B&KBakırcı & KeskinHUKUK BÜROSU
TR
TürkçeEnglishDeutschРусскийالعربية中文
Menü

Dava Açıldıktan Sonra KDK’ya Başvuru Yapılabilir mi? 6328 m.17/3

Kısa ve net cevap: Aynı uyuşmazlık hakkında dava açılmışsa KDK esas incelemesi yapamaz. 6328 sayılı Kanun m.17/3-b, yargı organlarında görülmekte olan veya yargı organlarınca karara bağlanmış uyuşmazlıklara ilişkin başvuruların incelenmeyeceğini düzenler. KDK’ya önce başvurulmuş, ardından aynı konu dava edilmişse de KDK incelemesi devam ettirilmez.

6328 m.17/3-b’nin açık kuralı

6328 sayılı Kanun m.17/3, KDK tarafından incelenmeyecek başvuruları sayar. Maddenin (b) bendi, yargı organlarında görülmekte olan veya yargı organlarınca karara bağlanmış uyuşmazlıklara ilişkin şikâyetlerin incelenmeyeceğini açıkça düzenler. Bu kural, Ombudsmanlığın mahkemelerin yerine geçen veya mahkeme kararlarını yeniden değerlendiren bir merci olmadığını gösterir.

KDK’nın güncel resmî başvuru açıklaması da, başvuru yapılan konu mahkemeye intikal etmişse KDK’nın başvuruyu incelemeyeceğini; KDK incelemesi sürerken aynı konuda dava açıldığı anlaşılırsa incelemenin sonlandırılacağını belirtir. Resmî açıklama güncel uygulamayı açıklar.

Dava açıldıktan sonra KDK’ya başvurmanın sonucu

Başvuran önce idari mahkemede dava açmış ve daha sonra aynı idari işlem hakkında KDK’ya gitmişse, KDK ön incelemede yargıda derdest uyuşmazlığı tespit eder. Uyuşmazlık aynıysa esas hakkında Ombudsmanlık incelemesi yapılmaz. Başvurunun ücretsiz olması veya menfaat şartının bulunması bu engeli kaldırmaz.

Davanın henüz ilk aşamada olması, duruşma yapılmamış bulunması veya mahkemenin esasa ilişkin karar vermemiş olması sonucu değiştirmez. “Görülmekte olan” ibaresi derdest davayı kapsar. KDK ile mahkemenin paralel biçimde aynı uyuşmazlığı incelemesi öngörülmemiştir.

KDK’ya önce başvurup sonra dava açılırsa?

KDK’ya başvuru yapıldıktan sonra aynı uyuşmazlık hakkında dava açılması hâlinde KDK incelemesi devam etmez. KDK’nın resmî açıklamalarında, inceleme sürerken şikâyet konusu hakkında dava açıldığının anlaşılması durumunda karar verilmesine yer olmadığı veya incelemenin sonlandırılması yönündeki usul sonucu gösterilmektedir.

Bu nedenle KDK yolunu kullanmayı tercih eden kişi, dava açma stratejisini KDK sürecinin süre etkisiyle birlikte planlamalıdır. Dava açma süresi içinde KDK’ya başvuru m.17/8 uyarınca işlemekte olan dava süresini durdurur; böylece KDK başvurusu yapılabilmesi için dava hakkından hemen vazgeçmek gerekmez.

KDK başvurusu dava süresini neden durdurur?

Kanun koyucu, kişinin önce Ombudsmanlık yoluyla idari uyuşmazlığı çözmeyi denemesi hâlinde yargı süresini kaybetmemesini amaçlamıştır. Bu nedenle 6328 m.17/8, dava açma süresi içinde KDK’ya yapılan başvurunun işlemekte olan dava açma süresini durduracağını düzenler. Kişi KDK sonucunu beklerken kalan dava günlerini tüketmez.

Ancak “durma” sürenin sıfırlanması değildir. KDK süreci sonrasında m.21’de belirtilen hâller gerçekleştiğinde kalan süre kaldığı yerden devam eder. Başvuru tarihinde kaç gün geçtiği mutlaka not edilmelidir.

Aynı uyuşmazlık nasıl belirlenir?

