B&KBakırcı & KeskinHUKUK BÜROSU
TR
TürkçeEnglishDeutschРусскийالعربية中文
Menü

Mal Ortaklığında Eşin Kişisel Borcu İçin Ortak Mallara Başvurulabilir mi?

Mal ortaklığında eşin kişisel borcu için ortak mallar bütünüyle koruma altında değildir. TMK m. 269’a göre eş, m. 268’de sayılan ortaklık borçları dışındaki borçlardan kendi kişisel mallarıyla ve ortaklık mallarının değerinin yarısı kadarıyla sorumlu tutulur. Ortaklığın zenginleşmesinden doğan istemler de saklıdır.

Buna karşılık m. 268 kapsamındaki borçlarda ilgili eşin kişisel mallarıyla ortaklık malları sorumluluk alanına girer. Doğru değerlendirme için yalnız borç belgesini kimin imzaladığına bakılmaz; borcun hangi yetkiyle, hangi iş için ve hangi kaynak kullanılarak doğduğu incelenir. Ortaklık mallarının sorumluluğu ile diğer eşin kendi kişisel malvarlığının sorumluluğu farklı sorulardır. Rejim sözleşmesi, borç ilişkisi ve malvarlığı kayıtları birlikte okunmadan bütün mallar haczedilebilir veya hiçbir ortak mala dokunulamaz biçiminde bir sonuç kurulamaz.

Mal ortaklığında eşin kişisel borcu: Rejimi doğrula, Borcun kaynağı, Sorumlu mal kesimi, İç denkleştirme
TMK m. 269’daki yarım değer sınırı borcun yarısının silinmesi anlamına gelmez.

Bu kurallar yalnız seçilmiş mal ortaklığına ilişkindir

Türk Medenî Kanunu m. 202 uyarınca yasal rejim edinilmiş mallara katılmadır. Mal ortaklığı, eşlerin sözleşmeyle seçebildiği farklı bir rejimdir. Eşlerin birlikte ev satın alması, ortak hesap açması veya aynı işletmede çalışması tek başına kanundaki mal ortaklığının seçildiğini göstermez. M. 268–269 uygulanmadan önce geçerli rejim sözleşmesi ve ilgili dönem belirlenir.

Sözleşmenin genel ortaklık mı, edinilmiş mallarda ortaklık mı, başka bir sınırlı ortaklık mı kurduğu ayrıca önemlidir. Çünkü sorumluluğa konu ortaklık malvarlığının kapsamı bu seçime göre değişir. Mal rejimi sözleşmesi ve noter işlemi bu başlangıç incelemesini açıklar. Borcun doğduğu tarih ile rejim değişikliklerinin tarihleri birlikte kaydedilir; bugün geçerli sözleşme geçmişteki bütün işlemleri kendiliğinden aynı rejime tabi kılmaz.

Ortaklık malları ve kişisel mallar ayrı kesimlerdir

TMK m. 256, mal ortaklığını ortaklık malları ve kişisel mallar şeklinde düzenler. Genel ortaklıkta eşler ortaklık mallarına bölünmemiş bir bütün olarak sahiptir. Bu yapı, her eşin istediği zaman tek başına devredebileceği bağımsız yarım tapu payı bulunduğu düşüncesinden ayrılır. Borçtan sorumluluk hesabı yapılırken bu mülkiyet yapısı korunur.

Kişisel mal kesiminin kapsamı m. 260, ispatı m. 261 ile bağlantılıdır. Bir eşin kişisel malı olduğu ispatlanmadıkça malvarlığı değerleri ortaklık malı sayılır. Dolayısıyla dosyada önce borç türü, sonra hangi malların hangi kesimde bulunduğu belirlenmelidir. Yalnız tapudaki isim veya bankadaki hesap sahibi bilgisi üzerinden bütün malvarlığının hukuki niteliği hakkında karar verilmez. Sözleşme ve kazanım belgeleri bu kayıtlarla birlikte değerlendirilir.

Borcun kaynağı sınıflandırmanın başlangıcıdır

Mal ortaklığı bakımından borcun aile içinde kişisel olarak anılması yeterli değildir. TMK m. 268 belirli borçları özel olarak sayar; bunların dışında kalan borçlar m. 269 kapsamına girer. Sınıflandırma, tarafların verdiği günlük adla değil hukuki işlemin koşullarıyla yapılır. Kredi, kira, hizmet bedeli veya ticari borç başlığı altında farklı yetki ve kullanım ilişkileri bulunabilir.

