Eşler Aynı Kazada Ölürse Miras Kimlere Geçer? Birlikte Ölüm Karinesi
Eşlerden hangisinin önce öldüğü ispat edilemiyorsa, Türk Medeni Kanunu’nun 29. maddesi gereğince eşler aynı anda ölmüş sayılır. Bu durumda birbirlerine mirasçı olmazlar. Çünkü TMK m. 580, mirasçı olabilmek için mirasbırakanın ölümü anında sağ bulunmayı şart koşar. Her eşin mirası kendi mirasçılarına, ayrı bir tereke üzerinden geçer.
Aynı trafik kazasında, depremde, yangında veya başka bir olayda ölüm, tek başına birlikte ölüm karinesini uygulamaya yeterli değildir. Belirleyici soru, ölümlerin aynı olayda gerçekleşmesi değil, ölüm sırasının delillerle ortaya konulup konulamadığıdır. Hastane kayıtları eşlerden birinin diğerinden sonra yaşadığını gösteriyorsa miras zinciri değişir. Aşağıdaki açıklamalar 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 29, 30, 495–499, 575, 580 ve 598. maddelerine dayanır.

Birlikte ölüm karinesi hangi durumda uygulanır?
TMK m. 29’un ikinci fıkrası, birden fazla kişiden hangisinin önce veya sonra öldüğünün ispat edilememesini esas alır. Kanun belirli bir afet türü, aynı araçta bulunma veya aynı ölüm tarihi şartı koymaz. Ölüm sırası hakkında güvenilir bir belirleme yapılamadığında hukuki değerlendirme aynı anda ölüm kabulü üzerinden yürür. Akrabaların yaş, sağlık durumu veya olay yerindeki konum üzerinden yaptığı tahmin, tek başına sağ kalmayı kanıtlamaz.
Bu karine ölümün kendisinin belirsiz olduğu durumdan ayrıdır. Kişilerin öldüğü biliniyor, fakat kimin diğerinden daha uzun yaşadığı belirlenemiyorsa TMK m. 29 uygulanır. Kaybolan kişinin öldüğünün hukuken kabulü ise ölüm karinesi veya gaiplik hükümlerinin konusudur. Bu ayrım, istenecek belgenin, toplanacak delilin ve terekeye uygulanacak işlemlerin doğru seçilmesini sağlar.
Ölüm sırasının belirlenememesi, mahkemenin istediği miras paylaşımını seçmesi anlamına gelmez. Sonucu kanun belirler: Sağ kalma şartı karşılıklı olarak gerçekleşmiş kabul edilmez. Tarafların farklı paylaşım beklentileri, bu şartın yerine geçirilmez.
Aynı gün ölüm ile aynı anda ölüm neden farklıdır?
Nüfus kayıtlarında iki eş için aynı ölüm tarihinin yazması, gün içindeki ölüm sırasını tek başına açıklamaz. Tarih bilgisi ile ölüm anının belirlenmesi ayrı meselelerdir. Bir kişinin olay yerinde, diğerinin hastanede öldüğünü gösteren kayıtlar mevcutsa, belgelerin içeriği ve zaman bilgileri birlikte incelenir. Hastaneye kabul zamanı da her durumda ölüm zamanı değildir; kaydın hangi tıbbi olayı gösterdiği anlaşılmalıdır.
TMK m. 30, doğum ve ölümün nüfus sicilindeki kayıtlarla ispatını düzenler. Sicilde kayıt yoksa veya mevcut kaydın doğru olmadığı anlaşılırsa gerçek durum her türlü kanıtla ispat edilebilir. Dolayısıyla kayıtların yalnızca tarih satırını karşılaştırıp incelemeyi bitirmek doğru değildir. Ölüm belgesi, sağlık kurumu dosyası ve olayla ilgili resmi tutanak aynı kronolojide değerlendirilmelidir.
Bir belgedeki düzenlenme saati, imza saati, sisteme giriş saati ve ölüm saati birbirinin yerine kullanılamaz. Dosya hazırlanırken bu dört veri ayrı işaretlenmelidir. Böylece belgeye gerçekte taşımadığı bir ispat anlamı yüklenmesi önlenir.
Bir eşin daha sonra öldüğünü kim ispat eder?
TMK m. 29’un birinci fıkrası ispat yükünü açıkça belirler. Bir hakkı kullanmak için bir kişinin başka bir kişinin ölümü sırasında sağ olduğunu ileri süren kişi, bu iddiasını ispat etmek zorundadır. Eşinin mirasından önce pay aldığı, ardından bu payın kendi mirasçılarına geçtiği savunuluyorsa, bu zincire dayanan taraf sağ kalma olgusunu ortaya koymalıdır.
