Ceza Hukuku • TCK 99 • Güncel 2026

Cinsel Suç Sonucu Gebelikte TCK 99/6 ve TCK 100 İlişkisi

İlk yayın: 14 Ağustos 2026Son esaslı güncelleme: 17 Ağustos 2026Yazar: Av. Halil Bakırcı

Özet

Cinsel Suç Sonucu Gebelikte TCK 99/6 ve TCK 100 İlişkisi: TCK 100 tam kanun maddesi, özel mağdur, suçun unsurları, ceza, deliller, şikâyet ve görevli mahkeme.

Kısa cevap: Gebelik suç sonucu oluşmuş, yirmi haftayı aşmamış, kadın rıza göstermiş ve işlem uzman hekimler tarafından hastanede yapılmışsa TCK m.99/6 gereğince gebeliği sona erdirene ceza verilmez. Bu koşullardan biri eksikse özel cezasızlık hükmü uygulanmaz.

TCK 99/6 İçin Beş Net Kural

  • Gebelik, kadının mağduru olduğu bir suçtan doğmalıdır.
  • Gebelik süresi yirmi haftadan fazla olmamalıdır.
  • Kadının açık ve özgür rızası bulunmalıdır.
  • İşlem uzman hekimler tarafından yapılmalıdır.
  • İşlem hastane ortamında gerçekleştirilmelidir.
Kesin sonuç: Şartlar birlikte gerçekleştiğinde kanun “ceza verilmez” demektedir. Şartlardan biri eksikse TCK m.99/6 uygulanmaz.

TCK 99/6 ve TCK 100 Tam Kanun Metni

5237 sayılı TCK m.99/6

“Kadının mağduru olduğu bir suç sonucu gebe kalması halinde, süresi yirmi haftadan fazla olmamak ve kadının rızası olmak koşuluyla, gebeliği sona erdirene ceza verilmez. Ancak, bunun için gebeliğin uzman hekimler tarafından hastane ortamında sona erdirilmesi gerekir.”

Sonuç: Bu hüküm, koşulları tek tek sayılmış özel bir cezasızlık düzenlemesidir.

5237 sayılı TCK m.100/1

“Gebelik süresi on haftadan fazla olan kadının çocuğunu isteyerek düşürmesi halinde, bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.”

Sonuç: TCK 100’ün faili gebeliği taşıyan kadındır ve gebeliğin on haftadan fazla olması zorunlu unsurdur.

Gebeliğin bir suç sonucu oluşması

Kanun belirli bir suç adı saymaz; belirleyici olan kadının mağduru olduğu suç ile gebelik arasındaki nedensellik bağıdır. Savcılık müracaatı, adli muayene, DNA ve diğer soruşturma kayıtları bu bağlantının delilidir.

Yirmi haftalık kesin sınır

Yirmi haftadan fazla gebelikte m.99/6 uygulanmaz. Gebelik haftası işlem öncesi uzman raporuyla kayda bağlanmalıdır.

Rıza, uzman hekim ve hastane

Rıza yoksa, işlem uzman hekimlerce yapılmıyorsa veya hastane ortamı bulunmuyorsa kanunun açık koşulu eksiktir. Sonradan verilen onay eksikliği gidermez.

TCK 99/6 ile TCK 100 Arasındaki Fark

Başlık TCK 99/6 TCK 100
Hukuki nitelik Şartlı cezasızlık hükmü Çocuk düşürme suçu
Süre En fazla 20 hafta 10 haftadan fazla
Özel neden Gebelik suç sonucu oluşmalı Özel neden aranmaz
Rıza Kadının rızası zorunlu Kadının isteyerek hareketi aranır
Sonuç Şartlar tam ise ceza verilmez Bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası

TCK m.99 işlemi yapan kişi yönünden, TCK m.100 ise gebeliği taşıyan kadın yönünden sorumluluğu düzenler. Her kişinin fiili ve kastı ayrı belirlenir.

