Tutuklu Davacı Duruşmaya Katılmazsa Dava Açılmamış Sayılabilir mi? AYM (2026)
4 Kasım 2026 tarihli 33420 sayılı Resmî Gazete kararı. Hidayet Karaca (5), B. No: 2021/6977, 5 Mayıs 2026. Mevzuat: HMK m.150; Anayasa m.36; SGK ödeme emri.
Bu yazıyla ilgili genel bir sorunuz mu var? Anonim soru sor
Kısa özet
| Başvuru | Hidayet Karaca (5), B. No: 2021/6977, 5 Mayıs 2026 |
|---|---|
| Hukuki dayanak | HMK m.150; Anayasa m.36; SGK ödeme emri |
| Resmî Gazete | 4 Kasım 2026 / 33420 |
Kararın temel sorusu
Bir kişinin tutuklu olması, özel hukuk yargılamasında duruşma günlerini takip etme ve usule ilişkin taleplerini bildirme yükümlülüğünü bütünüyle ortadan kaldırır mı? Anayasa Mahkemesinin Hidayet Karaca (5) başvurusu bu soruyu somut bir SGK ödeme emri davası üzerinden ele aldı. Mahkeme, tutuklu davacının duruşmadan önceden haberdar olduğu, SEGBİS ile katılma veya vekil aracılığıyla temsil talebi iletmediği ve dosya yasal sürede yenilenmediği koşullarda mahkemeye erişim hakkının ihlal edilmediği sonucuna vardı.
SGK ödeme emri davasında olaylar
Başvurucu cezaevindeyken aleyhine Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından düzenlenen ödeme emirlerinin iptali için İstanbul Anadolu 20. İş Mahkemesinde dava açtı. Mahkeme ön inceleme duruşmasının gününü ve katılmamanın doğurabileceği sonuçları bildiren davetiyeyi tebliğ etti. Başvurucu duruşmaya katılmadı, mazeret bildirmedi ve SEGBİS ile katılma talebi sunmadı. Dava dosyası işlemden kaldırıldı; üç aylık kanuni sürede yenilenmediğinden açılmamış sayıldı. Başvurucu bu sonuç üzerine bireysel başvuruda mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini ileri sürdü.
HMK m.150 ne düzenler?
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 150. maddesi tarafların duruşmaya gelmemesi ve dosyanın işlemden kaldırılması gibi durumlarda izlenecek usulü belirler. İşlemden kaldırılan dava, kanunda öngörülen üç aylık süre içinde yenilenmezse açılmamış sayılması sonucu doğabilir. Bu sonuç ile mahkemenin uyuşmazlığın esasına girerek davayı reddetmesi birbirinden farklıdır. Usulî işlem yapılmaması nedeniyle davanın açılmamış sayılmasının dava harcı, yeniden dava açma ve süreler yönünden ciddi sonuçları olabilir.
AYM neden ihlal bulmadı?
AYM, duruşma gününün ve yokluğun sonuçlarının başvurucuya bildirildiğini; buna rağmen SEGBİS talebi, avukatla temsil veya usulüne uygun mazeret isteği iletilmediğini değerlendirdi. Mahkemenin HMK m.150’yi uygulamasını öngörülemez veya orantısız saymadı. Bu nedenle Anayasa m.36 kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edilmediğine karar verdi. Mülkiyet hakkına ilişkin başvuru ise başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez bulundu. Karar, tutuklu her davacının hiçbir koşulda duruşmaya katılma hakkı bulunmadığı anlamına gelmez.
SEGBİS talebi ve vekille temsil
Tutukluluk nedeniyle fiziken mahkeme salonunda bulunamayan kişinin yargılamaya katılabilmesi için kullanılacak usul imkânları önemlidir. SEGBİS yoluyla katılma veya avukat marifetiyle temsil gibi seçeneklerin hangi aşamada, hangi merciye ve hangi gerekçeyle iletildiği ispatlanabilir biçimde kayıt altına alınmalıdır. Somut kararda belirleyici husus başvurucunun önceden bilgilendirilmesine rağmen bu yönde talepte bulunmamasıydı. Bununla birlikte talep iletilmiş ve haksız reddedilmişse değerlendirme aynı olmaz; kararı her tutukluluk dosyasına otomatik uygulamak doğru değildir.
