3091 Kararı 15 Günde Verilmez veya 5 Günde Uygulanmazsa Ne Olur? | m.11 (2026)
3091 m.11’in amacı nedir?
3091 sayılı Kanun, klasik bir hukuk davasından farklı olarak fiilî zilyetliğin süratle korunmasını amaçlar. Bu nedenle yalnız başvuru hakkını düzenlemekle kalmaz; soruşturma, karar ve infaz aşamalarına da kısa süreler koyar. m.11 bu sürelerin kâğıt üzerinde kalmamasını sağlayan denetim hükmüdür.
Kanun iki ayrı gecikmeyi aynı maddede ele alır. Birincisi, m.6/2 uyarınca soruşturmanın tamamlanıp 15 gün içinde karara bağlanmamasıdır. İkincisi, m.9/2 uyarınca verilen kararın infaz memuruna geldikten sonra 5 gün içinde uygulanmamasıdır. Her iki durumda da gecikmenin nedenleri üst makama bildirilir.
15 günlük karar süresi ne zaman başlar?
Uygulama Yönetmeliği m.36 bu konuda açıktır: süre başvuru tarihinden itibaren başlar. Soruşturma memurunun görevlendirildiği gün, yerinde incelemenin yapıldığı gün veya tanıkların dinlendiği gün başlangıç değildir. Başvuru kayda girdiği andan itibaren idare soruşturmayı en kısa zamanda tamamlayarak 15 gün içinde karar vermelidir.
Bu nedenle dosyada başvuru tarihi ile karar tarihi karşılaştırılmalıdır. Soruşturmanın geç başlatılması, kurum içi havalenin gecikmesi veya personel yoğunluğu sürenin başlangıcını ileri atmaz. Kanun hız yükümlülüğünü idarenin iç işleyişine değil, başvuru sahibinin resmi başvuru tarihine bağlamıştır.
5 günlük infaz süresi ne zaman başlar?
Beş günlük süre karar tarihinden değil, kararın infaz memuruna geldiği tarihten başlar. Kanun m.9/2 bu başlangıcı açıkça belirler. Dolayısıyla kararın verildiği gün ile infaz birimine teslim edildiği gün farklıysa, iki tarih dosyada ayrı ayrı görülmelidir.
İdare karar dosyasını infaz memuruna geç göndererek beş günlük sürenin başlangıcını keyfi biçimde ertelememelidir. Kararın süratle uygulanması kanunun temel amacıdır. Dosya hareketlerinin tarihli ve kayıtlı tutulması, hem m.9 hem m.11 bakımından denetlenebilirliği sağlar.
15 gün ve 5 gün aynı süre midir?
Hayır. Bunlar birbirinden tamamen farklı iki aşamaya ilişkindir. 15 gün, başvurudan karar verilmesine kadar olan soruşturma ve karar aşamasıdır. 5 gün ise kararın infaz memuruna ulaşmasından fiilî uygulamaya kadar olan infaz aşamasıdır.
“Toplam 20 gün içinde her şey bitmek zorunda” şeklinde otomatik bir matematik de her dosyada doğru değildir; çünkü kararın infaz memuruna teslim tarihi ayrıca dikkate alınır. Bununla birlikte kanunun bütün sistemi mümkün olan en hızlı karar ve uygulamayı hedefler. Süreler gereksiz beklemeye izin veren esnek tavsiyeler değildir.
Karar 15 gün içinde verilmezse kime bildirim yapılır?
Uygulama Yönetmeliği m.36, bu konuda açık bir hiyerarşi kurar. Kaymakamlık 15 gün içinde karar veremezse gecikmeyi sebepleriyle birlikte valiliğe bildirir. Valilik düzeyinde 15 gün içinde karar verilemezse valilik, sebepleriyle birlikte İçişleri Bakanlığına bildirim yapar.
Bu bildirim, dosyanın üst makama itiraz için gönderilmesi anlamına gelmez. Yönetmelik m.37’ye göre 3091 kararları idari yargı yolu açık olmak üzere kesindir ve hiyerarşik denetim yoluyla üst makamca kaldırılıp değiştirilemez. m.11’deki bildirim bir gecikme denetimidir; esasa ilişkin temyiz veya itiraz değildir.