Fail, Mağdur, Kast ve İştirak

TCK m.100 bakımından fail yalnız gebeliği taşıyan kadındır. Gebeliği sona erdiren üçüncü kişinin sorumluluğu TCK m.99 kapsamında belirlenir. Fiile yardım eden veya azmettiren kişi yönünden TCK’nın iştirak hükümleri uygulanır. TCK m.100 kasten işlenir; taksirli biçimi kanunda suç olarak düzenlenmemiştir.

Teşebbüs değerlendirmesinde icra hareketinin başlayıp başlamadığı ve sonucun failin elinde olmayan nedenle gerçekleşmemesi araştırılır. Yalnız hazırlık hareketi, icraya başlanmadıkça teşebbüs oluşturmaz.

Soruşturma, Şikâyet ve Görevli Mahkeme

TCK m.99 ve m.100 bakımından kanunda şikâyet şartı öngörülmemiştir; soruşturma resen yürütülür. Görevli mahkeme isnat edilen fıkra ve yaptırımın üst sınırına göre belirlenir. Yetki, kural olarak fiilin işlendiği yer mahkemesine aittir.

Hastane kayıtları, mağdurun mahremiyeti ve kişisel sağlık verileri korunarak soruşturma dosyasına alınmalıdır.

18 haftalık suç sonucu gebelik

Suç sonucu oluştuğu adli kayıtlarla gösterilen 18 haftalık gebelik, kadının rızasıyla uzman hekimlerce hastanede sona erdirilirse TCK m.99/6 gereğince gebeliği sona erdirene ceza verilmez.

21 haftalık gebelik

Gebelik suç sonucu oluşsa dahi işlem 21. haftada yapılırsa yirmi haftalık açık sınır aşıldığından m.99/6 uygulanmaz.

Hastane dışında işlem

Gebelik 15 haftalık olsa ve suç sonucu oluşsa bile işlem hastane dışında yapılırsa m.99/6’nın hastane koşulu gerçekleşmez.

Dosyada Toplanması Gereken Deliller

Delil İspat ettiği konu
Savcılık veya kolluk müracaatı Suç iddiasının zamanı ve kapsamı
Uzman hekim raporu Gebelik haftası ve tıbbi durum
Hastane kayıtları İşlemin yeri, tarihi ve uzman ekip
Rıza formu Kadının işlem öncesi açık rızası
Adli rapor, DNA ve dijital kayıt Suç ile gebelik arasındaki bağlantı
Delil güvenliği: Dijital kayıtlar kırpılmadan; tıbbi belgeler asıllarıyla ve işlem tarihini gösterecek şekilde korunmalıdır.

Mersin’de TCK 99/6 Dosyasının Hazırlanması

Mersin’de savcılık soruşturması ile hastane süreci eş zamanlı yürütülür. Gebelik haftası, rıza, işlemi yapacak uzman ekip ve hastane kaydı işlemden önce yazılı hâle getirilir.

Ceza soruşturması için Mersin ceza avukatı rehberini ve başvuru için iletişim sayfasını inceleyebilirsiniz.

Suç Sonucu Gebelikte Uygulanacak Hukuki Çerçeve

Suç sonucu oluşan bir gebeliğin sona erdirilmesi değerlendirilirken üç ayrı hukuk alanı birbirine karıştırılmamalıdır. Birinci alan, gebeliği sona erdiren kişinin ceza sorumluluğunu düzenleyen TCK m.99; ikinci alan, gebeliği taşıyan kadının kendi fiilini düzenleyen TCK m.100; üçüncü alan ise rahim tahliyesinin sağlık hizmeti olarak hangi koşullarda yürütüleceğini düzenleyen 2827 sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun ve ilgili ikincil mevzuattır. Mağdur çocuksa bunlara 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu kapsamındaki koruyucu ve destekleyici tedbirler de eklenir.

Bu ayrımın pratik sonucu şudur: On haftaya kadar isteğe bağlı rahim tahliyesi ile, on haftayı aşan tıbbi zorunluluk hâli ve bir suç sonucunda oluşan yirmi haftayı aşmayan gebelik aynı hukuki sebebe dayanmaz. Başvuruda doğru sebebin belirtilmemesi, yanlış makamdan karar istenmesi veya sağlık kuruluşunun yalnız 2827 sayılı Kanun’un olağan kurallarına bakması süre kaybına yol açabilir.

