B&KBakırcı & KeskinHUKUK BÜROSU
TR
TürkçeEnglishDeutschРусскийالعربية中文
Menü

Kayıp Kişinin Resmen Yönetilen Malları Hazineye Ne Zaman Geçer?

Kayıp kişinin malları, kendisinden on yıldır haber alınamadığı için kendiliğinden Hazineye geçmez. Türk Medenî Kanunu m. 588, kişinin malvarlığının veya ona düşen miras payının on yıl resmen yönetilmesini esas alır. Resmen yönetilen malvarlığının sahibinin yüz yaşını dolduracağı sürenin geçmiş olması ise ayrı bir alternatif koşuldur. Bu özel yolda Hazine istemi, gaiplik incelemesi ve hak sahiplerinin ortaya çıkmasını sağlayan ilan aşaması bulunur.

Devlete geçiş, geri dönüşü olmayan bir el koyma değildir. Aynı madde, gaibin kendisine ve üstün hak sahiplerine karşı Devletin geri verme yükümlülüğünü açıkça korur. Dosyada yönetimin başlangıcı, doğum tarihi, yönetilen malın kimliği ve ilanlar ayrı ayrı incelenmelidir. Bu yazı, uzun süre devam eden resmî yönetimin hangi şartlarla Devlete intikal sonucuna bağlandığını ve sonradan ortaya çıkan kişinin hangi hakkı ileri sürdüğünü açıklar.

Resmî yönetimden Devlete intikal: Yönetim ve mal kaydını doğrula, On yıl veya yüz yaş koşulunu incele, Hazine istemi ve ilanı tamamla, İntikal ve geri verme hakkını ayır
TMK m. 588: Devlet, gaibe ve üstün hak sahiplerine karşı geri vermekle yükümlüdür.

TMK 588 hangi sorunu çözer?

TMK m. 588, sağ olup olmadığı bilinmeyen kişinin koruma altındaki malvarlığına ilişkindir. Kişinin kendi malları kadar, başka bir mirasbırakandan ona düşmüş miras payı da hükmün kapsamındadır. Böylece bir tarafta hak sahibinin belirsizliği, diğer tarafta yıllarca resmî yönetimde kalan ekonomik değer bulunur. Kanun bu iki olguyu belirli süreler ve ilan güvencesiyle bir araya getirir.

Maddenin üç fıkrası farklı aşamaları düzenler. İlk fıkra Hazine istemiyle gaiplik kararının koşullarını, ikinci fıkra ilan sonucunda Devlete geçişi, üçüncü fıkra sonradan hak sahibi ortaya çıkarsa geri vermeyi ele alır. Yalnız ilk fıkradaki süreye bakmak, ilan ve iade güvencelerini yok sayar. Talebin hangi mal veya miras payına yöneldiği de belirli olmalıdır; dosyadaki tek taşınmaz kaydı, araştırılmamış bütün varlıklar hakkında yapılmış yönetim işlemi yerine geçmez.

Resmî yönetim ile aile içi bakım arasındaki fark

Bir yakının boş daireyi koruması, kirayı toplaması veya emlak vergisini ödemesi tek başına m. 588 anlamında resmî yönetim değildir. Resmî yönetimin dayanağı, kapsamı ve başlangıcı ilgili mahkeme dosyasından belirlenir. TMK m. 427, uzun süredir bulunamayan ve oturduğu yer bilinmeyen kişinin malları için yönetim kayyımı atanmasını düzenler. Miras payı bakımından m. 586 ayrıca resmî yönetim öngörür.

Kararın tarihi yanında hangi malların yönetime alındığı, yöneticiye verilen görev ve hesap kayıtları görülmelidir. Yönetilen taşınmazın sonradan satılması, bedelin başka hesapta tutulması veya kira gelirlerinin birikmesi durumunda eski ve yeni değerler arasındaki kayıt bağlantısı korunur. Yönetimin varlığı sözlü aile anlatımıyla değil, karar ve uygulama belgeleriyle ortaya konur. Terekenin resmen yönetilmesi rehberi, m. 592 kapsamındaki başlangıç nedenlerini ayrıca açıklar; burada incelenen mesele, uzun yönetim döneminden sonraki özel intikal aşamasıdır.

On yıl hangi tarihten hesaplanır?

