B&KBakırcı & KeskinHUKUK BÜROSU
TR
TürkçeEnglishDeutschРусскийالعربية中文
Menü

Temsilcinin Kendi Adına Tescil Ettirdiği Markanın Devri: SMK 10

Marka sahibinin izni olmadan aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer markayı kendi adına tescil ettiren ticari vekil ya da temsilciye karşı, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.10 uyarınca tescilin devri istenebilir. Temsilcinin haklı bir sebebinin bulunmaması gerekir. Marka sahibi ayrıca kullanımın yasaklanmasını talep edebilir. Bu yolun amacı, temsil ilişkisi içinde başkasına ait marka üzerinde elde edilen tescilin gerçek hak sahibine geçirilmesidir. Tescil edilmiş markayı sicilden sildirme talebiyle aynı sonucu doğurmaz.

SMK 10 uyarınca ticari temsilci adına izinsiz tescil edilmiş markanın devri süreci
Temsilci tesciline karşı marka sahibinin hukuki yolu

SMK 10 hangi uyuşmazlığı çözer?

Distribütörlük, acentelik veya temsil ilişkisi yürütülürken marka başvurusunun ticari ilişki içindeki kişinin adına yapıldığı sonradan anlaşılabilir. Böyle bir dosyada ilk soru, sicilde kimin adının yazdığı kadar, markanın kime ait olduğu ve başvuruyu yapanın hangi yetkiyle hareket ettiğidir. SMK m.10, izinsiz ve haklı sebep olmaksızın temsilci adına gerçekleştirilen tescil için özel bir talep imkânı sağlar. Uyuşmazlık, sıradan bir marka benzerliği incelemesinden daha fazla unsur içerir.

Kanun, marka sahibinin mahkemeden kullanımın yasaklanmasını ve tescilin kendisine devrini istemesine imkân tanır. Hak sahibinin amacı markanın kendi adına korunmaya devam etmesiyse devir talebi açıkça kurulmalıdır. Sadece başvurunun kötü niyetli olduğunu anlatmak, istenen hukuki sonucu belirlemeye yetmez. Dava dilekçesinde hangi tescilin devrinin, hangi kullanımın durdurulmasının istendiği ayrı gösterilir. Mahkemenin incelemesi, kanuni şartlar ve ileri sürülen somut olaylar üzerinden yapılır.

Her bayi veya satıcı ticari temsilci sayılır mı?

Bir işletmeden ürün satın alınması, tek başına o işletmenin markalarını kendi adına tescil ettirme yetkisi vermez. Bununla birlikte her satıcının SMK m.10 bakımından aynı temsil ilişkisi içinde bulunduğu da varsayılamaz. Tarafların sözleşmesi, ticari ilişki içindeki görevleri, markaya erişimin sebebi ve markayı kimin hesabına kullandıkları incelenmelidir. Sözleşmenin kapağında bulunan distribütör, bayi, danışman veya temsilci sıfatı, ilişkinin bütün hukuki özelliklerinin yerine geçmez.

Bu incelemede pazara giriş çalışmaları, ürün tanıtımının kimin talimatıyla yürütüldüğü, marka örneklerinin kimden alındığı ve tescil işleminin kimin menfaatine planlandığı önem taşır. Başvuru sahibi yalnız ticari çevreden markayı bilen bağımsız bir üçüncü kişiyse, diğer ret veya hükümsüzlük sebepleri değerlendirilir; temsil ilişkisi mevcutmuş gibi anlatılmaz. Genel ticari yetki kavramıyla marka tesciline ilişkin özel uyuşmazlığın ayrılması, doğru dava sebebinin seçilmesini sağlar.

