B&KBakırcı & KeskinHUKUK BÜROSU
TR
TürkçeEnglishDeutschРусскийالعربية中文
Menü

Ceza Duruşmasında Tanığa Doğrudan Soru Sorma: CMK 201 ve Sorulara İtiraz

Ceza duruşmasında Cumhuriyet savcısı ile müdafi veya vekil sıfatıyla katılan avukat doğrudan soru yöneltebilir; sanık ve katılan ise sorularını mahkeme başkanı veya hâkim aracılığıyla sorar. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.201 bu yetki ve yöntem ayrımını açıkça kurar. Soru yöneltme hakkı tanıklara olduğu kadar sanığa, katılana, bilirkişilere ve duruşmaya çağrılan diğer kişilere de ilişkindir. İşlem duruşma disiplinine uygun yürütülür.

Bu hak, tanık beyanının nasıl oluştuğunu, bir teknik raporun hangi veriye dayandığını ve farklı anlatımların neden ayrıldığını duruşmada ortaya çıkarmaya yarar. Tanığın önce çağrılması, dinlenmesi, ona soru sorulması ve açıklamasının delil olarak tartışılması ayrı aşamalardır. Her aşamanın kuralı doğru uygulanmalıdır. Sorunun engellenmesi veya soruya itiraz edilmesi hâlinde karar mercii, soru sahibinin sıfatı ve duruşma kaydı önem taşır; genel “çapraz sorgu” ifadesi kanundaki işlem düzeninin yerine geçmez.

Ceza duruşmasında soru soranın sıfatı, doğrudan veya hâkim aracılığıyla yöntem, soruya itiraz kararı ve cevabın tutanakta değerlendirilmesini gösteren şema
Çekinme hakları ve duruşma disiplini devam eder.

CMK 201’e göre kimler doğrudan soru sorabilir?

M.201/1, doğrudan soru yetkisini Cumhuriyet savcısına ve duruşmaya müdafi veya vekil sıfatıyla katılan avukata tanır. Müdafi sanığın savunmasını, vekil ise temsil ettiği kişinin usul konumuna uygun hukuki yardımını yürütür. Bir avukatın salonda bulunması, o dosyada kendiliğinden soru sorma sıfatı kazandırmaz; hangi kişi adına ve hangi sıfatla duruşmaya katıldığı belirlenmelidir. İzleyici konumuyla usul katılımcısı konumu aynı değildir.

Doğrudanlık, sorunun her defasında önce hâkime aktarılıp onun sözcükleriyle yeniden kurulmasını zorunlu tutmayan bir yöntemdir. Bununla birlikte mahkemenin duruşmayı yönetme yetkisi devam eder. Avukat veya savcı söz düzenine ve duruşma disiplinine uygun biçimde soru yöneltir. Bir kişiye soru sorma yetkisi, tanık anlatımının her an kesilmesi veya birden fazla kişinin aynı anda konuşması yetkisi olarak kullanılamaz.

Heyetle görev yapan mahkemede heyeti oluşturan hâkimler de m.201/2 gereğince sorular yöneltebilir. Dolayısıyla soru soran yalnız mahkeme başkanı olmak zorunda değildir. Hangi sorunun kimden geldiğinin ve cevabın anlaşılır biçimde kayda geçmesinin önemi burada artar. Doğrudan soru hakkı, hâkimlerin aydınlatma sorularını ortadan kaldırmaz; farklı katılımcıların kanuni yetkileri birlikte uygulanır.

Sanık ve katılan sorularını nasıl yöneltir?

CMK m.201, sanığın ve katılanın da soru sorma hakkını tanır; ancak onlar için mahkeme başkanı veya hâkim aracılığını öngörür. Kişinin avukatı bulunmaması, sorusunu hiç ileri süremeyeceği anlamına gelmez. Sorulmasını istediği hususu mahkemeye açıkça bildirebilir. Mahkeme aracılığı, sorunun dosyadaki öneminin açıklanmasına ve cevabın alınmasına yönelik bir usul yoludur.

Katılan sıfatıyla mağdur veya şikâyetçi sıfatı da dosyada doğru gösterilmelidir. M.201’de katılan için düzenlenen yöntemin kullanılması, katılma talebi hakkında verilmiş kararın ve duruşmaya hangi sıfatla katılındığının kontrolünü gerektirir. Sanık yönünden müdafiin doğrudan soru sorması ile sanığın kendi sorusunu mahkemeye iletmesi birbirini aynılaştırmaz. İki kişinin ayrı usul konumları vardır.

