Borç İçin Eşya Rehin Verme: Teslim, Mülkiyet ve Güvencenin Sınırı
Bir borca güvence olarak eşya gösterilmesi, tek başına teslime bağlı taşınır rehni kurmaz. TMK m.939 uyarınca, kanuni istisnalar dışında zilyetlik alacaklıya devredilmelidir; eşya fiilen yalnız rehnedenin hâkimiyetinde kaldıkça rehin doğmaz. Kurulan rehin, eşyanın mülkiyetini alacaklıya geçirmez. Borç ödenmezse eşyanın otomatik onun olacağı yönündeki kayıt da TMK m.949 gereğince geçersizdir. Güvence işlemi hazırlanırken alacak, mal sahibi, teslim düzeni ve özel sicil rejimi birlikte belirlenmelidir.

Eşyayı bırakmak her zaman rehin vermek anlamına gelir mi?
Rehin, belirli alacağı malvarlığı değeriyle güvenceye bağlayan hukuki ilişkidir. Aynı eşyanın bir kişiye teslim edilmesi saklama, ödünç, tamir veya satış sebebine dayanabilir. Bu nedenle teslim tutanağındaki teminat sözcüğüyle yetinilmez; hangi alacağın güvenceye alındığı ve tarafların eşya üzerindeki hangi hakkı kurmak istediği belirlenir.
Türk Medenî Kanunu m.939, olağan teslime bağlı taşınır rehninde kuruluşu zilyetliğin alacaklıya geçmesine bağlar. Ancak teslimin hukuki sebebi de rehin olmalıdır. Sadece başka kişinin kasasında veya deposunda bulunmak, o kişiye her mevcut alacağı için sınırsız rehin kazandırmaz.
İşlem kurulurken borçlu ile eşyayı veren kişi, alacaklı ile eşyayı fiilen teslim alan kişi ve malik ayrı gösterilir. Aynı kişi birden fazla sıfat taşıyabilir; fakat bu sonuç belge okunmadan varsayılmaz. Bir şirket çalışanının ürünü getirmesi, ürünün kendi kişisel borcu için rehnedilmesine yetkili olduğunu kendiliğinden göstermez.
Rehin sözleşmesi, borcun varlığı ve teslim olgusu birbirini tamamlayan üç ayrı konudur. Teslim tutanağı eşyanın kime geçtiğini; borç belgesi güvence altındaki yükümlülüğü; rehin anlaşması ise ikisi arasındaki hukuki bağlantıyı ortaya koyar. Bunlardan birinin belirsizliği diğerinin adı değiştirilerek giderilmez.
Rehnin kurulmamış olması ile asıl borcun bulunmaması da birbirinden ayrılır. TMK m.939’daki zilyetlik şartı yerine getirilmediğinde, borç sözleşmesinden doğan alacağın da kendiliğinden silindiği söylenemez. Alacağın varlığı kendi hukuki sebebine göre belirlenir. Alacaklı açısından kaybedilen unsur, geçerli olarak doğmamış aynî güvencenin sağladığı konumdur. Yalnız rehin verme taahhüdü bulunması ile eşya üzerinde tamamlanmış rehin hakkına sahip olmak aynı değildir. Bu ayrım, borç miktarını kabul eden bir belgenin neden tek başına mal üzerinde öncelik sağlamadığını açıklar. Taraflar sözleşmedeki teslim borcunu, fiilen gerçekleşen teslimden ayrı kaydetmelidir.
Fiilî hâkimiyet nasıl devredilmelidir?
TMK m.973 zilyetliği fiilî hâkimiyet üzerinden tanımlar. M.977 ise eşyanın veya hâkimiyeti sağlayacak araçların teslimini ve önceki zilyedin rızasıyla fiilî hâkimiyet kurulmasını düzenler. Rehin bakımından m.939’un özel sınırı korunur: Mal yalnız rehnedenin kontrolünde kalıyorsa kâğıt üzerinde rehin yazılması yeterli değildir.