Durum Temel dayanak Süre/şart Ceza hukuku sonucu
İsteğe bağlı rahim tahliyesi 2827 sayılı Kanun m.5/1 Onuncu hafta doluncaya kadar; annenin sağlığı yönünden tıbbi sakınca olmamalı Yetkili kişi ve usul şartları korunursa TCK m.99 kapsamında suç oluşmaz
Tıbbi zorunluluk 2827 sayılı Kanun m.5/2 ve TCK m.99/2 On haftadan sonra kanunda belirtilen tıbbi neden ve uzman raporları Tıbbi zorunluluk belgelenmişse m.99/2’nin tipik şartı gerçekleşmez
Suç sonucu gebelik TCK m.99/6 Yirmi haftadan fazla olmama, kadının rızası, uzman hekim ve hastane Kanunun açık ifadesiyle gebeliği sona erdirene ceza verilmez
Kadının kendi fiili TCK m.100 Gebeliğin on haftadan fazla olması ve isteyerek düşürme Bir yıla kadar hapis veya adli para cezası

2827 Sayılı Kanun m.5 ile TCK m.99/6 Aynı Düzenleme Değildir

2827 sayılı Kanun m.5/1-2’nin ilgili metni

“Gebeliğin onuncu haftası doluncaya kadar annenin sağlığı açısından tıbbi sakınca olmadığı takdirde istek üzerine rahim tahliye edilir. Gebelik süresi, on haftadan fazla ise rahim ancak gebelik, annenin hayatını tehdit ettiği veya edeceği veya doğacak çocuk ile onu takip edecek nesiller için ağır maluliyete neden olacağı hallerde doğum ve kadın hastalıkları uzmanı ve ilgili daldan bir uzmanın objektif bulgulara dayanan gerekçeli raporları ile tahliye edilir.”

2827 sayılı Kanun m.5’in ikinci fıkrası on haftayı aşan gebeliklerde tıbbi endikasyonu düzenler. TCK m.99/6 ise farklı olarak suç endikasyonunu düzenler. Bu nedenle on haftayı aşmış fakat yirmi haftayı geçmemiş suç sonucu gebelikte, yalnız 2827 sayılı Kanun m.5/2’de sayılan tıbbi nedenlerin bulunup bulunmadığına bakılarak talebin reddedilmesi doğru hukuki yöntem değildir.

Anayasa Mahkemesi R.G. başvurusunda, suç sonucu oluşan ve on haftayı geçen gebeliğin özel kanuni dayanağının TCK m.99/6 olduğunu açıkça belirtmiştir. Aynı kararda, 2827 sayılı Kanun m.6’daki izin rejiminin somut suç sonucu gebelik olayına doğrudan uygulanmasının uygun olmadığı; çocuk mağdur bakımından 5395 sayılı Kanun’un sağlık tedbiri hükümlerinin ayrıca dikkate alınması gerektiği açıklanmıştır. Bu karar, başvurunun doğru hukuki zeminde ve gecikmeden ele alınması bakımından önemlidir.

Net ayrım: “On haftadan sonra yalnız tıbbi zorunluluk varsa işlem yapılır” cümlesi suç sonucu gebelik yönünden eksiktir. Suç sonucu gebelikte TCK m.99/6, yirmi haftadan fazla olmama koşuluyla ayrı bir düzenleme getirir.

“Kadının Mağduru Olduğu Bir Suç Sonucu” Şartı Nasıl Belirlenir?

TCK m.99/6 belirli suçların madde numaralarını tek tek saymaz. Metin, gebeliğin “kadının mağduru olduğu bir suç sonucu” meydana gelmesini arar. Cinsel saldırı (TCK m.102), çocuğun cinsel istismarı (TCK m.103) ve reşit olmayanla cinsel ilişki (TCK m.104) uygulamada doğrudan gündeme gelen suçlardır. Ancak hükmün lafzının daha geniş olup olmadığı öğretide tartışmalıdır. Bu nedenle somut olayda öncül fiilin suç niteliği ve bu fiil ile gebelik arasındaki nedensellik bağı ayrı ayrı gösterilmelidir.

