Kurum İçi Yazışmalar Bilgi Edinme ile İstenebilir mi? 4982 m.25–27
Kısa ve net cevap: Bir belgenin kurum içinde hazırlanması, tek başına bilgi edinme hakkının dışında kalması için yeterli değildir. 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu m.25, yalnız kurum personelini ve kurum içi uygulamaları ilgilendiren düzenlemeleri özel olarak ele alır; düzenlemeden etkilenen kurum çalışanının bilgi edinme hakkını korur. Kanunun 26. maddesi mevcut görüş, bilgi notu, teklif ve tavsiyeleri düzenler. Kurumdan yeni bir hukuki değerlendirme hazırlamasını istemek ise m.27 kapsamındaki mütalaa talebidir. Başvurunun sonucu, istenen kaydın hangi gruba girdiğine ve ayrıca uygulanması gereken gizlilik hükümlerine bağlıdır.

Kurum içi yazışma, kurum içi düzenleme ve mütalaa aynı şey değildir
Başvurunun ilk adımı, belgenin adını değil işlevini belirlemektir. Bir genelge çalışma düzenini belirlerken, bir bilgi notu karar hazırlığında kullanılan değerlendirmeleri içerir. Hukuk müşavirliğinin önceden hazırladığı yazı ise kurumun elinde bulunan bir kayıttır. Başvuru sahibinin kendi sorularını yönelterek yeni görüş hazırlanmasını istemesi, bunlardan farklı bir taleptir. Bu nedenle bütün belgeleri “kurum içi yazışma” başlığı altında toplamak, farklı kanun hükümlerinin uygulanmasını engeller.
4982 sayılı Kanunun 25, 26 ve 27. maddeleri yan yana okunmalıdır. Madde 25 belirli kurum içi düzenlemeleri, madde 26 kurum faaliyetleri için elde edilen mevcut değerlendirme belgelerini, madde 27 ise yeni tavsiye ve mütalaa taleplerini konu alır. Kanunun Mevzuat Bilgi Sistemindeki resmî metni bu ayrımın temel kaynağıdır. Belgeye erişim istemi hazırlanırken her talep kaleminin karşısına ilgili belge türünün yazılması, başvurunun kapsamını açıklaştırır.
Birden fazla belge isteniyorsa hepsinin aynı hukuki nitelikte olduğu kabul edilmemelidir. Karar, karara dayanak teknik rapor, personel yönergesi ve henüz hazırlanmamış hukuki görüş ayrı satırlarda gösterilmelidir. Böylece kurumun bir belge yönünden ileri sürdüğü istisnanın diğer belgelere de gerekçesiz biçimde uygulanıp uygulanmadığı görülebilir. Başvuru listesi aynı zamanda daha sonra verilecek cevapla karşılaştırılabilecek bir kontrol belgesi oluşturur.
4982 m.25: Kurum içi düzenlemeden etkilenen çalışanın hakkı
Madde 25 bakımından iki özellik birlikte önemlidir: düzenlemenin kamuoyunu ilgilendirmemesi ve yalnız kurumun kendi personeliyle kurum içi uygulamalarına ilişkin olması. Bu şartları taşımayan bir belgeye yalnızca kurumun kendi biriminde hazırlanmış olması nedeniyle m.25 uygulanması, hükmün kapsamıyla bağdaşmaz. Belgenin dış etkisi, konusu ve düzenlediği ilişki incelenmelidir. “İç yazışma” ibaresi, bu incelemenin yerine geçen bağımsız bir kanuni ret sebebi değildir.
Aynı madde, söz konusu düzenlemeden etkilenen kurum çalışanlarının bilgi edinme haklarını saklı tutar. Çalışan başvurusunda hangi birimde görev yaptığını, hangi düzenlemenin kendisine uygulandığını ve istenen belgeyle bağını açıklamalıdır. Burada amaç kişisel bir yakınmayı uzun biçimde anlatmak değil, kanunun koruduğu ilgiyi görünür kılmaktır. Görevlendirme yazısı, personele yapılan bildirim veya uygulamanın dayandığı kararın tarih ve sayısı bu bağı belirginleştirir.
