Paylaşmalı Mal Ayrılığında Boşanma Sonrası Aile Konutunda Kim Kalır?
Paylaşmalı mal ayrılığı rejiminde, boşanma veya evliliğin iptali sonrasında aile konutunda kimin kalacağı TMK m. 254’e göre belirlenir. Eşler kullanım konusunda anlaşabilir. Anlaşma yoksa hakkaniyet gerektirdiğinde hâkim, ekonomik ve sosyal durumları, olayın özelliklerini ve çocukların menfaatlerini gözeterek konutta kalma ve ev eşyasını kullanma hakkını düzenler.
Bu hüküm her evlilikte kendiliğinden uygulanan genel bir konut paylaşımı kuralı değildir. Önce eşler arasında gerçekten paylaşmalı mal ayrılığı rejiminin bulunması gerekir. Ardından konutun ve eşyaların kanunda belirtilen kapsama girip girmediği incelenir. Kullanım hakkı, tapu mülkiyeti ve eşlerin birbirinden olan parasal alacakları ayrı hukuki konulardır. Doğru talep, yalnız evde kimin yaşayacağını değil hakkın süresini, tapuya şerhini ve mevcut kira ilişkisinin durumunu da açıklığa kavuşturur.

TMK m. 254 hangi mal rejiminde uygulanır?
Türk Medenî Kanunu m. 202 uyarınca yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılmadır; eşler kanunda düzenlenen diğer rejimlerden birini sözleşmeyle seçebilir. Paylaşmalı mal ayrılığı bu seçimlik rejimlerden biridir. Dolayısıyla evlilik içinde alınmış bir ev bulunması, tek başına m. 254’ün uygulanması için yeterli değildir. Mal rejimi sözleşmesi, yürürlük tarihi ve kapsadığı dönem incelenmelidir.
Sözleşmede yalnız mal ayrılığı seçilmişse bunun paylaşmalı mal ayrılığıyla aynı olduğu varsayılmaz. Kanun bu iki rejimi farklı bölümlerde düzenler. Mal rejimi sözleşmesi ve noter onayı hakkındaki açıklamalar sözleşmenin kurulmasına ilişkindir. Buradaki özel konut hakkı ise seçilmiş rejimin boşanma veya iptal sebebiyle sona ermesinin sonuçlarından biridir.
Konutun ortak kullanıma özgülenmiş olması ne demektir?
TMK m. 254, ailenin ortak kullanımına özgülenmiş ve eşler arasında eşit paylaşma konusu olan konutu esas alır. Yalnız tapuda bir eşin adının bulunması veya evlilik döneminde taşınmaz alınmış olması bütün koşulları açıklamaz. Konutun aile yaşamında üstlendiği işlev ve paylaşmalı mal ayrılığı kapsamında paylaşılacak değerler arasında bulunması birlikte değerlendirilir.
Yatırım amacıyla kiraya verilen daire, işyeri veya ailenin yaşam merkezi olarak kullanılmayan başka bir taşınmaz için aynı sonuç otomatik kurulamaz. Fiilî kullanım kayıtları, adres bilgileri, eşlerin konutu ne amaçla edindikleri ve ortak hayatın düzeni önemlidir. Birden fazla taşınmaz bulunan dosyada talep hangi bağımsız bölüme ilişkinse açıkça belirtilir. Taşınmazın tapu bilgileriyle fiilen kullanılan bölümün eşleştirilmesi, kararın uygulanabilirliği açısından zorunlu bir hazırlıktır.
Eşler anlaşarak kullanım düzeni kurabilir
TMK m. 254’ün ilk fıkrası, boşanma veya iptal sonrasında konutta kalmaya ve ev eşyasını kullanmaya hangi eşin devam edeceği konusunda anlaşmaya izin verir. Anlaşmanın konusu yalnız evin tapusu değildir; ortak yaşam sona erdikten sonra kullanımın hangi eşte devam edeceğidir. Mülkiyet paylaşımıyla kullanım kararının tek cümlede belirsiz biçimde birleştirilmemesi gerekir.