Anahtar teslimi bu nedenle tek başına isimden değerlendirilmez. Verilen anahtarın gerçekten hangi eşya üzerinde erişim ve hâkimiyet sağladığı önemlidir. Yalnız ziyaret için kullanılan giriş kartı veya etkisiz bir yedek anahtar, güvence konusu mala fiilen hâkim olma imkânıyla aynı değildir. Deponun ve eşyanın kontrol düzeni açıklanmalıdır.
Alacaklı adına temsilciye yapılan teslim, TMK m.978 kapsamında temsil edilene yapılmış gibi değerlendirilir. Burada teslim alanın hangi tarafı temsil ettiği belirleyicidir. Borçlunun kendi çalışanına verdiği eşyanın alacaklıya teslim edildiği otomatik kabul edilemez. Teslim tutanağı, kişinin sıfatını ve varsa yetki belgesini açık göstermelidir.
Teslimden sonra eşyanın nerede, kimde ve hangi erişim düzeniyle korunacağı belirlenir. Alacaklının güvence hakkını kurduğu ileri sürülen tarih ile malın fiilen el değiştirdiği tarih farklıysa bu fark gizlenmez. Rehin sırası ve sonraki üçüncü kişi işlemleri bakımından kuruluş anının açıklığı önem taşır.
Eşya bağımsız depoda dururken rehin kurulabilir mi?
Taşınırın üçüncü kişide bulunması, kuruluş incelemesini doğrudan bitirmez. TMK m.979, üçüncü kişinin özel hukuki ilişkiyle zilyet kalması hâlinde teslimsiz zilyetlik devrini düzenler. Böyle bir yapıda depocunun eşyayı kimin adına ve hangi hukuki ilişkiyle tuttuğu belirlenir. Sırf aynı depoda durmaya devam etmesi yeterli açıklama değildir.
M.979’a göre bu tür devir, zilyet kalmaya devam eden üçüncü kişiye karşı devredenin durumu ona bildirdiği andan itibaren hüküm doğurur. Bildirimin kim tarafından, hangi eşya ve hangi hak için yapıldığı kayıtla gösterilmelidir. Malın seri numarası veya depo parti bilgisi belirsizse alacaklının hangi varlık üzerinde hak kazandığı tartışması doğar.
Üçüncü kişinin, zilyetliği devredene karşı ileri sürebileceği teslimden kaçınma sebepleri korunur. Depocunun sözleşmesinden doğan mevcut haklar, rehin alacaklısının gönderdiği tek cümleyle silinmez. Saklama gideri, teslim yetkisi ve malın başkasına ait olduğu iddiaları hukuki dayanaklarına göre ayrı incelenir.
Öte yandan m.979’un genel teslimsiz devir düzeni, m.939’daki yalnız rehnedenin fiilî hâkimiyetinde kalma yasağını etkisizleştirmez. Rehneden kendi kontrolündeki mal için bundan sonra alacaklı adına tutuyorum demekle her durumda rehin kurmuş olmaz. Bağımsız üçüncü kişinin zilyetliği ile borçlunun aynı fiilî hâkimiyeti sürdürmesi farklı durumlardır.
Araç, hayvan veya ticari işletme rehni aynı kurala mı tabidir?
TMK m.939, kanunda öngörülen ayrık durumları açıkça saklı tutar. M.940, belirli koşullarda hayvanlar ile kanunen sicile tescili zorunlu taşınırlar üzerinde teslim olmadan sicile yazımla rehin kurulmasına ilişkin hükümler içerir. Bu nedenle her teminat için mutlaka eşyanın alacaklının evine veya deposuna bırakılması gerektiği söylenemez.
Ticari işlemlerde 6750 sayılı Kanun kapsamındaki teslimsiz sicil rehni de ayrı sistemdir. Bu sistemin kapsamı ve taraf koşulları ticari işlemlerde taşınır rehni rehberinde açıklanmıştır. Buradaki m.939 kuruluş incelemesi, özel sicilin tescil işlemi yerine kullanılamaz.
İlk karar, eşyanın hangi rehin rejimine tabi olduğudur. Malın türü, sicile kayıtlı olup olmadığı, tarafların sıfatı ve güvence işleminin kapsamı belirlenir. Noterde düzenlenen herhangi bir teminat belgesinin bütün özel sicil şartlarını kendiliğinden tamamladığı kabul edilmez. Aynı şekilde fiilî teslim, ayrıca gereken kaydı otomatik oluşturmaz.
