B&KBakırcı & KeskinHUKUK BÜROSU
TR
TürkçeEnglishDeutschРусскийالعربية中文
Menü

Yanılma, Aldatma veya Korkutmada 1 Yıllık Süre Ne Zaman Başlar? TBK m.39

Kısa ve net cevap: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.39’a göre yanılma veya aldatma nedeniyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse sözleşmeyi onamış sayılır. Aldatma veya korkutma nedeniyle bağlayıcı olmayan sözleşmenin onanmış sayılması, tazminat hakkını ortadan kaldırmaz.

TBK 39 yanılma aldatma korkutma bir yıllık süre sözleşme
TBK m.39, irade bozukluğu nedeniyle sözleşmeyle bağlı olmama hakkının kullanılmasını öğrenme veya korkutmanın etkisinin kalkması anından başlayan bir yıllık süreye bağlar.

TBK m.39’un temel kuralı nedir?

Türk Borçlar Kanunu m.39, sözleşmenin kurulmasındaki irade bozukluklarının ne kadar süre içinde ileri sürüleceğini düzenler. Yanılma, aldatma veya korkutma hâlinde tarafın iradesi sözleşmeyi özgür ve doğru bilgiyle kurmamıştır. Kanun bu durumda sözleşmeyle bağlı olmama imkânı tanır; ancak bu durumun belirsiz biçimde yıllarca açık bırakılmasını istemez. Bu nedenle bir yıllık süre öngörür.

Bir yıllık süre sözleşmenin imza tarihinden otomatik olarak başlamaz. Yanılma ve aldatmada başlangıç, yanılma veya aldatmanın öğrenildiği andır. Korkutmada ise korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andır. Bu ayrım, özellikle irade bozukluğunun sözleşme yapıldıktan aylar sonra fark edildiği uyuşmazlıklarda belirleyicidir.

Güncel resmî kanun metnine Mevzuat Bilgi Sistemi – 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu üzerinden ulaşılabilir. Yanılma TBK m.30-35, aldatma m.36, korkutma m.37-38, irade bozukluğunun giderilmesi ise m.39’da düzenlenmiştir.

Yanılmada bir yıllık süre ne zaman başlar?

Yanılma hâlinde m.39’daki süre, tarafın yanıldığını öğrendiği tarihten başlar. Sözleşmenin imzalandığı tarih ile yanılmanın fark edildiği tarih aynı olmak zorunda değildir. Özellikle taşınmaz, şirket payı, makine, proje, lisans veya teknik özellik içeren sözleşmelerde yanlış bilginin gerçek durumla karşılaştırılması daha sonra mümkün olabilir.

Ancak her yanlış beklenti TBK anlamında yanılma değildir. TBK m.30 ve devamındaki esaslı yanılma şartları ayrıca bulunmalıdır. Tarafın kendi ticari tahmininin gerçekleşmemesi, piyasanın sonradan değişmesi veya sözleşmenin beklenenden daha az kârlı çıkması tek başına irade bozukluğu oluşturmaz. Önce yanılmanın hukuken esaslı olup olmadığı, sonra öğrenme tarihi belirlenir.

Öğrenme tarihi, kişinin yalnız şüphe duymaya başladığı tarih ile gerçeği makul biçimde öğrendiği tarih ayrımı gözetilerek somut delillerle belirlenir. Ekspertiz raporu, tapu/kadastro belgesi, teknik inceleme, şirket kayıtları veya karşı tarafın yazılı açıklaması gerçeğin hangi tarihte öğrenildiğini gösterebilir.

Esaslı yanılma ne demektir?

TBK m.30, sözleşme kurulurken esaslı yanılmaya düşen tarafın sözleşmeyle bağlı olmayacağını düzenler. M.31 esaslı sayılan yanılma hâllerini örnekler. Tarafın yapmak istediğinden başka bir sözleşme için iradesini açıklaması, istediğinden başka bir konu için irade açıklaması, sözleşme yapmak istediği kişiden başkası için irade açıklaması veya belirli kişiyi dikkate alarak işlem yapmada yanılma gibi hâller kanunda düzenlenir.

Saik yanılması ise kural olarak esaslı değildir; ancak yanılanın dürüstlük kurallarına göre sözleşmenin temeli saydığı saik bakımından yanılması ve bunun karşı tarafça da bilinebilir olması hâlinde temel yanılması esaslı kabul edilebilir. Bu ayrım nedeniyle “fikrimi değiştirdim” ile “sözleşmenin temelini oluşturan olguda esaslı yanıldım” aynı değildir.

Aldatmada bir yıllık süre ne zaman başlar?

