B&KBakırcı & KeskinHUKUK BÜROSU
TR
TürkçeEnglishDeutschРусскийالعربية中文
Menü

Korunan Bitki Çeşidinin İsmi: Ret Nedenleri ve Marka ile Kullanım

Korunan bitki çeşidinin ismi, çeşidin herkesçe kullanılan ortak adıdır. 5042 sayılı Kanun m.9, korunan çeşidin çoğaltım materyalini satan veya başka şekilde pazarlayan kişilere bu adı kullanma yükümlülüğü getirir. Çeşit adı marka veya ticaret unvanıyla birlikte yazıldığında kolayca tanınabilmelidir. Islahçı hakkının sona ermesi de isim kullanımını kendiliğinden sona erdirmez.

İsim seçiminin ise kendi ret ve itiraz kuralları vardır. Çeşidi tanıtmayan, yanıltan veya başka bir çeşit adıyla karışan bir isim, yalnız başvuru sahibi tarafından tercih edildiği için kabul edilmez. Başvurudaki adın değiştirilmesi, geçici adın kesinleşmesi ve üçüncü kişilerin önceki hakları nedeniyle yeni ad istenmesi farklı süreçlerdir. Bu süreçlerin süreleri ve sonuçları ayrı ayrı izlenmelidir.

Korunan çeşidin çoğaltım materyalini pazarlayanların isim kullanma zorunluluğunu, marka yanında tanınabilir yazımı, hak sona erdikten sonraki devamı ve önceki hak nedeniyle yeni isim istenmesini gösteren dört panelli şema
5042 sayılı Kanun m.9: Korunan çeşidin çoğaltım materyalini satan veya başka şekilde pazarlayan herkes çeşit ismini kullanır. Marka, ticaret unvanı veya benzer işaretlerle birlikte kullanımda isim kolayca tanınabilir biçimde yazılır. İsim kullanma zorunluluğu ıslahçı hakkı sona erse de devam eder. Önceki haklar nedeniyle ismi kullanmak zorunda olan kişiye kullanım yasaklanırsa Bakanlık ıslahçıdan yeni isim ister.

Çeşit ismi, ıslahçı hakkı ve marka arasındaki ayrım

Kanun m.9’un çeşidin ismini umumî isim olarak nitelendirmesi, o çeşidin piyasada aynı kimlikle tanınmasını sağlar. Islahçı hakkı korunan çeşit üzerindeki kanuni yetkilerle; isim ise çeşidin tanımlanmasıyla ilgilidir. İsmin umumî hâle gelmesi, koruma sürerken herkesin çeşidi izinsiz çoğaltabileceği veya satabileceği anlamına gelmez. Çeşidin çoğaltılması ve pazarlanmasına ilişkin yetkiler m.14’te ayrıca düzenlenmiştir; adın doğru kullanılması bu yetkilerin yerine geçmez.

Çeşidin tarımsal kayıt rejimi de isim üzerindeki bu koruma düzeniyle tek işlem olarak görülmemelidir. Bitki çeşidinin kayıt altına alınması ayrı mevzuat çerçevesinde incelenir. Buradaki isim denetimi ise 5042 sayılı Kanun kapsamındaki ıslahçı hakkı başvurusuna ilişkindir. Aynı ürünün kayıt, çeşit koruması ve markayla sunulması sırasında kullanılan belgeler birbirinin yerine geçirilmeden, her belgenin hangi işlemi karşıladığı belirlenmelidir.

Önerilen isim hangi özellikleri taşımalıdır?

Kanun m.9, çeşidin tanınmasını sağlamak koşuluyla anlamlı veya anlamsız kelimelerden, kelime gruplarından, kelime ve rakamlardan yahut harf ve rakamlardan oluşan adları öngörür. Dolayısıyla ismin sözlük anlamı taşıması tek başına zorunlu değildir. Belirleyici olan, kanunda sayılan isim yapısı içinde çeşidin tanınabilmesi ve diğer ret nedenlerinin bulunmamasıdır. İsimdeki her unsur, yalnız görünüşü bakımından değil, çeşidi nasıl tanıttığı ve başka adlarla ilişkisi bakımından değerlendirilir.

