B&KBakırcı & KeskinHUKUK BÜROSU
TR
TürkçeEnglishDeutschРусскийالعربية中文
Menü

Eşler Hukuki İşlemlerinde Birbirinden İzin Almak Zorunda mı? TMK 193 | 2026

Kısa ve net cevap: Türk Medenî Kanunu m.193 uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça eşlerden her biri diğer eşle ve üçüncü kişilerle her türlü hukukî işlemi kendi başına yapabilir. Evlilik, eşlerin genel işlem ehliyetini kaldırmaz ve kural olarak “eş izni” şartı doğurmaz. İzin veya rıza ancak kanunun açıkça aradığı özel hâllerde gerekir. Aile konutuna ilişkin TMK m.194, evlilik birliğinin temsiline ilişkin TMK m.188-191 ve eş rızası aranan kefalet işlemleri bakımından TBK m.584 bu genel kuralın uygulamada en önemli özel düzenlemeleridir.

TMK 193’ün temel kuralı nedir?

4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m.193, eşlerin hukukî işlem özgürlüğünü düzenler. Hükmün özü açıktır: Kanunda aksine hüküm yoksa eşlerden biri, diğer eşten izin almadan hem diğer eşle hem de üçüncü kişilerle hukukî işlem yapabilir. Bu düzenleme evlilik birliğinin, eşleri genel olarak birbirinin yasal temsilcisi veya işlemlerinin onay makamı hâline getirmediğini gösterir.

Bu nedenle evli kişinin sözleşme imzalaması, banka hesabı açması, kendi adına mal satın alması, sahip olduğu bir hakkı devretmesi, vekâlet vermesi veya alacak-borç ilişkisine girmesi için sırf evli olması nedeniyle eşinin imzası aranmaz. İşlemin konusu bakımından özel bir kanun hükmü varsa o hüküm uygulanır; özel hüküm yoksa TMK m.193’teki serbesti esastır.

TMK m.193 aynı zamanda eşler arasındaki hukukî işlemleri de mümkün kılar. Eşler birbirine satış yapabilir, alacak devredebilir, borç ilişkisi kurabilir veya malvarlığına ilişkin sözleşme yapabilir. Ancak yapılan işlemin kendi özel şekil şartı varsa bu şekle uyulması zorunludur. Örneğin taşınmaz devrinin resmî şekli, bağışlamanın veya mal rejimi sözleşmesinin özel şekli evlilik nedeniyle ortadan kalkmaz.

Eşler kendi aralarında sözleşme yapabilir mi?

Evet. TMK m.193 açık biçimde eşlerden her birinin “diğeri ile” hukukî işlem yapabileceğini kabul eder. Eski hukuk sistemlerinde görülen eşler arası işlem kısıtlaması, 4721 sayılı Kanunun temel yaklaşımı değildir. Eşler arasında satış, ödünç, kira, alacağın devri, hizmet, vekâlet ve kanunen yasaklanmamış diğer sözleşmeler kurulabilir.

Burada iki kontrol yapılır. Birincisi, işlemin türüne ilişkin Borçlar Kanunu veya başka bir özel kanundaki geçerlilik şartlarıdır. İkincisi ise aile hukukundan doğan özel sınırlamalardır. Bir sözleşmenin tarafları eş olsa bile taşınmaz satışı tapuda yapılmalı; kanunun noter veya yazılı şekil aradığı işlem o şekle uygun kurulmalıdır.

Eşler arasında yapılan işlemler gerçek bir hukukî sonuç doğurmalıdır. Alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla görünüşte işlem kurulması, muvazaa veya tasarrufun iptali hükümlerini gündeme getirebilir. TMK m.193, muvazaalı veya alacaklıyı zarara uğratma amacı taşıyan işlemlere ayrıcalık tanımaz. İşlem özgürlüğü, diğer emredici kurallara uyulması koşuluyla vardır.

Evli kişi üçüncü kişilerle tek başına işlem yapabilir mi?

Kural olarak evet. Tapulu bir taşınmaz aile konutu niteliğinde değilse malik eş, diğer eşin rızası şartına tabi olmadan tasarrufta bulunabilir. Aynı şekilde kişisel banka hesabındaki para üzerinde işlem yapılması, araç satın alınması, ticari sözleşme imzalanması veya profesyonel hizmet alınması bakımından salt evlilik bağı bir onay şartı oluşturmaz.