Kanun metninde “fail hakkında kesinleşmiş mahkûmiyet kararı” şartı yoktur. Böyle bir şartın aranması, soruşturma ve kovuşturmanın doğal süresi nedeniyle yirmi haftalık sınırı işlevsiz hâle getirir. Bununla birlikte suç sonucu gebelik iddiasının dosyada hiç belgelendirilmemesi de uygulamada ciddi sorun doğurabilir. En güvenli yol; mağdur beyanı, Cumhuriyet başsavcılığı soruşturma numarası, adli muayene kayıtları, gebelik haftasını gösteren ultrason raporu ve varsa DNA örneklerinin birbirini doğrulayacak biçimde dosyalanmasıdır.

Biyolojik babanın kesin olarak belirlenememesi tek başına “suç sonucu gebelik yoktur” anlamına gelmez. Ceza muhakemesinde failin kimliği ile suç olgusunun varlığı farklı meselelerdir. Ancak gebelik ile bildirilen suç arasındaki zaman ve nedensellik bağının tıbbi ve adli kayıtlarla desteklenmesi gerekir. Yanlış veya eksik belgeyle yapılan başvuru, hastane ile adli makamlar arasında yetki tartışmasına ve telafisi olmayan süre kaybına neden olabilir.

Yirmi Haftalık Süre Nasıl Hesaplanır?

TCK m.99/6 “süresi yirmi haftadan fazla olmamak” şartını getirir. Bu nedenle yirmi haftanın tamamlanması beklenebilecek bir hedef değil, işlemin kanuni sınırıdır. Gebelik haftası hasta beyanıyla değil; son adet tarihi, ultrason bulguları ve kadın hastalıkları ve doğum uzmanının tıbbi değerlendirmesiyle kayda bağlanır. Ölçümler arasında fark varsa uzman hekim bunu raporunda açıklamalıdır.

Yirmi haftalık sınır bakımından başvuru tarihi değil, gebeliğin fiilen sona erdirildiği tarih önem taşır. Örneğin 19 hafta 2 günlük gebelikte hastaneye yapılan başvuru, işlemin yasal sınır içinde tamamlanacağını garanti etmez. Kurum içi görüşme, konsültasyon, rapor ve adli yazışmalar sürerken süre aşılabilir. Bu nedenle yazılı başvuruda gebelik haftası ve kalan süre açıkça belirtilmeli; başvuru evrakına tarih ve kayıt numarası alınmalıdır.

Yirmi haftayı aşan bir olayda TCK m.99/6 uygulanmaz. Buna karşılık annenin hayatını tehdit eden veya 2827 sayılı Kanun m.5/2’deki şartları karşılayan bağımsız bir tıbbi zorunluluk varsa değerlendirme bu ayrı hukuki sebep üzerinden yapılır. Suç sonucu gebelik iddiası, yirmi haftalık sınırı ortadan kaldırmaz.

Rıza Şartı: Açık, Aydınlatılmış ve İşlem Anında Geçerli Olmalıdır

TCK m.99/6 kadının rızasını zorunlu unsur olarak düzenler. Rıza; baskı, tehdit veya yanıltma altında verilmemeli, yapılacak müdahalenin niteliği, tıbbi riskleri ve alternatifleri anlatıldıktan sonra yazılı biçimde alınmalıdır. Savcılık şikâyeti veya yakının talebi, kadının tıbbi müdahaleye rızasının yerine geçmez. Kadın gebeliğin sona erdirilmesini istemiyorsa diğer koşullar tam olsa bile işlem yapılamaz.

Rızanın belirli bir müdahaleye ilişkin olması gerekir. Genel nitelikte bir hastane kabul formu yeterli güvence sağlamaz. Rıza işlemden önce geri alınırsa müdahale gerçekleştirilemez. Rıza ehliyeti bulunmayan ya da çocuk mağdurun bulunduğu dosyalarda mesele yalnız TCK m.99/6’nın tek cümlesiyle çözülemez; hasta hakları, tıbbi müdahale mevzuatı ve 5395 sayılı Kanun birlikte uygulanır.

