Gemi Haczinde Teminat: Serbest Bırakma ve Haczin Kaldırılması
İhtiyaten haczedilen geminin teminat karşılığında serbest bırakılması, Türk Ticaret Kanunu m.1370 ve m.1371 uyarınca iki farklı sonuç doğurur. M.1370 kapsamında gemi bırakıldığında ihtiyati haciz ve sicildeki haciz kaydı devam eder. M.1371 kapsamında yeterli teminatla haczin kaldırılmasına karar verildiğinde ise kaldırma ilgili kurumlara bildirilir ve sicildeki kayıt silinir. Başvurunun hangi sonucu istediği açıkça gösterilmelidir.
Bu ayrım, geminin fiziken serbest kalmasının ötesinde önem taşır. Teminatın hangi miktara göre hazırlanacağı, başvuruyu inceleyecek merci ve diğer deniz alacaklılarının teminata erişimi seçilen yola göre değişir. Malik, borçlu veya gemiyi elinde bulunduran üçüncü kişinin sıfatı da dosyada doğru belirlenir. Teminatın hangi borç ve hangi gemi için verildiği, haciz kararından ve sunulan güvence belgesinden birlikte anlaşılmalıdır.

Geminin bırakılması ile ihtiyati haczin kaldırılması
TTK m.1370, haczin devam ettiği bir bırakma düzeni kurar. Gemi, istenildiğinde icra dairesine teslim edilmek üzere borçluya veya kanundaki koşullarla üçüncü kişiye bırakılır. Bu nedenle dosyada hâlen mevcut olan haciz, yalnız geminin muhafazadan çıkarıldığı bilgisine dayanılarak kaldırılmış sayılamaz. Bırakma işleminin dayanağı, teslim yükümlülüğü ve teminatın hangi biçimde sağlandığı aynı işlem kaydında izlenir.
M.1371’de ise malik veya borçlu, yeterli teminat göstererek ihtiyati haczin kaldırılmasını ister. Bu yolda verilen kararın sicile yansıması, m.1370’teki kaydın korunması sonucundan farklıdır. Gemi ihtiyati haczinin kurulması ve infazı ayrı incelemenin konusudur. Burada haciz uygulanmış bir dosyada, teminatın karşılığında hangi hukuki durumun oluşturulacağı ele alınmaktadır.
Gemi değeri hangi aşamada ve kim tarafından belirlenir?
TTK m.1366/2, ihtiyati haciz tutanağında geminin adıyla belirtilmesini yeterli görür; değerin yazılmasını zorunlu tutmaz. Taraflardan biri isterse geminin değeri icra mahkemesince saptanır ve dosyadan anlaşılan ilgililer bu saptamaya çağrılır. Dolayısıyla ilk tutanakta değer bulunmaması ile sonradan teminat için değer belirlenmesi farklı aşamalardır. Değerin tutanakta yer almaması tek başına haciz işleminin geçersizliği olarak sunulamaz.
Değer bilgisi, iki teminat yolunda farklı işlev taşır. M.1370/1’de para depo etme seçeneği geminin değerine bağlanmıştır. M.1371/1’de ise deniz alacağının tamamı, faizi ve giderleri için yeterli teminat aranırken gemi değeri üst sınır oluşturur. Bu nedenle her başvuruda doğrudan aynı tutarın yatırılacağını söylemek doğru değildir. Önce istenen işlem, ardından o işleme uygulanacak miktar ölçütü belirlenir.
TTK m.1370: Haciz sürerken geminin bırakılması
TTK m.1370/1, geminin değerinin depo edilmesini veya icra memurunun kabul edeceği taşınmaz rehni, gemi ipoteği ya da itibarlı banka kefaleti gösterilmesini düzenler. Bu güvence, geminin istendiğinde icra dairesine teslimini sağlamaya yöneliktir. Kanundaki teminat seçenekleri ile teminatın hangi yükümlülüğü güvenceye aldığı birlikte okunmalıdır. Bir belgenin yalnız başlığında garanti yazması, kanuni teminat niteliğini kendiliğinden karşılamaz.
