B&KBakırcı & KeskinHUKUK BÜROSU
TR
TürkçeEnglishDeutschРусскийالعربية中文
Menü

Saikte Yanılma Ne Zaman Esaslı Sayılır? TBK 32

Saikte yanılma, TBK 32’ye göre tek başına esaslı yanılma değildir. İstisna için yanılanın o saiki sözleşmenin temeli sayması, bunun iş ilişkilerindeki dürüstlük kurallarına uygun olması ve bu durumun karşı tarafça da bilinebilir bulunması gerekir. Bu şartlar gerçekleştiğinde yanılma esaslı sayılır. Dolayısıyla yalnız sonucun beklenenden farklı çıkması veya kişinin sözleşmeden pişman olması yeterli değildir.

TBK 32 saikte yanılmanın esaslı sayılmasında üç kanuni şart
TBK 32: Saikte Esaslı Yanılma

Saik, kişiyi sözleşme yapmaya yönelten düşünce veya amaçla ilgilidir. Kanun, her kişisel düşünceyi karşı tarafın üstlendiği risk hâline getirmez. İnceleme; hangi düşüncede yanılma bulunduğunu, bunun sözleşme kararındaki ağırlığını ve karşı taraf bakımından nasıl bilinebilir olduğunu somut belgeler üzerinden ortaya koymalıdır.

Saikte yanılma ile açıklamada yanılma

TBK 31’deki açıklamada yanılma, kişinin iradesini istediğinden farklı sözleşme, konu, kişi veya edim için açıklaması gibi hâlleri kapsar. Saikte yanılmada ise kişiyi o sözleşmeye yönelten düşüncenin doğruluğu tartışılır. Önce hatanın nerede olduğu belirlenir. Her yanlış değerlendirme aynı madde altında ele alınamaz.

Bu ayrım yalnız kullanılan sözcüklere bağlı değildir. Tarafın neyi yapmak istediği, neyi açıkladığı ve hangi olguya dayanarak karar verdiği birlikte gösterilir. Açıklamanın kendisiyle kararın arkasındaki düşünce farklı inceleme konularıdır. TBK 32’nin şartları, gerçekten saik yanılması iddiası bulunduğunda değerlendirilir; başka hata türü bu başlığa zorla sokulmaz.

TBK 30, sözleşme kurulurken esaslı yanılmaya düşen tarafın sözleşmeyle bağlı olmayacağını düzenler. TBK 32 ise hangi saik yanılmasının bu esaslılık düzeyine çıkacağını belirler. Bu nedenle genel sonuçla özel koşullar birlikte okunmalıdır. Saikin varlığını göstermek, onun esaslılığını kanıtlamış olmakla aynı değildir.

Birinci şart: Saikin sözleşmenin temeli sayılması

Yanılan kişi, yanıldığı düşünceyi sözleşmenin temeli olarak değerlendirmiş olmalıdır. Yalnız işlemi daha cazip bulmasına yol açan tali bir beklenti ile sözleşme kararının dayanağı aynı ağırlıkta değildir. İddiada bulunan kişi, hangi olgunun kararında belirleyici olduğunu ve bunun anlaşmanın içeriğiyle bağlantısını somut biçimde açıklamalıdır.

Bu değerlendirme sonradan oluşturulmuş genel ifadeye dayanmaz. Sözleşme öncesindeki yazışmalar, teklif metni, açıklanan amaç ve görüşme kayıtları önemlidir. İşlem yapılırken hangi bilginin esas alındığı belirlenir. Uyuşmazlık çıktıktan sonra “benim için önemliydi” denmesi, başlangıçtaki sözleşme temelini tek başına ortaya koymaz.

Saikin hangi kapsamda temel sayıldığı da açıktır. Bütün sözleşmeyi etkileyen dayanakla belirli bir ayrıntıya ilişkin beklenti farklı değerlendirilir. Metnin ve olayın somut içeriği görülmeden bütün sözleşmenin bağlayıcılığı hakkında toplu sonuç kurulamaz. İleri sürülen yanılmanın hangi sözleşme kararına yöneldiği gösterilmelidir.

