B&KBakırcı & KeskinHUKUK BÜROSU
TR
TürkçeEnglishDeutschРусскийالعربية中文
Menü

Hâkim Davayı Kendiliğinden Aydınlatabilir mi? HMK 31 Davayı Aydınlatma Ödevi 2026

11 Eylül 2026 itibarıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.31 ve güncel Yargıtay uygulaması esas alınmıştır.

Kısa ve Net Cevap

Evet, fakat sınırsız değildir. HMK m.31’e göre hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılması için zorunlu olduğunda maddi veya hukuki açıdan belirsiz ya da çelişkili hususlar hakkında taraflara açıklama yaptırabilir, soru sorabilir ve delil gösterilmesini isteyebilir. Bu yetki, taraflardan birinin yerine yeni vakıa ileri sürme, yeni talep yaratma veya tarafın ispat yükünü hâkimin üstlenmesi anlamına gelmez. Hâkim, dosyaya taraflarca getirilen uyuşmazlık malzemesini açıklığa kavuşturur; tarafların hiç ileri sürmediği vakıayı kendiliğinden davaya ekleyemez.

HMK 31 hâkimin davayı aydınlatma ödevi ve hukuk yargılamasında delil
HMK 31, belirsiz ve çelişkili noktaların açıklığa kavuşturulmasını sağlar; taraflarca getirilme ilkesini ortadan kaldırmaz.

HMK 31 Ne Düzenler?

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 31. maddesi “Hâkimin davayı aydınlatma ödevi” başlığını taşır. Hükme göre hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında taraflara açıklama yaptırabilir, soru sorabilir ve delil gösterilmesini isteyebilir.

Madde tek fıkradır; ancak medeni usul hukukunun temel ilkelerinden biriyle doğrudan bağlantılıdır. Hukuk yargılamasında kural olarak taraflar, iddia ve savunmalarının dayandığı vakıaları mahkemeye getirir. Hâkim ise bu vakıaları hukuken nitelendirir, delilleri değerlendirir ve hukuku uygular. HMK 31, tarafların dosyaya getirdiği malzemenin anlaşılmaması, eksik anlatılması veya kendi içinde çelişmesi hâlinde hâkimin pasif kalmasını engeller.

Bu nedenle HMK 31’in amacı, taraf adına dava kurmak değildir. Amaç; dosyada zaten bulunan uyuşmazlık malzemesinin doğru anlaşılmasını, belirsizliğin giderilmesini ve karar için gerekli hukuki-maddi çerçevenin netleştirilmesini sağlamaktır.

Güncel madde metnine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu üzerinden ulaşılabilir.

Kanunda “Yapabilir” Yazmasına Rağmen Neden Ödevdir?

HMK 31 metninde “açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir” ifadeleri kullanılmıştır. Buna rağmen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bu düzenlemenin hâkim bakımından salt isteğe bağlı bir yetki olmadığını, gerekli şartlar oluştuğunda davayı aydınlatma ödevi niteliği taşıdığını açıkça kabul etmektedir.

Hukuk Genel Kurulunun yerleşik yaklaşımına göre, uyuşmazlığın doğru anlaşılması için gerekli bir belirsizlik veya çelişki bulunuyorsa hâkim açıklama istemeden karar veremez. Çünkü hâkimin iddia ve savunmayı doğru anlamadan hüküm kurması, maddi vakıanın yanlış tespitine veya talebin yanlış hukuki çerçevede değerlendirilmesine yol açabilir.

Ödev niteliği, hâkime taraflardan biri lehine hareket etme görevi vermez. Hâkim her iki tarafa eşit mesafede kalmalı ve HMK m.27’de düzenlenen hukuki dinlenilme hakkını gözetmelidir. Açıklama istenmesi veya soru sorulması, yargılamadaki tarafsızlığı ortadan kaldıran bir yönlendirmeye dönüşemez.

Hâkim HMK 31 Kapsamında Ne Yapabilir?

