B&KBakırcı & KeskinHUKUK BÜROSU
TR
TürkçeEnglishDeutschРусскийالعربية中文
Menü

Eserde Eser Sahibinin Adı Yazılmak Zorunda mı? FSEK 15 Adın Belirtilmesi Hakkı 2026

Kısa ve net cevap: 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 15. maddesine göre bir eserin eser sahibinin adıyla, müstear adıyla veya adsız olarak kamuya sunulup yayımlanacağına karar verme yetkisi münhasıran eser sahibine aittir. Güzel sanat eserinin kopyalarında ve işlenme eserlerde asıl eser sahibinin ad veya alameti kararlaştırılan ya da âdet olan şekilde belirtilmeli; ayrıca ürünün kopya veya işlenme olduğu açıkça gösterilmelidir. Eser sahipliği çekişmeli ise gerçek eser sahibi mahkemeden hakkının tespitini isteyebilir.

FSEK 15 ne düzenler?

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 15. maddesi, eser sahibinin manevi haklarından biri olan adın belirtilmesi yetkisini düzenler. Hüküm dört temel sonucu doğurur. Birincisi, eserin gerçek adla mı, müstear adla mı yoksa adsız mı kamuya sunulacağına yalnız eser sahibi karar verir. İkincisi, güzel sanat eserinden çoğaltılan kopyalarda ve işlenme eserlerde asıl eser sahibinin adı veya alameti kararlaştırılan yahut yerleşik uygulamada kabul edilen biçimde gösterilir. Üçüncüsü, eser sahipliği konusunda çekişme varsa gerçek eser sahibi mahkemeden hakkının tespitini isteyebilir. Dördüncüsü, eser niteliğindeki mimari yapılarda eser sahibinin yazılı istemi üzerine adı yapının görülen bir yerine silinmeyecek biçimde yazılır.

Bu hak, eserin ekonomik kullanımından ayrı bir hukuki değeri korur. Eser satılmış, lisanslanmış, çoğaltma veya yayma hakkı devredilmiş olsa bile “bu eseri kim meydana getirdi?” sorusunun cevabı kendiliğinden değişmez. Örneğin bir yayınevi kitabın çoğaltma ve yayma hakkını sözleşmeyle edinmiş olabilir; ancak bu durum yayınevini kitabın yazarı hâline getirmez. Bir şirket çalışanından meydana getirilen eserin mali haklarını kullanma yetkisini kanun veya sözleşme gereği elde etmiş olabilir; yine de eser sahibinin kimliği ayrı bir konudur.

Adın belirtilmesi neden manevi haktır?

Eser sahibinin adı ile eseri arasındaki bağ kişilik yönü ağır basan bir bağdır. FSEK, eser sahibinin manevi haklarını mali haklardan ayrı düzenler. Adın belirtilmesi yetkisinin amacı yalnızca tanıtım veya reklam sağlamak değildir. Bu hak, eserin kaynağının doğru gösterilmesini, başkasının eseri kendisine mal etmesinin önlenmesini ve eser sahibinin yaratıcı emeğiyle arasındaki ilişkinin korunmasını sağlar.

Bu nedenle “bedelini ödedim, artık ismimi yazabilirim” veya “eseri satın aldım, yazarın adını kaldırabilirim” yaklaşımı hukuken doğru değildir. Bir tabloyu satın almak, tablonun maddi mülkiyetini devralmak anlamına gelir; telif hukukundaki manevi hakların otomatik biçimde devri anlamına gelmez. Benzer şekilde bir fotoğrafın kullanım lisansını satın almak, fotoğrafçının eser sahibi sıfatını ortadan kaldırmaz. Kullanım biçimi ve isim gösterme yükümlülüğü, somut sözleşme ile FSEK hükümleri birlikte değerlendirilerek belirlenir.

Eser adsız veya takma adla yayımlanabilir mi?

Evet. FSEK 15 açık biçimde, eserin sahibinin adıyla, müstear adıyla veya adsız olarak kamuya arz edilmesi ya da yayımlanması hususundaki kararın münhasıran eser sahibine ait olduğunu kabul eder. Bu sebeple eser sahibinin gerçek adını açıklamama kararı da hukuken korunur. Bir yazarın mahlas kullanması, bir sanatçının sahne adıyla eser üretmesi veya içerik üreticisinin gerçek adını açıklamadan eser yayımlaması bu kapsamda değerlendirilir.