Kullanma izni ile kendi adına tescil izni farklıdır

Markayı ambalaj, katalog, mağaza veya reklamda kullanmaya ilişkin izin, temsilcinin marka tescilini kendi malvarlığına geçirmesine otomatik izin anlamına gelmez. Sözleşmedeki yetkinin konusu okunmalıdır. Başvuru işlemlerini yürütmek, masrafı ödemek ve marka adına işlem takibi yapmak da kendi adına tescil konusunda ayrı bir yetki verildiğini tek başına göstermez. Dosyada izin tartışması bu ayrımlar üzerinden yürütülür; sözleşmenin yalnız başlığına bakılarak sonuç çıkarılmaz.

Öte yandan marka sahibinin gerçekten verdiği bir izin saklanmamalıdır. Sözleşmenin tüm ekleri, sonraki değişiklikler ve yetki açıklamaları beraber incelenir. Marka sahibi adına başvuru yapılması için gönderilen talimatla temsilci adına tescile açıkça izin veren belge farklıdır. İznin kapsamı, süresi ve hangi işaretleri kapsadığı belirlenmelidir. Lisans ilişkisi ayrıca mevcutsa marka lisans sözleşmesinin hukuki kapsamı da dosyada dikkate alınır.

Markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olması

SMK m.10’un kullandığı ölçüt, her türlü benzerliği kapsayan sınırsız bir ifade değildir. Davacının markasıyla temsilci adına tescil edilen işaretin aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olması aranır. Karşılaştırmada tescil örnekleri okunabilir biçimde dosyaya sunulmalıdır. Ticari ilişkide kullanılmış logo ile sonradan tescil edilmiş logo arasında değişiklik varsa bu değişiklik gizlenmeden gösterilir. Bütün markaların yalnız ortak bir kelime üzerinden eşit olduğu ileri sürülmez.

Karıştırılma ihtimali temelli SMK m.6/1 incelemesiyle temsilci tesciline ilişkin özel ölçüt birbirine karıştırılmamalıdır. Dosyada farklı hukuki nedenler bulunuyorsa her neden kendi unsurlarıyla açıklanır. Mal ve hizmet listeleri, başvuru tarihleri ve hak sahipliği kayıtları da aynı karşılaştırmanın parçalarıdır. Bu bilgiler tamamlanmadan devir talebinin kapsamı sağlıklı kurulamaz. İlgili diğer itiraz sebepleri nispi ret nedenleri rehberinde ayrı ele alınmıştır.

Haklı sebep iddiası nasıl incelenir?

Madde, temsilcinin haklı bir sebebinin bulunmaması şartını açıkça içerir. Bu nedenle izinsiz tescil iddiası ileri sürülürken karşı tarafın hangi açıklamaya dayandığı araştırılmalıdır. Tarafların marka üzerinde farklı bir paylaşım düzeni kurduğu, tescil için açık bir anlaşma bulunduğu veya davacının hak sahipliği iddiasının doğru olmadığı savunmaları aynı şey değildir. Her savunma, ilişki tarihçesi ve dayanak belgeleriyle karşılaştırılır. Hiçbir savunmanın yalnız ileri sürülmüş olması kabul edildiği anlamına gelmez.

Temsilcinin yaptığı reklam harcaması veya ödediği başvuru ücretiyle markanın kime ait olduğu da ayrı meselelerdir. Masraf alacağı bulunduğu iddiası, marka tescilinin hangi kişi adına yapılması gerektiği sorusunu kendiliğinden çözmez. Bununla birlikte tarafların bu giderleri nasıl kararlaştırdığı ve marka konusunda neyi kabul ettiği sözleşmeden okunmalıdır. Dosyada haklı sebebin bulunmadığı sonucu, karşı tarafın gerçek iddiaları değerlendirilmeden hazır bir kalıp olarak kullanılmamalıdır.

Başvuru aşamasındaki itiraz ile tescil sonrası devir

Marka henüz başvuru aşamasındaysa SMK m.6/2 ve m.18 birlikte değerlendirilir. Marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı sebep bulunmadan ticari vekil veya temsilci tarafından yapılan ilgili başvuruya itiraz edilebilir. Yayıma itiraz süresi, başvurunun Bültende yayımlanmasından itibaren iki aydır. Gerekçelerin sunulması, ücretin ödenmesi ve ödeme bilgisinin Kuruma verilmesi bakımından kanundaki koşullar izlenir. Başvurunun sadece sistemde görünmesiyle Bülten yayım tarihi aynı kabul edilmez.