Üç aylık yenileme süresinin önemi
Dosya işlemden kaldırıldıktan sonra dava takip edilmediğinde HMK m.150’deki yenileme mekanizması önem kazanır. Kararın veya ara işlemin tebliğ edilmesi, takip edilecek takvim ve yenileme koşulları ayrı incelenmelidir. Açılmamış sayılma kararıyla karşılaşan tarafın öncelikle işlemden kaldırma gerekçesini ve süre hesabını denetlemesi gerekir. Ancak somut uyuşmazlıktaki usul kurallarını araştırmadan “tutuklu olduğu için süre işlememeli” biçiminde genel bir sonuca varmak AYM kararındaki gerekçeyle bağdaşmaz.
Mahkemeye erişim hakkının sınırı
Anayasa m.36, kişiye mahkemeye erişim güvencesi sağlar; bununla birlikte adil ve düzenli yargılamayı temin eden makul usul kuralları uygulanabilir. Tarafların mahkeme işlemlerini takip etmesi ve geçerli mazeretleri bildirmesi, usulün işlemesi açısından önemlidir. AYM’nin denetimi, usul hükmünün somut kişiye aşırı veya öngörülemez yük yükleyip yüklemediğine yöneliktir. Hidayet Karaca kararında ihtarlar ve hareketsizlik birlikte değerlendirilerek ihlal olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Dava dosyası için pratik kontrol
Duruşma davetiyesinin doğru tebliği, ihtarın içeriği, ceza infaz kurumuna iletilen yazılar, tarafın mazeret veya SEGBİS talepleri, avukat görevlendirme isteği, dosyanın işlemden kaldırılma tarihi ve yenileme talebinin zamanında yapılıp yapılmadığı birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle tutuklu kişilerin dava takibinde yargı makamlarıyla yazışmaların tarihli ve delilli tutulması önem taşır. Uyuşmazlığın SGK ödeme emrinden kaynaklanması nedeniyle esas hukuki sürelerle HMK usul süreleri birbirine karıştırılmamalıdır.
HMK m.150 Kapsamında İşlemden Kaldırma ve Üç Aylık Yenileme
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.150, tarafların duruşmaya gelmemesi veya davayı takip etmemesi halinde uygulanabilecek usul sonuçlarını düzenler. Hidayet Karaca (5) başvurusunda davacı, SGK ödeme emrinin iptali davasındaki ön inceleme duruşmasından haberdar edilmiş, gelinmemesi halinde dosyanın işlemden kaldırılabileceği konusunda uyarılmıştır. Buna rağmen duruşmaya katılım, mazeret veya uzaktan katılım talebi sunulmamıştır. Dosya işlemden kaldırıldıktan sonra üç aylık süre içinde yenilenmediği için davanın açılmamış sayılmasına hükmedilmiştir. İşlemden kaldırma ile davanın açılmamış sayılması aynı hukuki an değildir. Süreler ve tarafın katılım girişimleri tebligat belgeleri, infaz kurumu dilekçe kayıtları ve mahkeme tutanaklarıyla incelenmelidir.
Tutuklu Davacının Mahkemeye Erişim Hakkı
Anayasa m.36, mahkemeye erişimi güvenceye alır; ancak kanundaki makul usul kurallarından her durumda muafiyet sağlamaz. AYM, başvurucunun duruşmadan haberdar olmasını, SEGBİS veya başka uygun katılım talebi bulunmamasını, vekil ya da adli yardım istememesini ve üç aylık yenileme yolunu kullanmamasını birlikte değerlendirmiştir. Somut koşullarda mahkemeye erişim yönünden ihlal bulunmadığına karar verilmiştir. Bunun anlamı tutuklu kişinin uzaktan katılım veya temsil isteyemeyeceği değildir. İleride benzer uyuşmazlıkta süresinde başvuru yapıldığını gösteren dilekçeler bulunuyorsa hukuki değerlendirme farklılaşabilir. Konuyla ilgili mahkemeye erişim hakkı, AYM ihlalinden sonra yeniden yargılama ve güncel AYM kararları yazıları yararlıdır. Resmî karar metni esas alınmalıdır.
SGK Ödeme Emri Davasında Olayın Başlangıcı
Hidayet Karaca (5) başvurusu, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından düzenlenen ödeme emirlerinin iptali için açılan hukuk davasıyla ilgilidir. İstanbul Anadolu 20. İş Mahkemesindeki dosyada davacıya ön inceleme duruşmasının günü bildirilmiştir. Davetiyede duruşmaya katılmamanın ve davayı takip etmemenin doğurabileceği usul sonuçları da yer almıştır. Davacı duruşmaya katılmamış, mahkemeye mazeret veya uygun katılım talebi sunmamıştır. Dosya HMK m.150 uyarınca işlemden kaldırılmış ve üç aylık süre içinde yenilenmediğinden davanın açılmamış sayılmasına hükmedilmiştir. Bu kronoloji anlatılmadan yalnızca ‘tutuklu davacının davası reddedildi’ denmesi doğru değildir. Çünkü esastan ret ile usulî açılmamış sayılma kararı farklı sonuçlar doğurur.
