Yurt Dışında Verilen Vasi Kararı Türkiye’de Geçerli mi? MÖHUK m.10, 51 ve 58 | 2026
Kısa ve Net Cevap
Yurt dışında verilen vasi veya kısıtlılık kararı Türkiye’de kendiliğinden Türk mahkemesi kararı gibi sonuç doğurmaz. Kararın Türkiye’de kesin hüküm veya kesin delil etkisiyle kullanılabilmesi için 5718 sayılı MÖHUK m.58 uyarınca tanıma şartları; icra edilebilir bir hükmün Türkiye’de zorla yerine getirilmesi gerekiyorsa m.50 ve devamındaki tenfiz şartları değerlendirilir. İhtilâfsız kaza kararları da MÖHUK m.58/2 gereğince tanıma rejimine tabidir.
Vesayette ayrıca MÖHUK m.10 özel önem taşır. Vesayet veya kısıtlılık kararı verilmesi ve sona erdirilmesi sebepleri kural olarak hakkında karar verilecek kişinin millî hukukuna bağlıdır; vesayetin yönetimi, vasinin görev ve yetkileri, kısıtlının temsili ve malvarlığının yönetimi gibi diğer hususlar ise Türk hukukuna tabidir. Bu nedenle yabancı vasi kararının Türkiye’de tanınması ile vasinin Türkiye’de taşınmaz satması, banka hesabını yönetmesi veya izin gerektiren işlem yapması aynı hukuki sorun değildir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15.10.2019 tarihli 2017/1924 E., 2019/1060 K. sayılı kararında yabancı vasi kararının tanınması/tenfizi isteminde görevli mahkemenin MÖHUK m.51 gereği asliye mahkemesi olduğu açıkça belirtilmiş; sulh hukuk mahkemesinin görevli olmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur. Bu karar, tanıma davasının görev yönünü netleştirir; somut yabancı kararın tanınıp tanınmayacağı ise MÖHUK’taki şartlara göre ayrıca incelenir.

- Tanıma, tenfiz ve vesayet yönetimi ayrımı
- MÖHUK m.10 hangi hukuku uygular?
- Vasi kararı tanınabilir mi?
- Hangi mahkeme görevlidir?
- Hangi yer mahkemesi yetkilidir?
- Gerekli belgeler
- Kesinleşme belgesi gerekir mi?
- Vasi Türkiye’de ev satabilir mi?
- Banka ve malvarlığı işlemleri
- Yabancı mahkemenin satış izni yeterli mi?
- En sık hatalar
- Sık sorulan sorular
1. Yabancı Vasi Kararında Tanıma, Tenfiz ve Vesayet Yönetimi Ayrılmalıdır
Yurt dışında bir kişinin kısıtlanması ve bir yakınının veya profesyonel kişinin vasi olarak atanması, Türkiye’de üç ayrı soruyu gündeme getirir. Birinci soru yabancı mahkeme kararının Türkiye’de hukuken tanınıp tanınmayacağıdır. İkinci soru kararın icra gerektiren bir hüküm içerip içermediği ve tenfiz gerekip gerekmediğidir. Üçüncü soru ise tanınmış yabancı vasi statüsünün Türkiye’de hangi işlemleri yapmaya yettiğidir.
Tanıma, yabancı kararın Türkiye’de kesin hüküm veya kesin delil etkisinin kabul edilmesini sağlar. Tenfiz ise yabancı mahkeme ilamının Türkiye’de icra kabiliyeti kazanmasıdır. Vesayetin yönetimi ise vasinin günlük ve olağanüstü işlemlerinin hangi hukuka ve hangi Türk makamlarının denetimine tabi olduğunu belirler.
Bu üç aşamanın tek bir işlem gibi ele alınması uygulamada sorun doğurur. Örneğin Almanya’da vasi olarak atanmış kişinin kararının Türkiye’de tanınması, Türkiye’deki taşınmazı hiçbir ek izin almadan satabileceği anlamına gelmez. Çünkü vesayetin yönetimi ve izin gerektiren tasarruflar bakımından Türk Medeni Kanunu ile MÖHUK m.10/3 devreye girer.
Benzer şekilde, yabancı vasi kararının apostilli olması yalnız belgenin gerçekliği ve resmî niteliği bakımından önem taşır. Apostil, tanıma veya tenfiz kararının yerine geçmez.
