Aile Yurdu Nasıl Kurulur? Tapu Şerhi, Borçlar ve Sona Erme
Aile yurdu, mahkeme izninin tapu kütüğüne şerh edilmesiyle kurulan ve taşınmazın kullanımını aile geçimi ile barınmasına bağlayan özel bir hukuki düzendir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.386–395 uyarınca konutlar ile tarıma veya sanayiye elverişli taşınmazlar bu kapsama alınır. Kuruluş, mevcut alacaklıların haklarını ortadan kaldırmaz; itiraz, rehin ve hacizler kanundaki usulle çözülmeden izin verilemez. Kurulduktan sonra devir, rehin ve kiralama yasakları uygulanır. Bu sebeple başvuru yalnız tapuya bir koruma kaydı koydurmak olarak görülmemelidir.

Aile yurdu hangi taşınmazlar için kurulabilir?
TMK m.386, konutları ve tarıma veya sanayiye elverişli taşınmazları eklentileriyle birlikte aile yurdu kapsamına alır. Düzenlemenin konusu yalnız oturulan ev değildir; ailenin üretim ve geçimini sağlayan taşınmaz da kanuni şartları taşıdığında bu yapıya girer. Bununla birlikte aileye ait her malın topluca korunacağı sınırsız bir malvarlığı havuzu kurulmaz.
Taşınmazın hukuki ve fiilî niteliği birlikte açıklanmalıdır. Tapu kaydı, üzerindeki yapılar, işletme kullanımı ve eklentilerin hangi faaliyete hizmet ettiği belirlenir. Bir makinenin taşınmazla aynı yerde bulunması, her durumda onun aile yurdunun eklentisi olduğu sonucunu doğurmaz. Kuruluş kararının kapsamı, hangi taşınmazı ve hangi ekonomik bütünlüğü ilgilendirdiği anlaşılacak açıklıkta olmalıdır.
Aile yurdu kurulması mülkiyetin bir vakfa veya yeni bir tüzel kişiye devredilmesi değildir. Malik, kanunun öngördüğü özel kullanım ve tasarruf sınırlamalarına tabi olur. Aile fertleri de sadece bu adın kullanılmasından dolayı taşınmazda ayrı ayrı mülkiyet payı kazanmaz. Mülkiyet ile aile yurdundan yararlanma aynı hukuki hak değildir.
Kuruluş kararı, taşınmazın imar durumunu veya işletme izinlerini değiştirmez. Bir yerin aile yurdu yapılması, o yerde hukuken yasak bir üretim faaliyetinin serbestleşmesini sağlamaz. Mevcut taşınmaz hakları ve kullanım düzeni, aile yurdu şartlarıyla birlikte değerlendirilir. Başvurunun ekonomik amacı ile hukuken izin verilen kullanım arasında uyum bulunmalıdır.
Büyüklük ve malikin bizzat kullanım şartı nedir?
TMK m.387, taşınmazın büyüklüğünü bir ailenin normal geçimi ve barınmasına yetecek ölçüyle sınırlar. Kanun ülke genelinde tek bir metrekare veya parasal tavan belirlemez. Bu yüzden başvuruda yalnız yüzölçümü değil, taşınmazın üretim niteliği, sağladığı geçim ve konut ihtiyacıyla ilişkisi gösterilmelidir. Kanuni ölçüt, her büyüklükte malvarlığının bu rejime sokulmasına izin vermez.
Büyüklük değerlendirmesinde taşınmaz üzerindeki rehin haklarına ve malikin diğer mallarına bakılmaz. İpotek borcu yüksek olduğu için daha büyük bir taşınmazın otomatik olarak uygun sayılması mümkün değildir. Malikin başka malı bulunması da m.387’deki büyüklük ölçüsünün yerine geçen ayrı bir aritmetik hesap oluşturmaz. Mahkeme doğrudan aile yurduna ayrılacak taşınmazın ölçüsünü inceler.