TBK m.36’ya göre taraflardan biri diğerinin aldatması sonucu sözleşme yapmışsa, yanılması esaslı olmasa bile sözleşmeyle bağlı değildir. Aldatma üçüncü kişi tarafından yapılmışsa sözleşmenin yapıldığı sırada karşı tarafın aldatmayı bilmesi veya bilecek durumda olması ayrıca önem taşır.

M.39’daki bir yıllık süre, aldatılan tarafın aldatmayı öğrendiği tarihten başlar. Aldatmanın sözleşme kurulurken gerçekleşmiş olması, sürenin de o gün başlayacağı anlamına gelmez. Aldatıcı davranış gizlenmiş ve gerçek durum aylar sonra ortaya çıkmışsa öğrenme tarihi esas alınır.

Örneğin satılan malın veya şirketin belirli bir özelliği hakkında kasıtlı olarak gerçeğe aykırı belge sunulmuşsa, taraf bu belgenin sahte veya içeriğinin gerçek dışı olduğunu hangi tarihte güvenilir biçimde öğrendiyse m.39 hesabında bu tarih önemlidir. Yazılı ihtar, bilirkişi/ekspertiz raporu, resmi kayıt veya karşı tarafın kabulü öğrenme tarihini somutlaştırabilir.

Aldatma için yanılmanın esaslı olması gerekir mi?

Hayır. TBK m.36 açıkça, aldatma sonucu sözleşme yapan tarafın yanılması esaslı olmasa bile sözleşmeyle bağlı olmadığını düzenler. Bu, aldatmayı sıradan yanılmadan ayıran önemli farktır. Aldatmada karşı tarafın iradeyi kasıtlı davranışla sakatlaması belirleyicidir.

Bununla birlikte aldatma iddiası soyut bırakılmamalıdır. Hangi bilginin gerçeğe aykırı verildiği, hangi önemli bilginin gizlendiği, bunun sözleşme kararını nasıl etkilediği ve aldatmanın ne zaman öğrenildiği açıkça gösterilmelidir. “Beni kandırdılar” ifadesi tek başına hukuki ve ispat bakımından yeterli değildir.

Korkutmada bir yıllık süre ne zaman başlar?

Korkutma bakımından m.39 farklı bir başlangıç ölçütü kullanır. Süre, korkutmanın öğrenildiği tarihten değil, korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlar. Çünkü kişi tehdidi zaten bilmektedir; sorun, tehdidin irade üzerindeki baskısının devam edip etmediğidir.

TBK m.37, taraflardan biri diğerinin veya üçüncü kişinin korkutması sonucu sözleşme yapmışsa sözleşmeyle bağlı olmayacağını düzenler. M.38 ise korkutmanın koşullarını belirler. Korkutulan kişinin kendisinin veya yakınlarından birinin kişilik haklarına ya da malvarlığına yönelik ağır ve yakın zarar tehlikesinin doğduğuna inanmakta haklı olması gerekir. Bir hakkın veya kanuni yetkinin kullanılacağı tehdidi de, açıklayan taraf karşı tarafın zor durumundan aşırı menfaat sağlamışsa korkutma oluşturabilir.

Korkutmanın etkisinin ne zaman bittiği somut olaya göre belirlenir. Tehdit oluşturan kişinin etkisinin sona ermesi, tehdidin objektif olarak ortadan kalkması, güvenli ortama geçiş, koruma tedbiri veya tehdidi etkisiz kılan başka olaylar önem taşıyabilir. Başlangıç tarihini gösteren belgeler özellikle kritik olur.

Bir yıl içinde mutlaka dava mı açılmalıdır?

TBK m.39’un lafzı, tarafın bir yıl içinde “sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmemesi veya verdiği şeyi geri istememesi” hâlinde onama sonucu doğacağını söyler. Bu nedenle kanuni hakkın kullanımı yalnız dava açılmasıyla sınırlı değildir. Sözleşmeyle bağlı olmadığını karşı tarafa açık ve ulaşabilir bir beyanla bildirmek veya verilen şeyi geri istemek m.39 kapsamında önem taşır.

Ancak bildirimin ispatlanabilir olması gerekir. Noter ihtarnamesi, KEP, iadeli taahhütlü gönderi veya sözleşmenin ve tarafların niteliğine uygun güvenilir yazılı yöntem kullanılabilir. Tacirler arasındaki belirli bildirimlerde TTK m.18/3’teki şekil kuralları ayrıca dikkate alınmalıdır.

Dava açılması da sözleşmeyle bağlı olunmadığının ileri sürülmesi anlamına gelebilir; ancak yalnız dava süresine güvenmek yerine bir yıllık hak düşürücü sürenin dolmasından önce açık bildirim yapılması uyuşmazlık riskini azaltır. Hangi bildirimin hangi tarihte karşı tarafa ulaştığı saklanmalıdır.

