Yangın veya Sel Tehlikesinde Komşu Taşınmaza Müdahale Edilebilir mi?
Yangın veya sel tehlikesi, komşunun taşınmazına sınırsız müdahale yetkisi vermez. Türk Medenî Kanunu m. 753 üç bağlantılı şart arar: Kişiyi veya başkasını tehdit eden bir zarar ya da o anda mevcut tehlike bulunmalı; bu durum ancak başka taşınmaza müdahaleyle önlenebilmeli; önlenecek zarar veya tehlike, müdahalenin vereceği zarardan önemli ölçüde büyük olmalıdır. Koşullar gerçekleştiğinde malik müdahaleye katlanmakla yükümlüdür.
Bu katlanma yükümlülüğü, zarar gören malikin ekonomik kaybının yok sayılması anlamına gelmez. Aynı madde, müdahale yüzünden uğranılan zarar için hakkaniyete uygun denkleştirme bedeli isteme hakkı tanır. Müdahalenin hukuka uygunluğu ile bundan doğan zararın kime ve hangi kapsamda yükleneceği ayrı incelenir. Yangın, su baskını veya benzeri olayın adı yerine, müdahale anındaki gerçek koşullar ve her hasarın nedeni esas alınır.

TMK 753 malike hangi yükümlülüğü getirir?
TMK m. 753, taşınmaz mülkiyetinin zorunluluk hâlindeki sınırını düzenler. Malik, kanundaki koşullar oluştuğunda yalnız kendisinin rıza göstermediğini söyleyerek gerekli müdahaleyi hukuka aykırı hâle getiremez. Bunun karşılığında ikinci fıkradaki denkleştirme hakkı korunur. Düzenleme, komşuların sürekli kullanımına açılmış bir geçit veya başkasının arazisini kendi işi için kullanma ruhsatı değildir.
Hüküm taşınmaza müdahaleyi esas alır; müdahalenin biçimi ve sınırı önlenecek tehlikeyle bağlantılıdır. Arazinin belirli kısmından yararlanma ile yapıya zarar verme aynı ağırlıkta işlem değildir. Her birinin zorunluluğu ayrıca açıklanmalıdır. Tapu malikinin adı, müdahale edilen alan ve korunmak istenen kişi ya da değer belirlenmeden bütün olay tek bir “acil durum” ifadesiyle hukuken çözülmüş sayılamaz.
Tehlikenin mevcut olması ne anlama gelir?
Kanun, kişiyi veya başkasını tehdit eden zararı yahut o anda mevcut tehlikeyi esas alır. Belirsiz bir gelecekte yangın çıkabileceği düşüncesi, komşu taşınmazı önceden ve süresiz kullanma gerekçesi değildir. İnceleme, müdahale edildiği sırada hangi somut belirtilerin bulunduğuna dayanır. Tehlikenin kaynağı, gelişimi, etkilediği alan ve gecikmenin sonucu bu zaman kesiti içinde ortaya konur.
Olay bittikten sonra hasarın küçük kalması, müdahale anında tehlikenin hiç bulunmadığını tek başına kanıtlamaz. Tersine olayın çok ağır sonuçlanması da yapılan her işlemin gerekli olduğunu kendiliğinden göstermez. Sonuç ile o sırada bilinen gerçek koşullar ayrı incelenir. İtfaiye veya ilgili kurum kayıtları, olay saatleri ve doğrudan gözlenen belirtiler bu ayrımın delilidir; sonradan oluşturulan genel kanaat, mevcut tehlikenin yerine geçirilemez.
Tehlike ancak taşınmaza müdahaleyle önlenebilmelidir
TMK m. 753’ün zorunluluk ölçütü, müdahalenin sadece kolay veya ucuz olmasından daha ağırdır. Tehdit eden zarar ya da mevcut tehlike, başkasının taşınmazına müdahale olmadan önlenebiliyorsa hükümdeki bu koşul gerçekleşmez. O sırada kullanılabilir olan başka önleme yolları, zaman ve teknik imkânlarıyla birlikte değerlendirilir. Kâğıt üzerinde var görünen fakat olay anında uygulanamayan seçenek de gerçek alternatif gibi sunulmamalıdır.