Anlaşmada taşınmaz açıkça tanımlanmalı; kullanacak eş, başlangıç tarihi, süre, eşyaların kapsamı ve tapu şerhine ilişkin düzenleme belirtilmelidir. Ortak giderler, abonelikler, bakım yükümlülükleri ve teslim zamanı hakkında açıklık sağlanması sonraki uyuşmazlıkları azaltır. Bu kayıtlar kanundaki hakla bağdaşacak şekilde hazırlanır. Eşler arası anlaşma, üçüncü kişi alacaklının sözleşmeden doğan hakkını onun katılımı olmadan ortadan kaldıran genel bir yetki vermez.
Anlaşma yoksa hâkim hangi ölçütleri kullanır?
Eşler konutta kimin kalacağı ve ev eşyasını kimin kullanacağı konusunda anlaşamamışsa hâkim hakkaniyetin gerektirdiği durumda karar verir. TMK m. 254, olayın özellikleriyle eşlerin ekonomik ve sosyal durumlarının ve varsa çocukların menfaatlerinin dikkate alınacağını açıkça düzenler. Kanun, konutun her durumda tapu malikine veya her durumda belirli cinsiyetteki eşe bırakılacağını söylemez.
Gelir düzeyi, alternatif barınma olanağı, konutun günlük yaşamdaki işlevi, sağlık ihtiyaçları ve çocukların düzeni değerlendirmeye sunulacak somut verilerdir. Bunların yalnız sıralanması yetmez; ilgili belgeyle hangi ihtiyacı açıkladığı gösterilmelidir. Tapu sahipliği önemli bir veri olmakla birlikte m. 254’ün özel kullanım düzenlemesini tek başına ortadan kaldırmaz. Aynı şekilde ekonomik güçlük iddiası da şartları incelenmeden otomatik ve süresiz kullanım hakkı doğurmaz.
Çocukların menfaati kullanım kararında nasıl ele alınır?
Kanun çocukların menfaatlerini ayrı bir ölçüt olarak sayar. Çocukların eğitim düzeni, sağlık hizmetlerine erişimi, günlük bakımı ve yaşadıkları çevrenin sürekliliği konut kullanımının değerlendirilmesinde önem taşır. Bu inceleme, konut hakkının çocuk adına mülkiyete dönüştüğü anlamına gelmez; eşlerden hangisinin kullanımına devam edeceği belirlenirken çocukların ihtiyaçları göz önünde tutulur.
Çocuğun okul kaydı veya sağlık raporu yalnız belge olarak eklenmez; konuttan ayrılmanın ilgili düzeni hangi açıdan etkileyeceği açıklanır. Birden fazla çocuğun farklı ihtiyaçları varsa bunlar ayrı gösterilir. Velayete ilişkin karar ile konut kullanımına ilişkin karar bağlantılı olmakla birlikte birbirinin yerine geçmez. Hâkim, m. 254 kapsamındaki kullanım süresini ve kapsamını somut olayın bütün unsurlarıyla birlikte belirler.
Kullanım hakkı boşanma kararıyla birlikte düzenlenir
TMK m. 254, anlaşma bulunmayan ve hakkaniyetin gerektirdiği durumda hâkimin iptal veya boşanma kararıyla birlikte resen karar vereceğini düzenler. Bu nedenle mal rejimine ilişkin sözleşmenin ve konut ihtiyacının boşanma dosyasında görünür olması önemlidir. Mahkemenin değerlendirmesine esas olacak bilgi ve belgelerin başka bir dosyada bulunduğu varsayımıyla açıklama yapılmaması incelemeyi eksik bırakır.
Talepte, paylaşmalı mal ayrılığı rejiminin dayanağı, konutun kapsamı ve istenen kullanım düzeni açık gösterilir. Kanunun resen değerlendirme öngörmesi tarafların olayları ve delilleri somutlaştırma ihtiyacını ortadan kaldırmaz. Konutta kalma isteği, yalnız boşanma davası sürerken uygulanacak geçici barınma önlemi olarak sunulursa karar sonrası döneme ilişkin hukuki ihtiyaç yeterince açıklanmamış olur. İstenen dönemin başlangıcı ve amacı bu nedenle belirtilmelidir.
Geçici barınma önlemi ile karar sonrası kullanım farklıdır
TMK m. 169, boşanma veya ayrılık davası açılınca dava süresince gerekli geçici önlemleri düzenler. Eşlerin barınması bu geçici koruma alanına dahildir. TMK m. 254 ise paylaşmalı mal ayrılığı rejiminde iptal veya boşanma sonrasında konutta kalma hakkının devamını konu alır. Dava sırasında evde kalan eşin bu nedenle karar sonrasında da aynı koşullarla ve sınırsız süre kalacağı sonucu çıkarılamaz.