Evli kadının eşinin izni konusunda da olağan isteğe bağlı tahliye rejimi ile suç sonucu gebelik birbirine karıştırılmamalıdır. TCK m.99/6 açıkça kadının rızasını sayar; eş rızasını bu fıkranın koşulu olarak düzenlemez. Özellikle eşin suçun faili veya şüphelisi olabileceği dosyada eş izni aramak hükmün koruma amacıyla bağdaşmaz. Somut olayda sağlık kuruluşunun tereddüdü yazılı karara bağlanmalı ve süre kaybını önleyecek adli başvuru derhal yapılmalıdır.

Mağdur Çocuksa 5395 Sayılı Kanun Neden Önemlidir?

On sekiz yaşından küçük suç mağduru, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu kapsamında korunma ihtiyacı olan çocuktur. Kanunun 5. maddesinde danışmanlık, eğitim, bakım, sağlık ve barınma tedbirleri sayılmıştır. Sağlık tedbiri; çocuğun fiziksel ve ruhsal sağlığının korunması ve tedavisi için gerekli geçici veya sürekli tıbbi bakım ve rehabilitasyonu kapsar. Bu nedenle suç soruşturması ile sağlık tedbiri süreci birbirinden koparılmamalıdır.

Anayasa Mahkemesi’nin R.G. kararında, çocuk mağdurun gebeliğinin sonlandırılması talebinde yanlış hukuki dayanak ve görev tartışmaları nedeniyle oluşan gecikme ayrıntılı biçimde incelenmiştir. Kararın uygulamadaki mesajı nettir: Yirmi haftalık maddi süre devam ederken kurumlar arasındaki yazışma ve görev uyuşmazlığı çocuğun etkili korunmasını anlamsız hâle getirmemelidir. Başvuruda sağlık tedbiri talebi, gebelik haftası, mağdurun iradesi ve aciliyet aynı dilekçede açıkça gösterilmelidir.

Çocuk mağdurun beyanı alınırken ikincil örselenme önlenmelidir. Aynı olayın farklı kurumlarda tekrar tekrar anlattırılması yerine Çocuk İzlem Merkezi kayıtları, adli görüşme ve uzman raporları usulüne uygun biçimde dosyaya kazandırılmalıdır. Çocuğun güvenliği tehlikedeyse barınma ve danışmanlık tedbirleri de sağlık tedbiriyle birlikte talep edilmelidir.

Uzman Hekim ve Hastane Şartı Neyi Değiştirir?

TCK m.99/6 iki kurumsal güvenceyi açıkça yazar: İşlem uzman hekimler tarafından ve hastane ortamında gerçekleştirilmelidir. Muayenehanede, evde veya yetkisiz bir yerde yapılan işlem, diğer şartlar bulunsa bile bu fıkradaki ceza verilmeme sonucundan yararlanamaz. Yetkisiz kişi tarafından yapılan müdahale bakımından TCK m.99/5’teki artırım hükümleri de gündeme gelebilir.

Hastane dosyasında yalnız sonuç belgesi değil; gebelik haftası, suç sonucu gebelik iddiasının dayanağı, mağdurun aydınlatılmış rızası, uzmanlık değerlendirmeleri, işlem tarihi ve uygulayan sağlık ekibinin kimliği bulunmalıdır. Bu kayıtlar hem hastanın sağlık hakkını hem de sağlık personelinin hukuki güvenliğini sağlar.

Sağlık mesleği mensubunun görev sırasında bir suç işlendiğine ilişkin belirtiyle karşılaşması hâlinde TCK m.280 kapsamındaki bildirim yükümlülüğü ayrıca değerlendirilir. Bildirim yükümlülüğü, tıbbi gizliliğin bütünüyle ortadan kalktığı anlamına gelmez. İlgisiz sağlık verileri ve mağdurun özel hayatına ilişkin gereksiz ayrıntılar paylaşılmamalı; kayıt ve bildirim yalnız kanuni amaçla sınırlı tutulmalıdır.