Mahkemeye iletilen soru anlaşılır ve belirli olmalıdır. Uzun bir olay anlatımı içinde saklanan soru, hangi cevabın istendiğinin kayda geçirilmesini güçleştirir. Sorunun muhatabı, açıklığa kavuşturacağı olay ve varsa dayandığı belge bölümü gösterilmelidir. Soru sahibinin dosyaya ilişkin hukuki görüşü, soruya verilecek tanık cevabının yerine konulmamalıdır. Kişinin haklı olduğunu ileri sürmesiyle tanıktan kendi algıladığı olguyu açıklamasını istemesi farklı işlevlerdir.

Tanık dışında kimlere soru yöneltilebilir?

M.201/1’in sayımı sanık, katılan, tanık, bilirkişi ve duruşmaya çağrılan diğer kişileri kapsar. Her muhatabın açıklama alanı ve hakları farklıdır. Tanık kural olarak bildiği olayı aktarır; bilirkişi kendisine verilen teknik veya özel bilgi alanında açıklama yapar. Sanığın savunma ve susma hakları ise tanıklık yükümlülüğünden ayrı düzenlenmiştir. Soru hakkı muhatabın bu haklarını kaldırmaz.

Bu nedenle aynı soru bütün kişilere aynı amaçla yöneltilmez. Tanığa olayın hangi bölümünü bizzat gördüğü veya hangi bilgiyi başkasından duyduğu sorulabilir. Bilirkişiye raporun kullandığı veri, yöntem ve teknik sonucun dayanağı açıklattırılır. Sanıktan suçsuzluğunu kanıtlayacak cevap vermesinin zorunlu olduğu sonucu çıkarılamaz. CMK m.147’deki haklar, duruşmadaki soru düzeni içinde de gözetilir.

Sorunun konusu, kişinin gerçekten açıklama yapabileceği alanla ilişkilendirilmelidir. Tanığın hukuk maddesini yorumlaması veya bilirkişinin mahkemenin yerine suçluluk kararı vermesi istenmez. CMK m.67/3 bilirkişinin hukuki değerlendirme yapma sınırını düzenler. Cevabın hangi maddi veya teknik noktayı aydınlatacağı belirlenirse, beyanın sonraki delil tartışmasındaki yeri de daha açık olur.

Tanığın anlatımı ne zaman kesilebilir, soruların amacı nedir?

CMK m.59/1 tanıktan ilgili konulara ilişkin bildiklerini söylemesinin istenmesini ve tanıklık ederken sözünün kesilmemesini öngörür. Aynı maddenin ikinci fıkrası ise konuyu aydınlatmak, tamamlamak ve bilginin dayandığı durumları değerlendirmek için ayrıca soru sorulmasına izin verir. Serbest anlatımla açıklayıcı sorular birbirini tamamlar. M.201 doğrudan soru yetkisi, m.59’daki anlatım düzeniyle birlikte uygulanır.

Bir tanığın bilgi kaynağı, olayı öğrenme zamanı ve algılama koşulları açıklığa kavuşturulmalıdır. Olayın tamamını mı yoksa yalnız bir bölümünü mü gördüğü, konuşmayı bizzat mı duyduğu, beyanının hangi kısmının kendi gözlemine dayandığı belirlenir. Bu ayrımlar tanığa hazır bir cevap vermek için kullanılmaz. Sorunun amacı mevcut bilgiyi ortaya çıkarmaktır; kişinin görmediği bir olayı görmüş gibi benimsemesini sağlamak değildir.

Tanığın bilmediğini veya hatırlamadığını belirtmesi de kayda değer bir cevaptır. Cevap verilmiş bir soruyu aynı içerikle tekrarlayarak farklı sonuç alınmaya çalışılması, aydınlatma ihtiyacıyla duruşma disiplini bakımından değerlendirilir. Yeni soru gerçekten farklı bir boşluğu açıklıyorsa bu bağ gösterilir. Böylece soru listesi birbiri ardına sıralanan iddialardan değil, beyanı denetlenebilir yapan belirli hususlardan oluşur.