Yargı engelinde başvurunun konusu, tarafları, dayandığı idari işlem ve talep birlikte değerlendirilir. Mahkemede iptali istenen idari işlem ile KDK’ya şikâyet edilen işlem aynıysa uyuşmazlığın aynı olduğu açıktır. Başvuruda farklı kelimeler kullanmak veya talebi “hakkaniyet incelemesi” diye adlandırmak bu özdeşliği ortadan kaldırmaz.

Buna karşılık mahkemedeki dava ile KDK’ya taşınmak istenen idari davranış gerçekten farklı olabilir. Örneğin mahkeme belirli bir atama işlemini incelerken, sonradan ortaya çıkan bağımsız bir kamu hizmeti gecikmesi başka uyuşmazlık teşkil edebilir. Her dosyada maddi ve hukuki bağlantı somut incelenmelidir.

Mahkeme kararı kesinleşmemişse KDK’ya gidilebilir mi?

6328 m.17/3-b yalnızca kesinleşmiş kararları değil, “yargı organlarında görülmekte olan” uyuşmazlıkları da kapsar. Bu nedenle ilk derece kararı verilmiş fakat istinaf/temyiz süreci sürüyor olması veya kararın kesinleşmemiş bulunması KDK yolunu aynı uyuşmazlık için açmaz. Yargısal süreç devam eder.

KDK yargı kararının doğruluğunu veya delil değerlendirmesini denetleyemez. Mahkeme kararına karşı kullanılabilecek kanun yolları ilgili yargılama mevzuatına göre belirlenir.

Anayasa Mahkemesi veya diğer yargı süreçleri

KDK’nın yargıda görülmekte olan uyuşmazlıkları incelememe ilkesi, uyuşmazlığın yargısal denetime taşındığı durumlarda Ombudsmanlığın paralel karar merciine dönüşmesini önler. Anayasa Mahkemesi bireysel başvurusu veya diğer yargı süreçleriyle bağlantılı dosyalarda da somut uyuşmazlığın aynı olup olmadığı dikkatle değerlendirilmelidir.

Başvuran, KDK dilekçesinde devam eden veya sonuçlanan yargı süreçlerini gizlememelidir. KDK gerekli incelemeyi yaparken yargı dosyasının varlığını öğrenebilir; eksik veya yanıltıcı bilgi başvurunun güvenilirliğini zedeler.

Yasama ve TSK istisnalarıyla farkı

Yargıda görülme engeli m.17/3’te başvurunun incelenebilirliğine ilişkin bir kuraldır. Buna karşılık 6328 m.5/2, yasama yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemler, yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar ve TSK’nın sırf askerî nitelikteki faaliyetlerini doğrudan KDK’nın görev alanı dışında bırakır. İki düzenleme farklı hukuki işlev görür.

Mahkeme kararının kendisini KDK’ya şikâyet etmek m.5/2 kapsamında görev alanı dışıdır. Mahkemede görülen idari işlem hakkında KDK’ya paralel başvuru ise m.17/3 bakımından incelenmez.

Dava açmadan önce KDK’ya gitmenin avantajı

Uyuşmazlık KDK’nın görev alanındaysa ve dava süresi henüz devam ediyorsa önce KDK’ya başvurmak, idareyle yargısız çözüm ihtimali yaratabilir. KDK hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönünden inceleme yapar ve idareye öneride bulunabilir. Başvuru ücretsizdir.

Bu yolun kullanılmasında en önemli güvence m.17/8’dir: dava açma süresi içinde yapılan KDK başvurusu işlemekte olan süreyi durdurur. Ancak KDK sonucu yargı kararının yerine geçmez; gerektiğinde kalan süre içinde dava açılmalıdır.

KDK sonucu olumsuzsa dava nasıl takip edilir?

KDK başvuruyu reddederse, 6328 m.21 uyarınca durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının tebliğinden itibaren kaldığı yerden devam eder. KDK başvuruyu yerinde bulur fakat idare 30 gün içinde işlem veya eylem tesis etmezse de süre tekrar işlemeye başlar. KDK incelemeyi altı ay içinde tamamlayamazsa yine kanundaki sonuç doğar.

