Yurt Dışındaki Davalı Duruşmaya Gelmezse Karar Verilir mi? Lahey Tebligat Sözleşmesi m.15 | 2026

Lahey Tebligat Sözleşmesi m.15 ne zaman uygulanır?
Lahey 1965 Tebligat Sözleşmesi, medeni veya ticari konularda adlî ya da gayriadlî bir belgenin tebliğ amacıyla bir âkit devletten diğerine gönderilmesi gerektiğinde uygulanır. Sözleşmenin 1. maddesi kapsamı bu şekilde kurar ve tebliğ yapılacak kişinin adresi bilinmiyorsa Sözleşmenin uygulanmayacağını açıkça belirtir. Bu nedenle m.15 incelemesine geçmeden önce uyuşmazlığın medeni veya ticari nitelikte olması, belgenin tebliğ için yurt dışına gönderilmesi gereği ve muhatap adresinin biliniyor olması kontrol edilmelidir.
Madde 15’in özel amacı, yurt dışındaki davalının haberi olmadan aleyhine hüküm kurulmasını önlemektir. Dava dilekçesi, celp veya eşdeğer nitelikteki başlangıç belgesinin yurt dışına gönderildiği bir dosyada davalı cevap vermemiş ya da duruşmaya katılmamışsa mahkeme yalnız “davalı gelmedi” diyerek esas hakkında karar aşamasına geçemez. Önce Sözleşmenin m.15’te kurduğu tebligat güvenceleri yerine gelmelidir.
Sözleşmenin güncel resmî İngilizce metni HCCH 1965 Service Convention sayfasında yayımlanmaktadır. Ülke bazındaki merkezî makam, itiraz ve bildirimler için HCCH Service Section kullanılmalıdır. Türkiye’den yurt dışına veya yurt dışından Türkiye’ye tebligatta yalnız iç hukuk değil, ilgili devletin Sözleşme kapsamındaki beyan ve itirazları da dosya bazında kontrol edilmelidir.
Madde 15/1 kapsamında hüküm vermenin şartları
Madde 15/1, yurt dışındaki davalı görünmediğinde hüküm verilmesinden önce iki alternatif tebligat bağlantısından en az birinin gerçekleşmesini ve ayrıca zaman bakımından savunma güvencesinin sağlanmasını arar. Birinci alternatif, belgenin muhatap devletin iç hukukunda ülke içi davalarda kullanılan tebligat yöntemlerinden biriyle tebliğ edilmiş olmasıdır. İkinci alternatif, belgenin Sözleşmede öngörülen başka bir yöntemle davalıya veya davalının ikametgâhına fiilen teslim edilmiş olmasıdır.
Bu iki alternatiften biri gerçekleşse dahi tek başına yeterli değildir. Sözleşme, tebliğin veya teslimin davalının savunmasını hazırlamasına yetecek süre önce yapılmış olmasını da zorunlu tutar. Böylece m.15 yalnız “belge ulaştı mı?” sorusunu değil, “davalı belgeyi savunmasını hazırlayabilecek kadar erken aldı mı?” sorusunu da mahkemenin önüne getirir.
Merkezî makam kanalıyla tebligat yapıldığında m.6 uyarınca düzenlenen tebliğ belgesi, yöntemi, yeri, tarihi ve belgenin teslim edildiği kişiyi gösterir. Tebliğ gerçekleşmemişse bunun nedeni sertifikada belirtilir. Mahkeme karar vermeden önce dosyadaki sertifikanın veya diğer teslim kanıtının m.15 bakımından yeterli olup olmadığını değerlendirmelidir.
Türkiye’de 7201 sayılı Tebligat Kanunu kapsamında yapılan yurt dışı tebligat işlemleri ile Lahey Sözleşmesinin uygulanması birbirini dışlayan tek bir sistem değildir. Somut devletin Sözleşmeye taraf olup olmadığı, iki devlet arasında Sözleşmenin yürürlükte bulunup bulunmadığı ve uygulanacak kanal ayrıca belirlenmelidir. İç hukukta belirlenen usul, uluslararası sözleşmenin üstün uygulanması gereken hükümlerini bertaraf etmez.
Türkiye’nin m.15/2 bildirimi ve altı aylık kural
Lahey Tebligat Sözleşmesi m.15/2, âkit devletlere belirli şartlarla, tebliğ veya teslim sertifikası henüz dönmemiş olsa bile hâkimin hüküm verebilmesine imkân tanıyan bir bildirim yapma seçeneği verir. Türkiye bu bildirimi yapmıştır. HCCH’nin Türkiye’ye ilişkin resmî bildirim kaydında, m.15/2’deki şartlar gerçekleşirse Türk mahkemelerinin hüküm verebileceği açıkça belirtilmektedir.