Kanun m.42/a-2, ismin farklı bir isim niteliği taşımamasını ve dil bilimi bakımından çeşidi tanıtmaya yetersiz kalmasını ayrı ret nedenleri olarak düzenler. Bu nedenle yalnız farklı görünmesi veya yalnız okunabilir olması yeterli kabul edilemez. Her iki yönden denetim yapılır. Yeni Bitki Çeşitlerine Ait Islahçı Haklarının Korunmasına Dair Yönetmelik m.20/b’deki olumlu anlatım, kanundaki bu iki ayrı ret nedeninden birini ortadan kaldıracak biçimde okunmamalıdır.

Tanımlayıcı ve yanıltıcı adlar neden reddedilir?

Kanun m.42/a-3 kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı isimleri reddetme nedenidir. M.42/a-4 ise ismin yalnız bitki çeşitleri ve tohumculuk alanındaki tür, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi köken veya üretim tarihi işaretlerinden oluşmasını engeller. Burada kanunun kullandığı sınır, adın bu işaretlerden ibaret olmasıdır. Tek bir unsurun varlığından hareketle bentte bulunmayan genel bir ret kuralı üretilemez; önerilen adın bütünü incelenir.

Yeni Bitki Çeşitlerine Ait Islahçı Haklarının Korunmasına Dair Yönetmelik m.20/d, bu tanımlayıcı işaretler bakımından Türkiye ve UPOV Sözleşmesine taraf ülkelerin dillerini de kapsar. Adın başka dilde seçilmesi, belirtilen nitelikteki işaretlerden ibaret olma sorununu kendiliğinden çözmez. Çeşidin tanınmasını sağlayan isim ile ürünün niteliğini anlatan genel ibare arasındaki sınır, kullanılan dil değişse de korunur.

M.42/a-5, çeşidin özellikleri, değeri veya coğrafi kökeni bakımından yanıltıcı ya da karışıklığa neden olan isimleri ayrıca kapsar. Çeşitle ıslahçı veya başvuru sahibi arasındaki bağlantının yanlış yansıtılması da aynı denetime dahildir. Bu nedenle adın teknik olarak farklı olması bütün incelemeyi tamamlamaz. Başka çeşit adıyla benzeşmeyen bir isim de kanunda sayılan nitelikler veya kişilerle bağlantı bakımından yanıltıcıysa bu ret nedeniyle karşılaşır.

M.42’deki ret nedenleri Bakanlık tarafından kendiliğinden uygulanır. Bu denetimin başlaması için başka bir kişinin itiraz etmesi şart değildir. Üçüncü kişi itirazı bulunmaması, ismin kanuna uygun kabul edilmesini zorunlu kılmaz. Buna karşılık ret kararı, hangi aykırılığın bulunduğunu gösteren gerekçeyle bildirilir. Başvuru sahibi yeni ad hazırlarken hangi ret nedenini gidermesi gerektiğini bu gerekçe üzerinden belirler; yalnız ismin yazımını değiştirmek bütün ret nedenlerini aynı anda ortadan kaldırmaz.

Önceki çeşit adları ve UPOV kayıtları nasıl dikkate alınır?

Kanun m.9, Türkiye’de veya UPOV Sözleşmesine taraf ülkede kullanılan çeşidin adının aynısını ya da karışıklık yaratacak benzerini aynı veya yakın türdeki başka çeşit için kullanmayı yasaklar. UPOV tarafı ülkelerde tescil edilmiş adlar da hükmün kapsamındadır. Denetim yalnız Türkiye’deki başvurularla veya birebir harf eşleşmesiyle sınırlanmaz. Aynı ya da yakın tür bağlantısı ve adların karıştırılma ihtimali, başvurunun isim dosyasında birlikte değerlendirilir.

M.42/a-6, tescilli çeşidin üretimden kalkması veya yaygın tanınmaması hâllerini o bentteki ret nedeninin dışında tutar. Bu istisna, adın hiçbir başka kurala bakılmadan yeniden kullanılabileceği anlamına gelmez. İstisnanın yeri m.42/a-6’daki belirli ret nedenidir; m.9’daki diğer isim kuralları ve üçüncü kişilerin önceki hakları ayrıca korunur. Bu nedenle yalnız eski çeşidin durumuna ilişkin bilgi, yeni adın tüm hukuki incelemesini karşılamaz.