Sözleşme, sipariş, ödeme belgesi, malın teslim yeri ve paranın kullanıldığı iş birlikte incelenir. Borcun doğduğu anda hangi yetkinin kullanıldığı ve hangi mal kesiminin faaliyetle bağlantılı olduğu açıklanır. Sonradan borcun ödenememesi, başlangıçtaki türünü tek başına değiştirmez. Alacaklıya karşı malvarlığı sorumluluğunu belirleyen bu inceleme, eşlerin kendi aralarında sonradan yapacağı paylaşım hesabından ayrı tutulmalıdır.

TMK m. 268 hangi borçları sayar?

TMK m. 268 dört grup düzenler: evlilik birliğini temsil veya ortaklık mallarını yönetme yetkisine dayanılarak yapılan borçlar; ortaklık malları ya da ortaklık gelirleri kullanılarak yürütülen meslek veya sanatın borçları; diğer eş için de kişisel sorumluluk doğuran borçlar; kişisel mallar yanında ortaklık mallarının da sorumluluğu konusunda eşlerin üçüncü kişilerle anlaşarak üstlendikleri borçlar.

Bu gruplardan birine giren borç için ilgili eşin kişisel malları ile ortaklık malları sorumluluk alanındadır. Maddede sayılan bağlantılardan hangisinin bulunduğu somutlaştırılmalıdır. Borcun büyük olması, evlilik sırasında doğması veya borçlunun tacir olması tek başına bütün grupların yerine geçmez. Birden fazla dayanak varsa her biri ayrı gösterilir; aynı borcun farklı adlarla iki kez hesaplanması gerekmez. Sorumluluğun dayanağı, malvarlığına başvuru talebinin sınırını belirler.

Evlilik birliğini temsil yetkisinden doğan borçlar

Evlilik birliğinin temsiline ilişkin TMK m. 188–189, eşlerin aile ihtiyaçları için hangi ölçüde işlem yapabileceğini ve sorumluluğu düzenler. Mal ortaklığında m. 268, bu temsil yetkisine dayanılarak yapılan borçları ortaklık mallarını da ilgilendiren gruba alır. Burada işlemin temsil yetkisi kapsamında bulunup bulunmadığı ayrıca incelenmelidir.

Eşin yaptığı her harcamanın aile için olduğu yalnız evlilik bağına dayanılarak kabul edilmez. İşlemin amacı, olağan ihtiyaçla ilişkisi ve gereken izin veya koşullar değerlendirilir. Evlilik birliğinin temsilinden doğan eş sorumluluğu bu ayrı yetki sorununu açıklar. Temsil nedeniyle doğan kişisel sorumluluk ile ortaklık malvarlığının m. 268 kapsamında sorumlu tutulması aynı dosyada yer alsa da farklı hukuki dayanaklardır.

Meslek veya sanat borcunda kullanılan kaynak önemlidir

TMK m. 268, ortaklık malları veya ortaklığa giren gelirler kullanılarak meslek ya da sanat icra edilmesinden doğan borçları açıkça sayar. Bu nedenle işletmenin veya faaliyetin yalnız bir eş adına yürütülmesi, ortaklık malvarlığının etkilenmeyeceği sonucunu doğurmaz. Kullanılan kaynak ile borcun faaliyetle bağlantısı incelenir.

Faaliyette kullanılan taşınmaz, ekipman, işletme sermayesi ve gelir kayıtları bu incelemede önem taşır. Bir eşin bütün ticari borçları, kaynak bağlantısı araştırılmadan otomatik olarak aynı kategoride toplanmaz. Buna karşılık ortaklık gelirlerinin işletmenin olağan finansmanında kullanıldığı belgelenmişse yalnız borç belgesinde tek imza bulunduğu gerekçesiyle ortaklık boyutu göz ardı edilmez. Borcun gerçekten meslek veya sanatın icrasından doğduğu, özel ve faaliyet dışı harcamalardan ayrılarak ortaya konulmalıdır.

Diğer eşin de kişisel sorumluluğu bulunması

TMK m. 268’in üçüncü bendi, diğer eş için de kişisel sorumluluk doğuran borçları kapsar. Burada diğer eşin sorumluluğunun hangi sözleşme veya kanun hükmünden kaynaklandığı belirlenmelidir. Evlilik bağının tek başına her borç için sınırsız kişisel sorumluluk yaratmadığı ayrımı korunur.