2. MÖHUK m.10 Vesayet ve Kısıtlılıkta Hangi Hukuku Uygular?
MÖHUK m.10/1’e göre vesayet veya kısıtlılık kararı verilmesi veya sona erdirilmesi sebepleri, hakkında karar verilmesi veya sona erdirilmesi istenen kişinin millî hukukuna tabidir. Bu kural, kişinin neden kısıtlanabileceği ve vesayet statüsünün hangi şartlarda kurulabileceği bakımından bağlama kuralıdır.
Kanunun m.10/2 hükmü, yabancının millî hukukuna göre vesayet veya kısıtlılık kararı verilmesi mümkün olmayan hâllerde belirli şartlarla Türk hukukunun uygulanmasına imkân tanır. Bu istisna kişinin mutad meskeninin Türkiye’de bulunmasıyla bağlantılıdır ve somut statüye göre değerlendirilir.
MÖHUK m.10/3 ise kritik ayrımı yapar: vesayet veya kısıtlılık kararı verilmesi ya da sona erdirilmesi sebepleri dışında kalan bütün kısıtlılık veya vesayete ilişkin hususlar ve kayyımlık Türk hukukuna tabidir. Dolayısıyla vasinin temsil yetkisinin kullanılması, malvarlığının yönetimi, izin gereken işlemler ve denetim sistemi bakımından Türk hukuku belirleyicidir.
Bu yapı nedeniyle yabancı mahkeme kararı tanınsa dahi Türkiye’de gerçekleştirilecek somut tasarrufun ayrıca Türk Medeni Kanunu’ndaki vesayet hükümleriyle uyumlu olması gerekir.
3. Yabancı Mahkemenin Vasi Tayini Kararı Türkiye’de Tanınabilir mi?
MÖHUK m.58/1 yabancı mahkeme ilamının Türkiye’de kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilmesini, tenfiz şartlarını taşıdığının Türk mahkemesince tespitine bağlar. Tanımada m.54/1-a’daki karşılıklılık şartı uygulanmaz. MÖHUK m.58/2 ayrıca ihtilâfsız kaza kararlarının tanınmasının da aynı hükme tabi olduğunu açıkça düzenler.
Vasi tayini veya kısıtlılık kararı birçok hukuk sisteminde çekişmesiz yargı niteliğinde verilebilir. Bu nitelik, tanımayı kendiliğinden engellemez. Türk mahkemesi yabancı kararın niteliğini ve MÖHUK m.54’te tanıma bakımından uygulanacak koşulları inceler.
Tanımada karşılıklılık aranmasa da kararın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine giren bir konuda verilmemiş olması, kamu düzenine açık aykırılık bulunmaması ve savunma hakkına ilişkin şartlar somut olayın niteliğine göre önem taşır. Çekişmesiz yargı kararlarında tebligat rejimi de MÖHUK m.55’in özel hükmü çerçevesinde değerlendirilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/1924 E., 2019/1060 K. sayılı kararında Münih Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen vasi tayini kararının tanınması ve tenfizi istemini incelemiş; görevli mahkeme konusunda MÖHUK m.51’i uygulamıştır. Kararın özelliği, vesayet tanıma dosyalarında asliye mahkemesinin görevini açık biçimde vurgulamasıdır.
4. Yabancı Vasi Kararının Tanınmasında Hangi Mahkeme Görevlidir?
MÖHUK m.51/1’e göre tenfiz kararları hakkında görevli mahkeme asliye mahkemesidir. MÖHUK m.58 tanıma usulünü de tenfiz hükümlerine bağladığından yabancı vasi kararının tanınması istemi asliye mahkemesinde görülür.
Bu nokta özellikle önemlidir; çünkü Türk hukukunda vesayet makamı genel olarak sulh hukuk mahkemesidir. Ancak yabancı mahkeme kararının tanınması davasının görevli mahkemesi, iç hukukta vesayet makamı olmasından hareketle sulh hukuk mahkemesi değildir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15.10.2019 tarihli kararında, vasi tayinine ilişkin yabancı kararın tanınması ve tenfizi isteminin sulh hukuk mahkemesinde görülmüş olması görev yönünden hatalı bulunmuş; MÖHUK m.51/1 gereğince asliye mahkemesinin görevli olduğu açıkça belirtilmiştir.