Bu istisnai yolun uygulanabilmesi için üç koşul birlikte aranır. Birincisi, dava dilekçesi veya eşdeğer belgenin Sözleşmenin öngördüğü yöntemlerden biriyle iletilmiş olmasıdır. İkincisi, iletim tarihinden itibaren en az altı aylık bir sürenin geçmiş ve hâkimin somut olayda bu süreyi yeterli görmüş olmasıdır. Üçüncüsü ise muhatap devletin yetkili makamları üzerinden tebliğ belgesini elde etmek için makul bütün çabaların gösterilmesine rağmen herhangi bir sertifikanın alınamamış olmasıdır.
Bu şartlar kümülatiftir. Yalnızca altı ayın dolmuş olması m.15/2 uyarınca hüküm vermek için yeterli değildir. Belgenin Sözleşmeye uygun bir yöntemle gönderildiği ve sertifikanın elde edilmesi için makul girişimlerin yapıldığı dosyada somut şekilde gösterilmelidir. Aksi hâlde davalının savunma hakkını korumayı amaçlayan m.15’in güvencesi etkisiz hâle gelir.
“En az altı ay” ifadesi de otomatik karar süresi değildir. Madde, altı aydan az olmayan ve somut olayda hâkimin yeterli gördüğü bir sürenin geçmesini arar. Tebligat yapılan ülke, gönderim yöntemi, bilinen gecikmeler, dosyanın kapsamı ve davalının savunma hazırlama ihtiyacı değerlendirmede rol oynar.
Fiilî teslim ile usulüne uygun tebligat aynı şey midir?
Madde 15, bir yandan muhatap devletin iç hukukuna göre usulüne uygun tebliği; diğer yandan Sözleşmede öngörülen başka bir yöntemle davalıya veya ikametgâhına fiilî teslimi düzenler. Dolayısıyla her dosyada yalnız iç hukuk terminolojisindeki “tebliğ mazbatası”na bakmak yeterli değildir. Sözleşme kapsamında alternatif bir kanal kullanılmış ve belgenin gerçekten davalıya ya da ikametgâhına ulaştığı güvenilir biçimde kanıtlanmışsa m.15/1-b de önem kazanabilir.
Bununla birlikte Türkiye, Sözleşmenin m.10’da sayılan yöntemlerine itiraz etmiştir. HCCH’nin Türkiye bildiriminde m.8 bakımından diplomatik veya konsüler görevlilerin yalnız kendi vatandaşlarına tebliğ yapabileceği, m.10 yöntemlerine ise Türkiye’nin itiraz ettiği yer almaktadır. Bu nedenle Türkiye’ye yapılacak tebligatta yabancı bir devletin hukukunda mümkün olan posta veya doğrudan görevli kanallarının Türkiye bakımından da otomatik olarak kullanılabileceği varsayılamaz.
Tersine, Türkiye’den başka bir âkit devlete tebligatta o devletin m.8 ve m.10 konusundaki beyanları kontrol edilmelidir. Sözleşme, devletlere belirli alternatif kanallara itiraz etme imkânı tanımaktadır. Bu nedenle “Lahey’e taraf olduğu için posta ile tebligat her yerde geçerlidir” şeklindeki bir genelleme hukuken yanlıştır.
Savunma için yeterli süre nasıl değerlendirilir?
Madde 15/1’in en önemli güvencelerinden biri, tebliğ veya teslimin davalının savunma yapmasına yetecek süre önce gerçekleşmiş olmasıdır. Sözleşme sabit bir gün sayısı belirlemez. Yeterlilik somut dosyaya göre değerlendirilir. Davanın konusu, belge sayısı, tercüme ihtiyacı, tarafın başka ülkede avukat tutma zorunluluğu, delillere erişim ve duruşma tarihi gibi unsurlar önem taşır.
Türk hukukunda cevap süresi ve süre uzatımı HMK hükümlerine tâbidir; ancak yurt dışı tebligatın geç tamamlanması veya davalının belgeyi çok geç öğrenmesi hâlinde m.15’in uluslararası güvence işlevi ayrıca göz önünde bulundurulur. Usul süresinin kağıt üzerinde başlamış olması, Sözleşmenin “savunmaya yetecek zaman” ölçütünü otomatik olarak karşıladığı anlamına gelmez.
Bu nedenle mahkeme ve davacı vekili açısından güvenli uygulama, tebligatın tamamlandığını gösteren belgeyi dosyaya sunmak, teslim tarihini açıkça belirlemek ve davalıya savunma için tanınan fiilî süreyi hesaplamaktır. Duruşma tarihi tebligattan önce belirlenmişse tebligatın dönüş tarihi kontrol edilmeden esas hakkında hüküm aşamasına geçilmemelidir.
Tebligat tamamlanmadan geçici veya koruyucu tedbir alınabilir mi?