Dosyada geçici önlem kararının tarihi, kapsamı ve karar sonrası talep ayrı yazılmalıdır. Önceki karar yalnız dava süresine ilişkinse nihai kullanım düzeninin bununla karıştırılması uygulanma aşamasında sorun doğurur. Hangi eşyaların geçici kullanımda olduğu, bunların nihai kullanım hakkına dahil edilip edilmediği ve taşınmazın rejim kapsamındaki niteliği mahkemece ayrıca değerlendirilecek konulardır.
Hâkim kullanım süresini belirler
Kanun, hâkimin konutta kalma ve eşyayı kullanma hakkına karar verirken süreyi belirlemesini ister. Bu süre için bütün dosyalara uygulanacak sabit bir yıl sayısı öngörülmemiştir. Çocukların varlığı, ekonomik koşullar veya başka ihtiyaçlar değerlendirilirken somut durumun gerektirdiği dönem kararda belirlenir. Süresiz ve sınırsız bir hak doğduğu varsayımı kanun metninden çıkarılamaz.
Başvuru hazırlığında talep edilen sürenin hangi ihtiyacı karşıladığı açıklanmalıdır. Sürenin başlangıcı, sona ereceği tarih ve kararla ilişkilendirilen koşullar açık olduğunda taraflar yükümlülüklerini daha kolay belirler. Kararda yazılı dönem ile tapuya işlenen şerhin kapsamı arasında uyum bulunmalıdır. Hesaplanan bitiş tarihi belirli olsa bile sonradan verilen başka bir kararın bulunup bulunmadığı kontrol edilmeden kullanımın devamı veya sona ermesi hakkında kesin işlem yapılmaz.
Tapu şerhi hangi işlevi görür?
Anlaşmayla konutta kalma hakkını elde eden eş, TMK m. 254 uyarınca hakkının tapu kütüğüne şerhini isteyebilir. Hâkim kararında ise belirlediği süre ve hakkın tapuya şerhi için tapu memurluğuna bildirim yapılır. Böylece kullanım hakkının sicilde görünür hâle gelmesi sağlanır. Şerh, taşınmazın mülkiyetini kendiliğinden kullanan eşe devretmez.
Tapu işleminde kararın veya anlaşmanın hangi taşınmaza ilişkin olduğu, hak sahibi eşin kimliği ve hakkın süresi belirli olmalıdır. Ada, parsel veya bağımsız bölüm bilgilerindeki hata, başka bir taşınmazın etkilenmesine ya da kararın işlenememesine yol açar. Bildirim yapılmış olmasıyla işlemin sicile doğru işlendiğinin kontrolü ayrı aşamalardır. Şerhin metni ve süresi karar kapsamıyla karşılaştırılır; mülkiyet devri isteniyorsa bunun ayrıca hukuki dayanağı ve usulü gerekir.
Aile konutu şerhiyle aynı hak değildir
TMK m. 194, evlilik sürerken aile konutuna ilişkin belirli işlemlerde diğer eşin açık rızasını arar ve aile konutu şerhini düzenler. TMK m. 254 ise belirli bir mal rejiminde boşanma veya iptal sonrası kullanım hakkına ilişkindir. Bir şerhin sicilde bulunması, farklı dayanağa sahip diğer hakkın bütün koşullarının oluştuğunu göstermez.
Bu ayrım özellikle eski şerh üzerinden karar sonrası konutta kalınacağı düşünülürken önem kazanır. Aile konutunun rıza alınmadan devri konusundaki koruma, evlilik dönemindeki işlem yetkisini ele alır. Boşanma sonrasında m. 254’e dayanan kullanım düzeni ise ayrıca anlaşmada veya kararda kurulmalıdır. Tapu kayıtlarında şerhin adı kadar hangi belgeye ve hangi tarihe dayandığı da okunmalıdır.
Süre dolduğunda hak nasıl sona erer?