Tanıma tamamlandıktan sonra vesayetin Türkiye’deki yönetimine ilişkin izin, denetim veya malvarlığı işlemlerinde ise Türk Medeni Kanunu uyarınca görevli vesayet makamına başvurulması gerekebilir. Bu iki görev alanı birbirine karıştırılmamalıdır.
5. Hangi Yer Mahkemesi Yetkilidir?
MÖHUK m.51/2’ye göre tanıma ve tenfiz istemi, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin Türkiye’deki yerleşim yeri; yoksa sakin olduğu yer mahkemesinden istenir. Türkiye’de yerleşim yeri veya sakin olunan yer yoksa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden biri yetkilidir.
Vesayet kararlarında taraf yapısı çekişmeli davalardan farklı olabilir. Bu nedenle dosyadaki ilgililer, kararın niteliği ve tanıma isteminin kime karşı yöneltileceği somut karar üzerinden belirlenmelidir. Yetki değerlendirmesi yapılırken MÖHUK m.51’in lafzı ve çekişmesiz yargı niteliği birlikte ele alınır.
Türkiye’de taşınmazın Mersin’de veya başka bir ilde bulunması, tek başına tanıma davasının yetkisini otomatik olarak taşınmazın bulunduğu yere taşımaz. Tanıma davası ile daha sonra istenecek taşınmaz satış izni ayrı işlemlerdir.
6. Tanıma Başvurusu İçin Hangi Belgeler Gerekir?
MÖHUK m.53 uyarınca yabancı mahkeme kararının tanıma veya tenfizi için kararın usulen onanmış aslı veya ilamı veren ülke makamlarınca onanmış örneği ve onanmış tercümesi sunulur. Ayrıca kararın kesinleştiğini gösteren, o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile bunun onanmış tercümesi gerekir.
Vasi dosyasında bunlara ek olarak kısıtlı kişinin ve vasinin kimlik/pasaport belgeleri, Türkiye’de yapılmak istenen işlemi gösteren belgeler, varsa yabancı mahkemenin yetki veya izin kararları ve Türkiye’de kullanılacak vekâletname hazırlanmalıdır.
Belgenin düzenlendiği ülkeye göre apostil veya konsolosluk tasdiki gerekir. Apostil yalnız imza ve resmî sıfatın doğrulanmasına hizmet eder; yabancı kararın Türkiye’de hukukî sonuç doğurmasını tek başına sağlamaz.
Yabancı dildeki karar ve kesinleşme belgesinin Türkçe tercümesi yargılamada kullanılacak nitelikte hazırlanmalıdır. Kararın sadece kısa özetinin değil, hüküm ve gerekli gerekçelerinin anlaşılabilir olması önemlidir.
7. Vasi Kararında Kesinleşme Belgesi Şart mı?
MÖHUK m.50 yabancı mahkeme ilamının, verildiği devlet kanunlarına göre kesinleşmiş olmasını tenfiz bakımından temel şart olarak düzenler. MÖHUK m.53 de kesinleşmeyi gösteren belgenin başvuruya eklenmesini öngörür.
Yabancı sistemde kararın kesinleşmesi Türk hukukundaki ‘kesinleşme şerhi’ ile aynı biçimde gösterilmeyebilir. Mahkeme yazısı, ayrı sertifika, elektronik kayıt veya başka resmî belge kullanılabilir. Önemli olan kararın verildiği hukuk bakımından kesinleşmenin usulüne uygun biçimde doğrulanmasıdır.
Sadece apostilli karar örneği bulunması, kararın kesinleştiğinin ispatlandığı anlamına gelmez. Kararın kesinliği ayrı bir unsur olarak gösterilmelidir.
Vasi kararının geçici nitelikte olması veya belirli süreyle verilmesi de tanıma talebinin kapsamını etkiler. Süresi sona ermiş bir yabancı statü üzerinden Türkiye’de işlem yapılamaz.
8. Yabancı Ülkede Atanan Vasi Türkiye’deki Taşınmazı Satabilir mi?
Yabancı vasi kararının Türkiye’de tanınması, vasinin Türkiye’deki taşınmazı serbestçe satabileceği anlamına gelmez. Türk Medeni Kanunu’nda vesayet altındaki kişinin taşınmazlarının satışı için vesayet makamı ve bazı hâllerde denetim makamı izni öngören hükümler vardır. MÖHUK m.10/3 gereği vesayetin yönetimi Türk hukukuna tabidir.
