B&KBakırcı & KeskinHUKUK BÜROSU
TR
TürkçeEnglishDeutschРусскийالعربية中文
Menü

Alman Marka Sahibinin Türkiye’de Pazaryerinde Taklit Ürünleri Satılıyorsa: SMK 7, Şikâyet ve Tedbir

Kısa ve net cevap: Alman marka sahibinin Türkiye’de bir pazaryerinde taklit ürün tespit etmesi hâlinde öncelik Türkiye bakımından geçerli marka hakkını ve somut ilanı belgelemektir. SMK m.7 ve 29 kapsamında ihlal analizi yapılır; platform şikâyeti, SMK m.149 talepleri ve m.159 tedbiri delil ve usul koşullarına göre ayrı değerlendirilir. Orijinal ürünün meşru yeniden satışı taklit ürünle karıştırılmamalıdır.
Alman marka sahibinin Türkiye pazaryerinde taklit ürün şikâyeti için delil ve hukukî inceleme
Pazaryeri ilanları, hak sahipliği belgeleri ve numune delilleri birlikte değerlendirilir.

Kısa özet ve işlem tablosu

İşlemDayanak / delilKontrol
Hak sahipliği6769 sayılı SMK ve sicilTürkiye kapsamı, sınıflar, tarih
İhlalSMK m.7, 29İşaret, numune, satıcı
Platform başvurusu6563 ve yönetmelikŞikâyet numarası, itiraz
TedbirSMK m.159; HMK m.389Yaklaşık ispat, ölçülülük
Hukuk davasıSMK m.149–151, 156Görev, yetki, zarar hesabı
İçindekiler — 25 hukuk analizi
  1. Hangi hak korunuyor: Alman tescili mi, Türkiye tescili mi?
  2. İlanı kim yayımlıyor ve kim ürün satıyor?
  3. SMK 7: marka sahibinin engelleme yetkisinin sınırı
  4. SMK 29 kapsamında tecavüz fiilinin somutlaştırılması
  5. Orijinal ürün yeniden satışı ile taklit ürün ayrımı
  6. Tescil sahibi, lisans alan ve grup şirketi ayrımı
  7. İlanın delil olarak korunması: URL tek başına yeterli mi?
  8. Kontrollü numune satın alma ve zincirleme muhafaza
  9. Platforma fikri ve sınai hak şikâyeti hangi amaçla yapılır?
  10. Karşı bildirim ve satıcının savunması nasıl ele alınır?
  11. Satıcının kimliğinin belirlenmesi ve veri talepleri
  12. İhtiyati tedbir için SMK 159 ve HMK 389-390
  13. Hangi mahkeme görevlidir, yetki nasıl kurulur?
  14. Dava talepleri: tespit, durdurma, kaldırma, tazminat
  15. Tazminat hesabında varsayımdan nasıl kaçınılır?
  16. Satış kayıtları ve bilirkişi incelemesi
  17. Ceza sorumluluğu ile hukuk davası ayrı yürür
  18. Gümrükte tutulma ve çevrim içi satışın ayrılması
  19. Alman şirketin vekâlet, tercüme ve apostil dosyası
  20. İhtara cevap, lisans anlaşması ve uzlaşma seçenekleri
  21. Yurt dışı tebligat, süre ve zamanaşımı riskleri
  22. Haksız şikâyet ve rekabeti engelleme riski
  23. İlan tekrar açılıyorsa dosya nasıl güncellenir?
  24. Dava öncesi ekonomik değerlendirme ve talep sıralaması
  25. Başvuru dosyası için kontrol matrisi

Hangi hak korunuyor: Alman tescili mi, Türkiye tescili mi?

Almanya’da tescilli bir markanın bulunması, aynı işaret için Türkiye’de kendiliğinden münhasır marka hakkı doğduğu anlamına gelmez. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu çerçevesinde Türkiye’de talep ileri sürülecekse önce Türk marka sicilindeki tescil, uluslararası tescilin Türkiye’yi kapsayıp kapsamadığı, başvuru tarihi, mal ve hizmet sınıfları ile varsa yenileme kayıtları incelenmelidir. Alman şirketin unvanı, ürün kataloğu veya internet sitesi markanın ticarette kullanıldığını gösterebilir; ancak bu belgeler sicildeki koruma kapsamının yerine geçmez. Türkiye tescili bulunmayan fakat tanınmışlık yahut diğer özel koruma temellerine dayanan iddialar ayrı maddi şartlar gerektirir. Bu nedenle başvuru dosyasında “Almanya’da marka var” cümlesi değil, hak sahipliğinin Türkiye bakımından hangi hukuki sebebe dayandığını gösteren tarihli belge bulunmalıdır. Marka sahibi olarak yazılı şirketle pazaryerine başvuran şirket farklıysa lisans, devir veya temsil ilişkisinin ayrıca açıklanması gerekir.

İlanı kim yayımlıyor ve kim ürün satıyor?

