B&KBakırcı & KeskinHUKUK BÜROSU
TR
TürkçeEnglishDeutschРусскийالعربية中文
Menü

AB Zorla Çalıştırma Tüzüğü: İhracatçının 2027 Hazırlığı

Kısa ve net cevap: AB Zorla Çalıştırma Tüzüğü olarak anılan (AB) 2024/3015 sayılı düzenleme, zorla çalıştırma kullanılarak tamamen veya kısmen üretilen ürünlerin AB pazarına sürülmesini, piyasada bulundurulmasını ve AB’den ihracını yasaklar. M.3’teki ürün yasağı, m.39 uyarınca 14 Aralık 2027’den itibaren uygulanır. 28 Eylül 2026’da bu tarih henüz gelmemiştir. Bununla birlikte hazırlık hükümleri yürürlüktedir; işletmeler ürünlerinin gerçek üretim ve tedarik zincirini incelemelidir.

Türk ihracatçısı bakımından temel soru yalnız kendi fabrikasında ne yapıldığı değildir. M.2’deki tanım, ürünün çıkarılması, hasadı, üretimi veya işlenmesinin herhangi bir aşamasındaki zorla çalıştırmayı kapsar. Üründeki bir parçanın üretiminde kullanılan emek de önem taşır. Buna karşılık Tüzük, m.1/3 uyarınca mevcut AB ve ulusal mevzuat dışına ek bir genel özen incelemesi yükümlülüğü kurmaz. Her işletmeye aynı ücretli denetim sertifikasını alma zorunluluğu getirildiği söylenemez.

Üretim ve tedarik zinciri kayıtlarının incelenmesine ilişkin temsili görsel
Ürünün nihai üreticisi kadar hammadde ve bileşenlerin üretim zinciri de incelenir.

14 Aralık 2027 neyin başlangıç tarihidir?

M.39, düzenlemenin yürürlüğe girmesi ile genel uygulanma tarihini ayırır. Tüzük 13 Aralık 2024’te yürürlüğe girmiştir; ürün yasağı ve genel uygulama 14 Aralık 2027’de başlar. Yetkili makamların belirlenmesi, rehberler, bilgi altyapısı ve bazı diğer hazırlık hükümleri ise daha önce uygulanır. Bu nedenle metnin bugün yürürlükte olduğunu söylemekle bütün yasak kararlarının bugün bu Tüzük üzerinden uygulanabildiğini söylemek aynı değildir.

İhracat sözleşmesinin 2026’da yapılması, 2027 sonrasında piyasaya sunulacak ürünü otomatik olarak kapsam dışına çıkarmaz. Sözleşmenin imza tarihi, üretim tarihi, sevkiyat ve AB pazarında ticari sunum ayrı olaylardır. İşletme, yalnız siparişin eski olduğunu ileri sürerek uygulama dönemindeki ürün hareketlerini inceleme dışına bırakmamalıdır. Somut stok ve teslim ilişkisinin zamanı kayıtlarla belirlenmelidir.

Bu rehber, gelecekteki genel yasağa hazırlık bilgisidir. Türkiye’deki çalışma hayatı ve ceza hukuku kurallarının o tarihe kadar uygulanmadığı anlamına gelmez. Mevcut işçi hakları, sözleşme yükümlülükleri ve ilgili diğer mevzuat kendi dayanaklarıyla sürer. Tüzüğün gelecekteki uygulama tarihi, bugün hukuka aykırı çalışma koşullarını kabul edilebilir hâle getiren bir süre değildir.

Zorla çalıştırma kavramı nasıl belirlenir?

M.2/1, Uluslararası Çalışma Örgütünün 29 sayılı Sözleşmesindeki zorla veya zorunlu çalıştırma tanımına atıf yapar; zorla çocuk çalıştırmayı da kapsar. Temel unsurlar, kişinin gönüllü olarak sunmadığı iş veya hizmetin bir yaptırım tehdidi altında istenmesidir. İşyerindeki her ücret veya mesai uyuşmazlığını tek başına bu sonuca bağlamak doğru değildir. Somut baskı, özgür irade ve çalışma ilişkisi birlikte incelenir.