Borç belgesinde taraf sıfatları ayrı okunur. Bir kişinin borçlu, kefil, temsilci veya yalnız işlem hakkında bilgi sahibi olarak yer alması aynı hukuki konum değildir. İmzanın varlığı kadar hangi açıklamanın altında bulunduğu ve ilgili işlemin geçerlilik koşulları önem taşır. Her iki eşin kişisel sorumluluğu gerçekten doğmuşsa m. 268’in ortaklık mallarına ilişkin sonucu ayrıca değerlendirilir. Bu inceleme, diğer eşin imzası görülür görülmez bütün malvarlığının koşulsuz sorumlu olduğu şeklinde kısaltılmamalıdır.

Üçüncü kişiyle yapılan sorumluluk anlaşması

TMK m. 268’in dördüncü bendi, kişisel mallar yanında ortaklık mallarının da sorumlu olacağı konusunda eşlerin üçüncü kişilerle anlaşarak yaptıkları borçları düzenler. Bu durumda anlaşmanın kimler arasında kurulduğu, kapsamı ve hangi borca ilişkin olduğu açıkça saptanır. Borçlu eşin tek taraflı açıklamasıyla iki eşin ortak iradesi aynı kabul edilmez.

Sözleşmede genel ifadeler bulunuyorsa bunların somut yükümlülükle bağlantısı incelenir. Ortaklık malvarlığının sorumluluğunu düzenleyen anlaşma, ayrıca geçerli bir kefalet veya borç üstlenme işlemi bulunup bulunmadığı sorusunu da kendiliğinden çözmez. Her hukuki işlem kendi şartlarıyla değerlendirilir. Alacaklı, dayandığı anlaşmanın tam metnini ve ilgili taraf iradelerini ortaya koymalıdır. Yalnız kredi dosyasında malvarlığı bilgisi verilmiş olmasıyla sorumluluk anlaşması kurulmuş sayıldığı yönünde genel bir kural yoktur.

Kişisel borçlarda ortaklık değerinin yarısı sınırı

TMK m. 269, m. 268 dışında kalan bütün borçlarda eşin kendi kişisel mallarıyla ve ortaklık mallarının değerinin yarısı kadarıyla sorumlu olacağını düzenler. Buradaki sınır ortaklık kesimine başvurunun değer boyutudur. Borçlunun kişisel malvarlığının yarısının korunacağı veya borcun yarısının silineceği anlamına gelmez.

Bu ayrım önemlidir: toplam borç miktarı ile sorumluluğa konu mal kesiminin sınırı farklıdır. Borçlu kişisel malları bakımından ilgili borcun sorumluluğunu taşımaya devam eder. Ortaklık yönünden ise kanundaki yarım değer sınırı değerlendirilir. Bir borcun yalnız eşin kişisel ihtiyacından kaynaklandığı tespit edilse bile ortaklık mallarının hiçbir şekilde etkilenmeyeceği söylenemez. Kanun bu durumda da belirli bir değer ölçüsünde ortaklık malvarlığını sorumluluk alanına dahil etmiştir.

Yarım değer, her malın yarısını serbestçe alma yetkisi değildir

Ortaklık mallarının değerinin yarısı ifadesi, alacaklıya her taşınmazın fiilen yarısını ayırıp kendi seçimiyle alma yetkisi vermez. Ortaklık mallarının mülkiyet yapısı ile takip ve paraya çevirme usulü ayrıca gözetilir. M. 269 malvarlığı sorumluluğunun maddi hukuk sınırını belirler; cebri icranın bütün aşamalarını tek başına düzenlemez.

Bu nedenle malvarlığı listesi, değer ve borç kayıtları hazırlanırken ortaklık kesiminin bütünü dikkate alınır. Aynı değer üzerinde farklı borçlar ve haklar bulunuyorsa bunlar görünür kılınır. Alacaklı talebinin kapsamı ile borçlunun itirazı somut mal ve hesap üzerinden kurulmalıdır. Kanundaki sınır, sırf malın üzerinde diğer eşin de hakkı bulunduğu için tamamen yok sayılamaz; buna karşılık ortaklık kavramı kullanılarak sınırın üzerinde sorumluluk da kendiliğinden yaratılmaz.

Diğer eşin kişisel malları ayrı değerlendirilir

Bir borç için ortaklık mallarının sorumlu olması, borcu üstlenmeyen eşin bütün kişisel mallarının da otomatik olarak sorumlu olduğu anlamına gelmez. Diğer eşin kişisel sorumluluğu varsa bunun dayanağı ayrıca gösterilmelidir. Temsil, birlikte borçlanma veya geçerli bir başka yükümlülük ilgili dosyada somut olarak değerlendirilir.

