B&KBakırcı & KeskinHUKUK BÜROSU
TR
TürkçeEnglishDeutschРусскийالعربية中文
Menü

Sözleşmeye Katılma Nedir? TBK 206 Haklar, Borçlar ve Şekil | 2026

Kısa ve net cevap: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.206’ya göre sözleşmeye katılma, mevcut bir sözleşmeye taraflardan birinin yanında yer almak üzere katılan kişi ile sözleşmenin mevcut tarafları arasında yapılan anlaşmadır. Katılan kişi, yanında yer aldığı tarafla birlikte o tarafın sözleşmeden doğan hak ve borçlarına sahip olur. Sözleşmeye katılma, sözleşmenin devri değildir; mevcut taraf sözleşmeden çıkmaz. Borca katılmadan da farklıdır; çünkü katılan yalnız borca değil, ilgili tarafın sözleşmesel hak ve borç konumuna katılır.

Sözleşmeye katılma nedir?

TBK m.206, kurulmuş ve devam eden bir sözleşmenin taraf yapısını değiştirmeden genişletmeye imkân verir. Katılan kişi, sözleşmenin taraflarından birinin yanında sözleşme ilişkisine girer. Böylece mevcut taraf ortadan kalkmaz; yeni kişi onun yanında sözleşmesel konum kazanır. Kanunun kurduğu sistem, bir tarafın yerine yeni bir taraf geçirilmesinden değil, o tarafın yanına yeni bir taraf eklenmesinden oluşur.

Bu ayrım uygulamada belirleyicidir. Sözleşmenin devrinde devreden taraf sözleşme ilişkisinden çıkar ve devralan onun yerini alır. Sözleşmeye katılmada ise mevcut tarafın sözleşmesel sıfatı devam eder. Katılan, onunla birlikte hak sahibi ve borçlu konuma gelir. Bu nedenle sözleşme metninde “devir”, “borca katılma”, “garanti”, “kefalet” veya “sözleşmeye katılma” ifadelerinden hangisinin kullanıldığı tek başına yeterli değildir; tarafların gerçekte hangi hukuki sonucu amaçladığı incelenir.

TBK m.206’nın uygulanması için ortada geçerli ve devam eden bir sözleşme bulunmalıdır. Henüz kurulmamış bir sözleşmeye sonradan katılmadan söz edilemez; o durumda kişiler sözleşmeyi baştan çok taraflı olarak kurabilir. Mevcut sözleşmenin sona ermiş olması hâlinde de m.206 anlamında katılma konusu kalmaz.

Sözleşmeye katılma için kimlerin anlaşması gerekir?

Kanun, katılma anlaşmasının katılan kişi ile mevcut sözleşmenin tarafları arasında yapılmasını öngörür. Bu nedenle yalnız katılmak isteyen kişi ile yanında yer alacağı tarafın anlaşması yeterli değildir. Diğer mevcut tarafın da sözleşme ilişkisinin genişlemesine irade açıklaması gerekir. Bu yapı, karşı tarafın istemediği bir kişiyi sözleşmesel muhatap olarak kabul etmeye zorlanmasını önler.

Üçlü irade uyuşması, tek bir belge içinde kurulabilir veya hukuken geçerli biçimde birbirine bağlanan irade açıklamalarıyla ortaya konabilir. Ancak sözleşme veya kanun belirli bir şekil arıyorsa şekil şartının tamamlanması gerekir. İmza yetkileri, şirket temsil belgeleri ve vekâletnameler de ayrıca kontrol edilmelidir.

Tüzel kişilerde katılma anlaşmasını imzalayan kişinin şirketi temsil yetkisi bulunmalıdır. Ticaret sicili kayıtları, imza sirküleri veya yetki kararları sözleşmenin kurulması açısından önem taşır. Yetkisiz temsil söz konusuysa TBK’nın yetkisiz temsile ilişkin hükümleri gündeme gelir; m.206 yetki eksikliğini ortadan kaldırmaz.

Katılan kişi hangi hak ve borçlara sahip olur?

TBK m.206’nın temel sonucu, katılan kişinin yanında yer aldığı tarafla birlikte o tarafın sözleşmeden doğan hak ve borçlarına sahip olmasıdır. Dolayısıyla katılma yalnız yükümlülük yükleyen bir işlem değildir; sözleşmesel haklara da katılım doğurur. Tarafların katılma anlaşmasında kapsamı kanunun izin verdiği ölçüde açıklaştırması, daha sonra hangi alacağın kim tarafından talep edileceği ve hangi borcun kimden isteneceği konusunda uyuşmazlığı azaltır.

