Mal Ortaklığındaki Malları Eş Tek Başına Satabilir mi? Rıza ve Yönetim Yetkisi
Mal ortaklığında eşin tek başına satış yapıp yapamayacağı, malın ortaklık kapsamında bulunmasına ve işlemin olağan yönetim sınırında kalıp kalmamasına bağlıdır. TMK m. 262 olağan yönetimde her eşe ortaklık adına işlem imkânı verir. M. 263 ise olağan yönetim dışındaki konularda birlikte hareketi veya diğer eşin rızasını arar.
Kanun ayrıca rızanın bulunmadığını bilmeyen ve bilecek durumda olmayan üçüncü kişileri koruyan bir kural içerir. Bu nedenle rıza alınmaması iddiası ile işlemin alıcıya karşı etkisi aynı cümleyle çözülemez. Ortaklık malı, kişisel mal, aile konutu ve mesleki faaliyet için kullanılan mal ayrımı yapılır. Satış belgesi, rejim sözleşmesi, eşler arasındaki rıza ve alıcının işlem koşulları birlikte değerlendirilir. Ortaklık rejiminin varlığı her işlemi yasaklamadığı gibi bütün işlemleri tek eşin sınırsız yetkisine de bırakmaz.

Önce seçilmiş mal ortaklığı rejimi belirlenir
TMK m. 202 uyarınca yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılmadır. Mal ortaklığı, kanunda düzenlenen ve sözleşmeyle seçilebilen ayrı bir rejimdir. Eşlerin birlikte mal edinmesi veya ortak hesap kullanması tek başına bu rejimi kurmaz. Yönetim yetkisi tartışılmadan önce noter sözleşmesinin ve uygulanacağı dönemin belirlenmesi gerekir.
Genel mal ortaklığı, edinilmiş mallarda ortaklık ve belirli değerleri dışlayan sınırlı ortaklık farklı kapsamlara sahiptir. İncelenen malın bu kapsam içinde bulunup bulunmadığı sözleşmeyle birlikte değerlendirilir. Mal rejimi sözleşmesinin hazırlanması rejimin seçimini açıklar. İşlem yetkisinde ise sözleşmenin adıyla yetinilmez; malın hangi kesimde yer aldığına ve satıldığı tarihte hangi rejimin yürürlükte bulunduğuna bakılır.
Ortaklık payı bağımsız yarım pay gibi devredilemez
TMK m. 257, genel mal ortaklığında eşlerin ortaklık mallarına bölünmemiş bir bütün olarak sahip olduklarını belirtir. Eşlerden hiçbirinin ortaklık payı üzerinde tek başına tasarruf yetkisi yoktur. Bu kural, rejimin sonunda bir paylaşım oranının bulunmasıyla evlilik sırasında bağımsız pay satışını birbirinden ayırır.
Bir eşin kendi yarısını sattığını söylemesi, ortaklık yapısında geçerli bir tek başına tasarruf yetkisi bulunduğunu kanıtlamaz. Paylı mülkiyet kaydıyla mal ortaklığındaki bölünmemiş bütün farklı hukuki yapılardır. Somut taşınmazın veya başka malın tapu ve edinim belgeleri bu nedenle incelenir. Satış işlemi, yalnız sözleşmede kullanılan yarım pay ifadesine göre sınıflandırılmaz. Gerçek mülkiyet düzeni ve mal rejiminin kapsamı belirlendikten sonra yönetim yetkisi tartışmasına geçilir.
Ortaklık malları aile birliğinin yararına yönetilir
TMK m. 262’nin ilk cümlesi, eşlerin ortaklık mallarını evlilik birliğinin yararına uygun yönetmesini öngörür. Yönetim yetkisi yalnız kimin imza atabileceği sorusundan ibaret değildir; yetkinin hangi amaçla kullanılacağı da kanunda gösterilmiştir. Ortaklık değerlerini kişisel çıkar için tüketen işlemle aile yararına yürütülen olağan faaliyet aynı değerlendirmeye tabi tutulmaz.