Tescil tamamlandıktan sonra m.10 kapsamındaki devir istemi mahkemeye yöneltilir. Önceki idari itirazın süresinin kaçırılması, başka hukuki yolların bütün şartlarıyla birlikte incelenmesi ihtiyacını ortadan kaldırmaz. Buna karşılık mahkemeye başvuru hazırlanıyor diye açık bir idari itiraz süresi gereksiz görülmemelidir. İdari aşamanın ayrıntısı marka başvurusuna itiraz süresi rehberinde açıklanmıştır. Bu yazının odağı, gerçekleşmiş temsilci tescilinin devridir.

Hükümsüzlük istemekle markanın devrini istemek aynı mı?

SMK m.25, mutlak veya nispi ret nedenlerine rağmen tescil edilmiş markanın hükümsüzlüğünü düzenler. Hükümsüzlük, markanın hukuki varlığını hedefler. SMK m.10’daki devir ise uyuşmazlık konusu tescilin hak sahibi lehine geçirilmesini amaçlar. Hükümsüzlük kararı verilmesi, aynı tescilin davacı adına otomatik olarak kaydedildiği anlamına gelmez. İşletmenin ticari hedefi markayı kullanmayı sürdürmekse bu fark, dava açılmadan önce değerlendirilmelidir.

Talep sonucu, açıklamalardan bağımsız ve açık olmalıdır. HMK m.26 gereğince hâkim, kanuni istisnalar dışında tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır. Yalnız sicilden silme istenen bir dilekçeyle kendiliğinden devir kararı elde edileceği varsayılmamalıdır. Devir, kullanım yasağı ve varsa diğer taleplerin birlikte veya hangi ilişki içinde ileri sürüleceği dosyaya göre kurulmalıdır. Karşılaştırma için marka hükümsüzlüğü davası ayrıca incelenebilir.

İspat dosyasının merkezinde hangi belgeler bulunur?

Önce marka sahipliğinin dayanakları toplanır: Önceki tesciller, başvurular, markanın oluşturulmasına ve kullanımına ilişkin belgeler ile varsa devir zinciri. Sonra taraflar arasındaki ilişkiyi gösteren sözleşme, ek protokol ve yetkilendirmeler incelenir. Son bölümde temsilci adına yapılmış başvurunun ve tescilin sicil kayıtları yer alır. Belgeler, yalnız sayıca çok olmaları için dosyaya konulmaz; her belgenin hangi kanuni unsuru desteklediği açıklanır.

Kronolojide ilişkiye başlama, markanın temsilciye tanıtılması, başvuru talimatı, temsilci adına başvuru, Bülten yayımı, tescil ve uyuşmazlığın öğrenilmesi tarihleri ayrılır. Bir belgenin düzenleme tarihiyle gönderilme tarihi birbirine karıştırılmaz. İmzalı sözleşme ile imzasız taslak ayrı tutulur. Sonradan hazırlanmış bir açıklama, geçmişte verilmiş talimat gibi sunulmaz. Bu düzen, tarafların marka konusunda ne bildiğinin ve hangi aşamada neye izin verdiğinin incelenmesini kolaylaştırır.

E-postalar, elektronik dosyalar ve mesajlar bakımından HMK m.199’daki belge kavramı dikkate alınır. Kaynağı ve bütünlüğü tartışılan bir ekran görüntüsü, içeriğinin doğruluğunu kendiliğinden kesinleştirmez. Yazışmanın öncesi, sonrası ve ekleri korunmalıdır. İspat yükü ise HMK m.190 ile varsa özel hükümler çerçevesinde belirlenir. Karşı tarafın ticari hesabına izinsiz erişmek gibi hukuka aykırı yöntemler, delil hazırlama işlemi olarak gösterilemez.