Müdahalenin yalnız ilk giriş anı değil devamı da bu sınırla bağlıdır. Tehlikeyi önlemek için gerekli alan ile ilgisiz bölümler ayrılır. Daha geniş alana müdahale edilmişse bunun da aynı zorunlulukla açıklanması gerekir. Kanun, başlangıçta haklı olan tek bir işlemi izleyen bütün davranışları peşinen hukuka uygun saymaz. Müdahale ile önleme sonucu arasında somut bağlantı kurulmalıdır.
Önlenecek zarar önemli ölçüde büyük olmalıdır
İkinci temel karşılaştırma, önlenmek istenen zarar veya tehlike ile taşınmaza müdahalenin doğuracağı zarar arasındadır. TMK m. 753, küçük bir üstünlüğü yeterli görmez; farkın önemli ölçüde büyük olmasını ister. Kanunda herkes için uygulanacak sabit para oranı veya yüzde yoktur. Korunan menfaatin niteliği ve müdahale zararının ağırlığı gerçek olay verileriyle değerlendirilir.
Can ve beden bütünlüğüne yönelik tehlike ile malvarlığı kaybının aynı hesap satırına yalnız piyasa fiyatı olarak yazılması doğru bir hukuki karşılaştırma değildir. Yalnız ekonomik değerler söz konusu olduğunda da hangi malın ne ölçüde tehlikede bulunduğu gösterilmelidir. Zarar daha az çıktı diye ilk anda büyük gösterilmesi veya sonradan istenen onarım faturasıyla tehlikenin ağırlığının karıştırılması önlenmelidir. Karşılaştırmanın dayandığı vakıalar, teknik incelemeye elverişli şekilde açıklanır.
Başkasını korumak amacıyla yapılan müdahale de kapsanır
Madde, yalnız müdahale edenin kendi malını veya kişiliğini korumasına özgü değildir. Kendisini veya başkasını tehdit eden zarar ifadesi, üçüncü kişiyi koruma amacını da kapsar. Bununla birlikte yardım etme niyetinin bulunması, zorunluluk ve zarar karşılaştırması koşullarını ortadan kaldırmaz. İyi amaçla yapılan fakat gerekli olmayan müdahale, sırf amacı nedeniyle m. 753 kapsamına girmez.
Korunan kişi, müdahaleyi fiilen yapan kişi ve zarar gören taşınmazın maliki aynı kişiler olmak zorunda değildir. Sonraki bedel uyuşmazlığında bu sıfatlar açıkça ayrılmalıdır. Bir kişi tehlikeden yarar sağlayacak biçimde kurtarıldı diye her hasarın otomatik borçlusu ilan edilemez. Fiili kimin yaptığı, hangi hukuki ilişki içinde hareket ettiği ve ilgili sorumluluk hükmünün kimi muhatap aldığı ayrıca belirlenir.
Malikin rızası ve acil müdahalenin kapsamı
TMK m. 753’teki katlanma yükümlülüğü doğduğunda hukuki dayanak, önceden alınmış özel bir sözleşmeden değil kanundan gelir. Ancak malik ile iletişim kurulabilmesi, olayın ve müdahale sınırının anlaşılmasına yardımcı olur. Rıza verilmiş olmasıyla kanuni zorunluluk farklı dayanaklardır. Birine dayanılması diğerinin bütün koşullarının da gerçekleştiğini göstermez.
Bu düzenleme, özel kişiye genel kolluk veya arama yetkisi vermez. Gerekli müdahaleyle ilgisiz odaların, belgelerin veya eşyaların incelenmesi tehlikeyi önleme amacıyla açıklanamaz. Aynı şekilde olay sonrasında taşınmazı kullanmaya devam etme hakkı doğmaz. Hukuki değerlendirmede başlangıç, müdahalenin süresi, yapılan iş ve sona erme ayrı kaydedilir. Her aşama, kanunun tanıdığı dar amaçla bağlantılı olmalıdır.
Tehlike bittikten sonraki işler aynı hükme dayanır mı?
Zorunluluk hâlinin sona ermesiyle gelecekte yapılacak onarım ve temizlik işleri için aynı acil müdahale gerekçesi süresiz devam etmez. Tehlikeyi önleyen işlem ile daha sonra eski hâle getirme veya kalıcı iyileştirme çalışması farklı aşamalardır. Sonraki girişin rıza, özel kanuni izin veya mahkeme kararı gibi hangi temele dayandığı belirlenmelidir.