Karşı tarafın ölüm sırasını kesin olarak bilmediğini söylemesi, iddiayı otomatik olarak ispatlamaz. Birlikte ölüm karinesinden farklı sonuç isteyen kişinin sunduğu kayıtlar, iddia edilen sıra ile uyumlu olmalıdır. Ölümden sonraki taşıma, cenazenin bulunması veya kayıt işleminin tamamlanması sırası, yaşamın hangi anda sona erdiğiyle karıştırılmamalıdır.
Delil incelemesinde yalnızca istenen sonucu destekleyen belgeyi seçmek yerine tüm kayıtların çelişkileri ortaya çıkarılır. Ambulans kaydındaki zaman ile hastane dosyasındaki zaman farklıysa, bu farkın nedeni açıklığa kavuşturulmadan kesin miras hesabı kurulmaz. Bu çalışma, varsayımla pay dağıtılmasını önleyen ispat hazırlığıdır.
Eşlerin malları neden iki ayrı tereke olarak incelenir?
TMK m. 575 gereğince miras ölümle açılır; TMK m. 599 gereğince mirasçılar mirası kanun gereği bir bütün olarak kazanır. Her eş ayrı bir mirasbırakandır. Evlilik, iki kişinin bütün malvarlıklarını tek bir miras havuzuna dönüştürmez. Bu nedenle banka hesapları, tapular, araçlar, şirket payları, alacaklar ve borçlar önce ait oldukları kişi bakımından ayrılır.
Bir taşınmazın tapuda yalnızca bir eş adına kayıtlı olması, incelemenin o kayıt üzerinden başlamasını gerektirir. Diğer eşin mal rejiminden doğan bir alacağının bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilir. Aynı şekilde ortak hesap veya paylı tapu, bütün değerin her iki terekeye birden yazılmasını haklı kılmaz. Mülkiyet payı, hesap ilişkisi ve alacağın hukuki kaynağı ayrı ayrı belirlenir.
İki tereke dosyası için ayrı malvarlığı listesi hazırlanması, mükerrer hesaplamayı önler. Bir eşin borcu, yalnızca evlilik ilişkisi nedeniyle diğer eşin kişisel borcu olarak kaydedilemez. Borçluluk veya teminat sorumluluğu, ilgili sözleşme ve kanun hükmünden çıkmalıdır.
Sağ kalan eş payı neden uygulanmaz?
TMK m. 499’daki eş paylarının ön şartı sağ kalan eş bulunmasıdır. Altsoy ile birlikte dörtte bir, ana ve baba zümresiyle birlikte yarı, kanunda belirtilen diğer durumda dörtte üç veya tamamı şeklindeki oranlar, bu şart gerçekleştiğinde uygulanır. Birlikte ölüm kabulünde eşlerden hiçbiri diğerinin ölümü anında sağ kabul edilmediğinden bu oranlardan bir eş payı çıkarılmaz.
Bu sonuç, ölen eşin ailesinin hiçbir biçimde mal edinmeyeceği anlamına gelmez. Her aile kolunun hakkı kendi mirasbırakanının terekesinden hesaplanır. Bir eşin anne ve babası, sırf evlilik bağlantısı nedeniyle diğer eşin yasal mirasçısı olmaz. Başka bir hukuki sıfat, vasiyetname veya alacak varsa onun şartları ayrıca incelenir.
Bu nedenle mirasçılık belgesinde eşlerden birine pay yazılmadan önce ölüm anında sağ olma koşulu çözülmelidir. Sonradan düzeltilecek bir pay hesabıyla banka ve tapu işlemlerine başlanması, birbirine bağlı birçok işlemin yeniden ele alınmasına yol açar.
Çocuklar her iki ebeveynin mirasını nasıl kazanır?
TMK m. 495, çocukların eşit mirasçılığını ve mirasbırakandan önce ölen çocuğun yerini kendi altsoyunun almasını düzenler. Anne ve babasıyla soybağı bulunan ve onların ölümü sırasında sağ olan çocuk, her iki ebeveynin mirasını ayrı ayrı kazanır. Ebeveynlerin birbirine mirasçı olmaması, çocuğun anne veya babasından gelen doğrudan miras hakkını ortadan kaldırmaz.
