İflasta Bağışlama Sözü İfa Edilir mi? TBK 296
Kısa ve net cevap: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 296. maddesinin son fıkrasına göre bağışlama sözü veren kişinin borcunu ödeme güçsüzlüğü belirlenirse veya iflasına karar verilirse, henüz yerine getirilmemiş bağışlama sözünden doğan ifa yükümlülüğü ortadan kalkar. Bu düzenleme, yalnız ekonomik sıkıntı iddiasından farklıdır. Ödeme güçsüzlüğünün belirlenmesi veya iflas kararı kanunda özel sonuç doğurur. Tamamlanmış bağışın geri alınması ise bu hükmün konusu değildir.

TBK 296 Son Fıkra Hangi Sonucu Doğurur?
TBK m.296’nın son fıkrası, bağışlama sözü veren kişinin borcunu ödeme güçsüzlüğünün belirlenmesi veya iflasına karar verilmesi hâlinde ifa yükümlülüğünün ortadan kalkacağını açık biçimde düzenler. Sonuç henüz yerine getirilmemiş bağışlama sözünü etkiler. Bağışlanan kişinin sözleşmeden doğan ifa beklentisi, kanunun bu özel hükmü karşısında devam etmez.
Düzenlemenin nedeni bağışlamanın karşılıksız bir kazandırma olmasıdır. Bağışlama sözü veren kişi mevcut ve muaccel borçlarını ödeyemez bir duruma gelmişken, karşılıksız kazandırmayı yerine getirmeye zorlanması alacaklıların korunması ve borçlunun ekonomik bütünlüğü bakımından uygun görülmemiştir. Bu sebeple kanun ifa yükümlülüğünü sona erdirir.
Kanun iki ayrı olayı yan yana sayar: borcu ödeme güçsüzlüğünün belirlenmesi ve iflas kararı. Bunlardan biri gerçekleştiğinde hükmün sonucu gündeme gelir. İflas kararı bulunmayan her ekonomik sıkıntı ödeme güçsüzlüğünün belirlendiği anlamına gelmez; aynı şekilde iflas kararı varsa ayrıca olağanüstü mali ağırlaşma ispatı aranmaz.
Güncel madde metni Mevzuat Bilgi Sistemi üzerinden kontrol edilmelidir. İflas ve ödeme güçsüzlüğünün somut hukukî anlamı, Türk Borçlar Kanunu ile birlikte İcra ve İflas Kanunu ve ilgili özel düzenlemeler çerçevesinde değerlendirilir.
“Borcunu Ödeme Güçsüzlüğü Belirlenirse” Ne Anlama Gelir?
Kanun yalnız bağışlayanın “borçlarımı ödemekte zorlanıyorum” demesini yeterli saymaz. Metin ödeme güçsüzlüğünün belirlenmesini arar. Bu nedenle geçici nakit sıkışıklığı, tek bir ödemenin gecikmesi veya gelirde kısa süreli düşüş ile gerçek ve belirlenmiş ödeme güçsüzlüğü birbirinden ayrılmalıdır.
Ödeme güçsüzlüğü, bağışlama sözü veren kişinin muaccel borçlarını normal ödeme araçlarıyla karşılayamadığını gösteren ciddi bir mali durumdur. İcra takipleri, kesinleşmiş borçlar, banka kayıtları, hacizler, mali tablolar, ödeme emirleri, vergi borçları ve başka resmî veriler birlikte incelenebilir. Tek bir belge her olayda tek başına belirleyici değildir; toplam mali tablo önem taşır.
Ödeme güçsüzlüğünün belirlenmesi bakımından bağışlama borcunun büyüklüğü de göz önünde tutulur. Ancak hükmün konusu bağış borcunun “çok büyük” olması değil, bağışlama sözü verenin genel ödeme gücünün hukuken saptanan hâlidir. Bu nedenle bağış konusu düşük değerli olsa bile ödeme güçsüzlüğü belirlenmişse son fıkranın sonucu ayrıca değerlendirilir.