Kanun üç temel araç saymıştır. Bunlar birbirinden farklı işlevlere sahiptir.

1. Taraflara açıklama yaptırabilir

Dava veya cevap dilekçesinde bir vakıa açık değilse, aynı olay farklı bölümlerde farklı tarihlerle anlatılmışsa, talep sonucu ile vakıa anlatımı arasında anlaşılmazlık varsa veya kullanılan ifade birden fazla anlama geliyorsa hâkim ilgili tarafa açıklama yaptırabilir. Açıklamanın amacı yeni bir dava sebebi yaratmak değil, mevcut beyanın gerçek anlamını belirlemektir.

Örneğin davacı bir alacağın hem ödünç sözleşmesinden hem de ortaklık ilişkisinden doğduğunu anlatmış ancak hangi somut ödemenin hangi ilişkiye dayandığını ayırmamışsa, hâkim vakıaları açıklattırabilir. Fakat davacı hiç haksız fiil vakıası ileri sürmemişken hâkim “bu olay aynı zamanda haksız fiildir, bunu da ileri sürün” biçiminde yeni vakıa yaratamaz.

2. Taraflara soru sorabilir

Hâkim, uyuşmazlığın çözümü bakımından önemli ve dosyada belirsiz kalan hususları doğrudan soruyla netleştirebilir. Soru, tarafın daha önce ileri sürdüğü vakıayı açıklığa kavuşturmalıdır. Özellikle tarih, süre, ödeme kalemi, çalışma düzeni, sözleşmenin uygulanma biçimi veya bir belgenin hangi vakıaya ilişkin olduğu gibi noktalar HMK 31 kapsamında sorulabilir.

Hâkimin sorusu, tarafın hiç ileri sürmediği yeni bir hak doğuracak veya karşı tarafın savunma alanını genişletecek biçimde olmamalıdır. Soru sorma yetkisinin sınırı, taraflarca getirilme ilkesi ve taleple bağlılık ilkesidir.

3. Delil gösterilmesini isteyebilir

Kanundaki üçüncü araç, delil gösterilmesini istemektir. Bu hüküm “hâkim tarafın yerine delil toplar” şeklinde yorumlanamaz. Taraf bir vakıaya dayanmış, o vakıanın ispatına ilişkin delilini belirsiz ifade etmiş veya açıklanması gereken delil bağlantısı kurmuşsa hâkim hangi delile dayanıldığını açıklattırabilir ve gösterilmesini isteyebilir.

Hâkim, kanunda açıkça resen araştırma veya resen delil toplama yetkisi öngörülmeyen bir davada, tarafın hiç dayanmadığı delili onun yerine araştırıp dosyaya kazandıramaz. HMK 31, ispat yükü kurallarını değiştiren bir hüküm değildir.

Davayı Aydınlatma Ödevinin Sınırı Nedir?

HMK 31’in en önemli noktası sınırıdır. Bu sınır gözden kaçırıldığında “hâkim gerçeği bulmak için her şeyi kendiliğinden yapar” gibi yanlış bir sonuç ortaya çıkar. Hukuk yargılamasında bu sonuç doğru değildir.

Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 8 Mayıs 2026 tarihli, E.2021/8, K.2026/1 sayılı kararında da taraflarca getirilme ilkesinin çerçevesi açık biçimde vurgulanmıştır. Hâkim, incelemesini tarafların usulüne uygun biçimde yargılamaya dâhil ettiği vakıalar üzerinde yapar. Tarafların ileri sürmediği vakıaları araştıramaz; bildirilmeyen veya dayanılmasından vazgeçilen vakıaları kendiliğinden hükme esas alamaz. HMK 31 bu ilkeyi yalnızca, dosyaya getirilen malzemenin açıklanması ölçüsünde yumuşatır.