Bu nedenle KDK kararının tebliğ tarihi, başvuru öncesinde kullanılmış dava günleri ve kalan süre bir dosya çizelgesinde tutulmalıdır. Yanlışlıkla “KDK’dan sonra yeniden tam dava süresi başlar” varsayımı hak kaybına yol açabilir.

Dava açıldıysa KDK yerine ne yapılmalı?

Aynı uyuşmazlık dava konusu edilmişse hukuki argüman ve deliller ilgili mahkemede usulüne uygun biçimde sunulmalıdır. Mahkeme kararı için istinaf veya temyiz yolu varsa süreleri içinde kullanılmalıdır. KDK, yargı kararını değiştirecek ek bir başvuru mercii değildir.

Bununla birlikte dava dışındaki bağımsız idari sorunlar varsa her biri ayrı değerlendirilir. Örneğin mahkeme dosyasından farklı bir hizmet gecikmesi veya idarenin yeni tarihli başka bir davranışı varsa KDK’ya uygun başvuru ihtimali doğabilir.

Uygulamada kontrol listesi

KDK başvurusu hazırlanmadan önce şu sorular cevaplanmalıdır: Aynı idari işlem hakkında dava açıldı mı? Dava hâlen görülüyor mu? Mahkeme karar verdi mi? KDK’ya taşınmak istenen talep mahkemedeki taleple aynı mı? KDK başvurusu daha önce yapıldıysa sonradan dava açıldı mı? Bu sorulardan biri yargı çakışmasına işaret ediyorsa m.17/3 ve m.5/2 dikkatle uygulanmalıdır.

Dosyada dava dilekçesi, esas numarası ve yargı kararları varsa KDK başvurusunda durum açıkça belirtilmelidir. Şeffaflık, ön incelemenin doğru yapılmasını sağlar.

Dava açılmadan önce KDK’ya başvurulmuşsa mahkemeye ne zaman gidilebilir?

KDK’ya dava açma süresi içinde başvuru yapıldığında 6328 m.17/8 gereğince işlemekte olan dava süresi durur. Başvuran bu aşamada aynı uyuşmazlık için hemen dava açarsa KDK incelemesinin m.17/3 nedeniyle devam etmeyeceğini bilmelidir. Kanun, KDK yolunun kullanılması sırasında yargı süresinin korunmasını sağlayarak başvurana KDK sonucunu bekleme imkânı verir.

KDK başvuruyu reddederse, gerekçeli ret kararının tebliğinden itibaren dava süresi kaldığı yerden devam eder. KDK başvuruyu yerinde bulmasına rağmen idare öneri üzerine 30 gün içinde işlem yapmazsa veya KDK incelemeyi altı ay içinde bitiremezse de m.21’deki hükümler devreye girer. Bu nedenle mahkemeye gitme zamanı “KDK başvurusundan sonra istediğim herhangi bir tarih” değildir; kalan dava süresine göre hesaplanmalıdır.

Davanın konusu ile KDK şikâyetinin konusu kısmen örtüşüyorsa ne yapılmalı?

Bazen mahkemedeki dava belirli bir idari kararın iptaline, KDK başvurusu ise aynı olay örgüsü içindeki başka bir idari davranışa ilişkin olabilir. Böyle durumlarda sırf tarafların ve kurumun aynı olması uyuşmazlıkların mutlaka aynı olduğu anlamına gelmez. Ancak KDK’ya sunulan talep gerçekte mahkemenin önündeki işlemin hukuka aykırılığının tekrar incelenmesini istiyorsa m.17/3 engeli doğar.

Başvurucu, iki uyuşmazlığı birbirinden ayırabiliyorsa her birinin işlem tarihini, hukuki dayanağını ve talebini ayrı göstermelidir. Örneğin mahkemede atama işlemi dava edilmişken, daha sonra ortaya çıkan bağımsız bilgi verme yükümlülüğünün yerine getirilmemesi farklı idari davranış olabilir. Yine de bağlantılı dosyalarda KDK’nın ön inceleme değerlendirmesi belirleyicidir.

Adli yargıdaki dava da KDK incelemesini etkiler mi?