HMK m.150’nin Dava Takibi Bakımından Önemi
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.150, tarafların duruşmaya gelmemesi veya davanın takip edilmemesi hâlinde uygulanabilecek usul kurallarını düzenler. Bir hukuk davasının açılmış olması, tarafın bütün duruşmalara katılma ve gerekli işlemleri takip etme sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Kanundaki koşullar oluştuğunda dosyanın işlemden kaldırılması gündeme gelebilir. Ancak bunun için tebligatın usulüne uygunluğu, duruşmaya davetin içeriği, tarafların davranışı ve mahkemeye sunulmuş mazeretler incelenmelidir. Hidayet Karaca kararında davacının duruşmadan ve gelmemenin muhtemel sonuçlarından haberdar olması belirleyicidir. Başka bir dosyada geçerli tebligat yapılmamışsa veya katılım imkânının engellendiği ispatlanıyorsa aynı sonuca otomatik varılamaz. Her usul işlemi kendi koşullarında değerlendirilmelidir.
Ön İnceleme Duruşması Neden Önemlidir?
Ön inceleme duruşması, uyuşmazlık konularının belirlenmesi ve sonraki yargılama aşamalarının düzenlenmesi bakımından önem taşıyan bir usul evresidir. Taraflar iddia ve savunmalarının sınırlarını bu aşamada açıklayabilir. Hukuk yargılamasında davetiyenin duruşma zamanını ve gelinmemenin muhtemel sonucunu bildirmesi, tarafın usul güvencelerinden yararlanabilmesi için önemlidir. Hidayet Karaca dosyasında bu bilgilendirmenin yapıldığı belirtilmiştir. Bununla birlikte geçerli bir davetiye, tutuklu davacının fiziksel olarak salona gitme imkânına mutlaka sahip olduğu anlamına gelmez. Kişinin bulunduğu infaz kurumu ve mahkemeyle iletişim olanakları ayrıca değerlendirilir. Önemli olan somut erişim kısıtının uygun başvuru yöntemleriyle mahkemeye bildirilip bildirilmediğidir.
Tutukluluğun Hukuk Davasına Katılım Üzerindeki Etkisi
Tutuklu kişinin özgürlüğü sınırlı olduğundan duruşma salonuna kendiliğinden gitmesi mümkün olmayabilir. Ancak bu olgu, tarafın usulî takibe ilişkin bütün işlemlerden otomatik muaf tutulacağı anlamına gelmez. Kişinin duruşmaya katılım talebini, mazeretini veya temsil isteğini mahkemeye iletmesi önem taşır. Bulunduğu ceza infaz kurumu aracılığıyla gönderilen dilekçelerin tarih ve kayıtları dosyada saklanmalıdır. AYM, Hidayet Karaca olayında davacının bu yolları kullanmadığına özellikle dikkat etmiştir. Buna karşılık başka bir dosyada kişi mahkemeden katılım talep ettiği hâlde talebi hiç değerlendirilmemiş olabilir. Böyle bir olayın anayasal analizi farklılaşabilir. Tutukluluğun varlığıyla mahkemeye erişim bakımından somut çaba ve engeller birlikte ele alınmalıdır.
SEGBİS ve Uzaktan Katılım İsteği
SEGBİS uygulaması ceza yargılamasında kullanılan bir teknik katılım aracıdır. Hukuk yargılamasında uzaktan katılım talebinin hukuki ve teknik koşulları farklı kurallara tabi olabilir. Bu nedenle her tutuklu hukuk davacısının mutlaka ve kendiliğinden SEGBİS bağlantısıyla duruşmaya alınacağı ileri sürülmemelidir. Hidayet Karaca dosyasında başvurucunun uzaktan katılım istediğine dair başvuru bulunmadığı belirtilmiştir. İlgili mahkeme ve ceza infaz kurumunun olanakları çerçevesinde uygun talep sunulup sunulmadığı önemlidir. Bir talebin sunulması da kendiliğinden aynı yönde karar verileceği anlamına gelmez; mahkemenin talebi ilgili mevzuata göre değerlendirmesi gerekir. Anayasal tartışma, somut talebin veya erişim engelinin nasıl karşılandığı üzerinden yürütülmelidir.