TMK m. 588’deki on yıl, kişinin kaybolduğu veya yakınlarına son mesajını gönderdiği tarihten hesaplanan bir haber alamama süresi değildir. Kanunun bağladığı olgu, malvarlığının ya da miras payının resmen yönetilmesidir. Bu nedenle yalnız kayıp ihbarının tarihiyle hazırlanmış süre çizelgesi yetersizdir. Resmî yönetimin hukuken başladığı tarih ve ilgili malı kapsayan karar dosyaya getirilmelidir.

Farklı yıllarda yönetime alınmış değerler bulunduğunda her kaydın hangi işleme bağlı olduğu ayrıca gösterilir. Yönetici değişikliği ile yönetimin kendisinin sona ermesi aynı olay değildir; kişinin değiştiği tarih, önceki yönetim belgelerini gereksiz kılmaz. Buna karşılık devam ettiği kanıtlanmamış bir dönemi kendiliğinden on yıllık hesaba eklemek doğru değildir. Süre tamamlanmış olsa da Hazine talebi ve kanuni ilan koşulları ayrıca yerine getirilir; takvimin dolması tapu veya banka kayıtlarını otomatik olarak değiştirmez.

Yüz yaş alternatifi için de yönetim gerekir

Maddenin ilk fıkrası, on yıllık resmî yönetimin yanında ikinci bir yol tanır: Malvarlığı böyle yönetilen kişinin yüz yaşını dolduracağı sürenin geçmiş olması. Bu seçenek, mutlaka ayrıca on yıllık yönetim tamamlanmasını gerektiren birleşik bir koşul olarak yazılmamıştır. Ancak resmî yönetim unsuru bu alternatifte de vardır. Nüfus kaydında çok ileri doğum tarihi bulunması, yönetim ve diğer koşullar yokken tek başına Devlete intikal işlemi yaratmaz.

Doğum bilgisi, kişinin kimliği ve yönetilen malın aynı kişiye aidiyeti birlikte doğrulanır. Benzer isimli tapu maliki ile nüfus kaydındaki kişi arasında yalnız ad benzerliği üzerinden bağlantı kurulmaz. Doğum kaydının düzeltilmiş olması veya kayıtlar arasında çelişki bulunması süre incelemesini doğrudan etkiler. Yüz yaş ölçütü, kişinin gerçekten o yaşa kadar yaşadığının kanıtı değil; hükümdeki özel zaman eşiğidir.

Bu özel istemi kim ileri sürer?

TMK m. 588, başvurucuyu açıkça Hazine olarak gösterir. Yönetim kayyımının hesap sunması, aile üyesinin malın devrini istemesi veya taşınmazı kullanan kişinin bildirimde bulunması Hazine isteminin yerine geçmez. Bu kişiler kendi hukuki sıfatlarına göre bilgi veya talep sunabilir; ancak m. 588’de tanımlanan özel Devlete intikal yolunun taraf konumu ayrı tutulmalıdır.

Yönetici, koruduğu malı süre doldu diye kendi kararıyla Hazineye bağışlayamaz veya hak sahibinin artık bulunmadığına kesin olarak karar veremez. Onun görevi yönetim kararının sınırları içindedir. Hazine tarafından sunulan istemde ise yönetimin dayanağı, süre veya yaş koşulu ve istenen malvarlığı sonucu belirli olmalıdır. Yöneticiyle yapılan yazışma, mahkemenin vereceği gaiplik ve intikal kararını ikame eden bir mülkiyet belgesi değildir.

İlan yapılmadan Devlete geçiş tamamlanır mı?

TMK m. 588/2, gerekli ilan süresinde hiçbir hak sahibinin ortaya çıkmamasını arar. Bu koşul gerçekleştiğinde miras, aksine hüküm bulunmadıkça Devlete geçer; kanunun özel düzenlemeleri saklı tutan bu kaydı da uygulanmalıdır. Gaiplik ilanının süre dayanağı m. 33’tür: İlk ilandan başlayarak en az altı ay tanınır. İlanın yapılmış olması ile bu sürenin tamamlanmış olması farklıdır. Başvuru günü veya resmî yönetimin başladığı tarih, ilk ilan tarihinin yerine konularak altı aylık dönem hesaplanamaz.

