Alacağını Devreden Kişi Borçlunun Ödememesinden Sorumlu mu? TBK 191–193 | 2026
Kısa ve net cevap: Alacağını devreden kişi her durumda borçlunun ödememesinden sorumlu değildir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 191. maddesine göre alacak bir edim karşılığında devredilmişse devreden, devir sırasında alacağın varlığını ve borçlunun ödeme gücüne sahip olduğunu garanti etmiş olur. Buna karşılık alacak bir edim karşılığı olmaksızın devredilmişse veya kanun gereği başkasına geçmişse, devreden ya da önceki alacaklı kural olarak alacağın varlığından ve borçlunun ödeme gücünden sorumlu değildir.
Bu nedenle “temlik yaptım, borçlu ödemezse artık beni ilgilendirmez” cümlesi bedelli devirde doğru değildir; ancak “borçlu ödemezse devreden mutlaka aynı borcun tamamını öder” sonucu da kanuna uygun değildir. Devredenin sorumluluğunun sebebi, şartları ve kapsamı TBK m.191–193 birlikte incelenerek belirlenir.

TBK 191’de Temel Kural Nedir?
Alacağın devri, alacaklının mevcut bir alacak hakkını üçüncü kişiye geçirmesidir. Türk Borçlar Kanunu m.183 ve devamı, bu işlemin şartlarını ve taraflar arasındaki sonuçlarını düzenler. Devreden ile devralan arasındaki en önemli başlıklardan biri, devredilen alacağın beklenen ekonomik değeri taşımaması hâlinde riskin kime ait olduğudur.
TBK m.191 bu riski, devrin bedelli veya bedelsiz olmasına göre ayırır. Alacak bir edim karşılığında devredilmişse devreden, kanun gereği devir anında iki hususu garanti etmiş olur: alacağın varlığı ve borçlunun ödeme gücü. Bu garanti, ayrıca “garanti ederim” cümlesi yazılmasa da kanundan doğar.
Alacağın devri için yazılı şekil zorunluluğu TBK m.184’te ayrıca düzenlenmiştir. Şekil şartının ayrıntıları için Alacağın Devri Yazılı Olmak Zorunda mı? TBK 184 rehberini inceleyebilirsiniz.
Bedelli Alacak Devrinde Devreden Neyi Garanti Eder?
Bedelli devirde devralan, alacağı elde etmek için devredene para, mal, başka bir alacak veya ekonomik değer taşıyan başka bir edim verir. TBK m.191/1, böyle bir durumda devredene kanuni garanti yükler. Garanti iki ayrı noktayı kapsar.
Birincisi alacağın varlığıdır. Devreden, devir anında gerçekten mevcut olan bir alacağı devrettiğini garanti eder. İkincisi borçlunun ödeme gücüdür. Kanun metni, bedelli devirde devredenin devir sırasında borçlunun ödeme gücüne sahip olduğunu da garanti etmiş sayılacağını açıkça belirtir.
Bu iki unsur birbirinden ayrılmalıdır. Alacak hiç yoksa veya daha önce sona ermişse “alacağın varlığı” sorunu vardır. Alacak mevcut olduğu hâlde borçlu ödeme gücünden yoksunsa ikinci garanti başlığı gündeme gelir. Her iki durumda da devralanın talepleri TBK m.193’teki sınırlar içinde değerlendirilir.
Bedelsiz Devirde veya Kanuni Devirde Garanti Var mı?
TBK m.191/2, bedelli devirden farklı bir kural getirir. Alacak bir edim karşılığı olmaksızın devredilmişse ya da kanun gereğince başkasına geçmişse, devreden veya önceki alacaklı alacağın varlığından ve borçlunun ödeme gücünden sorumlu değildir.
Örneğin alacağın bağışlama amacıyla karşılıksız devredilmesiyle, belirli bir bedel karşılığında satılması aynı hukuki risk dağılımına tabi değildir. Bedelsiz devralan, kanundaki m.191/1 garantisine dayanarak bedelli devralanla aynı talepleri ileri süremez.