Dava sürerken tescilin başkasına devri nasıl ele alınır?

Sicilde temsilci adına kayıtlı markanın üçüncü kişilere devredilmesi veya üzerinde başka işlemler yapılması, dava konusunun korunmasını gündeme getirir. Dava açılması tek başına sicile bütün işlemleri yasaklayan otomatik bir kayıt koymaz. Talep edilen geçici korumanın kapsamı ve gerekliliği mahkemeye açıklanmalıdır. Yalnız genel bir endişe yazmak yerine, hakkın elde edilmesini zorlaştıracak somut işlem veya davranışlar gösterilmelidir.

HMK m.389-390, uyuşmazlık konusu hakkın korunması ve yaklaşık ispat için temel kuralları içerir. Kullanımın tecavüz niteliğinde olduğu iddiasına dayanan tedbirde SMK m.159 da değerlendirilir. Devir yasağı, belirli kullanımların durdurulması veya başka bir önlem isteniyorsa talebin hangi riski karşılayacağı yazılır. Mahkeme uygun görmedikçe tedbir uygulanmış sayılmaz. Verilen kararın kapsamı, uygulanması ve kanuni takip işlemleri ayrıca izlenmelidir.

Görevli mahkeme ve yer bakımından yetki

SMK m.156/1 uyarınca bu Kanundan doğan hukuk davalarında fikrî ve sınai haklar hukuk mahkemesi görevlidir. İhtisas mahkemesinin bulunmadığı yerlerde, görevli asliye hukuk mahkemesi ve yargı çevresi yürürlükteki görevlendirmeye göre belirlenir. Ticari ilişki içinde doğmuş her uyuşmazlığın yalnız bu nedenle asliye ticaret mahkemesinde açılacağı düşüncesi doğru değildir. Talebin sınai mülkiyet hukukundaki niteliği ve özel görev kuralı esas alınmalıdır.

Sınai mülkiyet hakkı sahibinin üçüncü kişilere yönelttiği davalarda m.156/3, davacının yerleşim yeri ile hukuka aykırı fiilin veya etkilerinin gerçekleştiği yer bağlantılarını düzenler. Türkiye’de yerleşim yeri bulunmayan davacı için m.156/4 ayrıca incelenir. Kurum kararına karşı dava ile temsilciye yöneltilen devir davası aynı değildir. Ankara’daki Kurumun sicili tutması, temsilciye karşı açılacak her davanın koşulsuz olarak Ankara’da açılmasını gerektirmez.

Yabancı marka sahibi Türkiye’deki tescili geri isteyebilir mi?

SMK m.3, Türk vatandaşlarının yanında Kanunda belirtilen yabancı gerçek ve tüzel kişilerin de korumadan yararlanmasını düzenler. Yurt dışındaki marka sahibinin Türk distribütörüyle yaşadığı uyuşmazlık, yalnız yabancı olması nedeniyle m.10 dışında kalmaz. Bunun için korumadan yararlanma şartları, hak sahipliği, temsil ilişkisi ve tescilin koşulları birlikte ortaya konulur. Yabancı ülkedeki tescil belgesiyle Türkiye’deki sicil kaydı birbirinin yerine kullanılamaz.

Yabancı şirketin güncel unvanı, temsil yetkisi ve marka üzerindeki hakları belgelerde tutarlı olmalıdır. Farklı ülkelerdeki grup şirketleri aynı tüzel kişi gibi gösterilmez. Türkiye’de dava açılmasıyla TÜRKPATENT nezdinde temsil ve işlem yapılması da farklı usuli konulardır. Evrakların dili, düzenlendiği ülke ve kullanılacağı işlem doğrultusunda çeviri ve tasdik gereksinimleri belirlenir. Her yabancı belge için aynı tasdik yolunun zorunlu olduğu şeklinde genel bir kural kurulmaz.