Adli Yardım ve Vekille Temsil Seçenekleri
HMK m.334 ve devamında adli yardımın şartları düzenlenmiştir. Hukuk davasında adli yardım imkânının bulunması ile her tutuklu davacıya kendiliğinden avukat atanması aynı işlem değildir. Başvurucunun mali durumu, uyuşmazlığın niteliği, temsil ihtiyacı ve ilgili usul koşulları birlikte değerlendirilir. Hidayet Karaca olayında başvurucunun adli yardım kapsamında vekil talep etmediği de kararda belirtilmiştir. Bu olgu mahkemeye erişim hakkı incelemesinde diğer davranışlarla birlikte dikkate alınmıştır. Somut dosyada temsil isteğinde bulunulmuş ve bunun cevapsız kalmış olması farklı hukuki sorun doğurabilir. Dilekçenin hangi makama ve hangi tarihte verildiğinin belgelenmesi önemlidir. Her başvuru yolu kendi süre ve yetki kurallarına göre kullanılmalıdır.
Dosyanın İşlemden Kaldırılması Ne Demektir?
Dosyanın işlemden kaldırılması, uyuşmazlığın esası hakkında kesin bir ret kararı verilmesiyle aynı şey değildir. HMK m.150, işlemden kaldırılmış dosyanın belirli şartlarla yenilenmesine imkân tanır. Yenileme süresi ve bu işlem için gereken usul koşulları somut dosyanın durumuna göre kontrol edilmelidir. Hidayet Karaca dosyasında üç aylık süre içinde yenileme yapılmadığından davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Bu yüzden işlemden kaldırma tarihi, yenileme süresinin başlangıcı ve kişinin yenileme yapıp yapmadığı ayrı kaydedilmelidir. Daha sonra yeni dava açılması ihtimali veya talebin süreye bağlı sonuçları bakımından davanın türü belirleyici olabilir. ‘Açılmamış sayıldı’ ifadesi ‘mahkeme alacağı yok saydı’ şeklinde açıklanmamalıdır.
Üç Aylık Süreyi Kaçırmanın Sonuçları
İşlemden kaldırılan dosyanın kanunda öngörülen üç aylık süre içinde yenilenmemesi, davanın açılmamış sayılması sonucunu doğurabilir. Bu süre içinde tarafın mahkemeye ulaşmak için hangi işlemleri yaptığına ilişkin kayıtlar önemlidir. Tutuklu kişinin bulunduğu kurum aracılığıyla yenileme dilekçesi sunup sunmadığı, bu dilekçenin kayıt ve gönderim tarihi belgelenmelidir. Hidayet Karaca dosyasında yenilemenin yapılmaması AYM’nin değerlendirdiği olgulardandır. Ancak her uyuşmazlıkta sonraki dava yolunun açık olduğu veya kapanmış bulunduğu genel bir cümleyle açıklanamaz. SGK ödeme emri gibi özel işlem türlerinde görev, dava ve başvuru süresi ayrıca incelenmelidir. İşlemden kaldırma kararına karşı ileri sürülebilecek usul itirazları da dosyanın evresine göre belirlenir.
Anayasa m.36 ve Mahkemeye Erişim Testi
Mahkemeye erişim hakkı, kişinin iddiasını mahkemeye taşımasını ve belirli güvencelerle incelenmesini amaçlar. Ancak yargılamanın işlemesi için getirilen makul usul kuralları da uygulanabilir. Hidayet Karaca kararında başvurucu duruşma tarihini biliyor, gelmemenin olası sonucundan haberdar bulunuyor, buna rağmen mazeret veya katılım talebi sunmuyor ve daha sonra dosyasını yenilemiyordu. AYM bu unsurları birlikte değerlendirerek mahkemeye erişim hakkının ihlal edilmediğine karar verdi. Buradan bütün tutuklu davacıların benzer durumda hiçbir mahkeme hakkı bulunmadığı sonucu çıkarılamaz. Somut tebligatın ve erişim imkanlarının niteliği farklıysa anayasal inceleme de değişebilir. Kararın gerekçesi esasen somut taraf davranışıyla ilgilidir.
Mülkiyet Hakkı Şikâyetinin Kabul Edilemezliği
Kararda başvurucunun mülkiyet hakkına ilişkin şikâyeti, başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur. Bu sonuç, mülkiyet hakkı yönünden bütün maddi iddiaların esastan reddedildiği anlamına gelmez. Bireysel başvuruda şikâyetin konusu ve ilgili olağan kanun yollarının tüketilip tüketilmediği ayrı ayrı incelenir. Mahkemeye erişim hakkı bakımından ihlal bulunmaması ile mülkiyet hakkı şikâyetinin kabul edilemezliği farklı hukuki kararlardır. Bir hukuk bülteninde bu iki sonucu tek bir ‘şikâyet reddedildi’ cümlesine indirgemek yanıltıcıdır. Başvurucu hakkında daha önce hangi usul kararlarının verildiği ve bunlara karşı hangi yolların kullanıldığı belirlenmelidir. Anayasal incelemenin sınırı bu belge ve süreçlerle ilişkilidir.