Katılma tarihinden önce doğmuş ve muaccel olmuş alacak veya borçların kapsamı konusunda sözleşme metni açık olmalıdır. Kanunun düzenlediği kurumun amacı mevcut sözleşmesel konuma katılım olmakla birlikte, geçmiş dönem yükümlülüklerinin hangi ölçüde üstlenildiği veya hakların hangi tarihten itibaren kullanılacağı anlaşma metninde tereddüde yer bırakmayacak biçimde belirtilmelidir.

Sözleşmede değişiklik, fesih, yenileme, bildirim ve seçimlik hak kullanımı gibi konular da önemlidir. Katılanın yanında yer aldığı tarafla birlikte hareket etmesinin gerekip gerekmediği, her bir hak ve borcun niteliğine göre belirlenir. Bölünebilir ve kişisel nitelikteki edimler aynı şekilde değerlendirilemez.

Sözleşmeye katılmanın şekli nedir?

TBK m.206, aksi kararlaştırılmamışsa sözleşmeye katılmanın şeklinin katılma konusu sözleşmenin şekline bağlı olduğunu düzenler. Ana sözleşme kanunen yazılı, resmî veya başka bir şekle tabi ise katılma işlemi de bu şekil sistemine uygun kurulmalıdır. Böylece şekle tabi bir ana sözleşmenin, şekilsiz bir ek anlaşmayla taraf yapısının değiştirilmesi önlenir.

Şekil şartı yalnız ispat kolaylığı olarak görülmemelidir. Kanunun geçerlilik şekli öngördüğü sözleşmelerde şekle aykırılık doğrudan geçerlilik sorunu yaratır. Taşınmaz, kefalet, taşınmaz satış vaadi veya kanunen özel şekle bağlanan başka işlemlerde ana sözleşmenin hukuki niteliği ayrıca incelenmelidir.

Ana sözleşmenin taraflarca yazılı şekle bağlanmış olması hâlinde sözleşmesel şekil kaydı da değerlendirilir. Tarafların “değişiklik ve ekler ancak imzalı yazılı metinle geçerlidir” hükmü koyması, katılma anlaşmasının biçimini doğrudan etkileyebilir.

Sözleşmeye katılma ile sözleşmenin devri arasındaki fark nedir?

Sözleşmenin devri TBK m.205’te düzenlenir. Devirde sözleşmeyi devralan kişi, devreden tarafın bütün hak ve borçlarıyla birlikte taraf sıfatını üstlenir; devreden sözleşmeden çıkar. Sözleşmeye katılmada ise mevcut tarafın sözleşme ilişkisi devam eder ve katılan onun yanına eklenir.

Bu fark, sorumluluk ve alacak takibi açısından önemlidir. Devir sonrasında eski tarafın borçluluğunun sürüp sürmediği devir ilişkisinin hukuki yapısına göre değerlendirilirken, katılmada kanunun amacı iki kişinin aynı taraf konumunda birlikte bulunmasıdır. Bu nedenle “şirketimize yeni ortak girdi, sözleşmeleri ona devrettik” ifadesi ile “yeni ortak şirketin yanında sözleşmeye katıldı” ifadesi aynı sonucu doğurmaz.

Sözleşmenin devri hakkında ayrıntılı açıklama için TBK 205 sözleşmenin devri rehberine bakabilirsiniz. İki kurumun aynı metin içinde birbirine karıştırılması, özellikle ticari sözleşmelerde muhatap ve sorumluluk sorunlarına neden olur.

Sözleşmeye katılma ile borca katılma arasındaki fark nedir?

Borca katılma TBK m.201’de düzenlenir. Borca katılan kişi mevcut borçlunun yanında aynı borçtan sorumlu hâle gelir; işlem esas olarak borç tarafını güçlendirir. Sözleşmeye katılma ise daha geniştir: katılan kişi, yanında yer aldığı tarafın sözleşmesel hak ve borçlarına katılır. Yalnız belirli bir para borcunu üstlenmek amaçlanıyorsa m.201; sözleşmesel taraf konumunun bütünüyle paylaşılması amaçlanıyorsa m.206 gündeme gelir.

