Avusturya Mahkeme Kararının Türkiye’de Tenfizinde Apostil Gerekir mi? 1989 Sözleşmesi m.14
Kısa ve Net Cevap
Avusturya mahkemesinden alınmış ve 23 Mayıs 1989 tarihli Türkiye–Avusturya Mahkeme Kararlarının Tanınması ve Tenfizi Sözleşmesi kapsamına giren bir kararın Türkiye’de tanınması veya tenfizi için, Sözleşme’nin 14. maddesinde sayılan belgelere ayrıca apostil yaptırılması zorunlu bir koşul değildir. Bunun nedeni, m.14/3’ün söz konusu belgeleri başka bir onay veya şekil şartından açıkça muaf tutmasıdır. Muafiyet, kararın kapsam ve şartlara uygunluğu denetlenmeden bütün Avusturya belgelerine uygulanamaz.
Bu sonuç, hiçbir belgeye ihtiyaç bulunmadığı anlamına gelmez. Aynı maddenin birinci fıkrası kararın tamamını, kesinleşme ve icra kabiliyetini gösteren belge veya şerhi; davalı davaya katılmamışsa usulüne uygun tebligat belgesini arar. İkinci fıkra Türkçe tercüme ve çevirinin taraf devletlerden birinin yeminli tercümanı tarafından doğrulanması şartını getirir. Türkiye’de verilecek tenfiz kararının diğer şartları da ayrıca incelenir.
Kısa Özet Tablosu
| Denetim | Net hukukî dayanak |
|---|---|
| İkili anlaşma önceliği | 5718 sayılı MÖHUK m.1/2 |
| Hukukî ve ticari kararlar / iflas istisnası | 1989 Sözleşmesi m.1 |
| Kesinleşme ve uluslararası yetki | Sözleşme m.3 ve m.6–9 |
| Kamu düzeni / savunma hakkı | Sözleşme m.4–5 |
| İcra kabiliyeti | Sözleşme m.12 |
| Belgeler ve tercüme | Sözleşme m.14/1–2 |
| Ek apostil ve onay şartının kaldırılması | Sözleşme m.14/3 |
| Mahkeme sulhu | Sözleşme m.15 |
| Zaman bakımından uygulama | Sözleşme m.17; 01.11.1992 yürürlük |

Kısa Özet: Hangi Hukukî Kontrol Yapılır?
Avusturya’da verilmiş bir mahkeme kararını Türkiye’de kullanmak isteyen kişinin ilk yapacağı işlem, karara otomatik biçimde apostil başvurusu yapmak değil; kararı doğrudan düzenleyen ikili sözleşmeyi, özel kanun hükümlerini ve kararın hangi sonuç için kullanılacağını birlikte okumaktır. Avusturya’dan alınan bir ticari alacak kararı, bir iflas kararı ve bir boşanma kararı aynı belge rejimine sorgusuz bağlanamaz.
Tanıma ile tenfiz de ayrı amaçlara hizmet eder. Tanımada yabancı kararın kesin hüküm veya kesin delil etkisinin Türkiye’de kabulü; tenfizde ise mahkeme hükmünün Türkiye’de icra edilebilir duruma gelmesi hedeflenir. Para alacağı için uygulanacak yolun belirlenmesinde hüküm fıkrası, borçlu ve Türkiye’deki malvarlığı önemlidir. Salt yabancı kararın elde bulunması Türkiye’de doğrudan haciz yapma yetkisi doğurmaz.
5718 Sayılı MÖHUK m.1/2 Neden Önce Okunmalı?
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 1. maddesinin ikinci fıkrası, Türkiye Cumhuriyeti’nin taraf olduğu milletlerarası sözleşme hükümlerini saklı tutar. Böylece tanıma ve tenfiz dosyası Avusturya bağlantısı taşıyorsa genel MÖHUK maddeleri yanında yürürlükteki ikili anlaşma ayrıca kontrol edilmelidir. MÖHUK m.50–59 genel çerçeveyi kurarken Avusturya Sözleşmesi, kendi kapsamı içindeki özel şartları düzenler.