Burada önemli ayrım, eser sahibinin kendi tercihidir. Eser sahibi açıkça gerçek adının kullanılmasını istemişse yayıncı veya kullanıcı tek taraflı biçimde adı kaldırarak eseri anonimleştiremez. Tersine, eser sahibi eserin adsız yayımlanmasını kararlaştırmışsa kullanıcı “kaynak göstermek adına” gerçek kimliği açıklama yetkisine sahip değildir. Özellikle dijital platformlar, reklam kampanyaları, portföy sayfaları ve ajans çalışmalarında bu tercih sözleşmede açıkça kayıt altına alınmalıdır.

Müstear ad kullanılması da eser sahipliğini ortadan kaldırmaz. Uyuşmazlık çıktığında eser sahibinin gerçek kimliği üretim dosyaları, sözleşmeler, kayıtlar, kaynak dosyalar, e-posta trafiği, bulut yedekleri, yayın tarihleri ve diğer delillerle ispatlanabilir.

Kopya ve işlenmelerde isim nasıl gösterilir?

FSEK 15’in ikinci fıkrası, özellikle güzel sanat eseri kopyaları ile işlenme eserler bakımından açık bir yükümlülük getirir. Bir güzel sanat eserinden çoğaltmayla elde edilen kopyalarda ve bir işlenmenin aslı veya çoğaltılmış nüshalarında asıl eser sahibinin adı veya alameti, kararlaştırılmış ya da âdet olan biçimde belirtilmelidir. Ayrıca ortaya çıkan ürünün bir kopya veya işlenme olduğu açıkça gösterilmelidir.

Bu hüküm uygulamada iki ayrı yanlışın önüne geçer. İlk yanlış, asıl eser sahibinin adını tamamen silmektir. İkinci yanlış ise işlenmiş veya kopyalanmış ürünü sanki özgün eser gibi sunmaktır. Örneğin bir illüstrasyon başka bir teknikle yeniden üretilmişse, yalnızca yeni uygulayıcının adını yazmak yeterli değildir; asıl eser sahibinin kimliği de hukuken gerekli olduğu ölçüde gösterilmelidir. Bir eserin çevirisinde, uyarlamasında, düzenlemesinde veya başka bir işlenme türünde de asıl eserle kurulan bağ göz ardı edilemez.

İsim gösterme biçimi her sektörde aynı değildir. Kitaplarda kapak, iç kapak ve künye; fotoğrafta görsel altı veya lisans koşulunun öngördüğü alan; mimari projede pafta ve proje künyesi; müzikte eser künyesi ve dijital dağıtım metaverisi; yazılımda kaynak kod başlığı veya lisans dosyası farklı uygulamalara örnektir. FSEK 15 “kararlaştırılan veya âdet olan şekilde” ifadesiyle, sektör uygulamasına ve tarafların anlaşmasına önem verir.

Hangi davranışlar FSEK 15 bakımından ihlal oluşturur?

Somut olayın özelliklerine göre aşağıdaki davranışlar adın belirtilmesi hakkına müdahale niteliği taşır: eser sahibinin adını kaldırmak; esere başka bir kişinin adını yazmak; eserin sahibini yanlış göstermek; gerçek eser sahibinin belirlenmesini engelleyecek şekilde künye bilgisini değiştirmek; işlenme eserde asıl eser sahibini hiç göstermemek; kopyayı özgün eser gibi sunmak; eser sahibinin adsız yayımlama tercihini ihlal ederek kimliğini açıklamak; eser sahibi takma ad kullanılmasını istemişken gerçek adını izinsiz yayımlamak.

Her eksik kredi satırı otomatik olarak aynı hukuki sonuca bağlanmaz. Değerlendirmede eserin niteliği, kullanım ortamı, tarafların sözleşmesi, sektör uygulaması, eserin kamuya sunuluş şekli ve FSEK’in diğer hükümleri birlikte dikkate alınır. Ancak kullanıcı açısından en güvenli yöntem, hak sahibinin kimlik gösterimine ilişkin talimatını ve lisans şartlarını yazılı biçimde uygulamaktır.

Özellikle sosyal medyada “etiketledim, kaynak gösterdim, sorun kalmadı” düşüncesi yanlıştır. Kaynak göstermek, mali hak kullanım izninin yerine geçmez. Bir fotoğrafçının adını yazmak, fotoğrafı çoğaltma ve umuma iletim hakkı bakımından gerekli izni kendiliğinden sağlamaz. Tersi de geçerlidir: mali kullanım izni alınmış olması, sözleşme ve kanun gereği eser sahibinin adının gösterilmesi gereken hâllerde adı kaldırma yetkisi vermez.