Rehin verilecek eşya ve güvence altındaki borç nasıl tanımlanır?
Rehin konusu mal, başka varlıklarla karışmayacak biçimde belirlenmelidir. Marka, model, seri numarası, miktar, ayar veya teknik nitelik, taşınırın türüne göre kaydedilir. Altın veya benzeri değerli eşyalarda yalnız toplam bedel yazılması, hangi parçaların teslim edildiğini açıklamaz. Kimlik ve değer birbirinin yerine geçen bilgi değildir.
Güvence altındaki alacağın tarafları, hukuki sebebi, tutarı veya belirlenebilir hesabı ve vadesi de açık olmalıdır. Birden fazla borç bulunuyorsa eşyanın hangi borçlara güvence olduğu anlaşılmalıdır. Aynı alacaklıya borçlu olmak, bütün eski ve gelecekteki borçların aynı mal üzerinde sınırsız güvenceli hâle geldiğini tek başına göstermez.
TMK m.946, rehnin asıl alacak yanında sözleşme faizleri, takip giderleri ve gecikme faizi için güvence sağladığını belirtir. Ancak bu kapsam, hukuken mevcut olmayan faiz veya masrafı yaratmaz. Her kalemin dayanağı ve hesabı ayrıca bulunmalıdır. Rehin belgesi, geçersiz bir borç kalemini kendiliğinden geçerli kılan belge değildir.
Teslim edilen malın değerinin borç tutarıyla aynı olması şartından hareket edilmez. Güvence değeriyle borç bakiyesi farklıdır. Malın değerini yüksek yazmak borcu artırmaz; borcun miktarını düşük göstermeyen bir hesap da eşyanın gerçek değerini kanıtlamaz. Uyuşmazlıkta bu iki değer ayrı delillerle belirlenir.
Başkasının borcu için kendi eşyasını veren kişi bütün borcu üstlenir mi?
Rehin veren malik ile asıl borçlu farklı kişiler olabilir. Bu ayrım, İcra ve İflâs Kanunu m.145–146 hükümlerinde rehin maliki üçüncü kişinin ayrıca gösterilmesi ve kendisine de ödeme emri gönderilmesiyle açıkça korunur. Rehin ilişkisi kurulurken bu sıfatların tek isim altında birleştirilmemesi gerekir.
Kişinin eşyasını başkasının borcuna güvence vermesi, aynı anda kefalet veya kişisel borç üstlenme taahhüdü verdiğini kendiliğinden göstermez. Belgedeki irade açıklamaları ayrı okunur. Ek bir kişisel taahhüt varsa onun kendi geçerlilik ve kapsam koşulları incelenir. Rehin başlığı, kefaletin özel korumalarını aşma yöntemi olarak kullanılamaz.
Bu nedenle üçüncü kişi malik açısından temel risk, rehin konusu varlığın alacağın karşılanması için paraya çevrilmesidir. Başka bütün mallara yönelme iddiası, ayrıca kişisel sorumluluğun dayanağını gerektirir. Sözleşmenin sonundaki imzanın rehneden, borçlu, kefil veya temsilci sıfatlarından hangisiyle atıldığı açık olmalıdır.
Borç tamamen karşılandığında teslimin kime yapılacağı da bu sıfatlara bağlıdır. Parayı yatıran kişi, taşınırın sahibi ve teslim almaya yetkili kişi aynı olmak zorunda değildir. Kuruluş aşamasında doğru malik kaydının tutulması, sonraki iade veya takipte yanlış kişiye işlem yapılmasını önler.
Malik olmayan kişinin rehin vermesi alacaklıyı her zaman korur mu?
Hayır. TMK m.939/2, tasarruf yetkisi bulunmayan kişiden iyiniyetle zilyetlik kazanan alacaklının edinimini, zilyetlik hükümlerinin koruduğu ölçüde kabul eder. Üçüncü kişilerin önceki zilyetlikten kaynaklanan hakları saklıdır. Kanun, elde eşya bulundurmayı sınırsız rehin verme yetkisiyle aynı kabul etmez.