Ancak her eşin çocuk listesi ayrı çıkarılmalıdır. Önceki evlilikten çocuk, yalnızca üvey anne veya üvey babayla evlilik bağlantısı bulunduğu için onların yasal mirasçısı olmaz. Soybağı ve evlat edinme gibi mirasçılığı belirleyen hukuki ilişkiler nüfus kayıtları ve ilgili kararlarla doğrulanır. Ortak çocuklarla yalnızca bir eşin çocuğu olan kişileri tek listede toplamak, tereke paylarını bozar.
Çocuk da aynı olayda ölmüşse onun anne veya babasından sonra sağ kaldığı ayrıca araştırılır. Çocuğun kendi altsoyu bulunması durumunda TMK m. 495’teki halefiyet kuralı değerlendirilir. Her kişi için ayrı ölüm anı, soybağı ve sağ kalan mirasçı incelemesi yapılması gerekir.
Çocuk bulunmadığında iki ailenin hakları nasıl ayrılır?
Altsoyu bulunmayan mirasbırakan bakımından TMK m. 496, ana ve babayı eşit mirasçı kabul eder. Ana veya babanın önceden ölmüş olması halinde onların yerlerini kendi altsoyları alır. İlgili kolda hiç mirasçı bulunmamasının sonucu da aynı maddede düzenlenir. Birlikte ölen çocuksuz eşlerde bu araştırma her eşin kendi ana ve baba kolu için ayrı yürütülür.
Bir eşin anne ve babasının hayatta olması, diğer eşin terekesinin de onlara geçtiği anlamına gelmez. Önce diğer eşin kendi altsoyu, ana ve babası ile onların altsoyu belirlenir. Daha uzak zümreye geçiş için TMK m. 497’nin şartları incelenir. Aileler arasında yakınlık, bakım ilişkisi veya cenaze giderlerini üstlenme, yasal mirasçı sırasının yerine geçmez.
Ölüm sırası sonradan ispat edilirse bu tablo değişir: Önce ölenin terekesinde sağ kalan eş payı doğar ve daha sonra ölen eşin terekesine girer. Bu nedenle özellikle ortak çocuğu olmayan eşlerde ölüm sırasına ilişkin delil incelemesi malvarlığının hangi aile koluna geçeceğini doğrudan etkiler.
Bir eşin kısa süre daha yaşadığı ispatlanırsa ne değişir?
TMK m. 580’in ikinci fıkrası, miras açıldığında sağ olan mirasçının sonradan ölmesi halinde miras hakkının kendi mirasçılarına kalacağını belirtir. Kanun, sağ kalmanın belirli sayıda gün veya saat sürmesini aramaz. Ölüm anında sağ olma ve daha sonra ölüm olgularının ispatı yeterlidir. Önce ölen eşin mirası açıldığında kazanılan eş payı, ikinci ölümde diğer terekenin parçası olur.
Bu durumda iki aşamalı hesap yapılır. Önce ilk mirasbırakanın malvarlığı, borçları ve mirasçıları belirlenir. Ardından sağ kalan eşin kazandığı miras hakkı kendi malvarlığına eklenerek ikinci tereke incelenir. İlk tereke henüz fiilen paylaşılmamış olsa da miras hakkının kazanılması TMK m. 599 gereğince ölümle gerçekleşir.
Tapu devrinin tamamlanmamış veya bankanın parayı henüz ödememiş olması, kazanılan miras hakkını yok saydırmaz. Bununla birlikte ret hakkı ve tereke borçları ayrıca incelenir; yalnızca malvarlığı artışını hesaba katıp mirastan kaynaklanan yükümlülükleri dışarıda bırakmak eksik değerlendirmedir.
Eşlerin birbirine yaptığı vasiyetnameler nasıl değerlendirilir?
Eş lehine vasiyetname bulunması, ölüm anında sağ olma koşulunu kendiliğinden kaldırmaz. TMK m. 581, vasiyet alacaklısının da mirasbırakanın ölümü anında mirasa ehil ve sağ olmasını arar. Belirli mal bırakılan eşin sağ kalması ispat edilemiyorsa, vasiyetnamenin bütün içeriği ve kanundaki sonuçları incelenir. Atanmış mirasçı ile belirli mal vasiyetinin aynı işlem olmadığı da gözetilir.
