Kollektif Şirket Borcu İçin Ortağa Ne Zaman Başvurulur? TTK 236–238
Kollektif şirket ortakları şirket borçlarından müteselsilen ve bütün malvarlıklarıyla sorumludur; ancak şirket borcu için ortağa başvurulmasının ayrıca kanuni koşulları vardır. TTK m.237’ye göre önce şirket sorumludur. Şirkete karşı icra takibi semeresiz kalmışsa veya şirket herhangi bir nedenle sona ermişse yalnız ortağa ya da şirketle birlikte ortağa dava ve takip yöneltilebilir. Borcun ödenmemiş olması ile ortağa takip hakkının doğması bu nedenle aynı an değildir.
TTK m.236–242, sorumluluğun kapsamını, başvuru sırasını, şirket aleyhindeki ilamı, iflası ve takası ayrı hükümlerle düzenler. Alacaklı için belirleyici soru yalnız hangi ortağın ödeme gücü bulunduğu değildir. Ortağa başvuru hakkının doğduğunu gösteren olay ve belge de belirlenmelidir. Ortak açısından ise sorumluluğun sermaye payıyla sınırlı olduğu savunması, kollektif şirkette kanunun açık düzenine uymaz.

Kollektif şirket neden limited şirketten farklıdır?
TTK m.211, ortaklarından hiçbirinin sorumluluğu şirket alacaklılarına karşı sınırlandırılmamış olan şirketi kollektif şirket olarak tanımlar. Şirket gerçek kişiler arasında kurulur ve TTK m.232 uyarınca ticaret siciline tescille tüzel kişilik kazanır. Dolayısıyla hem şirketin ayrı tüzel kişiliği hem ortakların kişisel sorumluluğu birlikte bulunur. Tüzel kişilik, burada sınırlı sorumluluğu kendiliğinden getirmez.
Şirket türlerine göre ortağın borç sorumluluğu başlığındaki sermaye şirketi kuralları kollektif şirkete aktarılmamalıdır. Anonim şirket pay sahibinin veya limited şirket ortağının özel hukuk borcundaki konumu farklıdır. Sicil kaydı incelenirken işletmenin günlük kullanımda şirket diye anılması yeterli değildir; hukuki tür ve takip edilen kişinin o şirketteki ortaklık sıfatı doğrulanmalıdır.
Önce borcun şirkete ait olduğu belirlenir
TTK m.234/1, şirketi temsil yetkisi bulunan kişilerin açıkça veya örtülü biçimde şirket adına yaptığı işlemlerden şirketin alacaklı ve borçlu olacağını düzenler. Bu nedenle ortağın imzaladığı her belge otomatik olarak şirket borcu sayılmaz. İşlemin kimin adına yapıldığı, temsil yetkisi ve TTK m.233’teki kapsam birlikte incelenir. Özellikle tescil ve ilanı gereken birlikte imza şartı, belgedeki imzalarla karşılaştırılır.
TTK m.234/2, ortağın şirkete ait görevlerini yerine getirirken işlediği haksız fiillerden şirketin de doğrudan sorumluluğunu düzenler. Bu özel bağ, ortağın bütünüyle kişisel ilişkilerinden doğan borçlarla aynı değildir. Talebin şirket sözleşmesine, ticari işleme veya görev sırasında işlenen haksız fiile dayanması dosyada açıkça belirtilmelidir.
Şirket borcunun kaynağı doğru kurulmadan m.236’daki ortak sorumluluğu değerlendirmesine geçilemez. Faturadaki unvan, sözleşmedeki taraf ve ödemenin gönderildiği hesap farklı kişileri gösteriyorsa bu farklılık açıklanmalıdır. Borcun şirkete ait olduğunun kanıtlanmasıyla o borç için ortağa başvurmanın zamanının gelmiş olması ayrı incelemeler olarak korunur.
Bütün malvarlığıyla sorumluluk ne anlama gelir?