TMK m. 254’e göre hâkim aksine karar vermedikçe hak, belirlenen sürenin bitiminde kendiliğinden sona erer. Bu kural, kullanım hakkının baştan belirlenmiş zamansal sınırını ortaya koyar. Tarafların süreyi biliyor olması, konutun teslimi ve tapu kaydının güncellenmesiyle ilgili uygulama işlemlerinin ayrıca kontrol edilmesi ihtiyacını ortadan kaldırmaz.
Süre bitmeden alınmış yeni bir mahkeme kararı varsa önce bu kararın etkisi incelenir. Eski karara dayanılarak sonradan değiştirilmiş bir kullanım düzeni yok sayılamaz. Eşya tesliminde de hangi eşyaların kullanım hakkının konusu olduğu önceki envanterle karşılaştırılır. Sürenin bitmesi, bir eşe karşı tarafın kişisel eşyalarını kendiliğinden sahiplenme veya zarar verme yetkisi tanımaz. Teslim ve kayıt işlemleri, hakkın kapsamı ile uyumlu biçimde yürütülmelidir.
Koşullar değişirse kararın gözden geçirilmesi istenir
Kanun, kullanım süresi sona ermeden yararlanan tarafın durumunda değişiklik olursa diğer tarafın hâkimden kararın gözden geçirilmesini istemesine izin verir. Bu düzenleme, ilk kararın dayandığı olguların değişmesini ele alır. Başvuruda eski kararla yeni durum karşılaştırılmalı; değişikliğin konutta kalma ihtiyacını hangi açıdan etkilediği açıklanmalıdır.
Her anlaşmazlık, kullanım hakkının tek taraflı sona erdirilmesi anlamına gelmez. Diğer eşin kararı gözden geçirme istemi mahkemeye yöneltilir; anahtarın değiştirilmesi veya konuta erişimin kişisel kararla engellenmesi yargısal incelemenin yerine geçmez. Yeni gelir, yeni barınma imkânı veya aile düzenindeki değişikliğe dayanılıyorsa bunların gerçekliği belgeyle ortaya konur. Mahkeme, değişikliğin ilk kararın gerekçeleriyle ilişkisini ve tarafların güncel durumunu değerlendirir.
Kiralık konutta sözleşmede adı olmayan eş kalabilir mi?
TMK m. 254’ün son fıkrası, eşlerin konutta kirayla oturmasını ayrıca düzenler. Hâkim gerektiğinde kiracı sıfatını taşımayan eşin konutta kalmasına karar verebilir. Böylece kira sözleşmesinde yalnız diğer eşin adının yazması, kullanımın o eşte kalmasının değişmez koşulu olarak kabul edilmez. Ancak bu hüküm ev sahibinin sözleşmeden doğan haklarını ortadan kaldırmaz.
Kanun, kiralayanın haklarını güvenceye almak için gerekli düzenlemenin iptal veya boşanma kararıyla birlikte resen yapılmasını öngörür. Kira sözleşmesi, bedel, ödeme durumu, güvence ve taraf bilgileri bu nedenle dosyaya sunulur. Mahkemenin kararı kira ilişkisinin gerçek içeriği üzerinden kurulmalıdır. Konutta kalacak eşin belirlenmesiyle kira bedelinin veya diğer sözleşme hükümlerinin kendiliğinden ve sınırsız biçimde değiştiği sonucu çıkarılamaz.
Ev eşyasının kullanımı mülkiyet paylaşımından ayrılır
TMK m. 254 ev eşyasını kullanmaya hangi eşin devam edeceğini de kapsar. Kullanım için bırakılan eşyanın mülkiyeti, sırf bu nedenle kesin olarak aynı eşe geçmiş sayılmaz. Paylaşmalı mal ayrılığı kapsamında hangi değerlerin paylaşılacağı ve bir mal üzerinde kimin hak sahibi olduğu, kullanım düzeniyle bağlantılı fakat ayrı değerlendirmedir.
Eşyalar genel ifadeyle yazıldığında teslim ve iade sırasında uyuşmazlık çıkar. Mobilya, beyaz eşya veya başka ev eşyası için ayırt edici bir liste hazırlanması, kullanım hakkının kapsamını belirler. Bir eşin kişisel kullanım eşyaları ile ailenin ortak kullanımındaki değerler aynı listede gerekçesiz biçimde birleştirilmez. Boşanmada ev eşyalarının aidiyeti konusundaki inceleme mülkiyet ve alacak hesabını; bu madde ise karar sonrasında kullanımın devamını açıklar.
