B&KBakırcı & KeskinHUKUK BÜROSU
TR
TürkçeEnglishDeutschРусскийالعربية中文
Menü

Sigorta Süresi Sözleşmede Yazmıyorsa Nasıl Belirlenir? TTK 1410 | 2026

Kısa ve net cevap: TTK m.1410’a göre sigorta süresi sözleşmeyle kararlaştırılmamışsa süre; taraf iradeleri, yerel teamül ile hâl ve şartlar göz önünde bulundurularak mahkemece belirlenir. Sürenin poliçede yazmaması otomatik olarak sözleşmeyi geçersiz kılmaz; uyuşmazlık hâlinde mahkeme kanunda sayılan ölçütlerle süreyi belirler.

Bu madde sigorta hukukunda görünüşte dar bir konu düzenlese de sözleşmenin kurulması, ispat yükü, prim, ihbar ve tazminat aşamalarını doğrudan etkiler. Sigorta dosyalarında kronoloji hatası, doğru kanun maddesi bilinse bile yanlış sonuca götürür; bu nedenle tarih çizelgesi esastır. Bu nedenle yazının amacı yalnız kanun metnini tekrar etmek değil; hükmün hangi olgularla uygulanacağını, hangi belgenin neyi ispatladığını ve uyuşmazlıkta izlenecek doğru sırayı göstermektir.

TTK 1410: Kanuni kural nedir?

TTK m.1410’a göre sigorta süresi sözleşmeyle kararlaştırılmamışsa süre; taraf iradeleri, yerel teamül ile hâl ve şartlar göz önünde bulundurularak mahkemece belirlenir.

Uyuşmazlığın ispat ayağı ile maddi hukuk sonucu birbirinden ayrılmalıdır; hangi tarafın hangi olguyu ispat edeceği ayrıca belirlenir. Hüküm uygulanırken sigorta türü, poliçenin genel ve özel şartları, tarafların sıfatı ve olayın gerçekleşme tarihi birlikte değerlendirilir. Kanunda açıkça verilen sonuç, tarafların belgeye farklı ad vermesiyle değişmez. Buna karşılık kanunun aradığı maddi şart yoksa sırf başlık benzerliğinden hareketle aynı sonuç kurulamaz.

Sigorta hukukunun temel metodunda önce olayın hangi madde kapsamına girdiği tespit edilir. Sonra maddede aranan koşullar ayrı ayrı somut vakıalara uygulanır. Üçüncü aşamada poliçe ve genel şartların kanunla çelişip çelişmediği incelenir. Son aşamada tazminat, prim, fesih, cayma veya bildirim gibi hukuki sonuç hesaplanır. Bu sıra özellikle birden fazla TTK maddesinin aynı dosyada uygulanması gereken uyuşmazlıklarda gereklidir.

TTK 1410 hangi şartlarda uygulanır?

Sürenin poliçede yazmaması otomatik olarak sözleşmeyi geçersiz kılmaz; uyuşmazlık hâlinde mahkeme kanunda sayılan ölçütlerle süreyi belirler. Bunun için aşağıdaki kontrol noktaları tamamlanmalıdır:

  • Tarafların sigorta ettiren, sigortalı, lehtar, temsilci, acente veya sigortacı sıfatları doğru belirlenmelidir.
  • İşlemin veya olayın tarihi kesinleştirilmelidir.
  • Poliçe, teklifname, zeyilname ve genel şartlar aynı dosyada karşılaştırılmalıdır.
  • Kanunun aradığı bildirim, ödeme, öğrenme, menfaat veya riziko şartı varsa gerçekleşip gerçekleşmediği belgeye bağlanmalıdır.
  • Özel bir sigorta türü için farklı kanun veya genel şart hükmü bulunup bulunmadığı kontrol edilmelidir.
  • Uyuşmazlığın sözleşmenin kurulmasına mı, yürütülmesine mi, hasar/tazminata mı ilişkin olduğu ayrılmalıdır.
  • İspat yükünün hangi tarafta olduğu ayrıca belirlenmelidir.
  • Sigortalı aleyhine değiştirilemeyen koruyucu hükümler varsa poliçe maddesi buna göre denetlenmelidir.