“Sözleşmeyi iptal ediyorum” demek yeterli mi?

Bildirimde hukuki sebep ve irade açık olmalıdır. Günlük dilde “iptal” sözcüğü kullanılabilir; ancak karşı tarafın hangi sözleşme bakımından, hangi irade bozukluğu nedeniyle ve hangi sonucun istendiğini anlayabilmesi gerekir. Yanılma, aldatma veya korkutma olayı, öğrenme/etkinin kalkma tarihi ve sözleşmeyle bağlı olunmadığı açıkça belirtilmelidir.

Verilen bedel veya mal geri istenecekse iade talebi ayrıca yazılmalıdır. Bir sözleşmenin sona ermesiyle iade ve tazminat sonuçlarının nasıl kurulacağı, sözleşmenin niteliğine ve ifa durumuna göre değişebilir. sözleşmeden dönme ile fesih arasındaki fark rehberi bu kurumların birbirine karıştırılmaması için ayrıca incelenebilir.

Bir yıllık süre geçirilirse ne olur?

TBK m.39, bir yıl içinde sözleşmeyle bağlı olunmadığının bildirilmemesi veya verilen şeyin geri istenmemesi hâlinde sözleşmenin onanmış sayılacağını düzenler. Bu nedenle bir yıllık süre, irade bozukluğuna dayanarak sözleşmeden kurtulma hakkının kullanılması bakımından hak düşürücü niteliktedir.

Onama, sözleşmeyle bağlı olmama imkânının kullanılmaması sonucunu doğurur. Taraf sonradan aynı yanılma, aldatma veya korkutma olgusuna dayanarak süresiz biçimde sözleşmeyi geçersiz saydıramaz. Bu nedenle öğrenme tarihi veya korkutmanın etkisinin kalktığı tarih dosyada açıkça belirlenmelidir.

Ancak aldatma ve korkutma bakımından kanunun ikinci fıkrası özel bir koruma getirir: sözleşmenin onanmış sayılması tazminat hakkını ortadan kaldırmaz. Tazminat talebinin hukuki şartları ve zamanaşımı ayrıca incelenir.

Aldatma veya korkutmada onama tazminatı engeller mi?

Hayır. TBK m.39/2 açık şekilde, aldatma veya korkutma nedeniyle bağlayıcı olmayan bir sözleşmenin onanmış sayılmasının tazminat hakkını ortadan kaldırmayacağını düzenler. Taraf bir yıllık süre içinde sözleşmeyle bağlı olmadığını ileri sürmemiş olsa bile, aldatma veya korkutmanın neden olduğu zarara ilişkin tazminat talebi ayrı şartlarla gündeme gelebilir.

Bu hüküm yanılma için aynı ifadeyi içermez. Dolayısıyla m.39/2’nin açık kapsamı aldatma ve korkutmadır. Tazminat talebinde hukuka aykırı davranış, zarar, kusur ve nedensellik bağı gibi unsurlar uygulanacak sorumluluk hükmüne göre ayrıca ispatlanmalıdır.

Genel işlem koşulundaki yanıltıcı ifade TBK m.39’a yol açar mı?

Standart sözleşmedeki açık olmayan hüküm öncelikle TBK m.23 yorum kuralına tabi olabilir. Ancak tarafın sözleşme yapmasını sağlamak için kasıtlı yanıltıcı açıklama yapılmışsa aldatma hükümleri ayrıca gündeme gelebilir. Her belirsiz sözleşme hükmü aldatma değildir; aldatma için karşı tarafın iradesini yanıltıcı davranışla etkileme unsuru gerekir.

Genel işlem koşulunun sözleşmeye dahil olma şartları için TBK m.21 rehberi, belirsiz standart hükmün yorumu için TBK m.23 rehberi incelenebilir.

Taşınmaz, araç veya şirket payı sözleşmelerinde m.39 uygulanır mı?

TBK m.39 genel irade bozukluğu hükmüdür ve sözleşmenin türüne göre özel şekil ve sicil kurallarıyla birlikte uygulanabilir. Taşınmaz satışında resmi şekil ve tapu sicili, şirket payı devrinde şirketler hukuku şekilleri, araç satışında noter işlemi gibi özel kurallar bulunabilir. İrade bozukluğu iddiası bu özel düzenlemeleri yok saymaz.

Örneğin tapuda satış yapılmış bir taşınmazda aldatma iddiası yalnız sözleşme beyanıyla sınırlı değildir; tapu kaydı, resmi senet, ekspertiz, ada-parsel bilgisi, ödeme ve taraf yazışmaları birlikte incelenir. Hangi davanın açılacağı ve istenecek tescil/iptal veya tazminat sonucu somut işleme göre belirlenir.

TBK m.39 uyuşmazlığında hangi belgeler önemlidir?