Borca katılmada alacaklının hukuki konumu ile sözleşmeye katılmada karşı sözleşme tarafının konumu birbirinden farklıdır. Hangi kurumun seçildiği temerrüt, fesih, karşılıklı edimler, defi ve itirazlar bakımından sonuç doğurur. Bu nedenle metin hazırlanırken yalnız “müşterek sorumludur” denilmesi yeterli olmayabilir.

Borca katılmanın koşulları için TBK 201 borca katılma rehberini inceleyebilirsiniz.

Sözleşmeye katılma kefalet midir?

Hayır. Kefalette kefil, asıl borçlunun borcunun ifa edilmemesinin sonuçları bakımından kanunun özel rejimine tabi bir kişisel teminat verir. Sözleşmeye katılan ise sözleşmenin ilgili tarafında doğrudan hak ve borç sahibi olur. Kefaletin şekil şartları, eş rızası ve kefilin korunmasına ilişkin emredici hükümleri sözleşmeye katılma adı altında bertaraf edilemez.

Bir işlemin gerçekte kefalet olup olmadığı sözleşmenin başlığına göre değil, içerdiği asli yükümlülüklere göre belirlenir. Üçüncü kişinin tek amacı mevcut borcun ödenmesini güvence altına almaksa, m.206 adı verilen bir metnin gerçek hukuki niteliği ayrıca incelenir.

Garanti sözleşmesiyle farkı nedir?

Garanti sözleşmesinde garanti veren, başka bir borç ilişkisinden bağımsız veya ona bağlı şekilde belirli bir ekonomik riskin gerçekleşmemesi ya da belirli sonucun sağlanması yönünde yükümlülük üstlenir. Sözleşmeye katılmada ise mevcut sözleşmenin taraf konumuna katılım vardır. Katılanın ana sözleşmeden doğan haklara da sahip olması bu ayrımı güçlendirir.

Özellikle banka, finansman, kira ve ticari tedarik sözleşmelerinde kullanılan “garantör”, “müşterek borçlu”, “katılan”, “kefil” ve “müteselsil sorumlu” ifadeleri aynı hukuki kurum değildir. Metindeki yükümlülükler tek tek incelenmelidir.

Ticari sözleşmelerde sözleşmeye katılma nasıl düzenlenmeli?

Katılma metninde ana sözleşmenin tarihi, tarafları, konusu ve varsa sözleşme numarası açıkça yazılmalıdır. Katılanın hangi tarafın yanında yer aldığı tereddütsüz belirtilmelidir. Katılımın hangi tarihte hüküm doğuracağı, geçmiş döneme ilişkin hak ve borçların kapsamı, bildirim adresleri, teminatlar, fesih ve uyuşmazlık çözüm hükümlerinin katılana uygulanma şekli gösterilmelidir.

Ana sözleşmede değişiklik yasağı, onay şartı veya devir-katılım sınırlaması bulunup bulunmadığı kontrol edilmelidir. Lisans, ruhsat, kamu ihalesi, finansman veya kişiye bağlı edim içeren sözleşmelerde özel mevzuat katılımı sınırlayabilir. TBK m.206 genel çerçeveyi sağlar; özel kanunların emredici hükümleri saklıdır.

Şirketler bakımından yönetim kurulu, müdürler kurulu veya imza yetkililerinin yetki kapsamı da kontrol edilmelidir. Sözleşmeye katılma, şirket içi yetki eksikliğini kendiliğinden gidermez.

Kira sözleşmesine sonradan taraf eklenebilir mi?

Tarafların tamamı anlaşırsa TBK m.206 çerçevesinde sözleşmeye katılma değerlendirilebilir. Ancak kira sözleşmesinin niteliği, kiralananın türü ve özel kira hükümleri ayrıca incelenmelidir. Bir kişinin konutta oturmaya başlaması tek başına kira sözleşmesine katıldığı anlamına gelmez; kiraya veren ile mevcut kiracıların katılma iradesi gerekir.

Aile konutunda ise TMK m.194/4 özel hükmü ayrıca önem taşır. Kiracı olmayan eşin kiralayana yapacağı bildirimle kira sözleşmesinin tarafı hâline gelmesi, TBK m.206’dan farklı ve aile hukukuna özgü bir mekanizmadır. Genel sözleşmeye katılma ile aile konutundaki kanuni katılım karıştırılmamalıdır.

İş sözleşmesine katılma mümkün mü?