Üçüncü kişinin de her işlemde diğer eşin imzasını istemesi hukuken doğru bir genel kural değildir. Banka, noter, tapu müdürlüğü veya sözleşmenin karşı tarafı ancak işlem türünün gerektirdiği belge ve izinleri aramalıdır. Aile konutu, kefalet veya özel mevzuatta eş rızası aranan bir işlem söz konusuysa durum değişir.

İşlem özgürlüğü mal rejiminden de ayrılmalıdır. Edinilmiş mallara katılma rejiminde bir malın tasfiye sırasında edinilmiş mal sayılması, o mal üzerinde evlilik devam ederken her işlem için diğer eşin önceden izin vermesi gerektiği anlamına gelmez. Mal rejiminin tasfiye hesabı ile işlem ehliyeti aynı hukuki mesele değildir.

Eş rızası gereken başlıca istisnalar nelerdir?

TMK m.193 “kanunda aksine hüküm bulunmadıkça” ifadesiyle özel sınırlamaları saklı tutar. Bu nedenle her olayda önce özel bir düzenleme bulunup bulunmadığı kontrol edilir. Uygulamada en önemli istisnalar aile konutu, evlilik birliğinin temsil yetkisinin sınırlandırılması ve kefalettir.

TMK m.194 aile konutu üzerinde malik eşin bazı işlemlerini diğer eşin açık rızasına bağlar. TMK m.190 uyarınca belirli şartlarda eşin evlilik birliğini temsil yetkisi mahkeme kararıyla kaldırılabilir veya sınırlandırılabilir. TBK m.584 ise kanunda sayılan istisnalar dışında evli kişinin kefaletinde diğer eşin yazılı rızasını arar. Bunların her biri genel işlem özgürlüğüne özel kanuni sınırlamadır.

Özel sınırlama yorumlanırken işlem konusu ve hükmün kapsamı esas alınmalıdır. “Evli olduğundan eşinin imzası gerekir” şeklindeki genel yaklaşım doğru değildir. Doğru yöntem, yapılacak işlemin hangi kanuna tabi olduğunu ve o kanunun açık rıza şartı getirip getirmediğini belirlemektir.

Aile konutunda neden eş rızası gerekir?

TMK m.194, ailenin yaşam merkezi olan konutu özel biçimde korur. Aile konutunun maliki olan eş, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez; aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz. Bu hüküm TMK m.193’teki genel serbestinin açık istisnasıdır.

Aile konutu korumasında belirleyici olan yalnız tapu kaydı değildir. Taşınmazın fiilen ailenin ortak yaşam merkezi olması hukuki nitelendirmede önem taşır. Tapuya aile konutu şerhi verilmesi korumayı görünür hâle getirir; ancak TMK m.194’ün uygulama şartları ayrıca değerlendirilir.

Sitemizde aile konutuna ilişkin ayrıntılı inceleme için eşten habersiz aile konutu devri ve TMK 194 rehberine bakabilirsiniz. Aile konutu, TMK m.193 kuralının hangi noktada özel bir koruma hükmüyle sınırlandığını gösteren en önemli örnektir.

Eşler birbirini temsil etmek zorunda mı?

Hayır. Evlilik, her konuda otomatik temsil yetkisi doğurmaz. TMK m.188 ve devamı, evlilik birliğinin sürekli ihtiyaçları bakımından eşlerin temsil yetkisini ayrıca düzenler. Bu temsil alanında yapılan işlemlerin diğer eşi borç altına sokup sokmayacağı, işlemin birliğin ihtiyaçları kapsamında olup olmadığına ve kanundaki sınırların aşılmamasına bağlıdır.

TMK m.193 ise eşin kendi adına işlem yapabilmesini düzenler. Bu iki alan karıştırılmamalıdır. Bir eşin kendi adına kredi kullanması ile aile adına günlük ihtiyaç için işlem yapması aynı hukuki rejime tabi değildir. Diğer eşin sorumluluğu ancak temsil hükümlerinin şartları oluştuğunda gündeme gelir.

Kefalet sözleşmesinde eş rızası neden farklıdır?