TMK m. 520, atanan kişinin önce ölmesi veya mirası reddetmesi için yedek mirasçı belirlenmesine imkan verir; aynı kural belirli mal bırakmada da uygulanır. Bu nedenle vasiyetnamenin yalnızca ilk isim geçen cümlesi değil, yedek kişi, koşul ve yüklemeler içeren bölümleri de okunmalıdır. Geçerli bir yedek düzenleme bulunup bulunmadığı, ayrı bir hukuki incelemedir.
Vasiyetname, mirasbırakanın yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesinde TMK m. 596 çerçevesinde açılır. Ölüm sırası tartışması bulunduğu gerekçesiyle belgenin saklanması veya yalnızca bir aile koluna teslim edilmesi doğru değildir. Belge, resmi açılma sürecine dahil edilmelidir.
Mal rejimi alacağı mirasçılık payından neden ayrılır?
Eşlerin aynı anda ölmüş sayılması, evlilik dönemindeki malvarlığı ilişkilerini inceleme gereğini ortadan kaldırmaz. TMK m. 225, mal rejiminin eşlerden birinin ölümüyle sona ereceğini düzenler. Rejimin türü, evlenme tarihi, malın edinilme kaynağı ve mevcut sözleşme incelenerek tasfiye hesabı yapılır. Bu hesap, TMK m. 499’daki eş miras payından farklı bir hukuki ilişkiye dayanır.
Bu nedenle “birbirlerine mirasçı değiller, başka hiçbir hesap yoktur” sonucu çıkarılamaz. Terekelerin kapsamını etkileyen alacak ve borçlar belirlenmeden miras payı hesaplanmaz. Katılma alacağı, kişisel mal, katkı veya değer artışına ilişkin iddiaların şartları ayrı delillerle incelenir. Genel tasfiye çerçevesi için mal rejiminin tasfiyesi ve katılma alacağı içeriğine başvurulabilir.
Bu ayrım özellikle aynı taşınmazın hem mülkiyet değeri hem de tasfiye alacağı nedeniyle yanlışlıkla iki kez toplamaya dahil edilmesini önler. Her talebin alacaklısı, borçlusu, dayanağı ve tutarı ilgili tereke listesinde açıkça gösterilmelidir.
Dosyada hangi belgeler birlikte toplanmalıdır?
İnceleme iki ayrı belge grubu üzerinden yapılır. Birinci grup ölüm sırasını ve kişisel durumu gösterir: Ayrıntılı nüfus kayıtları, ölüm belgeleri, sağlık kurumu kayıtları, ambulans ve olay tutanakları, adli inceleme belgeleri. İkinci grup terekeyi belirler: Tapu kayıtları, banka bilgileri, araç ve şirket kayıtları, alacak belgeleri, kredi ve teminat sözleşmeleri, vasiyetnameler ve mal rejimi sözleşmeleri.
Her belgenin hangi kişiye ve hangi tarihe ait olduğu dosyada açıkça gösterilmelidir. Aynı soyadı taşıyan aile bireylerinin kayıtlarının karışması, özellikle çok sayıda kişinin öldüğü olaylarda pay hesabını doğrudan etkiler. Kimlik numarası, ölüm tarihi ve soybağı bağlantısı üzerinden kişi bazlı belge listesi oluşturulması bu riski azaltır.
Sağlık kayıtları hukuka uygun yollarla temin edilir; erişilemeyen resmi kayıtların mahkeme aracılığıyla getirtilmesi istenir. Bir aile üyesinin yorumunu sağlık kurumu tespiti gibi sunmak yerine, belgenin kendisi ve doğrulanabilir kayıt kaynağı esas alınır.
Mirasçılık belgesinde yanlış eş payı varsa ne yapılır?
TMK m. 598, yasal mirasçı oldukları belirlenen kişilere sulh mahkemesi veya noterlikçe mirasçılık belgesi verilmesini düzenler. Aynı madde, belgenin geçersizliğinin her zaman ileri sürülebileceğini belirtir. Bu nedenle ölüm sırası yanlış değerlendirilerek düzenlenmiş bir belge, sırf daha önce alınmış olması nedeniyle değişmez bir pay düzeni yaratmaz.
İtiraz hazırlığında hangi kişinin hangi mirasbırakan yönünden neden pay alamayacağı açıkça gösterilir. Nüfus kaydı, ölüm sırasını ortaya koyan belgeler ve doğru soybağı zinciri birlikte sunulur. Her iki eş için alınmış belgeler karşılaştırılarak bir belgedeki hatanın diğerine taşınıp taşınmadığı da incelenir.