Konut kredisi ve ortak giderler ayrıca açıklığa kavuşturulur
Konutta kalma hakkının belirlenmesi, konut kredisi sözleşmesindeki borçluyu kendiliğinden değiştirmez. Bankaya karşı borç ilişkisi ile eşler arasındaki kullanım düzeni farklıdır. Mahkemeye sunulan anlaşmada bir eşin belirli ödemeleri üstlenmesi kararlaştırılmışsa bunun taraflar arasındaki etkisi ve alacaklıya karşı durumu ayrı incelenmelidir.
Aidat, kullanım giderleri, abonelik bedelleri ve bakım harcamaları için de karar veya anlaşmanın kapsamı okunur. Evin kullanımını bırakmakla bütün geçmiş borçların diğer eşe geçtiği varsayılmaz. Giderlerin hangi döneme ve hangi hukuki ilişkiye ait olduğu belirlenir. TMK m. 254, kiralayanın haklarının güvenceye alınmasını açıkça öngörürken bütün diğer alacaklılar için otomatik borç devri kuralı kurmaz. Parasal yükümlülüklerin ayrıca yazılması uygulamada belirsizliği azaltır.
Dosya hazırlığında ortak ve kişisel ihtiyaçlar belgelenir
Başvuru için mal rejimi sözleşmesi, evlilik ve boşanma dosyası bilgileri, tapu kaydı veya kira sözleşmesi, konutun fiilî kullanım belgeleri ve eşyaların listesi birlikte hazırlanır. Tarafların gelir ve barınma olanaklarına ilişkin kayıtlar, hâkimin hakkaniyet değerlendirmesinin somut dayanağını oluşturur. Çocukların ihtiyaçları da uygun belgelerle açıklanır.
Dosyada hak, taşınmaz, süre ve kullanım kapsamı ayrı başlıklar altında gösterilmelidir. Mahkemeden yalnız genel olarak evin bırakılmasını istemek, kullanım mı mülkiyet mi talep edildiğini belirsizleştirebilir. Kararın alınmasından sonra süre, tapu bildirimi, kira düzenlemesi ve eşya kapsamı kontrol edilir. Paylaşmalı mal ayrılığına özgü bu çerçeve, ölüm hâlinde sağ kalan eşe ilişkin m. 255’ten de ayrıdır; boşanma dosyasında ölüm için düzenlenmiş mahsup ve mülkiyet hükümleri uygulanmaz.
Paylı konutun mülkiyetini istemek ayrı bir talep gerektirir
TMK m. 248, paylaşmalı mal ayrılığı sona erdiğinde paylı mülkiyetteki bir malın üstün yararı bulunan eşe verilmesini ayrıca düzenler. Bu hükümde üstün yararı ileri süren eşin bunu ispatlaması ve diğer eşe payının ödeme günündeki karşılığını vermesi gerekir. Bu nedenle evde kalmak isteyen eşin mülkiyetin kendisine geçirilmesini de isteyip istemediği açık olmalıdır. Kullanım için bırakılan ev, yalnız kullanım kararı nedeniyle tek eşin mülküne dönüşmez.
Konut üzerinde önceden paylı mülkiyet bulunması ile paylaşılacak malın yalnız bir eş adına kayıtlı olması aynı hukuki başlangıç değildir. Tapu kaydı önce bu ayrımı ortaya koyar. Üstün yarar talebi kurulacaksa konutun eş açısından özel işlevi ve diğer payın nasıl karşılanacağı açıklanır. Kullanım hakkı talebi kurulacaksa m. 254’teki ekonomik ve sosyal durum, çocukların menfaati ve süre değerlendirmesi yapılır. İki talebin şartları birbirinin yerine yazılamaz.
Ayrıca m. 253 uyarınca paylaşımda aynen paylaştırma esas olup olanak bulunmadığında bedelle denkleştirme yapılır. Bu parasal tasfiye hesabının sonuçlanması, konutun hangi eş tarafından kullanılacağının bütün ayrıntılarını kendiliğinden çözmez. Dosyada mülkiyetin paylaşılması, bedel alacağı ve geçerli kullanım düzeni ayrı ayrı gösterildiğinde aynı değerin iki kez talep edilmesi veya geçici kullanımın nihai tapu hakkı sanılması önlenir. Her talebin dayandığı kanun maddesi ve istenen sonucu açık yazmak, kararın hem anlaşılmasını hem uygulanmasını kolaylaştırır.