TCK 99 ve TCK 100 Bakımından Fail ve Ceza Sorumluluğu

TCK m.99’daki “çocuk düşürtme” suçunun faili, gebeliği taşıyan kadın dışındaki müdahale eden kişidir. TCK m.100’deki “çocuk düşürme” suçunun faili ise yalnız gebeliği taşıyan kadındır. Bu nedenle aynı olayda doktor, yetkisiz müdahaleyi yapan kişi, yardım eden kişi ve kadın bakımından ayrı suç tipleri incelenir.

On haftayı aşan, tıbbi zorunluluk bulunmayan ve TCK m.99/6’nın koşullarını taşımayan rızaya dayalı müdahalede, işlemi yapan kişi TCK m.99/2 uyarınca iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasıyla karşılaşır. Aynı fıkra, rıza gösteren kadın hakkında bir yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörür. İşlem kadının beden veya ruh sağlığına zarar verir ya da ölümüne neden olursa m.99/4’teki neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâller uygulanır.

TCK m.100, on haftadan fazla gebeliği kadının kendi fiiliyle isteyerek düşürmesini cezalandırır. TCK m.99/6’nın lafzı “gebeliği sona erdirene ceza verilmez” dediği için, suç sonucu gebelikte kadının kendi kendine müdahalesinin m.100 karşısındaki durumu öğretide tartışmalıdır. Güvenli ve kanunun açıkça koruduğu yol, kadının kendi başına ilaç veya fiziksel yöntem kullanması değil; uzman hekimlerce hastane ortamında gerçekleştirilen tıbbi işlemdir.

Kesin uyarı: İnternetten temin edilen ilaçla veya yetkisiz kişi yardımıyla hastane dışında yapılan müdahale TCK m.99/6’nın açık koşullarını karşılamaz; ayrıca ağır sağlık riski ve delil kaybı doğurur.

Başvuru ve Soruşturma Dosyası Adım Adım Nasıl Hazırlanır?

  1. Sağlık tespiti: Gebelik ve gebelik haftası gecikmeden kadın hastalıkları ve doğum uzmanı raporuyla belirlenir.
  2. Adli kayıt: Suç henüz bildirilmemişse Cumhuriyet başsavcılığına veya kolluğa başvurulur; soruşturma numarası alınır.
  3. Delil koruma: Adli muayene, biyolojik örnek, mesaj, kamera, konum ve tanık bilgileri kaybolmadan güvenceye alınır.
  4. Yazılı hastane talebi: TCK m.99/6 açıkça belirtilir; gebelik haftası, rıza ve suç soruşturması bilgileri eklenir.
  5. Çocuk mağdur tedbiri: Gerekiyorsa 5395 sayılı Kanun uyarınca sağlık ve diğer koruyucu tedbirler talep edilir.
  6. Ret veya gecikme: Sözlü yanıtla yetinilmez; gerekçeli yazılı cevap ve evrak kayıt numarası alınır, süre dolmadan uygun adli ve idari yol işletilir.

Kesinleşmiş ceza mahkûmiyetini beklemek kanunda yazılı bir şart değildir. Buna rağmen hastane uygulamasında adli makam yazısı veya olayın suç sonucu olduğuna ilişkin belge talep edilebildiği için savcılık ve sağlık kuruluşu süreci eş zamanlı yürütülmelidir. Avukatın görevi tıbbi kararı vermek değil; doğru kanuni dayanağı göstermek, yazışmaları hızlandırmak, mağdurun iradesini belgelemek ve usul tartışmasının maddi süreyi tüketmesini önlemektir.

Hangi Belgeler Dosyada Bulunmalıdır?

