B&KBakırcı & KeskinHUKUK BÜROSU
TR
TürkçeEnglishDeutschРусскийالعربية中文
Menü

Kira Tespit Davası Beş Yıl: İhtar Şartı ve Süre Hesaplama (2026)

Kısa ve Net Cevap

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) uyarınca, kira bedelinin piyasa rayiçlerine göre yeniden belirlenmesi için açılan kira tespit davası beş yıl dolmadan açılamaz. Kanunun 344. maddesinin 3. fıkrasına göre, taraflar arasında kira artış oranı konusunda bir anlaşma olup olmadığına bakılmaksızın, beş yıldan uzun süreli veya beş yıldan sonra yenilenen kira sözleşmelerinde yeni kira dönemi için hakim tarafından bedel belirlenmesi talep edilebilir. İhtar şartı ise davanın açılacağı zamana göre değişkenlik gösterir; eğer yeni kira döneminin başlangıcından en az 30 gün önce ihtarname kiracıya tebliğ edilirse, mahkemenin belirleyeceği yeni kira bedeli o dönemin başından itibaren geçerli olur. 2026 yılı itibarıyla, arabuluculuk süreci bu davanın açılabilmesi için zorunlu bir dava şartıdır ve bu süreç tamamlanmadan dava açılması usulden reddine yol açar.

  • TBK 344 ve 345: Kira Bedelinin Belirlenmesinde Kanuni Sınırlar
  • Kira Tespit Davası Beş Yıl: Süre Hesaplamasında Kritik Detaylar
  • İhtarname Şartı: 30 Günlük Sürenin Stratejik Önemi
  • Arabuluculuk Süreci ve 2026 Uygulamaları
  • Emsal Araştırması ve Bilirkişi İncelemesinin Safhaları
  • Hakkaniyet İndirimi ve ’ın resmî uygulama ve mevzuat kontrolüları
  • İşyeri Kiralarında Stopaj ve Kira Tespiti İlişkisi
  • Kira Uyarlama Davası ile Kira Tespit Davası Arasındaki Farklar
  • Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
  • Yazar ve Hukuki Değerlendirme

TBK 344 ve 345: Kira Bedelinin Belirlenmesinde Kanuni Sınırlar

Konut ve çatılı işyeri kiralarında kira bedelinin belirlenmesi, mülkiyet hakkı ile kiracının korunması ilkesi arasındaki hassas dengenin bir sonucudur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 344. maddesi, kira bedelinin artış oranlarını düzenlerken; 345. maddesi ise davanın açılma zamanını ve etkilerini hüküm altına almıştır. 2026 yılındaki ekonomik koşullar ve gayrimenkul piyasasındaki hareketlilik, bu maddelerin uygulanmasını her zamankinden daha kritik hale getirmiştir. Kanun koyucu, kira sözleşmesinin ilk beş yılında yapılacak artışları genellikle TÜFE (Tüketici Fiyat Endeksi) on iki aylık ortalaması ile sınırlandırmıştır. Ancak beşinci yılın dolmasıyla birlikte, kira bedelinin sadece enflasyon oranında artırılması mülk sahibi için hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabilir.

Bu noktada devreye giren Eylül 2026 kira artış oranı gibi veriler, beş yılın altındaki sözleşmeler için tavanı belirlerken; beş yılı aşan sözleşmelerde kira tespit davası ile bu tavanın aşılması mümkündür. TBK 344/3 hükmü, tarafların sözleşmede belirlediği artış oranını devre dışı bırakarak, piyasa gerçeklerine uygun bir bedel belirlenmesine olanak tanır. Resmî kaynaklara göre, bu davalarda mahkeme; kiralananın durumu, emsal kira bedelleri ve hakkaniyet esaslarını göz önünde bulundurur. İlgili kanun metinlerine Mevzuat Bilgi Sistemi üzerinden ulaşarak güncel fıkra değişikliklerini takip etmek mümkündür.

Kira bedelinin tespiti davalarında mahkemenin yetkisi, sadece kira bedelini belirlemekle sınırlıdır. Mahkeme, sözleşmenin diğer şartlarını (örneğin depozito miktarı, ödeme günü veya yan giderler) değiştiremez. Bu durum, sözleşme serbestisi ilkesinin bir gereğidir. Ancak kira bedeli, sözleşmenin en temel unsuru olduğu için kanun koyucu bu konuda hakime müdahale yetkisi tanımıştır. 2026 yılı itibarıyla, yüksek enflasyonun kira bedelleri üzerindeki baskısı, bu davaların sayısını artırmış ve mahkemelerin iş yükünü yoğunlaştırmıştır.