Madde, bu koşullarla geminin borçluya bırakılmasına izin verir. Gemi üçüncü kişinin elindeyken ihtiyaten haczedilmişse, o kişiden taahhüt senedi alınarak geminin kendisine bırakılması da düzenlenmiştir. Üçüncü kişinin mevcut zilyetliği ve taahhüdü dosyada gösterilir. Bu hüküm, gemiyle ilgisi bulunmayan herhangi bir kişiye teslim yapılmasını öngören genel bir yetki olarak kullanılamaz; kanunda belirtilen fiili durum esas alınır.
TTK m.1370/2 gereğince serbest bırakma, ihtiyati haczin devam ettiği belirtilerek m.1366’da sayılan kurumlara bildirilir ve sicildeki haciz kaydı korunur. Bildirim ile sicil işlemi aynı hukuki sonucu göstermelidir. Gemi bırakılırken kaydın silinmesini isteyen bir talep, m.1370’in kanuni sonucuyla uyuşmaz. Bu yola ilişkin kararın veya işlemin dosyasında, haczin devamına ve istendiğinde teslim yükümlülüğüne ilişkin kayıtların birbirini doğrulaması gerekir.
Mülkiyet, zilyetlik ve ortak malik uyuşmazlığındaki özel hüküm
M.1370/4, m.1352’nin birinci fıkrasındaki t ve u bentlerine dayanan hacizler için ayrıca hüküm koyar. T bendi geminin mülkiyetine veya zilyetliğine ilişkin uyuşmazlıkları; u bendi ortak malikler arasında geminin işletilmesinden ya da gemiden sağlanan hasılattan doğan uyuşmazlıkları kapsar. Bu alacaklardan biri nedeniyle haczedilen gemi, zilyedinin yeterli teminat vermesi durumunda o kişiye bırakılabilir.
Özel hüküm uygulanırken yalnız başvurucunun ortak malik olduğunu belirtmek yeterli değildir; haczin hangi deniz alacağına dayandığı da belirlenir. Ortak maliklerin uyuşmazlığı ile başka bir alacaklının yakıt veya onarım bedeli talebi aynı bentte değerlendirilmez. M.1370/4’ün aradığı zilyetlik ve yeterli teminat koşulları, hacze dayanak istemin t veya u bendine girdiği dosyayla bağlantılı olarak gösterilir.
TTK m.1371: Yeterli teminatla haczin kaldırılması
TTK m.1371/1 uyarınca talep hakkı geminin malikine veya borçluya aittir. Teminat, deniz alacağının tamamını, faizi ve giderleri karşılayacak yeterlilikte olmalıdır; ancak geminin değerini aşamaz. Alacak, faiz ve gider kalemleri ile gemi değerinin ayrı gösterilmesi, bu iki ölçütün denetlenmesini sağlar. Geminin değeri üst sınır olduğu için alacağın her durumda aynı miktarda kabul edildiği sonucu çıkarılamaz.
Haczin kaldırılması mahkemeden istenir; takibe başlandıktan sonra bu yetki icra mahkemesine geçer. Başvuru hazırlanırken dosyanın takip aşamasına geçip geçmediği kontrol edilir. Teminat belgesinin hazırlanmış olması, inceleme ve karar aşamasının yerine geçmez. İstem, m.1371’deki yeterli teminat karşılığında haczin kaldırılması sonucuna yöneltilir; m.1370 kapsamında yalnız geminin bırakılması istemiyle aynı ifadelerle kurulmaz.
M.1371/2, ihtiyati haczin kaldırılmasının m.1366’da sayılan kurumlara bildirilmesini ve sicildeki haciz kaydının silinmesini gerektirir. Haciz kararının uygulandığı dosya, geminin kimliği ve kaldırma kararı eşleştirilerek işlem izlenir. Belirli bir dosyadaki ihtiyati haczin kaldırılması, gemi hakkındaki başka bir haczin de aynı kararla kaldırıldığını göstermez. Her kısıtlamanın kendi hukuki dayanağı ve ilgili kararın kapsamı ayrı belirlenir.
Bildirim ve sicil işlemi nasıl takip edilir?