Bir pazaryeri ilanında görünen mağaza adı, ticaret sicilindeki satıcı, faturayı düzenleyen şirket, kargoya veren kişi ve bedeli tahsil eden ödeme kuruluşu aynı aktör olmayabilir. Marka hakkına tecavüz iddiasında her aktörün fiilî rolü ve hukuki sorumluluğu ayrı kurulmalıdır. Ürünün üzerinde markayı kullanan üretici, ürünün pazarlamasını yapan satıcı, tedarik zincirindeki dağıtıcı ve aracı platform tek dosyada aynı gerekçeyle sorumlu tutulamaz. Başlangıçta ilan numarası, mağaza kimliği, satıcı vergi veya ticaret unvanı, fatura bilgileri, paket üstü ibare ve sipariş kayıtlarının bir eşleştirme tablosunda toplanması bu ayrımı kolaylaştırır. Platformun kendi hesabına satış yapıp yapmadığı da belirlenmelidir. Sadece ekran görüntüsündeki mağaza logosundan hukuki hasım seçilmesi, dava dilekçesinin yanlış kişiye yöneltilmesine ve delil kaybına yol açabilecek önemli bir usul riskidir.

SMK 7: marka sahibinin engelleme yetkisinin sınırı

SMK m.7, tescilden doğan hakları ve üçüncü kişilerin ticari kullanımına karşı marka sahibinin başvurabileceği engelleme çerçevesini düzenler. Aynı veya karıştırılma ihtimali doğuran işaretin aynı ya da benzer mal ve hizmetlerde kullanımı somut koşullara göre incelenir. İlan başlığındaki bir kelime, ürün fotoğrafındaki işaret, ürün etiketindeki logo ve anahtar kelime reklamı tek tek değerlendirilmelidir. Her benzer sözcük marka ihlali değildir; ayırt edici unsurların bütünsel izlenimi ve ilgili tüketici kitlesi önemlidir. İlan metninde yalnız özgün ürünün uyumluluğunun açıklanması ile işaretin sahte ürünü özgün ürün gibi sunmak için kullanılması farklı hukuki ihtimallerdir. Bu nedenle delil tutanağı işaretin hangi alanda, ne şekilde, hangi ürünle bağlantılı ve hangi tarihte kullanıldığını gösterecek ayrıntıda hazırlanmalıdır.

SMK 29 kapsamında tecavüz fiilinin somutlaştırılması

Marka hakkına tecavüzün örneklerini düzenleyen SMK m.29, her ticari anlaşmazlığın otomatik biçimde tecavüz sayılması için genel bir kısayol değildir. Önce davalıya isnat edilen davranış belirlenir: işareti ürüne veya ambalaja koyma, taklit işaretli ürünü ticari dolaşıma sokma, satışa sunma ya da kanunda düzenlenen başka bir müdahale mi? Daha sonra tescil kapsamı, izin ve hakkın tükenmesi gibi savunmalar ele alınır. Aynı satıcının beş ilanı varsa her ilanın URL ve ürün kodu, ekran kaydı, stok ve satış durumuyla gösterilmesi gerekir. Davada “bütün sahte ürünler” gibi sınırı belirsiz bir talep yerine tespit edilen ürün, işaret, satıcı ve ihlal biçimine uygun istem kurulması icra edilebilir bir karar alınmasını kolaylaştırır. İhlalin sürdüğü dönem ile tazminatın hesabına esas dönem aynı olmayabilir.

Orijinal ürün yeniden satışı ile taklit ürün ayrımı

Bir ürünün Türkiye’de marka sahibinin izniyle ticari dolaşıma sokulmuş orijinal ürün olması ihtimalinde SMK m.152’deki hakkın tükenmesi kuralları incelemenin merkezine gelir. Yetkili dağıtıcı olmayan bir satıcının gerçek ürünü satması her durumda taklitçilik anlamına gelmez. Ürünün ilk piyasaya sunuluşu, kaynağı, seri numarası, ambalaj değişikliği ve markanın itibarını etkileyen müdahaleler araştırılır. Buna karşılık işaretin izinsiz şekilde üretimde taklit edilmesi veya sahte etiket taşıyan ürünün piyasaya sürülmesi farklı bir olgudur. Şirketin tedarik zinciri kayıtları, lisanslı ürün kodları ve ürün doğrulama sistemi somut kıyaslama için kullanılmalıdır. “Fiyat düşükse sahtedir” varsayımı teknik ve ticari inceleme yerine geçmez; düşük fiyat araştırmayı başlatabilir fakat kendi başına ihlalin kesin delili değildir.

