İstanbul Marinada Bağlama Halatı Koparsa: Yat Hasarı, Sözleşmesel Sorumluluk ve Delil Tespiti
Kısa ve net cevap
İstanbul’da marinada bağlama halatı kopunca ortaya çıkan yat hasarı için sorumluluk otomatik olarak tek bir tarafa yüklenmez. Bağlama sözleşmesinin hangi hizmetleri kapsadığı, halatı ve rıhtım donanımını kimin sağladığı, personelin fiili, hava koşulları ve zararla nedensellik bağı araştırılır. TBK 112, 116 ve gerektiğinde 561; sözleşme dışı zarar için TBK 49–50; kaybolabilecek halat, rıhtım ve kamera kayıtları için HMK 400–405 farklı değerlendirme alanlarıdır.
Hukukî değerlendirme: 30 Ekim 2026. Bu makalede doğrulanmamış Yargıtay kararı veya sonuç garantisi kullanılmamıştır.

Özet: kanun maddeleri ve inceleme tablosu
| Hukukî soru | Dayanak | Kontrol edilecek belge |
|---|---|---|
| Bağlama hizmetinin yerine getirilmesi | TBK m.112 | Sözleşme ve hizmet kaydı |
| Marina çalışanının fiili | TBK m.116 | Vardiya, bağlama talimatı ve işlem |
| Teknenin koruma için teslimi | TBK m.561 | Fiilî teslim ve koruma taahhüdü |
| Üçüncü kişi zararı | TBK m.49–50 | Fiil, kusur ve uygun nedensellik |
| Delilin kaybolma riski | HMK m.400–405 | Halat, iskele parçası ve kayıtlar |
Uyuşmazlığın çekirdeği: halatın kopması neyi ispatlar?
İstanbul’da bir marinada bağlı duran yatın halatının kopması sonucu iskeleye sürüklenmesi, teknenin gövdesinde hasar oluşması veya başka teknelerin etkilenmesi tek başına işletmecinin ya da yat sahibinin kusurunu kanıtlamaz. Halatın kim tarafından temin edildiği, nasıl bağlandığı, teknenin hava koşulları için nasıl hazırlandığı ve marina personelinin üstlendiği hizmetler ayrı ayrı belirlenmelidir. Hasar olgusuyla sorumluluk ilişkisi arasındaki bağ kurulmadan yalnız olay yerinin marina olduğu gerekçesiyle tazminat sonucuna gidilmez.
Bu rehber seyir hâlindeki iki geminin çatmasını değil, rıhtımda bağlama düzeninin bozulmasını ve tarafların farklı hukuki yükümlülüklerini inceler. Bir yatın konaklama amacıyla tahsis edilmiş bağlama yerine yanaşması, marina işletmesinin tekneyi bütünüyle saklama borcu üstlendiği anlamına her zaman gelmez. Sözleşmenin konusu ve fiilî hizmetler incelenmelidir. Olayın gerçek teknik sebebi için denizcilik uzmanlığına, delil kayıtlarına ve uygun usul incelemesine ihtiyaç vardır.
Olay anında önce emniyet, sonra delil koruma
Bağlama hattının koptuğu sırada teknenin tehlikeli biçimde hareket etmesi can güvenliği, çevredeki tekneler ve liman emniyeti bakımından acil müdahale gerektirebilir. Kişilerin tehlikeyi ortadan kaldırmak için güvenli tedbirler alması önceliklidir. Delil korumak adına kopmuş halatın gerilim altında tutulması, tehlikeli bölgeye girilmesi veya uzman müdahalesinin engellenmesi istenemez. Gerekli güvenlik işlemlerinden sonra değiştirilen bağlama elemanları, varsa sağlam kalan parçaları ve müdahale fotoğrafları kayda geçirilir.
Olaydan sonraki ilk tutanakta tarih, saat, hava koşulları, teknenin konumu, halatın bağlı olduğu koçboynuzu veya mapa, varsa komşu tekneye temas, personelin yaptığı müdahale ve kullanılan ekipman belirtilmelidir. İlgili parçanın güvenle saklanamaması durumunda bunun nedeni ve kimin hangi kararı verdiği yazılır. İlk saatlerin delilleri sonraki ekspertiz yorumundan daha eski olduğu için olay kronolojisi bakımından önem taşır; ancak ilk gözlemin de nihai teknik hüküm olmadığı unutulmamalıdır.