TTK m.236/1, ortağın sorumluluğunu şirkete koymayı üstlendiği sermaye veya kâr payı oranıyla sınırlamaz. Ortakların şirket borç ve taahhütlerinden bütün malvarlıklarıyla sorumluluğu vardır. Sermaye borcunun şirkete tamamen ödenmiş olması, şirket alacaklısına karşı bu kişisel sorumluluğu sona erdirmez. Sermaye taahhüdü ile dış borç sorumluluğu iki ayrı ilişkidir.
Bütün malvarlığı ifadesi, cebri icradaki haczedilmezlik hükümlerinin kaldırıldığı şeklinde okunmaz. Sorumluluğun parasal kapsamıyla belirli bir malın haczedilebilirliği farklı konulardır. Takip aşamasında malın niteliğine ilişkin kanuni korumalar kendi hükümleri içinde değerlendirilir. Aynı şekilde borcun aslı, işlemiş faiz, takip gideri ve yapılan ödemeler ayrı hesaplanır; şirket borcu adı altında dayanaksız kalemler kişisel sorumluluğa eklenemez.
Müteselsil sorumluluk alacaklıya hangi seçimi verir?
Müteselsil sorumluluk, kanuni başvuru şartları gerçekleştiğinde şirket borcunun ortakların pay oranlarına bölünerek istenmek zorunda olmamasını ifade eder. Alacaklı, sorumlu ortaklardan borcun tamamını veya bir bölümünü talep edebilir. Ancak aynı alacak farklı kişilerden birden fazla kez tahsil edilemez. Bir ortağın veya şirketin yaptığı ödeme kalan alacak hesabına işlenmelidir.
Müteselsil borcun genel yapısı ile kollektif şirkete özgü başvuru sırası birlikte uygulanır. TTK m.236’daki teselsül, m.237’nin şirketin birinci derecede sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Alacaklının ortaklar arasındaki seçim hakkı, kişisel takip hakkı doğduktan sonraki aşamaya ilişkindir. Önce kimin takip edilebildiği, sonra takip edilebilenler arasından kime hangi tutarın yöneltileceği belirlenir.
Şirkete sonradan giren ortak eski borçtan sorumlu mu?
Evet. TTK m.236/2, şirkete yeni giren kişinin girişinden önce doğmuş borç ve taahhütlerden de diğer ortaklarla birlikte müteselsilen ve bütün malvarlığıyla sorumlu olduğunu açıkça düzenler. Borcun eski tarihli olması tek başına yeni ortağın alacaklıya karşı sorumluluğunu kaldırmaz. Yeni ortağın şirketin geçmiş hesaplarını incelemesi bu nedenle doğrudan hukuki önem taşır.
Ortaklık sözleşmesinde eski borçların yalnız önceki ortaklarca karşılanacağı kararlaştırılmışsa bu kayıt iç ilişki bakımından ayrıca değerlendirilir. TTK m.236/3 uyarınca ilk iki fıkraya aykırı şartlar üçüncü kişilere karşı geçerli değildir. Alacaklının kanuni hakkı, ortakların kendi aralarında yazdığı bir sorumluluk bölüşümüyle daraltılamaz. Giriş tarihinin belirlenmesi, eski borcun varlığı ve miktarı incelemesini de gereksiz hale getirmez.
Şirket sözleşmesi sorumluluğu sermaye oranıyla sınırlayabilir mi?
TTK m.236/3, ortakların dış ilişkideki kanuni sorumluluğuna aykırı sözleşme kayıtlarının üçüncü kişiler bakımından geçersizliğini öngörür. Şirket sözleşmesine her ortağın yalnız belirli oranda sorumlu olduğu yazılması, şirket alacaklısını bu oranla bağlı hale getirmez. Aynı sonuç yeni ortağın eski borçlardan sorumlu olmadığı kaydı için de geçerlidir.
Bu ayrım, şirketle alacaklı arasında yapılmış ödeme, ibra veya borcun kapsamına ilişkin işlemlerin hiç dikkate alınmayacağı anlamına gelmez. Ortağın savunmasının kaynağı açıklanmalıdır: Yalnız ortaklar arasında yapılan iç paylaşım mı, yoksa alacak ilişkisinin taraflarınca kurulmuş ayrı işlem mi ileri sürülüyor? Birincisini ikincisi gibi sunmak kanuni teselsülü yanlış sınırlar. İç ilişkiye ait belgeler de rücu hesabı için ayrıca korunur.
