Yeni AB Ürün Sorumluluğu Direktifi: 2026 Geçiş Rehberi
Kısa ve net cevap: Yeni AB Ürün Sorumluluğu Direktifi (AB) 2024/2853, hatalı ürünlerin gerçek kişilere verdiği zararlar için sorumluluk kurallarını yeniler. Direktif m.2/1, kapsamı 9 Aralık 2026 tarihinden sonra piyasaya sürülen veya hizmete sunulan ürünlere bağlar; m.22, üye devletlerin iç hukuk düzenlemelerini en geç 9 Aralık 2026’ya kadar yürürlüğe koymasını öngörür. 28 Eylül 2026 itibarıyla bu geçiş tarihi henüz gelmemiştir. Türkiye’deki her satışa doğrudan uygulanan bir Türk kanunu söz konusu değildir. AB pazarına ürün sunan Türk işletmeleri, hedef ülkenin uygulama mevzuatını ve kendi tedarik zincirindeki hukuki rolünü birlikte değerlendirmelidir.
Yeni rejim yalnız fiziksel imalatı ilgilendirmez. Yazılım, dijital üretim dosyası, ürüne bağlı dijital hizmet, güncelleme ve esaslı ürün değişikliği de düzenlemenin kapsamına giren kavramlardır. Bu nedenle ihracat hazırlığı sadece ürünün gümrük evrakını tamamlamakla sınırlı tutulmamalıdır. Tasarım, üretim, yazılım, satış sonrası destek, sözleşme ve sigorta dosyaları aynı ürün kimliği etrafında ilişkilendirilmelidir. Bu rehberin konusu geçiş hazırlığıdır; belirli bir AB ülkesinin ulusal dava usulü ayrıca incelenmelidir.

9 Aralık 2026 geçişinde hangi tarih esas alınır?
Direktif m.2/1, ürünün AB pazarına sürülmesini veya hizmete sunulmasını esas alır. M.4’te piyasaya sürme, ürünün Birlik pazarında ilk kez piyasada bulundurulması olarak tanımlanır. Piyasada bulundurma ise ticari faaliyet kapsamında dağıtım, tüketim veya kullanım için sağlanmayı kapsar; bunun bedel karşılığında veya ücretsiz yapılması tanım bakımından belirleyici değildir. Hizmete sunma da daha önce piyasaya sürülmemiş ürünün Birlikteki ilk ticari kullanımına ilişkindir.
Bu nedenle imalat tarihi, sipariş tarihi, Türkiye’den çıkış tarihi ve AB pazarında ilk sağlama tarihi ayrı kaydedilmelidir. Hepsinin aynı gün olduğu kabul edilemez. Geçiş incelemesinde yalnız ambalaj üzerindeki üretim yılına bakmak yeterli olmaz. Dağıtım ve teslim belgeleri, ürünün hangi ticari işlemle hangi pazarda ilk kez sunulduğunu açıklamalıdır. Ürün listesi ile sevkiyat listesi arasında seri veya parti numarası üzerinden bağlantı kurulması bu açıdan önemlidir.
M.21, 85/374/AET sayılı eski Direktifin 9 Aralık 2026’dan itibaren kaldırılmasını düzenlerken, o tarihten önce piyasaya sürülen veya hizmete sunulan ürünlerde eski rejimin uygulanmaya devam edeceğini belirtir. Dolayısıyla yeni Direktifin yürürlüğe girmiş bulunması, eski ürünlere ilişkin bütün dosyaları yeni hükümlere taşımaz. Zararın daha sonra ortaya çıkması ile ürünün hangi rejime tabi olduğu farklı sorulardır. Geçiş için ürünün piyasaya sunulma kaydı korunmalıdır.
Üye devletin iç hukuka aktarma düzenlemesi de ayrıca okunmalıdır. Direktif, bütün ülkelerde aynı mahkeme formunun veya aynı idari başvuru ekranının kullanılacağı anlamına gelmez. M.22’deki uyum süresi, uygulama ülkesindeki ulusal metnin doğrulanması gereğini ortadan kaldırmaz. Bu yazıda herhangi bir ülkenin aktarma işlemini tamamladığı ileri sürülmemektedir; hazırlık, Direktifin açık ortak kuralları üzerinden açıklanmaktadır.