Kanun gereği devirlerde de m.191/2’nin açık hükmü uygulanır. Bununla birlikte özel kanunlarda belirli hakların devri için farklı sorumluluk hükümleri varsa TBK m.194 gereği özel hükümler saklıdır. Bu nedenle her temlik uyuşmazlığında önce işlemin niteliği ve varsa özel kanun düzenlemesi belirlenmelidir.
“Alacağın Varlığını Garanti” Ne Anlama Gelir?
Alacağın varlığı garantisi, devrin yapıldığı anda hukuken mevcut bir alacağın bulunmasını ifade eder. Devreden, bedel alarak üçüncü kişiye var olmayan bir alacak devrederse m.191 kapsamındaki garanti sorumluluğu doğabilir.
Alacağın varlığını etkileyen durumlar farklı olabilir. Borç daha önce tamamen ödenmiş olabilir; temel sözleşme kesin hükümsüz olabilir; alacak sözleşmedeki şart gerçekleşmediği için hiç doğmamış olabilir; feragat, ibra veya başka sona erme sebebi gündeme gelmiş olabilir. Bu ihtimallerde devralanın, sırf temlik sözleşmesine dayanarak borçludan tahsilat yapması mümkün olmayabilir.
Borçlunun yeni alacaklıya karşı hangi savunmaları ileri sürebileceği TBK m.188’de düzenlenmiştir. Bu konuda ayrıntılı açıklama için Alacağın Devrinde Borçlunun Savunmaları ve Takas yazısına bakabilirsiniz.
Borçlunun Ödeme Gücü Garantisi Nasıl Değerlendirilir?
TBK m.191/1’in metni, bedelli devirde devredenin devir sırasında borçlunun ödeme gücüne sahip olduğunu garanti etmiş sayılacağını düzenler. Dolayısıyla değerlendirme bakımından temel zaman kesiti devir anıdır.
Buradan “borçlunun yıllar sonra ekonomik sıkıntıya düşmesi hâlinde devreden her durumda sorumludur” sonucu çıkarılamaz. Kanuni garanti, maddenin lafzına göre borçlunun devir sırasındaki ödeme gücüne ilişkindir. Sonradan ortaya çıkan ekonomik gelişmelerin devredenin sorumluluğuna etkisi, devir tarihindeki durum ve taraflar arasındaki sözleşme hükümleriyle birlikte incelenir.
Borçlunun ödeme gücü, yalnız ödeme yapmamış olmasından ibaret değildir. Ödeme güçsüzlüğü iddiası bakımından borçlunun malvarlığı, takiplerin sonucu, aciz durumu ve somut tahsil kabiliyeti gibi olgular önem kazanabilir. Devralanın salt “borçlu vadesinde ödemedi” demesi, m.191 kapsamındaki bütün unsurların otomatik olarak gerçekleştiği anlamına gelmez.
Devreden “Garanti Vermiyorum” Yazarsa Ne Olur?
TBK m.191’in bedelli devir için öngördüğü garanti, kanundan doğar. Tarafların sorumluluğu sözleşmeyle sınırlayıp sınırlayamayacağı değerlendirilirken TBK’nın genel sorumluluk hükümleri, emredici sınırlar ve somut sözleşmenin içeriği birlikte incelenir. Özellikle ağır kusurdan sorumsuzluk gibi genel sınırlamalar bakımından TBK m.115’in emredici sınırları göz önünde tutulmalıdır.
Bu nedenle standart bir sözleşmeye yalnız “devreden hiçbir husustan sorumlu değildir” cümlesi yazılması, her somut olayda otomatik ve sınırsız sonuç doğuran güvenli bir formül değildir. Devir bedeli, alacağın niteliği, devredenin bildiği hususlar ve sorumsuzluk kaydının kapsamı ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Tarafların açıkça belirli bir riski kimin üstleneceğini düzenlemesi mümkündür; ancak kanunun izin vermediği ölçüde sorumluluğun kaldırılması mümkün değildir. Bu nedenle özellikle yüksek tutarlı ticari alacak devirlerinde garanti maddeleri tek cümleyle geçiştirilmemelidir.
TBK 193’e Göre Devralan Devredenden Neleri İsteyebilir?
