Geleneksel Ürün Adının İzinsiz Kullanımı: Amblem ve Dava | SMK 54
Tescilli geleneksel ürün adının hukuka aykırı kullanımında temel hüküm 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.54‘tür. Ürün tescildeki özellikleri taşımadığı hâlde ad ve amblem üzerinden ününden yararlanılması, amblemin yanıltıcı kullanılması ve tescil özellikleri hakkında yanıltıcı açıklamalar özel olarak düzenlenir. Geleneksel ürün adı, coğrafi işaretle aynı koruma türü değildir. Özellikle m.46/4’teki amblemsiz kullanım hükmü nedeniyle, yalnız adın geçmesi ile tescil sistemine uygun ürün izlenimi yaratılması birbirinden ayrılmalıdır.

Geleneksel ürün adını kullanım hakkına sahip kişi, ihlali tescil ettirene noter aracılığıyla bildirip dava açmasını isteyebilir. Talep kabul edilmez veya bildirimin alınmasından itibaren üç ay içinde dava açılmazsa, bildirimi ekleyerek kendisi dava açabilir. Ciddi zarar tehlikesinde ihtiyati tedbir talebi için üç ay beklenmez. Mahkemenin tedbire karar vermesi hâlinde dava açmak için de bu sürenin dolması aranmaz. Her aşamada hangi ürünün, hangi tescil şartına ve hangi kullanım biçimine aykırı olduğu somutlaştırılmalıdır.
Koruma türü doğru saptanmalıdır
SMK m.34/3, geleneksel ürün adını menşe adı veya mahreç işareti kapsamına girmeyen ve ilgili piyasada ürünü tarif etmek için en az otuz yıllık geleneksel kullanımı kanıtlanan adlar üzerinden tanımlar. Geleneksel üretim veya işleme yöntemi, bileşim yahut geleneksel hammadde ve malzeme koşullarından en az biri aranır. Bununla birlikte ihlal dosyasında yalnız tanımı göstermek yetmez; Türkiye’deki tescilli adın ve güncel ürün özelliklerinin belirlenmesi gerekir.
Koruma türü tescil belgesinden doğrulanmadan coğrafi işaretin bütün yasaklarını geleneksel ürün adına aktarmak doğru değildir. Özellikle coğrafi işaretteki taklit ve çağrışım hükümleri ile geleneksel ürün adındaki amblem odaklı özel yapı ayrılır. Temel kategori karşılaştırması için menşe adı, mahreç işareti ve geleneksel ürün adı arasındaki farklar incelenebilir. Bu yazının konusu, tescilli geleneksel ürün adının özel ihlal ve dava düzenidir.
Adın amblemsiz kullanımı ne anlama gelir?
SMK m.46/4, geleneksel ürün adının amblemsiz kullanımını bu Kanun hükümlerinin dışında tutar. Bu nedenle tescilli adın her yalın kullanımını, hiçbir başka unsur araştırmadan m.54 ihlali saymak doğru değildir. Ürünün üzerindeki işaret, kullanılan amblem, reklamın bütün içeriği ve tescile uygunluk iddiası birlikte incelenmelidir. Hak sahibi, yalnız kelimeyi gösterip markaya benzer sınırsız bir özel kullanım tekeli bulunduğunu ileri süremez; m.45/4 de inhisari hak verilmediğini belirtir.
Ancak amblemin görünmemesi her türlü yanıltıcı açıklamanın hukuka uygun olduğu anlamına gelmez. m.54/1-c, tescildeki özellikleri ve öngörülen amblemi taşımayan üründe, tescil özellikleri varmış gibi yanıltıcı açıklama veya belirtiye yer verilmesini ayrıca düzenler. Yalın ad kullanımı ile tescil şartlarının sağlandığına dair yanıltıcı sunum ayrılmalıdır. Ayrıca diğer kanunlardan doğan reklam, tüketici ve rekabet kuralları kendi koşulları içinde uygulanır; m.46/4 bütün hukuk düzeninden muafiyet getirmez.