Üst makam geciken dosyada kararı değiştirir mi?
Hayır. m.11’in üst makama bildirim sistemi ile m.7’deki kararın kesinliği birlikte okunmalıdır. Üst makam, “bu kararı beğenmedim, tersine çevirdim” şeklinde bir hiyerarşik denetim yapamaz. Yönetmelik m.37 bunu açıkça yasaklar.
Üst makama bildirim; neden süresinde karar verilmediğini veya infazın neden geciktiğini idari olarak görünür kılar. Personel veya organizasyon sorunu, olağanüstü fiziki engel veya başka gecikme nedeni üst makamın idari denetimine konu olabilir. Fakat tarafların zilyetlik uyuşmazlığının esası başka bir makam tarafından yeniden karara bağlanmaz.
Gecikme gerekçesi yazılmak zorunda mıdır?
Evet. Kanun m.11 yalnız “gecikme bildirilsin” demez; durumun sebepleriyle birlikte üst makama bildirilmesini emreder. Bu nedenle “süre aşıldı” şeklinde tek cümlelik kayıt yeterli bir açıklama değildir. Gecikmeye yol açan somut neden dosyada gösterilmelidir.
Örneğin doğal afet nedeniyle taşınmaza erişilememesi, güvenlik koşulları, zorunlu teknik personel eksikliği veya tarafların bulunmasına ilişkin olağanüstü durumlar somutlaştırılabilir. Buna karşılık rutin iş yoğunluğu gibi idarenin sürekli organizasyon meselesi kanuni süreyi ortadan kaldıran yeni bir süre yaratmaz.
Üst makama bildirim yapılması süreye uyulduğu anlamına gelir mi?
Hayır. m.11 bildirimi, sürenin aşıldığı durumda devreye giren denetim mekanizmasıdır. İdarenin gecikmeyi valiliğe veya Bakanlığa bildirmiş olması, 15 günlük karar ya da 5 günlük infaz süresine uyulduğu sonucunu doğurmaz. Bildirim gecikmeyi ortadan kaldırmaz; gecikmenin nedenini kayıt altına alır.
Bu ayrım özellikle yargısal denetimde önemlidir. İdare “üst makama bildirdik” diyerek süre ihlalini yok sayamaz; fakat bildirim yükümlülüğünü yerine getirmiş olması, gecikme nedeninin değerlendirilmesinde dosyanın bir parçasıdır.
Üst makama bildirim belgesi nasıl takip edilir?
Başvuru sahibi veya dosyada hukuki menfaati bulunan taraf, dosya hareketlerini yazılı olarak sorabilir. Başvuru tarihi, karar tarihi, gecikme yazısının tarih ve sayısı, hangi makama gönderildiği ve varsa cevap kaydı istenebilir. Bu talep, m.11’deki bildirimi tarafın yapacağı anlamına gelmez; bildirimi yapmak idarenin görevidir.
Belge temini açısından 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun ve koşulları oluştuğunda 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu yolları kullanılabilir. İstenen belgenin kapsamı açık yazılmalı, kişisel veri veya kanuni gizlilik sınırları ayrıca gözetilmelidir.
15 gün geçince başvuru kendiliğinden reddedilmiş sayılır mı?
3091 sayılı Kanun m.11 böyle bir sonuç öngörmez. Sürenin dolmasıyla başvuru kendiliğinden reddedilmiş veya kabul edilmiş sayılmaz. Kanunun doğrudan öngördüğü sonuç, gecikmenin nedenleriyle birlikte üst makama bildirilmesidir.
Bu nedenle başvuru sahibi 16. günde “dosya artık yok” sonucuna varmamalıdır. Dosyanın durumunu yazılı olarak sorabilir, karar verilip verilmediğini ve m.11 bildiriminin yapılıp yapılmadığını öğrenebilir. İdarenin uzun süre işlem yapmaması halinde genel idare hukuku ve yargı yolları ayrıca değerlendirilir.