Olay kaydında zaman ayrımı bu nedenle gereklidir. Yangının veya su baskınının denetim altına alındığı an, müdahaleye devam edilmesini gerektiren başka somut tehlikenin bulunup bulunmadığı ve yeni işin amacı açıklanır. Acil yardımın ardından taşınmazda kalınması, malikin genel tasarruf yetkisini ortadan kaldırmaz. İlk müdahalenin gerekli olması, sonraki gereksiz zararları kendiliğinden denkleştirme rejimi içinde haklı hâle getirmez.
Müdahale hukuka uygunsa malik neden bedel isteyebilir?
TMK m. 753/2, malikin bu yüzden uğradığı zarar için hakkaniyete uygun denkleştirme bedeli isteyebileceğini düzenler. Burada amaç, daha ağır zararı önlemek için belirli kişinin taşınmazına yüklenen ekonomik kaybı hukuken değerlendirmektir. Malik müdahaleye katlanmakla yükümlü olsa da gerçek zararının hiçbir hukukî sonucu olmadığını kabul etmek zorunda değildir.
Denkleştirme, her olayda bütün faturaların aynen karşılanacağına ilişkin otomatik ödeme kuralı değildir. Hakkaniyet ölçüsü ve müdahaleyle zarar arasındaki bağ birlikte uygulanır. Malikin ileri sürdüğü kalemlerin gerçekten bu müdahale yüzünden doğduğu gösterilmelidir. Taşınmazdaki eski yıpranma, tehlikenin kendisinin oluşturduğu zarar ve müdahalenin ayrıca verdiği hasar aynı toplam içinde ayrılmadan sunulmamalıdır. Kanun, bedel isteme hakkını tanır; miktarın dayanağı somut olaydır.
Zorunluluk değerlendirmesi ile bedel hesabı aynı değildir
TMK m. 753’ün ilk fıkrasındaki karşılaştırma, müdahalenin neden gerekli olduğunu açıklar. İkinci fıkradaki hesap ise malik üzerinde gerçekleşmiş ekonomik kayba yönelir. İlk aşamada önlenmek istenen ağır zarar, müdahaleden sonra tamamen gerçekleşmemiş olsa da karşılaştırmanın konusudur. Bedel aşamasında ise önlenmiş zararın tamamı malike ödenecek tutar gibi kullanılamaz; malikin müdahale yüzünden uğradığı kayıp belirlenir.
Bu nedenle raporda korunmuş malın toplam piyasa değeri ile komşu taşınmazda oluşan gerçek hasar ayrı gösterilmelidir. Çok değerli bir malın kurtarılması, zarar gören malike o değerden otomatik bir yüzde verilmesini sağlamaz. Taşınmazın tamamının fiyatı da yalnız belirli bölümdeki hasarın kendiliğinden karşılığı değildir. Onarım yöntemi, olaydan önceki kullanılabilirlik, sonradan kalan eksilme ve giderlerin müdahaleyle bağlantısı incelemenin ekonomik temelidir. Hakkaniyet, somut olay verilerinden bağımsız keyfî bir tutar belirleme yetkisi değildir. Taraflar ödeme konusunda anlaşırken hangi hasarın karşılandığını açık yazmalı; acil girişe gösterilmiş rızayı ayrıca bütün zarar taleplerinden vazgeçme beyanı saymamalıdır.
TBK 63 ve 64 ile bağlantı nasıl kurulur?
TBK m. 63, kanunun verdiği yetkiye dayanıp sınırları içinde kalan fiilin zarar doğursa da hukuka aykırı sayılmayacağını belirtir; zorunluluk hâlini de ayrıca sayar. TBK m. 64/2, kendisini veya başkasını açık ya da yakın zarar tehlikesinden korumak için diğer kişinin mallarına zarar verenin giderim yükümlülüğünü hâkimin hakkaniyete göre belirlemesini düzenler.
Bu çerçeve, hukuka uygunluk ile ödeme yükümlülüğünün aynı soru olmadığını gösterir. TBK m. 64/1’de haklı savunmada saldıranın şahsına veya mallarına verilen zarar için öngörülen sorumsuzluk, m. 64/2’deki üçüncü kişi malına zorunluluk müdahalesine doğrudan taşınamaz. Hakkını kendi gücüyle korumaya ilişkin üçüncü fıkra da ayrı koşullara sahiptir. “Acil durum vardı, hiçbir bedel istenemez” cümlesi bu farklı hükümleri siler.