Belgenin düzeltilmesi ile o belgeye dayanılarak yapılmış tapu, banka veya paylaşım işlemlerinin sonuçları aynı mesele değildir. Tamamlanan işlemler ayrıca değerlendirilir. Bu nedenle yanlışlığın öğrenildiği anda mevcut belgeler ve işlemler korunmalı; yeni devirlerden önce hukuki durum netleştirilmelidir. Genel paylaşım adımları miras paylaşımı rehberinde açıklanmıştır.
Ölüm sırası araştırılırken tereke nasıl korunur?
Ölüm sırasının araştırılması, tereke mallarının korumasız bırakılması anlamına gelmez. TMK m. 589, mirasbırakanın yerleşim yeri sulh hâkimine tereke mallarının korunması ve hak sahiplerine geçişi için gerekli önlemleri alma görevi verir. Kanun; mal ve hakların yazımı, mühürleme, resmî yönetim ve vasiyetnamelerin açılması gibi koruma işlemlerini ayrıca belirtir. Talep hazırlanırken korunacak malın kimliği ve karşı karşıya bulunduğu somut durum açıklanmalıdır.
Bir banka hesabının hangi eşe ait olduğu, taşınmazdaki pay oranı veya kira gelirinin hangi terekeye yazılacağı henüz tartışmalıysa, belirsizliğin kapsamı saklanmamalıdır. İki tereke arasındaki ihtilaf ile üçüncü kişilerin tereke borçlarına ilişkin hakları ayrı değerlendirilir. Koruma isteminin amacı, hak sahipleri belirleninceye kadar malvarlığının izlenebilir durumda tutulmasıdır; henüz ispatlanmamış bir mirasçı sıfatını peşinen kabul ettirmek değildir.
Dosyaya mevcut kira sözleşmeleri, tahsilat kayıtları ve devam eden borçların ödeme belgeleri eklenmelidir. Yapılan zorunlu giderin tutarı, tarihi, alıcısı ve hangi mal için yapıldığı kayıt altına alınır. Tereke adına yapılan harcamayı kişisel harcamadan ayırmak, sonraki paylaşımda aynı bedelin birden fazla kez talep edilmesini önler. Taşınmazın anahtarının kimde olduğu veya hesabın şifresini kimin bildiği, mülkiyet ya da tek başına tasarruf yetkisi sağlamaz.
Ardışık ölüm ispatlanınca mirası ret hakkı nasıl ele alınır?
Bir eşin diğerinden sonra öldüğü ispatlandığında, ilk mirasa ilişkin ret hakkının durumu ayrıca incelenir. TMK m. 608, mirası reddetmeden ölen mirasçının ret hakkının kendi mirasçılarına geçeceğini düzenler. Böylece yalnızca ilk mirastaki malvarlığı payı değil, kanunun ret bakımından tanıdığı hukuki konum da ikinci mirasçı grubu açısından önem kazanır. İlk terekeye ilişkin kabul veya ret değerlendirmesi, ikinci kişinin kendi terekesinin borç hesabıyla karıştırılmamalıdır.
Aynı madde, hakkı devralan mirasçıların süresini mirasın kendi mirasbırakanlarına geçtiğini öğrendikleri tarihle ilişkilendirir ve kendi mirasbırakanlarının mirasını reddetme süresine bağlı bir alt sınır koyar. Bu nedenle iki ölüm için tek bir öğrenme tarihi yazmak yeterli değildir. Ölümün, mirasçı sıfatının ve önceki miras geçişinin ne zaman öğrenildiği belgeler üzerinden ayrı belirlenir. Mirasın reddi hakkındaki genel süre ve beyan kuralları da TMK m. 606 ve609 kapsamında birlikte değerlendirilir.
Sık sorulan sorular
Eşler aynı trafik kazasında ölürse otomatik olarak aynı anda ölmüş mü sayılır?
Hayır. TMK m. 29/2, ölüm sırasının ispat edilememesini arar. Aynı kazaya karışmak bu sonuca tek başına yetmez. Belgeler eşlerden birinin diğerinin ölümünde sağ olduğunu ortaya koyuyorsa TMK m. 580 uyarınca mirasçılık buna göre belirlenir.
Ölüm belgelerinde aynı tarih yazması yeterli midir?
Aynı tarih, gün içindeki sırayı tek başına göstermez. TMK m. 30 çerçevesinde nüfus kaydı ve gerçek durumu ortaya koyan diğer deliller değerlendirilir. Belgenin düzenlenme saati ile ölüm saati birbirine karıştırılmamalıdır.
Birlikte ölümde eşler birbirinden miras alır mı?