Aynı çeşidin Türkiye’de veya bir UPOV tarafı ülkede tescil edilmiş ve kullanılmakta olan adı varsa başvuru bu adla yapılır. Çeşidin diğer ülkelerde kullanılan başka adları da m.42’ye aykırı olmamak koşuluyla ilgili sicillere kaydedilir. Bu kayıt imkânı, başvuru sahibine mevcut adı serbestçe terk ederek yeni ticari ad seçme yetkisi vermez. Mevcut kayıtla çeşit kimliğinin eşleştirilmesi, farklı ülkelerde aynı çeşidin birbiriyle ilgisiz çeşitlermiş gibi sunulmasını önleyen isim kuralıdır.

Üçüncü kişinin önceki hakkı varsa isim değişir mi?

Kanun m.9’un yedinci fıkrası, üçüncü kişilerin önceki haklarını saklı tutar. Bu hak nedeniyle, ismi kullanmak zorunda olan kişinin adı kullanması yasaklanmışsa Bakanlık ıslahçıdan yeni bir isim ister. Hüküm, yalnız başka bir kişinin itiraz etmesini yeterli görmez; önceki hak nedeniyle zorunlu kullanıcının isim kullanımının yasaklanması koşulunu taşır. Yeni ad süreci bu koşula bağlı olarak işletilir.

M.42/a-1’de m.9’a uygunluk denetimi düzenlenirken yedinci fıkra ayrıca hariç tutulmuştur. Bu ayrım, önceki hakların ortadan kalkması veya önemsizleşmesi değildir. Önceki hakkın korunması ve kullanım yasağı üzerine yeni isim istenmesi, m.9/7’deki kendi şartlarıyla işler. Yönetmelik m.20/j de Genel Müdürlüğün ıslahçıdan veya hak sahibinden yeni ad önermesini istemesini düzenler. Başvuruya kabul edilen bir adın üçüncü kişilerin önceki haklarını kendiliğinden etkisizleştirdiği söylenemez.

İsim uygunsuz bulunursa yeni ad için verilen süre

İsmin kanuna uygunluğu, 5042 sayılı Kanun m.35/b-3 uyarınca başvurunun esas incelemesinin bir parçasıdır. Yönetmelik m.12/1-c de m.9, m.42/a ve isimlendirme kuralları yönünden inceleme yapılmasını ister. İsmin uygunluğu, teknik incelemede çeşidin farklı, yeknesak ve durulmuş olmasının değerlendirilmesiyle aynı konu değildir. Çeşide ilişkin teknik sonucun olumlu olması, isim bakımından bulunan aykırılığı kendiliğinden gidermez.

Yönetmelik m.12/3, isim uygunsuzluğu nedeniyle ret durumunun başvuru sahibine bildirilmesini ve otuz gün içinde yeni isim önerip önermeyeceğini bildirmesinin istenmesini düzenler. Süresinde yeni isim önerilmezse m.12/2’deki işlem uygulanır. Bu fıkra, ret kararının gerekçeleriyle birlikte karar tarihinden itibaren otuz gün içinde bildirilmesini öngörür. Yeni bir ad önerilmesi ise önerilen adın hukuki şartlara uygunluk incelemesini ortadan kaldırmaz.

Buradaki isim süreci, Yönetmelik m.11’deki şekli eksikliklerin tamamlanmasıyla karıştırılmamalıdır. M.11’de bildirilen şekli eksiklik otuz günlük sürede giderilmezse başvuru yapılmamış sayılır. Ancak rüçhan hakkına ilişkin eksiklik giderilmezse başvuru sahibi yalnız rüçhan hakkını kullanamaz. M.12, isim dahil esas incelemesini ve ret işlemini düzenler. Aynı uzunlukta sürelerin bulunması, sonuçları aynı yapmaz. Başvuru sahibinin hangi bildirime cevap verdiği ve kendisinden belge tamamlama mı yoksa yeni ad önerme mi istendiği açıkça belirlenmelidir.

Başvuruya isim nedeniyle nasıl itiraz edilir?

5042 sayılı Kanun m.37, başvurunun Bültende ilanından itibaren üç ay içinde Bakanlık nezdinde itiraz yapılmasını düzenler. Önerilen adın m.9 veya m.42/a’ya aykırılığı bu başvurunun gerekçelerinden biridir. İtiraz, gerekçeyi destekleyen belge ve delillerle sunulur. Yalnız başka bir adı tercih etmek, kanunda sayılan aykırılığın yerine geçmez; önceki ad, tür bağlantısı veya yanıltıcılık iddiası hangi hukuki sebebe dayanıyorsa o sebep açıklanmalıdır.

