Müdafisiz Kolluk İfadesinin Hükme Esas Alınmaması Talep Dilekçesi | CMK 148/4 Word
Kısa cevap: Müdafi hazır bulunmaksızın polis veya jandarma tarafından alınan ifade, şüpheli ya da sanık tarafından hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz. CMK m.148/4’teki bu kural için ayrıca baskı, tehdit veya kötü muamele ispatlamak gerekmez; kolluk ifadesinin müdafisiz alınması ve sonradan hâkim veya mahkeme önünde doğrulanmaması yeterlidir. Kovuşturma başladıysa sanık veya müdafii, davayı gören ceza mahkemesine yazılı talep sunarak hangi tutanağın kapsam dışı bırakılmasını istediğini, müdafiin bulunmadığını ve sonraki beyanın önceki ifadeyi doğrulamadığını somut kayıtlarla göstermelidir. Bu dilekçe, ifadenin dosyadan fiziksel olarak silinmesini değil; mahkûmiyet veya başka bir aleyhe hüküm sonucunda kullanılmamasını ister.

Güncelleme: 5 Ekim 2026 · Hukuki dayanak: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.148/4, m.213 ve m.217.
Bu Word dilekçesi hangi somut ihtiyaç için hazırlanmıştır?
Bu örnek, ceza davası dosyasında sanığın müdafii olmadan kollukta alınmış bir ifade bulunduğu ve sanığın bu ifadeyi daha sonra hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulamadığı durum içindir. Uygulamada iddianame, esas hakkındaki mütalaa veya gerekçeli karar taslağı niteliğindeki bir değerlendirme; polis ya da jandarma tutanağındaki kabul, ikrar, para miktarı, iletişim açıklaması veya olay anlatımına dayanabilir. Başvurunun amacı, mahkemenin bu tutanağa hangi sınır içinde yaklaşması gerektiğini duruşma bitmeden açıkça kayda geçirmektir.
Dilekçenin başlığı, soruşturmadaki genel “avukat talebi”nden farklıdır. Soruşturma sürerken müdafi istenmesi, zorunlu müdafi görevlendirilmesi veya ifade işleminin ertelenmesi ayrı taleplerdir. Buradaki örnek, alınmış olan müdafisiz kolluk ifadesinin kovuşturmadaki delil kullanımına yöneliktir. İddianame kabul edilmemişse Cumhuriyet başsavcılığına da kayıt düşülebilir; fakat “hükme esas almama” kararını verecek makam, hükmü kuracak mahkemedir.
Hüküm daha önce kurulmuşsa bu örnek tek başına istinaf veya temyiz dilekçesi yerine geçmez. Müdafisiz kolluk ifadesinin gerekçeli kararda kullanıldığı görülüyorsa, kanun yolu türü, süre, başvuru mercii ve kararın tebliğ durumu ayrıca değerlendirilmelidir. Bu sayfadaki Word belgesi esas olarak ilk derece yargılamasında, deliller tartışılırken veya esas hakkındaki mütalaaya karşı savunma sunulurken kullanılacak talep şablonudur.
CMK 148/4 kuralının dört ayrı koşulu
Sağlıklı bir dilekçe, kanun metnini tekrar etmekle yetinmez. Dosyadaki tutanağın hükmün dört unsuruna nasıl uyduğunu tek tek gösterir:
- Bir “ifade” bulunmalıdır: Şüphelinin suç isnadı hakkında kollukça alınan anlatımı söz konusudur. Yakalama tutanağı, üst arama kaydı, teşhis, yer gösterme, bilgi alma tutanağı veya olay yeri belgesi aynı işlem değildir. Belgenin başlığı kadar içeriğine ve hangi sıfatla imzalatıldığına bakılır.
- İşlemi kolluk yapmış olmalıdır: Polis veya jandarma tarafından alınan ifade bu özel kurala tabidir. Cumhuriyet savcısının aldığı ifade ile hâkim sorgusu aynı kategoriye girmez; onların hukuki denetimi başka hükümlerle yapılır.