Bağışlama sözü veren gerçek kişi ile onun ortağı olduğu şirket birbirinden ayrıdır. Bir şirketin ödeme güçsüzlüğü, ortağın kişisel bağışlama sözünü otomatik olarak sona erdirmez. Tersine, gerçek kişinin kişisel ödeme güçsüzlüğü de şirketin bütün borçlarını aynı biçimde etkilemez. Hangi kişi veya tüzel kişinin bağışlama sözü verdiği dosyada açıkça belirlenmelidir.
İflas Kararı Verilirse Bağışlama Sözü Ne Olur?
TBK m.296 son fıkra, bağışlama sözü verenin iflasına karar verilmesi hâlinde ifa yükümlülüğünün ortadan kalkacağını açıkça söyler. Bu durumda bağışlanan, sırf daha önce geçerli bir bağışlama sözü bulunduğunu ileri sürerek karşılıksız kazandırmanın aynen yerine getirilmesini sağlayamaz.
İflas, borçlunun malvarlığının toplu tasfiyesine yönelik kanuni bir süreçtir. İflas kararından sonra malvarlığının alacaklılar arasında kanuni sıra ve usule göre tasfiyesi amaçlanır. Karşılıksız bir bağışlama borcunun devam ettirilmesi bu sistemle bağdaşmayacağından, TBK özel olarak ifa yükümlülüğünü kaldırır.
Burada iflas başvurusuyla iflas kararı birbirinden ayrılmalıdır. Kanun “iflasına karar verilirse” ifadesini kullanır. Bu nedenle yalnız iflas talebi yapılmış olması ile mahkemenin iflas kararı vermesi aynı hukukî sonuç değildir. Dosyada kararın tarihi, hangi borçlu hakkında verildiği ve yargısal durum açıkça incelenmelidir.
Bağışlama sözü iflas kararından önce yerine getirilmişse, artık m.296’daki “ifa yükümlülüğünün ortadan kalkması” hükmü tamamlanmış işlemi kendiliğinden geriye çevirmez. Tamamlanmış tasarrufun iflas hukuku bakımından iptal edilip edilemeyeceği, İcra ve İflas Kanunu’nun tasarrufun iptaline ilişkin hükümleri gibi ayrı düzenlemelere göre değerlendirilir.
Ödeme Güçsüzlüğü ile Mali Durumun Bozulması Arasındaki Fark Nedir?
TBK m.296/2, bağışlayanın mali durumunun söz verdikten sonra, ifayı kendisi için olağanüstü ağır hâle getirecek ölçüde değişmesini ayrı bir geri alma ve ifadan kaçınma sebebi olarak düzenler. Burada bağışlayan ödeme güçsüzü veya iflas etmiş olmak zorunda değildir. Ekonomik değişiklik, bağış borcunu yerine getirmeyi olağanüstü ağırlaştırmışsa m.296/2 gündeme gelir.
Son fıkra ise daha farklı bir eşik kullanır: ödeme güçsüzlüğünün belirlenmesi veya iflas kararı. Bu iki olaydan biri varsa kanun doğrudan ifa yükümlülüğünün ortadan kalkacağını düzenler. Bu nedenle “olağanüstü ağırlaşma” ile “belirlenmiş ödeme güçsüzlüğü” aynı kavram değildir.
Mali durumdaki sonradan değişiklik hakkında TBK 296/2 mali durum rehberi ayrıntılı açıklama içerir. Yeni veya ağırlaşan aile yükümlülükleri ise TBK 296/3 rehberinde ayrı bir hukukî sebep olarak ele alınmıştır.
Aynı olay zincirinde önce mali durum bozulabilir, daha sonra ödeme güçsüzlüğü belirlenebilir ve nihayet iflas kararı verilebilir. Bu hâlde her dönemin hukukî sonucu kendi tarihi ve hükmü çerçevesinde incelenir.
Ödeme Güçsüzlüğü veya İflas Tamamlanmış Bağışı Geri Getirir mi?
Hayır. TBK m.296 son fıkra, tamamlanmış bağışın otomatik olarak geri alınmasını düzenlemez. Hüküm, bağışlama sözünden doğan henüz yerine getirilmemiş ifa yükümlülüğünün sona ermesine ilişkindir.