Ortağa başvurmanın iki kanuni yolu
TTK m.237/1 iki alternatif olay belirtir: Şirkete karşı yapılmış icra takibinin semeresiz kalması veya şirketin herhangi bir sebeple sona ermesi. İki koşulun aynı anda gerçekleşmesi aranmaz. Şirket sona ermişse ayrıca önce sonuçsuz icra takibi yapılmasını değişmez şart olarak ileri sürmek madde metnine uymaz. Şirket devam ediyorsa semeresiz takip koşulu kendi olgularıyla incelenir.
Bu olaylardan biri mevcut olduğunda yalnız ortak aleyhine yahut ortakla birlikte şirket aleyhine dava açılabilir ve takip yapılabilir. Kanun bütün ortakların aynı davada zorunlu olarak yer almasını öngören bir ifade kullanmaz. Alacaklı, seçtiği kişinin ortaklığını ve sorumluluğun kapsamını göstermelidir. Şirketin borcu kabul etmemesi veya faturaya itiraz etmesi ise tek başına m.237’deki ikinci aşamaya geçildiğini göstermez.
Semeresiz takip hangi kayıtlarla değerlendirilir?
Semeresiz takip, şirket borcunun yalnız vadesinin geçmesinden farklıdır. Şirkete yöneltilen icra işlemleri ve bunların alacağın karşılanması bakımından sonucu incelenir. Takip dosyasının numarası, borçlu şirketin doğru kimliği, alacak tutarı, haciz ve tahsil işlemleri, yapılan ödemeler ile karşılanmayan bölüm açıkça ortaya konulur. Tek başına şirketin telefonlara cevap vermemesi icra takibinin sonucunu göstermez.
TTK m.237, bu koşulu yalnız belirli isimde tek bir belge ibrazına indirgemez. Bu yüzden dosyada bulunmayan kesin bir belge şartı kanun metnine eklenmemelidir. Bununla birlikte alacaklı, takip hakkını doğuran olguyu somut kayıtla açıklamalıdır. Şirketin varlığına ilişkin güncel bilgi, takip dosyasında yapılmış işlemlerin yerine geçmez; takip yapıldığı söyleniyorsa süreci ve sonucunu gösteren evrak sunulur.
Şirketin sona ermesi ile sicilden silinmesi aynı an mıdır?
TTK m.237, başvuru koşulunu şirketin herhangi bir nedenle sona ermesine bağlar; mutlaka tasfiyenin tamamlanmasını veya sicilden silinmeyi bekleme şeklinde bir ifade kullanmaz. Bu nedenle sona erme sebebi, ilgili karar veya olay ve tarihi ayrı belirlenir. Tasfiye işlemlerinin halen devam ediyor olması tek başına sona erme olgusunu yok saydırmaz.
Şirketin işyerini kapatması, ticareti yavaşlatması veya adresinde bulunamaması doğrudan her zaman hukuki sona erme olarak gösterilemez. Sicil kayıtları, ortaklar kararı, mahkeme kararı ve ileri sürülen sona erme sebebi birlikte incelenir. Takip talebinde sırf faaliyetin durduğu yönündeki kanaat yerine kanuni sona erme olgusu açıklanmalıdır. Bu ayrım alacaklıyı da ortağı da aynı hukuki ölçüt üzerinde buluşturur.
Şirkete karşı alınan ilam ortağa uygulanabilir mi?
TTK m.238/1, yalnız şirket aleyhine alınmış mahkeme kararının ortaklar hakkında icrasına özel sınır koyar. Şirket hakkındaki takip semeresiz kalmadıkça veya şirket sona ermedikçe karar ortaklar hakkında icra edilemez. Bu nedenle ilamda borçlu olarak şirket yazmasıyla ortağın kişisel mallarına derhal yönelmek aynı işlem değildir.