Yalnız MÖHUK m.53’e veya yalnız Lahey Apostil Sözleşmesi’ne atıf yaparak ‘her yabancı mahkeme kararı apostilli olmalıdır’ sonucuna ulaşmak, Türkiye–Avusturya Sözleşmesi m.14/3’ün özel düzenlemesini göz ardı eder. Tersine, ikili sözleşmenin varlığı da her türlü noter belgesini, ticaret sicil çıktısını veya özel hukuk işlemine ilişkin evrakı otomatik biçimde muaf hâle getirmez. Önce belgenin sözleşme kapsamı saptanır.
1989 Sözleşmesinin Kapsamı: Her Avusturya Kararı Dahil mi?
Sözleşme m.1/1; taraf devletlerin mahkemelerince çekişmeli ya da çekişmesiz yargı usulünde verilen hukukî ve ticari konulardaki kararları kapsar. Ceza davası içinde zarar görenin hukukî talebine ilişkin verilmiş hukukî kararlar da kapsamda düzenlenmiştir. Kararın başlığı veya Avusturya makamının kullandığı kısa isim tek başına belirleyici değildir; kararın hukuki niteliği ve hüküm fıkrası birlikte incelenmelidir.
Sözleşme m.1/2, iflas, iflası önlemeye ilişkin sulh veya benzeri usuller çerçevesinde verilmiş kararları açıkça kapsam dışında bırakır. Bu istisna önemlidir: ticari uyuşmazlıkla ilgili her belge sırf ticari nitelik taşıdığı için anlaşmaya girmiş sayılmaz. Avusturya’daki iflas sürecine ilişkin karar ile Avusturya mahkemesinin verdiği sıradan ticari alacak ilamı, Türkiye bakımından aynı hukuki işleme tabi değildir. Kapsam denetimi yapılmadan ‘apostil gerekmez’ şeklindeki kısa cevap eksik kalır.
Yürürlük Tarihi ve Eski Kararların Ayrılması
23 Mayıs 1989 tarihinde imzalanan sözleşmenin yürürlüğe giriş tarihi Adalet Bakanlığı’nın ikili anlaşmalar çizelgesinde 1 Kasım 1992 olarak gösterilir. Sözleşme m.17 ise anlaşmanın yürürlüğe girmesinden sonra verilen mahkeme kararları ve yapılan sulhlar hakkında uygulanacağını belirtir. Bu nedenle dosyanın başında karar ve sulh tarihi kayıt altına alınmalıdır.
Avusturya mahkemesinin kararının 1992’den önce verilmiş olması durumunda 1989 Sözleşmesi’nin m.14 belgelendirme sistemine doğrudan dayanılmamalıdır. Tarih bakımından kapsam dışında kalan kararlar için o tarihte yürürlükte bulunan sözleşme hükümleri ve uygulanabilir Türk hukuku ayrı araştırılır. Ayrıca m.18, 22 Haziran 1930 tarihli eski anlaşmanın 18–22. maddelerini yürürlükten kaldırmıştır; iki sözleşmenin maddeleri birbirine karıştırılmamalıdır.
Madde 14/1: Avusturya’dan Hangi Belgeler Getirilmeli?
1989 Sözleşmesi m.14/1 üç belge grubunu düzenler. İlk olarak mahkeme kararının tamamını içeren örneği gereklidir. Yalnız hükmün kısa bir özeti, avukatın hazırladığı açıklama veya taraflara gönderilmiş serbest biçimli yazışma bu unsur yerine geçmez. İkinci olarak kararın Avusturya’da kesinleştiğini ve Avusturya hukukuna göre icra kabiliyeti bulunduğunu gösteren resmî belge veya şerh aranır. Üçüncü grup koşulludur: davalı Avusturya’daki davaya katılmamışsa, dava açıldığının kendisine usulüne uygun tebliğ edildiğini gösteren evrak da sunulur.