Kira Tespit Davası Beş Yıl: Süre Hesaplamasında Kritik Detaylar

Kira tespit davası açabilmek için gereken beş yıllık sürenin hesabı, genellikle uyuşmazlıkların temelini oluşturur. Bu süre, kira sözleşmesinin başlangıç tarihinden itibaren hesaplanır. Ancak burada yapılan en büyük hata, beşinci yılın içinde dava açmaya çalışmaktır. Kanun, “beş yıldan sonra yenilenen kira döneminin başı” ifadesini kullanır. Yani, 1 Ocak 2021 tarihinde imzalanan bir kira sözleşmesinde, beşinci kira yılı 31 Aralık 2025 tarihinde sona erer. Dolayısıyla, 1 Ocak 2026 tarihinde başlayacak olan altıncı kira dönemi için kira tespit davası açılması mümkündür.

Süre hesaplanırken sözleşmedeki yenileme maddeleri ve tarafların iradesi de önem arz eder. Ancak kanun emredici nitelikte olduğundan, sözleşmeye “10 yıl boyunca kira tespit davası açılamaz” gibi bir madde konulsa dahi, bu madde geçersiz sayılacaktır. Beş yıllık süre, kamu düzenine ilişkin olmasa da kiracıyı koruma amacı güden emredici bir süredir. Kira sözleşmesi sonradan kiracı aleyhine değiştirilebilir mi? sorusu kapsamında, kira bedelinin tespiti bu kuralın tek yasal istisnasıdır. Zira TBK 343, kira bedeli dışındaki değişikliklerin kiracı aleyhine yapılamayacağını açıkça belirtir.

Eğer kira sözleşmesi belirsiz süreli ise veya başlangıçta 3 yıllık yapılıp sonra kendiliğinden uzamışsa, toplam sürenin 5 yılı geçip geçmediğine bakılır. Örneğin, 2 yıllık bir sözleşme yapılmış ve bu sözleşme 2 kez daha yenilenmişse, toplamda 6. yıla girildiği için dava açma hakkı doğar. Burada dikkat edilmesi gereken bir diğer husus, mülk sahibinin değişmesidir. Yeni malik, eski malik ile kiracı arasındaki sözleşmenin tarafı haline gelir ve süre hesabı yine ilk sözleşme tarihinden itibaren devam eder. Yeni malik olunduğu için 5 yıllık süre sıfırlanmaz.

İhtarname Şartı: 30 Günlük Sürenin Stratejik Önemi

TBK 345. maddesi uyarınca kira tespit davası her zaman açılabilir. Ancak davanın ne zaman açıldığı ve öncesinde bir ihtarname gönderilip gönderilmediği, mahkemece belirlenecek yeni kiranın hangi tarihten itibaren geçerli olacağını belirler. Bu durum, davanın ekonomik sonucunu doğrudan etkiler. Eğer yeni kira döneminin başlangıcından en az otuz gün önce kira bedelinin artırılacağına dair ihtarname kiracıya tebliğ edilmişse veya dava bu süre içinde açılmışsa; mahkemece belirlenecek yeni kira bedeli, o yeni kira döneminin başlangıcından itibaren geçerli olur.

İhtarname gönderilmemesi durumunda ise süreç farklı işler. Eğer 30 günlük süre kaçırılmışsa ve sözleşmede yeni dönemde kiranın artırılacağına dair bir hüküm yoksa, açılan dava sonucunda belirlenen bedel bir sonraki kira yılından itibaren geçerli olacaktır. Bu, mülk sahibi için bir yıllık kira farkı kaybı demektir. İhtarnamenin yazılı olması geçerlilik şartıdır. Kira fesih bildirimi yazılı olmak zorunda mı? başlıklı incelememizde belirttiğimiz üzere, ispat kolaylığı ve hak kaybı yaşanmaması adına ihtarnamenin noter kanalıyla gönderilmesi şiddetle tavsiye edilir.