İlamlı takip dosyasında kararın tarafı, hükmedilen borç, kesinleşme veya icra edilebilirlik bakımından ilgili usul durumu ve m.238 koşulu ayrı incelenir. Ortağın kişisel sorumluluğu, şirkete ait kararın kapsamını genişletmez. Kararda hüküm altına alınmayan yeni kalemler sırf ortak sorumlu diye ilam borcuna eklenemez. Şirketten yapılan tahsilat da ortağa yöneltilen bakiye hesabından düşülür.
Ortağın mallarına daha önce ihtiyati haciz konulabilir mi?
TTK m.237/2, birinci derecede şirket sorumluluğunun ortakların kişisel mallarına ihtiyati haciz konulmasına engel olmadığını açıkça belirtir. Böylece esas takip için beklenen koşulla geçici hukuki koruma birbirinden ayrılır. Ancak ihtiyati haciz otomatik değildir. İİK m.257–259 kapsamındaki alacak, sebep, delil ve teminat düzeni de gözetilir.
İhtiyati haczin genel şartları ile kollektif şirkete özgü hüküm birlikte değerlendirilmelidir. Başvuruda şirket alacağının dayanağı ve kişinin ortaklık sıfatı ayrı delillendirilir. Mallara geçici koruma konulması, alacaklıya hemen satış ve kesin tahsil yetkisi verildiği anlamına gelmez. Kararın uygulanması ve devamı için öngörülen işlemler kendi sürelerinde yürütülür.
İhtiyati hacizde şirket ve ortak için süreler neden ayrılır?
TTK m.237/2, İİK m.264/1’deki tamamlama süresinin ortağa karşı dava veya takibe başlama yetkisinin doğduğu tarihten itibaren işlemesini öngörür. Buna karşılık ihtiyati haciz tutanağının tebliğinden itibaren kanuni süre içinde şirkete karşı dava veya takibe başlanmazsa ihtiyati haczin düşeceğini de düzenler. Ortağa karşı başvuru koşulunu beklemek, şirkete karşı yapılacak işlemi süresiz erteleme hakkı vermez.
İİK m.264/1’in genel tamamlama süresi yedi gündür. Dosyada tebliğ, şirkete karşı dava veya takip ve sonradan ortağa başvuru hakkının doğumu ayrı tarihlerle kaydedilir. Yedi günlük süreye ilişkin bütün olayların aynı başlangıca bağlanması, TTK’nın özel düzenini gözden kaçırır. İtiraz veya dava sonrası aşamaların kendi süreleri de ayrıca izlenir; yalnız ilk başvurunun yapılması ihtiyati haczi her koşulda kalıcı hale getirmez.
Şirketin iflası bütün ortakların otomatik iflası mı demektir?
Hayır. TTK m.240/1 şirketin iflasının ortakların iflasını gerektirmediğini açıkça düzenler. Ortakların şahsi sorumluluğu ile haklarında ayrıca iflas kararı verilmesi aynı sonuç değildir. Depo kararına rağmen ödeme yapılmaması halinde, kanundaki usulle kararın ortaklara veya bazılarına tebliği ve koşullar gerçekleştiğinde şirketle birlikte iflaslarının istenmesi düzenlenmiştir.
TTK m.238/2 de icra emrinin şirkete tebliğine rağmen borç ödenmemesi durumunda şirketle birlikte ortakların veya bazılarının doğrudan iflasının istenmesine ilişkin özel hüküm içerir. Talepte hangi hükme dayanıldığı açıklanmalıdır. Şirketin iflas masasından alacağını tamamen alamayan alacaklının ortakları iflas yoluyla ayrıca takip etme hakkı da m.240’ta saklı tutulur. Bu yollar, isim benzerliğine dayanarak otomatik toplu iflas sonucuna çevrilemez.
Şirket alacaklısının ortak malvarlığında önceliği var mı?
