E-Ticaret Platformu Ayıplı Maldan Sorumlu mu? AYM E.2024/187, K.2026/42 ve 2 Mart 2027 Değişikliği
Güncel kontrol tarihi: 16 Eylül 2026. Anayasa Mahkemesi 12 Şubat 2026 tarihli, E.2024/187, K.2026/42 sayılı kararıyla elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcılarının tüketici sözleşmelerindeki sorumluluğunu sınırlayan iki kuralı iptal etti. Karar 2 Haziran 2026 tarihli ve 33268 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı. Ancak iptal hükümleri hemen yürürlüğe girmedi; AYM, oluşacak hukuki boşluğu dikkate alarak yürürlük tarihini Resmî Gazete’de yayımdan itibaren dokuz ay erteledi. Bu nedenle iptal hükümleri 2 Mart 2027 tarihinde yürürlüğe girecek.
Kısa ve Net Cevap
16 Eylül 2026 itibarıyla “e-ticaret platformu ayıplı maldan artık doğrudan ve her durumda sorumludur” denilemez. AYM, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 48/6-d bendindeki aracı hizmet sağlayıcıyı ayıplı mala ilişkin 11. madde haklarından sorumsuz bırakan “…ile 11 inci…” ibaresini iptal etti. Ayrıca 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 9/1 maddesini tüketici sözleşmeleri yönünden iptal etti. Fakat bu iptal hükümleri 2 Mart 2027’de yürürlüğe girecektir.
Dolayısıyla bugün açılacak veya yürüyen bir uyuşmazlıkta iptal kararının yürürlük tarihi mutlaka dikkate alınmalıdır. AYM kararı, platformları bugünden otomatik olarak satıcıyla aynı kapsamda sorumlu hâle getiren yeni bir kanun hükmü kurmamıştır. Kararın etkisi, iptal edilen sorumsuzluk kurallarının 2 Mart 2027’de yürürlükten kalkacak olmasıdır. Bu tarihe kadar mevcut kanun metni yürürlüktedir.

AYM Kararı Hangi Kanun Hükümlerini İptal Etti?
Kararın ilk bölümü 6502 sayılı Kanunun mesafeli sözleşmeleri düzenleyen 48. maddesinin 6. fıkrasının (d) bendine ilişkindir. Bu bent, aracı hizmet sağlayıcının satıcı veya sağlayıcı adına bedel tahsil ettiği durumlarda teslim, ifa ve cayma hakkına ilişkin bazı yükümlülüklerden satıcı veya sağlayıcıyla birlikte müteselsilen sorumlu olduğunu düzenlerken, Kanunun 11. ve 15. maddelerindeki ayıplı mal ve ayıplı hizmet haklarını bu sorumluluğun dışında bırakıyordu.
AYM önündeki somut dava ayıplı mala ilişkin olduğu için 15. madde yönünden başvuruyu uygulanacak kural niteliğinde görmedi. Mahkeme, 48/6-d bendindeki “…ile 11 inci…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verdi. Böylece kararın 6502 boyutu ayıplı mal bakımından şekillendi.
Kararın ikinci bölümü ise 6563 sayılı Kanunun 9/1 maddesidir. Bu hüküm, diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça aracı hizmet sağlayıcının, hizmet sağlayıcının sunduğu içerik ve içeriğe konu mal veya hizmetle ilgili hukuka aykırı hususlardan sorumlu olmadığını düzenlemekteydi. AYM bu kuralı bütünüyle ve her ilişki açısından değil, tüketici sözleşmeleri yönünden iptal etti.
6502 Sayılı Kanun m.11 Tüketiciye Hangi Hakları Verir?
6502 sayılı Kanunun 11. maddesi, malın ayıplı olduğunun anlaşılması hâlinde tüketiciye dört temel seçimlik hak tanır. Tüketici satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönebilir, malı elinde tutup ayıp oranında bedel indirimi isteyebilir, aşırı masraf gerektirmiyorsa ücretsiz onarım talep edebilir veya imkân varsa ayıpsız misliyle değiştirme hakkını kullanabilir. Kanun ayrıca şartları varsa Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre tazminat talebine de imkân verir.