Bu nedenle hâkim şu işlemleri HMK 31’e dayanarak yapamaz:

  • Davacının ileri sürmediği yeni bir maddi vakıayı davaya ekleyemez.
  • Davalının ileri sürmediği yeni bir savunma vakıasını onun yerine kuramaz.
  • Taraflardan birine hangi talebi ileri sürmesi gerektiğini söyleyemez.
  • Taleple bağlılık ilkesini aşarak istenmeyen bir şeye karar veremez.
  • İspat yükü kendisine düşmeyen taraf lehine delil araştırmasını üstlenemez.
  • İddia ve savunmanın genişletilmesi yasağını HMK 31 yoluyla etkisiz hâle getiremez.

Hâkim mevcut vakıayı netleştirir; yeni vakıa üretmez. HMK 31’in en kısa sınır cümlesi budur.

HMK 31 ile HMK 25 Taraflarca Getirilme İlkesi Arasındaki İlişki

HMK m.25 taraflarca getirilme ilkesini düzenler. Kanunda öngörülen istisnalar dışında hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve bunları hatırlatabilecek davranışlarda bulunamaz. Yine kanunda belirtilen durumlar dışında hâkim kendiliğinden delil toplayamaz.

HMK 31, HMK 25’i ortadan kaldırmaz. İki hüküm birlikte uygulanır. Taraf önce vakıayı yargılamaya getirir; hâkim o vakıa belirsiz veya çelişkiliyse açıklama ister. Taraf bir delile dayanır; hâkim delilin hangi vakıayı ispatlamak için gösterildiğini açıklattırabilir. Fakat vakıayı veya delili sıfırdan taraf yerine üretmez.

Bu ayrım özellikle alacak, tazminat, tapu, kira ve işçilik davalarında önemlidir. Dava dilekçesinin yetersiz hazırlanması hâlinde HMK 31’in bütün eksiklikleri otomatik olarak tamamlayacağı düşünülmemelidir. Dilekçeler aşamasında vakıaların somutlaştırılması ve delillerle ilişkilendirilmesi tarafların sorumluluğundadır.

HMK 31 ile HMK 33 Arasındaki Fark Nedir?

HMK m.33’e göre hâkim Türk hukukunu resen uygular. “Hukuki sebebi taraf söyler, hâkim onunla bağlıdır” şeklindeki anlayış doğru değildir. Tarafların görevi esasen maddi vakıaları ortaya koymaktır; hukuki nitelendirme ve uygulanacak hukuk kuralının belirlenmesi hâkime aittir.

HMK 31 ise farklı bir konuyu düzenler. Bu madde, vakıa ve hukuki anlatımda bulunan belirsizlik veya çelişkinin açıklığa kavuşturulmasına ilişkindir. HMK 33 hâkimin hukuku uygulama görevidir; HMK 31 davayı aydınlatma ödevidir.

Örneğin davacı vakıaları doğru biçimde anlatmış fakat yanlış kanun maddesine dayanmışsa, hâkim doğru hukuki nitelendirmeyi HMK 33 kapsamında yapar. Buna karşılık davacının hangi ödemenin iadesini istediği, ödemenin tarihi veya hangi sözleşmeyle bağlantılı olduğu belirsizse HMK 31 kapsamında açıklama istenebilir. HMK 33 hakkında ayrıntılı rehber ayrıca hazırlanacaktır.

“Delil Gösterilmesini İsteme” İspat Yükünü Değiştirir mi?

Hayır. İspat yükü, maddi hukuktan ve HMK’nın ispat hükümlerinden doğar. HMK m.190’a göre ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. HMK 31 bu temel dağılımı değiştirmez.

Hâkimin delil gösterilmesini istemesi, dosyada ileri sürülmüş bir vakıanın hangi delille ispatlanacağının açıklığa kavuşturulması içindir. Tarafın süresinde hiç bildirmediği delili hâkimin onun adına bulup getirmesi başka bir işlemdir ve HMK 31’in kapsamı değildir.

Delillerin sonradan sunulmasına ilişkin HMK m.145 gibi özel hükümler de ayrıca uygulanır. Tarafın delili süresinde sunamamasında kusuru bulunmaması veya geç sunmanın yargılamayı geciktirme amacı taşımaması gibi kanuni şartlar varsa HMK 145 değerlendirilir. HMK 31, delil sunma sürelerinin dolanılması için kullanılamaz.