Bağlama sözleşmesinin gerçek içeriği neden önemlidir?
Marinada kullanılan sözleşmenin adı “bağlama”, “konaklama” veya “yer tahsisi” olabilir. Bu adlar tek başına marina işletmesinin üstlendiği tüm edimleri belirlemez. Sözleşme metninde yer gösterme, elektrik ve su hizmeti, personelle halat yardımı, gece gözetimi, hava uyarısı, tekneyi yeniden bağlama yetkisi ve üçüncü kişilerin hizmetine ilişkin kayıtlar ayrı incelenir. Ücretin hangi hizmetleri kapsadığı da tarafların beklentilerini açıklayabilir.
İşletmenin yalnız bağlama yeri tahsis ettiği bir ilişkiyle personelinin tekneyi teslim alıp sürekli koruma taahhüdünde bulunduğu ilişki birbirinden farklı olabilir. Sonradan imzalanmış bir matbu formun önceki somut hizmetleri tamamen açıkladığı varsayılmamalıdır. Yat sahibinin kendi ekipmanını getirmesi, marina personelinin halatı bağlaması veya otomatik sistemin kullanılması gibi maddi olgular hukukî nitelendirmeye etki eder. Sözleşme hükümlerinin somut olaya uygulanması, uyuşmazlığın belgesi ve hizmet uygulaması üzerinden değerlendirilmelidir.
TBK m.112: borcun gereği gibi ifa edilmemesinin sonuçları
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 112. maddesi, borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlunun kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlü olduğunu düzenler. Marina tarafından belirli bağlama veya gözetim hizmeti üstlenilmişse önce bu edimin içeriği saptanmalıdır. Ardından edimin yerine getirilip getirilmediği, zarar ve uygun nedensellik bağı incelenir.
Bir teknenin zarar görmesi sözleşme borcunun kesin ihlal edildiğini kendiliğinden göstermez. Örneğin sözleşmede halat temininin yat sahibine ait olduğu yazılıysa ve marina personeli halata dokunmamışsa sorumluluk analizi farklı olabilir. Buna karşılık sözleşme ve uygulama gereği marina çalışanı emniyetli bağlama yapmayı üstlenmişse somut işin nasıl yerine getirildiği araştırılır. TBK m.112 kapsamında taleplerin dayanağı belgeyle gösterilmeli; belirli bir teknenin zararını sırf marina sınırları içinde olduğu için işletmeciye kesin şekilde yüklemekten kaçınılmalıdır.
TBK m.561: gerçekten saklama sözleşmesi var mı?
TBK m.561, saklama sözleşmesini saklayanın saklatanın kendisine bıraktığı taşınırı güvenli bir yerde koruma altına almayı üstlendiği ilişki olarak tanımlar. Marina bakımından bu maddeye dayanmak için teknenin gerçekten koruma amacıyla teslim edilip edilmediği ve karşı tarafın hangi koruma borcunu üstlendiği belirlenmelidir. Yalnız yanaşma yerinin kiralanması veya marina kartı verilmesi, saklama sözleşmesinin bütün unsurlarının varlığını tek başına ispatlamaz.
Saklama ilişkisi değerlendirilirken anahtarın veya tekneye erişimin kime bırakıldığı, personelin tekneyi hareket ettirme yetkisi, işletmenin güvenlik ve gözetim taahhütleri, yüklenici hizmetleri ve sözleşmenin fiilî uygulanışı önemlidir. Yat sahibinin her gün tekneye erişmesi veya personelin yalnız bağlama noktasını göstermesi, somut ilişki hakkında farklı değerlendirmelere yol açabilir. Bu sebeple saklama hükümleri otomatik bir marina sorumluluğu kuralı olarak sunulmamalı, sözleşme türü ve gerçek hizmet yükümlülükleri kanıtlanmalıdır.
Halatı kimin seçtiği ve bağladığı ayrı sorulmalıdır
Halatın üreticisi, malzeme niteliği, kalınlığı, kullanım geçmişi, uygunluğu ve düğüm biçimi teknik incelemenin konusudur. Sözleşmedeki hizmet dağılımı açıklığa kavuşturulmadan halatın yat sahibi tarafından satın alınması tek başına onun kusurlu olduğu sonucuna götürmez. Marina personelinin kendi halatını getirmesi de bütün riski mutlaka işletmeye yüklemez. Çözüm için halatı sağlayan, bağlayan, son kontrolü yapan ve uyarıyı alan kişi hakkında ayrı kayıt gerekir.