TTK m.239, şirket iflasında şirket alacaklıları alacaklarını almadan ortakların kişisel alacaklılarının şirket mallarına başvuramayacağını düzenler. Bu kural şirket malvarlığına ilişkindir. Ortağın kişisel malvarlığına geçildiğinde ise m.240/2 ayrı düzenleme getirir: Şirket alacaklılarıyla ortağın kişisel alacaklıları arasında sırf bu sıfatlardan kaynaklanan öncelik veya imtiyaz yoktur.
Kanunen rüçhan hakkı bulunan kişisel alacaklıların hakları saklıdır. Dolayısıyla şirket alacaklısı olması, kişisel malvarlığındaki bütün haciz ve sıra ilişkilerinde otomatik üstünlük sağlamaz. Hangi malvarlığında işlem yapıldığı ve yarışan alacağın kanuni niteliği belirlenir. Şirket ile ortağın varlıklarını tek hesapta göstermek hem bu ayrımı hem aynı borcun tahsil edilen kısmının izlenmesini zorlaştırır.
Ortağın alacağı ile şirket alacağı takas edilebilir mi?
TTK m.242/1’e göre şirkete borçlu kişi, bu borcu ortaklardan birinden olan alacağıyla takas edemez. İkinci fıkra da ortağın kişisel alacaklısına olan borcunun şirketin aynı kişiden alacağıyla takasını engeller. Şirketin tüzel kişiliği ve ayrı malvarlığı, ortakların sınırsız sorumluluğu nedeniyle yok olmaz.
Üçüncü fıkra özel durumu düzenler: Şirket alacaklısı aynı zamanda ortağın kişisel borçlusuysa, ortağın m.237 ve m.240 gereğince şahsen takip edilebildiği andan başlayarak hem alacaklı hem ortak takas hakkına sahiptir. Başvuru koşulunun tarihi bu nedenle yalnız takip için değil takas bakımından da önemlidir. Alacakların tarafları ve karşılıklılık ilişkisi açıkça gösterilmeden bütün hesaplar birbiriyle kapatılamaz.
Borcu ödeyen ortak ve alacak hesabının kapanması
Ortağın dış ilişkide borcu ödemesi, iç ilişkide nihai yükün mutlaka tamamını taşıyacağı anlamına gelmez. Ortaklar arasındaki paylaşım, şirket sözleşmesi ve ilgili rücu hükümleri ayrıca incelenir. Müteselsil borçlunun diğer borçlulara rücu etmesi alacaklının tahsilinden farklı bir talep ilişkisidir.
Ödemeyi yapan kişi, ödemenin hangi şirket borcuna ait olduğunu, anapara ve ferilerini, tarihini ve tahsil belgesini saklamalıdır. Alacaklı da şirket ve ortak takiplerindeki bakiyeyi buna göre düzeltir. İç paylaşım üzerinde uyuşmazlık bulunması, alacaklıya aynı borcu yeniden tahsil hakkı vermez. Dış borcun kapanmasıyla ortakların kendi aralarındaki hesabın kapanması iki ayrı kayıt olarak izlenir.
Başvuru veya savunmada temel belge tablosu
| Kanuni sorun | İncelenecek kayıt |
|---|---|
| Şirket türü ve ortaklık | Ticaret sicili ve şirket sözleşmesi |
| Alacağın varlığı | Sözleşme, teslim, fatura, ödeme ve ilam |
| Semeresiz takip | Şirket icra dosyası ve tahsil sonucu |
| Sona erme | Sebebi ve tarihi gösteren karar veya sicil kaydı |
| İhtiyati haciz | Karar, uygulama, tebliğ ve tamamlama işlemleri |
| Kalan borç | Şirket ve ortaklardan yapılan tüm tahsilatlar |
Yönetici olmayan ortağın inceleme hakkı, şirket hesaplarının öğrenilmesi bakımından ayrı önem taşır. Ancak bilgi alma süreciyle başlamış takipteki savunma süreleri birbirine bağlanmamalıdır. Ortaklığı, borcu veya başvuru koşulunu etkileyen her itiraz kendi belgesiyle ve ilgili takip yolunun süresinde ileri sürülmelidir.