Bu belge ayrımı dosya açısından belirleyicidir. Avusturya mahkemesinde davalının hazır bulunduğu bir dava ile gıyabında karar verilen dava aynı ek evrak setini gerektirmez. Tenfizi isteyen kişi, tarafların katılım durumunu ve tebligat kayıtlarını karar metniyle karşılaştırmalıdır. Mahkeme adı, karar numarası, taraf bilgileri ve tarihlerin belgeler arasında tutarlı olması gerekir; aksi hâlde apostil alınmış olsa dahi delil zincirindeki belirsizlik ortadan kalkmaz.
Madde 14/3: Apostil Muafiyetinin Kesin Sınırı
Sözleşme m.14/3’ün hükmü, bu maddedeki belgelerin başka onay veya şekil şartına tabi tutulmamasıdır. Belge, sözleşme kapsamındaki tanıma ve tenfiz başvurusunda m.14 düzenine göre sunuluyorsa bunun üzerine ilave apostil mecburiyeti koymak ikili sözleşme metniyle bağdaşmaz. Ancak bu muafiyet Avusturya’dan gelen bütün resmî belgeler için genel bir uluslararası serbest dolaşım kuralı değildir.
Örneğin Avusturya ticaret sicil belgesinin Türkiye’de şirket işlemi amacıyla kullanılmasıyla Avusturya mahkeme ilamının Türkiye’de tenfize sunulması farklı hukuki işlemlerdir. Birincisinde uygulanacak tasdik rejimi ayrıca belirlenir. İkincisinde ise 1989 Sözleşmesi m.14/3 doğrudan değerlendirilir. Aynı şekilde üçüncü ülkelerde kullanılacak Avusturya evrakı bu iki devlet arasındaki sözleşmeye dayanılarak muaf sayılmaz. İddianın kapsamını belgenin türü, talep ve kullanılacağı ülke belirler.
Apostil Muafiyeti Kesinleşme Şartını Kaldırır mı?
Hayır. Apostil ve kesinleşme birbirinden farklı hukukî olgulardır. Sözleşme m.3 kararın kesinleşmiş olmasını tanıma şartı sayar; m.12 ise tenfiz için tanıma koşullarına ilaveten kararın verildiği devlette icra edilebilir olmasını arar. m.14/1-2 bu koşulların dosyada nasıl belgeleneceğini düzenler. m.14/3 yalnız ek onay veya şekil şartını kaldırır; m.3 ve m.12’yi yürürlükten kaldırmaz.
Avusturya kararının üzerinde kesinleşme şerhi yer alıyorsa o şerhin hangi hüküm için geçerli olduğu incelenir. Ayrı bir kesinleşme ve icra edilebilirlik yazısı düzenlenmişse kararın numarasıyla eşleştirilir. Mahkeme kararının henüz kanun yolu incelemesinde olması veya icra edilebilirlik koşulunun oluşmamış bulunması, belgeye apostil eklenerek düzeltilebilen bir eksiklik değildir. Türk mahkemesinde gerekli olan, kaynak ülkedeki hukuki durumun sözleşmeye uygun resmî evrakla ispatıdır.
Madde 14/2: Yeminli Tercüme Nasıl Hazırlanmalı?
Sözleşme m.14/2, sunulacak belgelerin talepte bulunulan devletin diline çevrilmesini ve tercümenin doğruluğunun taraf devletlerden birine mensup yeminli tercüman tarafından onaylanmasını düzenler. Avusturya’dan Türkiye’ye yapılan başvuruda hedef dil Türkçedir. Tercüme yalnız hüküm fıkrasına indirgenmemeli; kararın tamamı, kesinleşme ve icra kabiliyeti kaydı ile gerekliyse tebligat belgesi ve ilgili ekler birlikte değerlendirilmelidir.