Avrupa Komisyonunun resmî açıklaması, şiddet ve yıldırma, borçla baskı kurulması, kimlik belgelerinin tutulması ve belirli tehditleri risk göstergeleri arasında açıklar. Göstergenin varlığı araştırma gerektirir; her veri tek başına nihai ihlal kararı değildir. Şirketler iddiaları olgu ve belgeyle incelemeli, işçinin açıklamasını yalnız imzalı genel beyanla geçiştirmemelidir.

İş sözleşmesinin bulunması veya bordro düzenlenmesi de gönüllülük sorununu her durumda çözmez. Belgenin gerçek çalışma koşullarını yansıtıp yansıtmadığı kontrol edilir. Çalışanın işten ayrılabilmesi, kimlik belgelerine erişmesi ve borç ilişkisinin niteliği gibi konular farklı delillerle açıklanır. Bu kontrollerin yapılması, kişisel verilerin sınırsız toplanabileceği anlamına gelmez; uygun gizlilik ve güvenlik tedbirleri uygulanmalıdır.

Yasak hangi ürünlere ve sektörlere uzanır?

M.2/6, parasal değer taşıyabilen ve ticari işlemin konusu olabilen ürünleri esas alır. M.2/7, zorla çalıştırmanın ürünün tamamında veya bir kısmında, üretim zincirinin herhangi bir aşamasında kullanılmasını kapsar. Bu nedenle düzenleme sadece tekstil veya tarım ürünüyle sınırlı değildir. Elektronik bileşen, hammadde, işlenmiş ürün ve başka sektörlerdeki ticari mallar da kendi zincirleriyle değerlendirilir.

Ürünün Türkiye menşeli olması veya son işlemin Türkiye’de yapılması, daha önceki aşamalardaki riski otomatik olarak ortadan kaldırmaz. Menşe kuralları ile emek kullanımının üretim zincirindeki izlenmesi farklı sorulara cevap verir. İthal hammaddeyle üretilen mamulde, üreticinin kendi işyerindeki belgelerine ek olarak ilgili tedarik aşamasının gerçekliği de incelenmelidir. Bu inceleme, hiçbir ülke veya bölgedeki bütün işletmeler hakkında peşin ihlal kararı anlamına gelmez.

Hizmet sunumu ile ürün ticareti ayrılır. Komisyonun kapsam açıklaması hizmetleri dışarıda tutar; Tüzüğün gerekçesi taşıma hizmetine de bu ayrımla yaklaşır. Bununla birlikte taşıyıcının bir ürünün hareketinde yer alması, ürünün yasak kararından etkilenmeyeceği anlamına gelmez. Hizmetin kendi kapsamı ile taşınan mala ilişkin gümrük ve piyasa tedbirleri ayrı değerlendirilmelidir.

Küçük işletmeler ve fason üreticiler muaf mı?

Tüzükte bütün küçük ve orta ölçekli işletmeleri ürün yasağından çıkaran genel bir muafiyet bulunmaz. M.14/4, inceleme önceliği belirlenirken işletmenin büyüklüğünü, ekonomik kaynaklarını ve zincirin karmaşıklığını dikkate alır. Bu, küçük işletmenin hiçbir belge hazırlamasına gerek olmadığı anlamına gelmez. Öte yandan büyük işletmeyle aynı kapasitede bir denetim departmanı kurmanın her şirkete zorunlu kılındığı da söylenemez.

Fason üretimde işin hangi aşamasının kim tarafından yapıldığı belirlenmelidir. Sadece satın alma yapılan şirketin ticaret unvanını bilmek, gerçek üretim yerini her zaman göstermez. Aracı, alt üretici ve hammadde sağlayıcıları farklı olabilir. Sözleşmenin ekinde ürün ve üretim yeri ilişkisini gösteren kayıtlar tutulması, sonradan yanlış tesise ait belgenin savunma dosyasına konulmasını önler.