Denizcilik bilirkişisi halatın aşınma izlerini, kopma noktasını, halatın bağlandığı donanımın durumunu ve oluşan kuvvetleri inceleyebilir. Ancak hasarlı halat olaydan sonra uzun süre yanlış koşullarda muhafaza edilmişse sonuçların güvenilirliği tartışılabilir. Halatın çapına bakılarak tek başına uygunluk kararı verilmemeli; geminin özellikleri, bağlama düzeni, hava koşulları ve korunak durumu birlikte değerlendirilmelidir. İncelemede ihtimaller kesin sonuç gibi sunulmamalıdır.
Rıhtım donanımı ve bağlama noktasındaki kusur iddiası
Halat sağlam olmasına rağmen rıhtım babası, mapa veya bağlama halkası yerinden ayrılmış olabilir. Bu durumda halat malzemesinin kusuru ile tesis donanımının bakım ve montajı farklı soru oluşturur. Rıhtımdaki parçanın kim tarafından kurulduğu, bakımından kimin sorumlu olduğu ve son kontrol tarihi incelenebilir. Ekipmanın işletme tarafından sağlanması, kullanıcının hiç yükümlülüğünün olmadığı anlamına gelmez; olayla ilgili davranışlar birlikte araştırılır.
Kopma sonrası bağlantı parçası sökülüp yenilenmişse olay anındaki fotoğraflar, servis fişi ve çıkarılan parçanın seri veya teknik özellikleri korunmalıdır. Bir ekipmanın görünürde sağlam olması, yüksek yük altında nasıl davrandığı konusunda kesin sonuç vermez. Teknik inceleme, malzeme zayıflığı, montaj, beklenmeyen yük ve kullanım biçimi ihtimallerini ayrı ayrı değerlendirmelidir. Sözleşmesel sorumluluk ve haksız fiil iddiası farklı hukukî koşullara bağlanabilir.
Fırtına ve hava koşulları otomatik sorumsuzluk nedeni değildir
Olay sırasında kuvvetli rüzgâr veya dalga bulunması hasarın sebep araştırmasında önemli olabilir. Fakat yalnız “fırtına vardı” denilmesi, her sözleşmesel borcun ortadan kalktığını veya bütün zararların yat sahibine ait olduğunu göstermez. Hava koşullarının önceden öngörülebilir olup olmadığı, rıhtımın korunaklılığı, kullanılan bağlama ekipmanı, marina yönetiminin verdiği uyarılar ve alınabilecek makul önlemler somut olarak incelenmelidir.
Türkiye’deki meteorolojik gözlem, marina anemometresi ve liman kayıtları farklı ölçüm noktalarını yansıtabilir. Olay yerindeki gerçek koşullarla yakın istasyondaki değerler birbirinin aynısı kabul edilmemelidir. Aşırı hava olgusunun hukukî etki doğurması için ilgili sözleşme, borcun kapsamı ve kanuni şartlar birlikte değerlendirilir. Tek taraflı e-postayla “mücbir sebep” yazılması uyuşmazlığı kendiliğinden sonuçlandırmaz. Zararın kaçınılmaz olup olmadığı teknik delillerle analiz edilir.
Hava uyarısı ile fiilî tedbir arasında bağlantı kurulması
Marina bazı kullanıcılara fırtına uyarısı göndermiş olabilir. Uyarının gönderildiği tarih, hangi kanaldan iletildiği, kime ulaştığı ve ne tür tedbir istendiği kayda geçirilmelidir. Uyarının varlığı tüm güvenlik hizmetlerinin eksiksiz yerine getirildiği anlamına gelmez; hiç uyarı bulunmaması da her olayda tek başına sorumluluk doğurmaz. Sözleşme ve hizmet yükümlülüklerinin somut kapsamı önemlidir.