Ürün özellikleri olmadan ad ve amblem kullanılması
SMK m.54/1-a’nın ilk bölümünde, tescil özellikleri bulunmayan üründe amblemin tescilli adla birlikte kullanılması suretiyle ürünün ününden yararlanılması düzenlenir. İncelemenin merkezinde yalnız amblemin görsel olarak varlığı değil, ürünün tescil şartlarını taşıyıp taşımadığı da bulunur. Bu nedenle üretim yöntemi, bileşim veya hammaddeye ilişkin iddia tescildeki ilgili hükümle karşılaştırılmalıdır. Genel kalite değerlendirmesi, tescilde açıkça belirtilen teknik koşulun yerine geçmez.
Ürünle ilgili laboratuvar incelemesi gerekiyorsa numunenin hangi partiye ve satışa ait olduğu kayıt altına alınmalıdır. Satın alınan ürünün fotoğrafı, fişi ve ambalajı ile incelemeye gönderilen numunenin bağlantısı korunmalıdır. Sonuçta tescil şartının neden karşılanmadığı anlaşılmalıdır. Bir ürünün lezzetinin beğenilmemesi, tek başına tescil edilen üretim standardının ihlal edildiğini göstermez. Hukuki iddia ile teknik bulgu arasındaki bağ açık kurulmalıdır.
Benzer ürünlerde tahsis edilmiş amblemin ticari kullanımı
m.54/1-a ayrıca, tescil kapsamındaki ürünleri andıran ürünlerle ilgili olarak tescilli ürün adına tahsis edilen amblemin ticari amaçla kullanımını ele alır. Bu hükümde ürünün tam olarak aynı olması şartı üzerinden dar bir değerlendirme yapılmaz; kanunun andıran ürünlere ilişkin ifadesi dikkate alınır. Ambalaj, satış sayfası ve reklam sunumu, amblemin hangi ürüne bağlandığını göstermelidir. İşaretin sayfada bulunması ile somut ticari ürünle ilişkilendirilmesi arasındaki bağlantı açıklanmalıdır.
Amblem dosyasının internetten erişilebilir olması kullanım yetkisi kazandırmaz. Tescile uygun ürünün üretimi veya pazarlanması ile ilgili kanuni şartlar ayrıca sağlanır. Buna karşılık amblemin niteliği bilinmeden yalnız renk benzerliğine dayanılması da eksik incelemedir. Kullanılan işaretin resmî amblem olup olmadığı ve tüketiciye nasıl sunulduğu somut olarak belirlenmelidir. Ürüne ait görselin tarihli ve eksiksiz kaydı bu nedenle delil dosyasının önemli parçasıdır.
Amblemin tüketiciyi yanıltıcı biçimde kullanılması
SMK m.54/1-b, amblemin yanıltıcı kullanımını bağımsız bir ihlal biçimi olarak düzenler. Kullanımın hangi tescil statüsünü veya ürün niteliğini varmış gibi gösterdiği açıklanmalıdır. Resmî amblem ile işletmenin kendi logosu, kalite belgesi veya özel tanıtım işareti birbirine karıştırılmamalıdır. İncelemede tescil belgesi, doğru koruma kategorisi ve ürün üzerindeki gerçek görsel birlikte görülmelidir. Başka bir tescil kategorisinin işaretinin kullanılması da somut sunum üzerinden değerlendirilir.
Bu değerlendirme, ambalajın yalnız bir noktasına odaklanarak yapılmamalıdır. Amblemin yanında yer alan açıklamalar, üretici bilgisi, ürün adı ve satış ilanı tüketiciye verilen mesajı oluşturur. Hak iddia eden taraf hangi mesajın neden yanlış olduğunu göstermelidir. Amblemin doğru kullanımı konusunda ad ve amblemin kullanımına ilişkin genel çerçeve tamamlayıcıdır; geleneksel ürün adının ihlali için özel hüküm m.54 olarak ayrı uygulanır.