Evet. Madde 15’in son paragrafı, önceki hükümlere rağmen acil hâllerde hâkimin geçici veya koruyucu tedbirler alabileceğini açıkça düzenler. Bu hüküm, yabancı davalıya tebligat süreci devam ederken malvarlığının kaçırılması, delilin kaybolması veya hakkın ciddi biçimde tehlikeye girmesi gibi durumlarda koruma mekanizmasının tamamen kilitlenmesini önler.
Türk hukukunda ihtiyati tedbir HMK m.389 ve devamında, ihtiyati haciz ise İİK m.257 ve devamında düzenlenir. Bu kurumların kendi şartları ayrıca yerine getirilmelidir. Lahey Sözleşmesi m.15, Türk hukukundaki tedbir şartlarını ortadan kaldırmaz; yalnız tebligatın henüz tamamlanmamış olmasının acil koruma kararına mutlak engel olmadığını ortaya koyar.
Geçici karar ile esas hakkında nihai hüküm birbirinden ayrılmalıdır. Madde 15’in koruma amacı nedeniyle, tebligat güvenceleri tamamlanmadan esas hakkında karar verilmesi sınırlanırken hak kaybını önleyici geçici önlemler mümkün tutulmuştur.
Türk usul hukuku ile Sözleşme birlikte nasıl uygulanır?
Anayasa m.90 uyarınca usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir. Bu nedenle Lahey Tebligat Sözleşmesi Türkiye bakımından yürürlükte olduğu ilişkilerde Türk Tebligat Kanunu ve HMK ile birlikte uygulanır. Somut durumda özel nitelikli uluslararası düzenlemenin hangi kanalı ve güvenceyi getirdiği araştırılmalıdır.
Mahkeme öncelikle tebligatın hangi devletle yapıldığını, o devlet bakımından Sözleşmenin yürürlükte olup olmadığını ve ilgili devletin beyan/itirazlarını belirler. Ardından kullanılan iletim kanalının Sözleşmeye uygun olup olmadığı, tebligat belgesinin dönüp dönmediği ve davalının savunma için yeterli zamanının bulunup bulunmadığı incelenir.
Yurt dışına genel tebligat sürecinin Türk hukukundaki çerçevesi için yabancı uyruklu kişiye yurt dışında tebligat rehberimize; tebligatın iade olması hâli için yurt dışı tebligat iade olursa ne olur içeriğimize bakılabilir. Bu yazıların konusu iç hukuk süreci, burada ele alınan konu ise Lahey Sözleşmesi m.15’in karar verilmeden önceki özel güvencesidir.
Madde 15 incelemesinde dosyada hangi belgeler bulunmalıdır?
Merkezî makam kanalında gönderilen standart talep formu, tebliğ edilecek belgenin nüshaları, varsa tercümeler, gönderim tarihini gösteren kayıt, merkezî makam yazışmaları ve m.6 kapsamındaki tebliğ sertifikası dosyada saklanmalıdır. Sertifika henüz gelmediyse m.15/2 uygulanacaksa sertifikayı elde etmek için yapılan makul girişimler belgelenmelidir.
Belgenin başka bir Sözleşme kanalıyla gönderildiği ileri sürülüyorsa o devletin bu kanala itiraz edip etmediğini gösteren güncel HCCH ülke kaydı ayrıca kontrol edilmelidir. Kargo veya posta teslim ekranı tek başına her durumda Sözleşmeye uygun tebligat kanıtı değildir; kullanılan kanalın hukukî olarak açık olması gerekir.
Davalının belgeyi fiilen aldığına dair e-posta, cevap dilekçesi, vekâletname, teslim tutanağı veya başka bir kayıt varsa bunlar m.15 değerlendirmesinde önem taşıyabilir. Ancak davalının dosyadan başka bir yolla haberdar olduğunun ileri sürülmesi, Sözleşmenin öngördüğü tebligat güvencelerini her durumda ortadan kaldırmaz.
Uygulamada en sık yapılan hatalar
Birinci hata, yabancı davalının duruşmaya gelmemesini doğrudan “davayı kabul etmiş” gibi değerlendirmektir. Türk HMK bakımından da cevap vermemek ikrar sayılmaz; Lahey m.15 ayrıca hüküm öncesi tebligat kontrolü getirir.
İkinci hata, yalnız altı ay geçtiği için m.15/2’nin şartlarının oluştuğunu düşünmektir. Oysa Sözleşmeye uygun gönderim ve sertifikayı elde etmek için makul çabanın gösterilmiş olması da gerekir.
Üçüncü hata, m.10’daki alternatif kanalların bütün âkit devletlerde serbest olduğunu varsaymaktır. Devletlerin itirazları değişir. Türkiye m.10 yöntemlerine itiraz etmiştir.