TTK m.1366’daki kurumlar arasında bölgeden sorumlu sahil güvenlik komutanlığı veya emniyet teşkilatı, liman başkanlığı ve gümrük idaresi bulunur. Aynı madde geminin kayıtlı olduğu sicili ve yabancı bayraklı gemide bayrak devletinin en yakın konsolosluğunu da belirtir. M.1370/2 ile m.1371/2 bu kurumlara bildirim yapılmasını ister. Bu yüzden başvurunun uygulanması takip edilirken geminin bayrağı ve sicil kaydıyla ilgili muhataplar doğru eşleştirilir.
Bildirimde hangi işlemin yapıldığı anlaşılmalıdır: haciz devam ederek geminin bırakılması veya ihtiyati haczin kaldırılması. Teminat verildiğini bildiren genel bir yazı, iki işlem arasındaki sicil farkını açıklamaz. Dosyada kararın veya işlemin tarihi, ilgili haciz dosyası ve sicilde korunan ya da silinen kayıt birlikte izlenir. Bu kayıt düzeni, geminin fiili durumuyla hukuki durumunun aynı sonuç olarak varsayılması yerine ilgili işlemin uygulanmasını denetlemeyi sağlar.
Diğer deniz alacaklıları verilen teminata katılabilir mi?
İki yol arasındaki önemli farklardan biri m.1370/3 ile m.1371/3’te düzenlenir. M.1370 kapsamında haczin devamı için açılan davanın sonunda teminatın alacaklıya ödenmesine karar verilse dahi, teminat olarak yatırılan para icra veznesinden çekilene kadar diğer deniz alacaklıları kanunun bu kısmına göre hacze katılabilir. Bu nedenle ödeme kararı ile paranın vezneden çekilmesi aynı son an olarak kabul edilmez.
M.1371/3’te ise haczin devamı için açılan dava sonunda teminatın alacaklıya ödenmesine karar verildiğinde diğer deniz alacaklıları bu teminat üzerine haciz koyduramaz. Hüküm, belirtilen dava ve ödeme kararı koşuluyla aktarılmalıdır. Bu iki düzenlemenin sonuçları, teminatın hangi madde uyarınca verildiği ve dosyanın hangi aşamada bulunduğu üzerinden karşılaştırılır; yalnız teminat mektubu veya nakit ödeme bulunmasına bakılarak belirlenmez.
Geminin üzerindeki kanuni rehin ve alacakların öncelik düzeni, gemi alacaklısı hakkı ve kanuni öncelik incelemesinde ayrıca açıklanmıştır. Buradaki karşılaştırma, m.1370 veya m.1371 kapsamında verilmiş teminata diğer deniz alacaklılarının erişimine ilişkindir. Başvuruda seçilen yolun bu sonucu da değerlendirilerek, teminatın yalnız tutarı değil haciz dosyasındaki hukuki işlevi de açıkça gösterilmelidir.
Teminatın türü ve miktarı üzerinde kimler anlaşabilir?
TTK m.1372, 1370 ve 1371. maddelerdeki teminatın türü ile miktarının alacaklı ve geminin maliki veya maliki olmayan donatanı arasında serbestçe kararlaştırılmasına izin verir. Hüküm, anlaşmanın taraflarını özellikle belirler. Deniz alacağından sorumlu kişi, gemi maliki ve gemiyi donatan sıfatıyla işleten kişi aynı kişi değilse, bu sıfatların ayrı gösterilmesi gerekir. Bir tarafın teminat önerisi sunması, karşı tarafın öneriyi kabul ettiği anlamına gelmez; anlaşmaya dayanılan dosyada mutabakatın kapsamı ortaya konulmalıdır.
Anlaşmada teminatın hangi deniz alacağına, hangi gemiye ve hangi serbest bırakma yoluna ilişkin olduğu açıklanmalıdır. Çünkü miktar ve tür üzerinde uzlaşılması, 1370 ile 1371. maddelerin sicil ve diğer alacaklılar bakımından doğurduğu farklı sonuçları ortadan kaldırmaz. Teminat belgesinin mevcut olması ile gemi hakkında gerekli kararın verilmesi ve bildirimlerin tamamlanması ayrı aşamalardır. Tarafların uzlaştığı tutar, teminatı sağlayacak kişi ve güvence altına alınan borcun kapsamı birlikte okunmadan yalnız belgenin başlığından sonuç çıkarılamaz.