Ambalaj ve reklamda tescil özellikleri hakkında yanlış açıklama
SMK m.54/1-c, ürünün iç veya dış ambalajı, tanıtım ve reklamı ile ürünle ilgili yazılı belgeleri kapsar. Ürünün tescil özellikleri ve ilgili amblemi taşımadığı hâlde, bu özellikler varmış gibi yanıltıcı açıklama yapılması hükmün konusudur. İnternet satış sayfası da açıklamanın içeriğini ve hangi ürüne bağlandığını gösteren kayıtlarla incelenmelidir. İhlalin yalnız fiziksel etiket üzerinde gerçekleşebileceği varsayılmamalıdır; maddenin saydığı sunum alanları daha geniştir.
İspat bakımından reklamın hangi tarihte ve hangi satıcı tarafından yayımlandığı belirlenmelidir. Ürün kodu, satıcı bilgisi, sayfa adresi ve sipariş belgesi aynı dosyada tutulduğunda açıklama ile ürün arasındaki bağ anlaşılır. Sonradan değiştirilebilen sayfa için yalnız bağlantı adresini kaydetmek yeterli güvence sağlamaz. İçeriğin görünümü ve tarihi korunmalıdır. Ancak bütün internet kayıtlarının tek başına kesin ihlal ispatı olduğu da söylenemez; içerik, ürün ve tescil koşulları birlikte değerlendirilir.
Tescil ettiren ile kullanım hakkı sahibinin konumu
SMK m.45/2, tescil ettiren ile adı kullanım hakkına sahip olanlara sayılan fiillerin önlenmesini isteme hakkı tanır. Kullanım hakkı, m.46’daki sicil şartlarına uygun ürün üretimi veya pazarlamasıyla ilişkilidir. Bir kişinin yalnız tescil ettiren kuruluşun üyesi olması veya ürünü tüketmesi bu sıfatı kendiliğinden göstermez. Davacı kendi hukuki konumunu, faaliyeti ve tescil koşullarıyla bağlantılı belgeler üzerinden açıklamalıdır. Hak sahipliği ile ihlalin ispatı ayrı başlıklardır.
Tescil ettirenin dava yolu ile kullanım hakkı sahibinin m.54/2’deki özel mekanizması birbirinden ayrılır. Hüküm, kullanım hakkı sahibinin önce tescil ettireni harekete geçirmesini ve belirli koşullarda kendisinin dava açmasını düzenler. Bu bildirim, ihlali yaptığı ileri sürülen satıcıya gönderilen ihtarla aynı değildir. Muhatap yanlış seçildiğinde kanunun aradığı işlem yerine getirilmiş olmaz. Noter bildiriminin hangi amaçla ve kime yöneltildiği açık olmalıdır.
Noter bildiriminin içeriği ve teslim tarihi
Kullanım hakkı sahibi, tespit ettiği tecavüzü tescil ettirene noter aracılığıyla bildirerek dava açmasını talep edebilir. Bildirimde tescil numarası, ihlal eden kullanım, ilgili ürün ve dayanak belgeler somutlaştırılmalıdır. Talep yalnız genel bir şikâyet veya denetim isteği biçiminde bırakılmamalıdır; m.54/2 bakımından dava açılması istendiği anlaşılmalıdır. Noter vasıtası açıkça öngörüldüğünden, sıradan eposta veya telefon görüşmesinin aynı kanuni işlemi yaptığı kabul edilmemelidir.
Üç aylık sürenin başlangıcı, tescil ettirenin bildirimi aldığı tarihtir. Notere başvuru günü ile teslim günü aynı varsayılmamalıdır. Tebliğ belgesi saklanmalı ve süre bu kayıt üzerinden izlenmelidir. Tescil ettirenin verdiği cevap da dosyaya eklenir. Böylece talebin reddedildiği mi, kabul edildiği mi veya süresinde dava açılmadığı mı somut olarak gösterilir. Davacı özel dava yetkisinin hangi koşulla doğduğunu açıklayabilir.
Talep reddedilirse üç ayın tamamı beklenir mi?