İkinci şart bizzat kullanımdır. Malik, taşınmazı veya üzerindeki tesisi kendisi işletmeli ya da konutta oturmalıdır. Yalnız başkasına kiralanmış bir taşınmazdan gelir elde etme amacı, bu şartın yerine geçtiği kabul edilerek sunulamaz. Başvuru sırasında mevcut kullanımın kim tarafından ve hangi hukuki ilişkiye dayanılarak sürdürüldüğü açıklanmalıdır.
Kanun, haklı sebeplere dayanan geçici istisnayı mahkemenin kabulüne bağlar. Malik kendi kararıyla süresiz kullanım istisnası yaratamaz. İstisna isteniyorsa haklı sebep ve geçici niteliği ortaya konulur. Mahkemenin kullanıma ilişkin bu kararı ile kuruluş sonrasında taşınmazı kiraya verme yasağı birbirine karıştırılmamalıdır; bizzat kullanım şartındaki geçici istisna, bütün tasarruf sınırlamalarını kaldıran genel izin değildir.
Aile konutu şerhi ve meskeniyet korumasından farkı nedir?
Aile konutu, TMK m.194’te eşlerin ortak yaşam alanı bakımından düzenlenir. Temel koruma, diğer eşin açık rızası olmadan belirli işlemlerin yapılamamasıdır. Aile yurdunda ise m.386–395 uyarınca ayrı bir kuruluş süreci ve daha farklı tasarruf yasakları vardır. Her iki işlemde tapuda şerh bulunması, aynı hukuki rejimin uygulanacağı anlamına gelmez.
Aile konutu şerhi başvurusu, aile konutu niteliğinin sicile yansıtılmasına ilişkindir. Aile yurdu için yalnız eşin tapu müdürlüğüne yaptığı başvuru yeterli değildir. Mahkemenin izin kararı ve bu kararın tapuya şerhi gerekir. Kuruluşun hangi kuruma dayandığı, dilekçede ve tapu talebinde doğru adlandırılmalıdır.
Meskeniyet şikâyeti ise haczedilen konutun icra hukuku bakımından korunmasına ilişkin ayrı bir başvuru yoludur. Hâline münasip evin haczi ve meskeniyet incelemesi, aile yurdu kurma dosyasının yerine geçmez. Haciz başladıktan sonra yalnız aile yurdu başvurusu yapılarak mevcut haczin kendiliğinden kaldırılması sağlanamaz; TMK m.389 mevcut hakların korunmasını açıkça emreder.
Bu ayrım başvurunun hedefini de belirler. Eşin rızası olmadan yapılacak işlem, haczedilmiş evin korunması ve taşınmazın aile yurdu olarak özgülenmesi farklı sorunlardır. Dosyada birden fazla koruma gündeme geldiğinde her birinin maddi şartı ve usulü ayrı incelenir. Bir başvurunun yapılmış olması, diğer başvurunun gerektirdiği işlemleri veya süreleri kendiliğinden tamamlamaz.
Mahkemeye başvuru ve iki aylık ilan nasıl yürür?
Aile yurdu hükümleri Türk Medeni Kanunu’nun aile hukukuna ilişkin İkinci Kitabında yer alır. 4787 sayılı Kanun m.4/1 gereğince bu kapsamdaki dava ve işler aile mahkemesinin görev alanındadır. Aile mahkemesi bulunmayan yerde aynı Kanun m.2 uyarınca belirlenen asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla görev yapar. Başvuruya mahkeme izni talebini karşılayan açık bir sonuç istemi eklenmelidir.
TMK m.388 uyarınca kuruluş öncesinde alacaklılar ve aile yurdu kurulması nedeniyle haklarının zedelenmesi ihtimali bulunan kişiler ilanla çağrılır. İtirazlarını bildirmeleri için iki ay tanınır. Bu ilan, yalnız aile bireylerinin bilgilendirilmesi değildir; taşınmazın hukuki rejimi değişirken üçüncü kişilerin haklarının incelenmesini sağlayan zorunlu aşamadır.