Çalışanın haklarının saklı tutulması, kurum arşivinin bütün personel kayıtlarıyla birlikte sınırsız biçimde açılması anlamına gelmez. İstenen düzenlemeyle ilgisi bulunmayan üçüncü kişilerin sağlık, aile veya özel hayat bilgileri ayrıca değerlendirilir. Çalışanın kendi statüsüne ilişkin kuralı öğrenmesi ile diğer çalışanların kişisel dosyalarının tamamını istemesi aynı talep değildir. Bu ayrım başvurunun hem daha hedefli hem de hukuken denetlenebilir olmasını sağlar.
4982 m.26: Mevcut bilgi notu, teklif ve tavsiyelere erişim
Madde 26’nın ilk fıkrası, kurum ve kuruluşların faaliyetlerini yürütmek üzere elde ettikleri görüş, bilgi notu, teklif ve tavsiye niteliğindeki bilgi veya belgeler için ayrı bir düzen kurar. Bu kayıtlar, kurum tarafından aksi kararlaştırılmadıkça bilgi edinme hakkı kapsamındadır. Dolayısıyla “görüş yazısıdır” tespiti tek başına ret sonucunu doğurmaz. Kurumun belgenin niteliğini ve dayanılan kısıtlamayı somutlaştırması gerekir.
Başvuru sahibi açısından temel mesele, hangi mevcut kaydı istediğini belirlemektir. Bir dosyada bulunan bütün kurum içi yazışmaları belirsiz şekilde istemek yerine karar hazırlığında alınan görüşün tarihi, gönderen birimi, muhatabı ve ilişkilendirildiği işlem belirtilmelidir. Belgenin sayısı bilinmiyorsa elde bulunan kararın görüşe atıf yaptığı paragraf gösterilebilir. Bu yöntem, olmayan bir belgeyi varmış gibi ileri sürmeden aranan kaydı tanımlamaya yarar.
Kurumun “aksi kararlaştırıldığı” açıklaması da başlı başına inceleme konusudur. Cevabın hangi belgeyi, hangi kapsamda ve hangi hukuki nedenle dışarıda bıraktığı anlaşılır olmalıdır. Birinci fıkradaki düzenleme ile ikinci fıkrada yer alan zorunlu uzmanlık görüşleri aynı kabul edilmemelidir. Ayrıca erişime ilişkin genel hükümler ve başka kanuni istisnalar gözden geçirilmeden yalnız bir fıkraya dayanılarak dosyanın tamamı hakkında sonuç kurulmaz.
Karara esas alınan zorunlu uzmanlık görüşünde hangi şartlar aranır?
Madde 26’nın ikinci fıkrası; bilimsel, kültürel, istatistik, teknik, tıbbi, mali, hukuki ve benzeri uzmanlık alanlarında yasal olarak görüş verme yükümlülüğü bulunan kişi, birim veya kurumların görüşlerini ele alır. Bu görüşlerin kurumun alacağı karara esas teşkil etmesi kaydıyla bilgi edinme istemlerine açık olduğu düzenlenmiştir. İncelemede uzmanlık alanı, yasal görüş verme yükümlülüğü ve kararın dayanağı olma bağlantısı ayrı ayrı belirlenir.
Her uzman imzası taşıyan metin, bu hükmün bütün şartlarını kendiliğinden sağlamaz. Başvuruda görüş istenmesini zorunlu kılan düzenleme biliniyorsa açık madde numarası gösterilmelidir. Görüşün hangi karar için alındığı, kararın ekinde bulunup bulunmadığı ve karar gerekçesinde ona atıf yapılıp yapılmadığı incelenmelidir. Dayanak belirlenemiyorsa uydurma bir zorunluluk ileri sürmek yerine kurumdan belgenin mevcut hukuki niteliğinin açıklanması istenmelidir.