Türk üretici ve ihracatçı neden bu düzenlemeyi incelemelidir?
Üretim yerinin Türkiye olması ile ürünün AB pazarına sunulması birbirini dışlamaz. Direktif m.8, Birlik dışında yerleşik üreticiye ait ürünlerde AB içindeki ithalatçı ve yetkili temsilci gibi kişileri sorumluluk düzenine dahil eder; bunu dışarıdaki üreticinin sorumluluğunu ortadan kaldırmadan yapar. Türk üreticinin “AB’de ithalatçım var, bütün risk ona geçti” şeklinde tek cümleyle dosyayı kapatması bu nedenle doğru değildir.
İhracatçı kendi rolünü somutlaştırmalıdır. Kendi markasıyla ürün yaptıran işletme, fason üretici, bileşen üreticisi ve yalnız ticari aracılık yapan şirket aynı konumda değildir. M.4’te üretici tanımı, başkasına ürün tasarlatan veya ürettiren ve kendi adı ya da markasıyla kendisini üretici olarak sunan kişileri de kapsar. Sözleşme başlığındaki “distribütör” veya “tedarikçi” ifadesi gerçek faaliyetin incelenmesi yerine geçmez.
Türkiye’deki ürün sorumluluğu ile AB’deki yeni rejim farklı kaynaklara dayanır. Sitedeki 7223 sayılı Kanun kapsamında ürün sorumluluğu zamanaşımı rehberi Türkiye’deki düzeni ele alır. Oradaki bir başlangıç tarihini veya talep koşulunu, AB Direktifine aynen aktarmak doğru değildir. Sözleşmenin tabi olduğu hukuk, zarar iddiasının hukuki temeli ve başvurulacak ülke ayrıca belirlenmelidir.
Yazılım ve dijital üretim dosyaları neden ürün tanımında?
M.4/1, taşınır eşyaların yanında elektrik, hammaddeler, yazılım ve dijital üretim dosyalarını açıkça ürün tanımına alır. Bir yazılımın kutu içinde satılmaması, fiziksel taşıyıcıya yüklenmemesi veya başka cihaza bağlanması, onu tanımın dışında bırakmak için yeterli değildir. Teknik ürün envanteri hazırlanırken yalnız depoda duran mal listesi değil, ticari olarak sunulan dijital çıktılar da değerlendirilmelidir.
Dijital üretim dosyası, makinelerin veya araçların otomatik kontrolünü mümkün kılarak maddi bir nesnenin üretilmesi için gerekli işlevsel bilgiyi içeren dijital sürüm veya şablondur. Her çizim, tanıtım resmi veya açıklama belgesi bu tanıma kendiliğinden girmez. Dosyanın işlevi belirlenmelidir: üretim sürecini otomatik yönetmeye yarayan veri ile yalnız ürünü anlatan görsel aynı şey değildir. Teknik dosya tesliminin hukuki niteliği bu ayrımdan hareketle saptanır.
M.4/3’teki bağlantılı hizmet, yokluğu ürünün bir veya daha fazla işlevini yerine getirmesini engelleyen, ürüne entegre veya ürünle bağlantılı dijital hizmettir. Üreticinin kontrolü kavramı da güncelleme, yükseltme ve ürün değişiklikleriyle ilişkilendirilmiştir. Bu nedenle bulut hizmeti, yazılım bileşeni ve fiziksel cihaz arasındaki teknik ilişki sözleşmede görünür olmalıdır. Ürüne sonradan bağlanan her üçüncü kişi hizmetinin üreticinin kontrolünde bulunduğu ise otomatik kabul edilmez.
Ürünün hatalı olması ile garanti kapsamında arıza aynı şey midir?