Dosyaya dayanan soru nasıl hazırlanır?

Soru hazırlığında önce isnadın veya savunmanın tartışmalı maddi noktası belirlenir. Ardından bu noktayı aydınlatabilecek kişinin hangi bilgiye sahip olduğu incelenir. Duruşma öncesinde soru listesi hazırlamak, tanığa cevap ezberletmek anlamına gelmez. Liste, dosyadaki boşluğu ve alınacak cevabın önemini düzenler. Kişinin vereceği cevabın içeriği yönlendirilmeden, kendi bilgisine başvurulur.

Bir belgeye bağlı soruda belgenin tarihi, sayfası ve ilgili bölümü doğru gösterilmelidir. Birden fazla kaydın aynı soruda karıştırılması cevabın hangi belgeye ilişkin olduğunu belirsizleştirir. Önce belgenin tanık tarafından bilinip bilinmediği ve olayla bağlantısı, ardından tartışılan somut husus açıklattırılır. Eksik bağlamlı bir alıntı, dosyanın bütününden farklı anlam yaratmamalıdır. Sorunun dayandığı kayıt duruşmada denetlenebilir olmalıdır.

Bir soruda birden fazla bağımsız olay birleştirildiğinde tek “evet” veya “hayır” cevabı hangi kısmın kabul edildiğini göstermeyebilir. Bu nedenle maddi hususlar ayrı sorulara bölünür. Zaman, yer, kişi ve bilgi kaynağı birbirinden ayrıldığında tutanak daha anlaşılır olur. Bu yöntem bir sonuç garantisi değil, m.59’daki aydınlatma ve tamamlama amacını somut biçimde yerine getiren hazırlık düzenidir.

Sorulan soruya itiraz edilirse kararı kim verir?

CMK m.201/1, yöneltilen soruya itiraz edildiğinde sorunun yöneltilmesinin gerekip gerekmediğine mahkeme başkanının karar vermesini öngörür. Tek hâkimli mahkemede duruşmayı yöneten hâkimin yetkisi bu düzenle uygulanır. Bir tarafın itiraz etmesi, soruyu kendi başına hükümsüz kılmaz. Soru sahibinin de itirazı yok sayarak muhatabı cevaplamaya zorlaması doğru değildir; mahkemenin usul kararı beklenir.

İtirazın sebebi somutlaştırılmalıdır. Sorunun olayla ilgisi, daha önce cevaplanan hususu tekrar edip etmediği, muhatabın korunan alanına girip girmediği veya anlaşılmaz biçimde birden fazla iddiayı içerip içermediği açıklanır. M.201 tek başına kapalı bir “itiraz sebepleri listesi” vermez. Değerlendirme diğer ilgili muhakeme kurallarıyla yapılır; yabancı bir yargılama sistemindeki terimler doğrudan Türk kanununda yazılı zorunlu kalıplar gibi kullanılamaz.

Soru reddedildiğinde sorunun konusu ve ret gerekçesinin duruşma kaydında görünmesi önemlidir. CMK m.221/1-g istemleri ve reddedilmişse gerekçelerini tutanağın içeriği arasında sayar. Reddedilen sorunun hangi delil noktasına ilişkin olduğu açıkça belirtilirse sonraki usul denetimi somutlaşır. Yalnız “soru sormamız engellendi” ifadesi, hangi hakkın ne ölçüde etkilendiğini açıklamaya yetmez.

Cevaptan sonra yeniden soru sorulabilir mi?

M.201/1 gerektiğinde ilgililerin yeniden soru sorabileceğini açıkça düzenler. İlk cevap yeni bir belirsizlik ortaya çıkarmış, sorunun yalnız bir kısmını karşılamış veya önceki anlatımdan farklı bir bilgi içermişse tamamlayıcı soru yöneltilmesi bu kapsamda değerlendirilir. Kanun tek bir soruyla yetinilmesini zorunlu tutmaz. Yeniden soru, duruşma disiplinine ve aydınlatma amacına uygun olmalıdır.

