır. Belirli bir işlemin ertelenmesi ile dosyadaki bütün işlemlerin durması aynı sonuç değildir. Eski hâle getirme başvurusunun veya erteleme isteminin varlığı, diğer tebligatları ve açık kanun yolu sürelerini takip etmeme gerekçesi olarak kullanılamaz.
Talep kabul edilirse veya reddedilirse hangi yol izlenir?
CMK 42/2, eski hâle getirme isteminin kabulüne ilişkin kararın kesin olduğunu düzenler. Ret kararına karşı ise itiraz mümkündür. Kanun böylece kabul ve ret için aynı denetim rejimini öngörmemiştir. Kararın hangi talebi hangi gerekçeyle sonuçlandırdığı belirlenmeden kullanılacak kanun yolu seçilmemelidir.
Ret kararına itirazda CMK 268’in genel usulü uygulanır; kanunda ayrı hüküm bulunmadığında öğrenmeden itibaren iki haftalık süre esas alınır. Başvuru kararı veren mercie sunulur. Ret gerekçesi kusursuzluğun gösterilmemesi, sürenin aşılması veya asıl işlemin yapılmamasıyla ilgiliyse itiraz ilgili eksik değerlendirmeyi somut olarak karşılamalıdır.
Talebin kabulü, asıl kanun yolu isteminin de kabul edildiği anlamına gelmez. Eski hâle getirme, sürenin geçirilmesinden kaynaklanan usul engelini giderme işlevi taşır. Birlikte sunulan başvurunun kapsamı, kabul edilebilirliği ve esas yönünden iddiaları kendi kuralları içinde ele alınır. Sonuç hakkında kanunda bulunmayan kazanma garantisi kurulamaz.
Usulsüz tebligat ve yanlış merciye başvuru neden ayrı incelenir?
Tebligat Kanunu’nun 32. maddesi, usule aykırı tebligatta muhatabın öğrenmesi ve beyan ettiği tarihin tebliğ tarihi sayılması hakkında özel hüküm içerir. Bu durumda öncelikle asıl sürenin hangi tarihte başladığı belirlenir. Süre henüz geçmemişse sorun, kusursuz geçirilmiş bir sürenin geri alınmasından farklıdır.
CMK 264 ise kabul edilebilir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesindeki yanılmayı düzenler. Başvuruyu alan merci, evrakı derhâl görevli ve yetkili mercie gönderir. Bu hüküm, yapılmış başvurunun yanlış adlandırılması veya yanlış yere verilmesiyle ilgilidir; süresinde hiç yapılmayan başvuru için genel bir süre uzatımı oluşturmaz.
Hukuk davalarındaki usul ayrıca HMK 95–101 hükümlerine bağlıdır. Sitedeki HMK eski hâle getirme rehberi ve hukuk davasına ilişkin dilekçe açıklaması bu ayrı alanı ele alır. CMK 41’deki asıl işlemin dilekçe verildiği anda yapılması kuralı, hukuk yargılamasının metniyle değiştirilerek uygulanmamalıdır.
Eski hâle getirme giderleri ve başvurunun takibi nasıl ele alınır?
CMK 330/4, eski hâle getirme isteminden doğan giderlerin, karşı tarafın esassız karşı koymasından kaynaklanmadıkça talepte bulunana yükletilmesini düzenler. Talebin kabulü bütün giderlerin otomatik karşı tarafa aktarılacağı anlamına gelmez. Bu başvurudan doğan giderlerle ceza yargılamasının tamamına ilişkin gider hükmü ayrı değerlendirilir.
Başvuru tamamlandığında dosyada eski hâle getirme dilekçesinin, kaçırılmış işlemi yerine getiren başvurunun ve eklerin birlikte bulunduğu doğrulanır. Sonraki incelemede kabul veya ret kararı ile varsa yerine getirmeyi erteleme kararı birbirinden ayrılarak takip edilir. Bir talebin sonuçlanması, aynı dilekçedeki diğer talebin de aynı biçimde sonuçlandığını göstermez.
CMK 40–42 sisteminin temel sırası bellidir: Kusursuz engel açıklanır, engelin kalkışından itibaren iki hafta korunur, kaçırılan işlem dilekçeyle aynı anda yapılır ve yetkili merciden karar istenir. Başvurunun gücü, genel mazeret sözlerinden değil bu şartların gerçek olay ve kayıtlara dayanarak karşılanmasından gelir.
Sık sorulan sorular
Ceza dosyasında eski hâle getirme süresi kaç gündür?
CMK 41/1 güncel olarak engelin kalkmasından itibaren iki hafta öngörür. Geçici 6/1-a gereğince bu süre 1 Haziran 2024 ve sonrasında kalkan engellere uygulanır; önceki engellerde eski hükümler korunur. Başlangıç, karar tarihiyle karıştırılmadan somut engelin sona erdiği tarihe göre belirlenir.
Sadece mazeret dilekçesi vermek yeterli midir?