İlan yalnız formalite olarak görülmemelidir. Kişinin hayatta olduğunu bilenler, onun kendisi veya mirasta üstün hak ileri sürenler bakımından bilgi verme ve hak bildirme işlevi vardır. Dosyada ilanın metni, yapılma tarihi ve sonucuna ilişkin kayıtlar bulunmalıdır. Kanunun öngördüğü çağrı ile bir yakının sosyal medyada paylaştığı kayıp duyurusu aynı işlem değildir. Özel hüküm, ilan sonucuna bağlı Devlete geçişi düzenlediği için mahkeme bu aşamayı süre hesabından ayrı inceler.

İlan sırasında kişi veya mirasçı ortaya çıkarsa

TMK m. 34’e göre gaipliğine karar verilecek kişi ilan süresi dolmadan ortaya çıkar, kendisinden haber alınır veya öldüğü tarih tespit edilirse gaiplik istemi düşer. Bu olaylar ayrı ayrı önemlidir: Hayatta olduğuna ilişkin bilgi ile belirli tarihte öldüğünün tespiti aynı maddi durum değildir. Her ikisi de sağ olup olmadığına ilişkin belirsizliğin farklı biçimde giderilmesidir.

Üstün hak sahibi olduğunu bildiren kişinin kimliği ve dayandığı hak ayrıca araştırılır. Yalnız ortak soyadı taşımak, mirasçılık sıfatını kanıtlamaz; nüfus bağlantıları, mirasçılık belgeleri ve varsa ölüme bağlı tasarruflar değerlendirilir. İlan sırasında hak sahibi ortaya çıkmışsa m. 588/2’deki hiç kimsenin ortaya çıkmaması koşulu gerçekleşmiş kabul edilemez. Başvurunun varlığı, itiraz veya hak bildirimini incelemeden bütün değerin Devlete geçirilmesini sağlayan bir üstünlük vermez.

Yalın gaiplik ile malvarlığının intikali aynı görev kuralına tabi mi?

Yalnız gaiplik kararı verilmesi, HMK m. 382/2-a-4 ve m. 383 kapsamında sulh hukuk mahkemesinin görevindeki çekişmesiz yargı işidir. Hazine tarafından m. 588’e dayanılarak gaiplikle birlikte malvarlığının intikali, özellikle tapu iptali ve Hazine adına tescil istendiğinde ise uyuşmazlık malvarlığı hakkına yönelir. Bu dava, HMK m. 2 gereğince asliye hukuk mahkemesinde görülür.

Taşınmazın aynına ilişkin tescil davasında HMK m. 12 uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir. Yönetim kayyımını daha önce sulh hukuk mahkemesinin atamış olması, sonraki tapu intikali davasının da aynı mahkemede görüleceği anlamına gelmez. Görev, mahkemenin türünü; yetki ise yerini belirler. Talep sonucunda yalnız kişinin hukuki durumu mu, taşınmaz mülkiyetinin değişmesi mi istendiği açık yazılmalıdır.

Bir ve beş yıllık genel gaiplik süreleriyle karıştırılmamalı

TMK m. 32–33, ölüm tehlikesi içinde kaybolma ve uzun süre haber alınamama nedeniyle hakları ölüme bağlı kişilerin başvurusunu düzenler. Ölüm tehlikesinden bir yıl veya son haberden beş yıl geçmesi, bu genel yolun süre koşullarıdır. TMK m. 588’in resmî yönetime ve yüz yaşa bağlanan özel şartları bunların yerine rastgele geçirilemez.

Bir mirasçının kendi hakkını elde etmek için başvurması ile Hazinenin uzun resmî yönetim sonrasında Devlete intikal istemesi aynı hukuki amaç değildir. TMK m. 586, ortada bulunmayan kişinin miras payının kendilerine kalacağı ilgililere genel gaiplik usulüyle başvuru imkânı tanır. Bu hakkın varlığı, Hazineye özgü yolun tüm özel kişilere açıldığı anlamına gelmez. Genel gaiplik şartları ayrı değerlendirilerek dosyanın doğru maddeden kurulması gerekir.