Bu ayrım özellikle idari işlemin gerekçesini anlamak için önem taşır. Başvuru, kurumdan baştan yeni bir teknik veya hukuki değerlendirme yapmasını istemiyorsa mevcut dayanak belgenin verilmesi talebi olarak kurulmalıdır. Kurulun Haziran 2026 tarihli açıklamalı kanun yayını, m.25 ve m.26’yı ayrı bölümlerde ele almaktadır. Yayındaki karar örnekleri, kendi maddi olaylarından koparılarak bütün başvurular için sonuç garantisine dönüştürülmemelidir.
Hukuk müşavirliğinin mevcut yazısı ile yeni hukuki görüş talebi arasındaki fark
Bir kurumdan önceden hazırlanmış hukuk müşavirliği görüşünün örneğini istemek, kurumun elindeki belirli bir belgenin açıklanmasını istemektir. Bu talep m.26 ve diğer ilgili hükümler çerçevesinde değerlendirilir. Kuruma bir uyuşmazlığın nasıl çözüleceğini sorarak yeni bir değerlendirme yaptırmak ise m.27’nin düzenlediği mütalaa talebiyle ilgilidir. Aynı “hukuki görüş” ifadesinin kullanılması, bu iki işlemi aynı hukuki kategoriye sokmaz.
Talebin kaleme alınışı bu nedenle belirleyicidir. “Hakkımda verilen kararın dayanağı olan mevcut hukuk müşavirliği yazısının örneği” ifadesi bir kaydı tarif eder. “Bu kararın hukuka uygun olup olmadığı hakkında görüş hazırlayın” ifadesi yeni değerlendirme yapılmasını ister. Başvurunun gerçek amacı ikinci işlemse bunu belge istemi gibi göstererek m.27’yi etkisizleştirmek doğru değildir. Amaç mevcut belgeyi almaksa da dilekçeyi danışmanlık sorularıyla belirsizleştirmemek gerekir.
Hukuk müşavirliği başlığını taşıyan her belgenin koşulsuz biçimde açıklanması gerektiği sonucu da çıkarılamaz. Belgenin içeriği, dayandığı görev, karar süreciyle ilişkisi ve diğer kanuni istisnalar birlikte incelenmelidir. İdari soruşturma dosyalarına bilgi edinme yoluyla erişim konusu, sıradan karar hazırlık yazışmalarından ayrı değerlendirilmelidir.
Gizlilik, üçüncü kişi bilgileri ve belgenin kısmen verilmesi
Bir kaydın m.25 veya m.26 bakımından erişime açık olması, diğer istisnaların hiç uygulanmayacağı anlamına gelmez. Devlet sırrı, istihbarat, soruşturma, özel hayat, haberleşme ve ticari sır hükümleri kendi şartlarıyla incelenir. Hukuki değerlendirme belgeye verilen üst başlıkla sınırlanmaz; açıklanacak bilginin içeriğine de bakılır. Başvuru sahibi, özellikle üçüncü kişilere ait verilerin belgenin hangi bölümünde bulunduğunun ve kendi talebiyle ilişkisinin ayrıştırılmasını istemelidir.
4982 m.9, gizlilik dereceli veya açıklanması yasak bilgiyle açıklanabilir bilginin aynı belgede bulunması halinde ayırarak erişim mekanizmasını düzenler. Bu nedenle bir belgede korunması gereken tek bir alan bulunması, ayrılması mümkün açık bölümlerin neden verilmediği sorusunu ortadan kaldırmaz. Kısmi erişim talebi dilekçede açıkça yer almalıdır. Ayrılan kısımlara ilişkin gerekçenin bildirilmesi, alınan cevabın denetimini sağlar.