M.38 uyarınca başvuru sahibinden itiraza karşı başvurusuna devam edip etmeyeceğini veya değişiklik yapıp yapmayacağını üç ay içinde bildirmesi istenir. Haklı nedenlere dayanan talep üzerine süre en çok iki ay uzatılabilir. Süre sonunda cevap yoksa başvuru geri çekilmiş sayılır. Başvuru sahibi devam veya değişiklik bildirirse itiraz edenden itirazını sürdürüp sürdürmeyeceğini otuz gün içinde bildirmesi istenir. Bu aşamalar, ilk üç aylık itiraz süresinin otomatik uzantıları değildir.

İtiraz sürdürülür ve ismin m.9 veya m.42/a’ya aykırılığına dayanırsa Bakanlık incelemeyi hemen başlatır. Bu ad incelemesi, çeşidin farklılık, yeknesaklık ve durulmuşluğuna ilişkin teknik itirazın inceleme zamanıyla eşitlenmez. M.38/3-a kapsamındaki itiraz üzerine verilen kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde dava açılabilir. Bu özel süre, isimle ilgili olsun olmasın bütün ret kararlarına uygulanacak genel süre olarak genişletilemez; kararın hangi usul içinde verildiği belirlenmelidir.

İsim incelemesi ve itiraz, Kanun m.46/a-3 ve m.46/a-4’te ayrı ücret kalemleridir. Yönetmelik m.34/c-d bunları ayrıca sayar; aynı madde işlem ücretlerinin peşin alınmasını ve ücreti yatırılmayan işlemlerin değerlendirmeye alınmamasını düzenler. Tutarlar bir sonraki yıl için Bakanlıkça belirlenerek Bültende yayımlanır. Dolayısıyla ödeme kaydında hangi işlem ücretinin karşılandığı açık olmalıdır. İsim incelemesine ilişkin ödeme ile üçüncü kişinin yaptığı itiraza ilişkin ödeme, farklı işlemlerin mali koşulunu karşılar.

Geçici isim nasıl kesinleşir?

Başvuru dilekçesinde geçici ad kullanılmışsa Kanun m.41 uygulanır. Bakanlık, tescilden hemen önce m.9 ve m.42/a’ya uygun kesin adın bildirilmesini ister; başvuru sahibi otuz gün içinde adı bildirir. Bakanlık adı uygun bulduğunda UPOV Sözleşmesine taraf ülkelere haber verir ve Bültende yayımlar. Geçici kodun başvuruda bulunması, o kodun başka inceleme yapılmadan kesin isim olarak kabul edildiği anlamına gelmez.

Kesin adın Bültende yayımlanmasını izleyen üç ay içinde, isim kurallarına dayanılarak itiraz edilebilir. UPOV tarafı ülkelerin ilgili kuruluşları da görüş bildirebilir. İtiraz ve görüşler başvuru sahibine iletilir; cevap için otuz gün tanınır. Bu süreç, m.37’deki başvurunun ilk ilanına bağlı üç aylık itirazdan ayrıdır. Sürelerin uzunluğu aynı olsa bile biri başvurunun, diğeri tescil öncesinde bildirilen kesin ismin ilanından hareket eder.

Başvuru sahibi yeni bir ad önerirse ülkelere bildirim, Bülten yayını, itiraz ve görüş süreci yeniden yürütülür. M.41’de belirtilen cevaplar verilmezse başvuru reddedilir. Bakanlık isim itirazını kabul veya reddeden gerekçeli kararını taraflara bildirir; bu kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde dava açılabilir. Böylece yeni ad önerisi yalnız eski dosyadaki bir kelimenin değiştirilmesi değildir; önerinin yeniden duyurulması ve değerlendirilmesi gereken usulü vardır.

Satış ve pazarlamada çeşit ismini kim kullanır?

Kanun m.9/5, korunan çeşide ait çoğaltım materyalini satan veya başka biçimde pazarlayan herkes için isim kullanımını zorunlu tutar. Yükümlülük yalnız ıslahçıya veya hak sahibine ait değildir. Materyali piyasaya sunan kişinin kendi ticari adı bulunması da çeşit ismini kullanma gereğini kaldırmaz. Kanun, ürünün ticaretini yapan kişiyi çeşidin kayıtlı kimliğiyle bağlantıyı sürdürmekle yükümlü kılar.