SMK m.54/2, tescil ettirenin talebi kabul etmemesi ile bildirimin alınmasından itibaren üç ay içinde dava açmamasını ayrı koşullar olarak düzenler. Talebin kabul edilmemesi hâlinde ayrıca üç ayın mutlaka tamamlanacağı yönünde bir şart metinde bulunmaz. Buna karşılık cevap verilmemesi durumunda süre koşulu izlenir. Kullanım hakkı sahibinin açacağı davaya yapılan bildirim eklenir. Talebin niteliği ve cevabın içeriği, hangi kanuni durumun gerçekleştiğini gösterecek açıklıkta olmalıdır.
Açılan davanın tescil ettirene ihbar edilmesi de hükümde düzenlenmiştir. İlk noter bildirimi ile dava açıldıktan sonraki ihbar birbirinin yerine geçmez. İlki kuruluşu dava açmaya çağırır; ikincisi açılmış uyuşmazlığın bildirimi işlevini görür. Dava dosyasında her iki işlemin kayıtları ayrı tutulmalıdır. Böylece tescilin yönetiminden sorumlu kişi uyuşmazlıktan haberdar olur ve mahkeme özel mekanizmanın nasıl işletildiğini görebilir.
Ciddi zarar tehlikesinde ihtiyati tedbir
SMK m.54/2, ciddi zarar tehlikesi karşısında kullanım hakkı sahibine süreyle bağlı olmadan ihtiyati tedbir isteme imkânı tanır. Bu, bekleme süresinin ihlalin etkili biçimde önlenmesini imkânsızlaştırmaması için getirilen özel yoldur. Ancak ciddi zarar tehlikesi yalnız dilekçede kullanılan bir ifade olarak bırakılamaz. Devam eden ticari sunum, ürün miktarı, dağıtımın kapsamı ve delilin kaybolması gibi somut olgular hangi önlemin gerekli olduğunu açıklamalıdır.
Mahkeme tedbire karar verdiğinde dava açmak için üç ayın dolması beklenmez. Yalnız tedbir talebinin sunulması ile tedbire karar verilmesi aynı aşama değildir. İstenen önlem de uyuşmazlık konusu kullanım ve ürünle bağlantılı kurulmalıdır. SMK m.159 ve tamamlayıcı HMK hükümleri çerçevesinde inceleme yapılır. Bütün işletmenin faaliyetini kapsayan belirsiz bir yasak yerine, ihlali önlemeye yönelik talebin sınırlarının gösterilmesi kararın uygulanabilirliğini artırır.
Üç ay beklenmemesi, dava öncesi tedbirin tamamlama süresini ortadan kaldırmaz. HMK m.397/1 uyarınca, dava açılmadan önce verilen tedbirde esas davası, kararın uygulanmasının talep edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde açılmalı; dava açıldığını gösteren evrak uygulayan memura verilerek dosyaya koydurulmalı ve karşılığında belge alınmalıdır. Bu yükümlülük yerine getirilmezse tedbir kendiliğinden kalkar. Dava şartı arabuluculuğa tabi taleplerde ise 6325 sayılı Kanun m.18/A/16 gereğince, arabuluculuk bürosuna başvuru ile son tutanağın düzenlenmesi arasında bu dava açma süresi işlemez. Tescil ettirene yapılan noter bildirimi ile bu iki haftalık sürenin başlangıcı aynı olay değildir.
Delil tespiti ile ihlalin durdurulması farklı amaç taşır
Delil tespiti, ileride kullanılacak ürün, belge veya teknik durumun korunmasına yönelir. İhtiyati tedbir ise verilecek hükmün etkinliğini sağlamak için kullanımın önlenmesi veya başka geçici önlem alınmasını amaçlar. Birinin talep edilmesi diğerinin bütün koşullarını karşılamaz. HMK m.400’deki delil tespiti koşulları ile SMK m.159’daki tedbir çerçevesi ayrı gösterilmelidir. Ürün standardının teknik incelemesi gerektiğinde neyin tespitinin istendiği açıkça yazılmalıdır.