5 gün geçince infaz yetkisi sona erer mi?
Hayır. m.11, beş günlük infaz süresinin aşılması halinde kararın kendiliğinden hükümsüz olacağını düzenlemez. Gecikme üst makama bildirilir; kararın uygulanması yükümlülüğü devam eder. İnfaz memuru “beş gün geçti, artık karar uygulanamaz” diyerek dosyayı kapatamaz.
Bununla birlikte gecikme, özellikle zilyetliğe müdahalenin sürmesi halinde başvuran açısından önemli zarar doğurabilir. Kanunun sürat amacı gereği idarenin infazı gecikmeden tamamlaması gerekir. Gecikme tarihleri ve sebepleri belgelendirilmelidir.
İdare 15 günlük süreyi iş günü olarak hesaplayabilir mi?
Kanun ve Yönetmelik, m.6 ve m.36’da “15 gün” ifadesini kullanır; “15 iş günü” demez. Bu nedenle metindeki süre, aksi özel bir düzenleme bulunmadıkça takvim günü kavramıyla değerlendirilir. Kurumun iç işleyişinde yalnız mesai günlerini sayarak süreyi uzatması kanun lafzıyla uyumlu değildir.
Süre sonunun resmi tatile denk gelmesi gibi genel süre hukuku meseleleri somut işlemin niteliğine göre ayrıca değerlendirilmelidir. Uygulamada güvenli yaklaşım başvuru tarihini ve karar tarihini açıkça kaydetmek, kurum içi varsayımlarla süreyi genişletmemektir.
Eksik evrak 15 günlük süreyi durdurur mu?
Kanun m.11’de genel bir “eksik evrak varsa süre durur” hükmü bulunmaz. Yönetmelik m.35, karar vermeye yetkili makamın soruşturma evrakındaki eksiklikleri soruşturma memuruna tamamlattırmasını düzenler. Bu sistem, eksikliğin 15 günlük karar süresi içinde giderilmesini amaçlar.
Başvurunun kanuni şartları taşımaması, yetkisiz makama yapılması veya başvurucuya ilişkin zorunlu unsurların eksikliği farklı usul sonuçları doğurabilir. Ancak idarenin kendi soruşturma eksikliğini süresiz bekleme gerekçesine dönüştürmesi m.36’daki açık süre kuralıyla bağdaşmaz.
Teknik eleman beklemek süreyi otomatik uzatır mı?
Hayır. Kanun m.5 ve m.9 belirli hallerde teknik elemandan yararlanılmasına izin verir; fakat teknik eleman ihtiyacı 15 veya 5 günlük süreyi otomatik uzatan bir hüküm değildir. İdare görevlendirmeyi bu süreler içinde planlamak zorundadır.
Teknik personelin gerçekten temin edilememesi olağanüstü bir gecikme nedeni oluşturmuşsa bu durum m.11 kapsamında sebepleriyle birlikte üst makama bildirilebilir. Bildirim, yeni ve sınırsız bir süre yaratmaz; gecikmeyi idari denetime açar.
Tarafların gelmemesi gecikme sebebi olur mu?
3091 sistemi taraflardan birinin gelmemesi nedeniyle kolayca kilitlenmez. Özellikle mütecavize tebligat yapılamaması halinde m.8 ve Yönetmelik m.25 üç günlük ilan yolunu düzenler; usul şartları tamamlandıktan sonra soruşturma yoklukta yapılabilir.
Başvuru sahibinin gelmemesi ise Yönetmelik m.26 kapsamında ayrı sonuç doğurabilir. Bu nedenle her devamsızlık aynı şekilde “gecikme nedeni” sayılmaz. İdare, kanunun yokluk ve ilan hükümlerini uygulayarak süreci süratle ilerletmelidir.
Gecikme halinde başvuru sahibi ne yapmalıdır?
İlk adım dosyanın tarihlerini belgelemektir. Başvuru kayıt tarihi, soruşturma günü, karar tarihi, kararın infaz memuruna gönderilme tarihi ve infaz tarihi ayrı ayrı istenebilir. Bu bilgiler olmadan 15 ve 5 günlük sürelerin ihlal edilip edilmediği sağlıklı değerlendirilemez.