Yeniden sorunun neden gerektiği belirlenmelidir. Muhatap sorunun tarih kısmını açıklamış fakat bilgi kaynağını belirtmemişse eksik kalan husus ayrı sorulur. Teknik bir cevap anlaşılmıyorsa kullanılan terimin dosyadaki anlamı açıklattırılır. Cevabın beklenenden farklı olması ise tek başına aynı sorunun sınırsız tekrarını haklı kılmaz. Açıklığa kavuşturulacak yeni nokta ile önceki cevabı değiştirme isteği birbirine karıştırılmaz.

Tanık anlatımında hatırlamama veya önceki ifadeyle çelişki varsa CMK m.212’nin özel işlemi de uygulanır. Önceki tutanağın hangi kısmının hangi amaçla okunduğu açıkça gösterilir. Kanuni çekinme hakkının duruşmada kullanılması ise m.210/2’de farklı sınıra tabidir. Soru sorma yetkisi, önceki ifadenin okunmasına ilişkin bu özel kuralları devre dışı bırakan genel bir yetki değildir.

Soru hakkı tanığın çekinme ve korunma haklarını kaldırır mı?

CMK m.45, 46 ve 48’deki çekinme hükümleri soru aşamasında da korunur. Yakınlık veya meslek sırrına dayanan hakkın kapsamı belirlenmeli; tanığı ya da kanunda sayılan yakınını ceza kovuşturmasına uğratabilecek soruya cevap vermeme hakkı önceden bildirilmelidir. Doğrudan soru yöneltmek, kanunun koruduğu açıklamayı dolaylı yoldan zorla elde etme yetkisi değildir.

Tanığın kimliğinin saklanması veya belirli kişilerin huzurunda dinlenmemesi CMK m.58’de koşullara bağlanmıştır. M.58/3, hazır bulunma hakkı olanlar olmadan dinleme hâlinde ses ve görüntülü aktarmayı öngörür ve soru sorma hakkını açıkça saklı tutar. Bu düzenlemeyi her suç için sınırsız bir gizli tanık usulü gibi uygulamak da doğru değildir; m.58/5 ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları örgüt faaliyeti çerçevesindeki suçlarla sınırlar.

Koruma önlemi ile açıklamanın denetlenmesi birlikte düşünülmelidir. Hangi önlemin uygulandığı, hangi kanuni koşula dayandığı ve soru hakkının nasıl kullandırıldığı kayda geçirilir. Tanığın korunması gerektiği belirtilerek soruların tamamının sebepsiz engellendiği veya soru hakkı gerekçesiyle korunan kimliğin açıklatılmaya çalışıldığı tek yönlü bir yöntem kurulamaz. Her işlem kendi kanuni dayanağı ve kapsamıyla değerlendirilir.

Tanık dinlenirken sanık geçici olarak dışarı çıkarılmışsa ne olur?

CMK m.200/1, sanığın yüzüne karşı suç ortağı veya tanığın gerçeği söylemeyeceğinden endişe edilmesi hâlinde mahkemenin sanığı sorgu veya dinleme sırasında salondan çıkarabilmesini düzenler. Bu özel işlem, her rahatsızlık beyanında kendiliğinden uygulanacak genel yöntem değildir. Kanundaki neden ve mahkemenin kararı bulunmalıdır. Hangi kişinin hangi açıklaması için uygulandığı belirlenerek işlem kayda geçirilir.

M.200/2, sanık yeniden getirildiğinde tutanakların okunmasını ve gerektiğinde içeriğin anlatılmasını gerektirir. Böylece sanık, yokluğunda alınan açıklamadan haberdar edilir. Bu aşamada önce dinleme sırasında ne yapıldığı ve hangi beyanın alındığı açıklığa kavuşur; sonra sorulmasını istediği tamamlayıcı hususlar m.201’deki yönteme uygun olarak mahkemeye iletilir. Sanığın yokluğunda işlem yapılmış olması, açıklamanın içeriğinin ondan tümüyle gizlenmesine izin veren bir hüküm değildir.

Bu usul, duruşma düzenini bozan kişinin dışarı çıkarılmasından farklı dayanağa sahiptir. CMK m.203/1 duruşma düzenini mahkeme başkanı veya hâkime bırakır; m.203/2 çıkarma işleminde savunma hakkının kullanılmasının engellenmemesini şart koşar. Kararın gerekçesi belli olmadan her salon dışına çıkarma olayını aynı hükümle değerlendirmek doğru değildir. Soru hakkına ilişkin itiraz da uygulanan gerçek madde ve yapılan işlem üzerinden kurulmalıdır.