Bağış daha önce tamamlanmışsa, bağışın geri alınması için TBK m.295’teki özel sebepler veya alacaklıların korunmasına ilişkin başka hükümler incelenir. Bağışlananın bağışlayana karşı ağır suç işlemesi, kanundan doğan aile yükümlülüğünü önemli ölçüde ihlal etmesi veya yüklemeli bağışta yüklemeyi haklı sebep olmaksızın yerine getirmemesi m.295’in ayrı geri alma sebepleridir.
İflasın geçmişte yapılan karşılıksız tasarruflara etkisi ise İcra ve İflas Kanunu’ndaki tasarrufun iptali ve iflas hükümleri çerçevesinde değerlendirilir. Bu nedenle “iflas oldu, geçmişteki bütün bağışlar geri döner” şeklinde genel bir sonuç doğru değildir.
Taşınmaz bağışında işlemin tamamlanıp tamamlanmadığı tapu tescili ve resmî senet üzerinden belirlenir. Taşınmaz bağışının şekli için TBK 288 taşınmaz bağışı rehberi incelenebilir.
Bağışlanan Kişi İfayı Mahkemeden İsteyebilir mi?
Geçerli bir bağışlama sözü normal koşullarda bağışlanana ifa talep etme imkânı verebilir. Ancak bağışlama sözü verenin ödeme güçsüzlüğü belirlenmiş veya iflasına karar verilmişse, TBK m.296 son fıkra ifa yükümlülüğünü ortadan kaldırır.
Bağışlanan buna rağmen ifa davası açarsa, bağışlayan veya ilgili iflas organları hükmün şartlarını gösteren belgeleri mahkemeye sunabilir. Mahkeme bağışlama sözünün geçerliliği, ifa aşaması ve ödeme güçsüzlüğü/iflas durumunu birlikte inceler.
Bağışlama sözünün zaten şekil yönünden geçersiz olması, teklifin kabulden önce geri alınmış olması veya başka bir geçersizlik sebebi bulunması hâlinde bunlar ayrıca değerlendirilir. Kabulden önceki geri alma için TBK 293 rehberi kullanılabilir.
Bağışlanan kişinin, ifa yükümlülüğü ortadan kalktıktan sonra söz konusu değeri başka bir hukukî sebebe dayanarak talep edip edemeyeceği ise ancak o ayrı sebep varsa mümkündür. Bağışlama sözü dışında bir alacak ilişkisi bulunup bulunmadığı somut sözleşme ve belgelerle belirlenir.
Ödeme Güçsüzlüğü veya İflas İçin Hangi Belgeler Gerekir?
- Bağışlama sözleşmesi ve bağışlama sözünün tarihi,
- Bağışın henüz ifa edilmediğini gösteren teslim veya sicil kayıtları,
- İflas kararı varsa kararın onaylı örneği ve tarih bilgisi,
- İcra takipleri ve kesinleşmiş ödeme emirleri,
- Banka hesap hareketleri ve mali tablolar,
- Muaccel borçları gösteren sözleşme ve hesap belgeleri,
- Malvarlığı üzerindeki haciz ve takyidat kayıtları,
- Vergi ve kamu borçlarına ilişkin resmî kayıtlar,
- Ödeme güçsüzlüğünün belirlendiğini gösteren yargısal veya resmî belgeler,
- Bağışlanan tarafından yapılmış ifa talebi ve tebligat kayıtları.
Belgeler tarih sırasına göre düzenlenmelidir. Özellikle iflas kararının bağışlama sözünden ve planlanan ifa tarihinden önce mi sonra mı verildiği açık olmalıdır. Aynı şekilde bağışın gerçekte tamamlanıp tamamlanmadığı da yalnız sözleşme başlığına göre değil, teslim ve sicil kayıtlarına göre belirlenmelidir.
Uyuşmazlıkta İnceleme Sırası Nasıl Olmalıdır?
- Geçerli bir bağışlama sözünün bulunup bulunmadığı belirlenir.
- Bağışın henüz ifa edilmediği doğrulanır.
- İfa zamanının gelip gelmediği ve bağışlanan tarafından talep edilip edilmediği belirlenir.
- Ödeme güçsüzlüğünün hukuken belirlenip belirlenmediği incelenir.