Tercümede mahkeme adı, tarih, dosya numarası, tarafların adı, hükmedilen edim, para birimi ve faiz gibi unsurların eksiksiz aktarılması gerekir. Çelişkili tercüme, tenfiz talebinin konusunun yanlış anlaşılmasına neden olur. Özellikle Almanca belgelerde hukuk sistemine özgü kavramların doğrudan gündelik Türkçe karşılıklarla değiştirilmesi yerine kararın işlevini yansıtan tutarlı terimler kullanılmalıdır. Yeminli tercüman onayı, yabancı kararın maddi doğruluğunu değil çevirinin doğruluğunu ilgilendirir.
Davalı Avusturya’daki Davaya Katılmadıysa Tebligat
Sözleşme m.14/1’in üçüncü bendi, davalı kararın verildiği davaya katılmamışsa davanın açıldığının usulüne uygun şekilde tebliğ edildiğini gösteren belgenin ibrazını arar. Bu yükümlülük, savunma hakkının kâğıt üzerinde değil fiilen kullanılabilir olmasını korur. Mahkemenin kararında davalının yokluğunun yazılması tek başına tebligat sürecinin tamamlandığını göstermeyebilir; tebliğ belgesinin içeriği ayrıca denetlenir.
İlgili m.4/2 de savunma için zamanında bilgi sahibi edilmemiş olan davalı bakımından tanımanın reddi ihtimalini düzenler. Dolayısıyla Türkiye’deki borçlunun Avusturya yargılamasına hiç katılmadığı dosyada, süresi ve yöntemi belirli tebliğ kaydının istenmesi hukuki bir ayrıntı değil doğrudan sonuç doğuran şarttır. Tarafların adresleri, tebligatın tarihi ve dava başlangıcı arasında tutarsızlık bulunuyorsa açıklama ve ek belge hazırlanmadan başvuru yapılmamalıdır.
Avusturya Mahkemesinin Yetkisi: Maddeler 6–9
Sözleşme m.3/2, karar veren mahkemenin sözleşmenin 6–9. maddelerine göre yetkili olmasını arar. m.6; davalının ikametgâhı veya mutad meskeni, tüzel kişinin işletme merkezi, belirli uyuşmazlıklarda yetki anlaşması, yetkiye itiraz edilmeden davaya katılma, sözleşmenin ifa yeri, iş ilişkileri, haksız fiil ve nafaka gibi farklı bağlama noktalarını sayar. Tek bir bağlama noktası bütün dava türleri için yeterli kabul edilmez.
Aile ve kişisel duruma ilişkin davalarda m.7’nin, Avusturya’daki taşınmazlara ilişkin ayni hak ve tereke taşınmazı konularında m.8’in, belirli tereke taşınırlarına ilişkin kararlarda m.9’un ayrıca uygulanması gerekir. Türkiye’de tanıma veya tenfiz talep eden kişinin yalnız kararın Avusturya’da verilmiş olduğunu söylemesi yetki şartını açıklamaya yetmez. Somut uyuşmazlık ve mahkemenin hangi bağlantı nedeniyle yetkili olduğu değerlendirilmelidir.
Türk Mahkemesi Avusturya Davasını Yeniden Görür mü?
1989 Sözleşmesi m.10, tanıma ve tenfiz incelemesinin kapsamını sınırlar. Türk mahkemesi kararın m.3 koşullarını taşıyıp taşımadığını ve m.4 ile m.5/2’de belirtilen engellerin bulunup bulunmadığını denetler. Sözleşmenin belirlediği denetim dışında Avusturya’daki uyuşmazlığın esasını baştan karara bağlayamaz. Bu nedenle Avusturya mahkemesindeki tanık değerlendirmesinin ‘yanlış yapıldığı’ iddiası tek başına yeni bir esas yargılaması açmaz.