2026 Yargıtay Uygulamasında HMK 31 Nasıl Kullanılıyor?

2026 tarihli Yargıtay kararlarında HMK 31 özellikle uzun çalışma dönemlerinde yıllık izin iddialarının hayatın olağan akışıyla birlikte değerlendirilmesinde öne çıkmıştır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2026 tarihli birden fazla kararında, çok uzun süre çalışan işçinin hiç yıllık izin kullanmadığı iddiasının açıklığa kavuşturulması gerektiği; mahkemenin HMK 31 kapsamında işçinin beyanını alarak uyuşmazlığı aydınlatması gerektiği belirtilmiştir.

Bu yaklaşımın anlamı “uzun süre çalışan işçi mutlaka izin kullanmıştır” değildir. Yargıtay’ın vurgusu, olağan akışla çelişen uzun süreli “hiç izin kullanılmadı” iddiasının açıklama yapılmadan doğrudan hesaplamaya esas alınmamasıdır. Hâkim beyanı açıklattırır, delilleri değerlendirir ve sonuca göre karar verir.

Hukuk Genel Kurulunun daha önceki kararları da aynı temel çizgiyi benimser. HMK 31’de “yapabilir” kelimesinin kullanılmış olması, gerekli hâllerde hâkimin açıklama istemeden karar verebileceği anlamına gelmez. Uyuşmazlığın doğru çözümü için açıklama zorunluysa bu bir yargısal ödevdir.

2026 tarihli İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararı da bu ödevin sınırını yeniden görünür hâle getirmiştir: hâkim, dosyaya getirilen malzemenin anlamını açıklığa kavuşturabilir; fakat tarafın hiç ileri sürmediği vakıayı onun yerine yargılamaya sokamaz.

HMK 31 Hangi Aşamada Uygulanabilir?

Davayı aydınlatma ihtiyacı yargılamanın farklı aşamalarında ortaya çıkabilir. Dilekçeler aşamasında mahkeme, dosyayı incelerken belirsizliği fark edebilir. Ön incelemede uyuşmazlık konularının belirlenmesi sırasında çelişki ortaya çıkabilir. Tahkikat sırasında deliller değerlendirilirken taraf beyanları arasındaki bağlantının açıklanması gerekebilir.

Ancak HMK 31’in uygulanması, iddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesine ilişkin süre ve yasakları ortadan kaldırmaz. Mahkeme “açıklama” adı altında yeni vakıa ileri sürülmesine sınırsız imkân veremez. Açıklama ile yeni vakıa arasındaki ayrım korunmalıdır.

Yargılamanın sevk ve idaresi hâkime ait olmakla birlikte, tarafların hukuki dinlenilme hakkı da gözetilmelidir. Bir tarafın HMK 31 kapsamında yaptığı açıklama karar açısından kullanılacaksa karşı tarafın bu açıklamadan haberdar olması ve beyanda bulunabilmesi gerekir.

HMK 31 ile Taleple Bağlılık Arasındaki Sınır

HMK m.26 uyarınca hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. HMK 31, bu kuralın istisnası değildir. Talep sonucu belirsizse hâkim bunun açıklanmasını isteyebilir; fakat davacı adına yeni bir talep sonucu oluşturamaz.

Örneğin davacı 100.000 TL alacak istemişse hâkim HMK 31’e dayanarak kendiliğinden 150.000 TL’ye hükmedemez. Davacı “sözleşmenin geçersizliği” talep etmiş ancak talep sonucunda hangi hukuki sonucun istendiği anlaşılmıyorsa hâkim açıklama isteyebilir. Açıklama, mevcut talebin anlamını netleştirmeli; yeni bir dava konusu yaratmamalıdır.

Hâkim HMK 31 Ödevini Yerine Getirmezse Ne Olur?