M.7, kişinin beklemeye hakkı olan veya mevzuatın gerektirdiği güvenliği sağlamayan ürünü hatalı kabul eder. Bu ölçüt, yalnız satış sözleşmesindeki performans beklentisi değildir. Bir ürünün ticari beklentiyi karşılamaması, bu özel zarar sorumluluğunun bütün şartlarının oluştuğunu göstermez. Tersinden, ürünün garanti süresinin sona ermesi de güvenlik kaynaklı zarar iddiasını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Kullanılan hukuki yol açıkça belirlenmelidir.
Değerlendirmede etiket, tasarım, teknik özellik, ambalaj, montaj ve kullanım talimatları; makul olarak öngörülebilen kullanım; diğer ürünlerle etkileşim; kullanıcının özellikleri ve ilgili güvenlik gereklilikleri dikkate alınır. Öğrenmeye devam eden veya yeni özellik kazanan ürünler de m.7’de açıkça ele alınır. Böylece yalnız ilk teslim anındaki donanım listesine bakılarak bütün sonraki güvenlik davranışı dışarıda bırakılamaz.
Daha iyi bir modelin veya güncellemenin çıkması ise tek başına önceki ürünü hatalı yapmaz. M.7/3 bunu açıkça ayırır. İşletme için doğru yaklaşım, “yeni model var” tartışması yerine hangi güvenlik beklentisinin hangi teknik veriyle karşılandığını göstermek olmalıdır. Geri çağırma veya yetkili makam müdahalesi önemli bir değerlendirme unsurudur; ancak dava dosyasındaki diğer sorumluluk şartlarının yerine geçmez.
Yeni Direktif hangi zarar türlerine uygulanır?
M.5 ve 6, gerçek kişilerin uğradığı belirli zararları ele alır. Ölüm ve bedensel zarar yanında tıbben tanınan psikolojik sağlık zararı da kapsamda sayılır. Malvarlığına ilişkin zararlar için istisnalar vardır: hatalı ürünün kendisi, üreticinin kontrolü içinde ürüne entegre edilmiş hatalı bileşenin zarar verdiği ilgili ürün ve yalnız mesleki amaçlarla kullanılan mallar ayrı değerlendirilir. Bu nedenle her tamir faturası otomatik olarak aynı Direktif tazminatı değildir.
Mesleki amaçlarla kullanılmayan verilerin yok olması veya bozulması da m.6/1-c’de yer alır. Burada yalnız “veri zararı” başlığı açmak yeterli değildir; zarar gören verinin kullanım amacı ve bozulma veya yok olma olgusu gösterilmelidir. Bir işletmenin ticari veritabanına ilişkin her kaybın bu bent kapsamında olduğu ileri sürülmemelidir. Başka sözleşmesel veya kanuni talep yollarının varlığı ise ayrıca incelenir.
M.6, belirtilen zararların doğurduğu maddi kayıpları kapsar; manevi nitelikteki kayıplar bakımından ulusal hukuka işaret eder. Bu düzen, her ülkede aynı miktarda otomatik tazminat ödeneceği anlamına gelmez. Zararı, miktarı ve ürünle bağlantıyı gösteren belgeler gerekir. Kullanıcı talebinde ürün bedelinin iadesi, sağlık zararı, veri kaybı ve başka malın zarar görmesi ayrı satırlarda açıklanmalıdır.
İthalatçı, yetkili temsilci ve dağıtıcı aynı sorumlulukta mı?
M.8, ürünün üreticisi ve koşulları varsa hatalı bileşenin üreticisiyle başlar. Üretici AB dışında yerleşikse ithalatçı ve yetkili temsilci de düzenlenmiştir. AB içinde ithalatçı veya yetkili temsilci bulunmayan durumda sipariş karşılama hizmeti sağlayıcısı ayrıca gündeme gelir. Bu hizmetin m.4’teki tanımı belirli faaliyetlerin birlikte yürütülmesine dayanır; sırf bir paket taşınması bütün lojistik işletmelerini aynı sıfata sokmaz.