TMK m.988, emin sıfatıyla zilyetten iyiniyetle kazanılan mülkiyet veya sınırlı aynî hakkı düzenler. Buna karşılık çalınan, kaybolan veya irade dışında elden çıkan taşınırlarda m.989’daki özel geri isteme sistemi vardır. Malın önceki zilyedin elinden nasıl çıktığı belirlenmeden, alacaklının iyiniyeti tek başına bütün uyuşmazlığı çözmez.
Belirli bir malı saklamak veya kullanmak için elinde bulunduran kişinin kimden ve hangi yetkiyle aldığı araştırılır. Fatura, önceki teslim, mülkiyet kaydı ve temsil belgesi bu bakımdan önemlidir. Alacaklının malın başkasına ait olduğunu gösteren bilgileri görmezden gelmesiyle iyiniyet koruması bulunduğu sonucuna doğrudan varılamaz.
Bu konu, teminat alınırken hak sahibi ve yetki incelemesinin neden gerekli olduğunu gösterir. Rehin sözleşmesinin imzalanmış olması üçüncü kişinin iddiasını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Alacaklının rehin hakkı ile mal sahibinin geri isteme hakkı, kanundaki farklı edinim ve zilyetlik koşullarına göre değerlendirilir.
Alacaklı eşyanın sahibi olur veya onu kullanabilir mi?
Teslime bağlı rehin, mülkiyet devri değildir. TMK m.974’ün sınırlı aynî hak için teslimdeki zilyetlik ayrımı, malikin ve rehin alacaklısının farklı hukuki konumlarını açıklar. Alacaklının fiilî hâkimiyeti, eşyayı kendi malı gibi tüketme, satma veya kişisel ihtiyacına ayırma yetkisine dönüştürülmemelidir.
Tüketim ödüncü ise TBK m.386’da farklı düzenlenir: Para veya tüketilebilen şey devredilir; aynı nitelik ve miktarda geri verme borcu doğar. Belirli eşyanın güvence olarak korunması ile o şeyin kullanılmak üzere tüketilip mislinin geri verilmesi aynı işlem değildir. Özellikle değerli madenlerde teslimin gerçek sebebi baştan açıklanmalıdır.
Alacaklı eşyanın muhafazasını üstlendiği için kullanım ve yer değiştirme düzeni ayrıca belirlenir. Rehin verilmesi, her kullanım biçimine örtülü sınırsız izin olarak sunulamaz. Yetkili servis, depolama veya taşıma ihtiyacının kapsamı açıklanır; malın değeri ve korunmasıyla bağdaşan işlem yapılmalıdır.
Eşya üzerindeki hak ile içindeki kişisel veriler, belgeler veya erişim araçları da aynı değildir. Bir cihazın güvence verilmesi, alacaklıya cihaz içeriğini kendi amacıyla kullanma yetkisi vermez. Malın güvence olarak tutulma sebebi, ayrı haklar üzerindeki bütün sınırlamaları ortadan kaldıran genel izin değildir.
Rehinli eşya kaybolur veya zarar görürse kim sorumludur?
TMK m.945, taşınırın kaybolması, yok olması veya değerinin azalması nedeniyle doğan zarar için alacaklının sorumluluğunu düzenler. Alacaklı, zararın kendi kusuru olmadan doğduğunu ispat etmedikçe sorumludur. Bu nedenle sadece eşya artık yok cevabı, hukuki sorumluluk incelemesini tamamlamaz.
Başlangıç durumu belirlenmiş olmalıdır. Teslimdeki fotoğraf, parça listesi ve teknik kayıt; sonraki hasarın ne olduğunu göstermeye yardımcı olur. Eski arıza ile muhafaza sırasında meydana gelen yeni hasar ayrılır. Her değer düşüşü aynı nedene bağlanmadan, olayın tarihi ve eşyanın hangi aşamada kimde bulunduğu açıklanır.