Bu kontrol listesi soyut değildir. Örneğin aynı olayda bir taraf “poliçede böyle yazıyor” derken diğer taraf kanun maddesine dayanabilir. Poliçe hükmünün kanuna aykırı olup olmadığı ve ilgili maddenin emredici/koruyucu niteliği incelenmeden yalnız sözleşme metnine üstünlük tanınamaz. Aynı şekilde kanundaki istisna göz ardı edilerek yalnız ana cümleye dayanmak da doğru değildir.

Süre ve kronoloji nasıl kurulmalıdır?

Süre tespitinde sözleşme kurulurken mevcut taraf iradeleri ve o tarihteki somut koşullar esas alınır. Sigorta dosyalarında süre başlangıcı çoğu kez “olay tarihi”, “öğrenme tarihi”, “bildirim tarihi”, “ödeme tarihi” veya “poliçe başlangıcı” gibi farklı anlara bağlanır. Bu kavramlar birbirinin yerine kullanılamaz. Dosyada tüm tarihler gün/ay/yıl olarak yazılmalı ve her tarihin hangi belgeyle doğrulandığı gösterilmelidir.

Bir bildirimin süre içinde düzenlenmiş olması ile süre içinde karşı tarafa yöneltilmiş veya ulaşmış olması aynı şey değildir. Kanun maddesine göre hangi anın sonuç doğurduğu ayrıca belirlenir. Elektronik sistem kaydı ile kullanıcıya giden e-posta/SMS arasında fark varsa her ikisi saklanmalıdır. Bu yöntem, sonradan “süre kaçırıldı” veya “bildirim yapılmadı” tartışmasını somut kayda indirger.

İspat ve belge düzeni

TTK 1410 bakımından teklifname, prim hesabı, önceki poliçeler, yazışmalar, sektörel uygulama, yenileme kayıtları ve yerel teamülü gösteren belgeler öncelikli delillerdir. Belgenin yalnız varlığı değil, düzenlenme tarihi, kim tarafından oluşturulduğu ve karşı tarafa ulaşıp ulaşmadığı önem taşır. Elektronik kayıtların ekran görüntüsü yanında mümkünse ham e-posta başlığı, KEP delili, sistem işlem numarası veya doğrulanabilir kayıt da saklanmalıdır.

HMK m.199 elektronik verileri belge kavramı içinde düzenler. Bu nedenle e-posta, mesaj, elektronik poliçe ve çevrim içi işlem kayıtları somut dosyada ispat işlevi görebilir. Bununla birlikte hukuka aykırı elde edilen deliller ayrı değerlendirilir. Delilin içeriği ile elde edilme yöntemi aynı şey değildir. Özellikle üçüncü kişilerin hesaplarına izinsiz erişim yerine tarafın kendi hesabındaki veya kendisine gönderilmiş kayıtlar kullanılmalıdır.

TTK 1410 diğer sigorta hükümleriyle nasıl birlikte uygulanır?

TTK’nın sigorta kitabı birbirinden kopuk maddelerden oluşmaz. Sözleşmenin kurulması ve kapsamı için m.1401, m.1409; sigortacının sorumluluğunun başlangıcı için m.1421; aydınlatma ve poliçe için m.1423–1425; prim için m.1430 ve devamı; riziko sonrası ihbar ve belge yükümlülükleri için m.1446–1448; tazminat için m.1427 birlikte önem taşır. Somut olay hangi aşamadaysa ilgili madde zinciri buna göre kurulur.