Belge/delil İspat ettiği konu Neden önemlidir?
Ultrason ve uzman hekim raporu Gebelik ve hafta hesabı On ve yirmi haftalık sınırların uygulanmasını belirler
Savcılık soruşturma numarası Suç bildiriminin kayıt altına alındığı Hastane-adli makam koordinasyonunu kolaylaştırır
Adli muayene ve biyolojik örnek kayıtları Suç ve gebelik arasındaki bağ DNA incelemesi ile fail ve nedensellik değerlendirmesine yardım eder
Mağdurun yazılı, aydınlatılmış rızası TCK m.99/6 rıza şartı Başkasının talebinin değil mağdur iradesinin esas alındığını gösterir
Hastane başvuru/ret yazısı Başvuru tarihi ve kurumun gerekçesi Gecikmenin kaynağını ve başvuru yollarını belirler
ÇİM/adli görüşme kaydı Çocuk mağdurun beyanı İkincil örselenmeyi azaltır ve tekrarlı beyan ihtiyacını sınırlar
Mesaj, kamera ve konum kayıtları Öncül suçun koşulları Silinme süresi kısa olabileceğinden erken koruma gerekir

Örnek 1: On sekiz haftalık cinsel saldırı sonucu gebelik

Mağdurun rızası vardır; gebelik suç sonucu oluşmuştur; işlem kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarınca hastanede ve yirmi hafta dolmadan yapılır. Bu şartlarda TCK m.99/6’nın açık sonucu, gebeliği sona erdirene ceza verilmemesidir. Soruşturmanın henüz bitmemiş olması tek başına fıkrayı uygulanamaz hâle getirmez.

Örnek 2: Yirmi bir haftalık suç sonucu gebelik

TCK m.99/6’nın yirmi haftadan fazla olmama şartı gerçekleşmez. Suç sonucu gebelik olması bu süreyi uzatmaz. Ancak annenin hayatını tehdit eden bağımsız bir tıbbi zorunluluk varsa 2827 sayılı Kanun m.5/2 ve ilgili tıbbi mevzuat bakımından ayrı değerlendirme yapılır.

Örnek 3: Hastane dışında yetkisiz müdahale

Gebelik on dokuz haftalık ve suç sonucu olsa dahi, evde veya muayenehanede yetkisiz kişi tarafından yapılan işlem m.99/6’nın uzman hekim ve hastane şartlarını karşılamaz. Müdahale eden kişi yönünden m.99 hükümleri, kadın yönünden somut fiile göre m.99/2 veya m.100 ve sağlık sonucu bakımından ağırlaşmış hâller incelenir.

Örnek 4: On iki haftalık gebelikte kadının kendi kendine ilaç kullanması

Hastane ve uzman hekim şartı bulunmadığından TCK m.99/6’nın açık koruma alanına girmez. Kadının kendi fiili TCK m.100 bakımından değerlendirilir. Suç sonucu gebelik iddiası olsa bile tıbbi işlem yolunun izlenmemesi hem ceza hukuku hem sağlık açısından ciddi risk yaratır.

Örnek 5: Çocuk mağdurda görev tartışması

Hastane, savcılık ve mahkeme arasında “hangi makam izin verecek” tartışması yaşanıyorsa başvuruda TCK m.99/6 ile birlikte 5395 sayılı Kanun’daki sağlık tedbiri açıkça gösterilmelidir. Gebelik haftası ilerlerken yalnız yazışma sonucu beklemek yerine gecikmenin doğuracağı telafisiz sonuç somutlaştırılmalıdır.

Resmî ve Akademik Kaynaklar

Kanun metni ile öğretideki görüş aynı şey değildir. Yukarıdaki açıklamalarda kanunun açık sonucu kesin ifade edilmiş; hükmün hukuki niteliği, kapsadığı öncül suçların sınırı ve kadının kendi fiili bakımından tartışmalı noktalar ayrıca belirtilmiştir.

Resmî Kaynaklar

Hukuki Değerlendirme ve İletişim

Belgeler, süreler, görev ve yetki kuralları somut olayın özellikleriyle birlikte incelenir.

Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu
İhsaniye Mahallesi, 4903. Sokak, Profit İş Merkezi No:23, Kat:3, Daire:14, 33070 Akdeniz/Mersin, Türkiye

İletişim bilgileri

Yazar ve Hukuki Bilgilendirme

Avukat Halil Bakırcı

Av. Halil Bakırcı

Mersin Barosu Sicil No: 3472

Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacıyla, yayımlandığı tarihte erişilebilen mevzuat esas alınarak hazırlanmıştır. Somut olayda belge, süre, görev ve yetki ayrıca incelenir.

Yazar profili