Delil dosyasında güncel tescil metni ile ihlal döneminde geçerli metin de ayrılmalıdır. Daha sonra kesinleşen bir özellik değişikliği, önceki satışın hangi kurala tabi olduğunu tek başına açıklamaz. Numune ve reklam kayıtları tarihleriyle birlikte değerlendirilir. İddianın yalnız sonuç cümlesiyle kurulması yerine, tescildeki ölçüt, gözlenen kullanım ve teknik bulgu birbiriyle ilişkilendirilir. Bu yöntem hem hak sahibinin talebini hem karşı tarafın savunmasını somutlaştırır.
Tazminat taleplerinde özel sınırlamalar
SMK m.149/4, coğrafi işaret ve geleneksel ürün adları bakımından manevi zararın tazmininin istenemeyeceğini açıkça belirtir. Bu nedenle marka uyuşmazlığından alınmış bir talep listesi aynen kullanılmamalıdır. Ayrıca m.151/6, yoksun kalınan kazanca ilişkin bu maddenin geleneksel ürün adı ihlalinde uygulanmayacağını düzenler. Böylece lisans bedeli veya ihlal edenin kazancı üzerinden m.151 formülünün otomatik uygulanması doğru olmaz. Talebin hangi hukuki dayanağa oturduğu ayrıca gösterilmelidir. Maddi zararın tazmini için genel dayanak SMK m.150/1’dir; sınai mülkiyet hakkına tecavüz sayılan fiili işleyenin hak sahibinin zararını giderme yükümlülüğü bu hükümde düzenlenir. Geleneksel ürün adında maddi zarar talebi ile uygulanmayan m.151 özel hesap yöntemleri böylece ayrı tutulur.
Bu özel sınırlamalar, gerçekleşmiş ekonomik zararın hiçbir hukuki temelde incelenemeyeceği anlamına da gelmez. İstenen maddi sonucun dayanağı, zarar gören kişinin sıfatı, zarar ile fiil arasındaki bağ ve uygulanacak hükümler somutlaştırılır. Satış kaybı iddiasında dönem, ürün ve karşılaştırma verileri açık tutulur. Tescil ettirenin bütün üreticiler adına aynı ekonomik zararı yaşadığı varsayılmamalıdır. İhlalin durdurulması ile belirli kişinin maddi zarar talebi ayrı değerlendirmelerdir.
Başvuru henüz tescile dönüşmemişse
SMK m.54/3, geleneksel ürün adı başvurusu yayımlandığında başvuranın maddede sayılan tecavüzler nedeniyle hukuk davası açma hakkını düzenler. Tecavüz eden başvurudan veya kapsamından haberdar edilmişse yayım bulunmaması ayrıca ele alınır; kötüniyetin mahkemece kabulü hâlinde yayım öncesi tecavüz değerlendirmesi de hükümde yer alır. Bu nedenle yalnız tescil belgesinin henüz çıkmadığına bakılarak hiçbir hukuki yol olmadığı sonucuna varılmaz. Bildirim ve bilinirlik kayıtları önem kazanır.
Buna karşılık SMK m.45/3, tescilin sağladığı hakların üçüncü kişilere karşı Bülten yayımından itibaren sonuç doğurmasını ve başvuru yayımı sonrası fiillere ilişkin tazminat çerçevesini düzenler. Mahkeme tescilin Bülten yayımından önce iddiaların geçerliliği hakkında karar veremez. Dava açma imkânı ile nihai değerlendirmeye ilişkin bu sınır birlikte okunmalıdır. Başvuru, yayım, haberdar etme ve tescil tarihlerinin her biri farklı hukuki işlev taşıdığından tek tarih altında birleştirilmemelidir.
Denetim kaydı ve kullanım hakkının belgelenmesi
SMK m.49’daki denetim, ürünlerin tescil özelliklerine uygunluğunun kontrolünü kapsar. Davacı üreticinin uygun kullanımını gösteren kayıtları ile karşı tarafın ürününe ilişkin ihlal belgeleri ayrı tutulmalıdır. Bir işletmenin yıllık denetime alınması, piyasadaki her ürününün her zaman şartları taşıdığını kesin biçimde göstermez. Hangi parti veya dönemin hangi ölçüte göre kontrol edildiği anlaşılmalıdır. Kullanım denetimi ve yıllık rapor sistemi bu kayıtların hukuki çerçevesini açıklar.