- İflas kararı varsa karar tarihi ve kapsamı tespit edilir.
- M.296/2’deki mali ağırlaşma ile son fıkradaki ödeme güçsüzlüğü birbirinden ayrılır.
- Yeni aile yükümlülüğü varsa m.296/3 ayrıca değerlendirilir.
- Taşınmaz bağışlama sözü varsa resmî şekil ve tapu aşaması kontrol edilir.
- İfa davası varsa savunmalar ve resmi belgeler dosyaya sunulur.
- Geçmişte tamamlanan tasarruflar bakımından gerekiyorsa İcra ve İflas Kanunu’nun özel hükümleri ayrıca incelenir.
Sık Sorulan Sorular
Bağışlama sözü veren borçlarını ödeyemezse söz sona erer mi?
TBK m.296 son fıkra uyarınca borcunu ödeme güçsüzlüğü belirlenirse henüz ifa edilmemiş bağışlama sözünden doğan ifa yükümlülüğü ortadan kalkar.
İflas başvurusu yapılması yeterli midir?
Kanun iflasına karar verilmesini açıkça düzenler. Yalnız iflas başvurusu ile iflas kararı aynı hukukî sonuç değildir.
Sadece ekonomik sıkıntı yeterli midir?
Son fıkradaki ödeme güçsüzlüğü için durumun belirlenmiş olması gerekir. Sıradan veya sonradan oluşan mali kötüleşme ise m.296/2 şartlarına göre ayrıca incelenir.
Daha önce verilmiş bağış iflasla otomatik geri döner mi?
Hayır. M.296 tamamlanmış bağışı geri alma hükmü değildir. Geçmiş tasarruflar TBK m.295 veya İcra ve İflas Kanunu gibi başka hükümlere göre değerlendirilir.
Şirket iflas ettiyse ortağın kişisel bağış sözü sona erer mi?
Otomatik olarak hayır. Şirket ve ortak ayrı hukuk süjeleridir. Bağışlama sözünü kimin verdiği ve ödeme güçsüzlüğünün hangi kişiye ait olduğu ayrı belirlenmelidir.
Ödeme güçsüzlüğü nasıl ispatlanır?
İcra, haciz, banka, borç, mali tablo ve diğer resmî/yargısal kayıtlarla borçlunun muaccel borçlarını ödeme kabiliyeti ortaya konulur.
Bağışlanan ifa davası açarsa ne olur?
Bağışlama sözü veren TBK m.296 son fıkradaki şartları ve bunlara ilişkin resmî belgeleri ileri sürerek ifa yükümlülüğünün ortadan kalktığını savunabilir.
Taşınmaz bağışlama sözü de bu kapsama girer mi?
Geçerli resmî bağışlama sözü henüz ifa edilmemişse m.296 uygulanabilir. Tapu devri tamamlanmışsa artık tamamlanmış bağış söz konusudur.
Yeni aile yükümlülüğü ile iflas aynı sebep midir?
Hayır. Yeni veya ağırlaşan aile yükümlülüğü m.296/3’te, ödeme güçsüzlüğü ve iflas ise maddenin son fıkrasında düzenlenmiştir.
Ödeme güçsüzlüğü belirlenince ayrıca geri alma bildirimi zorunlu mudur?
Kanun ifa yükümlülüğünün ortadan kalkacağını düzenler. Buna rağmen uyuşmazlığı önlemek, ifa talebine açık cevap vermek ve durumu belgelendirmek amacıyla yazılı bildirim yapılması uygulamada önemlidir.
Sonuç
TBK m.296 son fıkra, bağışlama sözü verenin ödeme güçsüzlüğü belirlenmiş veya iflasına karar verilmişse henüz yerine getirilmemiş bağışlama borcunu sona erdirir. Hüküm sıradan mali sıkıntıdan ve tamamlanmış bağışın geri alınmasından farklıdır. Uygulamada bağışlama sözünün ifa aşaması, ödeme güçsüzlüğünü gösteren belgeler ve varsa iflas kararı birlikte incelenmelidir.
Güncellik: 23 Eylül 2026. Temel dayanak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.296 son fıkradır.
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