Eser sahipliği tespit davası nasıl işler?

FSEK 15’in üçüncü fıkrasına göre bir eserin kim tarafından meydana getirildiği ihtilaflıysa veya herhangi bir kişi eser sahibi olduğunu ileri sürüyorsa gerçek eser sahibi hakkının tespitini mahkemeden isteyebilir. Tespit talebinin temel amacı, eserin hukuken kime ait yaratıcı emeğin ürünü olduğunun belirlenmesidir.

Eser sahipliği davasında yalnızca eserin ilk kez internete yüklenme tarihi belirleyici değildir. İlk paylaşım, önemli bir delil olabilir; fakat tek başına her uyuşmazlığı çözmez. Taslaklar, ham dosyalar, katmanlı çalışma dosyaları, kamera RAW kayıtları, proje versiyonları, kaynak kod commit kayıtları, noter tespiti, e-posta ekleri, bulut hizmeti geçmişi, teslim tutanakları, fatura ve sözleşmeler, tanık anlatımları ve bilirkişi incelemesi birlikte değerlendirilebilir.

Görev ve yetki, talebin niteliğine göre belirlenir. Fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi bulunan yerlerde uyuşmazlıklar ihtisas mahkemesinde görülür; bulunmayan yerlerde Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun görev belirlemesi çerçevesinde ilgili asliye hukuk mahkemesi ihtisas mahkemesi sıfatıyla görev yapabilir. Dava açılırken yalnız “eser benimdir” iddiası değil, hangi eserin hangi yaratım süreciyle meydana getirildiği ve karşı tarafın hangi iddiayla eser sahipliğine müdahale ettiği somutlaştırılmalıdır.

Sosyal medya, web sitesi ve yapay zekâ çağında adın belirtilmesi

Dijital kullanım, FSEK 15’in temel ilkesini değiştirmez. Instagram, YouTube, TikTok, X, LinkedIn, blog, e-ticaret sitesi veya mobil uygulama üzerinden kullanılan bir eser bakımından da eser sahibi ile eser arasındaki manevi bağ korunur. Platformun teknik olarak “kullanıcı adı” göstermesi, her zaman hukuken yeterli eser sahipliği bildirimi anlamına gelmez. Kullanım lisansında hangi kredinin, nerede ve nasıl verileceği kararlaştırılmışsa buna uyulması gerekir.

Web sitelerinde görselin alt metnine eser sahibinin adını yazmak, insan kullanıcıya görünmeyebilir. Buna karşılık görsel altı açıklama, künye sayfası veya lisans sayfası sözleşmeye göre daha uygun olabilir. Dijital dağıtımda metaverinin silinmesi, eser sahibinin kimliğinin görünmez hâle gelmesine yol açıyorsa uyuşmazlık doğabilir. Fotoğraf EXIF bilgileri, müzik dağıtım metadata alanları ve yazılım kaynak kodundaki lisans başlıkları delil bakımından da önem taşır.

Yapay zekâ araçlarıyla düzenlenen veya dönüştürülen içeriklerde de “asıl eser” ile “işlenmiş çıktı” arasındaki hukuki bağ ayrıca incelenmelidir. Mevcut bir eserin işlenmesi söz konusuysa FSEK’in işleme hakkına ilişkin 21. maddesi ile adın belirtilmesine ilişkin 15. maddesi birlikte gündeme gelir. Bu nedenle “AI ile değiştirdim, artık bana ait” şeklindeki genel kabul hukuki bir kural değildir.

Adın belirtilmesi hakkı ihlalinde hangi deliller önemlidir?

İhlal çevrim içi gerçekleşmişse delilin hızlı şekilde korunması gerekir. Ekran görüntüsü yararlı olmakla birlikte, URL, tarih, kullanıcı adı, içerik bağlamı ve mümkünse sayfanın teknik kaydı da saklanmalıdır. İçeriğin kısa sürede silinme ihtimali varsa noter tespiti veya 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu çerçevesinde delil tespiti gündeme gelebilir.

Eser sahipliğini ispatlamak için yaratım sürecinin kronolojisi kurulmalıdır. Ham dosyanın oluşturulma tarihi, çalışma katmanları, taslaklar, proje notları, üçüncü kişilere gönderilen önizlemeler, sözleşme teslim tarihleri, e-posta zinciri, kaynak kod depo kayıtları veya dijital imzalı belgeler bir arada güçlü bir ispat zinciri oluşturur. Telif hakkının doğması kural olarak tescile bağlı olmadığı için “tescilim yok, hakkım yok” sonucu çıkarılamaz. Ancak ihtilaf çıkmadan önce düzenli kayıt tutulması ispat kolaylığı sağlar.