Alacaklının taşınırı kendiliğinden başkasına devretmesi veya yeniden rehnetmesi nedeniyle doğan bütün zararlar için aynı maddede ayrıca sorumluluk vardır. Bu hüküm, rıza ve işlem kapsamının baştan belirlenmesini önemli kılar. Zarar tutarı yine somut malın durumu ve gerekli değerlendirmeyle hesaplanır; kanunda her eşya için sabit tazminat yüzdesi yoktur.
Aynı eşya üzerinde sonraki rehinler ve ürünler nasıl ayrılır?
TMK m.941, malikin art rehin kurmasını; m.942 ise mevcut alacaklının eşyayı başkasına yeniden rehnetmesini düzenler. İlkinde önceki alacaklıya, borcu ödenince malın sonraki alacaklıya teslim edilmesi yazılı bildirilir. İkincisinde rehnedenin rızası gerekir. İşlemi yapan kişinin değişmesi hukuki yolu da değiştirir.
TMK m.948 uyarınca birden fazla rehin varsa alacaklılar rehin sırasına göre karşılanır; sıra kuruluş tarihine bağlıdır. Bu nedenle her sözleşmenin düzenlenme tarihiyle rehin hakkının fiilen kurulduğu anın aynı olduğu varsayılmamalıdır. Önceki rehin ve teslim yönlendirmeleri yeni işlemde açık gösterilmelidir.
M.947, eklentileri rehin kapsamına alır; ayrılan doğal ürünler için aksi kararlaştırılmadıkça malike teslim kuralı öngörür. Paraya çevirme sırasında bütünleyici parça olan doğal ürünler ise rehin kapsamındadır. Bu özel ürün hesabı, ilk rehni kurmak için gereken zilyetlik devrinin yerine geçmez. Kuruluş belgesinde ana eşya ile eklenti ve ürün düzeni birbirine karıştırılmamalıdır.
Borç ödenmezse alacaklı eşyayı kendisine ayırabilir mi?
TMK m.949, ödenmeme hâlinde rehinli taşınırın mülkiyetinin alacaklıya geçeceğini öngören sözleşme hükmünü geçersiz sayar. Bu nedenle başlangıçta borç ödenmezse eşya benimdir yazılması olağan rehin düzeninde mülkiyet kazandırmaz. Alacaklının hakkı, m.946’da düzenlenen rehnin paraya çevrilmesi yoluyla karşılanmaya yöneliktir.
İİK m.45’te rehinli alacak için önce rehne başvurma kuralı ve kanuni istisnaları vardır. Takip türü ve belgeler buna göre belirlenir. Bu inceleme yapılmadan her alacaklının eşyayı dilediği kişiye, dilediği fiyatla özel olarak satabileceği söylenemez. TMK’daki teminat hakkı, cebrî icra kurallarını ortadan kaldırmaz.
İİK m.145, takip talebinde rehinli malı, varsa üçüncü kişi maliki ve sonraki rehin hakkı sahibini belirtmeyi gerektirir. Kuruluş dosyasındaki sıfat ve eşya bilgilerinin doğruluğu bu aşamada somut önem kazanır. Rehin belirsiz bırakılmışsa yalnız borç senedine dayanmak hangi eşyanın takibe konu edileceğini açıklamaya yetmeyebilir.
Alacak başka kişiye devredilirse rehni yeniden kurmak gerekir mi?
Güvence altındaki alacağın devredilmesi, eşyanın yeniden bağımsız bir borç için rehnedilmesinden farklıdır. TBK m.189, devredenin kişiliğine özgü olanlar dışındaki öncelik ve bağlı hakların alacakla birlikte devralana geçmesini öngörür. Geçerli biçimde kurulmuş rehin hakkı, bu bağlı hak ilişkisi içinde değerlendirilir. Alacaklının değişmesi ile borcun veya güvence konusunun değişmesi birbirine karıştırılmamalıdır.
Alacak devri, başlangıçta mevcut olmayan rehni sonradan yaratmaz. İlk alacaklı yalnız teslim sözü almış, fakat m.939 anlamında rehin hakkını kazanmamışsa devralan kişinin elinde bulunmayan bir aynî hakkı devraldığı kabul edilemez. Bu nedenle devralanın incelemesi yalnız borç senedinin tutarından oluşmaz; rehin sözleşmesi, eşya kimliği, zilyetlik devri ve varsa önceki rehinler birlikte değerlendirilir.