- Müdafi hazır bulunmamış olmalıdır: İfade başladığında ve devam ederken müdafiin fiilen katılıp katılmadığı tutanak, görev yazısı, ifade saatleri ve imza bölümüyle kontrol edilir. Sonradan bir avukatın dosyaya vekâletname sunması, önceki ifade anında hazır bulunulduğu anlamına gelmez.
- Sonradan doğrulama bulunmamalıdır: Şüpheli veya sanık, hâkim sorgusunda ya da mahkeme huzurunda önceki kolluk ifadesini açıkça benimsememiş olmalıdır. Reddetme, düzeltme, kısmen açıklama veya susma kaydı somut tutanaktan gösterilir.
Bu koşullardan biri yoksa CMK m.148/4’e dayalı talebin kapsamı değişir. Örneğin kolluk ifadesi müdafi huzurunda alınmışsa, beyanın yasak yöntemle elde edildiği veya tutanağa yanlış geçirildiği ileri sürülebilir; ancak yalnız m.148/4’ün “müdafisiz ifade” koşulu gerçekleşmez. Aynı şekilde işlem Cumhuriyet savcısı tarafından yapılmışsa, savcılık ifadesini kolluk ifadesi gibi nitelemek doğru değildir.
“Doğrulama” dosyada nasıl denetlenir?
Kanun, müdafisiz kolluk ifadesinin hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli ya da sanık tarafından doğrulanmasını arar. Bu nedenle kolluk ifadesinden sonraki tüm tutanaklar kronolojik sıraya konulmalıdır: sulh ceza hâkimliği sorgusu, tutuklama veya adlî kontrol sorgusu, tensip sonrası savunma, ilk celse ve sonraki oturumlar. Her tutanakta önceki ifadeye ilişkin soru ve verilen cevap ayrı işaretlenir.
“Önceki ifadem doğrudur, tekrar ederim” gibi açık bir beyan doğrulama yönünde güçlü kayıttır. Buna karşılık “olay günü oradaydım” biçimindeki tek bir olgunun kabulü, kolluk tutanağındaki bütün anlatımın benimsendiğini kendiliğinden göstermez. Sanık bazı bölümleri kabul edip bazı bölümleri reddetmişse, mahkeme hangi cümlenin hangi sonraki beyanla doğrulandığını somutlaştırmalıdır. Dilekçede toptan ve belirsiz bir “hiç doğrulamadım” cümlesi yerine ilgili tutanak sayfası ile gerçek açıklama gösterilir.
Susma hakkının kullanılması da önceki beyanın açıkça doğrulandığı varsayımına dönüştürülmemelidir. Bununla birlikte her dosyanın tutanak dili ve yargılama akışı farklıdır. Dilekçede, sanığın sorguda veya duruşmada ne söylediği değiştirilmeden aktarılmalı; söylenmemiş bir ret, düzeltme ya da baskı iddiası üretilmemelidir. Varsa SEGBİS çözüm tutanağı ve ses-görüntü kaydı da yazılı tutanakla birlikte değerlendirilmek üzere istenebilir.
İfadenin dosyada bulunması ile hükme esas alınması farklıdır
CMK m.148/4, müdafisiz kolluk ifadesinin mutlaka dosyadan çıkarılacağını söylemez. Düzenlemenin açık sonucu, doğrulanmayan ifadenin hükme esas alınamamasıdır. Bu ayrım dilekçenin talep bölümünde korunmalıdır. “Belge yok hükmündedir, dosyadan silinsin” gibi kanun metnini aşan bir sonuç yerine, tutanağın aleyhe delil veya mahkûmiyet gerekçesi yapılmaması istenir.
İddianamede bu ifadeye yer verilmiş olması doğrulama koşulunu tamamlamaz. Cumhuriyet savcısının tutanağı özetlemesi, kolluk görevlisinin belgeyi imzalaması veya başka bir sanığın aynı olayı anlatması; şüpheli ya da sanığın hâkim veya mahkeme huzurunda kendi ifadesini doğrulaması değildir. Mahkeme delilleri tartışırken bu özel kullanım yasağını bağımsız biçimde gözetmelidir.