Bu nedenle önce vasinin statüsünün Türkiye bakımından kabulü, sonra yapılacak taşınmaz işlemine ilişkin Türk hukukundaki izin prosedürü değerlendirilir. Tapu müdürlüğü de temsil yetkisini ve gerekli mahkeme izinlerini ayrı ayrı kontrol eder.
Yurt dışındaki mahkemenin ‘Türkiye’deki taşınmazı satabilir’ biçiminde verdiği izin kararı bulunması, Türk hukukundaki emredici vesayet denetimini otomatik olarak bertaraf etmez. Türkiye’deki taşınmaz üzerindeki tasarrufun şekli ve vesayet yönetimi Türk hukukuna tabidir.
Bu konuda sitenizdeki Almanya’da Vasi Atandım: Türkiye’deki Ev İçin Satış Yetkisi Yeterli mi? rehberi, satış işleminin ikinci aşamasını ayrıntılı açıklar.
9. Türkiye’deki Banka Hesapları ve Diğer Malvarlığı Nasıl Yönetilir?
Tanıma kararı alındıktan sonra vasinin Türkiye’deki banka hesabı, menkul değer, kira geliri veya diğer malvarlığı üzerinde işlem yapabilmesi, yapılacak işlemin niteliğine göre Türk vesayet hukukunun yönetim ve izin kurallarına tabidir.
Bankalar yalnız yabancı vasi belgesini değil, Türk mahkemesinin tanıma kararını ve işlemin kapsamına göre ek izinleri isteyebilir. Özellikle hesabın kapatılması, yüksek tutarlı çekim, yatırım varlığının satılması veya kısıtlının malvarlığında esaslı değişiklik doğuran işlemler ayrıca incelenir.
Vasinin kendi adına değil kısıtlı adına hareket ettiği açık olmalıdır. Tahsil edilen bedelin vasinin kişisel hesabına aktarılması veya malvarlıklarının karıştırılması vesayet sorumluluğu doğurabilir.
Türkiye’deki bankaya sunulacak yabancı belgelerin apostil/tasdik ve tercüme şartları ile bankanın uyum prosedürleri de işlemden önce tamamlanmalıdır.
10. Yabancı Mahkemenin Satış veya İşlem İzni Türkiye’de Yeterli midir?
Vasi atama kararı ile belirli malvarlığı işlemi için verilen izin kararı aynı belge değildir. Yabancı mahkeme vasiyi atadıktan sonra ayrıca taşınmaz satışı, mirasın reddi, borçlanma veya başka olağanüstü işlem için izin vermiş olabilir.
MÖHUK m.10/3, vesayetin yönetimi ve kısıtlılığın diğer sonuçlarında Türk hukukunu yetkili kıldığından, yabancı izin kararının Türkiye’de doğrudan Türk vesayet makamının izni yerine geçtiği varsayılmamalıdır. İşlem, Türk Medeni Kanunu’nun 462 ve 463. maddeleri dahil ilgili izin hükümleri bakımından ayrıca değerlendirilir.
Örneğin taşınmaz satışı için vasinin atanmış olması temsil statüsünü; satış izni ise belirli tasarruf yetkisini ilgilendirir. Tapu işlemi öncesinde her iki katmanın da Türkiye bakımından geçerli ve yeterli olması gerekir.
Bu ayrım, tanıma davası açarken talep sonucunun doğru kurulmasını da etkiler. Sadece statü tanıması istenen dosya ile belirli bir işlemin Türkiye’de icra kabiliyeti kazanmasının istendiği dosya aynı değildir.
11. Yabancı Vasi Kararında En Sık Yapılan Hatalar
Birinci hata: Apostilli yabancı vasi kararının Türkiye’de otomatik geçerli olduğunu kabul etmektir. Apostil tanıma kararının yerine geçmez.
İkinci hata: Tanıma davasını sulh hukuk mahkemesinde açmaktır. Yargıtay HGK 2017/1924 E., 2019/1060 K. kararında MÖHUK m.51 gereği görevli mahkemenin asliye mahkemesi olduğunu açıkça belirtmiştir.
Üçüncü hata: Vasi statüsünün tanınması ile Türkiye’de taşınmaz satış iznini tek işlem sanmaktır. Vesayetin yönetimi MÖHUK m.10/3 gereği Türk hukukuna tabidir.