Noter aracılığıyla gönderilen ihtarname, tebliğ şerhi ile birlikte mahkemeye sunulduğunda kesin delil niteliği taşır. 2026 yılında dijitalleşen hukuk sisteminde dahi, tebligatın ulaştığı tarihin kesinliği açısından noter kanalı hala en güvenli yoldur. İhtarnamede talep edilen kira bedelinin net olarak belirtilmesi gerekmez; “kira bedelinin rayiç değerlere yükseltilmesi talebimiz saklı kalmak kaydıyla” şeklinde genel bir ifade de yeterlidir. Ancak sürelere riayet etmek, davanın kazanılmasından daha kritiktir.

Arabuluculuk Süreci ve 2026 Uygulamaları

7445 sayılı Kanun ile hukuk sistemimize giren ve 1 Eylül 2023’ten itibaren zorunlu hale gelen arabuluculuk süreci, 2026 yılında da kira uyuşmazlıklarının ilk durağıdır. Kira tespit davası açmadan önce arabulucuya başvurulması bir dava şartıdır. Arabuluculuk aşamasında taraflar el sıkışırsa, anlaşılan bedel üzerinden yeni bir protokol düzenlenir ve bu protokol ilam niteliğinde belge sayılır. Bu, tarafları yıllarca sürecek mahkeme masraflarından ve stresinden kurtarır.

Arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamazsa, arabulucu tarafından düzenlenen “anlaşamama tutanağı” ile birlikte Sulh Hukuk Mahkemesi’nde dava açılabilir. Bu süreçte tarafların sunduğu emsal kira bedelleri, taşınmazın konumu ve ekonomik veriler arabuluculuk masasında da tartışılabilir. Arabuluculuk başvurusu, dava açma sürelerini durdurmaz; ancak 30 günlük ihtar süresi ile koordineli yürütülmesi gerekir. 2026 yılındaki uygulamalarda, arabulucuların kira hukuku konusunda uzmanlaşmış olması, çözüm oranlarını artırmıştır.

Arabuluculuk görüşmelerine tarafların bizzat katılması veya avukatları aracılığıyla temsil edilmeleri mümkündür. Görüşmelerde gizlilik esastır; burada verilen tavizler veya teklif edilen rakamlar, anlaşma sağlanamazsa açılacak olan davada delil olarak kullanılamaz. Bu durum, tarafların daha rahat pazarlık yapmasına olanak tanır. Ancak arabuluculuk tutanağı imzalandıktan sonra geri dönüş yoktur; bu nedenle tutanağa yazılan rakamın net veya brüt olduğu, artış oranının ne olacağı gibi detaylar titizlikle incelenmelidir.

Emsal Araştırması ve Bilirkişi İncelemesinin Safhaları

Mahkeme, kira bedelini belirlerken sadece enflasyon oranlarına bakmaz. En önemli kriter “emsal kira bedelleri”dir. Davacı (genellikle kiralayan), kiralanan taşınmazla benzer özelliklere sahip, aynı bölgede bulunan ve yakın zamanda kiraya verilmiş diğer taşınmazların kira bedellerini delil olarak sunmalıdır. Mahkemece atanan bilirkişi heyeti (genellikle bir hukukçu, bir mülk bilirkişisi ve bir inşaat mühendisi), taşınmazı yerinde inceleyerek bir rapor hazırlar.

Delil hazırlığı aşamasında şunlar dikkate alınır:

  • Taşınmazın metrekaresi, oda sayısı ve kullanım amacı (konut/işyeri),
  • Binanın yaşı, asansör, otopark, güvenlik gibi sosyal imkanları,
  • Ulaşım akslarına (metro, metrobüs, ana yollar) olan yakınlığı,
  • Cephesi, bulunduğu kat ve manzara durumu,
  • Bölgedeki güncel kiralık ilanları ve gerçekleşen sözleşmeler.

Bilirkişi raporu, 2026 yılı piyasa koşullarını yansıtmalıdır. Bilirkişi, taşınmazın boş olarak kiraya verilmesi durumunda getirebileceği bedeli hesaplar. Bu hesaplama yapılırken sadece internet ilanları değil, vergi dairesi kayıtları, tapu kayıtları ve bölgedeki emlakçıların görüşleri de dikkate alınır. Bilirkişi raporuna itiraz hakkı mevcuttur; eğer rapordaki emsaller hatalıysa veya taşınmazın özellikleri yanlış değerlendirilmişse, taraflar ek rapor veya yeni bir bilirkişi incelemesi talep edebilirler.