Bu amaç kuralı, bütün yönetim kararlarında diğer eşin önceden tek tek onayının zorunlu olduğu anlamına gelmez. M. 262 olağan yönetim bakımından her eşe yetki tanır. Ancak yetkinin sınırı ve ortaklık yararı birlikte gözetilmelidir. Yönetim kayıtlarının, gelirlerin ve giderlerin açıklanabilir olması sonraki denetimde önem taşır. İşlem yetkisiyle yapılan işlemin sonuçlarından doğan sorumluluk ayrı fakat bağlantılı konulardır.
Olağan yönetimde her eş tek başına işlem yapabilir
TMK m. 262, olağan yönetim sınırları içinde her eşin ortaklığı yükümlülük altına sokabileceğini ve ortak mallarda tasarrufta bulunabileceğini düzenler. Dolayısıyla ortaklık malı üzerinde yapılan her satış veya borçlanma için mutlaka iki ayrı imza gerektiği söylenemez. İşlemin olağan yönetim içinde bulunup bulunmadığı belirlenmelidir.
İşlemin malvarlığının düzenli işletilmesindeki yeri, kapsamı, ekonomik önemi ve mevcut kullanım amacı bu sınırın değerlendirilmesine konu olur. Bir işletmenin olağan stok hareketiyle işletmenin temel varlığının bütünüyle elden çıkarılması aynı hukuki soruyu doğurmaz. Burada kanunun öngördüğü sınır uygulanır; işlem türüne verilen günlük ad tek başına belirleyici değildir. Yetki tartışmasında yalnız satış bedeli değil işlemin ortaklık malvarlığının devamı üzerindeki etkisi de açıklanmalıdır.
Olağan yönetim dışındaki işlemde rıza gerekir
TMK m. 263, olağan yönetim dışında kalan konularda eşlerin ancak birlikte veya birinin diğerinin rızasını almasıyla ortaklığı borç altına sokabileceğini ya da ortaklık malında tasarrufta bulunabileceğini belirtir. İki yol aynı amaca hizmet eder: işlemin ortak iradeye dayanması. Eşlerden birinin işlemi faydalı bulması, diğerinin rızasını otomatik olarak mevcut hâle getirmez.
İncelenen işlem için rızanın hangi kapsamda verildiği belirlenir. Belirli bir malın belirli koşullarla satışına rıza ile bütün ortaklık varlıklarını sınırsız elden çıkarma yetkisi aynı değildir. Bedel, alıcı, işlem türü veya başka temel koşul değişmişse verilen rızanın kapsamı ayrıca değerlendirilir. Dosyada rıza açıklamasıyla gerçekleşen işlem karşılaştırılmalıdır. Böylece genel bir aile mutabakatı, kapsamı araştırılmadan her tasarrufun onayı olarak kullanılmaz.
Rızanın varlığı ve kapsamı nasıl gösterilir?
Rıza tartışmasında yazılı açıklamalar, işlem belgeleri, vekâlet veya yetki kayıtları ve tarafların somut davranışları değerlendirilir. Hangi işleme yönelik irade bulunduğu açık olmalıdır. Kanunda bazı başka işlemler için ayrıca açık rıza veya resmî şekil öngörülmesi, ortaklık yönetimiyle ilgili genel değerlendirmeden ayrı ele alınır.
Özellikle taşınmaz veya önemli işletme varlığı işlemlerinde sözlü aile görüşmesinin içeriği sonradan ciddi uyuşmazlık yaratır. Rıza belgesinde malın ayırt edici bilgileri ve işlemin kapsamının belirtilmesi ispatı kolaylaştırır. Belgenin yalnız tarihi değil, işlemi gerçekleştiren kişiyle ilişkisi de önemlidir. İşlem öncesi taslağa verilen onay ile sonradan tamamen farklı içerikle yapılan sözleşme aynı kabul edilmez. Belge düzeni, gerçek iradeyi doğru yansıtacak biçimde kurulmalıdır.
Üçüncü kişinin iyiniyetine ilişkin özel kural
TMK m. 263, rızanın bulunmadığını bilmeyen veya bilecek durumda olmayan üçüncü kişiler için rızanın var sayılacağını düzenler. Bu hüküm nedeniyle eşler arasındaki iç rıza eksikliği, karşı tarafın hukuki durumundan bağımsız değerlendirilmez. Alıcının veya alacaklının ne bildiği ve işlem koşullarında neyi bilmesi gerektiği araştırılır.