Taşınmaz rehniyle güvence altına alınmış alacakların sahiplerine ve hacizli alacaklılara ayrıca bildirim yapılır. Genel ilan ile bu kişilere özel bildirim birbirinin yerine geçirilmemelidir. Başvuru sahibi tapu kaydındaki rehin ve hacizleri, bunların dayandığı alacaklı ve dosya bilgilerini doğru göstermelidir. Güncel kayıt alınmadan eski tapu örneğiyle işlem yürütmek bildirim kapsamını eksik bırakır.
İki aylık süre başvurunun mutlaka iki ayda biteceği anlamına gelmez. İtirazın incelenmesi, taşınmazın şartlarının belirlenmesi ve hakların tasfiyesi ayrı işlem gerektirir. Kanun ilan süresi belirlemiştir; bütün yargılama için sabit bitiş tarihi vermemiştir. Bu nedenle başvuru takvimi hazırlanırken ilan aşaması ile mahkemenin karar vermesi farklı adımlar olarak ele alınmalıdır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.382/2-b-16, kuruluş iznini, tebliğ ve ilanı, kapanışta şerhin silinmesine izni ve bizzat kullanım şartına geçici istisnayı çekişmesiz yargı işleri arasında açıkça sayar. Bu sınıflandırma, mutlaka karşı tarafta bir davalı gösterilerek alacak davası açılması gerektiği anlamına gelmediğini ortaya koyar. Bununla birlikte ilgili alacaklıların dinlenmesi ve kanuni itirazları bu nedenle ortadan kalkmaz.
HMK m.383, çekişmesiz yargıda sulh hukuk mahkemesini ancak aksi düzenleme bulunmadığında görevli kılar; aile mahkemesine ilişkin 4787 sayılı Kanun özel görev düzenlemesidir. HMK m.385 uyarınca işin niteliğine uygun düştüğü ölçüde basit yargılama usulü uygulanır ve aksine hüküm yoksa resen araştırma ilkesi geçerlidir. Mahkemenin araştırma yetkisi, başvurucunun taşınmazı ve mevcut alacaklı kayıtlarını saklamasına veya açıklamamasına dayanak oluşturmaz. Kuruluş şartları eksiksiz ve doğrulanabilir biçimde ortaya konulmalıdır.
Alacaklı itirazı, ipotek ve haciz kuruluşu nasıl etkiler?
TMK m.389, izin verilebilmesi için hem taşınmazın aile yurdu şartlarını taşımasını hem üçüncü kişi haklarının çözümlenmesini arar. İtiraz bulunmaması tek başına taşınmazın kanuni şartları taşıdığını kanıtlamaz. İtiraz varsa bunun haklılığı incelenir. Mahkeme, yalnız malikin aileyi koruma amacını açıklamasına dayanarak alacaklıların hukuken korunan haklarını görmezden gelemez.
Süresinde itiraz eden alacaklıların ilgilerinin kesildiği ispatlanmadıkça aile yurdu kurulmasına izin verilemez. Ayrıca taşınmaz üzerindeki rehin ve hacizlerin kaldırılması gerekir. Bu şartlar nedeniyle aile yurdu, mevcut borcu taşınmazın dışına iten tek taraflı bir beyan aracı değildir. Borcun ödendiği açıklaması ile rehin veya haczin sicilden kaldırılması farklı hukuki işlemlerdir.
Kanun, itiraz eden veya rehinli alacaklının alacağı vadeye bağlı olsa bile aile yurdu kurmak isteyen borçluya hemen ödeme imkânı tanır. Buradaki erken ödeme düzeni, kuruluş önündeki alacaklı hakkının giderilmesini sağlar. Bunun varlığı, alacaklının alacağını almadan hakkından vazgeçmeye zorlanacağı anlamına gelmez. Ödemenin hangi borcu sona erdirdiği belirli olmalıdır.
Birden fazla rehin veya haciz bulunduğunda her kayıt ayrı değerlendirilir. Yalnız ilk sıradaki ipoteğin kaldırılması diğer kayıtları silmez. Tapu kaydı ile icra dosyasındaki durumun uyumlu olması gerekir. Mahkemeye sunulan ödeme ve terkin belgeleri, başvuru konusu taşınmazı ve ilgili alacaklıyı açıkça göstermelidir. Kuruluş kararı verilmeden önce hakların hangi hukuki işlemle sona erdiği denetlenebilir olmalıdır.