Hakkaniyet İndirimi ve ’ın resmî uygulama ve mevzuat kontrolüları

Kira tespit davasında mahkeme, taşınmazın boş olarak kiraya verilmesi durumundaki rayiç bedeli belirledikten sonra, kiracının eski kiracı olması sebebiyle bu bedel üzerinden bir indirim yapar. Yargı uygulamalarında bu oran genellikle %10 ile %20 arasında değişmektedir. Buna “hakkaniyet indirimi” veya “eski kiracı indirimi” denir. Bu indirimin amacı, kiracının taşınmazı uzun süredir kullanıyor olması, kirasını düzenli ödemesi ve tahliye riskinin bulunmaması gibi faktörlerin kiralayan lehine yarattığı avantajı dengelemektir.

Örneğin, bilirkişi taşınmazın rayiç bedelini 30.000 TL olarak belirlemişse, mahkeme %15 hakkaniyet indirimi yaparak kira bedelini 25.500 TL olarak tespit edebilir. Bu indirim oranı, somut olayın özelliklerine göre değişebilir. Eğer kiracı taşınmazda çok uzun süredir (örneğin 20 yıl) oturuyorsa, indirim oranı %20’ye yaklaşabilir. Ancak 5-6 yıllık bir kiracı için bu oran genellikle %10 seviyesinde tutulur. Hangi alacaklar 5 yıllık zamanaşımına tabi? konusuyla karıştırılmamalıdır; buradaki beş yıl dava açma ön şartıdır, zamanaşımı süresi değildir.

, hakkaniyet indiriminin mutlaka yapılması gerektiğini, aksi takdirde kararın bozulacağını istikrarlı bir şekilde vurgulamaktadır. Ancak bu indirim, sadece 5 yılı aşan ve rayiç bedel tespiti yapılan davalarda uygulanır. İlk 5 yıl içinde açılan (eğer sözleşmede artış oranı yoksa) kira tespit davalarında hakkaniyet indirimi yapılmaz; sadece TÜFE oranına bakılır. 2026 yılındaki davalarda, mahkemelerin bu ayrımı titizlikle uyguladığı görülmektedir.

İşyeri Kiralarında Stopaj ve Kira Tespiti İlişkisi

İşyeri kiralarında kira bedelinin tespiti, konutlara göre daha karmaşıktır. Bunun temel sebebi, vergi yükümlülükleridir. Kira sözleşmelerinde bedel genellikle “net” veya “brüt” olarak kararlaştırılır. Mahkeme kira bedelini tespit ederken, bu bedelin net mi yoksa brüt mü olduğunu hüküm fıkrasında açıkça belirtmelidir. Aksi takdirde, infaz aşamasında (icra takibinde) ciddi sorunlar yaşanabilir.

İşyeri kiracıları, ödedikleri kira üzerinden stopaj vergisi ödemekle yükümlüdür. İşyeri kira stopajı hesaplama araçları, bu noktada hem mülk sahipleri hem de kiracılar için yol göstericidir. Mahkeme rayiç bedeli belirlerken, emsallerin net mi brüt mü olduğunu kontrol eder. Eğer emsaller brüt ise, tespit edilen bedel de brüt olarak açıklanır. 2026 yılı vergi mevzuatına göre stopaj oranlarındaki değişiklikler, kira tespit davasının ekonomik sonucunu doğrudan etkiler. Bu nedenle, dava dilekçesinde talebin net mi yoksa brüt mü olduğunun belirtilmesi, yargılamanın hızı açısından faydalıdır.

Ayrıca işyeri kiralarında “hava parası” veya “devir hakkı” gibi unsurlar kira bedelini etkileyebilir. Ancak kira tespit davasında mahkeme, sadece kullanım bedelini (kira) esas alır. İşyerinin ticari kapasitesi, konumu ve müşteri potansiyeli rayiç bedeli yükselten unsurlar iken; kiracının işyerine yaptığı lüks masraflar (eğer kiralayanın onayı ile yapılmışsa) kira bedelinden indirim sebebi olabilir.

Kira Uyarlama Davası ile Kira Tespit Davası Arasındaki Farklar

Birçok kişi kira tespit davası ile kira uyarlama davasını birbirine karıştırmaktadır. Oysa bu iki dava türü, dayandıkları kanun maddeleri ve şartları bakımından tamamen farklıdır. Kira tespit davası TBK 344/3’e dayanır ve açılabilmesi için kural olarak 5 yılın geçmesi gerekir. Kira uyarlama davası ise TBK 138’e (Aşırı İfa Güçlüğü) dayanır ve açılabilmesi için herhangi bir süre şartı yoktur.