Mirasçısı bulunamayan ölü kişi dosyasından farkı

TMK m. 588’de sağ olup olmadığı bilinmeyen bir kişi ve resmen yönetilen değer vardır. TMK m. 594 ise mirasbırakanın mirasçısının bulunup bulunmadığı veya bütün mirasçılarının kim olduğu bilinmediğinde uygulanır. İkinci hükümde sulh hâkimi bir ay arayla iki ilan yapar ve hak sahiplerini son ilandan başlayarak en geç bir yıl içinde bildirimde bulunmaya çağırır. Bu takvim m. 588’in gaiplik ilanıyla birleştirilmez.

TMK m. 501’in mirasçı bırakmadan ölen kişinin mirasının Devlete geçmesi kuralı da ayrı bir başlangıç noktasına sahiptir. Mirasçı bulunmamasında Devletin mirasçılığı, ölüm ve mirasçılık araştırmasını merkez alır. Her üç dosyada Devletin mal edinmesi söz konusu olduğu için aynı sürelerin uygulandığını söylemek hatalıdır. Ölümün bilinip bilinmediği, resmî yönetim ve başvurucunun sıfatı önce ayrıştırılır.

Hangi malın geçtiği karar ve hesaplarla izlenir

İntikal incelemesinde taşınmazın ada ve parseli, pay oranı, banka hesabı, miras payı ve bunların resmî yönetimle bağlantısı belirli olmalıdır. Bir ortaklıktaki başka kişilere ait paylar, yalnız aynı taşınmaz üzerinde bulunduğu için kayıp kişinin malı sayılmaz. Yönetilen payın satış bedeliyle temsil edilmesi hâlinde satış ve hesap belgeleri, hangi değerin hangi hakka karşılık geldiğini gösterir.

Gelir ve giderler de mülkiyet kaydından ayrı bir hesap konusu oluşturur. Yönetim sırasında alınan kira, yapılan zorunlu ödeme ve korunan ana para birbirinden ayrılır. Bu ayrım sonradan geri verme talebi geldiğinde de önem taşır. Kanundaki özel geçiş hükmü, yönetim hesabındaki açıklanmamış eksiklikleri temizleyen veya yöneticinin önceki işlemlerini kendiliğinden hukuka uygun hâle getiren bir ibra değildir.

Devletin geri verme borcu hangi hükme dayanır?

TMK m. 588/3, Devletin gaibe ve üstün hak sahiplerine karşı, gaibin mirasını teslim alanlar gibi geri vermekle yükümlü olduğunu belirtir. Dolayısıyla Devlete geçişin kesinleşmiş olması, sonradan hak sahibi ortaya çıkması ihtimalini kanundan silmez. İade talebi, yalnız idarenin uygun görmesine bağlı bir yardım başvurusu olarak sunulamaz; açık kanuni yükümlülüğe dayanır.

TMK m. 585, gaip ortaya çıktığında veya üstün hak ileri süren kişi bu sıfatını kanıtladığında teslim alınan malların zilyetlik kuralları uyarınca geri verilmesini düzenler. Hangi malın mevcut olduğu, kim tarafından tutulduğu ve gelir veya gider iddialarının niteliği bu kurallarla birlikte ele alınır. Her dosyada ilk alınan değerle aynı tutarın koşulsuz ödeneceğini söylemek de, Devletin hiçbir iade borcu olmadığını söylemek kadar yanlıştır.

Gaibin dönüşü ile üstün mirasçının talebi ayrıdır

Geri dönen kişi kendi kimliğini ve malvarlığıyla bağını; üstün mirasçılık ileri süren kişi ise mirasçılık sıfatını ve elde tutulan tereke değeri üzerindeki üstün hakkını ortaya koyar. TMK m. 637, yasal veya atanmış mirasçıya terekeyi elinde bulundurana karşı miras sebebiyle istihkak davası açma hakkı verir. Bu davada mirasçılık sıfatıyla ilgili uyuşmazlıklar da çözülür.

TMK m. 585/2, iyiniyetli teslim alanların üstün hak sahiplerine geri verme borcunu miras sebebiyle istihkak zamanaşımına bağlar. Bu nedenle gaibin bizzat dönüşü ile sonradan mirasçı olduğunu öğrenen kişinin talebine tek ve aynı süre yazılmamalıdır. TMK m. 639’daki öğrenme, ölüm veya vasiyetnamenin açılması ve iyiniyet ayrımları, talebin niteliğine göre uygulanır. Başlangıç kayıtları görülmeden yalnız intikal kararından itibaren süre hesaplamak kanunun bu ayrımını kaybettirir.