TBK m.190, devredenin alacak senedini ve elindeki ispat belgelerini teslim etmesini, alacağın ileri sürülmesi için gereken bilgileri vermesini düzenler. Teminatlı alacağın devrinde taşınırın bulunduğu yer, onu elinde tutan kişi, teslimin dayanağı ve ilgili kayıtlar bu belge düzeni içinde açıklanmalıdır. Eşyanın güvence amacıyla korunması, alacaklının değiştiği aşamada belgesiz ve sahipsiz bir aralığa bırakılmamalıdır.
Borçluya açıklanan alacak miktarı ile devir belgesindeki miktar farklıysa bu fark ayrıca çözülür. Devralma işlemi, borçlunun borcunu sırf alacaklı değiştiği için artırmaz. Rehin konusu eşya da devralanın borçludan olan bütün başka alacaklarına kendiliğinden eklenmez. Güvencenin hangi asıl alacağa bağlı olduğu kuruluşta olduğu gibi devir sonrasında da korunur.
Geçici geri verme ile rehnin tamamen sona ermesi nasıl ayrılır?
TMK m.943’e göre alacaklının zilyet olmaktan çıkması ve malı zilyet üçüncü kişiden geri alamaz hâle gelmesi rehnin sona ermesine yol açar. Buna karşılık alacaklının rızasıyla eşya fiilen yalnız rehnedenin hâkimiyetindeyken rehnin hükümleri askıda kalır. Geçici teslimin amacı ve mevcut zilyetlik düzeni açık kaydedilmelidir.
TMK m.944, alacak ödenince veya rehin başka sebeple sona erince eşyanın hak sahibine geri verilmesini düzenler. Alacağın tamamı alınmadan malın veya bir kısmının zorunlu iadesi öngörülmemiştir. Kısmi ödeme, teminatın aynı oranda zorunlu çözülmesi anlamına gelmez. Tarafların ayrıca kararlaştırdığı serbest bırakma düzeni kendi kapsamıyla incelenir.
Borç kapandıktan sonraki başvuru için rehinli taşınırın geri verilmesi dilekçesi kullanılabilir. Kuruluşta hazırlanan eşya ve teslim kayıtları burada karşılaştırma temelidir. Geçici kullanım için verilen teslim belgesiyle kesin kapanış ve iade belgesi aynı amaçla düzenlenmemelidir.
Sık sorulan sorular
Sözleşmede rehin yazması yeterli midir?
TMK m.939’a göre kanuni istisnalar dışında zilyetliğin alacaklıya devri gerekir. Eşya fiilen yalnız rehnedenin hâkimiyetinde kaldığı sürece rehin doğmaz. Ayrıca teslimin hangi alacağı güvenceye aldığı açıklanmalıdır. Sadece teminat sözcüğü, borç, eşya ve teslim arasındaki ilişkinin yerine geçmez.
Mal kendi depomda kalırken rehin kurulmuş olur mu?
Mal fiilen yalnız rehnedenin hâkimiyetindeyse m.939’un engeli vardır. Kâğıt üzerinde alacaklı adına tutma beyanı bunu kendiliğinden aşmaz. Bağımsız üçüncü kişinin zilyetliği ve m.979’daki devir ise ayrı incelenir. Özel sicile tabi teslimsiz rehin sistemleri de kendi kanuni koşullarına bağlıdır.
Alacaklının çalışanına teslim yapılabilir mi?
TMK m.978 temsilciye yapılan teslimi temsil edilene yapılmış gibi kabul eder. Ancak kişinin gerçekten alacaklıyı temsil ettiği belirlenmelidir. Borçlunun kendi çalışanı veya yetkisiz aracıya teslim aynı sonuç değildir. Tutanakta teslim alanın sıfatı ve hangi taraf adına hareket ettiği açık gösterilmelidir.
Başkasının borcu için eşyamı rehin verirsem kefil olur muyum?