TMK m. 3, durumun gereklerine göre beklenen özeni göstermeyen kişinin iyiniyet iddiasında bulunamayacağını belirtir. Dolayısıyla yalnız bilmiyordum beyanı bütün incelemeyi bitirmez. Diğer eşin itirazı, taraflar arasındaki yazışmalar, işlem görüşmeleri ve görünür koşullar değerlendirmeye alınır. Buna karşılık sırf eşlerden biri sonradan işlemi istemediğini söyledi diye üçüncü kişinin korunması hiç incelenmeden sonuç kurulamaz. Kanun rıza gerekliliğiyle üçüncü kişi güvenini birlikte düzenlemiştir.
İtirazın alıcıya ulaşmış olması neden önemlidir?
Rızanın bulunmadığının üçüncü kişi tarafından bilinip bilinmediği, m. 263’ün uygulanmasında doğrudan önem taşır. Bu nedenle diğer eşin işlemden önce veya işlem sırasında açıkladığı itirazın içeriği, tarihi ve muhatabı belgelenmelidir. Aile içinde söylenen sözle alıcıya ulaşmış açıklama aynı ispat değeri taşımaz.
İtiraz bildirimi, işlemin bütün başka geçerlilik koşullarını veya tapu siciline ilişkin kuralları kendiliğinden çözmez. Ancak üçüncü kişinin bilgi durumunu açıklayan önemli bir olgudur. Bildirimde hangi mal ve hangi işlem için rıza bulunmadığı belirli olmalıdır. Belirsiz bir aile anlaşmazlığı haberinin, belirli satışın yetkisiz olduğunu bildiren açıklamayla aynı olduğu varsayılmaz. Dosya, karşı tarafa gerçekten ulaşan bilgi ve işlem anındaki koşullar üzerinden hazırlanmalıdır.
Aile konutu için özel rıza koruması ayrıca uygulanır
TMK m. 194, aile konutunun devri veya üzerindeki hakların sınırlandırılması gibi işlemlerde diğer eşin açık rızasını arar. Bu özel koruma, yalnız mal ortaklığı seçen eşlerle sınırlı değildir. İncelenen ortaklık malı aynı zamanda aile konutuysa m. 194 ile mal ortaklığının yönetim hükümleri birlikte dikkate alınır.
Bu nedenle ortaklıkta genel rıza değerlendirmesi yapılırken aile konutunun kendine özgü koşulları atlanmamalıdır. Aile konutunun rızasız devri ve tapu koruması bu farklı hukuki dayanağı ele alır. Malın aile konutu olup olmadığı fiilî kullanım ve ilgili kayıtlarla belirlenir. Ortaklık malı olan her taşınmaz aile konutu değildir; aile konutu olan her taşınmazın ortaklık malı olması da zorunlu değildir.
Meslek için verilen rıza işlem yetkisini genişletir
TMK m. 264, bir eşin diğerinin rızasıyla ortaklık mallarını kullanarak tek başına meslek veya sanat yürütmesi hâlinde, o meslek veya sanata ilişkin bütün hukuki işlemleri yapabileceğini düzenler. Bu özel yetki, her mesleki işlem için yeniden aynı rızanın alınması sorununa cevap verir. Ancak başlangıçtaki rıza ve faaliyetin kapsamı belirlenmiş olmalıdır.
Faaliyete ilişkin işlem ile faaliyet dışı kişisel tasarruf birbirine karıştırılmaz. Ortaklık mallarının meslekte kullanılmasına verilen rıza, ilgisiz bütün malların ve bütün amaçların aynı yetki kapsamında olduğu anlamına gelmez. İşlemin mesleki faaliyetle gerçek bağlantısı belgelerle gösterilir. İşletme kayıtları, faaliyet konusu ve işlem bedelinin kullanım amacı bu incelemeyi somutlaştırır. Yetkinin kaynağı m. 264 olduğunda bu dayanak genel olağan yönetim açıklamasından ayrı belirtilmelidir.