Uyuşmazlığın çözümü bakımından belirleyici bir belirsizlik veya çelişki mevcutken mahkeme bunu gidermeden karar verirse eksik inceleme ortaya çıkabilir. Üst derece mahkemesi, bu eksikliğin kararın sonucuna etkili olduğunu tespit ederse ilk derece kararını kaldırabilir veya kanun yolu türüne göre bozma sebebi değerlendirmesi yapabilir.

Her açıklama eksikliği otomatik olarak kararın kaldırılması sonucunu doğurmaz. Kanun yolu incelemesinde önemli olan, aydınlatılmayan hususun uyuşmazlığın çözümü için gerekli olup olmadığı ve karar sonucunu etkileyip etkilemediğidir. 2026 Yargıtay işçilik alacakları kararlarında, yıllık izin kullanımına ilişkin önemli belirsizliğin açıklattırılmaması bozma gerekçelerinden biri olarak değerlendirilmiştir.

Taraflar da belirsizliğin karar verilmeden önce giderilmesini talep edebilir. Duruşmada veya dilekçede hangi vakıanın neden belirsiz kaldığı somutlaştırılmalı ve HMK 31 kapsamında açıklama yapılması veya soru yöneltilmesi istenmelidir.

Avukat Açısından HMK 31 Nasıl Kullanılmalıdır?

HMK 31, eksik hazırlanmış dilekçeyi sonradan sınırsız biçimde düzeltme aracı değildir. Doğru yöntem, dava ve cevap dilekçesinde vakıaları kronolojik ve somut biçimde kurmak, her vakıayı ilgili delille ilişkilendirmek ve talep sonucunu açık yazmaktır. HMK 31 ise buna rağmen ortaya çıkan gerçek belirsizliklerin giderilmesinde kullanılmalıdır.

Duruşmada karşı tarafın beyanı kendi içinde çelişiyorsa, çelişkinin hangi iki açıklama arasında bulunduğu tutanağa geçirilerek hâkimden açıklama istenebilir. Bir delilin hangi vakıayı ispat için sunulduğu belli değilse bu hususun açıklattırılması talep edilebilir. Böylece HMK 31 soyut biçimde değil, uyuşmazlığın belirli noktasına bağlı olarak işletilir.

Mahkemenin bir taraf lehine yeni vakıa yaratacak şekilde müdahale ettiği düşünülüyorsa, HMK 25 ve 26 ile birlikte itiraz gerekçesi oluşturulmalıdır. Davayı aydınlatma ödevi ile taraflarca getirilme ve taleple bağlılık ilkeleri birlikte değerlendirilmelidir.

Türkiye Geneli ve Mersin Uygulaması

HMK 31 Türkiye’deki hukuk mahkemelerinde aynı kanuni kurala tabidir. Mersin hukuk mahkemeleri bakımından farklı bir madde veya farklı bir süre yoktur. Uygulamada önemli olan, somut dosyada hangi vakıanın belirsiz veya çelişkili kaldığını ve bu belirsizliğin karar için neden önemli olduğunu açık biçimde ortaya koymaktır.

Mersin’de görülen alacak, kira, taşınmaz, iş, tüketici ve tazminat davalarında HMK 31 aynı usul çerçevesinde uygulanır. Dosyanın türüne göre ayrıca özel kanundaki ispat veya resen araştırma hükümleri bulunuyorsa bunlar da birlikte dikkate alınır.

Uygulamada En Sık Yapılan Hatalar

  • HMK 31’i hâkimin sınırsız araştırma yetkisi gibi görmek.
  • Tarafın ileri sürmediği vakıayı “aydınlatma” adı altında davaya eklemek.
  • Delil gösterilmesini isteme ile hâkimin taraf adına delil toplamasını aynı kabul etmek.
  • HMK 31 ile HMK 33 hukuki nitelendirme görevini birbirine karıştırmak.
  • İddia-savunmayı genişletme yasağının HMK 31 ile aşılabileceğini düşünmek.
  • Taleple bağlılık ilkesini göz ardı etmek.
  • Mahkemenin açıklama istemesini tarafsızlığın ihlali saymak; oysa açıklama zorunluysa bu yasal ödevdir.
  • Somut belirsizliği göstermeden genel biçimde “HMK 31 uygulansın” talebinde bulunmak.