Hayır. Ölüm sırası ispat edilemiyor ve birlikte ölüm kabul ediliyorsa, TMK m. 580’deki ölüm anında sağ bulunma koşulu eşler yönünden gerçekleşmez. Her eşin terekesi kendi mirasçılarına ayrı olarak geçer.
Ortak çocuklar hem anneden hem babadan miras alır mı?
Evet. Her iki ebeveynle soybağı bulunan ve onların ölümü sırasında sağ olan çocuklar, TMK m. 495 kapsamında her iki terekeye ayrı ayrı mirasçıdır. Ebeveynlerin birbirine mirasçı olmaması çocukların doğrudan miras hakkını kaldırmaz.
Eşin önceki evliliğinden çocuğu diğer eşin mirasçısı olur mu?
Üvey çocukluk tek başına yasal mirasçılık sağlamaz. Soybağı, evlat edinme veya geçerli ölüme bağlı tasarruf ayrıca değerlendirilir. Bu nedenle her mirasbırakanın çocukları ve diğer hak sahipleri ayrı listelenmelidir.
Bir eş birkaç dakika sonra ölürse eş payı doğar mı?
Diğer eşin ölümünde sağ bulunduğu ispatlanırsa TMK m. 580 uygulanır. Kanun belirli bir asgari sağ kalma süresi koymaz. Kazanılan miras hakkı, daha sonra ölen eşin kendi mirasçılarına geçen terekenin kapsamına girer.
Cesedin daha sonra bulunması daha sonra ölüm demek midir?
Hayır. Bulunma, çıkarılma veya cenazenin teslim saati ölüm anıyla aynı olgu değildir. Sağ kalma iddiasını ileri süren taraf, TMK m. 29 gereğince iddiasını ölüm anına ilişkin delillerle desteklemek zorundadır.
Birlikte ölümde mal rejimi hesabı yapılmaz mı?
Yapılması gereken mal rejimi incelemesi devam eder. TMK m. 225 uyarınca sona eren rejimden doğan alacak ve borçlar terekenin kapsamını etkiler. Bu inceleme, sağ kalan eşin TMK m. 499’daki miras payından ayrı yürütülür.
Yanlış mirasçılık belgesi sonradan düzeltilebilir mi?
TMK m. 598, mirasçılık belgesinin geçersizliğinin her zaman ileri sürülebileceğini düzenler. Ölüm sırası ve soybağı belgeleriyle hatanın hangi payı etkilediği gösterilir. Belgeye dayanılarak tamamlanan işlemlerin sonuçları ayrıca incelenir.
Birlikte ölüm karinesi ile gaiplik aynı şey midir?
Hayır. Birlikte ölümde kişilerin ölümü esas alınır, sıranın ispatlanamaması çözülür. Gaiplikte ise kaybolan kişinin hukuki durumu TMK m. 32 ve devamına göre değerlendirilir. Ayrıntılı ayrım için ölüm karinesi ve gaiplik yazısı incelenebilir.
Dosyanın hazırlanması ve büro iletişimi
İstanbul veya Mersin’de bulunan malvarlığı için işlem hazırlanırken, taşınmazın bulunduğu yer ile mirasbırakanın son yerleşim yeri ayrı tespit edilmelidir. TMK m. 576, mirasın malvarlığının tamamı için mirasbırakanın yerleşim yerinde açılacağını düzenler. Farklı şehirlerdeki tapu ve banka kayıtlarının bulunması, iki eşin terekelerini tek dosya hesabına dönüştürmez. Her kişi için ayrı ölüm kronolojisi, mirasçı listesi ve malvarlığı dökümü hazırlanması, hangi başvurunun hangi terekeye ilişkin olduğunu açık tutar.
Resmî kaynaklar ve ilgili kanun maddeleri
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu — resmî bakanlık metni: 29, 30, 225, 495, 496, 497, 499, 520, 575, 576, 580, 581, 596, 598, 599, 589, 606, 608, 609.
Kaynak kontrol tarihi: 24 Ekim 2026. İlgili hükümler yazıda belirtilen kapsam ve koşullarıyla ele alınmıştır.
İstanbul ve Mersin ofisleri
İstanbul · Polaris Plaza
Maslak Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No:21, Kat:9, 34475 Sarıyer/İstanbulMersin · Profit İş Merkezi
İhsaniye Mahallesi, 4903. Sokak, Profit İş Merkezi No:23, Kat:3, Daire:14, 33070 Akdeniz/MersinHukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