Başvuru sahibi idareye yazılı dilekçeyle dosyanın hangi aşamada olduğunu, m.11 uyarınca üst makama bildirim yapılıp yapılmadığını ve gecikme nedenini sorabilir. Sürelerin aşılması devam eden hak kaybına yol açıyorsa idari yargı yolları ve gerekli diğer hukuki tedbirler somut olaya göre değerlendirilir.
İdare uzun süre hiç cevap vermezse ne yapılmalıdır?
3091 m.11’in 15 günlük açık karar süresi, dosyanın süresiz biçimde bekletilemeyeceğini gösterir. Buna rağmen karar verilmediğinde başvuru sahibi öncelikle başvurunun kayıt numarasını, dosyanın hangi birimde bulunduğunu ve varsa gecikme bildirimini yazılı biçimde istemelidir. Telefonla alınan bilgi resmi süre ve işlem ispatı bakımından yeterli değildir.
İdarenin işlem yapmaması devam ederse, 2577 sayılı İYUK’un idari başvuru ve idari yargıya ilişkin hükümleri somut olay bakımından incelenmelidir. Burada 3091’deki 15 günlük süre ile İYUK’taki zımni ret veya başvuru süreleri birbirine karıştırılmamalıdır; her birinin hukuki işlevi ayrıdır.
Gecikme yargısal denetimde nasıl ileri sürülür?
İdari yargıda yalnız “geç kaldılar” demek yerine kronoloji kurulmalıdır. Başvuru tarihi, soruşturma tarihi, karar tarihi, dosyanın infaz memuruna teslim tarihi ve infaz tarihi tablo halinde gösterilebilir. m.11 bildirimi varsa tarih ve sayısı da eklenmelidir.
Gecikmenin işlemin hukuka uygunluğuna veya oluşan zarara etkisi ayrıca açıklanmalıdır. Sadece süre aşımı ile her dosyada aynı sonuç doğmaz; fakat kanunun emredici hız sistemine uyulup uyulmadığı yargısal denetimde somut belge üzerinden değerlendirilebilir.
Gecikme tazminat hakkı doğurur mu?
3091 m.11 tek başına “süre aşılırsa otomatik tazminat ödenir” şeklinde bir hüküm içermez. Ancak idarenin hukuka aykırı gecikmesi nedeniyle somut ve ispatlanabilir zarar doğmuşsa idarenin sorumluluğuna ilişkin genel ilkeler çerçevesinde ayrı değerlendirme yapılabilir.
Tazminat için yalnız süre aşımının varlığı değil; hukuka aykırılık, zarar ve illiyet bağı gibi unsurların somutlaştırılması gerekir. Zarar iddiasında tarihli fotoğraf, ürün kaybı, kullanım engeli, kira veya gelir kaybı gibi belgeler önem taşıyabilir.
Karar gecikmesi ile idari dava süresi aynı şey midir?
Hayır. 3091 m.11’deki 15 gün idarenin karar verme yükümlülüğüdür. İdari yargıda dava açma süresi ise kararın tebliği ve 2577 sayılı İYUK hükümleriyle bağlantılıdır. Birinin diğerine karıştırılması ciddi süre hatası doğurur.
Kararın kesinliği ve idari yargı yolu için 3091 m.7 rehberi; karar tebligatı için m.8 tebligat rehberi incelenebilir.
İnfaz gecikmesi nasıl belgelenir?
İnfaz bakımından üç tarih önemlidir: karar tarihi, kararın infaz memuruna teslim tarihi ve fiilî uygulama tarihi. Beş günlük süre ikinci tarihten itibaren hesaplanır. Dosyada teslim tarihi yoksa evrak kayıt sistemi, havale tarihi veya infaz birimi kayıtları istenebilir.
İnfazın 5 gün içinde yapılmasıyla ilgili ayrıntılı açıklamalar 3091 m.9 infaz rehberinde yer alır. m.11 ise bu sürenin aşılmasının üst makam denetimi sonucuna odaklanır.