İmzalı sözleşme ve ekleri, teklif belgeleri, satış ilanı, ekspertiz veya teknik rapor, resmi kayıtlar, banka dekontları, e-posta ve hukuka uygun mesajlaşmalar, ses/görüntü delillerinin hukuka uygun olanları, noter/KEP bildirimleri ve geri isteme kayıtları temel deliller arasındadır.

Özellikle iki tarih ayrı ayrı belgelenmelidir: sözleşmenin kurulduğu tarih ve yanılma/aldatmanın öğrenildiği veya korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı tarih. Bir yıllık sürenin başlangıcı ikinci tarihe bağlıdır. Bu tarih soyut bırakılırsa hak düşürücü süre itirazı uyuşmazlığın merkezine yerleşir.

Bildirim yapılmışsa muhataba hangi tarihte ulaştığını gösteren tebliğ/teslim kaydı saklanmalıdır. Dava açılmışsa dava dilekçesinde irade bozukluğunun türü, somut davranış, öğrenme tarihi, sözleşmeyle bağlı olunmadığı iradesi ve iade/tazminat talepleri birbirinden ayrılmalıdır.

Sık Sorulan Sorular

TBK m.39’daki bir yıllık süre sözleşme tarihinden mi başlar?

Hayır. Yanılma ve aldatmada öğrenme tarihinden, korkutmada korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlar.

Yanılmada her hata sözleşmeden kurtulma hakkı verir mi?

Hayır. TBK m.30-35’teki esaslı yanılma koşulları bulunmalıdır.

Aldatmada yanılmanın esaslı olması gerekir mi?

Hayır. TBK m.36 uyarınca aldatma sonucu sözleşme yapan taraf, yanılması esaslı olmasa bile sözleşmeyle bağlı değildir.

Korkutmada süre ne zaman başlar?

Korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl işler.

Bir yıl içinde mutlaka dava açmak gerekir mi?

M.39, sözleşmeyle bağlı olunmadığının bildirilmesini veya verilen şeyin geri istenmesini esas alır. Bildirim ispatlanabilir biçimde ve süresi içinde yapılmalıdır; dava da hakkın ileri sürülme yollarından biri olabilir.

Bir yıl geçerse ne olur?

Sözleşme onanmış sayılır ve irade bozukluğuna dayanarak sözleşmeyle bağlı olmama hakkı kaybedilir.

Aldatma nedeniyle bir yıl geçerse tazminat da biter mi?

M.39/2, sözleşmenin onanmış sayılmasının aldatma veya korkutmadan doğan tazminat hakkını ortadan kaldırmayacağını açıkça düzenler. Tazminatın kendi şart ve süreleri ayrıca incelenir.

“Pişman oldum” demek yanılma sayılır mı?

Hayır. Sonradan fikir değiştirme veya ekonomik beklentinin gerçekleşmemesi tek başına TBK anlamında esaslı yanılma değildir.

Yanılmayı öğrendiğim tarihi nasıl ispatlarım?

Ekspertiz, resmi kayıt, teknik rapor, karşı tarafın yazısı, e-posta, noter/KEP bildirimi ve diğer hukuka uygun kayıtlar kullanılabilir.

Standart sözleşmedeki belirsizlik aldatma mıdır?

Her belirsizlik aldatma değildir. Belirsiz genel işlem koşulu m.23’e tabi olabilir; aldatma için iradeyi kasıtlı yanıltan davranışın koşulları ayrıca bulunmalıdır.

Sonuç

TBK m.39’da süre hesabının anahtarı sözleşme tarihi değil, irade bozukluğunun ortaya çıktığı andır: yanılma veya aldatmanın öğrenilmesi ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalkması. Bu andan itibaren bir yıl içinde sözleşmeyle bağlı olunmadığı bildirilmeli veya verilen şey geri istenmelidir; aksi hâlde sözleşme onanmış sayılır. Aldatma ve korkutmada onama, tazminat hakkını ortadan kaldırmaz. Dosyada öğrenme tarihi ve süresi içinde yapılan bildirim mutlaka belgeye bağlanmalıdır.

Av. Halil BAKIRCI — Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu. İçerik 15 Eylül 2026 tarihindeki yürürlükteki mevzuat esas alınarak hazırlanmıştır.

Hukuki konu hakkında iletişim

İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

Telefonla Araİletişim Bilgileri

tarafından hazırlanmış, Av. Emirhan Keskin tarafından incelenmiştir.

Yazar Bilgisi

, Mersin Barosu 3472 sicil numarasına kayıtlıdır. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, aile, iş, gayrimenkul ve ticaret hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi sunmaktadır.

İnceleyen: Av. Emirhan Keskin · Mersin Barosu Sicil No: 5507

Telefon WhatsApp