İfadenin dışlanması da otomatik beraat sonucu doğurmaz. Dosyada kamera kaydı, iletişim tespiti, tanık, uzman raporu, fiziki delil veya başka hukuka uygun deliller bulunabilir. Mahkeme bu kalan delilleri birbirinden bağımsız olarak değerlendirir. Talep dilekçesinde “müdafisiz ifade kullanılmasın” sonucu ile “kalan deliller mahkûmiyet için yeterli değildir” savunması iki ayrı başlıkta kurulmalıdır.
CMK 213 neden birlikte değerlendirilmelidir?
CMK m.213, sanığın duruşmadaki açıklaması ile önceki beyanı arasında çelişki bulunduğunda hangi tutanakların okunabileceğini düzenler. Kanundaki gruplar hâkim veya mahkeme huzurundaki açıklamalar, Cumhuriyet savcısının aldığı ifade ve müdafiin hazır bulunduğu kolluk ifadesidir. Müdafisiz kolluk ifadesi bu sayımda yer almaz.
Bu nedenle aynı tutanak hem m.148/4 bakımından hükme esas alma hem de m.213 bakımından duruşmada çelişki gidermek amacıyla okuma yönünden incelenir. Sanığın “polis ifademi kabul etmiyorum” demesi üzerine müdafisiz kolluk tutanağının içeriğini okuyup çelişki yaratmak, m.213’ün özel koşullarıyla bağdaşmayabilir. Word örneğinde her iki talep ayrı cümlelerle yer alır.
Sitedeki sanığın önceki ifadesinin okunması talep dilekçesi, okunabilecek önceki beyanları olumlu yönden ele alır. Buradaki yazı ise bunun ters sınırını, yani müdafisiz kolluk ifadesinin m.213 kapsamındaki çelişki okumasında kullanılmamasını somut bir savunma talebine dönüştürür. Böylece iki yazının kullanıcı niyeti ve istenen mahkeme işlemi farklıdır.
Yasak ifade yöntemleriyle CMK 148/4 aynı şey değildir
CMK m.148/1-3, beyanın özgür iradeye dayanmasını; kötü davranma, işkence, ilaç verme, yorma, aldatma, cebir, tehdit ve kanuna aykırı yarar vaadi gibi yöntemlerin kullanılmamasını düzenler. Bu yasak yöntemlerle alınan ifade, kişi sonradan rıza gösterse bile delil olarak değerlendirilemez. CMK m.148/4 ise farklı bir özel güvence kurar: Müdafi yoksa, kolluk ifadesinin hükme esas alınabilmesi için hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulama gerekir.
Dolayısıyla müdafisiz kolluk ifadesine itiraz eden sanık, ayrıca işkence veya tehdit iddiası ileri sürmek zorunda değildir. Gerçekten baskı, yorma, aldatma veya hukuka aykırı vaat varsa bunlar ayrı olay, saat, kişi ve belgeyle açıklanır. Dosyada böyle bir olgu yoksa yalnız dilekçeyi güçlendirmek amacıyla yasak yöntem iddiası eklenmez. CMK 148 yasak ifade yöntemleri rehberi bu ayrı denetimin kapsamını açıklar.
Zorunlu müdafilik de ayrı bir katmandır. Çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz kişi ile CMK m.150/3’teki ceza alt sınırı koşulunu taşıyan isnatlarda müdafi görevlendirilmesi talebe bağlı değildir. Böyle bir dosyada müdafisiz ifade yalnız m.148/4 değil, zorunlu müdafilik ve savunma hakkı yönünden de incelenir. Ancak her müdafisiz ifade, zorunlu müdafilik ihlali demek değildir; kişinin yaşı, durumu ve isnadın kanuni ceza alt sınırı gerçek dosyadan saptanmalıdır.
Başvuru hangi mahkemeye ve ne zaman yapılır?
Kovuşturma evresinde dilekçe, davayı gören asliye ceza veya ağır ceza mahkemesine, dosyanın esas numarasıyla sunulur. Özel görevli başka bir ceza mahkemesi varsa başlık o mahkemeye göre yazılır. Dilekçe “delil itirazı ve hükme esas almama talebi” niteliğindedir; ayrı bir dava açılmaz ve bu talep için bağımsız bir harç ödenmez.