Yat sahibi açısından alınan bildirim üzerine hangi işlemlerin yapıldığı, tekneye erişim olanağının bulunup bulunmadığı ve marina personelinden destek istenip istenmediği incelenebilir. Olaydan sonra uyarı mesajlarının ekran görüntüleri alınırken gönderici ve alıcı bilgisi gizlenmemeli, üçüncü kişilerin kişisel verileri hukuka aykırı şekilde yayımlanmamalıdır. Teknik ve hukuki değerlendirme, bildirimin içeriğini olayla nedensellik ilişkisi içinde ele almalıdır.
TBK m.116: personelin yaptığı bağlama işleminden sorumluluk
TBK m.116, borçlunun ifayı veya borç ilişkisinden doğan bir hakkın kullanılmasını yardımcılarına bırakmış olsa bile, bu yardımcıların işi yürüttükleri sırada diğer tarafa verdikleri zararın giderilmesine ilişkin düzenleme içerir. Marina personeli sözleşmeyle üstlenilmiş bir hizmetin yerine getirilmesi kapsamında halatı bağladıysa çalışanın yaptığı işlemin değerlendirilmesinde bu hüküm gündeme gelebilir. Önce gerçekten yardımcı kişinin borcun ifası sırasında hareket edip etmediği saptanmalıdır.
Örneğin yat sahibinin özel olarak çağırdığı bağımsız bir bakım görevlisinin yaptığı işlemin her durumda marina işletmesine ait sayılması doğru değildir. Personelin yetkisi, görev çizelgesi, verilen talimat ve yaptığı işlemin işletme hizmeti içindeki yeri belirlenir. Sözleşmede yer alan sorumsuzluk kayıtlarının hukuki etkisi de ilgili emredici hükümlere ve somut olayın niteliğine göre değerlendirilir. Her zarar için tek bir şirketin otomatik sorumluluğu kabul edilmez.
TBK m.49 ve m.50: sözleşme dışı zarar görenler
Halat kopması sonucu komşu teknede veya rıhtımda zarar oluşmuşsa zarar gören kişinin marina işletmesiyle sözleşmesi bulunmayabilir. Böyle bir durumda TBK m.49 kapsamında hukuka aykırı ve kusurlu fiille zarar verme iddiası gündeme gelebilir. TBK m.50 de zarar ve kusurun ispatına ilişkin temel düzenlemedir. Her zarar görenin talebi kendi hukuki ilişkisine, zararına ve olayla nedensellik bağının ispatına göre değerlendirilir.
Yat sahibi ile marina arasındaki hizmet sözleşmesinin hükümleri, komşu tekne sahibinin tüm haklarını otomatik ortadan kaldırmaz. Buna karşılık aynı olayda farklı kişilerin kusuru ve zarar azaltma davranışları önem taşıyabilir. Hangi eylemin hukuka aykırı sayıldığı, bunun hangi hasara yol açtığı ve belgelerin neyi gösterdiği ayrı başlıklarda tartışılmalıdır. Hasarın aynı anda birden çok teknede oluşması, bütün tekne sahiplerine aynı oranda tazminat verileceği sonucuna götürmez.
Tekne gövdesi, halat ve rıhtım fotoğraflarının dosyalanması
Olay anındaki fotoğraflar mümkünse ham dosya halinde saklanmalı; çekim zamanı, cihaz bilgisi ve çeken kişi kayda alınmalıdır. Teknenin gövdesindeki çizik, çatlak veya boya aşınmasının olaydan önce mevcut olup olmadığı, bakım kayıtları ve eski fotoğraflarla karşılaştırılır. Halat ve rıhtım bağlantısının yalnız hasar sonrası fotoğrafı varsa bunun hangi anda çekildiği açıkça yazılmalıdır. Fotoğrafın tek başına teknik neden gösterdiği varsayılmamalıdır.
Video kaydında başka bir teknenin hareketi, personelin halata müdahalesi veya rıhtım ekipmanının ayrılması görülebilir. Kayıt cihazının saati, gerçekteki saatten farklı olabilir. Görüntülerin orijinal dosya olarak saklanması, yalnız mesajlaşma uygulamasına iletilen sıkıştırılmış sürümün kullanılmasından daha elverişlidir. Kayıtlara hukuka aykırı yoldan erişilmemeli, kişisel veriler korunmalıdır. Delillerin kaynağı ve bütünlüğü yargılamada tartışılabilir.