Uygulama Yönetmeliği m.44/1, ilgili üretici ve ürün özelliklerine etkisi bulunan pazarlama aktörlerinin bildirimini düzenler; yalnız satış yapanlar bildirim zorunluluğunun dışında tutulur. Bildirim, tescil yayımından veya sonradan faaliyete başlama tarihinden itibaren altı ay içinde yapılır. Bu hüküm bütün satıcılar için üretimden önce alınacak bir özel izin sistemi olarak anlatılmamalıdır. Kullanım hakkı, ürün uygunluğu ve kayıt yükümlülüğü kendi şartlarıyla değerlendirilir.
Önceki marka ve yanıltıcı olmayan unvan kullanımı
SMK m.45/5, geleneksel ürün adına sağlanan korumanın başta coğrafi işaret ve markalar olmak üzere diğer sınai mülkiyet hakları kapsamında kazanılmış haklara zarar vermeyeceğini düzenler. Bu nedenle karşı tarafın önceki marka savunması yalnız adı kullanıyor olması gerekçesiyle göz ardı edilemez. İleri sürülen hakkın tarih, kapsam ve sahibi yönünden belgeleri incelenir. Geleneksel ürün adı tescili bütün eski özel hakları kendiliğinden ortadan kaldıran genel bir işlem değildir.
SMK m.47 de gerçek kişi adı veya tüzel kişi unvanının ilgili kişiler veya haleflerince ticaret sırasında halkı yanıltıcı olmayan kullanımını m.45 ihlali saymaz. Burada hukuki ölçüt, unvan belgesinin tek başına bulunması değildir; somut kullanımın halkı yanıltmaması gerekir. Ad veya unvanın ürünün tescil statüsü varmış gibi sunulması ayrı incelenir. Savunma, ambalaj ve reklamın bütününden koparılarak değerlendirilemez.
Bu sınırlamalar nedeniyle istenen yasak, hangi tescilli hakka ve hangi yanıltıcı kullanıma yöneldiğini açık göstermelidir. Karşı tarafın hukuken korunan bütün ad veya marka kullanımını belirsiz biçimde ortadan kaldıran bir talep yerine, ihlal oluşturan fiil tanımlanır. Mahkemenin değerlendireceği konu, soyut ad sahipliği tartışmasından çıkarılarak ürün ve kullanım üzerinden somutlaştırılır.
Geleneksel ürün adı ihlalinde başvuru için hangi belgeler hazırlanır?
- Tescil kaydı: Tescil numarası, geleneksel ürün adı kategorisi ve ihlal tarihinde geçerli ürün özellikleri aynı dosyada toplanır.
- Kullanım hakkı: Başvuranın tescil şartlarına uygun üretim veya pazarlama faaliyeti ve mevcut denetim kayıtları gösterilir.
- İhlal kaydı: Ambalajın tamamı, kullanılan amblem, reklam metni, satıcı bilgisi, satış tarihi ve varsa numune raporu eşleştirilir.
- Noter bildirimi: Tescil ettirenden dava açılmasının istendiği bildirim, teslim belgesi ve varsa cevap ayrı saklanır.
- Dava veya tedbir talebi: Önlenmesi istenen kullanım açıkça tanımlanır. Kullanım hakkı sahibinin dava açma koşulu ve ciddi zarar tehlikesine dayanan tedbir istemi birbirinden ayrılır.
Bu liste bir izin belgesi veya zorunlu resmî form değildir. SMK m.54/2’deki bildirim, dava ve tedbir ayrımına göre dosya hazırlığını düzenler.
Başvurudan önce tescil türü, güncel teknik metin, kullanım hakkı, ihlal görüntüleri, ürün belgeleri, noter bildirimi ve cevaplar birlikte incelenmelidir. İstenen sonuç, hangi fiilin durdurulacağı veya hangi zararın hangi temelde giderileceği belirtilerek kurulmalıdır. Davanın görev ve yetkisi SMK m.156’ya göre belirlenir. Kanun, bütün geleneksel ad kullanımlarını cezalandıran genel bir suç hükmü gibi okunmamalıdır; bu yazıdaki m.54 düzeni hukuki ihlal ve başvuru yollarına ilişkindir.