İkinci şart: İş ilişkilerindeki dürüstlük ölçütü

TBK 32, yanılanın saiki temel saymasını tek başına yeterli görmez. Bu değerlendirmenin iş ilişkilerinde geçerli dürüstlük kurallarına uygun olması gerekir. Kanun böylece yalnız kişinin kendi iç dünyasındaki öneme bakmaz; işlemin niteliği ve ilişkinin dışa yansıyan koşullarını da esas alır. Öznel önemle hukuki esaslılık aynı değildir.

İncelemede işlem türü, tarafların açıkladığı amaç ve kabul edilen riskler birlikte ele alınır. Bir kişinin açıklamadığı her ekonomik beklentiyi karşı tarafa yüklemek, bu ölçütle bağdaşan bir değerlendirme değildir. Hangi düşüncenin sözleşmenin temeli sayılmasının dürüstlük kurallarına uygun olduğu somut olarak gerekçelendirilmelidir.

Bu koşul yalnız zarar miktarıyla açıklanamaz. Beklentinin boşa çıkması sonucu büyük kayıp doğması, saiki otomatik olarak sözleşmenin hukuki temeline dönüştürmez. Kaybın tutarı ile saikin başlangıçtaki niteliği farklı sorulardır. Önce TBK 32 koşulları belirlenir; varsa sonraki maddi talepler kendi şartlarıyla incelenir.

Üçüncü şart: Karşı tarafça bilinebilirlik

Kanun, saikin sözleşmenin temeli sayıldığı durumun karşı tarafça da bilinebilir olmasını arar. Bu unsur, karşı tarafın fiilen aynı amacı benimsemesiyle eşitlenmemelidir. Düzenleme bilinebilirlik ölçütünü kullanır. İlgili amacın ve öneminin karşı tarafa hangi yolla yansıdığı somutlaştırılmalıdır.

Sadece yanılan kişinin kendi notlarında yer alan düşünceyle karşı tarafa açıkça bildirilmiş amaç aynı durumda değildir. Metin, yazışma, görüşme veya işlemin açık niteliği üzerinden hangi bilginin dışa yansıdığı gösterilir. Karşı tarafın elinde olmayan ve durumdan da anlaşılamayan özel düşüncenin bilinebilir olduğu varsayılmaz.

Buna karşılık mutlaka belirli bir kalıp cümle kullanılması gerektiği de söylenemez. TBK 32 böyle tek bir ifade zorunluluğu koymaz. Önemli olan, saikin temel niteliğinin karşı tarafça bilinebilirliğini gösteren gerçek olgulardır. Değerlendirme, yalnız bir belgenin başlığına veya imza sayısına indirgenmemelidir.

Üç şart neden birlikte incelenir?

Saikin gerçekten önemli olması, dürüstlük ve bilinebilirlik şartlarını kendiliğinden sağlamaz. Karşı tarafın belirli amaçtan haberdar olması da o amacın her durumda sözleşmenin hukuki temeli olduğunu göstermez. TBK 32’nin ayrı unsurları birlikte gerçekleşmelidir. Her biri için hangi olgunun ileri sürüldüğü açıkça belirtilmelidir.

Dosyada bu unsurların birbirine karıştırılması eksik sonuca yol açar. Örneğin yalnız amacın bildirildiğini gösteren yazışmanın, yanılmanın varlığını veya temel niteliğini de kesin biçimde ispatladığı kabul edilemez. Belgenin gösterdiği olay ile ondan çıkarılmak istenen hukuki sonuç ayrı açıklanır. Böylece kanunun aradığı yapı korunur.

TBK 30’daki bağlı olmama sonucuna ulaşmadan önce yanılmanın esaslılığı belirlenir. Esaslı saik yanılması saptanmadan doğrudan bedel iadesi veya sözleşmenin tüm sonuçlarının ortadan kalkması talebi gerekçesiz kalır. Her sonuç, ilgili şartların ve gerçek edimlerin değerlendirilmesine dayanmalıdır.

Kuruluş anındaki yanılma ile sonraki değişiklik

TBK 30 ve 32, sözleşmenin kurulmasına ilişkin yanılmayı ele alır. Bu nedenle yanıldığı ileri sürülen olgunun sözleşme kurulurken hangi durumda olduğu belirlenmelidir. Daha sonra ortaya çıkan olay veya değişiklik, başlangıçta mevcut yanlış düşünceyle aynı şey değildir. Zaman çizelgesi bu ayrımı görünür kılar.