Aile yurdu hangi anda kurulur ve şerh neyi gösterir?
TMK m.390 açık bir kuruluş anı belirler: Mahkemenin izin kararının taşınmazın tapu kütüğüne şerh edilmesi gerekir. İzin kararının alınmış olması ile aile yurdunun sicilde kurulmuş olması aynı aşama değildir. Şerh tamamlanmadan yalnız dosyadaki karar gösterilerek bütün kuruluş sonuçlarının doğduğu varsayılamaz. Mahkeme şerh hususunu ayrıca ilan eder.
Kararda yer alan taşınmaz bilgileri ile sicildeki bilgiler birbiriyle örtüşmelidir. Ada, parsel ve bağımsız bölümün yanlış yazılması, korumanın hangi malı kapsadığına ilişkin sorun yaratır. Kuruluş başvurusunda birden fazla unsur varsa kararın kapsamı ile şerhin kapsamı birlikte incelenmelidir. Başvuru makbuzu, işlemin sicile tamamlanmış biçimde yansıdığını gösteren kayıt değildir.
TMK m.1010, aile yurdu kurulmasını kanunen şerh verilmesi öngörülen tasarruf yetkisi kısıtlamaları arasında sayar. Şerh, sonradan hak kazanacak kişilere karşı kısıtlamanın ileri sürülmesinde sicil açıklığı sağlar. Tapuda tasarruf yetkisi kısıtlaması şerhleri farklı hukuki sebeplerden doğduğundan, her kayda aynı satış veya kullanım sonucu bağlanmaz.
Aile yurdu şerhi okunurken dayanak mahkeme kararı da görülmelidir. Sicildeki kısa kayıt, kuruluşun bütün koşullarını ve ek kararları tek satırda açıklamaz. Özellikle bizzat kullanıma ilişkin geçici istisna veya daha sonraki yönetici ataması bulunuyorsa ilgili kararlar önem taşır. Tapu kaydı, yargılama dosyasının güncel hukuki durumuyla birlikte ele alınmalıdır.
Kurulan aile yurdu satılabilir, ipotek edilebilir veya kiralanabilir mi?
TMK m.391, aile yurdu hâline getirilen taşınmazın devrini, rehnedilmesini ve kiraya verilmesini yasaklar. Bu sınırlama yalnız aile fertlerinin onayının aranmasından ibaret değildir. Malik ve eşi birlikte kabul etse dahi, aile yurdu statüsü devam ederken kanundaki yasaklar yok sayılarak işlem yapılamaz. Aile konutundaki eş rızası düzeni buraya aynen taşınamaz.
Devir yasağı yalnız satış bedelinin ödenmesiyle ilgili değildir; taşınmazın başka kişiye geçirilmesine yöneliktir. Rehin yasağı da ailenin ortak bir borcu için güvence verildiği açıklamasıyla ortadan kalkmaz. Finansman veya mülkiyet değişikliği planlanırken önce yürürlükteki aile yurdu statüsü ve sona erdirme usulü değerlendirilmelidir. Taraflar arasında yapılan özel anlaşma şerhi kendiliğinden kaldırmaz.
Kira yasağı, malikin taşınmazı gelir getirici yatırım olarak serbestçe başkasına bırakmasını sınırlar. Aile yurdunun amacı ve bizzat kullanım şartı bu hükümle birlikte okunur. Taşınmazın boş kalması veya malikin başka yerde bulunması, kendiliğinden kiralama yetkisi yaratmaz. Kuruluşta kabul edilen geçici kullanım istisnasının kapsamı da kanuni kira yasağına göre incelenir.
Kanun ayrıca mahkeme eliyle yönetim hâlini saklı tutarak aile yurdu ve eklentileri hakkında cebrî icra yoluna başvurulamayacağını düzenler. Bu korumanın açıklamasında m.393’teki yönetim mekanizması atlanmamalıdır. Korunan bir kullanım düzeni bulunması, malikin borçlarının silinmesi veya alacaklıların hiçbir hukuki yolunun kalmaması anlamına gelmez.