Örneğin TTK 1410 uyarınca bir hak veya yükümlülük tespit edildiğinde bu tespit otomatik olarak tazminat miktarını belirlemez. Tazminat için rizikonun teminat kapsamında olması, sigorta bedeli ve zarar hesabı, varsa muafiyet ve özel şartlar ayrıca uygulanır. Aynı şekilde prim veya fesih sonucu doğmuşsa bunun sözleşmenin kalan dönemi ve prim iadesi üzerindeki etkisi m.1419 gibi hükümlerle birlikte değerlendirilir.

Hukuki sonuç nasıl uygulanır?

Sürenin poliçede yazmaması otomatik olarak sözleşmeyi geçersiz kılmaz; uyuşmazlık hâlinde mahkeme kanunda sayılan ölçütlerle süreyi belirler. Kanunun sonucu somut olaya uygulanırken sözleşme metninin kanuna uygunluğu, tarafların kusuru veya bilgisi aranıyorsa bunun derecesi ve sonucun hangi tarihten itibaren hüküm doğurduğu ayrı ayrı yazılmalıdır. Böylece “geçerli/geçersiz”, “öder/ödemez”, “feshedilir/feshedilmez” gibi sonuç cümleleri gerekçesiz kalmaz.

Sigortacı bir talebi reddediyorsa ret gerekçesi poliçe hükmü ve kanun maddesiyle karşılaştırılmalıdır. Sigorta ettiren veya sigortalı bir hak kullanıyorsa bu hakkın şekil ve süresi kontrol edilmelidir. Uyuşmazlık mahkemeye veya Sigorta Tahkim Komisyonuna taşınacaksa başvuru şartları ve zamanaşımı ayrıca hesaplanır; maddi hukukta haklı olmak usul süresini ortadan kaldırmaz.

Uygulama örnekleri

Örnek 1: Belge var, tarih tartışmalı

sigorta süresi sözleşmede yoksa uyuşmazlığında ana belge mevcut ancak tarih konusunda iki farklı sistem kaydı bulunuyorsa, işlem numarası, sunucu zamanı ve karşı tarafa iletilen kayıt birlikte incelenir. Hukuki sonuç güvenilir kronoloji üzerinden kurulur.

Örnek 2: Poliçe hükmü kanunla çelişiyor

Poliçede TTK 1410 sonucunu sigortalı aleyhine kaldıran bir şart bulunduğunda önce maddenin koruyucu niteliği kontrol edilir. Kanunun aykırı sözleşme şartını geçersiz saydığı durumda poliçe hükmü değil kanun uygulanır.

Örnek 3: Acente üzerinden işlem

İşlem acente aracılığıyla yapılmışsa acentenin kayıtları, şirket sistemi ve sigorta ettirenin belgeleri karşılaştırılır. Acente üzerinden yapılan bildirimlerin hukuki etkisi ilgili TTK hükümlerine göre belirlenir.

Örnek 4: Elektronik iletişim

Bildirim e-posta veya KEP ile yapılmışsa mesajın yalnız ekran görüntüsü değil gönderim, teslim ve içerik bütünlüğünü gösteren kayıtlar saklanır. Bu kayıtlar süre ve ispat tartışmasında birlikte kullanılır.

Örnek 5: Riziko sonradan gerçekleşiyor

TTK 1410 kapsamındaki işlem tamamlandıktan sonra riziko gerçekleşmişse önce bu maddenin sözleşmeye etkisi, ardından rizikonun teminat kapsamı ve tazminat hükümleri sırasıyla uygulanır.

Sık yapılan hatalar

  1. Kanun maddesini poliçeden bağımsız okumak.
  2. Poliçeyi kanundan üstün kabul etmek.
  3. Olay tarihi ile öğrenme/bildirim tarihini karıştırmak.
  4. Acente kayıtlarını toplamamak.
  5. Elektronik kaydın bütünlüğünü korumamak.
  6. İspat yükünü yanlış tarafa yüklemek.
  7. Özel sigorta genel şartlarını kontrol etmemek.
  8. Bir hak doğdu diye tazminatın otomatik ve tam ödeneceğini sanmak.
  9. Başvuru ve zamanaşımı sürelerini ayrı hesaplamamak.
  10. Somut kanun şartını göstermeden soyut hakkaniyet argümanına dayanmak.