Dağıtıcının konumu ayrıca düzenlenmiştir. AB içinde ilgili sorumlu işletmeci belirlenemediğinde, zarar görenin talebi üzerine sorumlu işletmeciyi veya kendisine ürünü sağlayan dağıtıcıyı bir ay içinde bildirmemesi m.8/3 kapsamında önem taşır. Bu nedenle tedarikçi kimliği ve ürünün kaynağına ilişkin kayıtlar satış sonrasında da erişilebilir tutulmalıdır. Genel bir şirket unvanı listesi yerine ilgili ürün ve partiyle bağlantı kurulmalıdır.
Çevrim içi platformlar bakımından m.8/4, Dijital Hizmetler Tüzüğünün belirli koşullarına atıf yapar. Her pazaryerinin her ürün zararı için otomatik olarak üretici sayıldığını söylemek doğru değildir. Platformun rolü, satışın sunuluşu ve ilgili hukuki koşullar ayrı değerlendirilir. Bu rehberdeki rol tablosu, sözleşme ve fiili faaliyet kontrolünün başlangıcıdır; tek başına tarafların nihai sorumluluğunu belirlemez.
Üretici dosyasında delil ve teknik kayıtların önemi
M.9, yeterli olgu ve delille desteklenen taleplerde karşı tarafın elindeki ilgili delillerin açıklanmasını düzenler. Açıklama gerekli ve ölçülü olmalı; gizli bilgiler ve ticari sırlar korunmalıdır. M.10 ise belirli koşullarda hatalılık veya nedensellik bakımından çürütülebilir karineler içerir. Bu hükümler, zarar iddiasını inceleyen işletmenin teknik kayıtları rastgele silmemesini ve hangi sürümün hangi üründe kullanıldığını açıklayabilmesini önemli hâle getirir.
Teknik karmaşıklık bulunması tek başına her davanın kabulünü sağlamaz. Karinenin koşulları ve karşı tarafın çürütme hakkı birlikte değerlendirilir. İhracatçı, araştırma raporunu, ürünün sürüm bilgisini, güncelleme tarihini ve bildirilen kullanım koşulunu ayrı kaydetmelidir. CRA güvenlik açığı ve olay bildirimi kapsamındaki kayıtlarla ürün sorumluluğu dosyası arasında bağlantı kurulabilir; bildirim yapılmış olması tek başına tazminat sorumluluğunun kabulü veya reddi değildir.
İhracat sözleşmesi ve sigorta poliçesinde hangi ayrım yapılmalı?
M.15, Direktiften doğan sorumluluğun zarar görene karşı sözleşmeyle sınırlanmasını veya kaldırılmasını engeller. Bu nedenle üretici ile ithalatçının kendi aralarında yaptığı masraf paylaşımı, zarar görenin hakkını otomatik olarak ortadan kaldırmaz. İç ilişkideki rücu ve ödeme düzeni ile dış ilişkideki tazminat hakkı ayrı tutulmalıdır. M.12 ve 14’teki birlikte sorumluluk ve rücu hükümleri bu ayrım için önemlidir.
İhracatçı poliçesini de yalnız teminat başlığına bakarak değerlendirmemelidir. Ürün ve faaliyet tanımı, coğrafi kapsam, yazılım veya bağlantılı hizmete ilişkin hükümler, bildirim yükümlülüğü ve istisnalar sözleşmeden kontrol edilmelidir. Bu öneri belirli bir sigorta ürününün bütün riskleri karşıladığı iddiası değildir. Amaç, ticari sözleşmede üstlenilen yükümlülüklerle gerçekten düzenlenmiş sigorta koruması arasında fark bulunup bulunmadığını görmektir.
Sorumluluktan kurtulma nedenleri neden ayrıca belgelenmelidir?