İş sözleşmesinde işçinin şahsı ve işverenin organizasyon ilişkisi belirleyici olduğundan, genel m.206 kuralı iş hukukunun emredici hükümleriyle birlikte değerlendirilir. İşveren devri, işyeri devri, geçici iş ilişkisi veya alt işverenlik gibi özel kurumlar farklı kanuni sonuçlara sahiptir. TBK m.206 kullanılarak İş Kanunundaki koruyucu hükümler bertaraf edilemez.

Benzer şekilde vekâlet, eser veya hizmetin kişisel güvene dayandığı sözleşmelerde katılımın edimin niteliğiyle bağdaşıp bağdaşmadığı incelenir.

Sözleşmeye katılma geçmiş borçları kapsar mı?

Katılma anlaşmasında yürürlük tarihi ve kapsam açıkça yazılmalıdır. Katılanın geçmişte doğmuş fakat henüz ifa edilmemiş borçlar, geçmiş ihlallerden doğan tazminat talepleri veya daha önce kazanılmış alacaklar bakımından hangi konumu üstlendiği metinden anlaşılmalıdır. Belirsiz ifadeler sonraki uyuşmazlığın temel kaynağı olabilir.

Tarafların geçmiş döneme ilişkin sorumluluğu genişletmek istemesi hâlinde, bunun emredici hukuk ve üçüncü kişi hakları bakımından geçerliliği ayrıca kontrol edilir. Bir anlaşmayla üçüncü kişilerin kazanılmış hakları ortadan kaldırılamaz.

Sözleşmeye katılan fesih hakkını kullanabilir mi?

Katılanın yanında yer aldığı tarafın sözleşmesel haklarına katılması nedeniyle fesih, dönme, seçimlik hak veya yenileme yetkilerinin kullanımı sözleşmenin niteliğine göre değerlendirilir. Bölünemez bir taraf iradesi gerektiren haklarda mevcut taraf ile katılanın birlikte hareket etmesi gerekebilir. Sözleşmede bu konuda açık düzenleme yapılması önemlidir.

Katılma anlaşmasının “her biri tek başına fesih bildiriminde bulunabilir” veya “haklar birlikte kullanılacaktır” şeklinde açık hüküm taşıması uyuşmazlığı azaltır; ancak emredici hükümler ve hakkın niteliği saklıdır.

Uyuşmazlıkta hangi belgeler önemlidir?

Ana sözleşme, katılma protokolü, imza sirküleri, vekâletname, ticaret sicili kayıtları, elektronik imza kayıtları, bildirimler, ödeme dekontları ve taraf yazışmaları temel delillerdir. Özellikle katılım tarihinin ve yanında yer alınan tarafın açıkça belirlenmesi gerekir.

Uyuşmazlıkta mahkeme yalnız belge başlığına bakmaz; tarafların iradesini, edimleri, ödeme davranışlarını ve sözleşmenin bütününü değerlendirir. Katılım sonrasında faturaların, ihtarların ve ödemelerin hangi kişiler adına düzenlendiği fiilî uygulamayı gösteren önemli verilerdir.

Sözleşmeye katılmada arabuluculuk gerekir mi?

Uyuşmazlığın ticari dava, iş uyuşmazlığı, tüketici uyuşmazlığı veya kira uyuşmazlığı niteliği taşımasına göre dava şartı arabuluculuk hükümleri değişebilir. TBK m.206 tek başına görevli mahkemeyi veya arabuluculuk şartını belirlemez. Asıl sözleşmenin türü ve uyuşmazlığın konusu esas alınır.

Görev, yetki, arabuluculuk ve zamanaşımı kontrolleri sözleşme ilişkisinin maddi hukuk niteliğinden ayrı usul başlıklarıdır. Dava açılmadan önce tamamı ayrı ayrı doğrulanmalıdır.

Vergi ve muhasebe sonucu TBK 206’dan mı belirlenir?

Hayır. TBK m.206 özel hukuk bakımından taraf yapısını düzenler. Katılımın vergi, fatura, KDV, stopaj veya muhasebe sonuçları ilgili vergi ve mali mevzuata göre ayrıca belirlenir. Özel hukukta katılanın hak sahibi olması, belirli bir vergi sonucunu tek başına otomatik doğurmaz.

Ticari işletmeler katılma protokolünü muhasebe ve vergi belgeleriyle uyumlu yürütmelidir. Hukuki taraf yapısı ile fatura düzeninin çelişmesi ispat ve vergi riski oluşturabilir.