Marina kamera kaydı, VHF ve personel görev defteri
Marina giriş-çıkış kameraları, iskeleye bakan güvenlik kameraları, vardiya çizelgeleri, varsa telsiz haberleşme kayıtları ve olay tutanağı farklı delillerdir. Her işletmenin bütün bu kayıtları tuttuğu varsayılamaz. İlk başvuruda hangi sistemin mevcut olduğu ve kayıtların saklama süreleri sorulmalıdır. Kayıtların rutin silinme süresi yaklaşmışsa delil tespiti açısından bu risk somut biçimde açıklanabilir.
Telsiz konuşmalarının kaydedilmemiş olması konuşmanın gerçekleşmediğini kesin göstermez; personel kayıtları veya diğer delillerle değerlendirme yapılabilir. Olayla ilgisi olmayan üçüncü kişilerin iletişim kayıtlarını toplamak, genel bir hak olarak görülemez. İlgili yargısal başvuruda istenen belge açıkça tanımlanmalı ve hukuka uygun erişim yöntemi kullanılmalıdır. Bir marina çalışanının sözlü açıklaması ile tarihli sistem kaydı aynı türde delil değildir; ikisi ayrı kaynaklardan doğrulanmalıdır.
HMK m.400: dava açmadan delil tespiti koşulları
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 400. maddesi, dava açılmadan veya görülmekte olan davada henüz inceleme sırası gelmemiş bir vakıanın tespiti amacıyla keşif, bilirkişi incelemesi ve tanık dinlenmesi gibi işlemlerin istenebilmesini düzenler. Hukuki yarar gerekir. Delil hemen tespit edilmezse kaybolacağı veya sonradan ileri sürülmesi önemli ölçüde zorlaşacağı ihtimal dâhilindeyse hukuki yarar bakımından kanunun öngördüğü ölçüt gündeme gelir.
Kopmuş halatın çöpe atılacak olması, rıhtım donanımının değişecek olması, teknenin kısa sürede onarıma girmesi veya kamera kaydının silinecek olması buna örnek olabilir. Ancak talep yalnız hasarın varlığını tekrar etmekten ibaret olmamalı, hangi delilin neden kaybolacağı açıklanmalıdır. Delil tespiti zarar miktarının veya sorumluluğun kesin hükme bağlandığı bir tazminat davası değildir. Mahkemeye uzmanlık gerektiren somut sorular yöneltilmesi gerekir.
HMK m.401: tespit yeri ve asıl dava arasındaki ayrım
Dava açılmadan önce HMK 401/1 uyarınca delil tespiti, esas hakkındaki davaya bakacak mahkemeden veya üzerinde keşif ya da bilirkişi incelemesi yapılacak şeyin bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesinden istenebilir. Teknenin İstanbul’da bulunması tespit bakımından önemli olabilir; fakat davanın esasını görecek mahkemenin yetkisi ayrıca incelenir. Sözleşmedeki tahkim şartı veya yabancılık unsuru gibi durumlar varsa buna ilişkin özel hükümler de değerlendirilmelidir.
Dava açıldıktan sonra HMK 401/4 gereğince delil tespiti taleplerini yalnız görülmekte olan davanın mahkemesi karara bağlayabilir. Tespit dosyasını yürüten sulh hukuk mahkemesinin asıl tazminat davasında da otomatik görevli olacağı söylenemez. İlk incelemede başka yargılamanın açılıp açılmadığı, teknenin nerede muhafaza edildiği ve hangi hukukî ilişkinin tartışıldığı kayıt altına alınmalıdır. İstanbul’daki marina olayının başka şehirdeki dava ile bağlantısı bulunabilir.
HMK m.402: tespit dilekçesinde sorulacak sorular
HMK 402 uyarınca dilekçede tespiti istenen vakıa, bilirkişi veya tanığa yöneltilecek sorular, delilin kaybolması veya gösterilmesinin güçleşmesine ilişkin nedenler ve mümkünse karşı tarafın kimliği ile adresi belirtilmelidir. Yat bakımından bağlama planı, kopmuş halatın bulunduğu yer, teknenin kimlik ve kayıt bilgileri, rıhtım numarası, olay tarihi, fotoğraflar ve varsa marinadan alınan bakım belgeleri eklenebilir.