Tescil sahibi, lisans alan ve grup şirketi ayrımı

Alman GmbH ürünün pazarlamasını yaparken Türkiye tescili ana şirkete, başka bir grup şirketine veya geçmişte devredilmiş tüzel kişiye ait olabilir. SMK sisteminde dava ve şikâyet yetkisi hak sahipliği ile lisans şartlarından ayrı düşünülemez. Sicil belgesi, devir senedi, lisans anlaşması ve varsa temsil yetkisi karşılaştırılmalı; hak sahibi ile başvuranın bağını ispatlayan belge kronolojik olarak dosyalanmalıdır. Şirketin Almanya’daki ticaret sicili kaydı ve yönetim yetkilisi bilgisi Türkçe yargılama için gerekli tasdik ve çeviri usulüyle hazırlanır. TÜRKPATENT nezdindeki işlem yetkisi ile mahkeme temsil yetkisi birbirinin yerine konulmamalıdır. Bir çalışanın e-posta imzasındaki unvanı, şirket adına dava açmaya veya uzlaşma yapmaya yeterli yetkiyi göstermez. Bu ayrım özellikle ihtiyati tedbir başvurularında başvuran sıfatına ilişkin ilk incelemede belirleyicidir.

İlanın delil olarak korunması: URL tek başına yeterli mi?

Pazaryeri ilanları satıcı tarafından değiştirilebilir, pasife alınabilir veya yeni ürün koduyla yeniden açılabilir. Bu nedenle URL, tarih ve saat, ürün kodu, fiyat, satıcı unvanı, açıklama, fotoğraflar, varyantlar, stok bilgisi ve sipariş seçenekleri birlikte saklanmalıdır. HMK m.199 elektronik verilerin belge niteliğinin değerlendirilmesine, HMK m.400 ise şartları mevcutsa delil tespiti kurumuna ilişkindir. Sadece masaüstü ekran görüntüsünü PDF’e dönüştürmek değişiklik iddialarını tamamen ortadan kaldırmaz. Uygun olayda noter veya mahkeme eliyle tespit, sayfanın kaynak kayıtlarının korunması ve teknik uzman incelemesi talep edilebilir. Delilin elde edildiği hesap, cihaz ve yöntem açıklanmalı; kişisel veri ve ticari sır içeren alanlar gereksiz yere çoğaltılmamalıdır. Satışın fiilen gerçekleştiğini ileri süren tarafın sipariş ve ödeme kayıtları ayrı delil kategorisidir.

Kontrollü numune satın alma ve zincirleme muhafaza

İlan fotoğrafı ürünü göstermesine rağmen teslim edilen mal farklı olabilir. Gerekli ve hukuka uygun durumda numune satın alınması, kargo teslim tutanağı, fatura, paket etiketi, ürünün açılış kaydı ve markanın ayırt edici özelliklerine ilişkin uzman incelemesi somut ürünle ilan arasındaki bağı güçlendirir. Numune teslim alındığında ambalajın nasıl muhafaza edildiği ve ürünün kimin elinde bulunduğu kayda geçirilmelidir. Numune üzerinde yapılan müdahaleler belgeye bağlanmazsa satıcı ürünün sonradan değiştirilmiş olduğunu savunabilir. Numune alım sürecinde sahte kimlik, izinsiz sistem erişimi veya hukuka aykırı veri toplama yöntemlerine başvurulmamalıdır. Ürünün gerçekten taklit olup olmadığı konusunda markanın orijinal tasarım dosyaları, seri doğrulama kayıtları ve gerektiğinde bilirkişi raporu önem taşır. Pazaryeri profilinin adıyla banka tahsilatının kimliği eşleşmiyorsa her iki veriye de başvurulmalıdır.

Platforma fikri ve sınai hak şikâyeti hangi amaçla yapılır?

6563 sayılı Kanun ve elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcılarına ilişkin ikincil mevzuat, aracı platformların fikri ve sınai mülkiyet iddialarıyla muhatap olacağı özel bildirim ve itiraz süreçleri öngörür. Platformun şikâyet arayüzü çoğu olayda mahkeme davasından önce pratik bir ihlal durdurma yoludur; ancak özel hukuk tazminatı hakkında kesin hüküm vermez. Başvuruya hak sahipliği, tescil bilgisi, ihlal edilen işaret, ürün bağlantıları ve somut açıklama eklenmelidir. Şikâyetin kabul edilmesi satışın hukuka aykırılığı hakkında bağlayıcı bir yargı kararı olduğu anlamına gelmediği gibi reddedilmesi de marka hakkını sona erdirmez. Platformun yürürlükteki şikâyet ve karşı bildirim usulü işlem tarihinde incelenmeli; süreler somut mevzuat ve arayüz düzenine göre hesaplanmalıdır. Tüm başvuru numaraları ve otomatik yanıtlar saklanmalıdır.

Karşı bildirim ve satıcının savunması nasıl ele alınır?