Süre, arabuluculuk ve para talepleri

SMK m.10 kendi içinde ayrı bir iki aylık dava süresi koymaz. Buna rağmen hak arama süresinin sınırsız olduğu sonucuna varılamaz. SMK m.157, özel hukuk taleplerinde Türk Borçlar Kanunu’nun zamanaşımı hükümlerine gönderme yapar. Talebin türü, hakkın niteliği ve olayın tarihleri birlikte değerlendirilmelidir. SMK m.25/6’daki beş yıllık sessiz kalma düzenlemesi hükümsüzlük bağlamındadır; bu hüküm bütün marka taleplerinin tek ve ortak süresi gibi sunulmaz.

Yalnız tescilin devri ve kullanımın yasaklanması ile ayrıca para ödenmesi istenen dava aynı dava şartı incelemesine tabi değildir. TTK m.5/A, kapsamdaki konusu bir miktar para olan alacak, tazminat ve maddede sayılan diğer ticari davalar için dava öncesi arabuluculuk öngörür. Talepler birlikte ileri sürülecekse her talep ve birleşmenin etkisi ayrıca incelenir. Bütün marka davalarının arabuluculuktan muaf veya hepsinin zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu şeklinde genelleme yapılmaz.

Taraflar anlaşırsa devir nasıl düzenlenir?

Uyuşmazlığın anlaşmayla çözülmesinde yalnız markanın daha sonra devredileceğinin yazılmasıyla işlemin tamamlanması birbirinden ayrılır. SMK m.148/4, hukuki işlemlerde yazılı şekli; devir sözleşmelerinde noter tarafından onaylanmış şekli öngörür. Aynı maddenin sicile kayıt hükümleri de izlenmelidir. Bir e-posta içinde tarafların anlaşmaya yakın olduğunu belirtmesi, bütün geçerlilik ve sicil işlemlerinin kendiliğinden tamamlandığı anlamına gelmez. İlgili tescil numarası ve devrin kapsamı açıkça gösterilir.

Anlaşmada kullanılacak işaretler, tescilin kapsadığı mal ve hizmetler, mevcut lisanslar ve başkaca hak kayıtları incelenmelidir. Marka hakkının devriyle alan adı, sosyal medya hesabı, müşteri listesi veya işletmenin bütün varlıkları otomatik olarak devredilmiş sayılmaz. Bunların devri de isteniyorsa ayrı hukuki ve teknik işlemler belirlenir. Mahkeme kararına dayanan sicil işlemi ise taraflar arasındaki sözleşmesel devirden ayrılır; hükmün kapsamı ve uygulanma koşulları esas alınır.

Temsilcilik sözleşmesinin feshi markayı kendiliğinden devreder mi?

Distribütörlük veya temsilcilik sözleşmesinin sona ermesi, sicildeki marka sahibini tek başına değiştirmez. Sözleşmenin feshiyle kullanım yetkisinin devam edip etmediği ve tescilin kimin adına bulunması gerektiği ayrı hukuki sorulardır. Davacı, sözleşmeyi feshettiğini gösteren belgenin yanında m.10’daki şartları da ortaya koymalıdır. Başvurunun yapıldığı tarihteki yetkilendirme ile fesih sonrasındaki davranışlar kronolojide birbirinden ayrılır. Sonraki bir anlaşmazlık, geçmişte geçerli biçimde verilmiş izni yokmuş gibi göstermeye gerekçe oluşturmaz.

Sözleşmede ilişki bitince markanın devredileceğine ilişkin özel hüküm varsa bu hüküm de dosyada değerlendirilir. Sözleşmeden doğan devir borcu ile doğrudan SMK m.10’a dayanan istem aynı hukuki sebep olarak sunulmaz. Her ikisinin tartışıldığı uyuşmazlıkta, hangi talebin hangi olgulara dayandığı açıkça yazılır. Ürün stoklarının akıbeti, ödenmemiş komisyonlar ve dağıtım bölgesinin yeniden düzenlenmesi ise marka sahipliği tartışmasının dışında kalan ayrı hesap ve sözleşme sorunları doğurabilir.