Kira uyarlama davası açabilmek için; sözleşmenin yapıldığı sırada öngörülemeyen olağanüstü bir durumun (savaş, doğal afet, aşırı ekonomik kriz vb.) ortaya çıkması ve bu durumun borcun ifasını dürüstlük kuralına aykırı derecede zorlaştırması gerekir. 2026 yılında, sadece enflasyonun yüksek olması genellikle uyarlama davası için yeterli görülmemektedir; zira enflasyon Türkiye için “öngörülebilir” bir durum olarak kabul edilmektedir. Ancak bölgesel bazda yaşanan çok büyük değişimler (örneğin bir bölgenin aniden imara açılması veya kapatılması) uyarlama davasına konu olabilir.

Kira tespit davasında hakim, geçmişe etkili olmayan, sadece gelecek dönemi kapsayan bir karar verir. Uyarlama davasında ise hakim, şartlar oluşmuşsa sözleşmeyi geçmişe etkili olarak da değiştirebilir. Kira tespit davası daha teknik ve emsal odaklı iken, uyarlama davası daha çok “dürüstlük kuralı” ve “beklenmedik hal” odaklıdır. Bu nedenle, 5 yılı dolan her mülk sahibi için en güvenli yol kira tespit davasıdır.

1. Kira tespit davası 5 yıl dolmadan açılabilir mi?

Hayır, piyasa rayicine göre kira bedelinin belirlenmesi (rayiç bedel tespiti) için sözleşmenin üzerinden 5 yıl geçmesi şarttır. Ancak 5 yıl dolmadan da, eğer sözleşmede bir artış oranı belirlenmemişse, sadece TÜFE oranında artış yapılması için kira tespit davası açılabilir. Bu durumda mahkeme rayice bakmaz, sadece yasal artış oranını uygular.

2. 5 yıllık süre dolunca kira otomatik olarak rayiç bedele çıkar mı?

Hayır, kira bedeli kendiliğinden rayiç bedele yükselmez. Tarafların bu konuda yeni bir sözleşme veya protokol yapması gerekir. Eğer kiracı rayiç bedeli ödemeyi kabul etmiyorsa, mülk sahibinin arabuluculuğa başvurması ve ardından dava açması şarttır. Mahkeme kararı kesinleşmeden kiracı eski bedel üzerinden (yasal artışla birlikte) ödeme yapmaya devam edebilir.

3. İhtarname çekmek zorunlu mu?

Dava açmak için ihtarname çekmek teknik olarak bir dava şartı değildir; ancak davanın sonucunun hangi tarihten itibaren geçerli olacağını belirler. Yeni kira döneminin başından itibaren geçerli bir sonuç almak istiyorsanız, dönemin başlangıcından en az 30 gün önce ihtarnamenin tebliğ edilmiş olması gerekir. Aksi halde mahkemece belirlenen bedel, davanın açıldığı dönemden sonraki yıl için geçerli olur.

4. İşyeri kiraları için de 5 yıl kuralı geçerli mi?

Evet, konut ve çatılı işyeri kiralarının tamamında TBK 344 ve 345 hükümleri uygulanır. İşyeri kiralarında da 5 yıl dolduktan sonra rayiç bedel tespiti istenebilir. Ancak işyeri kiralarında stopaj ve KDV gibi vergi kalemlerinin net/brüt ayrımına dikkat edilmelidir.

5. Arabuluculukta anlaşırsak dava açabilir miyiz?

Arabuluculukta taraflar bir bedel üzerinde anlaşır ve bir tutanak imzalarsa, aynı kira dönemi için tekrar kira tespit davası açılamaz. Bu tutanak mahkeme ilamı hükmündedir ve tarafları bağlar. Ancak bir sonraki kira yılı için şartlar değişirse tekrar süreç başlatılabilir.

6. Kira tespit davası ne kadar sürer?

2026 yılındaki mahkeme yoğunluğuna ve bilirkişi inceleme süreçlerine bağlı olarak, kira tespit davaları genellikle 12 ile 24 ay arasında sonuçlanmaktadır. İstinaf süreci de dahil edildiğinde bu süre uzayabilir. Ancak belirlenen bedel, davanın açıldığı (veya ihtarnamenin etkili olduğu) tarihten itibaren geriye dönük olarak işletilir.