Zorunluluk sınırı aşılırsa hangi talep ayrılır?
Müdahalenin zorunlu kısmıyla onun dışındaki zarar verici davranış ayrıştırılmalıdır. Tehlikeyi önlemek için gerekli olmayan eylem, sırf aynı gün ve aynı yerde gerçekleştiği için m. 753 koruması kazanmaz. TBK m. 49’un kusurlu ve hukuka aykırı fiilden doğan sorumluluk şartları veya olaya uygulanan başka özel hükümler ayrıca incelenir.
Malik talebini yalnız “iznim yoktu” gerekçesiyle kurarsa kanuni katlanma koşullarını gözden kaçırır. Müdahaleyi yapan kişi de bütün zararları tek kelimelik zorunluluk savunmasıyla karşılayamaz. Hangi eylemin gerekli, hangisinin kapsam dışında olduğu ve her hasarın hangi eylemden kaynaklandığı belirlenir. Haksız fiil sorumluluğunun şartları, sınırı aşan davranışın ayrı değerlendirilmesini sağlar; hukuka uygun müdahaledeki hakkaniyet denkleştirmesiyle birleştirilmemelidir.
Denkleştirme hesabında hangi kayıtlar tutulur?
Önce taşınmazın olaydan önceki durumu, sonra tehlikenin doğrudan verdiği zarar ve müdahaleyle oluşan ek hasar belirlenir. Tarihli fotoğraflar, önceki bakım kayıtları, olay tutanakları, teknik inceleme ve onarım belgeleri bu üç alanı ayırmaya yardımcı olur. Yalnız toplam onarım tutarı, hangi zararın hangi sebepten doğduğunu göstermeyebilir.
Talepte zarar gören alan, eski durum, müdahale biçimi, gereken giderim ve belge bağlantısı ayrı yazılmalıdır. Aynı kayıp hem tam yenileme bedeli hem de onunla tamamen giderilmiş değer kaybı olarak iki kez hesaplanmamalıdır. Kullanım kaybı ileri sürülüyorsa hangi dönemin neden müdahaleye bağlandığı açıklanır. Hakkaniyet değerlendirmesi, belgesiz ve ilişkisiz her giderin otomatik kabulünü sağlamaz; hukuki talep gerçek zarar tablosuna dayanır.
Zorunluluk ve zararı kim, nasıl somutlaştırır?
HMK m. 190 ve m. 194, tarafın lehine sonuç çıkardığı vakıaları ispatlamasını ve delille ilişkilendirmesini düzenler. Müdahalenin zorunlu olduğunu ileri süren kişi, mevcut tehlikeyi, başka yol bulunmamasını ve zararların karşılaştırmasını açıklamalıdır. Malik ise hangi müdahale nedeniyle ne zarar gördüğünü ve istediği bedelin dayanağını ortaya koyar.
Tanığın gerçekten gördüğü olay ile başkasından duyduğu değerlendirme ayrılır. Olayın ilk ve son saatleri, müdahaleye katılanlar, kurumların gelişi ve hasarın görünür hâli kaydedilir. HMK m. 189/2 gereğince hukuka aykırı elde edilmiş delil kullanılamaz. Başkasının özel alanında gereksiz araştırma veya kayıt yapılması, delil toplama gerekçesiyle hukuka uygun hâle gelmez. Olayla ilgili mevcut ve hukuka uygun kayıtlar korunur.
Onarım yapılacaksa delil tespiti ne işe yarar?
Hasarlı kısmın onarılması, suyun tahliyesi veya olay yerinin temizlenmesi sonradan incelemeyi güçleştirebilir. HMK m. 400, delilin hemen tespit edilmemesi hâlinde kaybolması veya ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşması ihtimalinde hukuki yararı kabul eder. Talepte hangi teknik olgunun kayda alınacağı belirli olmalıdır: Hasarın kaynağı, müdahale alanı veya giderim işinin kapsamı ayrı tespit konularıdır.