Dayanaklar 6769 sayılı Kanun’un 34, 45, 46, 49, 54, 149, 150, 151, 156 ve 159. maddeleri; Uygulama Yönetmeliği m.44 ve delil tespiti için HMK m.400‘dür. Korumanın kapsamını daraltmadan fakat amblemsiz yalın kullanımı da otomatik ihlal saymadan kurulacak inceleme, geleneksel ürün adına özgü hukuki ayrımları korur.
Sık sorulan sorular
Geleneksel ürün adı ihlali hangi maddede düzenlenir?
Özel hüküm SMK m.54’tür. Coğrafi işarete ilişkin m.53 ile aynı koruma türü gibi uygulanmamalıdır; amblem ve yanıltıcı ürün özelliği açıklamaları ayrıca incelenir.
Tescilli adın amblemsiz her kullanımı ihlal midir?
Hayır. SMK m.46/4 amblemsiz kullanımı bu Kanun hükümlerinin dışında tutar. Bununla birlikte m.54/1-c’deki yanıltıcı tescil özelliği açıklaması ve diğer kanunların koşulları ayrı değerlendirilir.
Amblem internetten indirildiyse serbestçe kullanılabilir mi?
Hayır. Dosyaya erişim kullanım yetkisi vermez. Tescil özellikleri, kullanım hakkı ve amblemin somut üründe doğru sunulması gerekir.
Kullanım hakkı sahibi önce kime bildirim yapar?
SMK m.54/2 kapsamında tescil ettirene noter aracılığıyla ihlali bildirerek dava açmasını ister. İhlal eden satıcıya gönderilen ihtar bu özel bildirimin yerine geçmez.
Üç aylık süre hangi gün başlar?
Tescil ettirenin noter bildirimini aldığı tarihten başlar. Notere başvuru veya gönderme tarihi ile teslim tarihi aynı varsayılmamalıdır.
Tescil ettiren talebi reddederse yine üç ay beklenir mi?
m.54/2 talebin kabul edilmemesi ile üç ay içinde dava açılmamasını ayrı koşullar olarak sayar. Talebin reddi hâlinde ayrıca üç ayın tamamlanması şartı metinde bulunmaz; ret ve bildirim belgelenmelidir.
Ciddi zarar tehlikesinde hemen tedbir istenebilir mi?
Evet. Kullanım hakkı sahibi süreyle bağlı olmaksızın ihtiyati tedbir talep edebilir. Mahkeme tedbire karar verirse dava için üç ayın dolması beklenmez; yalnız talep sunulmasıyla karar verilmesi farklıdır.
Geleneksel ürün adı için manevi tazminat istenir mi?
SMK m.149/4 uyarınca coğrafi işaret ve geleneksel ürün adları bakımından manevi zararın tazmini talep edilemez. Talep listesi bu özel sınıra göre hazırlanmalıdır.
SMK 151’deki lisans bedeli hesabı uygulanır mı?
m.151/6, bu maddenin coğrafi işaret ve geleneksel ürün adı ihlalinde uygulanmayacağını belirtir. Maddi zarar talebinin somut hukuki dayanağı ve ispatı ayrıca kurulmalıdır.
Üretici bildirimini mutlaka faaliyetten önce mi yapar?
Güncel Uygulama Yönetmeliği m.44/1 ilgili kişiler için tescil yayımından veya sonradan faaliyete başlama tarihinden itibaren altı aylık süre düzenler. Yalnız satış yapanların bildirim zorunluluğu bulunmaz.
İstanbul ve Mersin ofisleri
İstanbul · Polaris Plaza
Maslak Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No:21, Kat:9, 34475 Sarıyer/İstanbulMersin · Profit İş Merkezi
İhsaniye Mahallesi, 4903. Sokak, Profit İş Merkezi No:23, Kat:3, Daire:14, 33070 Akdeniz/MersinSorunuzu iletin
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