Sık sorulan sorular
Kollektif şirket ortağı yalnız sermayesi kadar mı sorumludur?
Hayır. TTK m.236 uyarınca şirket borçlarından müteselsilen ve bütün malvarlığıyla sorumludur. Sermaye taahhüdünün ödenmiş olması bu dış sorumluluğu sona erdirmez; ortağa başvurmanın zamanı ayrıca m.237’ye göre belirlenir.
Şirket borcunun vadesi geçince doğrudan ortağa takip yapılabilir mi?
Sırf vadenin geçmesi TTK m.237’deki koşulu karşılamaz. Şirkete karşı icra takibinin semeresiz kalması veya şirketin herhangi bir sebeple sona ermesi gerekir. Bu iki olay alternatif olarak düzenlenmiştir.
Yeni ortak şirkete girmeden önceki borçlardan sorumlu mu?
Evet. TTK m.236/2 yeni ortağın önceki borç ve taahhütlerden diğer ortaklarla birlikte müteselsilen ve bütün malvarlığıyla sorumluluğunu düzenler. Buna aykırı iç sözleşme kayıtları üçüncü kişilere karşı geçerli değildir.
Şirket sözleşmesinde yüzdeyle sorumluluk yazılması alacaklıyı bağlar mı?
TTK m.236/3’e göre kanuni dış sorumluluğa aykırı şartlar üçüncü kişiler hakkında geçerli olmaz. Ortaklar arasındaki iç yük paylaşımı, alacaklının kanundan doğan talep kapsamını kendiliğinden daraltmaz.
Şirket sona ermişse önce sonuçsuz takip yapılması zorunlu mu?
TTK m.237 sona ermeyi semeresiz takipten ayrı bir başvuru koşulu olarak düzenler. İki koşulun birlikte oluşması gerekmez. Ancak hukuki sona erme sebebi ve tarihi somut olarak gösterilmelidir.
Şirket aleyhindeki mahkeme kararı ortağa hemen uygulanabilir mi?
TTK m.238/1 buna sınır getirir. Şirket hakkındaki takip semeresiz kalmadıkça veya şirket sona ermedikçe yalnız şirket aleyhine alınan karar ortaklar hakkında icra edilemez.
Ortağın mallarına önceden ihtiyati haciz istenebilir mi?
TTK m.237/2 birinci derecede şirket sorumluluğunun buna engel olmadığını belirtir. İİK’daki ihtiyati haciz koşulları, delil, teminat ve süreler ayrıca uygulanır; kişisel sorumluluk tek başına otomatik haciz kararı sağlamaz.
Şirket iflas edince bütün ortaklar iflas etmiş sayılır mı?
Hayır. TTK m.240/1 açıkça şirketin iflasının ortakların iflasını gerektirmediğini söyler. Ortaklar hakkında iflas istenmesi için ilgili maddelerdeki ayrı usul ve koşulların gerçekleşmesi gerekir.
Şirket alacaklısı ortağın diğer alacaklılarından önce mi ödenir?
Ortağın kişisel malvarlığına başvuruda TTK m.240/2 sırf şirket alacaklısı olma nedeniyle öncelik tanımaz. Kanuni rüçhan hakları saklıdır. Şirket malvarlığı için m.239’da düzenlenen ayrım farklıdır.
Ortaklardan biri borcu öderse diğerlerinden aynı tutar istenebilir mi?
Aynı şirket borcu mükerrer tahsil edilemez. Ödeme bakiye alacaktan düşülür. Ödeyen ortağın diğer ortaklara veya iç ilişkiye dayalı talepleri ise alacaklının tahsilinden ayrı olarak değerlendirilir.
İstanbul ve Mersin ofisleri
İstanbul · Polaris Plaza
Maslak Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No:21, Kat:9, 34475 Sarıyer/İstanbulMersin · Profit İş Merkezi
İhsaniye Mahallesi, 4903. Sokak, Profit İş Merkezi No:23, Kat:3, Daire:14, 33070 Akdeniz/MersinHukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