Satıcı orijinal ürün faturası, lisans, distribütörlük ilişkisi veya işaretin farklılaştığı yönünde karşı belge sunabilir. Alman marka sahibi bu yanıtı yalnız “sahte belge” diye reddetmek yerine belgeyi veren işletmenin kimliğini, tarih ve kapsamı, seri numarasını ve malın kaynağını denetlemelidir. Bir faturanın varlığı her durumda malın orijinalliğini kanıtlamaz; faturanın kendi başına sahte sayılması da doğru değildir. İlan kaldırılıp yeniden açılırsa yeni ürün kodu, mağaza hesabı ve tarih ayrı bir olay olarak belgeye bağlanır. Platformun şikâyet sonucu satıcıya veya üçüncü kişilere hangi bilgileri açıkladığı da dikkate alınmalıdır. Uzlaşma teklifinde stokun iadesi, yeniden listelememe, satış ve tedarik kayıtlarının korunması gibi uygulanabilir taahhütler tercih edilir; tek taraflı e-posta alışverişinden mahkeme kararı etkisi çıkarılmamalıdır.

Satıcının kimliğinin belirlenmesi ve veri talepleri

İlanın arkasındaki satıcıya ulaşmak için ticaret sicili, e-fatura, sipariş, teslim ve ödeme kayıtları birlikte değerlendirilir. Platforma yöneltilecek belge talebinde hangi verinin hangi ihlal iddiasını aydınlatacağı açık yazılmalıdır. HMK m.219-220 çerçevesinde belge ibrazı isteminin kapsamı ve ilgili veri koruma kuralları birlikte gözetilir. Mahkeme dışı başvuruda platformun her kullanıcı verisini koşulsuz paylaşacağı varsayılamaz. Satıcı gerçek kişi ise kişisel veriler, tüzel kişi ise çalışan ve müşteri verileri bulunabileceğinden veri minimizasyonu önemlidir. Teknik IP adresi, giriş oturumu veya logların tutulma biçimleri konusunda sağlayıcıya özgü saklama süreleri araştırılır. Delilin silinme riski somut biçimde varsa uygun yargısal koruma talebinin hangi veriye yöneldiği, neden gerekli olduğu ve üçüncü kişilerin haklarını nasıl sınırlayacağı dilekçede gösterilmelidir.

İhtiyati tedbir için SMK 159 ve HMK 389-390

SMK m.159, ülke içinde sınai mülkiyet hakkına tecavüz teşkil eden kullanımın gerçekleştiğinin veya ciddi hazırlığının ispatı hâlinde kararın etkinliğini korumaya yönelik ihtiyati tedbir istemini düzenler. HMK m.389-390 hükümleri de tedbirin koşulları, başvuru ve yaklaşık ispat çerçevesinde göz önüne alınır. Tedbir talebi ürün, ilan, işaret ve kişi bakımından belirli kurulmalıdır. Örneğin bir mağazanın tüm ürünlerinin durdurulması yerine tespit edilen işaretli ürünlerin satışa sunulmasının önlenmesi talep edilebilir; ancak talebin kapsamına mahkeme karar verir. Delil paketi sicil kaydı, ekran tespiti, numune, karşılaştırma ve satış kaydından oluşabilir. Tedbirin reddi esas davanın otomatik reddi olmadığı gibi tedbir verilmesi de nihai tecavüz tespiti değildir. Mahkeme teminat ve diğer usul güvencelerini somut koşullara göre değerlendirir.

Hangi mahkeme görevlidir, yetki nasıl kurulur?

Sınai mülkiyet hakkına ilişkin hukuk davaları bakımından SMK m.156’daki görev ve yetki hükümleri temel başlangıç noktasıdır. Uzmanlaşmış fikrî ve sınai haklar hukuk mahkemesinin bulunduğu yerde o mahkemenin, bulunmadığı yerde ilgili görev dağılımına göre belirlenen mahkemenin incelenmesi gerekir. Alman şirketin Türkiye’de yerleşim yeri olmaması, her uyuşmazlığın doğrudan İstanbul’da açılacağı anlamına gelmez. Davalı satıcının adresi, ihlalin etkilerinin ortaya çıktığı yer ve ilgili özel yetki kuralı somut olay bakımından değerlendirilir. Marka sahibinin Almanya’daki adresinden hareketle yalnız Alman mahkemelerinin yetkili olduğunu söylemek de hatalıdır; Türkiye’deki ihlal için Türk hukukunun ülkesellik boyutu önemlidir. Talep kapsamı ve davalılar değiştiğinde görev veya yetki analizi yeniden yapılmalıdır. Dava öncesi arabuluculuk değerlendirmesi talep türüne göre ayrıca incelenmelidir.