TBK 138, öngörülmeyen olağanüstü durum nedeniyle ifanın aşırı güçleşmesini ayrı koşullarla düzenler. Bu hükmün kendi şartları vardır. Sonradan meydana gelen ekonomik değişimin doğrudan saik yanılması diye açıklanması, kuruluş ile ifa aşamalarını karıştırır. İleri sürülen olay hangi aşamaya aitse ilgili hukuki rejim açıkça belirtilir.

Sözleşme tarihinde var olan olgunun sonradan öğrenilmesiyle, olgunun kendisinin sonradan değişmesi de farklıdır. Öğrenme tarihi ile olayın doğum tarihi ayrı kaydedilir. Bu ayrım hem hukuki nitelendirme hem TBK 39’daki süre bakımından önem taşır. İki tarih sırf aynı dosyada yer alıyor diye birleştirilmemelidir.

Kişisel beklenti ve sözleşmede üstlenilen nitelik

Bir tarafın kendi zihnindeki beklentisiyle karşı tarafın açıkça üstlendiği sözleşme niteliği ayrı değerlendirilir. Belirli nitelik sözleşmenin içeriği olarak kararlaştırılmışsa mesele yalnız saik düzeyinde kalmaz; ilgili ifa ve sorumluluk hükümleri de incelenir. TBK 32, diğer sözleşme haklarını tek maddede toplayan genel bir düzenleme değildir.

Bu nedenle metinde hangi niteliğin vaat edildiği, hangi bilginin sadece açıklama olarak verildiği ve hangisinin kişisel düşünce olduğu ayrılır. Sözleşmeye yazılmış her bilgi için aynı sonucu varsaymak doğru değildir. TBK 19 çerçevesinde gerçek içerik belirlenir. Talep edilen sonuç, doğru belirlenmiş yükümlülüğe veya irade bozukluğu sebebine dayanmalıdır.

Taşınmaz işlemlerinde gösterilen yer ile satın alınan parselin farklı olması gibi konu yanılması iddiaları ayrıca değerlendirilir. Bu özel sorun, her taşınmaz beklentisinin saik yanılması olduğu anlamına gelmez. Yanlış konunun açıklanması ile işlemin arkasındaki düşüncede yanılma aynılaştırılmamalıdır.

Saik ile sözleşme koşulu aynı mı?

TBK 170, sözleşmenin hüküm ifade etmesinin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği bilinmeyen olguya bağlanmasını düzenler. Bu anlamdaki koşul, tarafların hukuki sonuca bağladığı sözleşme kaydıdır. Saik ise kişinin sözleşmeyi yapmaya yönelmesinin nedenidir. Her amaç açıklaması kendiliğinden geciktirici koşul oluşturmaz.

Bir olayın sözleşmede koşul olarak kararlaştırılıp kararlaştırılmadığı, metin ve ortak iradeyle belirlenir. Saik yanılması iddiası varsa TBK 32’nin koşulları incelenir. İki kurum birbirinin yerine kullanılarak, sözleşmede bulunmayan bir koşul sonradan varmış gibi gösterilemez. Hukuki sonucun kaynağı açık tutulmalıdır.

Bu ayrım talep biçimini de etkiler. Koşulun gerçekleşmemesi ile esaslı yanılma sebebiyle bağlı olunmadığının bildirilmesi aynı olay değildir. Her iddia kendi tarihleri ve belgeleriyle açıklanır. Sözleşmenin ne zaman ve hangi nedenle bağlayıcı sayılmadığı somutlaştırılmadan genel iptal ifadeleriyle yetinilmemelidir.

Aldatma varsa hangi ayrım yapılır?

TBK 36, diğer tarafın aldatması sonucu sözleşme yapılmışsa yanılma esaslı olmasa bile bağlı olmama sonucunu düzenler. Bu nedenle saik yanılmasının esaslılık şartları ile aldatmanın özel koşulları aynı değildir. Yanıltıcı davranış iddiası bulunuyorsa kimin ne yaptığı ve bunun sözleşme kararını nasıl etkilediği açıklanmalıdır.