Bilirkişiden halatın muhtemel kopma sebebi, kullanılan malzemenin niteliği, rıhtım bağlantısı, tekneye gelen kuvvet, hava koşulları ve müdahale sırasının teknik analizi istenir. Bilirkişiye kimin davayı kazanacağı veya hangi kanun maddesinin uygulanacağı gibi hukukî nitelendirme görevi verilmemelidir. Mahkemenin belirlediği gider avansı yatırılmadan sonraki işlemler yürütülemez. Belirli delilin güvenli incelenmesi için özel ekipman gerektiren durumlar önceden açıklanmalıdır.
HMK m.403: acele tespit ve bir haftalık itiraz
HMK 403, talep sahibinin haklarını korumak için zorunlu hâllerde karşı tarafa önceden tebligat yapılmaksızın delil tespiti yapılabilmesini düzenler. Teknenin ertesi gün onarıma alınacağına dair kayıt veya kopan halatın güvenlik gerekçesiyle elden çıkarılacağı bilgisi, somut aciliyetin açıklanmasına yardımcı olabilir. Ancak her marina hasarında otomatik olarak karşı tarafın haberi olmadan tespit yapılacağı düşünülmemelidir.
Acele tespitten sonra dilekçe, karar, tutanak ve varsa bilirkişi raporu karşı tarafa tebliğ edilir. Kanun, karşı tarafın tebliğden itibaren bir hafta içinde delil tespiti kararına itiraz edebileceğini düzenler. Bu usul, delilin korunmasıyla karşı tarafın dinlenilme hakkını birlikte gözetir. Tespit raporunun hazırlanmış olması, tazminat tutarının veya kusur oranının kesinleştiği anlamına gelmez; rapor esas davada diğer delillerle birlikte değerlendirilebilir.
Sigorta poliçeleri ve teminatın kapsamının ayrılması
Yatın gövde-makine sigortası, marina işletmesinin sorumluluk poliçesi ve üçüncü kişilerin malvarlığına verilen zararlara ilişkin teminatlar aynı riskleri kapsamak zorunda değildir. Dosyada poliçenin yürürlük tarihi, teminat kapsamı, muafiyetler, varsa özel şartlar ve sigortacının hasar dosyasındaki yazışmaları ayrı saklanmalıdır. Bir eksperin onarım bedelini hesaplaması, marinanın kusurunu ya da sözleşme ihlalini kesin biçimde tespit ettiği anlamına gelmeyebilir.
Sigorta ödemesi yapılmışsa hangi zarar kalemlerinin ödendiği, hangi hasarın kapsam dışında bırakıldığı ve halefiyet ya da rücu ihtimali değerlendirilir. Poliçedeki bildirim koşulları ve somut başvuru tarihi kontrol edilmelidir. Tazminat konusunda acele imzalanan bir ibra, başka kişiler veya zarar kalemleri bakımından tartışma yaratabilir. Bir sigortacının ret yazısı, hukukî uyuşmazlığın mahkeme önünde hiç incelenemeyeceği anlamına gelmez. Sözleşmeler ve teknik belgeler birlikte değerlendirilmelidir.
Hasar hesabı: onarım, değer kaybı, ikame ve rıhtım zararı
Yatın yalnız boya tabakası zarar görmüş olabilir veya gövde ve donanımda kapsamlı teknik hasar bulunabilir. Her durumda olay öncesi bakım durumu, eski hasarlar, onarım teklifleri ve varsa satış emsal değerleri araştırılır. Onarım bedeli, onarım sonrasında oluşabilecek gerçek değer kaybı, çekme-taşıma, güvenli muhafaza ve gerekli ekspertiz masrafları farklı belge gruplarına ayrılmalıdır. Rıhtımın veya komşu teknelerin zararları da kime ait olduklarına göre ayrı hesaplanır.
Bütün masrafların faturalandırılması tek başına aynı tutarın her hukuki sebeple mutlaka tahsil edileceğini göstermez. Zararın olayla nedenselliği, giderlerin makullüğü, ödenen sigorta bedelleri ve varsa onarım sonrası kalan ekonomik değer önemlidir. Aynı zararın sigortacıdan ve sorumlulardan iki kez alınması sonucunu yaratacak tablolar kullanılmamalıdır. Talep miktarının hangi vakıadan kaynaklandığı açık ve denetlenebilir gösterilmelidir.