Dosya kontrol listesi

  • Poliçe ve teklifnameyi aynı dosyada karşılaştırın.
  • Genel ve özel şartların olay tarihindeki sürümünü alın.
  • teklifname, prim hesabı, önceki poliçeler, yazışmalar, sektörel uygulama, yenileme kayıtları ve yerel teamülü gösteren belgeler kayıtlarını toplayın.
  • Tüm tarihleri kronolojik tabloya yazın.
  • Kanuni süre başlangıcını ayrıca belirtin.
  • İspat yükünü madde madde gösterin.
  • Varsa ret veya fesih bildirimini saklayın.
  • Prim ödeme durumunu kontrol edin.
  • Riziko ve zarar miktarını ayrı başlıkta ispatlayın.
  • Başvuru yolu ve zamanaşımını son kontrol olarak hesaplayın.

Site içi ilgili içerikler

Derin Uygulama Analizi 1

Sigorta uyuşmazlıklarında kayıtların saklanma biçimi de önemlidir. teklifname, prim hesabı, önceki poliçeler, yazışmalar, sektörel uygulama, yenileme kayıtları ve yerel teamülü gösteren belgeler yalnız çıktı olarak değil, mümkünse kaynağını doğrulayan elektronik veya kurumsal kayıtlarla muhafaza edilmelidir. Böylece belgenin sonradan üretildiği, tarihinin değiştirildiği veya başka dosyaya ait olduğu yönündeki itirazlar somut teknik veriyle cevaplanır. Bu yaklaşım özellikle yüksek tutarlı tazminat, fesih ve prim uyuşmazlıklarında dosyanın ispat gücünü artırır.

Başvuru stratejisinde önce sigorta şirketine gönderilecek talep açık ve maddeli kurulmalıdır. TTK 1410 dayanağı, olay tarihleri, talep edilen sonuç ve ek belgeler tek yazıda gösterilirse sonradan tahkim veya dava dosyasında uyuşmazlığın çerçevesi netleşir. Belirsiz “mağduriyetimin giderilmesini istiyorum” cümlesi yerine hangi kanuni hakkın hangi nedenle talep edildiği yazılmalıdır.

Derin Uygulama Analizi 2

TTK 1410 hükmü uygulanırken tüketici işlemi niteliği varsa 6502 sayılı Kanun ve ilgili ikincil mevzuat, ticari iş niteliği varsa TTK’nın tacir ve ticari iş hükümleri de ayrıca kontrol edilir. Ancak özel sigorta hükmü mevcutsa aynı konuda genel hüküm özel hükmün sonucunu değiştirecek biçimde kullanılamaz. Hukuki değerlendirme normlar hiyerarşisi ve özel-genel hüküm ilişkisi içinde yapılır.

Mahkeme veya tahkim aşamasında bilirkişi incelemesi gerekse bile hukuki nitelendirme bilirkişiye bırakılamaz. Bilirkişi teknik hasar, hesap veya kayıt incelemesi yapar; TTK 1410 hükmünün hangi hukuki sonucu doğurduğu yargısal değerlendirmedir. Bu nedenle dilekçede kanun maddesi, maddi vaka ve delil bağlantısı açık kurulmalı; teknik sorular da bu hukuki çerçeveye göre hazırlanmalıdır.

Derin Uygulama Analizi 3

Başvuru stratejisinde önce sigorta şirketine gönderilecek talep açık ve maddeli kurulmalıdır. TTK 1410 dayanağı, olay tarihleri, talep edilen sonuç ve ek belgeler tek yazıda gösterilirse sonradan tahkim veya dava dosyasında uyuşmazlığın çerçevesi netleşir. Belirsiz “mağduriyetimin giderilmesini istiyorum” cümlesi yerine hangi kanuni hakkın hangi nedenle talep edildiği yazılmalıdır.