Bir tanığa sorulacak sorunun alınamaması iddiasında, tanığın hangi aşamada dinlendiği, sanığın ne zaman dışarı çıkarılıp geri getirildiği, müdafiin hazır olup olmadığı ve sonradan hangi açıklamaların yapıldığı birlikte incelenir. Sadece oturumun başında sanığın adının bulunması bütün aşamalarda hazır olduğunu göstermez. Buna karşılık geçici yokluk da tüm soruların yasaklandığını tek başına kanıtlamaz. Tutanak, uygulamanın somut sınırını ortaya koymalıdır.

Bilirkişiye ve bilimsel mütalaa uzmanına nasıl soru sorulur?

Bilirkişinin yazılı raporu hakkındaki sorular, raporun teknik dayanağını açıklamaya yönelir. CMK m.68 mahkemenin bilirkişiyi kendiliğinden veya ilgilinin istemiyle duruşmaya çağırmasını düzenler. Çağrılmış bilirkişiye m.201 uyarınca soru yöneltilebilir. Bilirkişinin duruşmada dinlenmesi talebi ile dinleme sırasındaki soru yöntemi farklı işlemlerdir; rapor dosyada bulunduğu için bilirkişinin fiilen salonda olduğu varsayılmaz.

Teknik sorular, kullanılan veri seti, inceleme kapsamı, hesabın adımları ve sonuçla veri arasındaki bağlantı üzerine kurulabilir. Raporda bulunmayan yeni varsayımı bilirkişiye kabul ettirmekle mevcut hesabın eksik dayanağını açıklattırmak farklıdır. M.67/3’teki hukuki değerlendirme sınırı korunur. Suçun oluşup oluşmadığına ilişkin nihai hukuki kararı bilirkişiden istemek, teknik aydınlatmanın amacını aşar.

M.68/3, tarafların istemiyle bilimsel mütalaa hazırlayan uzmanın duruşmada dinlenmesine de ilgili kuralları uygular. Mahkemece atanmış bilirkişiyle tarafın bilimsel mütalaa uzmanı aynı sıfatla sunulmaz; her belgenin kaynağı doğru belirtilir. Sorunun hangi rapor veya mütalaaya ilişkin olduğu gösterilir. Açıklama sonrasında da raporun hangi teknik noktasının aydınlandığı, hangisinin tartışmalı kaldığı somutlaştırılır.

Tanık çağırma talebiyle soru hakkı nasıl ilişkilidir?

Bir kişiye m.201 uyarınca soru sorulabilmesi için o kişinin usulüne uygun olarak duruşma işlemine dahil olması gerekir. Tanık bildirme ve çağırma aşaması CMK m.177–181 hükümleriyle ilgilidir. Ceza davasında tanık dinletme talebi, kişinin hangi maddi olay hakkında bilgi vereceğini gösterir. Soru listesi bu talebi açıklayabilir; fakat çağrı işlemini kendiliğinden tamamlamaz.

Dinlenmesi istenen kişinin hangi olguyu aydınlatacağı baştan belirtilirse duruşmada yöneltilecek sorular da belirli olur. Birbiriyle ilgisiz çok sayıda tanık göstermek, aynı kişiye aynı soruları tekrar ettirmekten doğan sakıncayı gidermez. Delilin ilgili olayla bağlantısı ve davanın çözümüne etkisi ortaya konulmalıdır. CMK m.206’daki delil değerlendirme düzeni bu aşamada ayrıca gözetilir.

Tanık duruşmada hazırken sorulması gereken hususun atlanmasıyla tanığın hiç dinlenmemesi farklı eksikliklerdir. İlki yeniden soru veya gerektiğinde yeniden dinleme ihtiyacını, ikincisi delilin ortaya konulmasına ilişkin talebi gündeme getirir. Başvuruda bu işlemler karıştırılmaz. Hangi kişinin hangi aşamada bulunduğu, açıklamasının alınıp alınmadığı ve eksik kalan maddi nokta dosyanın gerçek akışına uygun gösterilir.

Soru, cevap ve ret kararı tutanakta nasıl izlenmelidir?