Devreden garanti ile yükümlüyse, TBK m.193 devralanın talep edebileceği kalemleri dört bent hâlinde açıkça düzenler. Devralan şu istemlerde bulunabilir:
- İfa ettiği karşı edimin faiziyle birlikte geri verilmesini.
- Devrin sebep olduğu giderleri.
- Borçluya karşı devraldığı alacağı elde etmek için yaptığı ve sonuçsuz girişimlerin yol açtığı giderleri.
- Devreden kusursuzluğunu ispat etmedikçe uğradığı diğer zararlarını.
Bu düzenleme, garanti sorumluluğunun “devredilen alacak miktarı kadar otomatik ödeme” şeklinde okunamayacağını açıkça gösterir. Kanun, devralanın gerçek ekonomik kaybını farklı kalemlere ayırır ve özellikle diğer zararlar bakımından devredenin kusursuzluğunu ispat etmesine hukuki sonuç bağlar.
| Talep kalemi | TBK 193 | Örnek |
|---|---|---|
| Karşı edimin iadesi | Bent 1 | Alacağı devralmak için ödenen bedelin iadesi ve faizi |
| Devir giderleri | Bent 2 | Devir işleminin doğrudan sebep olduğu giderler |
| Sonuçsuz tahsil girişimi giderleri | Bent 3 | Borçluya karşı sonuç alınamayan tahsil girişimlerinin giderleri |
| Diğer zararlar | Bent 4 | Devreden kusursuzluğunu kanıtlamazsa uygun illiyet içindeki başka zararlar |
Devredenin Kusuru Şart mı?
TBK m.193, bütün talep kalemlerini tek bir kusur şartına bağlamaz. Maddenin ilk üç bendindeki talepler kanuni garanti sorumluluğunun kapsamını belirler. Dördüncü bentteki diğer zararlar bakımından ise kanun açıkça “devreden kusursuzluğunu ispat etmedikçe” ifadesini kullanır.
Bu yapı, ispat yükü bakımından önemlidir. Devralan diğer zararlarını talep ettiğinde devreden, dördüncü bent yönünden kusursuzluğunu ispat ederek bu ek zarar sorumluluğundan kurtulabilir. Ancak bu savunma, m.193’te sayılan bütün kalemleri tek başına ortadan kaldıran genel bir kurtuluş sebebi olarak okunmamalıdır.
Zarar ile garanti ihlali arasında uygun bağlantının bulunması da gerekir. Devralanın kendi bağımsız işlemlerinden veya gereksiz giderlerinden doğan her kalemi devredene yüklemesi mümkün değildir.
Devralan Önce Borçluya Başvurmak Zorunda mı?
Somut uyuşmazlıkta m.193/3 özellikle önemlidir; hüküm “borçluya karşı devraldığı alacağı elde etmek için yaptığı ve sonuçsuz girişimlerin yol açtığı giderleri” talep kalemleri arasında sayar. Bu, devralanın tahsil girişimlerinin ve bunların sonucunun dosyada belge değeri taşıdığını gösterir.
Ancak her olayda aynı takip yönteminin zorunlu olduğu söylenemez. Alacağın hiç mevcut olmadığı açık bir durumda sonuçsuz icra takibi başlatmakla, mevcut bir alacağın borçlunun ödeme gücü nedeniyle tahsil edilememesi aynı değildir. Devralanın makul şekilde hareket etmesi ve gereksiz zararı büyütmemesi gerekir.
İcra takibi yapılmışsa ödeme emri, haciz tutanakları, aciz belgesi, tahsilat kayıtları ve takip giderleri garanti davasında önemli belgeler olabilir.
Garanti Uyuşmazlığında Hangi Belgeler Kontrol Edilmelidir?
- Temlik sözleşmesi: Devir tarihi, bedel, alacağın kapsamı ve özel garanti/sorumsuzluk maddeleri.
- Karşı edim belgesi: Devralanın alacağı almak için ne ödediğini gösteren banka kaydı veya başka belge.
- Asıl borç belgeleri: Sözleşme, fatura, teslim tutanağı, borç ikrarı ve hesap kayıtları.