M.10’daki temas noktaları ile m.11’deki rehberler özellikle küçük işletmelerin bilgiye erişimini destekler. İşletme, ihtiyaç duyduğu yardımın talebe yanıt verme, ürün zincirini açıklama veya yetkili makamla iletişim kurma olduğunu belirlemelidir. Resmî destek mekanizması, özel bir denetim şirketinin ticari belgesiyle aynı şey değildir. Hangi hizmetin kamusal bilgilendirme, hangisinin ücretli profesyonel destek olduğu açık tutulmalıdır.

Çevrim içi satışta AB pazarına yönelme

M.4, çevrim içi veya başka mesafeli yöntemle satış teklifinin AB’deki son kullanıcıları hedeflemesi hâlinde piyasada bulundurma kabulünü düzenler. İnternet sitesinin herhangi bir AB ülkesinden açılabilmesi tek başına yeterli değildir. Gerekçe 22; gönderim bölgeleri, kullanılan diller, ödeme araçları, para birimi ve ülkeye yönelik alan adı gibi göstergelerin olay bazında incelenmesini açıklar.

Türk satıcı ürünlerini AB’ye teslim edecek şekilde pazarlıyorsa, yalnız mağazanın Türkiye’de bulunması kapsam incelemesini ortadan kaldırmaz. Aynı şekilde AB’ye yönelmeyen yerel bir teklif, sırf internet üzerinden görülebiliyor diye otomatik olarak aynı konuma sokulmamalıdır. Satış sayfası, teslimat koşulları ve gerçekleşen ticari faaliyet birlikte ele alınır. Arayüzün tarihli kayıtları sonradan değişen tekliflerin ayrılmasını sağlar.

Ürün güvenliğine ilişkin çevrim içi ilan yükümlülükleri farklı bir düzenlemede yer alır. AB GPSR kapsamında çevrim içi ürün ilanı rehberi, sorumlu kişi ve güvenlik bilgilerinin kapsamını açıklar. GPSR bilgilerini tamamlamak zorla çalıştırma zincirinin temiz olduğunu kanıtlamaz; emek zincirini incelemek de güvenlik ilanı yükümlülüklerini kaldırmaz.

Tüzük yeni bir genel denetim sertifikası zorunluluğu getiriyor mu?

M.1/3 açıkça, mevcut AB veya ulusal hukukta bulunanların dışında ilave özen incelemesi yükümlülüğü yaratılmadığını belirtir. Komisyon açıklaması da bu Tüzüğün yeni genel denetim veya raporlama zorunluluğu kurmadığını vurgular. Bu nedenle her ihracatçı belirli isimde bir sertifika almalıdır şeklinde bir iddia için bu metin tek başına dayanak olamaz. Özel sektör denetimiyle kanuni zorunluluk ayrılmalıdır.

Bununla birlikte bilgi talebine yanıt verilmesi ve ürünün ihlal içermediğinin incelenmesi ayrı meselelerdir. M.17’deki ön incelemede işletmenin riski tespit etmek, önlemek, azaltmak, sona erdirmek veya gidermek için yaptığı işlemler sorulabilir. Mevcut özen incelemesi çalışmaları bu aşamada delil sağlar. Dolayısıyla yeni bir genel rapor zorunluluğu bulunmamasını, hiçbir kayıt tutmaya ihtiyaç yok şeklinde yorumlamak doğru değildir.

Bir denetim raporunun bulunması da her ürün ve dönem için kesin uygunluk belgesi değildir. Raporun hangi tesisi, hangi çalışma grubunu ve hangi tarih aralığını kapsadığı kontrol edilir. Üretim yeri değişmişse eski rapor otomatik olarak yeni zinciri açıklamaz. Tedarikçi taahhüdü, sahadaki gerçeklikle ve ilgili ticari kayıtlarla karşılaştırılmalıdır. Hazırlığın amacı dosyada çok sayıda logo toplamak değil, ilgili ürünün gerçek zincirini açıklamaktır.

Risk esaslı incelemede hangi bilgiler önemlidir?