Dava talepleri: tespit, durdurma, kaldırma, tazminat

SMK m.149, tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması, maddi ve manevi zararların giderilmesi ile kanunda öngörülen diğer hukukî talepler için temel çerçeveyi verir. Hangi istemlerin birlikte ileri sürüleceği fiilin devam edip etmediğine, malın bulunabilirliğine ve davacının zarar iddiasına göre seçilmelidir. İlan kaldırılmış ama taklit ürün depoda tutuluyorsa yalnız internet ilanının kaldırılması zararın tekrarını engellemeyebilir. Buna karşılık hiçbir stok veya fiilî satış delili yoksa kapsamı belirsiz bir imha talebi ciddi ispat sorunları çıkarabilir. Davalıların her biri için isnat edilen fiiller ayrı yazılmalı; platform, satıcı, üretici ve ithalatçı arasındaki hukuki fark gözetilmelidir. Gider ve vekâlet ücreti riskleri, tarafların yurtdışı adresleri ve tebligat süreleri de dava stratejisinin hesaplanabilir parçasıdır.

Tazminat hesabında varsayımdan nasıl kaçınılır?

SMK m.150-151, marka hakkı ihlali nedeniyle zarar ve yoksun kalınan kazancın değerlendirilmesi bakımından önemlidir. Ancak ilanın görüntülenme sayısı doğrudan satılan ürün adedi değildir; satıcının tahmini cirosu da markanın otomatik tazminatı sayılmaz. Dava dosyasında fiilî siparişler, iadeler, fatura miktarları, ürün birim fiyatı, zaman aralığı, marka sahibinin ilgili pazardaki ticari faaliyeti ve giderler incelenmelidir. Kanunun izin verdiği hesap yöntemlerinden hangisinin seçileceği hak sahibinin somut iddiası ve ispat olanağına göre belirlenir. İlgili satış kayıtlarının ibrazı gerekiyorsa ticari sırların korunmasıyla dengeli talep kurulmalıdır. Aynı zarar kaleminin iki defa tazmin edilmesini doğurabilecek çifte sayımdan kaçınılmalı, stokta kalan ürünlerin miktarı ile gerçekleşmiş satışlar birbirine karıştırılmamalıdır. Sadece “marka itibarımız zedelendi” ibaresi rakamsal maddi zarar analizinin yerini tutmaz.

Satış kayıtları ve bilirkişi incelemesi

Pazaryerinde taklit ürün satıldığı iddiası çoğu kez ticari kayıt ile teknik marka karşılaştırmasını bir araya getirir. Bir bilirkişi, üründeki işaretin ve ambalajın görsel ayırt edici özelliklerini incelerken başka uzman satış miktarını ya da mali verileri değerlendirebilir. Bu görevler aynı bilirkişinin sınırsız takdirine bırakılmamalı; mahkemenin sorduğu teknik sorular açık olmalıdır. Satıcının elektronik ticari defterleri, e-fatura kayıtları, stok hareketleri, depo sayımları ve iadeleri arasındaki tutarlılık kontrol edilir. HMK m.199 ve 219-222, elektronik kayıt ile belge ibrazı tartışmalarında önemlidir. İbrazın genişliği çekişmeyle bağlantılı ve ölçülü olmalıdır. Bilirkişi raporunda “muhtemelen binlerce ürün satılmıştır” gibi belgesiz bir tahmin varsa itiraz somut veri eksikliğine yöneltilmelidir. Gerekli ise uzman görüşüyle rapordaki varsayımlar ayrıştırılır.

Ceza sorumluluğu ile hukuk davası ayrı yürür

SMK m.30, kanunda belirtilen marka hakkına tecavüz fiillerine ilişkin ceza düzenlemelerini içerir. Bunun uygulanabilmesi için ilgili suçun maddi ve manevi unsurları ayrı değerlendirilmelidir; her ilan uyuşmazlığı hakkında otomatik suç sonucuna varılamaz. Hukuk davasında istenen tecavüzün durdurulması veya tazminat ile ceza soruşturmasındaki korunan hukuki yarar ve ispat rejimi aynı değildir. Savcılık başvurusunda ürünün kaynağı, şüpheli hareketleri, satış amacı, tescil kapsamı ve şikâyet koşulları somutlaştırılmalıdır. Hukuk dosyasına sunulan delilin ceza dosyasında kendiliğinden kabul edileceği varsayılmamalı; her iki süreçteki usul kuralları gözetilmelidir. Uzlaşma veya takipsizlik gibi kararların hukuk taleplerine etkisi somut kararın içeriğine göre ayrıca incelenmelidir. Şirketin marka hakkını kullanma yetkisi ile ceza şikâyetini yapma sıfatı belgelerle gösterilmelidir.

Gümrükte tutulma ve çevrim içi satışın ayrılması

Taklit ürünlerin Türkiye dışından getirildiği veya Türkiye’den sevk edildiği şüphesi varsa gümrük önlemleri ayrı bir müdahale alanıdır. Pazaryerinde bir ürün ilanının bulunması onun ithal edildiğini veya hangi sınır kapısından geçtiğini tek başına kanıtlamaz. Gümrük işlemleri bakımından ürünün GTİP bilgisi, koli ve gönderi kayıtları, ithalatçı veya ihracatçı kimliği ve markanın hak sahipliği belgeleri incelenir. SMK tedbir hükümleri gümrük ve serbest bölge gibi alanları da konu alabilir; ancak gümrükteki idari işlemler kendi koşullarına ve sürelerine tabidir. Aynı ürüne ilişkin platform şikâyeti ve gümrük işlemi koordineli yürütülse dahi birinin başarısı diğerinin otomatik kabulü değildir. İthalatın hiç gerçekleşmediği durumda gereksiz gümrük başvurusu yerine ilanın ve yerel stokun tespitine ağırlık verilmesi kaynak kullanımını iyileştirir.