Yoksul yakınların aile yurduna kabulü nasıl istenir?
TMK m.392, malikin yoksulluğu nedeniyle aile yurduna alınmaya muhtaç üstsoyunun, altsoyunun ve kardeşlerinin kabulü hakkında mahkeme kararı verilmesine imkân tanır. Kapsam, maddede belirtilen yakınlık ilişkileriyle belirlenmiştir. Her hısım veya aile dostu aynı hükme dayanarak aile yurduna yerleşme hakkı ileri süremez. Talepte bulunan kişinin malik ile hukuki hısımlık bağı açıklanmalıdır.
Yakınlık tek başına yeterli değildir. Yoksulluk sebebiyle yurda alınmaya ihtiyaç ve kabule engel bir durumun bulunmaması şartları birlikte incelenir. Kişinin gelirinin bulunup bulunmadığı, barınma ihtiyacı ve mevcut koşulları talebin dayandığı maddi olgulardır. Mahkeme kararı gereken bu konuda kişinin kendi kararıyla taşınmaza girip kullanım düzeni kurması hükmün öngördüğü yol değildir.
Yurda kabul, taşınmazın mülkiyetinden pay verilmesi anlamına gelmez. Kabul edilen kişinin barınması veya aile düzenine katılması ile tapuda ayni hak kazanması birbirinden ayrılır. Bu ayrım özellikle sonradan malikin ölümü ve miras paylaşımı gündeme geldiğinde önemlidir. Aile yurdunda yaşamış olmak, kanuni mirasçılık bağının yerine geçen bağımsız miras payı oluşturmaz.
Başvuruda yalnız ihtiyaç iddiası değil, kabulün mevcut aile yurdu düzeniyle ilişkisi de açıklanmalıdır. Konutun veya işletmenin hangi bölümünün kullanıldığı, yaşayan kişilerin durumu ve ileri sürülen engeller somutlaştırılır. Kanun mahkemeye değerlendirme görevi verir; bu nedenle bütün yakınların şart aranmadan kabul edileceği veya malikin hiçbir koşulda kabul yükümlülüğü bulunmadığı yönünde genel sonuç kurulamaz.
Malik borçlarını ödeyemezse aile yurdu nasıl yönetilir?
TMK m.393, malikin borçlarını ödemede acze düşmesi hâlinde aile yurdunun yönetimi için mahkemece yönetici atanmasını düzenler. Bu hüküm, aile yurdundaki cebrî icra sınırlamasının alacaklı haklarıyla nasıl bağdaştırıldığını gösterir. Mülkiyetin korunmasına ilişkin özel statü, ekonomik faaliyetin ve gelirlerin tamamen denetim dışında kalacağı anlamına gelmez.
Yönetici iki amacı birlikte gözetir: Aile yurdunun kuruluş amacına uygun işleyişi ve alacaklıların menfaatleri. Yalnız aile fertlerinin günlük tercihlerine veya yalnız en güçlü alacaklının taleplerine göre yönetim yürütülmez. Yurdun konut ya da üretim alanı oluşu, elde edilen gelir ve gerekli işletme giderleri yönetim düzeni bakımından önem taşır.
Alacaklılar haklarını aciz belgelerinin tarihleri ve iflastaki sıra esaslarına göre alır. Malik, mahkemece kurulan bu düzeni aşarak hangi alacaklıya önce ödeme yapılacağını sınırsız biçimde seçemez. Alacağın varlığı, dayandığı belge ve sırası belirlenmelidir. Aile yurdu yönetiminin başlaması, tartışmalı bir alacağın hiç incelenmeden kesinleşmesi sonucunu da doğurmaz.
Başlangıçtaki kuruluş izin dosyası ile sonradan aciz nedeniyle yönetici atanması farklı aşamalardır. Önceki dönemde borçların ödenmiş olması, daha sonra ortaya çıkan ödeme güçlüğünü hukuken önemsiz yapmaz. Yönetim kararının kapsamı, yöneticinin işlemleri ve gelirlerin hangi yükümlülüklere ayrıldığı izlenmelidir. Bu mekanizma açıklanmadan aile yurdunun bütün borçlara karşı mutlak ve koşulsuz koruma sağladığı söylenemez.