- Borçlunun savunmaları: Ödeme, geçersizlik, iade, mahsup, takas veya borcun hiç doğmadığına ilişkin belgeler.
- Tahsil girişimleri: İhtar, takip, dava ve sonuçlarını gösteren evrak.
- Ödeme gücü kayıtları: Devir tarihindeki tahsil kabiliyetini ortaya koyan somut veriler.
- Gider belgeleri: Devralanın m.193 kapsamında talep ettiği masrafları gösteren kayıtlar.
Temlik bildirimi ve borçlunun devirden haberdar olup olmadığı da ayrıca önemlidir. Bildirim yapılmadan eski alacaklıya yapılan iyi niyetli ödemenin sonucu için TBK 186 rehberimizi inceleyebilirsiniz.
Uygulama Örnekleri
Örnek 1: Var olmayan alacak bedel karşılığında devredildi
A, B’den 300.000 TL alacağı bulunduğunu söyleyerek bu alacağı 250.000 TL karşılığında C’ye devretmiştir. Oysa borç daha önce tamamen ödenmiş ve alacak sona ermiştir. Devir bedelli olduğundan C, TBK m.191’deki alacağın varlığı garantisine ve şartları varsa m.193’teki taleplere dayanabilir.
Örnek 2: Alacak karşılıksız bağışlandı
A, B’den olduğunu düşündüğü alacağı hiçbir karşılık almadan C’ye bağışlama amacıyla devretmiştir. Sonradan alacağın mevcut olmadığı anlaşılmıştır. TBK m.191/2 uyarınca karşılıksız devirde devreden kural olarak alacağın varlığından ve borçlunun ödeme gücünden sorumlu değildir.
Örnek 3: Borçlu devir tarihinde ödeme gücünden yoksundu
A, ekonomik olarak tahsil kabiliyeti bulunmadığı ileri sürülen B’ye karşı alacağını bedel karşılığında C’ye devretmiştir. C’nin m.191’e dayanabilmesi için yalnız ödeme yapılmadığını değil, garanti kapsamındaki unsurları ve özellikle devir tarihindeki durumu somut delillerle ortaya koyması gerekir.
Örnek 4: Devralan sonuçsuz takip masrafı yaptı
C, devraldığı alacağın tahsili için makul bir icra takibi yapmış ve sonuç alamamıştır. Devredenin garanti sorumluluğunun şartları mevcutsa bu sonuçsuz girişimin yol açtığı giderler TBK m.193/3 kapsamında talep edilebilir.
Alacak Devri Sözleşmesinde Garanti Maddesi Nasıl Kontrol Edilir?
Devir sözleşmesinde yalnız “alacak devredilmiştir” yazması yeterli olsa bile, ticari risk yönetimi bakımından alacağın kaynağı, tutarı, vadesi, borçlunun kimliği, daha önce yapılan ödemeler, teminatlar, devam eden dava/takipler ve devredenin verdiği bilgilerin kapsamı açıkça yazılmalıdır.
Devralan, özellikle yüksek tutarlı alacaklarda devredenin sunduğu borç tanıması, fatura veya cari hesap kaydıyla yetinmemeli; mümkünse borçlu teyidi, ödeme geçmişi ve teminat yapısını kontrol etmelidir. Bu inceleme kanuni garanti hakkını ortadan kaldırmaz; ancak uyuşmazlığın ve ispat sorunlarının önüne geçer.
Devreden bakımından da alacağın mevcut durumu açıkça açıklanmalıdır. Borçlunun itirazı, kısmi ödeme, takas iddiası, dava veya takip varsa bunların gizlenmesi ileride garanti ve genel sözleşme sorumluluğunu ağırlaştırabilir.
Sık Sorulan Sorular
1. Alacağını devreden kişi borçlu ödemezse her durumda sorumlu mu?
Hayır. Sorumluluk özellikle TBK m.191’de bedelli ve bedelsiz devir ayrımına göre belirlenir. Bedelli devirde kanuni garanti vardır; bedelsiz veya kanuni devirde m.191/2 farklı kural getirir.