TMK m. 639, iyiniyetli davalıya karşı davacının mirasçı olduğunu ve davalının terekeyi veya malı elinde bulundurduğunu öğrenmesinden itibaren bir yıllık süre öngörür. Her hâlde mirasbırakanın ölümünden veya vasiyetnamenin açılmasından başlayarak on yıllık sınır vardır. İyiniyetli olmayanlara karşı süre yirmi yıldır. Bu rakamlar, m. 588’in başvuru için aradığı on yıllık resmî yönetim süresinden farklı bir hukuki soruyu cevaplar.

İntikal öncesindeki bekleme süresiyle intikalden sonra ileri sürülen üstün mirasçılığın zamanaşımı tek çizelgeye indirgenmemelidir. Önce kişinin kendi malını mı, mirasçılık sıfatıyla tereke değerini mi istediği belirlenir. Ardından öğrenmenin kapsamı, mirasın açılmasına ilişkin hukuki tarih ve malı elinde bulunduranın durumu incelenir. Mirasçılık belgesinin alındığı tarih, bütün dosyalarda öğrenmenin kendiliğinden ilk tarihi sayılmaz. TMK m. 637 ayrıca davacının istemiyle güvence veya tapu şerhi gibi koruyucu önlemler alınmasını düzenler; iade talebi beklerken korunması gereken somut hak da açıklanmalıdır.

İntikal veya geri alma dosyasında hangi belgeler belirleyicidir?

Dosya hazırlığı dört belge grubuyla yapılır: Kimliği ve doğum tarihini gösteren kayıtlar; resmî yönetimin kuruluş ve devamına ilişkin kararlar; yönetilen değerin aidiyet ve hesap kayıtları; ilanlar ile hak sahipliği bildirimleri. Geri alma isteminde bunlara kişinin ortaya çıkışını veya üstün mirasçılık sıfatını açıklayan belgeler eklenir. Her kayıt, hangi kanuni koşulu kanıtladığı belirtilerek sunulur.

HMK m. 190 ve m. 194, ispat yükü ile vakıaların somutlaştırılmasını düzenler. Bu nedenle yalnız “on yıl doldu” veya “mirasçıyım” açıklaması yeterli bir dosya planı değildir. Başka mahkeme veya kurumda bulunan belgenin dosya numarası, tarihi ve istenen kısmı açıkça gösterilir. Malın eski kayıt numarası değişmişse eski ve yeni kayıt arasında bağ kurulur; yanlış kişiye veya başka paya ilişkin belgelerle sonuç talep edilmez.

Sık sorulan sorular

Kişi on yıldır kayıpsa malları hemen Hazineye geçer mi?

Hayır. TMK m. 588’de esas alınan süre on yıllık resmî yönetimdir. Kayıp ihbarının yaşı veya ailenin haber alamadığı dönem bunun yerine geçmez. Hazine istemi, gaiplik incelemesi ve gerekli ilan sonucunda hak sahibi çıkmaması koşulları da ayrı olarak aranır.

Yüz yaş koşulunda on yıllık yönetim ayrıca tamamlanmalı mı?

Kanun iki koşulu alternatif kurar. Malvarlığı resmen yönetilen kişinin yüz yaşını dolduracağı süre geçmişse ayrıca on yılın tamamlanması koşulu aynı cümlede birlikte aranmaz. Ancak bu yolda da resmî yönetim, kişinin kimliğinin doğrulanması, Hazine istemi ve ilan aşaması bulunur.

Kiranın bir akraba tarafından toplanması resmî yönetim sayılır mı?

Tek başına sayılmaz. Resmî yönetimin mahkeme kararına dayanan hukuki çerçevesi, yöneticinin görevi ve kapsamı belirlenmelidir. Yakının evi koruması veya vergi ödemesi farklı bir fiilî ilişkidir. On yıllık hesap, sırf bu işlemlerin başlangıcından kurulamaz.

Kayıp kişiye başka birinden kalan miras payı da kapsama girer mi?

Evet. TMK m. 588 kişinin kendi malvarlığı yanında ona düşen miras payını da açıkça kapsar. Payın hangi mirastan geldiği, miktarı ve resmî yönetimle bağlantısı gösterilmelidir. Aynı terekedeki diğer mirasçıların payları bu nedenle kendiliğinden Devlete geçmez.