TTK 1410 bakımından dosyanın teknik analizi yapılırken olayın maddi vakıaları ile hukuki nitelendirme ayrı sütunlarda gösterilmelidir. TTK m.1410’a göre sigorta süresi sözleşmeyle kararlaştırılmamışsa süre; taraf iradeleri, yerel teamül ile hâl ve şartlar göz önünde bulundurularak mahkemece belirlenir. Bu kuralın uygulanabilmesi için ispatlanan her olgu, ilgili şartın karşısına yazılır. Eksik kalan şart varsa sonuç doğrudan kurulmaz. Buna karşılık tüm şartlar gerçekleşmişse taraflardan birinin şirket içi prosedür, alışkanlık veya farklı terminoloji kullanması kanuni sonucu ortadan kaldırmaz.

Derin Uygulama Analizi 4

Mahkeme veya tahkim aşamasında bilirkişi incelemesi gerekse bile hukuki nitelendirme bilirkişiye bırakılamaz. Bilirkişi teknik hasar, hesap veya kayıt incelemesi yapar; TTK 1410 hükmünün hangi hukuki sonucu doğurduğu yargısal değerlendirmedir. Bu nedenle dilekçede kanun maddesi, maddi vaka ve delil bağlantısı açık kurulmalı; teknik sorular da bu hukuki çerçeveye göre hazırlanmalıdır.

Sigorta uyuşmazlıklarında kayıtların saklanma biçimi de önemlidir. teklifname, prim hesabı, önceki poliçeler, yazışmalar, sektörel uygulama, yenileme kayıtları ve yerel teamülü gösteren belgeler yalnız çıktı olarak değil, mümkünse kaynağını doğrulayan elektronik veya kurumsal kayıtlarla muhafaza edilmelidir. Böylece belgenin sonradan üretildiği, tarihinin değiştirildiği veya başka dosyaya ait olduğu yönündeki itirazlar somut teknik veriyle cevaplanır. Bu yaklaşım özellikle yüksek tutarlı tazminat, fesih ve prim uyuşmazlıklarında dosyanın ispat gücünü artırır.

Derin Uygulama Analizi 5

TTK 1410 bakımından dosyanın teknik analizi yapılırken olayın maddi vakıaları ile hukuki nitelendirme ayrı sütunlarda gösterilmelidir. TTK m.1410’a göre sigorta süresi sözleşmeyle kararlaştırılmamışsa süre; taraf iradeleri, yerel teamül ile hâl ve şartlar göz önünde bulundurularak mahkemece belirlenir. Bu kuralın uygulanabilmesi için ispatlanan her olgu, ilgili şartın karşısına yazılır. Eksik kalan şart varsa sonuç doğrudan kurulmaz. Buna karşılık tüm şartlar gerçekleşmişse taraflardan birinin şirket içi prosedür, alışkanlık veya farklı terminoloji kullanması kanuni sonucu ortadan kaldırmaz.

TTK 1410 hükmü uygulanırken tüketici işlemi niteliği varsa 6502 sayılı Kanun ve ilgili ikincil mevzuat, ticari iş niteliği varsa TTK’nın tacir ve ticari iş hükümleri de ayrıca kontrol edilir. Ancak özel sigorta hükmü mevcutsa aynı konuda genel hüküm özel hükmün sonucunu değiştirecek biçimde kullanılamaz. Hukuki değerlendirme normlar hiyerarşisi ve özel-genel hüküm ilişkisi içinde yapılır.

Sık Sorulan Sorular

TTK 1410 hangi temel kuralı getirir?

TTK m.1410’a göre sigorta süresi sözleşmeyle kararlaştırılmamışsa süre; taraf iradeleri, yerel teamül ile hâl ve şartlar göz önünde bulundurularak mahkemece belirlenir.