Teminat verilmesi borcun veya sorumluluğun kabulü müdür?
TTK m.1373, geminin serbest bırakılması için teminat verilmesine bağlanamayacak sonuçları açıkça düzenler. Teminat, sorumluluğun kabulü olarak yorumlanamaz. Aynı işlem, herhangi bir itirazdan veya def’iden vazgeçildiği anlamına da gelmez. Dolayısıyla alacaklının gemiyi bağlayan tedbir yerine teminat elde etmesi, esas uyuşmazlıkta borçlunun savunmalarını ortadan kaldırmaz. Güvence sağlanması ile deniz alacağının varlığı, borçlusu ve miktarı hakkında karar verilmesi farklı hukuki işlemlerdir.
Hüküm, sorumluluğu sınırlandırma hakkından vazgeçilmediğini de ayrıca belirtir. Bunun anlamı, yalnız teminat gösterildiği gerekçesiyle mevcut bir sınırlama hakkının kaybedilmiş sayılamamasıdır. Her deniz alacağı için kendiliğinden bir sınırlama hakkı doğduğu sonucu çıkmaz; bu hakkın uygulanma koşulları kendi hükümleri içinde incelenir. Teminatın tutarı da tek başına esas borcun kesin miktarını belirlemez. Böylece geminin ekonomik faaliyetine devam edebilmesi için alınan güvence ile uyuşmazlığın esasına ilişkin kabul veya savunma birbirine karıştırılmaz.
Teminat sonradan azaltılabilir, değiştirilebilir veya iptal edilebilir mi?
TTK m.1374, 1370 ila 1372. maddeler uyarınca teminat veren kişiye her zaman mahkemeye başvurma hakkı tanır. Başvurunun konusu, teminat miktarının azaltılması, türünün değiştirilmesi veya iptali olabilir. Bu üç talebin sonucu aynı değildir: azaltma güvence tutarını düşürür, tür değişikliği güvence aracını değiştirir, iptal ise ilgili teminatın kaldırılmasını amaçlar. Talepte hangi sonucun istendiği ve mevcut teminatın hangi karara veya anlaşmaya dayandığı açıkça gösterilmelidir.
Kanunun tanıdığı yol mahkemeye başvurudur; teminatı veren kişinin tek taraflı bildirimiyle güvenceyi geri çekme yetkisi değildir. Başvuru yapılması da istenen sonucun kendiliğinden gerçekleştiği anlamına gelmez. Miktar azaltımı talebi ile tüm teminatın iptali aynı gerekçeler kullanılarak birbirinin yerine sunulmamalıdır. Mevcut tutarın, güvence sağlanan alacağın kapsamının ve talep edilen yeni durumun birlikte gösterilmesi, mahkemenin önündeki uyuşmazlığı belirginleştirir. Geminin bırakılmasına ilişkin ilk karar ile sonraki teminat kararı arasındaki bağlantı bu nedenle dosyada korunmalıdır.
Teminat değişikliklerinde yetki bakımından TTK m.1358/2, aynı maddenin ilk fıkrasındaki mahkemelere gönderme yapar. Türkiye’de esas hakkında dava açılmışsa o mahkeme yetkilidir. Esas dava henüz açılmamışsa veya hakem önünde ya da yabancı mahkemede görülüyorsa ihtiyati haciz kararını veren mahkeme yetkilidir. Bu ayrım, 1371. maddede takibe başlanmasından sonra haczin kaldırılması için belirtilen icra mahkemesi kuralıyla özdeşleştirilmemelidir.
Aynı gemi aynı alacak için yeniden haczedilebilir mi?