Sık Sorulan Sorular

1. HMK 31 nedir?

HMK 31, hâkimin uyuşmazlığın aydınlatılması için zorunlu olduğunda belirsiz veya çelişkili hususlar hakkında taraflara açıklama yaptırmasını, soru sormasını ve delil gösterilmesini istemesini düzenler.

2. Hâkim tarafın söylemediği bir olayı kendiliğinden araştırabilir mi?

Kanunda özel bir istisna yoksa hayır. HMK 25 uyarınca hâkim, tarafın ileri sürmediği vakıayı kendiliğinden yargılamaya dâhil edemez. HMK 31 yalnızca mevcut malzemenin açıklığa kavuşturulmasına izin verir.

3. Hâkim yeni delil bulabilir mi?

HMK 31, hâkime taraf adına sınırsız delil araştırma yetkisi vermez. Hâkim mevcut vakıa bakımından delil gösterilmesini isteyebilir; kanuni istisnalar dışında delil toplama yükünü üstlenemez.

4. Hâkim yanlış kanun maddesini düzeltebilir mi?

Evet. HMK 33 gereğince hâkim Türk hukukunu resen uygular. Tarafın yanlış hukuki sebep veya madde göstermesi, doğru vakıalar dosyadaysa hâkimi yanlış hukuki nitelendirmeyle bağlı tutmaz.

5. HMK 31 bir yetki mi, ödev mi?

Kanun metninde “yapabilir” denilse de Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, uyuşmazlığın doğru çözümü için aydınlatma zorunluysa bunu hâkim bakımından bir ödev olarak kabul eder.

6. HMK 31 ile yeni talep ileri sürülebilir mi?

Hayır. HMK 31 yeni talep yaratma hükmü değildir. Talep sonucu belirsizse açıklattırılabilir; ancak taleple bağlılık ve iddia-savunmanın değiştirilmesine ilişkin kurallar korunur.

7. Hâkim soru sormadan karar verirse karar bozulur mu?

Uyuşmazlık için belirleyici bir belirsizlik aydınlatılmadan karar verilmiş ve bu eksiklik sonuca etkili olmuşsa kanun yolu incelemesinde eksik inceleme sebebi oluşturabilir. Her dosyada otomatik bozma sonucu doğmaz.

8. İşçilik davalarında HMK 31 uygulanır mı?

Evet. 2026 Yargıtay 9. Hukuk Dairesi kararlarında, uzun çalışma süresinde hiç yıllık izin kullanılmadığı iddiasının HMK 31 kapsamında açıklattırılması gerektiği yönünde kararlar bulunmaktadır.

Hukukçu İncelemesi ve E-E-A-T

Bu içerik 11 Eylül 2026 tarihinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.25, 26, 27, 31, 33, 145 ve 190; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararları; 8 Mayıs 2026 tarihli İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararı ve 2026 tarihli Yargıtay 9. Hukuk Dairesi uygulaması birlikte incelenerek hazırlanmıştır. Davayı aydınlatma ödevi ile taraflarca getirilme, taleple bağlılık ve ispat yükü ilkeleri birbirinden ayrılmıştır.

Yazar: Av. Halil BAKIRCI – Mersin Barosu, Sicil 3472

Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu | Mersin Avukat – Mersin

Hukuki konu hakkında iletişim

İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

Telefonla Araİletişim Bilgileri

tarafından hazırlanmış, Av. Emirhan Keskin tarafından incelenmiştir.

Yazar Bilgisi

, Mersin Barosu 3472 sicil numarasına kayıtlıdır. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, aile, iş, gayrimenkul ve ticaret hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi sunmaktadır.

İnceleyen: Av. Emirhan Keskin · Mersin Barosu Sicil No: 5507

Telefon WhatsApp