İptal edilen 48/6-d ibaresi, aracı hizmet sağlayıcı satıcı adına bedeli tahsil etmiş olsa dahi tüketicinin bu m.11 haklarının kullanılmasında platformun müteselsil sorumluluğunu dışarıda bırakıyordu. AYM’nin değerlendirdiği temel sorun, tüketici ile platform arasındaki bu sorumsuzluk düzeninin anayasal güvenceler bakımından yeterli koruma sağlayıp sağlamadığıydı.
AYM Neden İptal Kararı Verdi?
AYM, tüketicinin yaptığı ödeme karşılığında hukuka uygun ve sözleşmeye uygun bir mal veya hizmet edinme beklentisinin malvarlığı değeriyle bağlantılı olduğunu değerlendirdi. Platformun yalnız teknik ve tarafsız bir aracı olmadığı, bazı durumlarda satış sürecinde aktif rol üstlendiği hâllerde dahi sorumluluğunun kategorik biçimde dışlanmasının tüketiciyi korumasız bırakabildiğine dikkat çekti.
Özellikle satıcı veya sağlayıcıya ulaşmanın mümkün olmadığı durumlarda, tüketicinin zararını giderecek etkili bir muhatap bulamaması gündeme gelebilir. AYM, kuralların bu olumsuzluğu giderecek yeterli güvenceler içermediğini, tüketici aleyhine aşırı külfet doğurabildiğini ve aracı hizmet sağlayıcı ile tüketicinin menfaatleri arasında kurulması gereken adil dengeyi bozduğunu belirtti.
Mahkeme bu nedenle düzenlemeleri Anayasa’nın devletin temel amaç ve görevlerine ilişkin 5. maddesi, mülkiyet hakkına ilişkin 35. maddesi ve tüketicinin korunmasına ilişkin 172. maddesi bakımından Anayasa’ya aykırı buldu.
İptal Neden Hemen Yürürlüğe Girmedi?
Anayasa’nın 153. maddesi, AYM’ye gerekli gördüğü hâllerde iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak bir yılı aşmamak üzere erteleme yetkisi verir. AYM, 6502 m.48/6-d ile 6563 m.9/1’in ilgili bölümlerinin yürürlükten hemen kalkmasının hukuk boşluğu doğuracağını ve bu boşluğun kamu yararını ihlal edecek nitelikte olduğunu değerlendirdi.
Bu nedenle her iki iptal hükmünün Resmî Gazete yayımından itibaren dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildi. Karar 2 Haziran 2026’da yayımlandığından yürürlük tarihi 2 Mart 2027’dir.
16 Eylül 2026 İtibarıyla Mevcut Hukuk Nedir?
Bugün itibarıyla iptal edilen hükümler henüz yürürlükten kalkmamıştır. Bu nedenle somut uyuşmazlıkta sözleşme tarihi, ayıbın ortaya çıktığı tarih, talebin yöneltildiği tarih ve yargılamanın aşaması birlikte değerlendirilmelidir. AYM’nin iptal kararı verilmiş olsa da yürürlük tarihinin ertelenmiş olması, mevcut kuralın 2 Mart 2027’ye kadar hukuk düzenindeki varlığını sürdürdüğü anlamına gelir.
Bu nokta özellikle internet içeriklerinde yanlış aktarılmaya elverişlidir. “AYM platformları ayıplı maldan sorumlu tuttu” ifadesi tek başına eksiktir. AYM doğrudan yeni bir müteselsil sorumluluk modeli kurmadı; belirli sorumsuzluk hükümlerini anayasal açıdan iptal etti ve kanun koyucuya dokuz aylık geçiş dönemi bıraktı.
2 Mart 2027’de Ne Değişecek?
AYM kararı doğrultusunda iptal edilen kısımlar 2 Mart 2027’de yürürlükten kalkacaktır. Bununla birlikte iptal hükmünün yürürlüğe girmesi, platformun her ayıplı mal uyuşmazlığında hiçbir ek koşul aranmaksızın otomatik olarak satıcıyla aynı biçimde sorumlu olacağı anlamına gelmez. Yeni kanuni düzenleme yapılıp yapılmadığı ve yürürlükteki diğer özel hükümler o tarihte ayrıca incelenmelidir.