Ticari stok satışı ile temel varlık devri ayrılır
Mesleki faaliyet içinde düzenli olarak satılan mal ile faaliyetin sürdürülmesi için kullanılan temel varlığın devri, aynı ekonomik işlevi taşımaz. Yönetim yetkisi tartışmasında bu fark açıklanmalıdır. M. 262’nin olağan yönetim sınırı ve m. 264’ün rızaya dayanan mesleki işlem yetkisi birlikte değerlendirilir.
Sadece satış yapıldığı için bütün işlemleri olağan dışı saymak, kanunun her eşe tanıdığı yönetim alanını gereksiz biçimde daraltır. Buna karşılık bir işlemi ticari diye adlandırmak da kapsam incelemesini ortadan kaldırmaz. Faaliyetin gerçekten var olup olmadığı, kullanılan ortaklık malı ve işlemle faaliyet arasında bağ bulunup bulunmadığı gösterilir. Devir bütün işletmeyi veya başka büyük bir ekonomik bütünü etkiliyorsa işlemin hukuki niteliği ve uygulanacak özel kurallar ayrıca incelenir.
Ortaklığa girecek mirasın kabul ve reddi
TMK m. 265, ortaklık mallarına girecek mirasın reddinde diğer eşin rızasını arar. Tereke borca batıksa mirasın kabulü de diğer eşin rızasına bağlıdır. Bu düzenleme, ortaklık malvarlığına girme veya borç yükü getirme sonucu doğuran miras kararları için özel bir yönetim sınırı oluşturur.
Diğer eşin rızasını almaya olanak bulunmaması veya haklı sebep olmadan rızanın reddi hâlinde istem sahibi kendi yerleşim yeri mahkemesine başvurabilir. Bu yol, eşin iradesini kişisel kararla yok saymak yerine kanuni değerlendirme yapılmasını sağlar. Her mirasın ortaklık mallarına gireceği varsayılmaz; önce sözleşme ve malın niteliği incelenir. Mirasın reddine ilişkin süreler de ayrıca gözetilir. Yönetim yetkisi kuralı, miras hukukundaki bütün süre ve işlemlerin yerine geçen tek düzenleme değildir.
Kişisel mal üzerinde yönetim yetkisi farklıdır
TMK m. 267, her eşe yasal sınırlar içinde kendi kişisel malını yönetme ve üzerinde tasarruf etme hakkı verir. Bu nedenle malın gerçekten kişisel kesimde bulunduğu tespit edilirse ortaklık mallarındaki m. 263 kuralı aynı şekilde uygulanmaz. Ancak başka kanuni sınırlamalar, özellikle aile konutu koruması, ayrıca önem taşıyabilir.
Kişisel mal iddiasının yalnız sözlü açıklamaya dayanması yeterli değildir. M. 261’deki karine uyarınca kişisel nitelik ispatlanmadıkça değer ortaklık malı sayılır. Kazanım belgesi ve rejim sözleşmesi bu nedenle birlikte okunur. Kişisel mal ispatında kullanılacak belgeler konusunda genel bilgiler bulunmakla birlikte, ortaklık rejiminin özel ispat hükmü m. 261’dir. Başka rejimdeki kişisel mal listesi doğrudan uygulanmaz.
Taşınmaz satışında resmî şekil ve tescil korunur
Eş rızasının bulunması, taşınmaz devrinin şekil ve tescil koşullarının yerine geçtiği anlamına gelmez. TMK m. 706, taşınmaz mülkiyetini devreden sözleşmeler için resmî şekli; m. 705 ise mülkiyet kazanımında tescil kuralını düzenler. Mal rejimi sözleşmeleri kendilerine özgü şekle tabidir, fakat bundan her somut tapu devrinin şekilsiz yapılabileceği sonucu çıkmaz.
Bu nedenle dosyada rıza, tasarruf yetkisi, resmî sözleşme ve tescil ayrı aşamalar olarak kontrol edilir. Eşler arası mutabakatın bulunması, alıcıya tek başına tapu mülkiyeti kazandıran belge değildir. İşlemin tapu bilgileri, taraf kimlikleri ve yetki belgeleri birbiriyle uyumlu olmalıdır. Hangi malın satıldığı belirsizken genel bir rıza metnine dayanılması hem ispatı hem işlemin uygulanmasını güçleştirir.