7. Geriye dönük kira farkı istenebilir mi?

Evet, eğer 30 gün önceden ihtarname şartı yerine getirilmişse veya dava o süre içinde açılmışsa, mahkeme davanın açıldığı dönemin başından itibaren geçerli olacak şekilde karar verir. Dava bittiğinde, aradaki farklar (karar kesinleşince) toplu olarak ve yasal faiziyle birlikte kiracıdan talep edilebilir.

8. Beş yıl dolmadan kira uyarlama davası açılabilir mi?

Evet, kira uyarlama davası (TBK 138) için 5 yıl bekleme şartı yoktur. Ancak bu davanın şartları çok daha ağırdır. Beklenmedik, öngörülemez ve borçludan kaynaklanmayan olağanüstü bir durumun varlığı ispatlanmalıdır. Sadece piyasa fiyatlarının artması genellikle uyarlama sebebi sayılmaz.

9. Mahkeme masraflarını ve avukatlık ücretini kim öder?

Kira tespit davalarında yargılama giderleri ve vekalet ücreti, davanın kabul ve reddedilen kısımlarına göre taraflar arasında paylaştırılır. Örneğin, mülk sahibi kirayı 50.000 TL istemiş, mahkeme 40.000 TL olarak belirlemişse; kabul edilen 40.000 TL üzerinden kiracı, reddedilen 10.000 TL üzerinden mülk sahibi sorumlu olur.

10. Kiracı davayı kaybederse evden çıkarılabilir mi?

Sadece kira tespit davasının kaybedilmesi doğrudan bir tahliye sebebi değildir. Ancak mahkeme kararıyla kesinleşen yeni kira bedeli kiracı tarafından ödenmezse, mülk sahibi icra takibi başlatabilir. İcra emrine rağmen 30 gün içinde ödeme yapılmazsa, temerrüt nedeniyle tahliye davası açma hakkı doğar.

Yazar ve Hukuki Değerlendirme

Kira tespit davaları, hem mülk sahipleri hem de kiracılar için teknik detaylarla dolu ve stratejik planlama gerektiren bir süreçtir. 2026 yılı itibarıyla yargı pratiğinde, özellikle 30 günlük ihtar süresinin kaçırılması veya arabuluculuk tutanaklarının hatalı düzenlenmesi nedeniyle birçok hak kaybı yaşandığı gözlemlenmektedir. TBK 344 ve 345 maddeleri, mülkiyet hakkının korunması ile sosyal devlet ilkesi arasında bir köprü kurar. Beş yıllık sürenin doğru hesaplanması, emsal araştırmasının titizlikle yapılması ve bilirkişi raporlarına süresinde itiraz edilmesi, davanın başarısı için elzemdir.

Hakkaniyet indiriminin oranı ve bilirkişi raporuna itiraz süreçleri, profesyonel bir hukuki destekle yönetilmelidir. Av. Halil Bakırcı olarak, kira uyuşmazlıklarında güncel resmî uygulama ve mevzuat kontrolü ile yasal sürelerin takibinin, tarafların ekonomik geleceği üzerinde doğrudan belirleyici olduğunu hatırlatmak isterim. Özellikle 2026 yılındaki ekonomik dinamikler, kira bedellerinin tespitinde daha hassas bir yaklaşımı zorunlu kılmaktadır. Daha fazla bilgi için UYAP Vatandaş Portal üzerinden dava süreçlerinizi takip edebilir, resmî gazete duyurularını inceleyebilir veya Türkiye Noterler Birliği üzerinden ihtarnamelerinizin durumunu sorgulayabilirsiniz. Unutulmamalıdır ki; hukuk, haklıyı değil, hakkını usulüne uygun arayanı korur.

Hukuki konu hakkında iletişim

İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

Telefonla Araİletişim Bilgileri

tarafından hazırlanmış, Av. Emirhan Keskin tarafından incelenmiştir.

Yazar Bilgisi

, Mersin Barosu 3472 sicil numarasına kayıtlıdır. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, aile, iş, gayrimenkul ve ticaret hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi sunmaktadır.

İnceleyen: Av. Emirhan Keskin · Mersin Barosu Sicil No: 5507

Telefon WhatsApp