Kanun koyucu 2 Mart 2027’den önce yeni bir düzenleme yaparsa sorumluluk rejimi o yeni hükme göre şekillenecektir. Bu nedenle 2027’de kullanılacak bir dilekçede yalnız AYM kararına dayanmak yerine, işlem günündeki güncel 6502 ve 6563 metinleri yeniden kontrol edilmelidir.
Pazaryeri Satıcıdan Farklı Bir Kişi midir?
Evet. Elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcı, elektronik ticaret pazar yerinde başka hizmet sağlayıcıların mal veya hizmetlerine ilişkin sözleşme kurulmasına veya sipariş verilmesine imkân sağlayan aracı aktördür. Satıcı veya elektronik ticaret hizmet sağlayıcı ise mal veya hizmeti sunan taraftır. Hukuken aynı platformun bazı işlemlerde kendi satıcısı olarak da faaliyet göstermesi mümkündür; o durumda hangi sıfatla işlem yaptığı belirlenmelidir.
Tüketicinin uygulamada marka adıyla bildiği platform ile fatura üzerinde görünen satıcı farklı olabilir. Uyuşmazlıkta fatura, mesafeli sözleşme ön bilgilendirme formu, sipariş ekranı, ödeme akışı ve bedelin kim tarafından tahsil edildiği birlikte incelenmelidir.
Platform Bedeli Tahsil Ettiğinde Neden Önemlidir?
6502 m.48/6-d, aracı hizmet sağlayıcının satıcı veya sağlayıcı adına bedeli tahsil ettiği duruma özel sonuç bağlamaktadır. Çünkü tüketicinin ödeme ilişkisi platform üzerinden kurulmuşsa, teslim, ifa ve cayma süreçlerinde platformun rolü salt ilan alanı sağlamanın ötesine geçebilir. AYM’nin incelediği düzenlemede ayıplı mal seçimlik haklarının bu müteselsil sorumluluk alanından çıkarılmış olması tartışmanın merkezindeydi.
Somut dosyada kredi kartı ekstresi, ödeme hizmeti kayıtları ve platformun satıcıya bedeli ne zaman aktardığı gibi veriler önem kazanabilir. “Siparişi platformdan verdim” tek başına bedeli kimin hangi sıfatla tahsil ettiğini göstermeyebilir.
Ayıplı Malda Önce Satıcıya mı Başvurulmalı?
6502 m.11 kapsamındaki seçimlik hakların asıl muhatabı satış ilişkisindeki satıcıdır. Tüketici hangi seçimlik hakkı kullandığını açıkça bildirmelidir. Ücretsiz onarım, değişim, bedel indirimi veya sözleşmeden dönme talepleri birbirinden farklı sonuçlar doğurur. Tazminat talebi varsa maddi veya manevi zararın dayanağı ayrıca gösterilmelidir.
Platforma yöneltilecek talepte ise platformun sözleşmedeki rolü, bedeli tahsil edip etmediği ve işlem tarihinde yürürlükte olan kanun hükümleri belirleyici olacaktır. 2 Mart 2027 öncesi ve sonrası uyuşmazlıklar aynı hukuki zeminde ele alınmamalıdır.
Tüketici Hakem Heyeti mi, Tüketici Mahkemesi mi?
Görevli başvuru yolu uyuşmazlığın parasal değerine ve talebin niteliğine göre belirlenir. Tüketici hakem heyetlerinin yıllık parasal sınırları her yıl değiştiği için başvuru tarihinde yürürlükte olan güncel sınır kontrol edilmelidir. Hakem heyeti sınırını aşan uyuşmazlıklarda tüketici mahkemesi gündeme gelir.
Tüketici mahkemesinde dava açmadan önce 6502 sayılı Kanundaki dava şartı arabuluculuk kapsamı ayrıca kontrol edilmelidir. Parasal sınır, görev ve dava şartı değerlendirmesi yapılmadan doğrudan dava açılması usul kaybına yol açabilir.