Alman şirketin vekâlet, tercüme ve apostil dosyası

Alman şirketin Türkiye’de dava açmasında temsil yetkisini gösteren güncel ticaret sicili belgeleri, yetkili müdürün imza hakkı ve avukata verilen vekâlet belgesi önemlidir. Türk mahkemesine sunulacak yabancı resmî belgelerde tasdik, apostil veya ilgili uluslararası düzenleme ve yeminli tercüme gereği belge türüne göre değerlendirilir. “Almanya’da noter imzaladı, o hâlde her dava için yeterlidir” genellemesi doğru değildir; belgenin içerdiği özel dava ve sulh yetkileri kontrol edilir. Şirketin unvanı tescil belgesi ve vekâlette farklı yazılıyorsa bu ayrım açıklanmalıdır. Marka tescil sahibi ile dava açan başka grup şirketiyse ayrıca hak devri ya da lisans belgesi gerekir. Belge hazırlığına erken başlanması özellikle tedbir isteminde yetki eksikliğinden doğan zaman kaybını azaltabilir. Vekâletnamenin geçerliliği ile davanın esasındaki marka hakkı farklı incelemelerdir.

İhtara cevap, lisans anlaşması ve uzlaşma seçenekleri

Davalı satıcıya yapılacak ihtar, hukuki iddiayı ve ihlali belirlemeli, delilleri koruma yükümlülüğünü hatırlatmalı ve cevap için makul bir süreç öngörmelidir. Bir ihtarın gönderilmesi ürünün hukuka aykırı olduğunu kesinleştirmez; karşı tarafın cevap hakkı saklıdır. Uzlaşma çerçevesinde belirli ilanların kaldırılması, taklit ürünün ticari dolaşımının durdurulması, stok dökümü, tedarik kaynağı açıklaması ve masraf kalemleri görüşülebilir. Tarafların anlaşması halinde lisans, stok tasfiyesi veya kullanımın sınırlandırılması gibi seçenekler yalnız gerçek hak sahibinin yetkisi içinde değerlendirilmelidir. Genel ve süresiz “bir daha benzer hiçbir ürün satılmayacak” hükmü, orijinal ürün yeniden satışını hukuka aykırı şekilde engellememelidir. Gizlilik hükmü delillerin yargı makamlarına sunulmasına engel olacak biçimde yazılmamalıdır. Uzlaşmadan vazgeçilse bile önceki delillerin doğruluğu ve saklama düzeni korunmalıdır.

Yurt dışı tebligat, süre ve zamanaşımı riskleri

Davalıların ve davacının farklı ülkelerde olması tebligat, temsil ve dava takvimi üzerinde etkili olabilir. Türkiye’deki satıcı veya platforma tebligat yapılması ile Almanya’daki şirketten belge alınması aynı işlem değildir. Tarafın tebligat adresi, ticaret sicili ve yetkili temsilcisi başlangıçta teyit edilmelidir. Hak düşürücü süreler, şikâyet koşulları ve zamanaşımı bakımından talep türleri birbiriyle karıştırılmamalı; tazminat, tecavüzün durdurulması ve ceza başvurusu farklı süre analizleri gerektirebilir. İlanın kaldırıldığı tarih her durumda zararın sona erdiği tarih olmayabilir. Birden fazla satıcı ve ürün dönemine ilişkin tarihlerin tablo halinde tutulması önemlidir. Süre hesabı için olay tarihi, hak sahibinin öğrenme zamanı, ihtar, başvuru ve mahkemeye intikal tarihleri tek kronoloji üzerinde gösterilmeli; kesin süre sonucu ancak dosya ve yürürlükteki hüküm incelendikten sonra verilmelidir.

Haksız şikâyet ve rekabeti engelleme riski

Marka hakkı, rakip satıcıları gerçek ürün satışından uzaklaştırmak için sınırsız şikâyet yetkisi vermez. Orijinal ürün yeniden satışı, ürünün uyumluluğunu açıklayan doğru bilgi veya ayırt edici olmayan kullanım gibi durumlar incelenmeden yapılan toplu başvurular haksız müdahale iddiasına yol açabilir. Platformun ilanı kaldırması her şikâyetin doğruluğunu kanıtlamaz. Alman şirketin hukuk birimi her ürün kodu için tescil kapsamını, ihlal nedenini ve sunulan delili ayrı kayda bağlamalıdır. Hata tespit edilirse yanlış şikâyetin düzeltilmesi ve gerekli bildirimlerin yapılması değerlendirilmelidir. Rakip satıcı hakkında doğrulanmamış suç isnadının kamuya duyurulması ilave hukuki riskler yaratabilir. Şirket içi onay akışı, şikâyet metinlerinin gerçek veriyle sınırlanması ve sonraki denetimde izlenebilir olması hem hak sahibini hem de dürüst ticaret alanını korur.