Dördüncü hata: Kesinleşme belgesi olmadan yalnız karar örneğiyle başvurmaktır. MÖHUK m.53 kapsamındaki kesinleşme belgesi ayrıca hazırlanmalıdır.
Beşinci hata: Yabancı mahkemenin işlem iznini Türk vesayet makamı izninin otomatik eşdeğeri saymaktır. Türk hukukunda izin gerektiren işlemler ayrıca kontrol edilir.
Altıncı hata: Tanıma, tenfiz ve idari kullanım amaçlarını birbirinden ayırmadan talep kurmaktır. İstenen hukukî sonuç baştan açık belirlenmelidir.
İlgili Rehberler
- Almanya’da Vasi Atandım: Türkiye’deki Ev İçin Satış Yetkisi Yeterli mi?
- Yurt Dışında Düzenlenen Vekâletnamenin Türkiye’de Geçerliliği
- Yurt Dışından Türkiye’de Dava Açmak
Resmî Kaynaklar
Sık Sorulan Sorular
Almanya’da verilen vasi kararı Türkiye’de doğrudan geçerli mi?
Hayır. Türkiye’de kesin hüküm veya kesin delil etkisi için MÖHUK m.58 uyarınca tanıma şartları değerlendirilir; icra gerektiren hükümler bakımından tenfiz ayrıca gündeme gelir.
Yabancı vasi kararının tanınması hangi mahkemede istenir?
MÖHUK m.51 gereğince görevli mahkeme asliye mahkemesidir. Yargıtay HGK 2017/1924 E., 2019/1060 K. kararı bunu açıkça vurgular.
Sulh hukuk mahkemesi neden görevli değil?
Türk hukukunda vesayet makamı sulh hukuk olsa da yabancı mahkeme kararının tanınması MÖHUK m.51 kapsamındaki ayrı bir davadır ve görevli mahkeme asliye mahkemesidir.
Apostil tanıma yerine geçer mi?
Hayır. Apostil belgenin imzası ve resmî sıfatını doğrular; yabancı kararın Türkiye’de tanınmasını sağlamaz.
Kesinleşme belgesi gerekir mi?
Evet. MÖHUK m.53 kapsamında yabancı kararın verildiği ülke hukukuna göre kesinleştiğini gösteren usulen onanmış belge ve tercümesi başvuruya eklenir.
Yabancı vasi Türkiye’de ev satabilir mi?
Vasi statüsünün tanınması tek başına yeterli değildir. MÖHUK m.10/3 ve Türk Medeni Kanunu uyarınca vesayet yönetimi ve satış için gereken Türk makamı izinleri ayrıca alınmalıdır.
Yabancı mahkemenin satış izni yeterli mi?
Otomatik olarak yeterli sayılmaz. Türkiye’deki taşınmaz ve vesayet yönetimi bakımından Türk hukukundaki izin şartları ayrıca uygulanır.
Vasi Türkiye’deki banka hesabından para çekebilir mi?
İşlemin niteliğine göre tanıma kararı, temsil belgesi ve Türk vesayet hukukundaki izin/denetim kuralları incelenir. Banka ayrıca kendi uyum belgelerini isteyebilir.
Vasi kararı ihtilâfsız kaza kararıysa tanınabilir mi?
MÖHUK m.58/2, ihtilâfsız kaza kararlarının tanınmasının da aynı hükme tabi olduğunu açıkça düzenler.
Yurt dışındaki kişi Türkiye’ye gelmeden tanıma davası açabilir mi?
Usulüne uygun vekâletname ile Türkiye’de avukat aracılığıyla başvuru yapılabilir.
Hukukçu İncelemesi ve E-E-A-T
Hazırlayan: Av. Halil BAKIRCI – Mersin Barosu Sicil No: 3472
Hukukî inceleme: Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu.
Bu rehber 5718 sayılı MÖHUK m.10, 50–58; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun vesayet hükümleri ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15.10.2019 tarihli 2017/1924 E., 2019/1060 K. sayılı kararı esas alınarak hazırlanmıştır.
Yabancı vasi kararlarının tanınması, Türkiye’de taşınmaz ve banka işlemleri ile vesayet izin süreçleri Mersin’den Türkiye genelinde takip edilmektedir.
Yabancı Vasi Kararı İçin İletişim
Son mevzuat ve kaynak kontrolü: 15 Eylül 2026.
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