M.14, yetkili makamların risk esaslı yaklaşımını düzenler. Şüphe edilen zorla çalıştırmanın ölçeği ve ağırlığı, pazardaki ürün miktarı ve şüpheli parçanın nihai üründeki payı önceliklendirmede dikkate alınır. Bunlar bir ürünün küçük parçasındaki zorla çalıştırmanın her durumda serbest bırakıldığı bir tolerans kuralı değildir. Önceliklendirme ile m.3’teki yasağın kapsamı ayrı okunmalıdır.

İnceleme olgusal ve doğrulanabilir bilgilere dayanır. Önceki uyum veya uyumsuzluk kayıtları, resmî veri kaynakları, sunulan bilgiler ve ilgili paydaşlardan alınan veriler birlikte ele alınabilir. Bir söylentinin tek başına bütün tedarik zincirini yasakladığı söylenemez. Buna karşılık somut risk işaretini yalnız satıcının inkâr beyanıyla yok saymak da sağlıklı dosya hazırlığı değildir.

M.14/4, mümkün olduğunca riskin meydana geldiği aşamaya yakın ve riski önleme veya sona erdirme üzerinde etkisi yüksek aktörlere odaklanılmasını öngörür. Türk ihracatçının tedarikçi sözleşmesinde gerçek üretim yerini öğrenme ve değişiklikten haberdar olma imkânını kurması bu açıdan önemlidir. Bu sözleşmesel öneri, bütün sorumluluğun tedarikçiye devredilebileceği anlamına gelmez.

İhracatçı için ürün ve tedarikçi dosyası

İlk kayıt, ürünün kimliğidir: model, ürün kodu, parti, hammadde ve önemli bileşenler birbirine bağlanır. İkinci kayıt, her aşamanın gerçek üretim yerini ve tedarikçisini gösterir. Üçüncü kayıt, ilgili çalışma koşulu risklerine yönelik mevcut bilgi ve belgeleri içerir. Dördüncü kayıt, sorun bildirildiğinde hangi işlemin yapıldığını ve sonucun nasıl doğrulandığını açıklar. Bunlar Tüzükte adı konmuş tek tip zorunlu dosyalar değil, uygulanabilir hazırlık başlıklarıdır.

Satın alma faturasıyla üretim yeri aynı şey değildir. Bir aracıdan alınan malın farklı tesislerde üretildiği durumlarda parti bazlı bağlantı kurulmalıdır. Üretici değiştiğinde sözleşme ve teknik dosya güncellenir. Bir tesise ait olumlu denetim raporunun başka tesisin üretimini de kapsadığı ileri sürülmemelidir. Belge kaynağı, tarih ve kapsam kaydı bu tür hataları görünür kılar.

Çalışanlara ilişkin kayıtların paylaşımında güvenlik ve gizlilik korunmalıdır. Risk incelemesi, tüm kimlik belgelerinin kontrolsüz biçimde bütün müşterilere gönderilmesini gerektirmez. İstenen bilginin amacı ve ilgili veri koruma kuralları birlikte ele alınır. Tüzüğün m.32’sindeki gizlilik çerçevesi de yetkili makama sunulacak bilgiler bakımından önemlidir. Ticari sır iddiası ise gerçeğe aykırı veya yanıltıcı bilgi sunma gerekçesi olamaz.

Hazırlık başlığıİlgili bilgiKontrol sorusu
Ürün kimliğiModel, parti ve bileşen listesiHangi malın zinciri inceleniyor?
Üretim aşamasıTesis ve alt tedarikçi kayıtlarıİşlem fiilen nerede yapıldı?
Risk bilgisiTarihli ve doğrulanabilir kayıtlarHangi çalışma koşulu araştırılıyor?
Yapılan işlemİnceleme ve düzeltme kayıtlarıSorun yalnız bildirildi mi, giderildi mi?
AB sunumuTeklif, teslim ve dağıtım belgeleriÜrün hangi pazara yöneltiliyor?

Gümrük belgesi ve sözleşme güvencesi yeterli mi?