Ölümden sonra devam ve sağken sona erdirme nasıl olur?
TMK m.394’e göre malikin ölümünden sonra aile yurdunun devamı, taşınmazın mirasçılara yurt olarak geçmesini sağlayan bir ölüme bağlı tasarruf bulunmasına bağlıdır. Böyle bir tasarruf yoksa ölümle birlikte yurda ilişkin şerhin silinmesi gerekir. Mirasçıların aynı evde yaşamaya devam etmesi, eksik ölüme bağlı tasarruf şartının kendiliğinden yerine geçmesi değildir.
Bu nedenle yalnız kimin mirasçı olduğu değil, mirasbırakanın geçerli ölüme bağlı tasarrufunun içeriği de incelenir. Taşınmazı mirasçıya bırakmak ile aile yurdu niteliğiyle geçmesini düzenlemek aynı açıklıkta işlem değildir. Tasarrufun şekli, kapsamı ve miras hukukundaki sınırları kendi hükümlerine tabidir. Aile yurdu kaydı, mirasla ilgili bütün uyuşmazlıkları önceden çözmüş bir belge sayılmaz.
Malik hayattayken sona erdirme TMK m.395’te düzenlenir. Malik, tapu kaydının silinmesi için mahkemeye dilekçeyle başvurur; istem mahkemece ilan edilir. İlan tarihinden başlayarak iki ay içinde itiraz olmaz veya itirazın haksızlığı anlaşılırsa mahkeme kaydın silinmesine izin verir. Bu ikinci ilan süreci, kuruluş sırasındaki ilanla karıştırılmamalıdır.
Malikin vazgeçtiğini aile fertlerine söylemesi ya da taşınmazı satışa çıkarması şerhi kaldırmaz. Mahkeme süreci ve sicildeki terkin tamamlanmalıdır. Sonrasında yapılacak satış, ipotek veya kira işlemi için taşınmazın diğer hukuki sınırlamaları ayrıca incelenir. Aile yurdu kaydının kalkması, aynı taşınmazda bulunan başka şerhleri, üçüncü kişi haklarını veya uygulanmaya devam eden aile konutu korumasını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Sık sorulan sorular
Tapuya doğrudan başvurarak aile yurdu kurulabilir mi?
Hayır. TMK m.390 uyarınca mahkemenin izin kararı ve bu kararın tapu kütüğüne şerhi gerekir. Tapuya verilen tek taraflı dilekçe kuruluş için yeterli değildir. Alacaklıların ilanla çağrılması ve rehinli veya hacizli alacaklılara bildirim yapılması da mahkeme sürecinin parçalarıdır.
Aile yurdu yalnız konut için mi kullanılabilir?
Hayır. TMK m.386 konutların yanında tarıma veya sanayiye elverişli taşınmazların da eklentileriyle birlikte aile yurdu yapılmasına izin verir. Her durumda m.387'deki büyüklük ve bizzat kullanım koşulları uygulanır. Taşınmazın kullanımına ilişkin diğer yasal sınırlamalar devam eder.
İpotekli taşınmaz aile yurduna çevrilebilir mi?
TMK m.389 uyarınca taşınmaz üzerindeki rehin ve hacizler kaldırılmadan kuruluş izni verilemez. Ayrıca süresinde itiraz eden alacaklıların ilgilerinin kesildiği ispatlanmalıdır. Yalnız aile yurdu kurma iradesi açıklamak veya ipotek borcunun vadeli olduğunu belirtmek bu şartları ortadan kaldırmaz.
Alacaklıların itiraz süresi kaç aydır?
TMK m.388 kapsamında kuruluş öncesi ilanla çağrılan alacaklı ve ilgili kişiler, itirazlarını iki ay içinde bildirir. Rehinli ve hacizli alacaklılara ayrıca bildirim yapılır. Bu süre bütün kuruluş işlemlerinin iki ayda tamamlanacağı anlamına gelmez; itirazlar ve maddi koşullar ayrıca incelenir.