İlan tekrar açılıyorsa dosya nasıl güncellenir?

Bir mağaza kapandıktan sonra aynı ürün başka hesapta çıkabilir. Yeni mağazanın eski satıcıyla ilişkili olduğu varsayılmamalı; fiyat, ürün görseli, stok, iade adresi, fatura ve ödeme bilgileri gibi bağımsız veriler karşılaştırılmalıdır. İlk ilanın kaldırılma kaydı ve yeni ilanın açılma tarihi birlikte arşivlenir. Platforma tekrar başvuru yapılırken önceki başvuru numarası eklenebilir, fakat yeni URL ve ihlal olgusu da somutlaştırılır. Tedbir kararı bulunuyorsa kararın muhatapları ve kapsamı dikkatle okunmalıdır; başka bir satıcıya otomatik olarak genişletildiği varsayılmamalıdır. Aynı markayı taşıyan fakat teknik özellikleri değişen ürünler yeniden numune incelemesi gerektirebilir. Bu döngüde amaç yüzlerce benzer ekran görüntüsü toplamak değil, ihlalin devamlılığına ilişkin karşılaştırılabilir bir zaman çizelgesi oluşturmaktır. Dosya yönetiminde kopya kayıtlar tekilleştirilir.

Dava öncesi ekonomik değerlendirme ve talep sıralaması

Tüm ihlaller aynı bütçeyle takip edilmemelidir. İlk ölçüt ürünün gerçek sahtecilik ihtimali ve hak sahipliği açıklığıdır; ikinci ölçüt ilan ve satıcıya erişilebilirlik, üçüncü ölçüt delilin dayanıklılığı, dördüncü ölçüt beklenen zararın kapsamıdır. Çok düşük satış hacmi bulunan tek ilan için pahalı bilirkişi ve kapsamlı tazminat davası yerine hukuka uygun platform başvurusu daha ölçülü olabilir. Sürekli stok satan ve birden fazla hesabı kullanan tedarik zincirinde ise tedbir, delil tespiti ve tazminat stratejisi birlikte değerlendirilebilir. Kararın icra edilebilirliği, davalının malvarlığı, yabancı belge giderleri ve yargılama süresi başlangıç maliyet tablosunda yer almalıdır. Şirketin marka itibarını koruma hedefi ile somut tahsilat beklentisi farklı ekonomik göstergelerdir. Hukuki başvuru bir reklam/itibar projesiyle karıştırılmadan, somut menfaat ve delil doğrultusunda seçilmelidir.

Başvuru dosyası için kontrol matrisi

Başvuru öncesinde her ürün için altı sütunlu bir kayıt tutulabilir: hak sahipliği ve tescil; satıcı veya platformun kimliği; işaretin görünümü ve kullanım biçimi; ilan ile fizikî numunenin eşleşmesi; satış veya stok delili; talep edilen önlem. Her satır ayrı belgeye bağlanmalı ve kaynak dosya adı yazılmalıdır. Tescil tarihi ile ihlal dönemi uyuşmuyorsa bu durum gizlenmemeli, korumanın hangi tarihten itibaren iddia edildiği açıklanmalıdır. Şirketin Almanca ticari sicil ve marka portföyü evrakı ile Türkçe dava delilleri aynı numaralandırma düzeninde saklanabilir. Bu yöntem hukuk ekibinin farklı ülkelerde hazırlanmış belgeleri karıştırmasını önler. Son aşamada dilekçe talebi ile delil matrisi karşılaştırılır: iddia edilen her fiilin karşısında somut bir kayıt, her parasal istemin karşısında hesap yöntemi ve her tedbirin karşısında güncel risk açıklaması bulunmalıdır.

İlgili rehberler

Resmî mevzuat ve kurum kaynakları

Kanun maddeleri için yayım tarihinde yürürlükte bulunan metin esas alınmalıdır. Resmî erişim bağlantıları:

Sık sorulan sorular

Almanya’daki marka tescili Türkiye’de doğrudan koruma sağlar mı?

Kural olarak ülkesellik ilkesi gözetilir; Türkiye tescili veya Türkiye’yi kapsayan geçerli koruma dayanağı sicilden araştırılmalıdır.

Pazaryerindeki ürünün düşük fiyatlı olması taklit olduğunu kanıtlar mı?

Hayır. Tescil kapsamı, ürünün kaynağı, işaret kullanımı, numune ve gerekirse teknik inceleme birlikte değerlendirilir.

Platforma şikâyet yapmak için mahkeme kararı gerekli mi?