Bu başlıkta gizli ve açık bilginin aynı belgede bulunması hakkındaki ayrıntılı açıklama da dikkate alınmalıdır. Başvurunun amacı, korunan veriyi hukuka aykırı yoldan elde etmek değil, kanunen açıklanabilir içeriğe erişmektir. Ticari sır söz konusuysa 4982 m.23 ticari sır incelemesi ayrıca yapılmalıdır.
Başvuruda belgeyi nasıl tarif etmek gerekir?
Başvuru dosyasında önce işlem kimliği belirlenmelidir: kararı veren kurum, birim, karar tarihi, sayı, konu ve başvuru sahibine yapılan bildirim. İkinci adım, istenen belge gruplarının numaralandırılmasıdır. Üçüncü adımda her belge için neden m.25, m.26 veya başka bir hükmün tartışıldığı açıklanır. Bu sıralama, metni genel bir şikâyet dilekçesi olmaktan çıkarıp belirli kayıtlara yönelen bilgi edinme başvurusuna dönüştürür.
Madde 6’nın başvuru usulüne ilişkin koşulları korunmalıdır. Başvuranın kimliği ve iletişim bilgileri, tüzel kişi adına işlem yapılıyorsa yetki bilgileri ve istenen bilgi veya belgeyi belirlemeye yarayan açıklamalar eksiksiz olmalıdır. Başvuru eklerine gerçekten mevcut belgeler konulmalıdır. Sayısı bilinmeyen bir görüş yazısı için sayı üretilmemeli; bunun yerine karar metnindeki atıf, ilgili tarih aralığı veya yazıyı hazırladığı bilinen birim gösterilmelidir.
Kullanışlı bir talep düzeni şöyledir: önce mevcut karar ve eklerinin örneği; ardından karara esas alınan belirli görüş veya bilgi notu; son olarak açıklanamayacak kısımlar ayrıldıktan sonra kalan bölümlerin verilmesi istenir. Ret halinde her talep kalemi yönünden ayrı gerekçe ve başvuru yolunun bildirilmesi talep edilir. Bu düzen bir dava dilekçesinin veya özel mevzuat başvurusunun yerine geçmez; yalnız belgeye erişim istemini açıklaştırır.
“Kurum içi yazışmadır” şeklindeki ret cevabı nasıl incelenir?
Ret yazısında öncelikle hangi maddeye dayanıldığı belirlenir. M.25 gösterilmişse belgenin gerçekten yalnız kurum personeli ve iç uygulamaya ilişkin düzenleme olup olmadığı sorulur. Başvuran kurum çalışanıysa düzenlemeden etkilenme bağlantısının cevapta değerlendirilip değerlendirilmediği kontrol edilir. M.26 gösterilmişse birinci ve ikinci fıkra ayrımı yapılır. M.27 gösterilmişse talebin mevcut belgeye mi yoksa yeni değerlendirmeye mi yöneldiği dilekçenin aslı üzerinden karşılaştırılır.
İkinci kontrol, reddin bütün belge listesini kapsayıp kapsamadığıdır. Kurum yalnız bir belge hakkında gerekçe açıklamışken diğer talepler yanıtsız bırakılmışsa eksik cevap ayrıca işaretlenir. Üçüncü kontrol kısmi erişimdir: ayrılması mümkün açık bölümler değerlendirilmiş midir? Dördüncü kontrol cevap ve tebliğ kayıtlarıdır. Bu kayıtlar olmadan itiraz süresi konusunda yalnız yazının üzerindeki tarihe dayanmak hatalı bir dosya düzeni oluşturur.
4982 m.12 ve m.13 kapsamındaki gerekçe ve itiraz konuları ayrıca uygulanır. Ret kararına karşı BEDK başvurusunda, kanunun öngördüğü on beş günlük sürenin başlangıcı tebliğ kaydıyla birlikte değerlendirilmelidir. Süre hesabı ve başvuru usulünün ayrıntısı için bilgi edinme başvurusunun reddi ve BEDK itirazı rehberi incelenebilir. Aynı talebi kuruma tekrar göndermek, önceki ret işlemine ilişkin süreyi kendiliğinden yenilemez.