Hayır. CMK 41/2 gereğince eski hâle getirme dilekçesi verildiği anda kaçırılan usul işlemi de yapılır. İstinaf veya temyiz söz konusuysa ilgili başvuru ayrıca tamamlanmalıdır. Önce kabul kararı bekleyip sonra kanun yoluna başvurma yaklaşımı bu kanuni sıraya uymaz.
Kanun yolu hakkı bildirilmemişse kişi kusurlu sayılır mı?
CMK 40/2, kanun yoluna başvuru hakkı kendisine bildirilmemiş kişiyi kusursuz sayar. Bununla birlikte engelin kalkışından itibaren iki haftalık başvuru ve asıl işlemin aynı anda yapılması şartları devam eder. Hakkın bildirilmediği, karar ve tebliğ edilen örnek üzerinden gösterilmelidir.
Her sağlık raporu eski hâle getirme için yeterli midir?
Kanun bütün sağlık belgelerini otomatik kabul sebebi saymaz. CMK 40 ve 41 kapsamında rahatsızlığın işlemin süresinde yapılmasını nasıl engellediği, hangi dönemde sürdüğü ve ne zaman sona erdiği açıklanmalıdır. Belgenin varlığı ile belirli sürenin kusursuz geçirilmesi aynı hukuki değerlendirme değildir.
Eski hâle getirme başvurusu infazı otomatik durdurur mu?
Hayır. CMK 42/3, dilekçenin kararın yerine getirilmesini kendiliğinden durdurmayacağını düzenler. Mahkeme yerine getirmeyi erteleyebilir. Bu nedenle erteleme ihtiyacı ayrıca açıklanmalı ve verilen kararın kapsamı takip edilmelidir. Başvurunun kayda alınması, erteleme kararı verildiği anlamına gelmez.
Eski hâle getirme talebini hangi mahkeme inceler?
CMK 42/1 uyarınca süre içinde işlem yapılmış olsaydı esasa hangi mahkeme hükmedecek idiyse talep hakkında o mahkeme karar verir. Dilekçenin sunulduğu yer ile inceleme mercii ayrılmalıdır. Kanun yolu başvurularının hükmü veren mahkemeye sunulmasına ilişkin kurallar ayrıca gözetilir.
Eski hâle getirme reddedilirse itiraz edilebilir mi?
Evet. CMK 42/2 ret kararına itiraz imkânı tanır; kabul kararı ise kesindir. İtirazda CMK 268’in süre ve usul hükümleri uygulanır. Ret gerekçesinin kusursuzluk, süre veya asıl işlemin tamamlanması bakımından hangi noktada hatalı olduğu somut olarak açıklanmalıdır.
Sanığın yokluğunda verilen kararda ayrıca istinaf gerekir mi?
CMK 274, eski hâle getirme isteyen sanığın ayrıca istinaf isteminde bulunmasını ister. Eski hâle getirme süresi içinde istinaf süresi de işler. İstinafla ilişkili işlemlerin ertelenmesine ilişkin özel hüküm, bütün kararların yerine getirilmesinin otomatik durmasıyla aynı sonuç değildir.
Yanlış merciye başvuru mutlaka eski hâle getirme gerektirir mi?
CMK 264, kabul edilebilir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılmanın hakları ortadan kaldırmayacağını düzenler. Başvuruyu alan merci evrakı yetkili mercie gönderir. Süresinde yapılmış yanlış başvuruyla hiç yapılmamış başvuru ayrılmalıdır; her durum aynı eski hâle getirme sorununu oluşturmaz.
Talep kabul edilirse ceza kararı mutlaka kaldırılır mı?
Hayır. Eski hâle getirme süreyi kaçırmaktan doğan usul engeline ilişkindir. Asıl kanun yolu başvurusunun içeriği ve kabul edilebilirliği ayrıca incelenir. Kabul kararı, beraat veya kararın esastan kaldırılması garantisi değildir. CMK 330/4 uyarınca başvuru giderleri de ayrıca değerlendirilir.
Başvuru ve dosya hazırlığı
Ceza dosyasında kaçırılan süre incelenirken gerekçeli karar, tebliğ kaydı, kanun yolu bildirimi, engelin kalkış tarihi ve birlikte yapılacak asıl başvuru ele alınır. Bakırcı Avukatlık, İstanbul ve Mersin ofisleri üzerinden Mersin merkezli Türkiye geneli dosya takibi yürütür. Başvuru sırası ve süre değerlendirmesi için iletişim sayfasından ulaşabilirsiniz.
Resmî kaynaklar ve mevzuat
Mevzuat kontrol tarihi: 24 Ekim 2026.
İlgili hukuk rehberleri
İstanbul ve Mersin ofisleri
İstanbul · Polaris Plaza
Maslak Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No:21, Kat:9, 34475 Sarıyer/İstanbulMersin · Profit İş Merkezi
İhsaniye Mahallesi, 4903. Sokak, Profit İş Merkezi No:23, Kat:3, Daire:14, 33070 Akdeniz/MersinHukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