TTK m.1375/1, geminin bir deniz alacağı için Türkiye’de veya başka bir ülkede ihtiyaten haczedilip serbest bırakılması yahut o gemiyle ilgili teminat alınması sonrasındaki yeniden haczi sınırlar. İlk olasılık, önceki teminatın tür veya miktar bakımından yetersiz olmasıdır. Bu bent uygulanırken elde edilecek toplam teminat geminin değerini aşamaz. Dolayısıyla önceki güvence yokmuş gibi yalnız yeni istenen tutara bakılması, kanunun toplam teminat ölçüsünü karşılamaz.
İkinci olasılık, ilk teminatı veren kişinin kendi borçlarını kısmen veya tamamen yerine getirmemesi yahut yerine getirmekten âciz olmasıdır. Hüküm yalnız teminat belgesindeki rakamı incelemez; güvenceyi sağlayan kişinin borçlarını yerine getirme durumunu da yeniden haciz açısından önemser. Bu bentteki kişi ile deniz alacağının borçlusunun mutlaka aynı kişi olduğu varsayılamaz. Dosyada hangi kişinin teminat verdiği ve ileri sürülen yetersizliğin miktara mı, türe mi yoksa bu kişinin ödeme durumuna mı ilişkin olduğu ayrılmalıdır.
Üçüncü olasılıkta gemi veya ilk teminat, makul sebeplerle hareket eden alacaklının istemi ya da onayı üzerine serbest bırakılmıştır; yahut alacaklı, serbest bırakılmayı engelleyecek makul önlemleri alamamıştır. Bu nedenle alacaklının daha önce serbest bırakmaya onay vermesi, her durumda yeniden haciz hakkının kaybedildiğini göstermez. Bunun karşılığında herhangi bir onay da tek başına yeniden haciz için yeterli değildir. Kanundaki makul sebep veya makul önlem alamama koşulu, olayın belgeleriyle birlikte değerlendirilir.
Bu üç yol birbirinin aynısı değildir. İlkinde teminatın yeterliliği, ikincisinde teminatı verenin borçlarını yerine getirme durumu, üçüncüsünde ise önceki serbest bırakmanın koşulları belirleyicidir. Önceki haciz kararı, teminat belgesi ve serbest bırakma işlemi birlikte incelenerek talebin hangi bende dayandığı ortaya konulur. Sadece alacağın hâlen ödenmediğini belirtmek, bu özel koşulların açıklanması yerine geçmez.
Başka bir geminin haczi ve geminin kaçması nasıl değerlendirilir?
TTK m.1375/2, aynı deniz alacağı nedeniyle hacze konu olabilecek başka bir gemiyi ayrıca düzenler. Önceki teminatın tür veya miktarının yetersiz olması ya da birinci fıkranın teminat verenin ödeme durumu veya serbest bırakılma koşulları hakkındaki bentlerinden birinin uygulanması gerekir. Burada herhangi bir gemi değil, o deniz alacağı için ihtiyaten haczedilmesi hukuken mümkün olan gemi söz konusudur. Bu yüzden TTK m.1369 ve m.1375 birlikte dikkate alınmalıdır.
TTK m.1369/2, ilk fıkradaki gemiler dışında kalan gemiler için iki zamana bakar. Haczin uygulandığı sırada gemi, deniz alacağından sorumlu kişiye ait olmalıdır. Bu kişi de alacak doğduğunda, üzerinde deniz alacağı doğan geminin maliki, kiracısı, tahsis olunanı veya taşıtanı olmalıdır. Bu bağlantının bulunması, 1375. maddedeki önceki teminat denetimini gereksiz kılmaz; koşullar birlikte aranır. Ayrıca mülkiyet veya zilyetlik uyuşmazlığında 1369/3 yalnız uyuşmazlık konusu geminin haczine izin verir. Başka gemiye yönelme bu sınırlamayı aşmanın yolu değildir.
Aynı ticari çevrede işletilmesi, başka bir gemiyi kendiliğinden bu talebin konusu yapmaz. Önce gemi ile sorumlu kişi ve alacak arasındaki kanuni bağlantı, ardından 1375. maddedeki ek koşullar incelenir. Maddenin üçüncü fıkrası da hukuka aykırı biçimde hacizden kurtulan veya kaçan gemiyi özel olarak ayırır. Böyle bir gemi, yeniden hacze ilişkin ilk iki fıkra anlamında serbest bırakılmış sayılmaz. Kanuni teminat yoluyla serbest bırakma ile haczin fiilen etkisiz bırakılması aynı hukuki işlem değildir.