Bununla birlikte sınırlı denetim, bütün itirazların reddedileceği anlamına gelmez. Yetki şartı, kesinleşme, uygulanabilirlik, kamu düzeni, aynı uyuşmazlık hakkında önce açılmış dava, çelişen karar ve savunma hakkı m.3–5 kapsamında ayrı ayrı ele alınır. Başvuru hazırlığında yabancı hükmün haklılığına ilişkin uzun değerlendirmeler yerine sözleşmedeki kabul ve ret koşullarını gösteren resmî delillere odaklanılması daha işlevseldir.
Madde 4 ve 5: Tanımanın Reddedilebildiği Hâller
Sözleşme m.4/1, kararın talep edilen devletin kamu düzeniyle açıkça bağdaşmaması, aynı taraflar ve aynı konuda daha önce açılmış derdest dava bulunması veya aynı konuda kesinleşmiş Türk kararıyla çelişmesi hâllerini düzenler. m.4/2, davada yer almayan davalının savunmasını hazırlaması için zamanında bilgilendirilmemiş olması durumuna ayrıca yer verir. Bu itirazların her biri farklı olgulara ve farklı delillere dayanır.
m.5/1 genel olarak yalnız Avusturya mahkemesinin Türk kanunlar ihtilafı kurallarına göre uygulanması gereken hukuktan farklı bir hukuk uygulamasını red nedeni saymaz. Ancak m.5/2, özellikle evlilik, kişisel durum, mal rejimi, ehliyet, kanuni temsil, gaiplik, miras ve bazı tüzel kişi ehliyeti konularında özel şartlar öngörür. Bu istisna görülmeden aile veya miras kararına sıradan ticari para alacağı kararıyla aynı değerlendirme yapılamaz.
Avusturya Boşanma ve Miras Belgelerinde Özel Durum
Avusturya boşanma kararlarının Türkiye’de kayda alınması sorusu, yabancı mahkeme kararı tanıması ile nüfus kayıtlarına ilişkin özel idari yolların birlikte değerlendirilmesini gerektirir. Bu yazının odağı 1989 Sözleşmesi m.14 belgelendirmesidir; boşanmanın Türk nüfus siciline hangi yolla işleneceği ve çekişmeli velayet, nafaka veya mal rejimi hükümlerinin ayrıca nasıl değerlendirileceği farklı incelemeler ister. Bir hüküm içinde birden fazla konu varsa her bölümün hukukî niteliği ayrılır.
Miras dosyalarında da Avusturya veraset belgesinin adı, mahkeme kararının niteliği, miras bırakanın uyruğu, Türkiye’deki taşınmazın konumu ve MÖHUK m.20 gibi ilgili hükümler hesaba katılır. Avusturya’daki bir belgeyi sırf mahkeme kaynaklı olduğu için Türkiye’deki taşınmazın tapuda otomatik intikalini sağlayan belge saymak doğru değildir. Konuya özgü belge ve yetki incelemesi yapılmadan mirasçılara kesin işlem sonucu taahhüt edilmemelidir.
Nafaka Kararlarının Tanınması ve Tenfizinde Dikkat
Sözleşme m.6’nın 10. bendi, nafaka istemeye hakkı bulunan kişinin davanın açıldığı anda karar devletinde ikametgâhı veya mutad meskeni olması durumunu mahkeme yetkisinin kabulü için sayılan ölçütlerden biri olarak düzenler. Böylece Avusturya’da verilmiş nafaka kararında yalnız davalının yaşadığı yer değil nafaka alacaklısının ilgili tarihteki hayat merkezi de önem kazanabilir.
Nafaka kararının Türkiye’de hangi hüküm ve dönemler için icra edilmek istendiği açıklanmalıdır. Geçmiş dönem birikmiş alacağı, devam eden ödeme yükümlülüğü ve farklı para birimindeki karar aynı hesaplama kalemi değildir. Kararın Avusturya’da kesinleşmiş ve icra edilebilir olduğuna ilişkin m.12 ve m.14 belgeleri toplandıktan sonra Türk mahkemesi önünde tenfiz isteminin kapsamı somutlaştırılır. Alacağın tahsili, yabancı kararın tanınmasından sonra ayrıca icra hukuku işlemlerini gerektirebilir.