Bu ayrım yapılmadan eşin kişisel miras malına, kişisel kullanım eşyasına veya başka kişisel değerine başvuru hakkında sonuç kurulamaz. Önce malın gerçekten kişisel kesimde bulunduğu, sonra o eşin alacaklıya karşı kendi sorumluluğunun doğup doğmadığı belirlenir. M. 261’deki ispat karinesi de burada önemlidir. Malın kişisel niteliği ile eşin borçlu sıfatı iki farklı savunma konusudur; yalnız birinin açıklanması diğerinin incelenmesini gereksiz hâle getirmez.

İç denkleştirme ile alacaklıya karşı sorumluluk farklıdır

TMK m. 273, bir kesime ilişkin borcun diğer kesimden ödenmesi hâlinde tasfiyede denkleştirme istenmesini düzenler. Bu, eşlerin mal kesimleri arasında yapılacak iç hesaptır. M. 268–269 ise üçüncü kişi alacaklıya karşı hangi malların sorumluluğa konu olacağını belirler. İç hesapta bir borcun kişisel kesime yüklenmesi, alacaklının kanundan doğan ortaklık başvurusunu tek başına kaldırmaz.

Aynı şekilde alacaklının ortaklık malından tahsil yapmış olması, eşler arasında hiçbir denkleştirme talebi kalmadığını göstermez. Ödeme kaydı, borcun kaynağı ve ilgili kesim tasfiyede yeniden önem taşır. Dosyada dış sorumluluk ile iç yük dağılımı ayrı tablolarla izlenmelidir. Bu ayrım, bir eşin sonunda katlanacağı ekonomik yük ile alacaklının tahsil sırasında başvurabildiği malvarlığını birbirine karıştırmayı önler.

Ortaklığın zenginleşmesinden doğan istemler saklıdır

TMK m. 269’un ikinci fıkrası, ortaklığın zenginleşmesinden kaynaklanan istemleri saklı tutar. Dolayısıyla kişisel borç etiketi, ortaklık malvarlığının elde ettiği ekonomik yararın bütün hukuki etkilerini ortadan kaldırmaz. Ancak bu kayıt her borç için otomatik ek bir alacak veya sınırsız sorumluluk yaratacak şekilde yorumlanamaz.

Somut olayda hangi değer aktarımının gerçekleştiği, ortaklığın hangi mal veya gelirle zenginleştiği ve istemin hukuki dayanağı belirlenir. Borç bedelinin ortaklık için kullanıldığı ileri sürülüyorsa para hareketleri ve edinilen değerler gösterilir. Aynı tutarın hem borç tahsili hem başka ad altında mükerrer tahsile konu edilmemesi gerekir. Kanunun saklı tuttuğu istem, gerçek ekonomik aktarımın ve uygulanacak koşulların ayrı araştırılmasını gerektirir; yalnız genel bir yarar iddiası yeterli değildir.

Rejim değişikliği alacaklı haklarını kendiliğinden silemez

TMK m. 213, mal rejiminin kurulması, değiştirilmesi veya önceki rejimin tasfiyesi yoluyla eşlerden birinin ya da ortaklığın alacaklılarının hak alabileceği malların sorumluluk dışına çıkarılamayacağını düzenler. Bu nedenle borç doğduktan sonra yapılan yeni sözleşme, alacaklıya karşı geçmiş sorumluluğu kendiliğinden ortadan kaldıran bir işlem değildir.

Rejim değişikliğiyle hangi malların diğer eşe geçtiği, işlemin zamanı ve alacaklının hak alanı belirlenir. Bu özel koruma, her tasarruf için aynı dava yolunun bulunduğu anlamına gelmez. Tasarrufun iptali davası ayrı koşulları bulunan bir korumadır. Mal rejimindeki m. 213 koruması ile icra hukukundaki iptal yolu, dayanakları ve sonuçları açıkça ayrılarak değerlendirilmelidir. Yeni sözleşmenin geçerli olması, her alacaklıya karşı aynı etkiyi yaratacağını göstermez.

Haciz sorunu rejimin sona ermesini de etkileyebilir

TMK m. 210, mal ortaklığı seçen eşlerden birine karşı takip yapan alacaklının haczin uygulanmasında zarara uğraması hâlinde mal ayrılığına geçiş istemesini düzenler. Bu özel başvuru, her ödenmeyen borcun rejimi otomatik sona erdirdiği anlamına gelmez. Kanundaki koşullar ve mahkeme yolu ayrıca değerlendirilir.