Sorumluluğu sınırlama fonu bu teminatlardan nasıl ayrılır?
TTK m.1370/5, Kanunun deniz ticaretine ilişkin kitabının yedinci kısmı uyarınca uygulanacak milletlerarası sözleşmeleri saklı tutar. TTK m.1328, deniz alacaklarında 1976 tarihli Sözleşme ile 1996 tarihli Protokol ve Türkiye bakımından yürürlüğe giren ilgili değişikliklere işaret eder. TTK m.1336 ise tanımlanan petrol kirliliği zararlarında 1992 tarihli sorumluluk ve fon sözleşmelerini düzenler. Bu rejimler, yalnız gemiyi bırakmak amacıyla teminat verilmesiyle özdeş değildir.
TTK m.1345 bakımından belirleyici an, alacağın ilgili sözleşmeler uyarınca kurulan fona gireceğinin fonun kurulduğu mahkeme tarafından kabul edilmesidir. O anda, o alacağa ilişkin ayni ve şahsi teminatlar sona erer; bu teminatların sağladığı öncelikler fon dağıtımında dikkate alınmaz. Yalnız fon kurulması veya bir başvurunun yapılması, bütün alacaklara ait bütün teminatların otomatik kalktığı anlamına gelmez. Fonun kapsamı ve kuruluşu, deniz alacaklarında sınırlama fonu incelemesinin ayrı konusudur.
Serbest bırakma dosyasında hangi kayıtlar birlikte kontrol edilmeli?
Dosya incelemesi, istenen sonucun 1370. madde kapsamında geminin bırakılması mı, 1371. madde kapsamında haczin kaldırılması mı olduğunu belirlemekle başlar. Teminat belgesindeki gemi ve alacak bilgileri, güvence tutarı, teminatı veren kişi ve varsa 1372. madde anlaşması bu tercihle karşılaştırılır. Takibe başlanıp başlanmadığı, 1371. madde başvurusunun mahkeme ile icra mahkemesi arasındaki yetki ayrımı için önemlidir. Geminin değerine ilişkin uyuşmazlıkta da 1366/2’deki değer tespiti ile tarafların kendi hesapları birbirinden ayrılmalıdır.
Karar sonrasında inceleme, geminin fiilen hareket edebilmesine indirgenmemelidir. TTK m.1370/2 ve m.1371/2 uyarınca gerekli bildirimler ile sicilde korunması veya silinmesi gereken kayıt, seçilen yolun sonucunu gösterir. Önceki haciz veya teminat varsa bunların verildiği ülke, serbest bırakılma kararı ve mevcut güvencenin durumu ayrıca izlenir. Böylece sonraki bir yeniden haciz talebi, önceki işlemlerden kopuk biçimde değil, 1375. maddedeki koşullara cevap veren kayıtlar üzerinden değerlendirilir.
Sık Sorulan Sorular
1. Teminat verilince gemi üzerindeki ihtiyati haciz her zaman kalkar mı?
Hayır. TTK m.1370’te gemi bırakılırken ihtiyati haciz ve sicildeki kayıt devam eder. TTK m.1371’de yeterli teminat karşılığında haczin kaldırılması istenir; kaldırma sonucunda sicildeki ihtiyati haciz kaydı da silinir. Hangi yolun uygulandığı karardan anlaşılmalıdır.
2. Haczin kaldırılmasını yalnız geminin maliki mi isteyebilir?
TTK m.1371/1, geminin malikine veya borçluya başvuru hakkı verir. Teminat, gemi değerini aşmamak kaydıyla deniz alacağının tamamını, faizini ve giderleri karşılamalıdır. Takibe başlandıktan sonra bu başvuru bakımından yetki icra mahkemesine geçer.