Gaiplik ilanında kaç ay beklenir?

TMK m. 33 uyarınca ilk ilandan başlayarak en az altı aylık süre tanınır. TMK m. 588/2 bu gerekli ilan döneminde hak sahibi çıkmamasını arar. Mirasçıları bilinmeyen ölü kişi için m. 594’teki iki ilan ve bir yıllık çağrı sistemi farklıdır.

Hazine adına tapu tescili hangi mahkemede istenir?

Gaiplikle birlikte malvarlığı intikali ve tapu iptali ile tescil istenen m. 588 davası, HMK m. 2 gereğince asliye hukuk mahkemesinin görevindedir. Taşınmazın aynına ilişkin davada m. 12’nin kesin yetkisi uygulanır. Yalın gaiplikteki sulh hukuk göreviyle karıştırılmamalıdır.

İlan sırasında kayıp kişiden haber alınırsa ne olur?

TMK m. 34, ilan süresi dolmadan kişinin ortaya çıkması, kendisinden haber alınması veya ölüm tarihinin belirlenmesi durumunda gaiplik isteminin düşmesini düzenler. Bu bilginin dosyaya güvenilir kayıtlarla sunulması gerekir. Her olayın miras ve yönetim sonuçları kendi hukuki durumuna göre belirlenir.

Mal Devlete geçtikten sonra geri dönen kişi hakkını kaybeder mi?

Hayır. TMK m. 588/3 Devletin gaibe geri verme borcunu açıkça korur. TMK m. 585 uyarınca iade, zilyetlik kurallarıyla birlikte değerlendirilir. Kişinin kimliği, yönetilmiş mal ve mevcut değer arasındaki bağlantı belirlenmeden yalnız eski intikal kararıyla hak ortadan kalkmış sayılamaz.

Sonradan bulunan mirasçı Hazineye karşı hak ileri sürebilir mi?

Evet; üstün hak sahiplerine geri verme yükümlülüğü de m. 588/3’te yer alır. Kişi mirasçılıktaki üstün hakkını kanıtlamalıdır. Miras sebebiyle istihkak ve m. 585/2’deki zamanaşımı bağlantısı değerlendirilir. Soyadı benzerliği veya belgesiz akrabalık açıklaması bu sıfatın yerine geçmez.

Resmî yönetimi yapan kayyım malı kendiliğinden Hazineye devredebilir mi?

Hayır. Sürenin dolması kayyıma kendiliğinden mülkiyet devri yetkisi vermez. TMK m. 588’deki Hazine istemi ve yargısal süreç tamamlanmalıdır. Kayyım yönetim kararının sınırlarında hareket eder; hesaplarını, yönettiği malı ve ona karşılık gelen değerleri ilgili dosyada açıkça gösterir.

Dosyanın hazırlanması ve büro iletişimi

Mersin veya İstanbul bağlantılı dosyada önce resmî yönetim dosyası ile intikali istenen mal belirlenir. Tapu tescili davasının yeri taşınmazın bulunduğu yer kuralına göre saptanır; kişinin veya yakınlarının başka şehirde bulunması tek başına bu kesin yetkiyi değiştirmez.

Resmî kaynaklar ve ilgili kanun maddeleri

Kaynak kontrol tarihi: 24 Ekim 2026. İlgili hükümler yazıda belirtilen kapsam ve koşullarıyla ele alınmıştır.

İstanbul ve Mersin ofisleri

İstanbul · Polaris Plaza

Maslak Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No:21, Kat:9, 34475 Sarıyer/İstanbul

İstanbul ofisi ve iletişim

Mersin · Profit İş Merkezi

İhsaniye Mahallesi, 4903. Sokak, Profit İş Merkezi No:23, Kat:3, Daire:14, 33070 Akdeniz/Mersin

Mersin ofisi ve iletişim

Hukuki konu hakkında iletişim

İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

Telefonla Araİletişim Bilgileri

tarafından hazırlanmış, Av. Emirhan Keskin tarafından incelenmiştir.

Yazar Bilgisi

, Mersin Barosu 3472 sicil numarasına kayıtlıdır. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, aile, iş, gayrimenkul ve ticaret hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi sunmaktadır.

İnceleyen: Av. Emirhan Keskin · Mersin Barosu Sicil No: 5507

Telefon WhatsApp