Delil tespiti, sorumluluk ve bedel hakkında nihai hüküm değildir. Bilirkişi raporunun bulunması bütün kalemlerin kabul edildiği anlamına gelmez. Devam eden somut risk için HMK m. 389 koşulları çerçevesinde ihtiyati tedbir ayrıca değerlendirilir. Delili korumak, geçici önlem almak ve denkleştirme alacağını hükme bağlatmak farklı hukuki amaçlardır; başvuru sonucu buna göre açık kurulmalıdır.
Planlı onarım ve eşya geri alma neden farklıdır?
Kat mülkiyetinde hasarın onarımı, tesislerin yenilenmesi veya gerekli yapı güvenliği incelemesi için başka bağımsız bölüme giriş, KMK m. 23 kapsamında ayrıca düzenlenir. Bu hükümde lehine müsaade verilen bağımsız bölüm maliklerinin zarar ödeme yükümlülüğü vardır. Komşu daireye onarım için giriş, her zaman m. 753’teki ağır tehlike karşılaştırmasına dayanan aynı hukuki ilişki değildir.
TMK m. 752 de doğal güç veya rastlantıyla araziye gelen eşyayı ve maddede belirtilen hayvanları arayıp alma konusunu düzenler. Oradaki izin ve hapis hakkı, zorunluluk müdahalesine aynen taşınamaz. Sürekli duman, gürültü veya benzeri taşkınlıkta ise m. 737 ve m. 730 gündeme gelir. Komşuluk taşkınlığının giderilmesi ile ani tehlike nedeniyle katlanılan müdahale farklı ana taleplerdir.
Bedel uyuşmazlığında dava ve arabuluculuk ayrımı
TMK m. 753’e dayanan genel özel hukuk denkleştirme isteminde, aksine özel görev kuralı bulunmadıkça HMK m. 2 uyarınca asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Uyuşmazlığın KMK m. 23’ten doğması gibi özel hukuki nedenler görev değerlendirmesini değiştirir. Yalnız para istemi ile taşınmazın aynına ilişkin talep de yetki bakımından aynı kabul edilmemelidir; talep sonucu açık belirlenir.
6325 sayılı Kanun m. 18/B/1-ç, komşu hakkından kaynaklanan uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasını dava şartı yapar. Bu nedenle komşuluk ilişkisine dayanan bedel uyuşmazlığında bu aşama tamamlanır. Her m. 753 olayı, taraf ilişkisi ve talep incelenmeden koşulsuz olarak aynı başvuru türü sayılmaz. Dava şartı, gerçek tehlikede hukuki dayanağı bulunan müdahaleyi veya kanuni geçici koruma istemini arabuluculuk görüşmesinin bitmesine kadar erteleyen bir kural değildir.
Sık sorulan sorular
Yangın çıkması komşu taşınmaza her türlü müdahaleyi serbest kılar mı?
Hayır. TMK m. 753, tehdit eden zarar veya mevcut tehlikenin ancak müdahaleyle önlenebilmesini ve önlenecek zararın müdahale zararından önemli ölçüde büyük olmasını arar. Olayın yangın olarak adlandırılması yeterli değildir. Her eylemin kapsamı ve amacı bu koşullarla bağlantılı olmalıdır.
Sel tehlikesi için zarar gerçekleşene kadar beklenmeli mi?
Madde mevcut tehlikeyi veya tehdit eden zararı kapsar; zararın tamamen gerçekleşmesini şart koşmaz. Ancak belirsiz ve uzak ihtimal yeterli değildir. Müdahale anındaki somut durum, başka önleme yolu bulunup bulunmadığı ve zararların önemli ölçüde farklılığı açıklanmalıdır.
Başkasını kurtarmak için müdahale eden kişi de hükümden yararlanır mı?
Evet. TMK m. 753, kişinin kendisini veya başkasını korumasını kapsar. Yardım amacı diğer koşulları kaldırmaz. Müdahale eden, korunmak istenen kişi ve zarar gören malik ayrı belirlenir; sonradan bedel sorumluluğu da bu sıfatlar ve uygulanacak hükümler üzerinden incelenir.
Malik önceden izin vermediyse müdahale mutlaka hukuka aykırı mıdır?