Dördüncü hata, tebligat tamamlandığı hâlde savunma için yeterli süre verilip verilmediğini hiç değerlendirmemektir. M.15/1, yalnız teslimi değil zamanında teslimi arar.
Beşinci hata, m.15’in acil koruyucu tedbirleri engellediğini sanmaktır. Sözleşme açıkça acil hâllerde geçici veya koruyucu önlemlere izin verir.
2026 kontrol listesi
- Uyuşmazlığın medeni veya ticari nitelikte olduğunu belirleyin.
- Muhatabın yurt dışı adresinin bilindiğini doğrulayın.
- İki devlet arasında 1965 Lahey Tebligat Sözleşmesinin yürürlükte olup olmadığını kontrol edin.
- İlgili devletin m.8, m.10, m.15 ve m.16 beyanlarını HCCH’den inceleyin.
- Kullanılan iletim kanalının Sözleşmeye uygun olduğunu belgeleyin.
- Merkezî makam kanalı kullanıldıysa m.6 sertifikasını dosyaya alın.
- Davalının savunma için yeterli süreye sahip olduğunu teslim tarihi üzerinden değerlendirin.
- Sertifika dönmemişse Türkiye’nin m.15/2 bildirimi kapsamında üç şartı ayrı ayrı gösterin.
- Acil koruma gerekiyorsa HMK/İİK’daki tedbir şartlarını ayrıca inceleyin.
- Hükümden önce tüm tebligat evrakını ve ülke beyanlarını güncel tarihle tekrar kontrol edin.
Sık Sorulan Sorular
Yurt dışındaki davalı duruşmaya gelmezse otomatik olarak davayı kaybeder mi?
Hayır. Mahkeme tebligatın ve savunma hakkının usulüne uygun biçimde sağlandığını değerlendirmelidir. Lahey m.15 bu konuda özel güvence getirir.
Tebliğ sertifikası gelmeden karar verilebilir mi?
Türkiye’nin m.15/2 bildirimi nedeniyle Sözleşmedeki üç koşul birlikte gerçekleşirse mümkündür: uygun iletim, en az altı ay ve makul çabaya rağmen sertifika alınamaması.
Altı ay dolunca mahkeme mutlaka karar verir mi?
Hayır. Altı ay asgari süredir; diğer m.15/2 şartları da gerçekleşmeli ve hâkim somut olayda geçen süreyi yeterli görmelidir.
Türkiye posta yoluyla Lahey tebligatını kabul ediyor mu?
Türkiye, Sözleşmenin m.10’da düzenlenen yöntemlere itiraz bildirmiştir. Somut tebligat kanalı Türkiye’nin güncel HCCH beyanıyla kontrol edilmelidir.
Davalı belgeyi fiilen aldıysa durum değişir mi?
Madde 15/1-b, Sözleşmede öngörülen bir yöntemle belgenin davalıya veya ikametgâhına fiilen teslimini dikkate alır; kullanılan kanalın Sözleşmeye uygunluğu yine incelenir.
Savunma için yeterli süre kaç gündür?
Sözleşme sabit gün sayısı belirlemez. Dosyanın niteliği ve teslim ile yargılama aşaması arasındaki fiilî süre değerlendirilir.
Tebligat bitmeden ihtiyati tedbir alınabilir mi?
Evet. Madde 15 acil hâllerde geçici veya koruyucu tedbir alınabileceğini açıkça saklı tutar; Türk hukukundaki tedbir şartları ayrıca uygulanır.
Muhatabın adresi bilinmiyorsa Lahey Tebligat Sözleşmesi uygulanır mı?
Hayır. Sözleşmenin m.1 hükmü, tebliğ edilecek kişinin adresi bilinmiyorsa Sözleşmenin uygulanmayacağını düzenler.
Lahey m.15 yalnız dava dilekçesine mi ilişkindir?
Madde, celp veya eşdeğer başlangıç belgesinin yurt dışına tebliğ için gönderildiği ve davalının görünmediği durumda hüküm verilmesi güvencesini düzenler.
Karar zaten verilmişse hangi madde önemlidir?
Davalı karar ve başlangıç belgesinden kusuru olmaksızın zamanında haberdar olamamışsa, kanun yolu süresinin geçirilmesinin etkilerinden kurtulma bakımından Sözleşmenin m.16 hükmü ayrıca incelenir.
Yabancı davalıya tebligat tamamlanmadan veya savunma için yeterli zaman sağlanmadan esas hakkında hüküm kurulması, kararın sonraki aşamalarda ciddi usul tartışmalarına konu olmasına yol açabilir. Lahey Sözleşmesi m.15, tebligat kanalından ayrı olarak hüküm öncesi savunma hakkı kontrolü getirir. Türkiye geneli ve uluslararası bağlantılı dosyalar Mersin’den yönetilmektedir.
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