M.29/2, serbest dolaşıma veya ihraca izin verilmesini bu Tüzük dahil AB hukukuna uygunluğun kanıtı saymaz. Gümrük işleminin tamamlanmasıyla ürünün bütün hukuk kurallarını karşılaması farklıdır. Türkiye’deki benzer kavramsal ayrım için gümrükten geçen ürünün mevzuata uygunluğu rehberi tamamlayıcıdır; iki hukuk düzeninin maddeleri birbirine karıştırılmamalıdır.

Tedarik sözleşmesinde uygunluk beyanı, bilgi sağlama, üretim yeri değişikliği ve ihlal durumunda iş birliği başlıkları açık düzenlenmelidir. Bununla birlikte sözleşmedeki taahhüt kamu makamının ürün yasağını otomatik olarak etkisizleştirmez. İç ilişkide masraf ve rücu paylaşımı, ürünün piyasadaki durumu ve işçilerin hakları ayrı ele alınır. Hatalı üretim veya ürün zararına ilişkin AB ürün sorumluluğu kuralları da başka bir hukuki mekanizmadır.

Ürün yasağının temel sonuçları

M.20, ihlal belirlendiğinde ürünün piyasaya sunulmasının ve ihracının yasaklanmasını, ilgili ürünlerin piyasadan çekilmesini veya çevrim içi içeriklerinin kaldırılmasını ve gerekli tasfiye işlemlerini düzenler. İhlale konu parça değiştirilebiliyorsa parça odaklı karar verilebilmesi de metinde yer alır. Son kullanıcıya ulaşmış ürünlerin geri alınması ise m.1/2’de kapsam dışında tutulmuştur. Piyasadan çekme ile tüketiciden geri çağırma aynı işlem değildir.

M.21, yeni ve önemli bilgilerle kararın yeniden incelenmesini mümkün kılar. Bu başvuruya ilişkin ayrıntılar, bilgi talebine yanıt ve gümrükte durdurma işlemleri somut dosyada ayrı ele alınmalıdır. Ürünün ticari adını değiştirerek veya aynı zinciri farklı fatura üzerinden sunarak yasak kararını aşmaya çalışmak bir uyum yöntemi değildir. Esas mesele, ilgili ürün ve tedarik zincirindeki gerçek koşulların düzeltilmesidir.

Hazırlık planında sorumlular ve değişiklik kayıtları

İşletme içinde satın alma, üretim, insan kaynakları, dış ticaret ve hukuk birimlerinin hangi bilgiyi sağladığı belirlenmelidir. Satın alma biriminin bildiği tedarikçi değişikliği, dış ticaret dosyasına işlenmemişse güncel olmayan belgeyle sevkiyat hazırlanabilir. Üretim yeri veya alt yüklenici değişikliği için iç bildirim düzeni kurulması bu sorunu azaltır. Bu öneri kanunda belirli isimde bir uyum yöneticisi atanması zorunluluğu bulunduğu anlamına gelmez; işletmenin kendi bilgi akışını ürün yasağına hazırlaması içindir.

Hazırlık dosyasında tamamlandı ibaresi tek başına yeterli değildir. İncelenen ürün grubu, kullanılan kaynak, tespit edilen eksik ve yapılan işlem kaydedilmelidir. Eski bir tedarikçiye ilişkin olumsuz bilginin yeni ürünle bağlantısı bulunmuyorsa bu ayrım da gösterilir. Risk incelemesi ne belgesiz suçlama üretmeli ne de gerçek bulguları ticari kaygıyla gizlemelidir. Sonuç, hangi veriye dayanıldığı görülebilen ve gerektiğinde güncellenebilen bir kayıt olmalıdır.

2027’ye hazırlık amacıyla yapılan sözleşme değişikliklerinde teslimatın aksaması, bilgi talebine cevap, üretim yerinin değişmesi ve kamu makamı kararı çıkması ayrı olaylar olarak düzenlenir. Her olay için otomatik ve sınırsız fesih veya ceza yazılması yerine hukuki dayanak, bildirim ve orantılı ticari sonuç belirlenmelidir. Karşı tarafın sağlayamayacağı bir kesinlikte garanti istemek, gerçek tedarik zinciri incelemesinin yerine geçmez. Taahhüdün uygulanabilirliği ve eldeki bilgilerle doğrulanması birlikte değerlendirilir.