Belgeye erişim istemi, asıl idari işlemin iptali talebi değildir
Bir personel düzenlemesini veya karara dayanak yazıyı istemek, o düzenlemenin kaldırılmasını istemekle aynı sonuçları doğurmaz. Belge başvurusu bilgi edinmeye, işlem aleyhindeki başvuru ise hukuki sonucun değiştirilmesine yönelir. Bu iki yol dosyada ayrı başlıklarla izlenmelidir. Belge verilmeyişine karşı itiraz edilirken asıl işlemin dava süresinin de otomatik olarak korunduğu kabul edilmemelidir; her işlem için uygulanacak özel süre rejimi belirlenmelidir.
Pratik dosya yönetiminde iki ayrı tarih çizelgesi tutulması yararlıdır. Bir çizelgede bilgi edinme başvurusu, cevap, tebliğ ve BEDK işlemleri; diğerinde asıl kararın tebliği, varsa idari itiraz ve dava bilgileri yer alır. Bu ayrım yalnız düzen sağlamaz: belge beklenirken başka bir hakkın kullanılmasının gecikmesini de önlemeye yardımcı olur. Somut uyuşmazlığın süresi, belgenin içeriğinden değil ilgili dava ve başvuru hükümlerinden belirlenir.
Belge verildiğinde dosya kontrolü tamamlanmış olmaz
Teslim edilen yazının tarih ve sayısı başvuruda istenen belgeyle karşılaştırılmalıdır. Eklerden söz edilen bir üst yazı verilmiş ancak ekleri verilmemişse eksiklik kaydedilmelidir. Sayfa numaraları, imza veya onay alanları, belgeyi hazırlayan birim ve varsa açıklanmayan kısımlar kontrol edilir. Bir yazının özetinin gönderilmesi ile asıl kayıt örneğinin verilmesi aynı değildir; talebin hangi biçimde karşılandığı açıkça belirlenmelidir.
Elektronik dosyalar özgün biçimleriyle saklanmalı; yalnız ekran görüntüsüne dönüştürülerek diğer kayıtlar kaybedilmemelidir. Başvuru alındısı, cevap eki ve tebliğ kaydı aynı dosyada birbirine bağlanmalıdır. Mersin’deki veya başka bir ildeki idari başvuru bakımından bu belge düzeni değişmez. Türkiye genelindeki dosyaların Mersin ofisinden koordinasyonunda da yetkili kurum, özel başvuru şartları ve tebliğ tarihleri dosya bazında takip edilir.
Başvuruyu göndermeden önce belge listesi ile gerekçe bölümü arasında son bir karşılaştırma yapılmalıdır. Çalışma usulünü belirleyen bir yönergenin talebi, yalnız görüş yazılarını açıklayan m.26 üzerinden kurulmuşsa madde seçimi düzeltilmelidir. Buna karşılık önceden hazırlanmış bir teknik değerlendirme istenirken talebin bütününün m.25 kapsamındaki personel düzenlemesi gibi anlatılması da aynı hatayı doğurur. Her belge satırında belgenin adı veya tanımı, mevcut olduğuna işaret eden kayıt, başvuranla bağlantısı ve istenen teslim biçimi birlikte gösterilmelidir. Bu kontrol, kurumun cevabını değerlendirirken kullanılacak somut karşılaştırma zeminini oluşturur.
Retten sonra hazırlanacak itirazda önceki dilekçede bulunmayan farklı bir belge talebine geçilmemelidir. İtirazın hangi ret işlemine yöneldiği açık tutulmalı; başvuru, cevap ve itirazdaki belge adları birbirini karşılamalıdır. Yeni öğrenilen başka bir kayıt ayrıca istenecekse bunun yeni başvurunun konusu olduğu dosyada ayrılmalıdır. Böylece kurumun hiç değerlendirmediği bir belge hakkında verilmiş bir ret varmış gibi hareket edilmez. Aynı dosyadaki çok sayıda talebin tarih ve kapsamı karıştırılmadan, mevcut ret gerekçesiyle gerçekten karşı karşıya gelen hukuki sorun tartışılır.