6328 m.17/3-b “yargı organlarında görülmekte olan veya yargı organlarınca karara bağlanmış uyuşmazlıklar” ifadesini kullanır. Bu nedenle sadece idari yargı değil, somut şikâyetin aynısının adli yargıda uyuşmazlık konusu olduğu hâller de dikkate alınmalıdır. KDK’nın görevi idarenin işleyişini incelemektir; özel hukuk veya ceza yargılamasının esası hakkında ikinci karar vermez.

Örneğin bir tazminat davasının dayandığı olay ile KDK’ya taşınan idari hizmet kusuru görünüşte bağlantılı olabilir. Uyuşmazlıkların aynı olup olmadığı talep, olay ve hukuki konu üzerinden değerlendirilir. Başvurucu mevcut tüm dava bilgilerini gizlemeden sunmalıdır.

Dava sonradan feragat veya başka nedenle sona ererse KDK yolu açılır mı?

Yargı sürecinin feragat, görev, usul veya başka nedenle sona ermesi sonrasında aynı konunun KDK tarafından incelenip incelenemeyeceği otomatik bir “evet” cevabına bağlanamaz. 6328 m.17/3, yargı organlarınca karara bağlanmış uyuşmazlıkları da kapsar. Verilen kararın niteliği, uyuşmazlığın esası ve başvurunun aynı konuya ilişkin olup olmadığı somut biçimde incelenmelidir.

Başvuran, sırf KDK yolunu açmak amacıyla dava stratejisini değiştirmemelidir. Yargısal hakların ve sürelerin sonuçları daha ağır olabilir. Feragat gibi işlemler çoğu durumda geri dönüşü olmayan hukuki sonuçlar yaratır; KDK başvurusu bu sonuçları telafi eden bir mekanizma değildir.

KDK ve dava arasında seçim yaparken hangi sorular sorulmalı?

Dosyanın başında şu sorular cevaplanmalıdır: İstenen sonuç idarenin gönüllü düzeltmesiyle sağlanabilir mi? İşlem için yürütmenin durdurulması gibi acil yargısal koruma gerekli mi? Dava süresinden kaç gün geçti? KDK’ya başvuru yapılırsa kalan süre ne olacak? İdari başvuru yolları tüketildi mi? Konu KDK’nın görev alanına giriyor mu? Aynı uyuşmazlık başka bir mahkemede zaten görülüyor mu?

KDK ücretsiz ve daha esnek bir hak arama mekanizmasıdır; fakat bağlayıcı mahkeme kararı vermez ve yürütmeyi durdurma kararı alamaz. Mahkeme ise yargısal koruma sağlar. Somut olayın hedefi bu nedenle başvuru yolunun seçiminde belirleyicidir.

KDK başvurusu yapılmışken ihtiyati veya acil yargısal koruma gerekirse

KDK mahkeme değildir ve yürütmenin durdurulması, ihtiyati tedbir veya benzeri bağlayıcı yargısal koruma kararı vermez. Şikâyet konusu işlem uygulanmaya devam ederken telafisi güç zarar doğacaksa, yargısal koruma ihtiyacı ayrı değerlendirilmelidir. KDK başvurusunun dava süresini durdurması, işlemin uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz. Bu ayrım özellikle ruhsat iptali, yıkım, kamu personeli işlemleri veya geri dönülmez idari sonuçlarda önemlidir.

Başvuran KDK sürecini beklemenin somut hak kaybına yol açıp açmayacağını değerlendirmelidir. Acil yargısal koruma gerekiyorsa sırf KDK incelemesi devam ediyor diye gerekli dava veya tedbir talebi ertelenmemelidir; ancak aynı uyuşmazlık yargıya taşındığında KDK incelemesinin m.17/3 nedeniyle devam etmeyeceği bilinmelidir.

Mahkeme dosyası ile KDK dosyasında farklı deliller bulunması sonucu değiştirir mi?

Hayır. Aynı uyuşmazlık mahkemede görülüyorsa KDK’ya farklı belge veya yeni hukuki argüman sunmak, uyuşmazlığı otomatik olarak farklı hâle getirmez. Yeni deliller esas olarak ilgili yargılamanın usul kuralları içinde mahkemeye sunulmalıdır. KDK, mahkemenin delil değerlendirmesini tamamlayan ikinci bir yargı mercii değildir.