Platformun Sorumluluğu ile “Hukuka Aykırı İçerik” Aynı Şey mi?
Hayır. 6563 m.9, aracı hizmet sağlayıcının hizmet sağlayıcının sunduğu içerik ve içeriğe konu mal veya hizmetle ilgili hukuka aykırılıktan sorumluluğuna ilişkin genel bir çerçeve kurar. AYM, 9/1 hükmünü yalnız tüketici sözleşmeleri yönünden iptal etmiştir. Bu sınır önemlidir.
Fikri ve sınai mülkiyet hakkı ihlali gibi farklı hukuka aykırılık alanlarında aynı kararın otomatik ve sınırsız sonuç doğurduğu söylenemez. AYM’nin hüküm fıkrasındaki sınırlandırma, kararın tüketici sözleşmesi bağlamında uygulanmasını gerektirir.
Devam Eden Davalar Açısından Ne Yapılmalı?
Devam eden dosyada önce uyuşmazlığın hangi tarihte doğduğu ve hangi normun uygulanacağı belirlenmelidir. AYM iptal kararlarının geriye yürümezliği ilkesi, ertelenmiş yürürlük ve yargılamada uygulanacak normun seçimi birlikte değerlendirilmelidir. Tarafların AYM kararını dosyaya sunması mümkündür; ancak mahkemenin somut uyuşmazlığa uygulanacak hukuku belirlemesi gerekir.
Özellikle 2 Mart 2027’ye yakın tarihlerde görülen dosyalarda yeni bir kanuni düzenleme yapılıp yapılmadığı ayrıca izlenmelidir. Kanun koyucunun geçiş döneminde yeni sorumluluk modeli oluşturması mümkündür.
Satıcıya Ulaşılamıyorsa Ne Yapılabilir?
Satıcının ticaret sicili, MERSİS, vergi bilgileri, fatura ve platform kayıtları üzerinden doğru muhatap belirlenmelidir. Platform içi destek mesajları, iade talepleri, ürün sayfasının ekran görüntüleri ve teslim kayıtları delil olarak saklanmalıdır. Ayıbın teknik niteliği tartışmalıysa servis raporu veya bilirkişi incelemesi gerekebilir.
Platformun da davalı veya muhatap gösterilmesinin mümkün olup olmadığı, işlem tarihindeki 6502 ve 6563 hükümleri ile AYM kararının yürürlük durumu değerlendirilerek belirlenmelidir. Tek başına platformun tanınmış bir marka olması sorumluluk için yeterli hukuki ölçüt değildir.
E-Ticaret Şirketleri 2 Mart 2027 Öncesinde Ne Yapmalı?
- 6502 m.48 ve 6563 m.9 kapsamındaki sözleşme ve sorumluluk hükümlerini gözden geçirmeli,
- Ayıplı mal başvurularının platform üzerinden izlenebilirliğini sağlamalı,
- Satıcı doğrulama ve ulaşılabilirlik mekanizmalarını güçlendirmeli,
- Bedel tahsil ve satıcıya aktarım süreçlerini açık biçimde kayıt altına almalı,
- Tüketiciye sunulan ön bilgilendirme ve işlem kayıtlarını saklamalı,
- 2 Mart 2027’ye kadar yapılabilecek yeni kanuni düzenlemeleri takip etmeli,
- Genel işlem şartlarındaki mutlak sorumsuzluk kayıtlarını tüketici hukuku bakımından yeniden değerlendirmelidir.
Tüketicinin Saklaması Gereken Deliller
- Sipariş ekranı ve ürün ilanı,
- Fatura veya e-arşiv fatura,
- Ön bilgilendirme formu ve mesafeli satış sözleşmesi,
- Kredi kartı veya ödeme kuruluşu kaydı,
- Platformla ve satıcıyla yazışmalar,
- İade veya değişim talebi kayıtları,
- Kargo teslim ve iade belgeleri,
- Servis, ekspertiz veya teknik raporlar,
- Ayıbı gösteren tarihli fotoğraf ve videolar.