İşlem nedeniyle doğan sorumluluk ayrıca değerlendirilir
TMK m. 266, mal ortaklığı sona erdiğinde eşlerin ortaklık malıyla ilgili işlemlerden dolayı vekil gibi sorumlu olacağını düzenler. Yönetim yetkisi bulunması, yapılan bütün işlemler için hesap verme ve sorumluluk değerlendirmesinin ortadan kalktığı anlamına gelmez. Ortaklık yararına uygun hareket ve işlem kayıtları bu yüzden önemlidir.
Satış bedelinin nereye ödendiği, masrafların hangi kaynaktan karşılandığı ve malvarlığının nasıl değiştiği belgelenir. Yetkili işlemle ortaklığın zarara uğratıldığı iddiası varsa bunun somut dayanağı ayrıca ortaya konulur. Yönetim giderlerinin ortaklık mallarından karşılanması kuralı da aynı maddede yer alır. Gider ile kişisel harcama ayrıştırılmalıdır. İşlemin üçüncü kişiye karşı geçerliliğiyle eşler arasındaki sorumluluk aynı sonucu zorunlu olarak taşımaz; farklı hukuki ilişkiler ayrı incelenir.
Satış bedeli ve sonraki tasarruflar izlenmelidir
Bir ortaklık malının satılmasıyla inceleme yalnız devir tarihine indirgenmez. Satış bedelinin alındığı hesap, yapılan ödemeler ve bedelle edinilen yeni değerler ortaklık hesabı bakımından önem taşır. Aynı para farklı hesaplardan geçtiğinde kaynağın ve sonraki kullanımın belgelenmesi gerekir.
Satışı yapan eş bedelin kişisel malına geçtiğini ileri sürüyorsa bunun hukuki dayanağı açıklanmalıdır. Sırf tahsilat kendi hesabına yapıldı diye ortaklık kaynağının niteliği değişmiş sayılmaz. Tersine, satılan mal baştan kişisel kesimdeyse onun bedeliyle ortaklık malına katkı yapılmasının sonuçları ayrıca incelenir. M. 273 ve m. 274’teki denkleştirme ve değer artış payı kuralları bu aşamada önem kazanabilir. Satış yetkisi dosyasının mali kayıtları, daha sonraki tasfiyenin de temel delilleridir.
Sözleşme ve rıza alacaklı haklarını ortadan kaldırmaz
Eşler arasında verilen rıza veya yapılan rejim değişikliği, üçüncü kişilerin mevcut alacaklarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. TMK m. 213, alacaklıların başvurabildiği malların rejimin kurulması, değiştirilmesi veya tasfiyesiyle sorumluluk dışına çıkarılmasına karşı özel koruma getirir. Satışa iki eşin de katılması, bütün alacaklılar bakımından işlemin sonuçsuzlaştırılamaz olduğunu göstermez.
Bu nedenle mal üzerindeki rehin, haciz ve diğer kayıtlar ayrıca kontrol edilir. Eşler arası yönetim yetkisi ile alacaklının teminatı farklı hukuki ilişkilerdir. İşlem yapılırken malın hukuki yüklerinin bilinmesi, yalnız rıza konusunu çözen dar bir incelemeyle yetinilmesini önler. Alacaklı koruması hakkında ileri sürülecek talebin dayanağı ve koşulları somut dosyada belirlenir; her satış için tek bir otomatik iptal sonucu bulunmaz.
İşlem dosyası hangi sırayla incelenmelidir?
Önce mal rejimi sözleşmesi ve yürürlük tarihi, sonra malın ortaklık veya kişisel niteliği belirlenir. Ardından işlemin olağan yönetim, olağan dışı yönetim ya da m. 264 kapsamındaki mesleki yetki içinde bulunması değerlendirilir. Rızanın varlığı ve üçüncü kişinin bilgi durumu ayrı belgelerle ortaya konulur.
Taşınmazda aile konutu niteliği, resmî şekil ve tescil; diğer mallarda ilgili devir koşulları ayrıca kontrol edilir. Son aşamada bedelin tahsili ve ortaklık hesabına etkisi izlenir. Bu sıra, hem tek başına yetkinin sınırını hem işlemin farklı kişiler üzerindeki etkisini görünür kılar. Dosya yalnız eşim imza atmadı veya tapu benim adıma açıklamasına dayandırılmaz. Kanundaki yetki ayrımı, gerçek işlem belgeleri ve tarafların bilgisi üzerinden uygulanır.