Üst makama bildirim kararın iptali anlamına gelir mi?
Hayır. Bildirim gecikmenin idari denetimidir. Yönetmelik m.37 açıkça, 3091 kararının üst makamca hiyerarşik denetim yoluyla kaldırılamayacağını veya değiştirilemeyeceğini belirtir. Kararın esasıyla ilgili hukuka aykırılık iddiası idari yargıda ileri sürülür.
Bu nedenle valiliğe veya İçişleri Bakanlığına m.11 kapsamında bildirim yapılması, taraflardan birinin “itirazı kabul edildi” anlamına gelmez. Gecikme yönetimsel olarak incelenir; zilyetlik uyuşmazlığının sonucu aynı dosya içinde üst makam tarafından yeniden kararlaştırılmaz.
Uygulamada kontrol listesi
- Başvuru tarihini resmi kayıtla belirleyin.
- 15 günlük karar süresinin başvuru tarihinden başladığını esas alın.
- Kararın infaz memuruna teslim tarihini ayrıca tespit edin.
- 5 günlük infaz süresini bu teslim tarihinden hesaplayın.
- Gecikme varsa yazılı gerekçesini ve üst makama bildirim kaydını isteyin.
- Kaymakamlık gecikmesinde valilik, valilik gecikmesinde İçişleri Bakanlığı bildirimini kontrol edin.
- Üst makama bildirimi kararın esastan itiraz yolu sanmayın.
- Süre aşımının kararı kendiliğinden düşürmediğini dikkate alın.
- Somut zarar varsa zarar belgelerini gecikmeden toplayın.
Sık sorulan sorular
3091 başvurusu kaç günde karara bağlanır?
Başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde soruşturmanın tamamlanıp karar verilmesi gerekir.
15 gün iş günü mü?
Kanun “15 gün” der; “iş günü” ibaresi kullanmaz.
Karar 15 günde verilmezse dosya düşer mi?
Hayır. Gecikme sebepleriyle birlikte üst makama bildirilir.
Kaymakamlık gecikmeyi kime bildirir?
Yönetmelik m.36 uyarınca valiliğe bildirir.
Valilik gecikmeyi kime bildirir?
Yönetmelik m.36 uyarınca İçişleri Bakanlığına bildirir.
İnfaz için 5 gün ne zaman başlar?
Kararın infaz memuruna geldiği tarihten başlar.
5 gün geçince infaz yapılamaz mı?
Hayır. Karar düşmez; gecikme m.11 kapsamında üst makama bildirilir ve infaz yükümlülüğü devam eder.
Üst makam kararı değiştirir mi?
Hayır. Yönetmelik m.37’ye göre karar hiyerarşik denetimle kaldırılamaz veya değiştirilemez.
Gecikme tazminatı otomatik doğar mı?
Hayır. Somut zarar ve idarenin sorumluluğu genel idare hukuku ilkelerine göre ayrıca değerlendirilir.
Teknik personel bulunamaması süreyi otomatik uzatır mı?
Hayır. Böyle bir gecikme varsa sebebi m.11 kapsamında üst makama bildirilmelidir.
Hukukçu incelemesi ve resmî kaynaklar
İnceleyen: Avukat Halil BAKIRCI – Mersin Barosu Sicil 3472. Güncelleme: 23 Eylül 2026. Rehber 3091 sayılı Kanun m.6/2, m.9/2 ve m.11 ile Uygulama Yönetmeliği m.35–37 esas alınarak hazırlanmıştır.
Türkiye genelindeki 3091 ve idari zilyetlik dosyaları Mersin’den takip edilebilmektedir. Süre ve gecikme incelemesi mutlaka resmi evrak kayıt tarihleri üzerinden yapılmalıdır.
Yazar bilgisi
Avukat Halil BAKIRCI, Mersin Barosu 3472 sicil numarasına kayıtlıdır. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu bünyesinde gayrimenkul ve idare hukuku alanlarında danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir.
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