Direktif m.11, ekonomik işletmecinin ispatlayabileceği belirli sorumluluktan kurtulma nedenleri düzenler. Ürünün ilgili kişi tarafından piyasaya sürülmemiş olması, zarara neden olan hatanın ilgili anda bulunmaması, hatanın zorunlu hukuki gerekliliklere uyumdan kaynaklanması ve bilimsel-teknik bilginin durumuna ilişkin savunma bunlar arasındadır. Bu başlıklar genel bir “üretimde kusurumuz yok” cümlesine indirgenmemelidir. Her savunma, hangi ürün ve hangi teknik olgu üzerinden ileri sürüldüğü açıklanarak kurulmalıdır.
Üretici kontrolündeki bağlantılı hizmet, yazılım, güvenliği sürdürmek için gerekli güncellemenin eksikliği veya esaslı değişiklikten kaynaklanan hatalarda m.11/2 özel bir sınır getirir. İşletme, yalnız ürünün ilk satışta sorunsuz bulunduğunu ileri sürerek bu sonradan oluşan kontrol alanını inceleme dışında bırakamaz. Bu nedenle güncellemeyi hazırlayan, yayımlayan, dağıtan ve kullanıcıya bildiren kişilerin görevleri dosyada görünür olmalıdır. Sözleşmedeki destek taahhüdü ile fiilen yürütülen destek süreci karşılaştırılmalıdır.
Bilimsel ve teknik bilginin durumu bakımından da şirketin kendi çalışanlarının bilgi düzeyi ile objektif bilgi düzeyi aynı şey değildir. M.11/1-e, objektif bilimsel ve teknik bilgi durumunu esas alır. Ayrıca m.18, üye devletlerin bu savunmaya ilişkin belirli farklı düzenlemelerine imkân tanır. Bu nedenle ihracatçı bütün AB ülkelerinde tek ve değişmez bir savunma bulunduğunu varsaymamalıdır; hedef ülkenin aktarma metni ve ilgili özel hüküm birlikte incelenmelidir.
Zamanaşımı ile sorumluluğun sona erme süresi aynı değildir
M.16’daki üç yıllık zamanaşımı, zarar görenin zararı, ürünün hatalılığını ve sorumlu ekonomik işletmecinin kimliğini öğrendiği veya makul olarak öğrenmesi gerektiği güne bağlanır. M.17’deki on yıllık süre ise farklı bir başlangıç ve işleve sahiptir; esas olarak zarara yol açan ürünün piyasaya sürülmesi veya hizmete sunulmasıyla ilişkilidir. Esaslı değiştirilmiş ürünlerde değişiklik sonrası sunum ayrıca düzenlenmiştir. Bu tarihler garanti süresiyle karıştırılmamalıdır.
Bedensel zararın gizli kalması nedeniyle on yıllık dönem içinde dava başlatılamayan durumda m.17/2 yirmi beş yıllık özel sona erme süresi öngörür. Bu, bütün ürünler için herkese tanınmış yirmi beş yıllık garanti değildir. Dava açılmasının etkisi ve zamanaşımının durması veya kesilmesine ilişkin ulusal hükümler ayrıca değerlendirilir. Teknik kayıt saklama planı hazırlanırken yalnız ticari garanti belgesindeki süreye bakılması bu nedenle eksik bir değerlendirmedir.
Geçiş için hazırlanacak çalışma dosyası
İlk dosya, ürün ve sürüm envanteridir. İkinci dosya, AB’deki üretici, ithalatçı, temsilci, dağıtıcı ve diğer aktörleri gerçek rolleriyle gösterir. Üçüncü dosya, tarih ve teslim kayıtlarını tutar. Dördüncü dosya, teknik güvenlik değerlendirmesi, kullanım talimatı ve satış sonrası değişiklikleri ilişkilendirir. Bu dört bölümün aynı ürün kimliği üzerinden konuşması, yalnız çok sayıda belge biriktirmekten daha yararlıdır.