Sık sorulan sorular
Kurum içi yazışmaların tamamı gizli midir?
Hayır. Belgenin kurum içinde hazırlanması tek başına ret sebebi değildir. 4982 m.25, m.26 ve diğer kanuni istisnalar belgenin işlevine ve içeriğine göre ayrı ayrı incelenir.
Çalışan, kendisine uygulanan kurum içi düzenlemeyi isteyebilir mi?
4982 m.25, düzenlemeden etkilenen kurum çalışanlarının bilgi edinme haklarını saklı tutar. Başvuruda çalışan sıfatı ve düzenlemenin kişiye etkisi açıkça gösterilmelidir.
Hukuk müşavirliği yazısı m.27 gerekçesiyle her durumda reddedilir mi?
Hayır. Mevcut yazının örneğini istemekle kurumdan yeni mütalaa hazırlanmasını istemek farklıdır. Mevcut belge m.26 ve diğer ilgili hükümler çerçevesinde değerlendirilir.
Karara dayanak teknik görüş mutlaka verilir mi?
M.26/2 bakımından yasal görüş verme yükümlülüğü ve karara esas teşkil etme şartları araştırılır. Diğer kanuni gizlilik hükümleri de ayrıca incelenmeden bütün teknik görüşler için koşulsuz sonuç kurulamaz.
Belgenin sayısını bilmeden başvuru yapılabilir mi?
Belgeyi belirlemeye yarayan açıklamalar sunulmalıdır. Kararın tarihi, konu, ilgili birim ve görüşe yapılan atıf kullanılabilir. Bilinmeyen belge sayısı veya içerik hakkında kesin iddia üretilmemelidir.
Belgede üçüncü kişinin özel bilgileri varsa tamamı mı reddedilir?
4982 m.9 kapsamında açıklanabilir bölümlerle korunan bölümlerin ayrılması değerlendirilir. Ayrılması mümkün açık içerik için kısmi erişim talebi açıkça kurulmalıdır.
Bilgi edinme başvurusu, asıl karara dava açma süresini korur mu?
Belgeye erişim işlemi ile asıl kararın başvuru ve dava rejimi aynı değildir. Birine başvurulması nedeniyle diğerinin bütün sürelerinin kendiliğinden korunduğu kabul edilmez.
Ret cevabında ilk kontrol edilecek belgeler nelerdir?
Başvuru dilekçesinin aslı, numaralı belge listesi, kayıt alındısı, ret yazısı ve tebliğ kaydı karşılaştırılır. Ardından kullanılan kanun maddesi, kısmi erişim değerlendirmesi ve itiraz yolu incelenir.
Resmî kaynaklar ve yazar bilgisi
Hukuki dayanak: 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu m.6, m.7, m.9, m.12, m.13 ve özellikle m.25–27. İlgili kanun hükümleri, BEDK’nin Haziran 2026 tarihli resmî dördüncü baskısındaki metinlerle karşılaştırılmıştır. Mevzuat Bilgi Sistemi bağlantısı ayrıca güncel konsolide metne erişim için verilmiştir. Bu yazı kanuni belge türlerini açıklayan genel bilgilendirmedir; belirli bir başvurunun kabulünü veya dava sonucunu garanti etmez.
Yazar: Av. Halil BAKIRCI — Mersin Barosu, sicil 3472.
Kaynak kontrol tarihi: 22 Eylül 2026.
Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu: İhsaniye, 4903. Sk. Profit İş Merkezi No:23 Kat:3 Daire:14, 33070 Akdeniz/Mersin.
Mersin ofisi
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