Malikin başka taşınmazı varsa aile yurdu kurulması yasak mı?
TMK m.387, aile yurduna ayrılacak taşınmazın büyüklüğünü malikin diğer mallarına ve taşınmazdaki rehin haklarına bakılmaksızın değerlendirir. Esas ölçü bir ailenin normal geçimi ve barınmasıdır. Başka malların varlığı bu özel büyüklük ölçüsünü değiştiren otomatik bir hesap oluşturmaz.
Eşlerin ikisi de kabul ederse aile yurdu satılabilir mi?
Aile yurdu statüsü devam ederken TMK m.391'in devir yasağı uygulanır. Eşlerin birlikte rıza göstermesi bu yasağı ortadan kaldırmaz. Malik sağken sona erdirme için m.395'teki mahkeme, ilan ve terkin süreci izlenmelidir. Aile konutundaki eş rızası kuralı burada yeterli değildir.
Malik geçici olarak başka yerde yaşarsa ne olur?
TMK m.387, malikin konutta oturmasını veya taşınmazı bizzat işletmesini arar. Haklı sebeplere dayanan geçici istisnayı mahkeme kabul eder. Malikin kendi kararı süresiz istisna yaratmaz. Böyle bir istisna, m.391'deki kiraya verme ve diğer tasarruf yasaklarını topluca kaldıran genel yetki değildir.
Yoksul kardeş aile yurduna alınmayı isteyebilir mi?
TMK m.392 kardeşleri kapsar. Yoksulluk nedeniyle yurda alınma ihtiyacı ve kabule engel durum bulunmaması koşulları incelenerek mahkeme karar verir. Sadece kardeşlik bağı yeterli değildir. Kabul kararı taşınmazda mülkiyet payı veya bağımsız bir miras payı kazanılması anlamına gelmez.
Aile yurdu kurulunca malikin borçları silinir mi?
Hayır. TMK m.391 cebrî icrayı mahkeme eliyle yönetim hâli saklı kalmak üzere sınırlar; borçları ortadan kaldırmaz. Malik ödeme aczine düşerse m.393 gereğince yönetici atanır. Yönetim, yurdun amacını ve alacaklıların menfaatlerini birlikte gözetir; alacaklıların sıra kuralları uygulanır.
Malik ölünce aile yurdu kendiliğinden devam eder mi?
Hayır. TMK m.394, taşınmazın mirasçılara aile yurdu olarak geçmesine ilişkin ölüme bağlı tasarruf arar. Böyle bir tasarruf bulunmuyorsa yurda ilişkin şerh silinir. Mirasçıların taşınmazda fiilen yaşamayı sürdürmesi bu şartın yerini tutmaz; ölüme bağlı tasarrufun içeriği ayrıca incelenir.
Başvuru ve dosya hazırlığı
Aile yurdu başvurusunda taşınmazın büyüklüğü ve kullanım amacı, tapudaki rehin ve hacizler, alacaklı bildirimleri ile ölüm sonrası devam düzeni birlikte ele alınır. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu, İstanbul ve Mersin ofisleri üzerinden Mersin merkezli Türkiye geneli dosya yönetiminde bu kayıtların ve kuruluş talebinin hukuki değerlendirmesini yürütür. Başvuru konusu taşınmaz ve mevcut mahkeme dosyası hakkında iletişim sayfasından bilgi iletilebilir.
Resmî kaynaklar ve mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.194, 386–395 ve 1010
- 4787 sayılı Kanun m.2 ve m.4/1
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.382/2-b-16, 383 ve 385
Mevzuat kontrol tarihi: 24 Ekim 2026.
İlgili hukuk rehberleri
İstanbul ve Mersin ofisleri
İstanbul · Polaris Plaza
Maslak Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No:21, Kat:9, 34475 Sarıyer/İstanbulMersin · Profit İş Merkezi
İhsaniye Mahallesi, 4903. Sokak, Profit İş Merkezi No:23, Kat:3, Daire:14, 33070 Akdeniz/MersinHukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