3. Gemi değeri ihtiyati haciz tutanağına mutlaka yazılır mı?
TTK m.1366/2’ye göre tutanakta geminin adıyla belirtilmesi yeterlidir; değerinin yazılması gerekmez. Taraflardan biri isterse geminin değerini icra mahkemesi belirler. Bu tespit için dosyadan anlaşılan ilgililer çağrılır.
4. Teminatın türünü taraflar anlaşarak belirleyebilir mi?
Evet. TTK m.1372, alacaklı ile gemi maliki veya maliki olmayan donatanın 1370 ve 1371. maddeler kapsamındaki teminatın türü ve miktarı üzerinde serbestçe anlaşmasına izin verir. Mutabakat, hangi alacak ve gemi için kurulduğuyla birlikte değerlendirilir.
5. Teminat veren kişi borcu kabul etmiş sayılır mı?
Hayır. TTK m.1373 uyarınca gemiyi serbest bırakmak için teminat verilmesi; sorumluluğun kabulü, itiraz veya def’ilerden vazgeçme ya da sorumluluğu sınırlandırma hakkının terk edilmesi olarak yorumlanamaz. Deniz alacağının esasına ilişkin uyuşmazlık ayrı kalır.
6. Verilmiş teminatın miktarı daha sonra azaltılabilir mi?
TTK m.1374, 1370 ila 1372. maddeler uyarınca teminat veren kişiye her zaman mahkemeye başvurma hakkı tanır. Miktarın azaltılması yanında türün değiştirilmesi veya iptal de istenebilir. Başvuru, teminatı tek taraflı geri çekme yetkisi vermez.
7. Diğer deniz alacaklıları teminata haciz koydurabilir mi?
TTK m.1370/3’te, teminatın alacaklıya ödenmesine karar verilse bile para icra veznesinden çekilinceye kadar diğer deniz alacaklılarının hacze katılması mümkündür. TTK m.1371/3’te ise davanın sonunda alacaklıya ödenmesine karar verilen bu teminata diğer deniz alacaklıları haciz koyduramaz.
8. Yurt dışında teminat verilmiş gemi Türkiye’de yeniden haczedilebilir mi?
TTK m.1375, yurt içindeki ve dışındaki önceki haciz veya teminatı kapsar. Yeniden haciz; teminatın yetersizliği, teminat verenin ödeme durumu veya önceki serbest bırakılmanın kanunda belirtilen koşulları üzerinden değerlendirilir. Yurt dışında işlem yapılması tek başına yeni haczi serbest kılmaz.
9. Hacizden kaçan gemi serbest bırakılmış sayılır mı?
Hayır. TTK m.1375/3, geminin hukuka aykırı yollarla hacizden kurtulmasını veya kaçmasını, ilk iki fıkra anlamında serbest bırakılma olarak kabul etmez. Bu durum, kanuni teminat mekanizmasıyla bırakılan geminin yeniden hacziyle aynı değildir.
10. Sınırlama fonu kurulunca önceki bütün teminatlar sona erer mi?
TTK m.1345’te sonuç, ilgili alacağın fona gireceğinin fon mahkemesince kabulüne bağlanır. O alacağa ilişkin ayni ve şahsi teminatlar bu anda sona erer. Yalnız fon kurulması, bütün alacakların bütün teminatlarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Mevzuat ve kaynak kontrolü: 24 Ekim 2026. Kanun maddeleri ve resmî kaynak bağlantıları ilgili açıklamaların yanında verilmiştir.
İstanbul ve Mersin ofisleri
Avukat Halil BAKIRCI ile dosyanızın belgelerini ve başvuru aşamasını değerlendirmek için iletişim sayfasından randevu bilgilerine ulaşabilirsiniz. Mersin merkezli Türkiye geneli dosya takibi, İstanbul ve Mersin ofisleri üzerinden yürütülür. Başvurulacak merci ve yetkili mahkeme, uyuşmazlığa uygulanan kanun hükümlerine göre belirlenir.
İstanbul ofisi
Maslak Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No:21, Kat:9, 34475 Sarıyer/İstanbulMersin ofisi
İhsaniye Mahallesi, 4903. Sokak, Profit İş Merkezi No:23, Kat:3, Daire:14, 33070 Akdeniz/MersinSorunuzu iletin
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