Sık Sorulan Sorular
1. AYM e-ticaret platformlarını ayıplı maldan sorumlu tuttu mu?
AYM, platformların sorumluluğunu sınırlayan iki hükmü iptal etti. Ancak doğrudan yeni bir sorumluluk maddesi yazmadı.
2. İptal şu anda yürürlükte mi?
Hayır. Karar 2 Haziran 2026’da yayımlandı ve iptal hükümleri dokuz ay sonra, 2 Mart 2027’de yürürlüğe girecek.
3. 16 Eylül 2026’da platforma karşı doğrudan dava açılır mı?
Platformun sorumluluğu somut sözleşme, bedel tahsilatı ve bugün yürürlükte olan mevzuata göre ayrıca değerlendirilmelidir; iptal henüz yürürlüğe girmemiştir.
4. Hangi hüküm iptal edildi?
6502 m.48/6-d’deki “…ile 11 inci…” ibaresi ile 6563 m.9/1 tüketici sözleşmeleri yönünden iptal edildi.
5. 6502 m.11 neyi düzenler?
Ayıplı malda sözleşmeden dönme, bedel indirimi, ücretsiz onarım ve ayıpsız misliyle değişim seçimlik haklarını düzenler.
6. Ayıplı hizmet de bu kararla iptal kapsamına girdi mi?
Somut başvuruda 6502 m.15 yönünden inceleme yapılmadı; başvuru bu kısım bakımından uygulanacak kural olmadığı için reddedildi.
7. 6563 m.9 tamamen mi iptal edildi?
Hayır. AYM, 9/1 hükmünü “tüketici sözleşmeleri” yönünden iptal etti.
8. Platform sadece ilan yayınlıyorsa sonuç aynı mı?
Platformun işlemdeki rolü, kontrol düzeyi ve hukuki sıfatı somut olayda belirlenmelidir.
9. Kanun koyucu 2 Mart 2027’den önce yeni düzenleme yapabilir mi?
Evet. Ertelenmiş yürürlük döneminin temel amaçlarından biri doğacak hukuk boşluğunun giderilebilmesidir.
10. Bugün hangi metne bakılmalı?
İşlem tarihindeki güncel 6502 ve 6563 sayılı Kanun metinleri ile AYM E.2024/187, K.2026/42 kararı birlikte incelenmelidir.
Resmî Kaynaklar
- Anayasa Mahkemesi E.2024/187, K.2026/42
- 2 Haziran 2026 tarihli Resmî Gazete
- 6502 ve 6563 sayılı Kanunlar – Mevzuat Bilgi Sistemi
İlgili Yazılar
- Pazaryerinde İptal, Cayma ve İade Sistemi
- İnternetten Alışverişte 30 Gün Teslim Süresi
- Tüketici Hukuku Rehberleri
Sonuç
AYM’nin E.2024/187, K.2026/42 sayılı kararı e-ticaret tüketici hukukunda önemli bir geçiş dönemi başlatmıştır. 6502 m.48/6-d’deki ayıplı mala ilişkin sorumsuzluk ibaresi ve 6563 m.9/1’in tüketici sözleşmeleri yönünden uygulanması iptal edilmiştir. Ancak iptal 2 Mart 2027’de yürürlüğe girecektir. Bu nedenle 16 Eylül 2026 itibarıyla yapılacak hukuki değerlendirmede mevcut kanun metni, AYM kararının ertelenmiş yürürlüğü ve platformun somut işlemdeki rolü birlikte ele alınmalıdır.
Hukukçu İncelemesi
Bu içerik 16 Eylül 2026 tarihinde Anayasa Mahkemesinin 12 Şubat 2026 tarihli E.2024/187, K.2026/42 sayılı kararının hüküm fıkrası, 6502 sayılı Kanun m.11 ve m.48 ile 6563 sayılı Kanun m.9 birlikte kontrol edilerek hazırlanmıştır. İptal kararının 2 Mart 2027’de yürürlüğe gireceği özellikle ayrıştırılmıştır.
Yazar: Av. Halil Bakırcı – Mersin Barosu Sicil No: 3472
İnceleyen: Av. Emirhan Keskin – Mersin Barosu Sicil No: 5507
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