Bu kuralın pratik sonucu nedir?

Sürenin poliçede yazmaması otomatik olarak sözleşmeyi geçersiz kılmaz; uyuşmazlık hâlinde mahkeme kanunda sayılan ölçütlerle süreyi belirler.

Hangi belgeler öncelikle toplanmalı?

teklifname, prim hesabı, önceki poliçeler, yazışmalar, sektörel uygulama, yenileme kayıtları ve yerel teamülü gösteren belgeler başta olmak üzere olayın kronolojisini doğrulayan kayıtlar toplanmalıdır.

Sözlü anlatım tek başına yeterli mi?

Hayır. Sigorta uyuşmazlığında tarih ve içerik taşıyan yazılı veya elektronik kayıtlar, sözlü anlatımı doğrulayan temel delil grubudur.

Poliçe hükmü kanuna aykırıysa ne olur?

Emredici veya sigortalı lehine koruyucu hükümlere aykırı poliçe şartı, kanunun izin verdiği ölçüde uygulanmaz; somut madde bakımından koruyucu hükümler ayrıca kontrol edilir.

Acente üzerinden işlem yapılmışsa kayıtlar önemli mi?

Evet. Acentenin teklif, bildirim, tahsilat ve teslim kayıtları sözleşme ilişkisinin ispatında doğrudan önem taşır.

Elektronik bildirimler delil olur mu?

Kaynağı, tarihi ve bütünlüğü doğrulanabilen e-posta, KEP ve diğer elektronik kayıtlar HMK m.199 kapsamında belge niteliğinde değerlendirilir.

Sigorta tahkimine başvurmadan önce ne yapılmalı?

Önce sigorta kuruluşuna gerekli başvuru yapılmalı, ret veya cevapsızlık durumu ile başvuru şartları dosya özelinde kontrol edilmelidir.

Kanun maddesi tek başına tazminatı belirler mi?

Hayır. Tazminat için sözleşme, genel/özel şartlar, riziko, sigorta bedeli, prim ve yükümlülükler birlikte incelenir.

En önemli dosya çalışması nedir?

Olay ve bildirim tarihlerini tek çizelgede toplamak, her iddiayı belgeyle eşleştirmek ve kanuni sonucu bu kronoloji üzerinden kurmaktır.

Resmî kaynaklar

E-E-A-T ve içerik yöntemi

Bu içerik TTK 1410 hükmünün lafzı, sigorta kitabının sistematiği ve ispat/süre ayrımı esas alınarak hazırlanmıştır. Sonuç cümleleri “her olayda değişir” şeklinde belirsiz bırakılmamış; hangi şartta hangi sonucun doğduğu açıkça gösterilmiştir. Poliçe ve genel şartlar kanun maddesine aykırıysa kanunun koruyucu hükümleri ayrıca uygulanır.

Not: Sürenin poliçede yazmaması otomatik olarak sözleşmeyi geçersiz kılmaz; uyuşmazlık hâlinde mahkeme kanunda sayılan ölçütlerle süreyi belirler.
Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu

Mersin Akdeniz’de sigorta, tazminat ve ticari uyuşmazlıklarda süre, delil ve başvuru yolu dosya belgeleri üzerinden incelenir.

Yazar: Avukat Halil BAKIRCI
Güncelleme: 28 Eylül 2026

Hukuki konu hakkında iletişim

İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

Telefonla Araİletişim Bilgileri

tarafından hazırlanmış, Av. Emirhan Keskin tarafından incelenmiştir.

Yazar Bilgisi

, Mersin Barosu 3472 sicil numarasına kayıtlıdır. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, aile, iş, gayrimenkul ve ticaret hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi sunmaktadır.

İnceleyen: Av. Emirhan Keskin · Mersin Barosu Sicil No: 5507

Telefon WhatsApp