2. Bedelli devirde devreden neyi garanti eder?
TBK m.191/1’e göre devir sırasında alacağın varlığını ve borçlunun ödeme gücüne sahip olduğunu garanti etmiş olur.
3. Bedelsiz temlikte devreden alacağın varlığını garanti eder mi?
TBK m.191/2’ye göre alacak bir edim karşılığı olmaksızın devredilmişse devreden, kural olarak alacağın varlığından ve borçlunun ödeme gücünden sorumlu değildir.
4. Borçlu yıllar sonra ödeme güçlüğüne düşerse devreden otomatik sorumlu olur mu?
Hayır. TBK m.191/1 garanti bakımından “devir sırasında” ifadesini kullanır. Sonradan doğan ödeme güçlüğü, devir anındaki durumdan ayrı değerlendirilir.
5. Devralan ödediği temlik bedelini geri isteyebilir mi?
Garanti sorumluluğunun şartları gerçekleşmişse TBK m.193/1 uyarınca ifa ettiği karşı edimin faiziyle birlikte geri verilmesini isteyebilir.
6. İcra masrafları devredenden istenebilir mi?
TBK m.193/3, borçluya karşı alacağı elde etmek için yapılan ve sonuçsuz girişimlerin yol açtığı giderleri talep kalemi olarak düzenler.
7. Avukatlık ve dava giderleri her durumda devredene yüklenir mi?
Hayır. Giderin m.193 kapsamına girip girmediği, gerekli olup olmadığı, sonuçsuz tahsil girişimiyle bağlantısı ve somut belgeyle ispatı değerlendirilir.
8. Diğer zararlar için devredenin kusuru aranır mı?
TBK m.193/4, devreden kusursuzluğunu ispat etmedikçe devralanın uğradığı diğer zararların da istenebileceğini düzenler.
9. Temlik sözleşmesine sorumsuzluk maddesi konulabilir mi?
Taraflar sorumluluğu sözleşmeyle düzenleyebilir; ancak genel emredici hükümler ve özellikle sorumsuzluk anlaşmalarının kanuni sınırları ayrıca uygulanır. Tek bir genel cümle her riski otomatik kaldırmaz.
10. Alacak mevcut ama borçlu “ben eski alacaklıya ödedim” derse neye bakılır?
Borçlunun devirden ne zaman haberdar olduğu ve ödemenin tarihi önemlidir. Devir bildirilmeden önceki iyi niyetli ödeme TBK m.186 kapsamında borcu sona erdirebilir.
11. Devralan borçlunun itirazlarını kabul etmek zorunda mı?
Borçlunun TBK m.188 kapsamındaki savunmaları hukuken mevcutsa alacağın devri bu savunmaları ortadan kaldırmaz. Uyuşmazlıkta savunmanın dayanağı ve ispatı incelenir.
12. Garanti davasında en önemli belge nedir?
Tek bir belge yoktur. Temlik sözleşmesi, devir bedeli belgesi, asıl alacak evrakı, borçlunun savunmaları ve sonuçsuz tahsil girişimleri birlikte değerlendirilir.
Resmî Kaynaklar
- Mevzuat Bilgi Sistemi — 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu güncel metni.
- TBMM — 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu kabul metni.
Hukukçu İncelemesi ve E-E-A-T Bilgisi
Bu içerik 16 Eylül 2026 tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 191–194. maddeleri esas alınarak hazırlanmıştır. Bedelli ve bedelsiz alacak devri ayrımı, garanti kapsamı ve TBK m.193’teki dört talep kalemi ayrı ayrı incelenmiştir. Varsayımsal Yargıtay karar numarası kullanılmamıştır.
Hazırlayan: Av. Halil Bakırcı — Mersin Barosu Sicil No: 3472
İnceleyen: Av. Emirhan Keskin — Mersin Barosu Sicil No: 5507
Büro: Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu — Mersin merkezli, Türkiye geneli dosya yönetimi.
İlgili içerikler: TBK 188 — Borçlunun Savunmaları · TBK 186 — Temlik Bildirilmeden Ödeme · Hukuki Bilgilendirme · İletişim.
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