Platformun mevzuata ve kendi usulüne uygun fikrî mülkiyet şikâyeti yolu ayrıca işletilebilir; başvurunun belgeleri tam olmalıdır.

İlan kaldırılınca tazminat talebi sona erer mi?

Hayır. İlanın kaldırılması ile daha önce gerçekleştiği iddia edilen fiillerin tazminat koşulları ayrı değerlendirilir.

Orijinal ürün yeniden satışını marka sahibi her durumda engelleyebilir mi?

Hayır. SMK m.152 kapsamındaki hakkın tükenmesi ve somut satış şartları ayrı incelenmelidir.

Ekran görüntüsü tek başına yeterli delil midir?

Duruma göre belge değeri taşıyabilir ancak değiştirilebilir içeriklerde tarihli tespit, sipariş ve fizikî numune delili güçlendirebilir.

Alman şirket Türkiye’de avukat aracılığıyla dava açabilir mi?

Evet; hak sahipliği, temsil yetkisi, geçerli vekâlet ve gerekli yabancı belge usulü somut olarak tamamlanmalıdır.

Hangi mahkemede marka hakkına tecavüz davası açılır?

SMK m.156’daki görev ve yetki kuralları uygulanır; taraf ve ihlalin yeri dosya bazında incelenir.

İhtiyati tedbir ilanı hemen kaldırır mı?

SMK m.159 ve HMK koşulları incelenerek mahkemece karar verilir; tedbir otomatik değildir ve kapsamı karar belirler.

Satıcı stok ve satış kayıtlarını vermiyorsa ne yapılabilir?

HMK belge ibrazı hükümleri çerçevesinde somut ve ölçülü talep değerlendirilebilir; platformun veriyi kendiliğinden paylaşacağı varsayılmamalıdır.

Ceza şikâyeti ile hukuk davası aynı şey midir?

Hayır. SMK m.30’daki suç unsurları ile SMK m.149 vd. hukuk talepleri farklı usul ve ispat koşullarına tabidir.

İlan başka mağaza adıyla yeniden açılırsa ne yapılmalıdır?

Yeni ilan ve satıcı hakkında ayrı delil toplanmalı, önceki kayıtlarla doğrulanabilir bağlantı kurulmalı ve tedbirin kapsamı kontrol edilmelidir.

Ofisler ve iletişim

Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu’nun Mersin ve İstanbul’da fizikî ofisleri bulunmaktadır. Bu yazıdaki konum haritası Mersin ofisine aittir; İstanbul ofisi Maslak Ahi Evran Caddesi Polaris Plaza No:21 Kat:9 Sarıyer/İstanbul adresindedir.

Mersin ofisi konumu

İstanbul Ofisi – Polaris Plaza, Maslak / Sarıyer

Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu

Maslak Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No:21, Kat:9, 34475 Sarıyer/İstanbul

İstanbul ve Mersin’deki fiziksel ofislerimizden Türkiye genelindeki dosyalar, görev ve yetki kuralları ile gerekli yerel işlemler dikkate alınarak koordine edilir. Yüz yüze görüşme için randevu sırasında tercih ettiğiniz ofisi belirtiniz.

İstanbul ofisini Google Haritalar’da açın · İletişim ve randevu

Hukuki konu hakkında iletişim

İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

Telefonla Araİletişim Bilgileri

tarafından hazırlanmış, Av. Emirhan Keskin tarafından incelenmiştir.

Yazar Bilgisi

, Mersin Barosu 3472 sicil numarasına kayıtlıdır. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, aile, iş, gayrimenkul ve ticaret hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi sunmaktadır.

İnceleyen: Av. Emirhan Keskin · Mersin Barosu Sicil No: 5507

    İSTANBUL · MERSİN · ÇEVRİM İÇİ

    Hukuki görüşme talebi

    Konunuzu kısaca paylaşın. Görüşme için tercih ettiğiniz ofisi veya çevrim içi seçeneğini belirtebilirsiniz.

    * İşaretli alanlar zorunludur.




    Mesaj uzunluğu0 / 1000

    Kalan karakter: 1000Boşluklar dahildir.Sınıra yaklaşıyorsunuz.1.000 karakter sınırına ulaştınız.

    Kimlik numarası, banka bilgisi veya hassas belge paylaşmayın. KVKK Aydınlatma Metni

    İlk iletişim tek başına avukatlık ilişkisi kurmaz ve yasal süreleri durdurmaz. Acil süreli konularda telefonla ulaşın.

    Bu Yazıyla İlgili Soru Sor

    Gerçek sorular inceleme ve anonimleştirme sonrasında herkese açık yayımlanabilir ve arama motorlarında görünebilir. İsim, telefon, kimlik numarası, dosya numarası veya özel bilgi paylaşmayın. Bu alan hukuki danışmanlık değildir.

    Gizlilik ve KVKK bilgilendirmesi

    Telefon WhatsApp