Yat sahibinin zarar azaltma davranışları ve karşı kusur
Yat sahibinin tekneyi makul biçimde güvenceye alma yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği somut olayda değerlendirilebilir. Marina tarafından gönderilen uyarı üzerine takviye halat kullanılması istenmişse bunun uygulanabilirliği, tekneye erişim olanağı ve fiilen yapılan işlemler önemlidir. Ancak her uyarıya uyulmaması otomatik biçimde marinanın bütün sorumluluğunu kaldırmaz. TBK m.52 kapsamında zarar görenin kusuru veya zararı artıran davranışı gibi hususlar, uygulanabilir koşullarda ayrıca tartışılabilir.
Bir sözleşmenin tarafları arasında risk dağılımı bulunması, üçüncü kişilerin bütün taleplerini kendiliğinden sona erdirmez. Halatın eski olması veya tekne sahibi tarafından kontrol edilmemesi iddiası teknik belgeyle desteklenmelidir. Kusurun varlığı varsayım değil, kanıtlanan maddi davranışlar üzerinden araştırılır. Tarafların olay sonrası aldığı tedbirler, zararın büyüyüp büyümediğini değerlendirmeye yardımcı olabilir. Tazminat hesabında mevcut ödeme ve onarım kayıtları birlikte ele alınmalıdır.
Farazî İstanbul marina olayı için örnek delil matrisi
Yalnız yöntem göstermek için İstanbul’daki bir marinada teknenin saat 22.00’de bağlı bulunduğu, gece 02.10’da kuvvetli rüzgâr görüldüğü ve 02.24’te güvenlik kamerasının teknenin yana kaydığını kaydettiği varsayılsın. Bunlar gerçek bir olay veya mahkeme dosyası değildir. Birinci tabloda kamera ve marina olay kaydı, ikinci tabloda meteoroloji verisi, üçüncü tabloda halat ve bağlantı parçalarının incelemesi, dördüncü tabloda sigorta ve onarım belgeleri yer alır.
Her delil için kaynağı, saklayan kişi, kayıt tarihi, cihaz saati ve hukuka uygun temin yöntemi yazılır. Sonra halat yıpranması, bağlantı noktası zafiyeti, yanlış bağlama ve aşırı hava kuvveti gibi alternatif nedenler ayrı ayrı test edilir. Bir teknik bulgunun eksik olması kesin kusur sonucuyla doldurulmaz. Hukukî talepler sözleşmeden doğan sorumluluk, haksız fiil ve sigorta ilişkisi olarak sınıflandırılır. Böylece tek bir anlatıma erken bağlanmadan denetlenebilir dosya hazırlanır.
Başvuru dosyasında bulunması yararlı evrak
Bağlama sözleşmesi, ücret faturaları, marina kullanım kuralları, yatın kayıt ve mülkiyet belgeleri, sigorta poliçeleri, personel vardiya tutanakları, olay kaydı, hava uyarıları, orijinal fotoğraf ve video, halat ve bağlantı parçası bilgileri, servis ve bakım kayıtları, ekspertiz raporu, onarım teklifleri ve yapılan masrafların belgeleri başlıca gruplardır. Bu belgelerden her biri her olayda bulunmayabilir; mevcut olmadığı bilinen kayıt varmış gibi istenmemelidir.
Belgeler tarih ve kaynak bilgisiyle dosyalanmalıdır. Eksik kamera kaydı için yazılı muhafaza talebi gönderilmişse başvurunun alındısı saklanmalıdır. Taraflardan birinin sözleşmenin yalnız bazı sayfalarını sunması hâlinde bütün eklerin istenmesi yararlı olabilir. Yatın başka şehre çekilmesi gerekiyorsa değişen konum ve muhafaza kaydı delil tespiti talebi için önem taşır. Hukukî değerlendirme yapılırken sözleşmenin gerçek uygulanışı ve kanuni haklar birlikte gözetilmelidir.
Yazar, bilgi sınırı ve Mersin’den dosya koordinasyonu
Bu çalışmanın amacı belirli bir marina veya yat işletmesini kusurlu ilan etmek değildir. Bağlama sözleşmesindeki edim, halat ve rıhtım donanımının teknik durumu, hava koşulları, personel müdahalesi ve doğan zararlar ayrı araştırılmalıdır. Her olay için görevli mahkeme, dava şartları, uygulanacak hukuk ve delilin elde edilme usulü somut belgelerle belirlenir. Herhangi bir mahkeme kararının doğrulanmamış özeti veya kesin başarı vaadi bu metne dahil edilmemiştir.