Rehin veren üçüncü kişi malik ile kefil veya kişisel borçlu farklı sıfatlardır. Rehin verilmesi tek başına bütün malvarlığıyla kişisel borç üstlenildiğini göstermez. Ek bir taahhüt bulunuyorsa onun geçerliliği ayrıca incelenir. İİK m.145–146 da üçüncü kişi malikin ayrı gösterilmesini gerektirir.
Eşya alacaklıya teslim edilince mülkiyet geçer mi?
Rehin teslimi mülkiyet devri değildir; alacaklı sınırlı güvence hakkına dayanır. Malı kendi malı gibi tüketme veya kullanma yetkisi otomatik doğmaz. Tüketim ödüncünde aynı nitelik ve miktarı geri verme ilişkisi farklıdır. İşlemin gerçek sebebi ve tarafların üstlendiği borçlar belirlenmelidir.
Borç ödenmezse eşya alacaklının olur kaydı geçerli mi?
Olağan taşınır rehni bakımından TMK m.949 bu sözleşme hükmünü geçersiz sayar. Alacaklı m.946 çerçevesinde rehnin paraya çevrilmesiyle karşılanmayı ister. Özel sicilli rehin düzenleri kendi hükümleriyle değerlendirilir; başlangıçtaki kayıt bütün teminat türlerinde aynı sonuca sahip kabul edilmez.
Rehinli eşya kaybolursa alacaklı sorumlu mudur?
TMK m.945 uyarınca alacaklı, kayıp, yok olma veya değer azalmasının kendi kusuru olmaksızın doğduğunu ispat etmedikçe zarardan sorumludur. Teslimdeki durum ve sonraki olay belirlenir. Kanun sabit bir tazminat oranı koymaz; zarar ve nedensellik somut belgelerle değerlendirilir.
Alacaklı eşyayı başka kişiye rehin verebilir mi?
TMK m.942 bunun için rehnedenin rızasını arar. Alacaklının alt rehni, malikin m.941 uyarınca kurduğu art rehinle aynı işlem değildir. İlk rehin anlaşması ve varsa izin belgeleri okunur; ilk teslimin bütün sonraki işlemlere sınırsız rıza oluşturduğu kabul edilmez.
Borcun yarısını ödeyince eşyanın yarısını geri alabilir miyim?
TMK m.944, alacağın tamamı alınmadıkça malın veya bir kısmının geri verilmesini zorunlu tutmaz. Kısmi ödeme otomatik oransal serbest bırakma yaratmaz. Tarafların geçerli ayrı düzenlemesi varsa kapsamı incelenir; hangi borcun ne kadar kaldığı, rehnin güvence kalemleriyle birlikte hesaplanır.
Bakım için bana geri verilen eşyanın rehni kesin biter mi?
TMK m.943, alacaklının rızasıyla eşya fiilen yalnız rehnedenin hâkimiyetindeyken rehnin hükümlerinin askıda kalacağını düzenler. Bu geçici durum, alacağın kapanması üzerine m.944 gereği kesin iadeyle aynı değildir. Teslimin amacı, süresi ve geri alma imkânı ayrı değerlendirilmelidir.
Başvuru ve dosya hazırlığı
Rehin kurulmadan önce güvence altındaki borç, malın gerçek sahibi, zilyetlik devri ve teslimden sonraki koruma düzeni aynı belgeler üzerinden kontrol edilir. Mersin merkezli Türkiye geneli dosya yönetimi için İstanbul ve Mersin ofisleri üzerinden iletişim kurulabilir.
Resmî kaynaklar ve mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m.939–949, 973–974, 977–979 ve 988–989
- 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu m.45, 145 ve 146
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.189–190 ve m.386
- Ticaret Bakanlığı — 6750 sayılı Kanun kapsamında taşınır rehni
Mevzuat kontrol tarihi: 24 Ekim 2026.
İlgili hukuk rehberleri
İstanbul ve Mersin ofisleri
İstanbul · Polaris Plaza
Maslak Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No:21, Kat:9, 34475 Sarıyer/İstanbulMersin · Profit İş Merkezi
İhsaniye Mahallesi, 4903. Sokak, Profit İş Merkezi No:23, Kat:3, Daire:14, 33070 Akdeniz/MersinHukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