Avusturya Mahkemesi Önündeki Sulhlar: Madde 15
Sözleşme m.15, hukukî ve ticari işlerde Avusturya mahkemesi önünde yapılmış sulhların Avusturya’da icra edilebilir olmaları koşuluyla Türkiye’de mahkeme kararları gibi tanınıp tenfiz edilmesini düzenler. Aynı maddenin ikinci fıkrası 11–14. maddelerin kıyasen uygulanacağını ifade eder. Böylece belirli bir mahkeme sulhu için belge seti hazırlanırken m.14’teki özel usul de gündeme gelir.
Ancak her özel anlaşma veya avukatlar arasında imzalanmış belge mahkeme önünde yapılmış icra kabiliyetine sahip sulh değildir. Sulhun hangi makam önünde kurulduğu ve kaynak ülkede icra edilebilir olup olmadığı belirlenmelidir. m.15/3, mahkemenin gerekli belgeler ve açık kamu düzeni aykırılığı bakımından yapacağı denetimi ayrıca sınırlar. Sıradan özel sözleşmeye bu madde uygulanıyormuş gibi tanıma ve tenfiz talebi kurulamaz.
Türk Mahkemesinde Başvuru Usulü ve MÖHUK m.50–59
1989 Sözleşmesi m.11/1, tanıma ve tenfiz usullerini talepte bulunulan devlet hukukuna bırakır; m.11/2 ise başvurunun yetkili mahkemeye veya makama doğrudan yapılacağını söyler. Türkiye’de somut başvuru hazırlanırken 5718 sayılı MÖHUK’un tanıma ve tenfiz hükümleri de bu çerçevede dikkate alınır. MÖHUK m.50 yabancı ilamın icrası için tenfiz kararını; m.51 görev ve yetki kurallarını, m.52 ise dilekçeyle başvuru esasını düzenler.
Genel görevli mahkeme MÖHUK m.51 uyarınca asliye mahkemesidir; uyuşmazlığın niteliği ve görev dağılımına ilişkin kurallar ayrıca değerlendirilir. Aynı maddenin ikinci fıkrası, aleyhine tenfiz istenen kişinin Türkiye’deki yerleşim yerini; bu yoksa sakin olduğu yeri; Türkiye’de ikisinin de bulunmaması durumunda Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birini yetki bağlantısı olarak gösterir. Mersin’de avukatla çalışılması, her dosyanın Mersin mahkemesinde açılabileceği anlamına gelmez.
Onaydan Muaf Belgeyi Hazırlarken İzlenecek Dosya Sırası
İlk olarak Avusturya mahkemesinin verdiği kararın tam ve okunaklı nüshası alınır. Ardından karar tarihi 1 Kasım 1992 sınırıyla, kararın konusu m.1 kapsamıyla ve kaynak mahkemenin yetkisi m.6–9 bağlantılarıyla karşılaştırılır. Sonraki aşamada kesinleşme ve icra kabiliyeti m.3, m.12 ve m.14/1 üzerinden resmî belgeyle gösterilir. Davalı Avusturya’daki davaya katılmamışsa dava tebligatı ayrıca incelenir.
Bu kontrol tamamlandıktan sonra tercüme m.14/2 standardına göre hazırlanır. Belgelerin içerik ve çeviri eşleşmesi gözden geçirilir; ardından m.14/3 uyarınca ek onay muafiyeti somut dosyada uygulanır. Türk mahkemesine verilecek dilekçenin talep sonucu, yabancı hüküm fıkrasına birebir karşılık gelecek şekilde düzenlenir. Bu sıra, gereksiz apostil işleminden kaçınırken kesinleşme, yetki veya tebligat eksikliği nedeniyle dosyanın reddedilmesi risklerini ayrı ayrı görünür kılar.