CMK m.221 duruşmanın seyrini, sanık açıklamalarını, tanık ve uzman beyanlarını, istemleri ve ret gerekçelerini tutanak kapsamında sayar. Soru hakkının etkili kullanımı için yalnız kişinin dinlendiğinin yazılması her uyuşmazlığı açıklamaz. Tartışmalı sorunun hangi hususa yöneldiği, cevabın ne olduğu ve itiraz üzerine hangi kararın verildiği kayıttan anlaşılmalıdır. Özellikle ret iddiasında sorunun içeriği somut tutulur.

Tanık veya bilirkişi dinlendikten sonra CMK m.215 gereğince ilgili usul katılımcılarına diyecekleri sorulur. M.216 deliller hakkında tartışma sırasını düzenler. Bu aşama, soru sorarak olguyu açığa çıkarmadan farklıdır: artık elde edilen cevabın dosyadaki anlamı değerlendirilir. Bir soruya verilen yanıt, tek başına hangi tarafın haklı olduğuna ilişkin otomatik sonuç değildir. Cevabın diğer delillerle ilişkisi açıklanır.

Son değerlendirme m.217’deki hukuka uygun delil ve duruşmada tartışılma koşullarına dayanır. Soru hakkı, hükmün belirli yönde çıkacağını garanti eden teknik değildir. İşlevi, açıklamanın kaynağını ve sınırını yargılama içinde denetlenebilir kılmaktır. Bu nedenle hazırlık, duruşmadaki uygulama ve tutanak kontrolü aynı somut maddi noktaya bağlanmalı; hukuki sonuç için kanunda bulunmayan kesin vaatler üretilmemelidir.

Dinlenen kişinin salondan ayrılması da soru sürecini etkiler. CMK m.208 tanığın, m.68/2 bilirkişinin mahkemenin izni olmadan ayrılmamasını öngörür. Tamamlayıcı soru ihtiyacı varsa kişi ayrılmadan bu hususun açıklanması işlemin o oturumda tamamlanmasına hizmet eder. Bilirkişiler için ayrı ayrı dinlenme zorunluluğu bulunmadığı m.68/2’de ayrıca belirtilmiştir; tanıkların m.52’deki ayrı dinlenme düzeniyle karıştırılmaz. Muhatabın sıfatı, soru ve oturum düzeninde birlikte dikkate alınır.

Sık sorulan sorular

Sanık tanığa doğrudan soru sorabilir mi?

CMK m.201/1 sanığın soru hakkını mahkeme başkanı veya hâkim aracılığıyla kullanmasını düzenler. Sanık sorulmasını istediği hususu mahkemeye açıkça iletir. Müdafi sıfatıyla duruşmaya katılan avukatın doğrudan soru yetkisi ise ayrı düzenlenmiştir; iki usul konumu birbirine karıştırılmaz.

Avukatın sorusunu mutlaka hâkimin tekrar etmesi gerekir mi?

CMK m.201, duruşmaya müdafi veya vekil sıfatıyla katılan avukata doğrudan soru yöneltme yetkisi verir. Her sorunun önce hâkim tarafından yeniden kurulması bu doğrudanlığın zorunlu şartı değildir. Bununla birlikte söz düzeni, duruşma disiplini ve soruya itiraz üzerine mahkemenin kararı korunur.

Katılanın avukatı sanığa soru yöneltebilir mi?

M.201/1, vekil sıfatıyla duruşmaya katılan avukatın soru yöneltebileceği kişiler arasında sanığı da sayar. Bu yetki sanığın savunma ve susma haklarını ortadan kaldırmaz. Soru muhatabının usul haklarıyla soru sahibinin yetkisi birlikte uygulanır; cevap verme zorunluluğu otomatik kurulmaz.

Soruma karşı taraf itiraz ederse soru düşer mi?

İtiraz tek başına soruyu ortadan kaldırmaz. CMK m.201/1 uyarınca sorunun yöneltilmesinin gerekip gerekmediğine mahkeme başkanı karar verir; tek hâkimli mahkemede duruşmayı yöneten hâkim bu görevi yürütür. Sorunun konusu, itiraz sebebi ve verilen karar kayıtta anlaşılır olmalıdır.

Tanığın konuşması soru sormak için sürekli kesilebilir mi?