CMK m.148/4 talebi için kanunda, ilk derece yargılaması içinde başlı başına belirlenmiş ayrı bir gün sayısı bulunmaz. Yine de deliller tartışılmadan ve hüküm kurulmadan önce, mümkün olan ilk aşamada sunmak güvenlidir. Sanığın sorgusu sırasında doğrulamadığı açıkça kaydedilmeli; ilk celsede veya tutanak öğrenildiğinde yazılı talep verilmeli; esas hakkındaki mütalaaya cevapta konu yeniden somutlaştırılmalıdır.
Mahkeme talebi ara kararla reddederse karar ve gerekçe tutanağa geçirtilmelidir. Hüküm kurulmuş ve müdafisiz kolluk ifadesi gerekçede kullanılmışsa, sorun kanun yolu dilekçesinde kararın gerçek tarihi, tebliği ve uygulanacak güncel süreye göre ileri sürülür. Bu sayfa belirli bir dosya için kanun yolu süresi hesaplamaz; süre, hükmün türü ve bildirim şekli görülmeden varsayım kurulmaz.
Dilekçeye eklenecek gerçek kayıtlar
- Müdafi bulunmadan alınan kolluk ifade tutanağının tüm sayfaları ve imza bölümü.
- İfadenin başlangıç-bitiş saati ile müdafi talebi veya görevlendirme saatini gösteren kayıtlar.
- Yakalama, gözaltı, nezarethane ve hak bildirim formları.
- Varsa baro görevlendirme yazısı, görev kabul kaydı ve avukatın kolluğa geliş saati.
- Sulh ceza hâkimliği sorgu tutanağı ve kararı.
- Sanığın savunmasının alındığı bütün duruşma tutanakları.
- Varsa SEGBİS çözümü, ses-görüntü kaydı ve bunların istenmesine ilişkin dilekçe.
- İddianame veya esas hakkındaki mütalaanın müdafisiz ifadeye atıf yapan sayfaları.
- Başka bir ihlal ileri sürülüyorsa bu iddiayı destekleyen sağlık, kamera, tanık veya iletişim kayıtları.
Ek listesi dosyanın gerçek içeriğine göre daraltılır. “Her türlü delil” yazmak, mevcut temel belgelerin adını belirtmenin yerini tutmaz. Özellikle kolluk ifadesi ile hâkim/mahkeme beyanı yan yana konulmalı; hangi cümlenin doğrulanmadığı, değiştirildiği veya reddedildiği sayfa numarasıyla gösterilmelidir.
Örnek müdafisiz kolluk ifadesinin hükme esas alınmaması talep dilekçesi
[…..] CEZA MAHKEMESİNE
DOSYA NO: [Esas numarası]
SANIK: [Ad-soyad, T.C. kimlik no, adres]
MÜDAFİİ: [Avukat, baro ve sicil, adres]
KONU: Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan [tarih] tarihli ifadenin CMK m.148/4 gereğince hükme esas alınmaması, CMK m.213 kapsamında okunmaması ve talebin tutanağa geçirilmesi istemidir.
AÇIKLAMALAR
1. Dosyadaki [kolluk birimi] tarafından düzenlenen [tarih-saat] tarihli ifade tutanağı, sanığın müdafii hazır bulunmadan alınmıştır. Tutanakta müdafiin adı ve imzası bulunmamaktadır / müdafi talebine ilişkin gerçek kayıt şöyledir: [tutanak cümlesi].
2. Sanık bu beyanı hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulamamıştır. [Sorgu/duruşma] tarihli tutanağın [sayfa-paragraf] bölümünde “[gerçek beyan]” denilmiştir. Önceki anlatımın bütünüyle benimsendiğine ilişkin açık bir kayıt bulunmamaktadır; [reddetme veya düzeltme] ayrıca tutanağa geçmiştir.
3. CMK m.148/4 uyarınca müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli ya da sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz. Somut tutanak bu özel sınıra tabidir.
4. CMK m.213, çelişki hâlinde okunabilecek önceki beyanlar arasında müdafiin hazır bulunduğu kolluk ifadesini saymaktadır. Müdafisiz tutanağın duruşmada çelişki gidermek amacıyla okunmaması gerekir.