Bu yükümlülük ile çeşidi çoğaltma veya pazarlama yetkisi birbirinden ayrıdır. Doğru isimle sunmak, ıslahçı hakkı sahibinden gereken izni almamış kişiye çoğaltma yetkisi sağlamaz. Yetkinin sözleşmeyle verilmesi bitki çeşidi lisans sözleşmesi incelemesinde açıklanmaktadır. İsim dosyası çeşidin adını; lisans ilişkisi ise ilgili kullanım yetkisinin kaynağını gösterir. Her ikisinin aynı ürünle ilgili olması hukuki işlevlerini birleştirmez.

Ticari sunumda adın atlanması ile başka çeşitle karıştırılacak adın kullanılması da farklı yükümlülük ihlalleridir. Kanun m.9’un dördüncü fıkrası diğer çeşidin adına müdahaleyi, beşinci fıkrası zorunlu isim kullanımını düzenler. Bu iki fıkra m.56/d’de ayrıca tecavüz hâlleri arasında gösterilmiştir. Bu nedenle yalnız ürünün fiziki olarak doğru çeşide ait olduğunun ileri sürülmesi, isim kullanımına ilişkin ayrı kuralların incelenmesini gereksiz kılmaz.

Farklı olmayan çeşit ile esas itibarıyla türetilmiş çeşit aynı mı?

Kanun m.9/5, isim zorunluluğunu m.14/5-b’deki çeşitlere de uygular. Bu bent, korunan çeşitten farklı olmayan çeşitleri ifade eder. Esas itibarıyla türetilmiş çeşitler ise m.14/5-a’da ayrı gruptur. Kanunun isim hükmündeki “b” atfı, türetilmiş çeşitlere ilişkin “a” atfı gibi aktarılamaz. İlgili ürünün hangi gruba girdiği, isim yükümlülüğünün dayanağı gösterilirken doğru belirlenmelidir.

Yönetmelik m.20/i ise isim kullanımının esas itibarıyla türetilmiş çeşitleri de kapsadığını açıkça belirtir. Kanundaki atıf ile yönetmeliğin bu ifadesi iki farklı çeşit grubuna yönelir. Her iki metni aynı kelimelerle açıklamak, farklı olmayan çeşitle türetilmiş çeşidi aynı kategoriye dönüştürür. Hukuki değerlendirmede kanunun doğrudan gönderme yaptığı grup ve yönetmeliğin ayrıca ifade ettiği grup ayrı gösterilmelidir.

M.14’ün türetilmiş çeşit tanımında, başlangıç çeşidinden açıkça ayırt edilebilir olma da yer alır. Bu özellik, iki grubun neden yalnız adları farklı aynı sınıf sayılamayacağını gösterir. Teknik niteliğe ilişkin sınıflandırma, tarafın materyale verdiği ticari ada dayanılarak yapılamaz. İsmi değiştirmek veya farklı bir marka eklemek, materyalin kanundaki çeşit gruplarından hangisine ait olduğu sorusunu tek başına çözmez.

Çeşit ismi marka yanında nasıl gösterilir?

Kanun m.9’un son fıkrası, çeşidin adının marka, ticaret unvanı veya benzeri işaretlerle birlikte kullanılmasına izin verir; şart, çeşit isminin kolayca tanınabilecek biçimde yazılmasıdır. Birlikte kullanım serbestisi, çeşit adını markanın içinde belirsizleştirme veya hiç göstermeme yetkisi değildir. Sunum incelenirken marka ile çeşidin adının hangi işlevi yerine getirdiği anlaşılmalıdır. Aynı ambalajda bulunmaları, çeşit adının tanınabilirliğine ilişkin koşulu kendiliğinden karşılamaz.

M.9, önerilen adın içinde ilgili ürünler bakımından marka alınmasını marka mevzuatı yönünden engelleyici unsurlar bulunamayacağını da belirtir. Ancak bu isim denetimi, markanın ayrıca tescil edildiği anlamına gelmez. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.7/1, o Kanunun sağladığı marka korumasının tescille elde edilmesini düzenler. Islahçı hakkı dosyasındaki adın kabulü ile marka korumasının kazanılması bu nedenle ayrı işlemlerdir.