Üçüncü kişinin aldatmasında karşı tarafın sözleşme kurulurken aldatmayı bilmesi veya bilecek durumda olması ayrıca önemlidir. Salt üçüncü kişinin yanlış bilgi verdiğinin gösterilmesi, TBK 36’daki bütün şartları kendiliğinden karşılamaz. İddianın dayandığı kişi ve bilgi ilişkisi somutlaştırılır. Saik, aldatma ve karşı tarafın konumu ayrı ele alınır.

Bu açıklamalar, her yanlış bilgi verildiğinde mutlaka aldatma bulunduğu anlamına gelmez. Bilginin yanlışlığı, açıklamanın niteliği, etkisi ve ilgili kanuni koşullar gerçek olayla değerlendirilir. Bir hukuki sebebin ispatlanamaması, farklı sebebin otomatik olarak var sayılmasını sağlamaz. Her dayanak kendi unsurlarıyla kurulmalıdır.

Dürüstlük sınırı ve gerçek iradeye uygun anlaşma

TBK 34, yanılmanın dürüstlük kurallarına aykırı ileri sürülmesini yasaklar. Aynı madde, diğer tarafın sözleşmenin yanılanın kastettiği anlamda kurulmasına razı olduğunu bildirmesi hâlinde sözleşmenin o anlamda kurulmuş sayılacağını düzenler. Bu hüküm, saik yanılması değerlendirmesinden sonra da göz ardı edilmemelidir.

Burada hangi anlamın kastedildiği ve karşı tarafın neye razı olduğunu bildirdiği açık olmalıdır. Genel bir uzlaşma çağrısı, her durumda kanundaki açıklamayla aynı değildir. İlgili teklif veya bildirim gerçek içeriğiyle ele alınır. Yanılmayı ileri sürenin kastettiği anlam ile karşı tarafın kabul ettiği içerik karşılaştırılır.

Dürüstlük denetimi, TBK 32’nin şartlarını metinden çıkarma yöntemi değildir. Önce yanılmanın niteliği belirlenir; sonra ileri sürülmesinin kanuni sınırları uygulanır. Her karşı çıkış dürüstlük ihlali sayılmadığı gibi, her yanılma iddiası da sınırdan bağımsız görülmez. Somut davranış ve açıklamalar değerlendirmeye esas alınır.

Bildirim ve bir yıllık dönem

TBK 39’a göre yanılmayı öğrenen taraf, bir yıl içinde sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse sözleşmeyi onamış sayılır. Başlangıç her durumda imza tarihi değildir; yanılmanın öğrenildiği an önemlidir. Öğrenme olgusunun tarihi ve dayanağı açıkça gösterilmelidir.

TBK 39’daki bir yıllık dönem bakımından bildirim ile dava açılması aynı ifade değildir. Kanunun saydığı davranışlar kendi içeriğiyle dikkate alınır. Sadece genel memnuniyetsizlik iletilmesi, sözleşmeyle bağlı olunmadığının açıklanmasıyla otomatik eşitlenmez. Bildirimin neyi kapsadığı anlaşılmalıdır.

Bir yıllık sürenin takibi, TBK 32’nin esaslılık şartlarını ispatlama gereğini kaldırmaz. Zamanında bildirim yapılması tek başına saik yanılmasını esaslı yapmaz. Aynı şekilde esaslılık iddiasının ayrıntılı olması da süre olgusunu görünmez kılmaz. İçerik ve zaman koşulları birlikte değerlendirilir.

Kusur ve iade taleplerinin ayrı incelenmesi

TBK 35, yanılmasında kusurlu kişinin sözleşmenin hükümsüzlüğünden doğan zarara ilişkin sorumluluğunu düzenler; karşı tarafın yanılmayı bilmesi veya bilmesi gerekmesi hâlinde istisna getirir. Bu nedenle yanılma sebebiyle bağlı olmama ile tazminat meselesi aynı sonuç değildir. Kusur, zarar ve kanuni istisna ayrıca değerlendirilir.