5. İddianamenin / esas hakkındaki mütalaanın [sayfa-paragraf] bölümünde bu tutanağa sanık aleyhine dayanılmıştır. Savcılık değerlendirmesi, kanunun aradığı hâkim veya mahkeme huzurundaki doğrulamanın yerine geçmez.
6. [Varsa:] Sanığın sonraki beyanında yalnız [belirli olgu] kabul edilmiş; kolluk tutanağındaki [diğer cümle] açıkça reddedilmiş veya düzeltilmiştir. Sınırlı kabulün tutanağın tamamına teşmil edilmemesi gerekir.
HUKUKİ NEDENLER: CMK m.147, 148/4, 206, 213, 217; Anayasa m.36 ve ilgili mevzuat.
DELİLLER: Kolluk ifade tutanağı; müdafi talep/görevlendirme kayıtları; hâkim sorgu ve duruşma tutanakları; SEGBİS kayıtları; iddianame; esas hakkındaki mütalaa; UYAP kayıtları ve diğer yasal deliller.
SONUÇ VE İSTEM: [Tarih] tarihli müdafisiz kolluk ifadesinin CMK m.148/4 gereğince hükme esas alınmamasına ve CMK m.213 kapsamında okunmamasına; bu ifadeye dayanan aleyhe değerlendirmelere itibar edilmemesine; talebimiz ile verilen kararın duruşma tutanağına açıkça geçirilmesine ve kalan delillerin bağımsız değerlendirilmesine karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederiz. [Tarih]
[Sanık / müdafii]
[Ad-soyad]
[İmza / E-imza]
Düzenlenebilir Word dilekçe örneğini indirin. Köşeli alanları yalnız gerçek kolluk tutanağı, müdafi kaydı ve hâkim/mahkeme beyanıyla doldurun. Uymayan seçenekleri silin; dosyada bulunmayan baskı, ret veya doğrulama kaydı üretmeyin.
Mahkeme talebi nasıl kayda geçirmelidir?
Yazılı dilekçenin UYAP evrak numarası alınır ve duruşmada talep kısa biçimde tekrarlanır. Mahkemenin kabul veya ret yönündeki ara kararı, dayandığı gerekçeyle birlikte tutanağa geçirilmelidir. “Gereği düşünüldü” denilip sonuca yer verilmemişse kararın açıklığa kavuşturulması istenir. Böylece hükümde tutanağın kullanılıp kullanılmadığı ve kanun yolu denetiminin konusu belirlenebilir.
Esas hakkındaki mütalaa müdafisiz kolluk ifadesine dayanıyorsa, mütalaaya karşı beyanda ilgili sayfa ve alıntı gösterilir. Savunma yalnız “kabul etmiyoruz” biçiminde bırakılmaz; m.148/4’ün dört koşulu, m.213 okuma sınırı ve kalan delillerin ne gösterdiği ayrı yazılır. Mahkeme ifadeyi kullanmadığını belirtse bile, hükmün gerekçe bölümünde bu sınıra uygun davranıp davranmadığı sonradan kontrol edilir.
Dosyada birden fazla kolluk ifadesi varsa her tutanak ayrı incelenir. Birinci ifadede müdafi bulunmaması, ikinci ifadede müdafi bulunması veya hâkim önünde kısmi doğrulama yapılması mümkündür. Dilekçe her belgeyi tarih-saat, alan makam, müdafi katılımı ve doğrulama durumu bakımından tablo hâlinde açıklayabilir; bütün ifadeleri tek cümlede geçersiz saymak yerine dosya gerçeğine uygun ayrım yapılır.
Sık yapılan somut hatalar
- İşlemin kolluk, savcılık veya hâkim tarafından yapıldığını ayırmadan bütün beyanlara CMK m.148/4 uygulamak.
- Yakalama veya olay tutanağını, içerik incelemesi yapmadan “müdafisiz ifade” saymak.
- Sonraki hâkim sorgusu ve duruşma tutanaklarını okumadan doğrulama bulunmadığını ileri sürmek.
- Kısmi kabul ile kolluk ifadesinin tamamının doğrulanmasını aynı sonuç saymak.