Hayır. TMK m. 753 koşulları gerçekleştiğinde malikin katlanma yükümlülüğü kanundan doğar. Buna karşılık sırf izin verilmemiş olması koşulsuz müdahale hakkı da yaratmaz. Zorunluluk, kapsam ve zarar karşılaştırması gerçekleşmeden kanuni katlanma sonucuna varılamaz.
Müdahale hukuka uygunsa malik para isteyemez mi?
İsteyebilir. TMK m. 753/2, müdahale yüzünden uğranılan zarar için hakkaniyete uygun denkleştirme bedeli tanır. TBK m. 64/2 de giderim yükümlülüğünün hakkaniyete göre belirlenmesini düzenler. Hukuka uygunluk ile ekonomik kaybın paylaşılması farklı hukuki sorulardır.
Denkleştirme bedeli bütün onarım faturalarının toplamı mıdır?
Kendiliğinden değildir. Önce müdahaleyle bağlantılı gerçek zarar belirlenir; eski hasar, tehlikenin doğrudan zararı ve müdahale hasarı ayrılır. Hakkaniyet ölçüsü uygulanır. Aynı zarar farklı başlıklarla iki kez istenemez; fatura da kapsam ve neden incelemesinden bağımsız kesin ödeme belgesi sayılmaz.
Tehlike bittikten sonra komşu taşınmaz kullanılmaya devam edilebilir mi?
TMK m. 753 süresiz kullanım hakkı vermez. Tehlikenin sona ermesinden sonraki onarım, temizlik veya başka girişlerin kendi hukuki dayanağı belirlenir. İlk müdahalenin gerekli olması, sonradan ilgisiz alana girilmesini veya gereksiz zarar verilmesini kendiliğinden hukuka uygun kılmaz.
Her su kaçağında TMK 753 mü uygulanır?
Hayır. Kat mülkiyetinde gerekli onarım veya inceleme için giriş KMK m. 23 kapsamında ayrıca düzenlenmiştir. Ani tehlike ve m. 753 koşulları bulunup bulunmadığı ayrı incelenir. Onarım erişimi, zorunluluk müdahalesi ve sürekli komşuluk taşkınlığı aynı hükümle yönetilmez.
Delil tespiti yaptırılınca bedel alacağı kesinleşir mi?
Hayır. HMK m. 400 kapsamında delil tespiti, ileride kaybolacak veya kullanımı zorlaşacak olguları korur. Teknik raporun bulunması, sorumluluk veya miktarın kesinleştiği anlamına gelmez. Denkleştirme talebi, hukuki koşulları ve zarar bağlantısıyla ayrıca değerlendirilir.
Komşuyla denkleştirme uyuşmazlığında arabuluculuk gerekir mi?
Uyuşmazlık komşu hakkından kaynaklanıyorsa 6325 sayılı Kanun m. 18/B/1-ç gereğince dava öncesinde arabulucuya başvuru dava şartıdır. Bunun belirlenmesi için taraf ilişkisi ve talep incelenir. Bu kural, kanuni acil müdahaleyi veya geçici hukuki korumayı görüşmeler bitene kadar bekletme zorunluluğu değildir.
Dosyanın hazırlanması ve büro iletişimi
Mersin ve İstanbul’daki taşınmazlarda da aynı kanuni koşullar uygulanır. Dosyada parsel veya bağımsız bölüm bilgisi, olay anındaki gerçek tehlike, müdahalenin kapsamı ve malik zararının ayrı kayıtları birleştirilerek talebin hukuki sebebi belirlenir.
Resmî kaynaklar ve ilgili kanun maddeleri
- 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu — güncel resmî metin: m. 730, 737, 752–753.
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu — güncel resmî metin: m. 49, 63–64.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu — güncel resmî metin: m. 2, 189–190, 194, 389 ve 400.
- 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu — güncel resmî metin: m. 23.
- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu — güncel resmî metin: m. 18/B/1-c ve ç.
Kaynak kontrol tarihi: 24 Ekim 2026. İlgili hükümler yazıda belirtilen kapsam ve koşullarıyla ele alınmıştır.
İstanbul ve Mersin ofisleri
İstanbul · Polaris Plaza
Maslak Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No:21, Kat:9, 34475 Sarıyer/İstanbulMersin · Profit İş Merkezi
İhsaniye Mahallesi, 4903. Sokak, Profit İş Merkezi No:23, Kat:3, Daire:14, 33070 Akdeniz/MersinHukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