Eşlerden biri hakkında iflas açılması ise m. 209 ve m. 271 çerçevesinde farklı sonuç doğurur. Borçtan sorumluluk dosyasında bu gelişmeler varsa yalnız başlangıçtaki ortaklık kapsamıyla yetinilmez; sona erme tarihi ve tasfiye etkisi de incelenir. İcra takibinin açılması, haciz uygulanması ve iflasın açılması farklı işlemlerdir. Bunlardan birinin varlığı diğerinin gerçekleştiği anlamına gelmez. Hangi kararın hangi tarihte verildiği belgelere dayanılarak saptanmalıdır.

Borç ve malvarlığı belgeleri birlikte hazırlanır

İnceleme için mal rejimi sözleşmesi, borcu doğuran sözleşme, taraf imzaları, teslim ve ödeme belgeleri, paranın kullanım kayıtları ve malvarlığının kazanım belgeleri toplanır. Sadece borç bakiyesi veya sadece tapu listesi sorumluluk türünü açıklamaya yetmez. Belgelerin her biri m. 268’deki bağlantıyı veya m. 269 kapsamını belirli bir yönden ortaya koymalıdır.

Bir malın kişisel olduğu savunuluyorsa bu niteliği doğuran belge ayrıca gösterilir. Borç faaliyetle ilgiliyse faaliyet kayıtları, aile temsiline dayanıyorsa ihtiyacın kapsamı açıklanır. Böylece borçlu sıfatı, mal kesimi, dış sorumluluk ve iç denkleştirme ayrı başlıklarda incelenebilir. Borçların yalnız tarih ve tutar olarak sıralanması, kanundaki sınıflandırmanın yerine geçmez. Her kalem için işlem sebebi ve ilgili mal kesimi açık olmalıdır.

Sonuç hesabında dört ayrı soru cevaplanmalıdır

İlk soru borç ilişkisinin geçerli biçimde kimin üzerinde doğduğudur. İkinci soru borcun m. 268’deki gruplardan birine girip girmediğidir. Üçüncü soru başvurulan malın ortaklık veya kişisel kesimde bulunmasıdır. Dördüncü soru, yapılan ödeme sonrasında eşlerin tasfiyede birbirlerine veya mal kesimlerine karşı denkleştirme isteminin bulunup bulunmadığıdır.

Bu dört sorunun cevapları birbirini tamamlar fakat birbirinin yerine geçmez. Borçlu eşin adı doğru belirlenmiş olsa bile yanlış mal kesimi hesabı yapılabilir. Ortaklık kapsamı doğru belirlenmişken borcun kişisel türü göz ardı edilirse yarım değer sınırı atlanabilir. Sağlıklı dosya hazırlığı, kanundaki sorumluluğu gerçek belgeler üzerinden bu sırayla somutlaştırır. Evliliğin varlığına dayanan toplu sorumluluk veya toplu dokunulmazlık varsayımları yerine m. 268–269 ayrımı uygulanır.

Kaynağı belirlenemeyen borcun tasfiye karinesi

TMK m. 273’ün ikinci fıkrası, hangi mal kesimine ilişkin olduğu anlaşılamayan borcun ortaklık mallarına ilişkin sayılacağını düzenler. Bu hüküm tasfiyede borcun hangi kesime yükleneceğine ilişkindir. Borç belgesinin eksik olması nedeniyle bütün dış sorumluluk koşullarının ispatlanmış sayıldığı veya m. 269 sınırının kendiliğinden kalktığı sonucu çıkarılamaz.

Bu yüzden borcun hangi mala ilişkin olduğunun belirlenemediği iddiası, borcun gerçekten mevcut olup olmadığı sorusundan ayrılmalıdır. Önce geçerli borç ve tutarı saptanır; ardından mal kesimi bağlantısı araştırılır. Borcun birden fazla değer için kullanılması söz konusuysa kullanım kayıtları ayrıştırılır. Tasfiye karinesi, belgesiz bir borcun sınırsız kabulü için gerekçe yapılamaz. Dış sorumlulukta m. 268–269, iç hesapta ise m. 273 kendi işlevleriyle uygulanır. Bu ayrım alacaklı ile eşler arasındaki farklı hukuki ilişkilerin tek bir varsayıma indirgenmesini önler.