Kolay tanınabilir yazım koşulu m.9’da belirli bir puntoya veya sabit marka–isim oranına bağlanmamıştır. Bu hüküm üzerinden metinde bulunmayan sayısal bir etiket standardı kurulamaz. İnceleme, çeşit adının hangi ad olduğunun anlaşılmasını sağlayan yazım ve sunuma yönelir. Çeşidin adının belirtilmesiyle marka olarak kullanılan işaretin korunması farklı sorulardır; adın zorunlu biçimde kullanılıyor olması, aynı işaret üzerinde kendiliğinden marka tekeli vermez.

Islahçı hakkı sona erince isim kullanımı devam eder mi?

Kanun m.9/6, isim kullanım zorunluluğunun ıslahçı hakkı sona erdikten sonra da devam edeceğini açıkça düzenler. Bu nedenle koruma süresi ile çeşit adını kullanma yükümlülüğünün süresi aynı değildir. Hakkın sona erdiği kaydının bulunması, çeşidin piyasada yeni bir adla ve önceki kimliği silinerek sunulmasına bu madde bakımından izin vermez.

Devam eden isim yükümlülüğü, sona ermiş ıslahçı hakkının yeniden doğması veya marka hakkının otomatik sürmesi anlamına da gelmez. İsim, çeşidin kimliğini koruyan işlevini devam ettirir. İhlalin hangi hak yürürlükteyken gerçekleştiği, hangi fıkraya aykırı davranıldığı ve hangi talebin ileri sürüldüğü ayrı incelenir. Islahçı hakkına dayanan durdurma, tazminat ve tedbir talepleri ıslahçı hakkına tecavüz rehberinde ayrıca ele alınmaktadır.

İsim dosyasında hangi kayıtlar birlikte kontrol edilir?

İnceleme, önerilen veya tescilli adın hangi çeşide ait olduğunun belirlenmesiyle başlar. Türkiye ve UPOV tarafı ülkelerdeki ad kayıtları, aynı ya da yakın tür ilişkisi, mevcut adın kullanım durumu ve varsa üçüncü kişinin önceki hakkına ilişkin belgeler aynı dosyada değerlendirilir. Bir ad aramasında eşleşme bulunmaması, tanımlayıcılık, yanıltıcılık veya önceki hak sorunlarının da çözülmüş olduğunu göstermez; her ret nedeninin dayanağı farklıdır.

Süre kontrolünde ise başvurunun Bülten ilanı, kesin adın ayrı ilanı, Bakanlığın yeni ad istemi ve itiraz kararının tebliği birbirinden ayrılır. Otuz gün veya üç ay ifadeleri, başlangıç olayı gösterilmeden anlamlı bir takip takvimi oluşturmaz. İsimlendirme dosyasındaki yazışmaların hangi işlemle ilgili olduğu belirlenerek cevap ve itiraz kayıtları eşleştirilir. Böylece adın uygunluğu kadar, uygunluğun hangi usulle değerlendirildiği ve hangi aşamada kesinleştiği de ortaya konur.

Sık Sorulan Sorular

Korunan bitki çeşidinin ismi yalnız hak sahibi tarafından mı kullanılır?

Hayır. 5042 sayılı Kanun m.9/5, korunan çeşidin çoğaltım materyalini satan veya başka şekilde pazarlayan herkesin bu adı kullanmasını zorunlu tutar. Çeşidi kullanma izni ile doğru adı kullanma yükümlülüğü ayrıdır.

Çeşit isminin mutlaka sözlük anlamı bulunmalı mı?

Hayır. Kanun m.9 anlamlı veya anlamsız kelimelere ve maddede belirtilen kelime, harf ve rakam birleşimlerine izin verir. İsmin çeşidi tanıtması ve m.42’deki ret nedenlerine takılmaması gerekir.

Başka çeşidin adından farklı yazmak yeterli mi?

Yeterli değildir. M.42/a-2’de farklı isim niteliği ve dil bilimi bakımından tanıtma yeterliliği denetlenir. Ayrıca aynı veya yakın türdeki önceki adla karışıklık, yanıltıcılık ve diğer ret nedenleri de incelenir.

Üretimden kalkmış çeşidin adı serbestçe alınabilir mi?