Av. Halil Bakırcı’nın bağlı bulunduğu Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu tüm Türkiye’deki hukuk dosyalarını Mersin merkezinden koordine etmektedir. Türkiye genelindeki hukuki dosyalar Mersin’den koordine edilir. Metnin temel işlevi denizcilik ve borçlar hukuku arasındaki sınırları açıklamak, delil muhafazasını ve hukukî başvuru öncesi belgeleri okuyucuya anlaşılır biçimde göstermektir.
Resmî mevzuat ve ilgili konular
Adalet Bakanlığı: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu · Adalet Bakanlığı: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu · TBMM 6098 sayılı Kanun bilgisi
İlgili içerikler: Marinada kışlamaya bırakılan ticari tekne hasarı · Gemi çatması, kusur ve delil tespiti · Tuzla’da tekne onarımında ek iş ve bedel aşımı · Büro iletişimi.
Sık sorulan sorular
Marinada halatın kopması marinanın mutlaka kusurlu olduğu anlamına gelir mi?
Hayır. Sözleşmedeki hizmet, halatın ve rıhtımın teknik durumu, olayın nedeni ve nedensellik bağı birlikte değerlendirilir.
Bağlama yeri tahsisi otomatik olarak saklama sözleşmesi midir?
Hayır. TBK m.561 bakımından teknenin koruma altına alınma taahhüdü ve fiilî ilişki araştırılmalıdır.
Halatı yat sahibi getirdiyse marina hiç sorumlu olmaz mı?
Hayır. Kimin bağlama ve gözetim işini üstlendiği, personelin davranışı ve kusur iddiası ayrıca incelenir.
Fırtına olması bütün tazminat taleplerini ortadan kaldırır mı?
Hayır. Hava koşullarının etkisi, öngörülebilirlik ve gerekli tedbirler somut olarak incelenmelidir.
Marina çalışanının yaptığı bağlama işlemi işletmeyi ilgilendirir mi?
Sözleşme ediminin ifasında yardımcı kişinin fiili söz konusuysa TBK m.116 kapsamında sorumluluk değerlendirilebilir.
Komşu yatın sahibi kime başvurabilir?
Sözleşme bulunmayabilir; TBK m.49–50 kapsamında hukuka aykırı fiil, kusur, zarar ve nedensellik araştırılır.
Dava açmadan kopmuş halat için bilirkişi incelemesi istenebilir mi?
HMK m.400–402 koşullarında hukuki yarar varsa delil tespiti istenebilir.
Delil tespiti için olayın İstanbul’da olması yeterli midir?
HMK m.401’e göre eşyanın bulunduğu yer ve esas davaya bakacak mahkeme açısından ayrıca değerlendirme yapılır.
Acil tespitte karşı tarafa önceden haber verilmesi şart mıdır?
Hakları korumak için zorunluluk varsa HMK m.403 ön tebligatsız tespit olanağı tanır; sonrasında tebliğ yapılır.
HMK m.403’te itiraz süresi ne kadardır?
Tespit sonrasında karşı tarafa yapılan tebliğden itibaren bir haftalık itiraz süresi düzenlenmiştir.
Sigorta eksperinin raporu kusur hakkında kesin karar mıdır?
Hayır. Raporda incelenen hususlar, poliçe kapsamı ve mahkemenin teknik incelemesi ayrı değerlendirilir.
Bakırcı & Keskin’in İstanbul’da fiziksel ofisi var mı?
Hayır. Büro yalnızca Mersin kentindeki çalışma adresinden faaliyet gösterir; İstanbul’daki dosyalar da buradan koordine edilir.
İstanbul Ofisi – Polaris Plaza, Maslak / Sarıyer
Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu
Maslak Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No:21, Kat:9, 34475 Sarıyer/İstanbul
İstanbul ve Mersin’deki fiziksel ofislerimizden Türkiye genelindeki dosyalar, görev ve yetki kuralları ile gerekli yerel işlemler dikkate alınarak koordine edilir. Yüz yüze görüşme için randevu sırasında tercih ettiğiniz ofisi belirtiniz.
İstanbul ofisini Google Haritalar’da açın · İletişim ve randevu
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