Site içi ilgili rehberler

Sözleşme tarafının tamamen değişmesi söz konusuysa TBK 205 sözleşmenin devri; yalnız mevcut borca yeni borçlu eklenmesi amaçlanıyorsa TBK 201 borca katılma rehberi kullanılmalıdır. Borçlar hukuku içeriklerinin tamamına Borçlar Hukuku kategorisinden ulaşabilirsiniz.

Kanuni dayanak ve resmî kaynaklar

TBK m.206: Sözleşmeye katılmanın tanımını, katılanın yanında yer aldığı tarafın hak ve borçlarına birlikte sahip olmasını ve şekil kuralını düzenler.

TBK m.205: Sözleşmenin devrini düzenler.

TBK m.201: Borca katılmayı düzenler.

Güncel metin için Mevzuat Bilgi Sistemi – 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu esas alınmalıdır.

Sık sorulan sorular

Sözleşmeye katılmada eski taraf sözleşmeden çıkar mı?

Hayır. Eski taraf kalır; katılan onun yanında hak ve borç sahibi olur.

Sözleşmeye katılma için karşı tarafın onayı gerekir mi?

Evet. TBK m.206 katılan ile mevcut sözleşmenin tarafları arasında anlaşma kurulmasını arar.

Sözlü sözleşmeye sözlü katılmak mümkün mü?

Ana sözleşme ve katılma için kanuni veya sözleşmesel bir şekil şartı yoksa genel şekil serbestisi uygulanabilir. Ana sözleşme şekle tabi ise m.206’daki şekil bağlantısı dikkate alınır.

Sözleşmeye katılan yalnız borçlardan mı sorumlu olur?

Hayır. Kanun, yanında yer aldığı tarafın sözleşmesel hak ve borçlarına birlikte katılmayı düzenler.

Borca katılma ile aynı şey midir?

Hayır. Borca katılma TBK m.201’de yalnız borç yönünden düzenlenen farklı bir kurumdur.

Sözleşmenin devri ile aynı şey midir?

Hayır. Devirde devreden taraf sözleşmeden çıkar; katılmada mevcut taraf kalır.

Kefalet sözleşmeye katılma adıyla düzenlenebilir mi?

İşlemin gerçek niteliği kefaletse kefaletin emredici şekil ve koruma hükümleri sırf isim değiştirilerek bertaraf edilemez.

Katılım tarihi yazılmalı mı?

Evet. Yürürlük tarihi, geçmiş hak ve borçların kapsamı ve bildirim düzeni açıkça yazılmalıdır.

Şirket sözleşmeye katılırken kim imza atar?

Şirketi temsil yetkisi bulunan kişi veya kişiler imzalamalıdır; yetki ticaret sicili ve şirket kararlarıyla kontrol edilir.

Uyuşmazlıkta hangi mahkeme görevlidir?

Görevli mahkeme TBK m.206’ya göre değil, ana sözleşmenin ve uyuşmazlığın hukuki niteliğine göre belirlenir.

Sonuç

Sözleşmeye katılma, mevcut sözleşmenin taraf yapısını genişleten ve TBK m.206’da açıkça düzenlenen bağımsız bir kurumdur. Mevcut taraf sözleşmeden çıkmaz; katılan onun yanında sözleşmesel hak ve borçlara sahip olur. Geçerli bir katılım için bütün mevcut tarafların ve katılanın iradesi, ana sözleşmeye bağlı şekil şartı, temsil yetkisi, yürürlük tarihi ve geçmiş dönem yükümlülükleri açık biçimde düzenlenmelidir.

Hukukçu incelemesi: İçerik 23 Eylül 2026 itibarıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.201, m.205 ve m.206 esas alınarak hazırlanmıştır.

Yazar: Avukat Halil BAKIRCI — Mersin Barosu Sicil No: 3472. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu, Mersin.

Hukuki konu hakkında iletişim

İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

Telefonla Araİletişim Bilgileri

tarafından hazırlanmış, Av. Emirhan Keskin tarafından incelenmiştir.

Yazar Bilgisi

, Mersin Barosu 3472 sicil numarasına kayıtlıdır. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, aile, iş, gayrimenkul ve ticaret hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi sunmaktadır.

İnceleyen: Av. Emirhan Keskin · Mersin Barosu Sicil No: 5507

Telefon WhatsApp