Dava açma kararı verilmeden önce son kontrol

KDK süreci devam ederken dava açmaya karar verildiğinde, kararın KDK incelemesini sona erdireceği dikkate alınmalıdır. Dava dilekçesi verilmeden önce KDK dosyasındaki başvuru tarihi, durmuş dava süresinde kalan gün sayısı ve idarenin son işlemleri birlikte kontrol edilmelidir. Böylece hem yargısal süre korunur hem de aynı uyuşmazlık için iki mekanizmanın paralel yürümeyeceği bilinerek bilinçli seçim yapılır.

Dava açıldıktan sonra KDK’ya dosya durumunun bildirilmesi de usul bakımından doğru yaklaşım olur. Kurumun yargı dosyasını sonradan tespit etmesini beklemek yerine dava esas numarası ve tarihi açıkça sunulmalıdır.

İlgili rehberler

Dava süresinin durması için KDK başvurusu ve dava süresi, KDK süresi için idare cevap vermezse KDK süresi, genel usul için KDK başvuru rehberi okunabilir.

Sık Sorulan Sorular

Dava açtıktan sonra KDK’ya gidebilir miyim?

Aynı uyuşmazlık bakımından KDK incelemesi yapılamaz; 6328 m.17/3-b buna engeldir.

Dava henüz sonuçlanmadıysa durum değişir mi?

Hayır. Görülmekte olan uyuşmazlıklar da kapsam dışıdır.

Mahkeme kararı kesinleşmemişse KDK inceler mi?

Aynı uyuşmazlık yargısal süreçteyse KDK paralel inceleme yapmaz.

KDK’ya önce başvurup sonra dava açarsam?

Aynı konuda dava açıldığında KDK incelemesi sürdürülmez.

KDK başvurusu dava süresini durdurur mu?

Dava süresi içinde yapılırsa m.17/8 uyarınca durdurur.

Süre yeniden baştan mı başlar?

Hayır, m.21’deki hâllerde kaldığı yerden devam eder.

Mahkeme kararını KDK’ya şikâyet edebilir miyim?

Hayır. Yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar m.5/2 kapsamında KDK görev alanı dışındadır.

Dava farklı, KDK konusu farklıysa?

Gerçekten farklı idari işlem veya davranış varsa ayrı değerlendirme yapılabilir.

KDK kararına rağmen dava açabilir miyim?

Dava hakkı ve süre koşulları varsa yargı yolu kullanılabilir; KDK mahkeme yerine geçmez.

En önemli kontrol nedir?

KDK’ya taşınan uyuşmazlık ile mahkemedeki uyuşmazlığın aynı olup olmadığını ve süreleri kontrol etmektir.

Sonuç

Aynı uyuşmazlık mahkemeye taşındıktan sonra KDK ikinci bir inceleme mercii olarak kullanılamaz. En güvenli yol, dava açmadan önce KDK seçeneğini ve m.17/8’deki süre durdurma etkisini değerlendirmek; dava açılmışsa yargısal süreci usulüne uygun sürdürmektir.

Hukuki dayanak ve yazar notu: Bu çalışma 6328 sayılı Kanun m.5/2, m.17/3, m.17/8 ve m.21 ile KDK’nın güncel resmî başvuru açıklamaları esas alınarak hazırlanmıştır. Yazar: Avukat Halil BAKIRCI, Mersin Barosu. Türkiye genelindeki dosyalar Mersin’den yönetilebilir. İçerik genel hukuki bilgilendirmedir; somut olayda tebliğ tarihi ve özel kanun hükümleri ayrıca kontrol edilmelidir.

Hukuki konu hakkında iletişim

İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

Telefonla Araİletişim Bilgileri

tarafından hazırlanmış, Av. Emirhan Keskin tarafından incelenmiştir.

Yazar Bilgisi

, Mersin Barosu 3472 sicil numarasına kayıtlıdır. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, aile, iş, gayrimenkul ve ticaret hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi sunmaktadır.

İnceleyen: Av. Emirhan Keskin · Mersin Barosu Sicil No: 5507

Telefon WhatsApp