Sık sorulan sorular

AB ürün yasağı ne zaman uygulanır?

M.39 uyarınca genel uygulama 14 Aralık 2027’de başlar. Hazırlık hükümlerinin daha erken uygulanmasıyla bu tarih karıştırılmamalıdır.

Türk menşeli ürünler otomatik olarak kapsam dışında mı?

Hayır. Ürünün veya parçasının üretim zinciri incelenir. Son üretim aşamasının Türkiye’de olması önceki aşamaları dışlamaz.

Yalnız tekstil ve tarım ürünleri mi kapsanır?

Hayır. Tüzük sektör veya menşe bakımından bu şekilde genel bir sınırlama getirmez; ürün tanımı ve zincir koşulları uygulanır.

Küçük işletmeler muaf mı?

Genel ürün yasağından otomatik muafiyet yoktur. İşletmenin büyüklüğü ve kaynakları inceleme yaklaşımında dikkate alınır.

Her ihracatçı zorunlu yeni sertifika almalı mı?

M.1/3 ilave genel özen incelemesi yükümlülüğü yaratmaz. Bu metin tek başına bütün işletmelere belirli bir denetim sertifikası zorunluluğu getirmez.

Çevrim içi satış hangi durumda etkilenir?

M.4, teklifin AB’deki son kullanıcılara yönelmesini esas alır. Sitenin AB’den açılabilmesi tek başına yeterli değildir.

Faturadaki tedarikçiyi bilmek yeterli mi?

Aracı ile gerçek üretim yeri farklı olabilir. İlgili ürün, parti ve üretim aşaması kayıtlarının bağlantısı kurulmalıdır.

Gümrükten geçiş kesin uygunluk kanıtı mı?

Hayır. M.29/2 bunu açıkça ayırır. Diğer hukuk kuralları ve ürünün gerçek üretim koşulları ayrıca değerlendirilir.

Son kullanıcıdaki bütün ürünler geri mi alınır?

M.1/2, AB’de son kullanıcıya ulaşmış ürünlerin geri alınmasını kapsam dışında tutar. Piyasa aşamasındaki çekme ve tasfiye farklıdır.

Denetim raporu her sonraki partiyi güvenceye alır mı?

Otomatik olarak değil. Raporun tesis, dönem, çalışan grubu ve ürün kapsamı kontrol edilmelidir; değişen zincir ayrıca incelenir.

Resmî kaynaklar ve hukuki kapsam

EUR-Lex — (AB) 2024/3015 sayılı Tüzük, özellikle m.1–4, 10–17, 20–21, 29 ve 39; Avrupa Komisyonu kapsam ve uygulama açıklaması; Zorla Çalıştırma Tek Portalı. Bu içerik, 2027 genel uygulamasına hazırlık rehberidir; yürürlük ile uygulama tarihleri ayrı gösterilmiştir.

Yazar ve kontrol: Av. Halil BAKIRCI, Mersin Barosu sicil 3472; 28 Eylül 2026. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosunun fizikî ofisi Mersin’dedir. Türkiye genelindeki hukuki dosyalar Mersin merkezli yönetilir. Tedarik zinciri, sözleşmeler ve ilgili ülke mevzuatı somut dosyada birlikte incelenir.

Hukuki konu hakkında iletişim

İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

Telefonla Araİletişim Bilgileri

tarafından hazırlanmış, Av. Emirhan Keskin tarafından incelenmiştir.

Yazar Bilgisi

, Mersin Barosu 3472 sicil numarasına kayıtlıdır. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, aile, iş, gayrimenkul ve ticaret hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi sunmaktadır.

İnceleyen: Av. Emirhan Keskin · Mersin Barosu Sicil No: 5507

Telefon WhatsApp