Sık sorulan sorular
Her boşanmada TMK m. 254 uygulanır mı?
Hayır. Bu hüküm paylaşmalı mal ayrılığı rejiminin boşanma veya evliliğin iptaliyle sona ermesine ilişkindir. Eşlerin hangi rejime tabi olduğu önce sözleşme ve tarihlerle belirlenir.
Konut tapuda eşimin adına ise kullanım isteyebilir miyim?
Tapu kaydı tek başına sonucu belirlemez. Rejim, konutun ortak kullanıma özgülenmesi ve paylaşma kapsamı ile m. 254’teki anlaşma veya hâkim kararı koşulları birlikte incelenir.
Hâkim çocukları dikkate almak zorunda mı?
Kanun, varsa çocukların menfaatlerini açıkça değerlendirme ölçütü sayar. Eğitim, bakım ve sağlık ihtiyaçlarının somut biçimde ortaya konulması bu incelemeyi destekler.
Konutta kalma hakkı ömür boyu mu sürer?
Kanun genel bir ömür boyu kullanım hakkı tanımaz. Hâkim kararında süreyi belirler; aksine karar yoksa hak bu sürenin bitiminde kendiliğinden sona erer.
Anlaşmayla aldığım kullanım hakkını tapuya yazdırabilir miyim?
TMK m. 254, anlaşmayla konutta kalma hakkını elde eden eşe tapu kütüğüne şerh isteme yetkisi verir. Taşınmaz ve hakkın kapsamı belgede açık olmalıdır.
Tapu şerhi beni malik yapar mı?
Hayır. Kullanım hakkının şerhi mülkiyet devri değildir. Malik olma talebi için ayrıca uygulanabilir hukuki dayanak ve gerekli işlem koşulları bulunmalıdır.
Kira sözleşmesinde adım yoksa evde kalamaz mıyım?
Hâkim gerektiğinde kiracı sıfatı taşımayan eşin kalmasına karar verebilir. Aynı kararda kiralayanın sözleşmeden doğan haklarını güvenceye alan gerekli düzenleme yapılır.
Eşimin durumu değişirse kararı kendim sona erdirebilir miyim?
Hayır. Süre dolmadan yararlanan tarafın durumunda değişiklik olduğunda diğer eş mahkemeden kararın gözden geçirilmesini ister. Kişisel müdahale mahkeme kararının yerine geçmez.
Dava sırasında bana bırakılan ev boşanma sonrasında da bende kalır mı?
Geçici barınma önlemi ile m. 254’e göre karar sonrasındaki kullanım farklıdır. Nihai kullanım düzeninin dayanağı, süresi ve kapsamı ayrıca kararda veya anlaşmada belirlenmelidir.
Kullanımı bana bırakılan beyaz eşyalar artık benim mi olur?
Kullanım hakkı tek başına mülkiyeti devretmez. Eşyaların aidiyeti ve mal rejimi paylaşımı ayrıca incelenir; kullanım kararı hangi eşyanın hangi süreyle kullanılacağını düzenler.
Dosyanın hazırlanması ve büro iletişimi
Mersin’de paylaşmalı mal ayrılığına ilişkin konut talebi hazırlanırken tapu veya kira kaydı ile rejim sözleşmesinin birlikte incelenmesi gerekir. Konut ihtiyacı, çocukların günlük düzeni ve istenen süre somut belgelerle aile mahkemesine açıklanır.
Resmî kaynaklar ve ilgili kanun maddeleri
- 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu – güncel resmî metin: m. 169, 194, 202–205, 248, 250, 253–255.
Kaynak kontrol tarihi: 24 Ekim 2026. İlgili hükümler yazıda belirtilen kapsam ve koşullarıyla ele alınmıştır.
İstanbul ve Mersin ofisleri
İstanbul · Polaris Plaza
Maslak Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No:21, Kat:9, 34475 Sarıyer/İstanbulMersin · Profit İş Merkezi
İhsaniye Mahallesi, 4903. Sokak, Profit İş Merkezi No:23, Kat:3, Daire:14, 33070 Akdeniz/MersinHukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