Birden fazla marka tescili bulunduğunda dosya nasıl ayrılır?

Taraflar arasındaki tek ticari ilişki sırasında farklı kelime, logo veya birleşik işaretler için birden fazla tescil yapılmış olabilir. Devir talebinde her kayıt kendi numarası, başvuru tarihi, tescil sahibi ve kapsamıyla gösterilmelidir. Bir markaya ilişkin yetki belgesi, başka bütün işaretler için aynı izni verdiği varsayılarak kullanılmaz. Davacıya ait olduğu ileri sürülen işaret ile davalı adına tescil edilmiş örnek her kayıt bakımından eşleştirilir. Aynı şirketin portföyündeki bütün markalar uyuşmazlık konusuymuş gibi talep kurulmaz.

Bu ayrım, dava sonucunun uygulanmasını da doğrudan etkiler. Sicile yönelik hüküm, hangi tescil üzerinde hangi işlemin yapılacağını anlaşılır biçimde göstermelidir. Dosyada bazı kayıtlar yönünden uzlaşılması, diğer kayıtlar hakkında da çözüm sağlandığı anlamına gelmez. Devam eden başvurular, tamamlanmış tesciller ve ayrı kişiler adına kayıtlı işaretler için izlenecek yol aynı olmayabileceğinden, başvuru öncesinde portföyün işlem bazında çıkarılması gerekir. Kayıt listesi hukuki değerlendirmenin yerine geçmez; değerlendirmeyi doğru tescile bağlar.

Sicil sonucunun kontrolü ve ticari ilişkinin düzenlenmesi

Devir kararı veya geçerli anlaşma sonrasında, ilgili işlemin sicilde nasıl sonuçlandığı kontrol edilmelidir. Hak sahibinin unvanı, markanın örneği ve mal veya hizmet kapsamı karşılaştırılır. Yalnız bir başvurunun iletilmiş olması, kaydın tamamlandığını göstermez. Devam eden kullanım, lisans, ambalaj ve tanıtım faaliyetleri de elde edilen hukuki sonuca uygun hâle getirilir. Bir tescile ilişkin çözüm, aynı kişiler arasındaki incelenmemiş diğer marka kayıtlarını kendiliğinden kapsamaz.

Yeni ticari ilişkilerde başvurunun hangi kişi adına yapılacağı, kimin işlem takip edeceği ve marka belgelerinin kime teslim edileceği sözleşmede açık yazılmalıdır. Başvuru ücretini karşılayan kişiyle marka sahibinin farklı olması ayrıca belirtilir. Tescil sonrasında sicil düzenli kontrol edilir. Böylece ticari temsil görevi, markayı temsilcinin kendi adına sahiplenme yetkisiyle karıştırılmaz; uyuşmazlık doğduğunda izin ve hak sahipliğine ilişkin temel belgeler hazır bulunur.

Sık sorulan sorular

Distribütör markayı kendi adına tescil ettirdiyse devir istenebilir mi?

SMK m.10’daki temsil ilişkisi, hak sahipliği, izin bulunmaması, haklı sebebin yokluğu ve işaretler arasındaki özel benzerlik şartları sağlanıyorsa mahkemeden devir istenebilir. Distribütör sıfatı tek başına bütün şartların gerçekleştiğini kanıtlamaz.

Markayı kullanma izni kendi adına tescil yetkisi de verir mi?

Kullanma izni ile temsilcinin kendi adına tescil yaptırmasına verilen izin farklıdır. Sözleşmenin kapsamı, ekler ve başvuru talimatları birlikte incelenir. Reklam veya satış izninden otomatik tescil yetkisi çıkarılamaz.

Başvuru ücretini temsilcinin ödemesi marka sahipliğini gösterir mi?