| Kontrol | Aranacak kayıt | İlgili hüküm |
|---|---|---|
| Geçiş rejimi | İlk AB piyasaya sunum veya hizmete sunum kaydı | M.2, 4, 21–22 |
| Ürün kapsamı | Fiziksel ve dijital ürün listesi | M.4 |
| Güvenlik değerlendirmesi | Talimat, test, değişiklik ve güncelleme kayıtları | M.7 |
| Sorumlu aktör | Tedarik ve temsil sözleşmeleri | M.8 |
| Zarar iddiası | Zarar türü, teknik ilişki ve ilgili deliller | M.6, 9–10 |
| İç ilişki | Rücu, masraf paylaşımı ve sigorta hükümleri | M.12, 14–15 |
Gümrükten geçiş ile ürünün bütün teknik ve hukuki şartları karşılaması aynı anlama gelmez. Türkiye’deki ayrım için gümrükten geçen ürünün mevzuata uygunluğu hakkındaki yazı tamamlayıcıdır. AB geçiş dosyasında ise hedef ülkenin yürürlükteki aktarma mevzuatı ayrıca kontrol edilmeli, eski ve yeni ürün kayıtları aynı kurala tabiymiş gibi birleştirilmemelidir.
Sık sorulan sorular
Yeni AB Ürün Sorumluluğu Direktifi bugün bütün ürünlere uygulanıyor mu?
Hayır. 28 Eylül 2026 itibarıyla m.2/1’deki 9 Aralık 2026 sonrası ürünler için öngörülen geçiş tarihi henüz gelmemiştir.
Üye devletlerin iç hukuka aktarma süresi nedir?
M.22, gerekli ulusal düzenlemelerin en geç 9 Aralık 2026’ya kadar yürürlüğe konulmasını öngörür.
Eski ürünlerde hangi düzenleme esas alınır?
M.21, 9 Aralık 2026’dan önce piyasaya sürülen veya hizmete sunulan ürünlerde 85/374/AET rejiminin uygulanmaya devam edeceğini düzenler.
Türkiye’de imal edilen ürün kapsam dışında mı kalır?
Üretim yerinin Türkiye olması tek başına kapsam dışında bırakmaz. AB pazarına sunum ve m.8’deki ekonomik işletmeci rolleri incelenir.
Yazılım ve dijital üretim dosyaları ürün sayılır mı?
Evet. M.4/1 bunları açıkça ürün tanımına dahil eder. İlgili istisnalar ve tanımlar ayrıca uygulanır.
Her ürün arızası bu Direktife göre tazminat doğurur mu?
Hayır. Güvenlik bakımından hatalılık, kapsam içindeki zarar ve nedensellik değerlendirilir. Garanti veya bedel iadesi farklı hukuki talepler olabilir.
İthalatçıyla sorumsuzluk anlaşması mağduru bağlar mı?
M.15 uyarınca Direktiften doğan sorumluluk zarar görene karşı sözleşmeyle sınırlanamaz veya kaldırılmaz. İç ilişkideki rücu ayrı değerlendirilir.
Her çevrim içi pazaryeri otomatik olarak üretici sayılır mı?
Hayır. M.8/4 ve atıf yapılan Dijital Hizmetler Tüzüğü koşulları ile platformun gerçek rolü birlikte incelenir.
Resmî kaynak ve hukuki kapsam
EUR-Lex: (AB) 2024/2853 sayılı Ürün Sorumluluğu Direktifinin resmî metni. Başlıca dayanaklar m.2, 4–10, 12, 14–15 ve 21–22’dir. Metin bir AB direktifidir; Türkiye’deki bütün uyuşmazlıklara doğrudan uygulanan bir kanun gibi sunulmamaktadır. Hedef üye devletin iç hukuk düzenlemesi ayrıca doğrulanmalıdır.
Av. Halil BAKIRCI — Mersin Barosu, Sicil 3472
Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosunun fizikî ofisi Mersin’dedir. Türkiye genelindeki hukuki süreçler Mersin merkezli yönetilir.
Kaynak kontrolü: 28 Eylül 2026. İçerik, AB’ye ürün sunan işletmeler için genel hukuki hazırlık bilgisidir. Ürün, sözleşme, zarar ve hedef ülke mevzuatı somut dosyada birlikte incelenmelidir.
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