M.42/a-6, üretimden kalkmış veya yaygın tanınmayan çeşitleri o bentteki ret sebebinin dışında tutar. Bu istisna, m.9’daki diğer kuralları ve üçüncü kişilerin önceki haklarını kaldıran genel bir kullanım izni değildir.

İsim uygun bulunmazsa yeni ad önermek için hangi süre verilir?

Yönetmelik m.12/3’te başvuru sahibinden otuz gün içinde yeni isim önerip önermeyeceğini bildirmesi istenir. Yeni ad önerilmezse m.12/2’deki işlem uygulanır. Şekli eksikliklerin tamamlanmasına ilişkin m.11 ayrı düzenlemedir.

Başvurudaki isme ne zamana kadar itiraz edilir?

Kanun m.37’ye göre başvurunun Bültende ilanından itibaren üç ay içinde itiraz edilir. Gerekçeler ve bunları destekleyen deliller sunulur. Geçici adın kesinleşmesinde m.41’in ayrı ilan ve itiraz süreci uygulanır.

Başvurudaki geçici isim otomatik olarak kesinleşir mi?

Hayır. M.41 uyarınca Bakanlığın istemi üzerine otuz gün içinde kesin ad bildirilir. Uygun bulunan ad ilan edilir; üç aylık itiraz süreci ve başvuru sahibine iletilen itiraz veya görüşler için otuz günlük cevap süresi ayrıca yürütülür.

Çeşit ismi marka veya şirket adıyla birlikte yazılabilir mi?

Evet. Kanun m.9, çeşit isminin kolayca tanınabilecek biçimde yazılması koşuluyla marka, ticaret unvanı ve benzeri işaretlerle birlikte kullanıma izin verir. Bu kullanım kuralı ayrıca marka tescili sağlamaz.

Önceki hak nedeniyle adın kullanılması yasaklanırsa ne yapılır?

Kanun m.9/7’deki koşullarla, ismi kullanmak zorunda olan kişiye kullanım yasaklanmışsa Bakanlık ıslahçıdan yeni bir isim ister. Önceki haklar saklıdır; isim başvurusunun kabulü bu hakları ortadan kaldırmaz.

Islahçı hakkı sona erdiğinde çeşit adı bırakılabilir mi?

Hayır. Kanun m.9/6, isim kullanım zorunluluğunu ıslahçı hakkı sona erdikten sonra da devam ettirir. Koruma süresinin bitmesi ile çeşidin ortak adını kullanma yükümlülüğü aynı hukuki sonuç değildir.

Mevzuat ve kaynak kontrolü: 24 Ekim 2026. Kanun maddeleri ve resmî kaynak bağlantıları ilgili açıklamaların yanında verilmiştir.

İstanbul ve Mersin ofisleri

Avukat Halil BAKIRCI ile dosyanızın belgelerini ve başvuru aşamasını değerlendirmek için iletişim sayfasından randevu bilgilerine ulaşabilirsiniz. Mersin merkezli Türkiye geneli dosya takibi, İstanbul ve Mersin ofisleri üzerinden yürütülür. Başvurulacak merci ve yetkili mahkeme, uyuşmazlığa uygulanan kanun hükümlerine göre belirlenir.

İstanbul ofisi

Maslak Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No:21, Kat:9, 34475 Sarıyer/İstanbul

İstanbul ofisi iletişim bilgileri

Mersin ofisi

İhsaniye Mahallesi, 4903. Sokak, Profit İş Merkezi No:23, Kat:3, Daire:14, 33070 Akdeniz/Mersin

Mersin ofisi iletişim bilgileri

Sorunuzu iletin



    Sorunuzu kısaca yazın. Lütfen kimlik numarası, belge veya hassas kişisel bilgi paylaşmayın. KVKK Aydınlatma Metni

    Hukuki konu hakkında iletişim

    İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

    Telefonla Araİletişim Bilgileri

    tarafından hazırlanmış, Av. Emirhan Keskin tarafından incelenmiştir.

    Yazar Bilgisi

    , Mersin Barosu 3472 sicil numarasına kayıtlıdır. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, aile, iş, gayrimenkul ve ticaret hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi sunmaktadır.

    İnceleyen: Av. Emirhan Keskin · Mersin Barosu Sicil No: 5507

    Telefon WhatsApp