- CMK m.148/1-3’teki yasak yöntemleri, m.148/4’teki müdafi yokluğu kuralıyla karıştırmak.
- Gerçekte bulunmayan baskı, tehdit, müdafi talebi veya ret beyanı eklemek.
- İfadenin dosyadan silinmesini tek talep yapmak; hükme esas almama ve m.213 kapsamında okumama sonucunu yazmamak.
- İddianame veya mütalaanın ifadeye dayanan sayfa ve paragrafını belirtmemek.
- Müdafisiz ifadenin dışlanmasının otomatik beraat sağlayacağını varsaymak ve kalan delilleri tartışmamak.
- Talebi duruşma tutanağına geçirtmemek veya ret ara kararının gerekçesini kayda aldırmamak.
- Hüküm verildikten sonra ilk derece talep dilekçesini, süre ve merciye uygun kanun yolu dilekçesi yerine kullanmak.
- Aynı dosyadaki birden fazla ifade tutanağının müdafi ve doğrulama durumlarını birbirine karıştırmak.
Sık sorulan sorular
1. Avukatsız alınan her ifade geçersiz midir?
Hayır. CMK m.148/4, müdafisiz kolluk ifadesinin hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulanmadıkça hükme esas alınamayacağını söyler. İfadenin dosyada bulunması, başka işlemlerdeki usul ve zorunlu müdafilik ayrıca değerlendirilir.
2. Savcılıkta avukatsız alınan ifade de aynı kurala tabi midir?
Maddenin dördüncü fıkrası açıkça “kollukça alınan ifade”yi düzenler. Savcılık ifadesi CMK m.147, özgür irade, zorunlu müdafilik ve diğer güvenceler yönünden denetlenir; m.148/4’teki özel doğrulama cümlesi kolluk ifadesine özgüdür.
3. Sanığın susması eski polis ifadesini doğrulamak sayılır mı?
Kanun hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulamayı arar. Somut tutanakta açık bir benimseme bulunup bulunmadığı incelenir; yalnız susma kaydından otomatik doğrulama sonucu çıkarılmamalıdır.
4. Kolluk ifadesinin bir bölümünü kabul etmek tamamını doğrular mı?
Her zaman değil. Hangi cümlenin veya olgunun benimsendiği sonraki beyanla eşleştirilmelidir. Kısmi kabul, reddedilen veya düzeltilen diğer bölümlere kendiliğinden yayılmaz.
5. Müdafi sonradan dosyaya vekâletname sunarsa önceki ifade düzelir mi?
Sonraki vekâletname, avukatın ifade alınırken fiilen hazır bulunduğunu göstermez. İfade saati, müdafi görevlendirme ve katılım kayıtları esas alınır.
6. İfade tutanağı duruşmada çelişki için okunabilir mi?
CMK m.213, kolluk ifadesinin okunabilmesi için müdafiin hazır bulunmasını arar. Müdafisiz kolluk ifadesinin çelişki gidermek amacıyla okunmasına karşı bu özel hükümle itiraz edilebilir.
7. İfadenin hükme esas alınmaması beraat anlamına gelir mi?
Hayır. Mahkeme kalan hukuka uygun delilleri ayrıca değerlendirir. Müdafisiz ifade çıkarıldığında mahkûmiyete yeterli delil kalmadığı savunuluyorsa bunun gerekçesi ayrıca kurulmalıdır.
8. Talep için ayrı bir yasal süre var mı?
İlk derece yargılamasındaki bu delil talebi için özel bir gün sayısı düzenlenmemiştir. Yine de deliller tartışılmadan ve hüküm kurulmadan önce, öğrenilir öğrenilmez sunmak gerekir. Hüküm sonrası kanun yollarının kendi süreleri vardır.
9. Baskı gördüğümü ispatlamadan CMK 148/4 uygulanır mı?
Evet. Müdafisiz kolluk ifadesi ve doğrulanmama koşulu, yasak yöntem iddiasından ayrıdır. Gerçek bir baskı veya tehdit varsa m.148/1-3 kapsamında ayrıca somutlaştırılır.