Sık sorulan sorular
Mal ortaklığında her satış için iki eşin imzası mı gerekir?
Hayır. M. 262 olağan yönetimde her eşe işlem yetkisi tanır. Olağan yönetim dışındaki işlemler için m. 263’te birlikte hareket veya diğer eşin rızası aranır.
Kendi ortaklık payımı tek başıma satabilir miyim?
M. 257 ortaklık payı üzerinde tek başına tasarruf yetkisi bulunmadığını düzenler. Bölünmemiş ortaklık malvarlığı, bağımsız yarım payın serbestçe devriyle aynı değildir.
Diğer eş rıza vermediyse alıcı her durumda hakkını kaybeder mi?
M. 263 üçüncü kişinin rıza eksikliğini bilmemesi ve bilecek durumda olmaması hâlini korur. Bilgi ve özen koşulları incelenmeden otomatik sonuç kurulmaz.
Alıcıya önceden itiraz ettiğimi bildirdiysem ne önem taşır?
Bildirimin içeriği, tarihi ve alıcıya ulaşıp ulaşmadığı bilgi durumunun ispatında önemlidir. Hangi mal ve işlem için rıza bulunmadığı açık olmalıdır.
Aile konutu için de yalnız genel yönetim kuralı mı uygulanır?
Hayır. TMK m. 194 aile konutunda açık rıza gerektiren özel korumayı düzenler. Ortaklık hükümleriyle bu özel şart birlikte değerlendirilir.
Meslek için ortak mal kullanımına rıza verdim, her işlemde yeniden sorulur mu?
M. 264, bu rızayla meslek veya sanat yürüten eşe faaliyetle ilgili bütün hukuki işlemleri yapma yetkisi verir. Faaliyet dışı işlemler aynı yetkiye otomatik girmez.
Ortaklığa girecek mirası tek başıma reddedebilir miyim?
M. 265 diğer eşin rızasını arar. Rıza alınamaması veya haklı sebep olmadan reddedilmesi hâlinde kanunda gösterilen mahkeme başvurusu değerlendirilir.
Kişisel malımı satarken ortaklık rızası gerekir mi?
Önce kişisel mal niteliği ispatlanır. M. 267 kişisel malda yönetim ve tasarruf yetkisi tanır; aile konutu gibi başka kanuni sınırlamalar ayrıca korunur.
Eşimin rızası tapu devri için tek başına yeterli mi?
Hayır. Rıza yanında tasarruf yetkisi, resmî şekil ve tescil koşulları da incelenir. Eşler arası mutabakat mülkiyet devrinin bütün işlemlerinin yerine geçmez.
Yetkili satış yapan eş hesap vermek zorunda kalır mı?
M. 266 ortaklık sona erdiğinde ortaklık mallarıyla ilgili işlemlerden vekil gibi sorumluluğu düzenler. Yetki ile yönetimin sonuçlarından doğan sorumluluk ayrı değerlendirilir.
Dosyanın hazırlanması ve büro iletişimi
Mersin’de ortaklık malının satışı incelenirken noter sözleşmesi, tapu veya edinim belgesi, işlem kapsamı ve rıza kayıtları birlikte alınır. Alıcının bilgi durumu ve bedelin kullanımını gösteren belgeler, işlem yetkisiyle tasfiye hesabını birbirine bağlar.
Resmî kaynaklar ve ilgili kanun maddeleri
- 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu – güncel resmî metin: m. 3, 194, 202–205, 213, 256–267, 273–274, 705–706.
Kaynak kontrol tarihi: 24 Ekim 2026. İlgili hükümler yazıda belirtilen kapsam ve koşullarıyla ele alınmıştır.
İstanbul ve Mersin ofisleri
İstanbul · Polaris Plaza
Maslak Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No:21, Kat:9, 34475 Sarıyer/İstanbulMersin · Profit İş Merkezi
İhsaniye Mahallesi, 4903. Sokak, Profit İş Merkezi No:23, Kat:3, Daire:14, 33070 Akdeniz/MersinHukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