Apostil ve Tenfiz Dosyalarında Sık Yapılan Yedi Hata
Birinci hata, ikili sözleşmenin varlığını hiç araştırmadan genel apostil kuralını tek başına uygulamaktır. İkincisi, m.14/3’ün muafiyetini bütün Avusturya noter veya ticaret sicil belgelerine genişletmektir. Üçüncüsü, kararın kesinleştiği iddiasıyla m.14/1’deki resmî kesinleşme ve icra belgesini almamaktır. Dördüncüsü, davalı yargılamaya katılmadığı hâlde tebligat belgesini dosyaya koymamaktır.
Beşinci hata, karar tarihi 1992’den önce olmasına rağmen m.17’nin zaman bakımından uygulama şartını göz ardı etmektir. Altıncısı, iflas kararını m.1/2 istisnasına rağmen anlaşma kapsamına dahil saymaktır. Yedincisi ise tanıma ile tenfizin sonuçlarını karıştırarak, yalnız tanıma ile Türkiye’de cebri icra yapılabileceğini varsaymaktır. Bu hataların her biri farklı hukuki dayanağa sahiptir; yalnız aynı belgeyi yeniden apostilleterek düzeltilmesi mümkün değildir.
Avusturya’dan Türkiye’de Avukatla Dosya Takibi
Viyana, Graz, Linz, Salzburg, Innsbruck veya Avusturya’nın diğer şehirlerinde yaşayan kişiler, Türkiye’deki tanıma ve tenfiz dosyalarını usulüne uygun vekâletnameyle avukat aracılığıyla yürütebilir. Müvekkilin Türkiye’ye gelme zorunluluğu bulunduğu yönünde dosya görülmeden kesin bir yargıya varılmamalıdır. Kararın türü, tarafların durumu, mahkemenin usul işlemleri ve istenen hukuki sonuç çerçevesinde temsil koşulları belirlenir.
Başvuru öncesinde kararın tamamı, kesinleşme ve icra belgesi, gerekiyorsa tebligat evrakı, tarafların kimlik ve adres bilgileri ile Türkiye’de elde edilmek istenen sonuç avukat tarafından incelenir. Dosyanın Mersin’den koordine edilmesi ile yetkili Türk mahkemesinin Mersin olması birbirinden farklı konulardır. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu’nun İstanbul Maslak/Sarıyer ve Mersin Akdeniz’de fiziksel ofisleri bulunmaktadır; Türkiye genelindeki dosyalar İstanbul ve Mersin ofislerinden takip ve koordine edilir.
Sık Sorulan Sorular (12 Soru)
Avusturya mahkeme kararında apostil zorunlu mu?
1989 tarihli ikili sözleşmenin kapsamına giren tanıma ve tenfiz belgeleri için Sözleşme m.14/3, başka bir onay veya şekil şartı aramaz. Muafiyet yalnız kapsamı ve şartları karşılayan belgeler için geçerlidir.
1989 Sözleşmesi m.14 hangi belgeleri sayıyor?
Kararın tam örneği, kesinleşme ve icra kabiliyetini gösteren resmî belge veya şerh; davalı yargılamaya katılmamışsa usulüne uygun dava tebligatı belgesi m.14/1 kapsamındadır.
Apostilsiz dosya ile kesinleşmemiş karar tenfiz edilir mi?
Hayır. m.14/3 yalnız ek onay şartına ilişkindir. Sözleşme m.3 uyarınca kesinleşme, m.12 uyarınca kaynak ülkede icra edilebilirlik tenfiz değerlendirmesinde aranır.
Avusturya kararının Türkçe tercümesi şart mı?
Evet. Sözleşme m.14/2 gereğince belgeler Türkçeye çevrilir ve çevirinin doğruluğu iki devletten birine mensup yeminli tercüman tarafından onaylanır.
Davalı Avusturya’da duruşmaya gelmemişse ne yapılır?
m.14/1 uyarınca dava açıldığının davalıya usulüne uygun tebliğini gösteren belge sunulur. m.4/2 kapsamındaki savunma hakkı denetimi ayrıca yapılır.