İnfaz Kurumundan Dilekçe Gönderirken Delil Kaydı
Tutuklu veya hükümlü kişi mahkemeye bir dilekçe gönderdiğinde gönderimin hangi tarihte yapıldığını gösteren kurum kayıtlarını saklamalıdır. Duruşmaya katılım veya mazeret talebinde mahkemenin adı, dosya numarası, duruşma günü ve istenen işlem açıkça yazılmalıdır. Dilekçenin infaz kurumu görevlilerine teslim edilmesiyle mahkeme dosyasına ulaşması arasında farklı tarihler bulunabilir. Bu nedenle kayıt ve alındı belgeleri önemlidir. Hidayet Karaca dosyasında bu tür bir talebin bulunmaması AYM tarafından değerlendirilmiştir. Başka bir olayda dilekçenin zamanında verildiği fakat değerlendirilmediği ileri sürülüyorsa delil kayıtları anayasal sorunun belirlenmesine yardımcı olabilir. Yargılamanın takip edilmesi için kullanılabilecek usul seçenekleri somut olarak araştırılmalıdır.
İlgili Kararlar ve Dava Takibinde Sonuç
AYM Hidayet Karaca (5) kararı 5 Mayıs 2026 tarihli olup 4 Kasım 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Başvuru numarası 2021/6977’dir. Kararın doğru kullanımı, davacıya duruşma gününün bildirildiğini, SEGBİS ve vekil talebi yapılmadığını, dosyanın yenilenmediğini ve bu koşullarda ihlal bulunmadığını göstermeyi gerektirir. Resmî AYM karar metni birincil kaynaktır. İlgili site içi yazılar: mahkemeye erişim hakkı, ihlalin giderimi, güncel kararlar ve hukuki iletişim. Her dava kendi tebligat ve usul davranışlarıyla değerlendirilmelidir.
İşlemden kaldırma ile açılmamış sayılma aynı mıdır?
Hayır. Yenileme süresine bağlı iki farklı usul aşamasıdır.
AYM bu olayda mahkemeye erişim ihlali buldu mu?
Hayır, somut koşullarda ihlal olmadığına karar verdi.
Tutuklu kişi vekil talep edebilir mi?
İlgili koşulları varsa temsil ve adli yardım imkânları değerlendirilir.
Mülkiyet hakkı şikâyeti neden kabul edilmedi?
Başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulundu.
Sık sorulan sorular
Tutuklu olmak HMK 150 uygulamasını engeller mi?
Somut olayda engellemedi; davacının bilgilendirilmesi ve talepleri önemlidir.
AYM hangi sonucu verdi?
Mahkemeye erişim hakkı yönünden ihlal bulmadı.
Dava kaç ay içinde yenilenmeliydi?
İşlemden kaldırılma sonrasında HMK’deki üç aylık süre içinde.
SEGBİS nedir?
Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi aracılığıyla yargısal işlemlere uzaktan katılma altyapısıdır.
İstemde bulunmak neden önemliydi?
Davacı SEGBİS veya vekil talebi iletmedi.
Mülkiyet hakkı iddiası kabul edildi mi?
Başvuru yolları tüketilmediği için kabul edilemez bulundu.
Açılmamış sayılma ile davanın reddi aynı mı?
Hayır. Biri usulî takip eksikliği, diğeri uyuşmazlığın esasına ilişkin sonuç olabilir.
Karar her tutuklu için aynı sonuç mu doğurur?
Hayır. Tebligat, mazeret, talep ve usul koşulları somut olarak incelenir.
Karar metni ve ilgili kaynaklar
- AYM kararının yayımlanan tam metni
- Resmî Gazete, 4 Kasım 2026 sayısı
- E-tebligat ve hukuki süreler — ilgili iç bağlantı
- Resmî Gazete — karar veya düzenlemenin doğrudan tam metni (4 Kasım 2026)
Bu içerik kararın somut olayına dayalı hukuki bilgi içerir. Mevzuat, dava aşaması ve süreler ayrıca denetlenmelidir.
Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu — Mersin ve İstanbul. +90 552 224 43 66.
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
BAKIRCI & KESKİN HUKUK BÜROSU sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