İhlal hâlinde hangi hukuki talepler ileri sürülebilir?

FSEK 15 ihlali tek başına değerlendirilmez; ihlalin biçimine göre FSEK’in tecavüzün ref’i, men’i ve tazminata ilişkin hükümleri de gündeme gelir. Eser sahibinin adının silinmesi, yanlış kişinin eser sahibi gibi gösterilmesi veya eserin izinsiz değiştirilmesi durumunda ihlalin durdurulması, yanlışlığın düzeltilmesi, uygun şekilde isim belirtilmesi, hükmün ilanı ve koşulları varsa maddi-manevi tazminat talepleri ileri sürülebilir.

FSEK’in 67. maddesi manevi haklara tecavüz bakımından özel sonuçlar içerir. İhlalin somut şekline göre eserin üzerine gerçek eser sahibinin adının konulması, yanlış adın kaldırılması veya düzeltilmesi gibi aynen giderim niteliğinde talepler önem kazanır. Mali hakların da izinsiz kullanılması söz konusuysa FSEK 68 kapsamında farklı parasal talepler ayrıca gündeme gelebilir. Bu iki alan birbirine karıştırılmamalıdır: isim hakkı ihlali manevi hak boyutunu, izinsiz ekonomik kullanım ise mali hak boyutunu doğurabilir.

Dava öncesi ihtarname, içeriğin kaldırılması veya künyenin düzeltilmesi talebi, platform içi hak ihlali başvuruları ve delil tespiti somut olayın niteliğine göre kullanılabilir. Özellikle ticari kampanyalarda ihlal devam ettikçe zarar büyüyebildiği için delil koruma ile ihlalin durdurulması adımları birlikte planlanmalıdır.

FSEK 15 ile FSEK 16 arasındaki fark nedir?

FSEK 15, eserin kimin adıyla sunulacağını ve eser sahibinin kimliğinin doğru belirtilmesini korur. FSEK 16 ise eserde ve eser sahibinin adında izinsiz kısaltma, ekleme ve diğer değişiklikleri yasaklayan ayrı bir manevi hakkı düzenler. Örneğin bir fotoğrafın altına başka bir fotoğrafçının adını yazmak FSEK 15 bakımından; fotoğrafı eser sahibinin şeref ve itibarını veya eserin mahiyet ve hususiyetlerini bozan biçimde değiştirmek ise FSEK 16 bakımından ayrıca değerlendirilir.

Aynı eylem birden fazla hakkı ihlal edebilir. Bir tasarımın hem üzerindeki imza silinir hem de tasarım değiştirilerek başka adla piyasaya sunulursa adın belirtilmesi, eserde değişiklik yapılmasını men etme ve mali haklar birlikte gündeme gelebilir.

İşveren, ajans ve müşteri ilişkilerinde isim hakkı

Reklam ajansları, tasarım stüdyoları, yazılım şirketleri, mimarlık ofisleri ve kurumsal iletişim ekiplerinde eser üretimi çoğu zaman sözleşmeli çalışma içinde gerçekleşir. Bu yapılarda mali hakların kim tarafından kullanılacağı ile eser sahibinin manevi hakları aynı şey değildir. Sözleşmede “tüm haklar müşteriye aittir” şeklindeki genel bir ifade bulunması, hangi mali hakkın hangi kapsamda devredildiği ve manevi hakların nasıl kullanılacağı konularını otomatik biçimde çözmez.

FSEK 52 uyarınca mali haklara ilişkin sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve devredilen hakların ayrı ayrı gösterilmesi kuralı özellikle önemlidir. Adın belirtilmesi ise manevi hak olduğundan, sözleşme hazırlanırken kredi kullanımının hangi mecralarda zorunlu olduğu, portföy kullanımına izin verilip verilmediği, anonim yayımlama istenip istenmediği ve takma ad kullanılacaksa bunun biçimi açıkça yazılmalıdır.

Türkiye geneli ve Mersin uygulaması

FSEK 15 Türkiye genelinde uygulanır. İnternet üzerinden gerçekleşen ihlallerde tarafların ve ihlalin bağlantı noktalarının farklı şehirlerde bulunması mümkündür. Mersin’de yaşayan bir fotoğrafçının eseri İstanbul merkezli bir şirket tarafından çevrim içi kullanılabilir veya yurt dışındaki bir platformda yayımlanabilir. Bu durumda görev, yetki, uygulanacak usul ve dijital delilin nerede korunacağı somut olaya göre belirlenir.

Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu Mersin’deki fiziksel ofisinden Türkiye genelindeki dosyaları takip etmektedir. Telif uyuşmazlığında ilk inceleme; eserin niteliği, hak sahipliği zinciri, lisans/sözleşme, ihlalin ekran ve URL kayıtları, ticari kullanımın kapsamı ve karşı tarafın kimliği üzerinden yapılmalıdır.

Sık Sorulan Sorular

1. Eserde yazarın veya sanatçının adı mutlaka yazılmalı mı?

Eser sahibinin gerçek ad, müstear ad veya adsız yayımlama tercihine uyulmalıdır. FSEK 15’te özel olarak güzel sanat eseri kopyaları ve işlenmelerde asıl eser sahibinin ad veya alametinin belirtilmesi ve kopya/işlenme niteliğinin gösterilmesi düzenlenmiştir.

2. Eser sahibi adsız yayımlanmak isteyebilir mi?

Evet. Adsız yayımlama kararı münhasıran eser sahibine aittir.

3. Takma ad kullanmak telif hakkını ortadan kaldırır mı?

Hayır. Müstear ad kullanılması eser sahipliğini ortadan kaldırmaz.

4. Kaynak göstermek eseri kullanmak için yeterli mi?

Hayır. Kaynak göstermek ile mali hak kullanım izni farklı konulardır. Kullanım FSEK’teki bir serbestlik hâline girmiyorsa gerekli mali hak izni ayrıca alınmalıdır.

5. Başka kişinin adını eserin üzerine yazmak hukuka aykırı mı?

Gerçek eser sahibinin yerine başka bir kişinin eser sahibi gibi gösterilmesi FSEK 15 kapsamında hukuki ihlal doğurur.

6. Eser sahipliği tartışmalıysa hangi dava açılır?

FSEK 15/3 gerçek eser sahibine eser sahipliği hakkının tespitini mahkemeden isteme imkânı verir.

7. Fotoğrafın altında isim yazılması yeterli mi?

İsim belirtilmesi, fotoğrafın ekonomik kullanımına ilişkin çoğaltma ve umuma iletim izninin yerine geçmez. Her iki konu ayrı değerlendirilir.

8. Bir tabloyu satın alan kişi ressamın adını silebilir mi?

Maddi eserin mülkiyetinin devri, eser sahibinin manevi haklarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. İsim hakkı FSEK hükümlerine göre ayrıca korunur.

9. Mimari yapıda mimarın adı yazılabilir mi?

FSEK 15/4 uyarınca eser niteliğindeki mimari yapılarda yazılı istem üzerine eser sahibinin adı, yapının görülen bir yerine silinmeyecek biçimde yazılır.

10. Telif hakkı için tescil şart mı?

FSEK korumasının doğması kural olarak tescile bağlı değildir. Tescil ve kayıt sistemleri ispat bakımından ayrıca önem taşıyabilir.

İlgili mevzuat ve bağlantılar

Hukukçu İncelemesi ve E-E-A-T: Bu içerik 11.09.2026 tarihinde 5846 sayılı FSEK’in yürürlükteki hükümleri esas alınarak hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut uyuşmazlıkta sözleşme, eserin niteliği, hak sahipliği zinciri ve ihlalin biçimi ayrıca incelenir.
Yazar: Av. Halil Bakırcı — Mersin Barosu, Sicil 3472 — Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu

İstanbul Ofisi – Polaris Plaza, Maslak / Sarıyer

Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu

Maslak Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No:21, Kat:9, 34475 Sarıyer/İstanbul

İstanbul ve Mersin’deki fiziksel ofislerimizden Türkiye genelindeki dosyalar, görev ve yetki kuralları ile gerekli yerel işlemler dikkate alınarak koordine edilir. Yüz yüze görüşme için randevu sırasında tercih ettiğiniz ofisi belirtiniz.

İstanbul ofisini Google Haritalar’da açın · İletişim ve randevu

Hukuki konu hakkında iletişim

İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

Telefonla Araİletişim Bilgileri

tarafından hazırlanmış, Av. Emirhan Keskin tarafından incelenmiştir.

Yazar Bilgisi

, Mersin Barosu 3472 sicil numarasına kayıtlıdır. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, aile, iş, gayrimenkul ve ticaret hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi sunmaktadır.

İnceleyen: Av. Emirhan Keskin · Mersin Barosu Sicil No: 5507

Telefon WhatsApp