Verilmiş edimlerin geri istenmesi de gerçek teslim ve ödeme bilgisine dayanır. TBK 77 ve ilgili iade hükümleri kapsamında kimin ne aldığı ve hangi hukuki sebeple geri vermesi gerektiği belirlenir. Sadece saik yanılması iddiasının ileri sürülmesi, bütün ödemelerin otomatik iadesi veya her zararın karşı tarafa yüklenmesi sonucunu doğurmaz.

Talep edilen kalemler ayrı açıklanmalıdır. Verilen bedelin iadesi, yapılan gider ve bağımsız zarar aynı şey değildir. Aynı tutar farklı başlıklarla iki kez istenmez. Esaslı yanılmanın sonuçları, somut edim ve zarar hesabıyla eşleştirildiğinde hukuki talep denetlenebilir olur.

Yazılı sözleşme ve tanık delili

İmzalı sözleşme bulunması irade bozukluğu iddiasını kendiliğinden engellemez. HMK 203/1-ç, hukuki işlemlerde irade bozukluğu ve aşırı yararlanma iddialarında tanık dinlenebileceğini düzenler. Senetle ispatın bu istisnası, iddianın otomatik ispatlandığı anlamına gelmez; delillerin içeriği değerlendirilir.

Tanığın hangi olayı doğrudan bildiği açıkça belirtilir. Sözleşme öncesindeki açıklama, görüşme veya öğrenme olgusu birbirinden ayrılır. Tanığın hukuki sonuç söylemesi yerine gerçek olaya ilişkin bilgisi önemlidir. Sonradan tarafın anlatımını duymasıyla görüşmeye doğrudan katılmış olması aynı bilgi kaynağı değildir.

HMK 190’daki ispat yükü kuralı ve HMK 194’teki somutlaştırma yükü birlikte uygulanır. Yanılmanın konusu, temel niteliği, dürüstlükle ilişkisi ve bilinebilirliği için dayanılan olgular ayrı gösterilir. Böylece üç kanuni şart, tek genel iddianın içinde kaybolmaz.

Üç koşul için belge bağlantısı nasıl kurulur?

Yanılmanın kendisi için, sözleşme kurulurken doğru kabul edilen bilgi ile gerçek durum karşılaştırılır. Dayanılan kaydın hangi tarihe ait olduğu özellikle belirtilir. Sonradan düzenlenmiş belge başlangıçtaki olguyu açıklıyorsa bu bağlantı gösterilir; sonraki değişikliği gösteriyorsa kuruluş anındaki yanılma gibi sunulmaz. Böylece yalnız bugünkü durumdan geriye doğru gerekçesiz sonuç çıkarılması önlenir.

Saikin temel sayılması bakımından, karar sürecine ilişkin gerçek açıklamalar belirlenir. Teklifte yer alan amaç, görüşmelerde sorulan bilgiler ve anlaşmanın içeriği birlikte okunur. Belge, tarafın yalnız genel ilgisini mi yoksa sözleşme kararına bağladığı belirli olguyu mu gösteriyor? İnceleme bu farkı açıklamalıdır. İlgili olgunun önemini gösteren kayıt, yanılmanın varlığını gösteren kaydın yerine otomatik geçirilmez.

Bilinebilirlik bakımından ise açıklamanın karşı tarafa yönelmesi ve onun erişebileceği bağlam önemlidir. Gönderilmemiş bir taslak ile iletilmiş teklif ayrı tutulur. Hangi kişinin hangi sıfatla bilgi aldığı belirtilir. Sözleşme kurulmasından sonra ilk kez açıklanan kişisel amaç, tarih değiştirilerek baştan bilinebilir kabul edilmez. Her belge kendi zamanı, muhatabı ve içeriğiyle değerlendirilir.

Bu bağlantılar dürüstlük ölçütünün hukuki değerlendirmesine de veri sağlar. Fakat hiçbir tek belge, üç şartın tamamı hakkında otomatik karar anlamına gelmez. Mahkemeye sunulan anlatım, gerçek olguları ve her olgunun hangi kanuni unsura ilişkin olduğunu açık göstermelidir. Böyle hazırlanmış dosya, sırf ekonomik sonucun beğenilmemesine dayanan itirazla sözleşmenin temeline ilişkin yanılmayı ayırır.