Ücretin ödenmesi tek başına markanın kime ait olduğunu belirlemez. Ödemenin hangi anlaşma kapsamında yapıldığı ve tescil için kimin adına hareket edilmesinin kararlaştırıldığı incelenmelidir.

Henüz tescil yoksa SMK 10 davası mı açılır?

Başvuru aşamasında SMK m.6/2 ve m.18 kapsamındaki idari itiraz incelenir. Bülten yayımından itibaren iki aylık süre takip edilir. SMK m.10 ise temsilci adına gerçekleşmiş tescile ilişkin devir ve kullanım yasağını düzenler.

Hükümsüzlük kararı markayı otomatik olarak bana geçirir mi?

Hayır. Hükümsüzlük tescilin hukuki varlığını hedefler; devir ise tescilin hak sahibi lehine geçirilmesini amaçlar. Devir isteniyorsa bu sonuç, dayanaklarıyla birlikte açıkça talep edilmelidir.

Temsilcilik sözleşmesinin feshi sicili kendiliğinden değiştirir mi?

Hayır. Sözleşmenin sona ermesi sicildeki marka sahibini otomatik değiştirmez. SMK m.10 şartları veya sözleşmeden doğan ayrı devir borcu değerlendirilir; uygun hukuki ve sicil işlemleri tamamlanır.

Dava açılınca temsilcinin markayı devretmesi otomatik engellenir mi?

Dava açılması tek başına bütün sicil işlemlerini yasaklamaz. Uyuşmazlık konusu hakkın korunması için istenen tedbir, risk ve delilleriyle mahkemeye sunulur. Önlemin uygulanması mahkemenin vereceği karara bağlıdır.

Yabancı şirket Türkiye’deki temsilcisine karşı bu hakkı kullanabilir mi?

SMK m.3 kapsamında korumadan yararlanan yabancı hak sahibi, m.10’un koşullarını ortaya koyarak talepte bulunabilir. Yabancı tescil, Türkiye’deki tescil, şirket kimliği ve temsil ilişkisi ayrı belgelerle gösterilmelidir.

Devir davası için de iki aylık itiraz süresi mi vardır?

İki aylık süre SMK m.18’deki Bülten yayımına itiraz süresidir. SMK m.10 aynı süreyi dava süresi olarak koymaz. Devir ve diğer taleplerin süre değerlendirmesi, SMK m.157 ve ilgili hükümlerle ayrıca yapılır.

Anlaşarak marka devri yaparken şekil şartı var mı?

Evet. SMK m.148/4 uyarınca devir sözleşmesinin noter tarafından onaylanmış şekilde yapılması gerekir. Ayrıca sicil kaydı ve ilgili işlem koşulları izlenir; yalnız e-posta mutabakatıyla tüm işlemlerin tamamlandığı kabul edilmez.

İstanbul ve Mersin ofisleri

İstanbul · Polaris Plaza

Maslak Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No:21, Kat:9, 34475 Sarıyer/İstanbul

İstanbul ofisi ve randevu

Mersin · Profit İş Merkezi

İhsaniye Mahallesi, 4903. Sokak, Profit İş Merkezi No:23, Kat:3, Daire:14, 33070 Akdeniz/Mersin

Mersin ofisi ve randevu

Sorunuzu iletin



    Sorunuzu kısaca yazın. Lütfen kimlik numarası, belge veya hassas kişisel bilgi paylaşmayın. KVKK Aydınlatma Metni

    Hukuki konu hakkında iletişim

    İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

    Telefonla Araİletişim Bilgileri

    tarafından hazırlanmış, Av. Emirhan Keskin tarafından incelenmiştir.

    Yazar Bilgisi

    , Mersin Barosu 3472 sicil numarasına kayıtlıdır. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, aile, iş, gayrimenkul ve ticaret hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi sunmaktadır.

    İnceleyen: Av. Emirhan Keskin · Mersin Barosu Sicil No: 5507

    Telefon WhatsApp