Sık sorulan sorular

Eşimin kişisel borcu ortak mallara hiç dokunmaz mı?

Hayır. TMK m. 269 kişisel mallar yanında ortaklık mallarının değerinin yarısı kadar sorumluluk öngörür. Kişisel borç ifadesi ortaklık kesimi için mutlak koruma yaratmaz.

Borç evlilik sırasında doğduysa ortaklık borcu mudur?

Zaman tek başına yeterli değildir. M. 268’de sayılan temsil, yönetim, meslek kaynağı, diğer eşin sorumluluğu veya anlaşma bağlantıları incelenir.

İşletme yalnız eşimin adınaysa ortaklık malları etkilenmez mi?

Faaliyette ortaklık malları veya ortaklık gelirleri kullanılıyorsa m. 268’in meslek ve sanat borcu düzenlemesi değerlendirilir. Yalnız işletme adıyla sonuç kurulmaz.

Yarım değer sınırı borcun yarısını siler mi?

Hayır. M. 269 ortaklık malvarlığına başvurunun değer sınırını düzenler. Borçlu eşin kişisel malları bakımından sorumluluğunu veya borcun tutarını yarıya indirmez.

Alacaklı her evin yarısını kendisi alabilir mi?

Hayır. Malvarlığı sorumluluğu sınırı ile cebri icra usulü farklıdır. Ortaklık mülkiyeti, değer ve ilgili takip işlemleri kanuni yollarla değerlendirilir.

Borçlu olmayan eşin kişisel malı da sorumlu mu?

O eşin alacaklıya karşı kendi kişisel sorumluluğu ayrıca doğmuş olmalıdır. Ortaklık mallarının sorumlu olması tek başına diğer eşin bütün kişisel mallarını sorumlu kılmaz.

Kişisel mal olduğunu kim ispatlar?

TMK m. 261 uyarınca kişisel mal olduğu ispatlanmayan değerler ortaklık malı sayılır. Sözleşme, kazanım belgesi ve kanuni kişisel mal niteliği birlikte değerlendirilir.

Ortak parayla kişisel borç ödendiyse hak kalır mı?

M. 273 kapsamında tasfiyede denkleştirme incelenir. Alacaklıya ödeme yapılması, eşler arasındaki iç hesapta bütün taleplerin sona erdiğini tek başına göstermez.

Yeni mal ayrılığı sözleşmesi eski alacaklıyı engeller mi?

TMK m. 213 alacaklıların başvurabildiği malların rejim değişikliğiyle sorumluluk dışına çıkarılmasını önleyen koruma getirir. Değişikliğin alacaklıya etkisi ayrıca incelenir.

Bütün eşler için m. 268–269 mu uygulanır?

Hayır. Bu hükümler mal ortaklığı rejimine aittir. Yasal edinilmiş mallara katılma veya başka rejimde sorumluluk kendi hükümlerine göre belirlenir; önce rejim sözleşmesi okunmalıdır.

Dosyanın hazırlanması ve büro iletişimi

Mersin’de mal ortaklığına ilişkin borç dosyasında noter sözleşmesi ile borcun kullanım amacı birlikte incelenir. Takip belgesi, mal kesimi ve ödeme kaynağı ayrıştırılarak alacaklıya karşı sorumluluk ile eşler arasındaki tasfiye hesabı ayrı kurulur.

Resmî kaynaklar ve ilgili kanun maddeleri

Kaynak kontrol tarihi: 24 Ekim 2026. İlgili hükümler yazıda belirtilen kapsam ve koşullarıyla ele alınmıştır.

İstanbul ve Mersin ofisleri

İstanbul · Polaris Plaza

Maslak Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No:21, Kat:9, 34475 Sarıyer/İstanbul

İstanbul ofisi ve iletişim

Mersin · Profit İş Merkezi

İhsaniye Mahallesi, 4903. Sokak, Profit İş Merkezi No:23, Kat:3, Daire:14, 33070 Akdeniz/Mersin

Mersin ofisi ve iletişim

Hukuki konu hakkında iletişim

İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

Telefonla Araİletişim Bilgileri

tarafından hazırlanmış, Av. Emirhan Keskin tarafından incelenmiştir.

Yazar Bilgisi

, Mersin Barosu 3472 sicil numarasına kayıtlıdır. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, aile, iş, gayrimenkul ve ticaret hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi sunmaktadır.

İnceleyen: Av. Emirhan Keskin · Mersin Barosu Sicil No: 5507

Telefon WhatsApp