10. Dilekçeyi sanık kendisi verebilir mi?
Sanık kendi imzasıyla sunabilir; müdafii de savunma kapsamında verebilir. Dosyanın kapsamı, ifade türü ve kanun yolu riski nedeniyle somut hukuki yardım alınması yararlı olabilir.
Resmî kaynaklar ve ilgili yazılar
- Adalet Bakanlığı UYAP Mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu
- Adalet Bakanlığı: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu PDF — m.148, 213 ve 217
- Avukat olmadan ifade alınabilir mi? CMK 147, 148 ve 150
- İfade alınırken yasak yöntemler — CMK 148
- İfade alınırken avukat hakkı — CMK 147 ve 149
- Sanığın önceki ifadesinin okunması talep dilekçesi — CMK 213
- Sanık savunma dilekçesi örneği — CMK 147, 206 ve 216
Avukat Halil Bakırcı — Mersin Barosu sicil no: 3472. Türkiye genelindeki ceza dosyalarına ilişkin çalışmalar Mersin merkezli yürütülür. Fiziki ofis: İhsaniye Mahallesi 4903 Sokak Profit İş Merkezi 3/14 Akdeniz/Mersin.
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
Müdafisiz Kolluk İfadesinin Hükme Esas Alınmaması Talep Dilekçesi | CMK 148/4 Word Hakkında Sık Sorulan Sorular
Müdafisiz Kolluk İfadesinin Hükme Esas Alınmaması Talep Dilekçesi | CMK 148/4 Word için görevli ve yetkili merci nasıl belirlenir?
Görev ve yetki; talebin hukuki niteliği, tarafların sıfatı, işlem veya olay yeri ve özel kanun hükümlerine göre belirlenir. Başvuru öncesinde güncel mevzuat ve somut dosya birlikte kontrol edilmelidir.
Müdafisiz Kolluk İfadesinin Hükme Esas Alınmaması Talep Dilekçesi | CMK 148/4 Word bakımından kanuni süre nasıl hesaplanır?
Sürenin başlangıcı tebliğ, öğrenme, işlem veya olay tarihine göre değişebilir. Başlangıç ve son gün belge üzerinden hesaplanmalı; zamanaşımı ile hak düşürücü süre ayrımı ayrıca değerlendirilmelidir.
Dilekçeye hangi belgeler ve deliller eklenmelidir?
Sözleşme, ihtar, tebligat, ödeme kaydı, tutanak, yazışma, rapor ve diğer hukuka uygun deliller uyuşmazlığın türüne göre numaralandırılarak ekler bölümünde gösterilmelidir.
Word DOCX dilekçe şablonu doğrudan kullanılabilir mi?
Hayır. Taraflar, tarihler, görev, yetki, süre, olaylar, hukuki nedenler, deliller ve sonuç talebi somut dosyaya göre uyarlanmadan şablon imzalanmamalıdır.
Dilekçenin sonuç ve talep bölümü nasıl yazılmalıdır?
Her talep ayrı bentte, açık, ölçülebilir ve uygulanabilir biçimde yazılmalıdır. Faiz, yargılama gideri, vekâlet ücreti ve diğer feri talepler varsa hukuki dayanaklarıyla belirtilmelidir.
Dilekçe UYAP veya elektronik sistem üzerinden gönderilebilir mi?
İşlemin türü, başvurucunun sıfatı ve teknik koşullar elveriyorsa ilgili UYAP portalı, KEP veya kurum sistemi kullanılabilir. Elektronik imza, dosya biçimi ve teslim belgesi gereklilikleri önceden kontrol edilmelidir.
Bu dilekçe örneği Türkiye genelinde kullanılabilir mi?
Temel mevzuat Türkiye genelinde uygulanabilir; ancak görevli ve yetkili merci, yerel uygulama, dosyanın usul aşaması ve özel düzenlemeler her başvuruda ayrıca belirlenmelidir.
Hazır dilekçe hukuki danışmanlığın yerine geçer mi?
Hayır. Örnekler genel bilgilendirme ve taslak amacı taşır. Süre, görev, yetki, delil veya talep hatası hak kaybı doğurabileceğinden somut dosya ayrıca değerlendirilmelidir.