Sık sorulan sorular

Saikte yanılma her zaman esaslı mı?

Hayır. TBK 32 bunu başlangıçta esaslı saymaz. Sözleşmenin temeli sayılma, dürüstlük kurallarına uygunluk ve karşı tarafça bilinebilirlik şartları birlikte aranır.

Yalnız benim için önemli olması yeterli mi?

Yeterli değildir. Öznel önem yanında TBK 32’nin diğer şartları da gösterilmelidir. Gizli kişisel düşünce karşı tarafa otomatik risk yüklemez.

Karşı tarafın aynı amacı benimsemesi mi gerekir?

Kanun bilinebilirlik ölçütünü kullanır. Saikin temel sayıldığının karşı taraf bakımından nasıl anlaşılabilir olduğu ortaya konulur; aynı kişisel amacın paylaşılmasıyla eşitlenmez.

Sonradan pişman olmak saik yanılması mı?

Pişmanlık tek başına yeterli değildir. Sözleşme kurulurken hangi düşüncede yanılma bulunduğu ve TBK 32 şartları somutlaştırılmalıdır.

Sonradan koşullar değişirse TBK 32 mi uygulanır?

Kuruluş anındaki yanılmayla sonraki değişiklik ayrılır. Aşırı ifa güçlüğü gibi farklı sebepler varsa kendi hükümleri ve şartları ayrıca değerlendirilir.

Aldatmada da aynı esaslılık şartları aranır mı?

TBK 36 diğer tarafın aldatmasında yanılmanın esaslı olmasını aramaz. Aldatma ve üçüncü kişinin rolü kendi kanuni koşullarıyla incelenir.

Bir yıllık süre sözleşme tarihinden mi başlar?

Yanılmada TBK 39 başlangıcı yanılmanın öğrenildiği andır. Bu tarih her dosyada sözleşmenin imzalandığı günle aynı değildir.

Zamanında bildirim yaparsam esaslı yanılma ispatlanmış olur mu?

Hayır. Bildirim zamanı ile TBK 32’nin maddi şartları farklıdır. Her iki grup koşul ayrı belgeler ve olgular üzerinden değerlendirilir.

İmzalı sözleşmeye rağmen tanık dinlenebilir mi?

HMK 203/1-ç, irade bozukluğu iddialarında tanık deliline izin verir. Tanığın bilgisi ve diğer deliller değerlendirilir; imzalı metin tek başına iddiayı kapatmaz.

Saik yanılması bütün zararların ödenmesini sağlar mı?

Otomatik böyle sonuç doğmaz. TBK 35’teki kusur ve zarar düzeni ile iade taleplerinin dayanağı ayrı incelenir. Her kalem gerçek olgu ve belgeyle açıklanır.

Resmî kaynaklar

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu: 19, 30–36, 39, 77, 138 ve 170. maddeler. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu: 190, 194, 199 ve 203. maddeler. Kanunların güncel resmî metinleri Adalet Bakanlığı Mevzuat Bilgi Sisteminden doğrulanmıştır.

İstanbul ve Mersin ofisleri

İstanbul · Polaris Plaza

Maslak Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No:21, Kat:9, 34475 Sarıyer/İstanbul

İstanbul ofisi ve randevu

Mersin · Profit İş Merkezi

İhsaniye Mahallesi, 4903. Sokak, Profit İş Merkezi No:23, Kat:3, Daire:14, 33070 Akdeniz/Mersin

Mersin ofisi ve randevu

Sorunuzu iletin



    Sorunuzu kısaca yazın. Lütfen kimlik numarası, belge veya hassas kişisel bilgi paylaşmayın. KVKK Aydınlatma Metni

    Hukuki konu hakkında iletişim

    İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

    Telefonla Araİletişim Bilgileri

    tarafından hazırlanmış, Av. Emirhan Keskin tarafından incelenmiştir.

    Yazar Bilgisi

    , Mersin Barosu 3472 sicil numarasına kayıtlıdır. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, aile, iş, gayrimenkul ve ticaret hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi sunmaktadır.

    İnceleyen: Av. Emirhan Keskin · Mersin Barosu Sicil No: 5507

    Telefon WhatsApp