CMK m.59/1 tanığın anlatımı sırasında sözünün kesilmemesini düzenler; m.59/2 ise aydınlatıcı ve tamamlayıcı sorulara izin verir. M.201 bu kurallarla birlikte uygulanır. Doğrudan soru yetkisi, tanığın serbest anlatımını veya duruşma disiplinini ortadan kaldıran sınırsız bir müdahale hakkı değildir.

İlk cevaptan sonra yeniden soru sorulabilir mi?

Evet. CMK m.201/1 gerektiğinde ilgililerin yeniden soru sorabileceğini belirtir. Yeni sorunun hangi eksikliği veya belirsizliği aydınlatacağı gösterilmelidir. Cevabın beklenen yönde olmaması, aynı sorunun sınırsız tekrarını tek başına gerektirmez; aydınlatma amacı ve duruşma disiplini birlikte değerlendirilir.

Bilirkişiye hukuki sonuç sorulabilir mi?

Bilirkişiye veri, yöntem, hesap ve teknik sonuç hakkında açıklama yaptırılır. CMK m.67/3 hukuki değerlendirme sınırını düzenler. Mahkemenin vereceği suçluluk veya hukuki nitelendirme kararını bilirkişiye söyletmek teknik aydınlatmayla aynı değildir. Raporun somut dayanağı üzerinden soru hazırlanmalıdır.

Gizli dinleme önlemi soru hakkını tamamen kaldırır mı?

CMK m.58/3, koşulları varsa belirli kişiler olmadan dinlemede ses ve görüntülü aktarımı öngörürken soru sorma hakkını saklı tutar. Hükmün kapsamı m.58/5 ile sınırlıdır. Koruma önleminin dayanağı ve soru hakkının nasıl kullandırıldığı somut işlem üzerinden belirlenmelidir.

Tanık kendisini suçlayabilecek soruya cevap vermeyebilir mi?

CMK m.48, tanığı veya m.45/1’de sayılan yakınlarını ceza kovuşturmasına uğratabilecek sorulara cevap vermekten çekinmeyi korur ve hakkın önceden bildirilmesini ister. M.201’deki doğrudan soru yetkisi bu korumayı kaldırmaz. Sorunun ve çekinmenin kapsamı ayrı belirlenir.

Soru reddedildiğinde tutanakta ne bulunmalıdır?

CMK m.221/1-g istemlerin ve ret hâlinde gerekçelerinin tutanakta yer almasını öngörür. Soru hakkına ilişkin uyuşmazlıkta hangi sorunun hangi maddi konuyu aydınlatacağı ve neden reddedildiği somutlaştırılmalıdır. Genel bir engellenme iddiası, işlemin denetlenmesini sağlayan kayıt yerine geçmez.

Başvuru ve dosya hazırlığı

Doğrudan soru hazırlığı, isnadın tartışmalı maddi noktalarıyla tanığın bilgi kaynağını veya bilirkişinin teknik yöntemini eşleştirerek yapılır. Mersin merkezli Türkiye geneli dosya yönetiminde İstanbul ve Mersin ofisleri üzerinden soru planı, duruşmadaki uygulama ve ret gerekçelerinin tutanak kontrolü birlikte ele alınır. Dosyaya özgü değerlendirme için iletişim sayfasından ulaşabilirsiniz.

Resmî kaynaklar ve mevzuat

Mevzuat kontrol tarihi: 24 Ekim 2026.

İlgili hukuk rehberleri

İstanbul ve Mersin ofisleri

İstanbul · Polaris Plaza

Maslak Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No:21, Kat:9, 34475 Sarıyer/İstanbul

İstanbul ofisi ve randevu

Mersin · Profit İş Merkezi

İhsaniye Mahallesi, 4903. Sokak, Profit İş Merkezi No:23, Kat:3, Daire:14, 33070 Akdeniz/Mersin

Mersin ofisi ve randevu

Hukuki konu hakkında iletişim

İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

Telefonla Araİletişim Bilgileri

tarafından hazırlanmış, Av. Emirhan Keskin tarafından incelenmiştir.

Yazar Bilgisi

, Mersin Barosu 3472 sicil numarasına kayıtlıdır. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, aile, iş, gayrimenkul ve ticaret hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi sunmaktadır.

İnceleyen: Av. Emirhan Keskin · Mersin Barosu Sicil No: 5507

Telefon WhatsApp