Hangi Avusturya kararları sözleşme dışındadır?
Sözleşme m.1/2, iflas, iflası önlemeye yönelik sulh ve benzeri usuller kapsamında verilen kararları dışarıda bırakır. Diğer özel belgeler için de kapsam ayrı değerlendirilir.
1990 yılında verilen bir karar bu sözleşmeye girer mi?
Sözleşme m.17, yürürlüğe girişinden sonra verilmiş kararlarla yapılan sulhları kapsar. Resmî yürürlük tarihi 1 Kasım 1992’dir; 1990 tarihli karar için bu sözleşmenin m.14 rejimi doğrudan uygulanmaz.
Türk mahkemesi Avusturya kararını yeniden inceler mi?
Sözleşme m.10, incelemeyi tanıma koşulları ve sayılan engellerle sınırlar. Yabancı uyuşmazlığın esasına dair tam bir yeniden yargılama öngörülmez.
Avusturya’daki mahkeme sulhü Türkiye’de tenfiz edilir mi?
Sözleşme m.15, Avusturya mahkemesi önünde yapılan ve Avusturya’da icra edilebilir hukukî veya ticari sulhların ilgili şartlarla tanınması ve tenfizini düzenler.
Mersin’de avukatla çalışırsam dava Mersin’de mi açılır?
Hayır. Fizikî ofisin Mersin’de bulunması mahkeme yetkisini belirlemez. MÖHUK m.51/2 ve varsa ilgili özel yetki kuralları somut dosyada uygulanır.
Avusturya nafaka kararı bu sözleşmeye tabi olabilir mi?
Sözleşme m.6/10, nafaka alacaklısının ikametgâhı veya mutad meskenine ilişkin belirli yetki bağlantısını açıkça sayar. Kararın kapsamı, kesinleşme ve diğer koşulları ayrıca incelenir.
Apostil yoksa bütün Avusturya belgeleri Türkiye’de geçerli sayılır mı?
Hayır. m.14/3’teki muafiyet, ikili sözleşmenin ilgili tanıma ve tenfiz belgelerine özgüdür. Noter belgesi, ticaret sicil belgesi ve başka işlemler için farklı kurallar uygulanabilir.
Resmî Mevzuat ve İlgili Site İçi Rehberler
- Adalet Bakanlığı – 23 Mayıs 1989 Türkiye–Avusturya Tanıma ve Tenfiz Sözleşmesi (tam metin)
- Adalet Bakanlığı – 5718 sayılı MÖHUK (özellikle m.1 ve m.50–59)
- Adalet Bakanlığı – Avusturya sözleşmesinin yürürlük tarihi
- Avusturya boşanma kararının Türkiye’de tescili
- Avusturya miras belgesi ve Türkiye’de kullanılması
- Kesinleşme şerhi olmadan tenfiz meselesi
- Yurt dışı nafaka alacaklarının tahsili
- Avusturya ticaret sicil kaydının Türkiye’de kullanılması
- Yurt dışındaki Türk vatandaşına tebligat
- Genel apostil rejimi ve yabancı mahkeme kararı
Hukukî İnceleme ve İletişim
Yazar: Av. Halil Bakırcı, Mersin Barosu Sicil No: 3472. Ofis: Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu. Fizikî ofis Mersin’dedir; Türkiye genelindeki dosyalar İstanbul ve Mersin ofislerinden yönetilir ve koordine edilir.
Bu makale 1989 tarihli ikili Sözleşme m.1–18 ve 5718 sayılı Kanun m.1, m.50–59 çerçevesindeki genel hukukî bilgiyi açıklar; belirli bir dava için belge ve yetki denetimi yapılmadan sonuç güvencesi vermez.
İletişim ve dosya inceleme talebi · +90 552 224 43 66
Mevzuat kontrol tarihi: 29 Ekim 2026.
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