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.584, evli kişinin kefaletinde özel bir koruma getirir. Kanunda belirtilen istisnalar dışında kefil olacak eşin, kefalet sözleşmesi kurulmadan önce veya en geç kurulması anında diğer eşin yazılı rızasını alması gerekir. Rızanın sonradan verilmesi kural olarak eksikliği geçmişe etkili biçimde gidermez.

Bu hükmün nedeni kefaletin, kefilin malvarlığını üçüncü kişinin borcu için ağır bir risk altına sokabilmesidir. Dolayısıyla “eş kendi işlemini serbestçe yapar” ilkesi kefalet bakımından TBK m.584 ile sınırlandırılmıştır. Kefaletin şekli ve eş rızası birbirinden ayrı geçerlilik kontrolleridir.

Kefalet ile borca katılma, garanti veya başka teminat sözleşmelerinin adı değiştirilerek eş rızası kuralının dolanılması da ayrıca değerlendirilir. Sözleşmenin başlığı değil gerçek hukuki niteliği esas alınır.

Evli kişi kendi malını satabilir mi?

Kural olarak evet. Satılan mal aile konutu veya kanunen özel koruma altındaki başka bir değer değilse malik eş tasarruf yetkisini kendisi kullanır. Aracın, menkul eşyanın, şirket payının veya aile konutu niteliğinde olmayan taşınmazın devrinde ilgili özel mevzuatın şekil ve izin şartları bulunabilir; fakat sırf evlilik nedeniyle genel bir eş rızası şartı yoktur.

Mal rejimi tasfiyesinde daha sonra katılma alacağı doğabilecek olması, mülkiyet hakkını evlilik devam ederken kendiliğinden müşterek mülkiyete dönüştürmez. Buna karşılık diğer eşin mal rejiminden doğacak alacağını azaltmak amacıyla yapılan karşılıksız kazandırmalar veya devirler TMK m.229 gibi tasfiye hükümleri çerçevesinde hesaba katılabilir.

Evli kişi bankadan kredi çekebilir mi?

Bir eş kendi adına kredi sözleşmesi imzalayabilir. Kredi borcunun sırf evlilik nedeniyle otomatik olarak diğer eşe ait olduğu söylenemez. Diğer eşin müşterek borçlu, kefil veya başka bir teminat veren sıfatıyla imzası varsa sorumluluk o hukuki ilişkiye göre belirlenir. Evlilik birliğinin temsiline ilişkin özel hükümler saklıdır.

Bankanın eş imzası istemesi, işlemin niteliğine göre kefalet veya aile konutu ipoteği gibi başka bir hukuki sebepten kaynaklanabilir. Bu nedenle “banka eş imzası istedi” olgusundan, bütün kredilerde kanuni eş rızası şartı bulunduğu sonucu çıkarılmaz.

Bir eşin borcu nedeniyle diğer eşin malı haczedilebilir mi?

Genel ilke borçların şahsiliğidir. Bir eşin kendi adına doğmuş borcu nedeniyle diğer eşin kişisel malvarlığı doğrudan borçlunun malı gibi haczedilemez. Bununla birlikte ortak hesap, birlikte mülkiyet, evlilik birliğinin temsili, müşterek borçluluk, kefalet veya malın gerçek malikinin kim olduğu gibi hususlar icra dosyasında ayrıca önem taşır.

Haciz mahallinde üçüncü kişiye ait mallar bakımından İcra ve İflas Kanunundaki istihkak prosedürü uygulanabilir. TMK m.193, eşlerin ayrı malvarlığı işlemleri yapabildiğini gösterir; fakat icra hukukundaki mülkiyet karinesi ve ispat kurallarının yerine geçmez.

Eşler birbirine para borç verebilir mi?

Evet. Eşler arasında ödünç sözleşmesi kurulabilir. Borcun varlığı, tutarı, ödeme tarihi ve geri ödeme hareketleri yazılı belge ve banka kayıtlarıyla açık tutulmalıdır. Evlilik ilişkisi tek başına verilen her parayı bağış veya ortak gider katkısı hâline getirmez; hukuki sebep somut belge ve taraf iradesine göre belirlenir.

Aile giderlerine katılma yükümlülüğü ile bağımsız bir ödünç ilişkisi birbirinden ayrılmalıdır. TMK m.186 ve devamındaki aile giderleri rejimi, eşler arasında hiçbir zaman borç ilişkisi kurulamayacağı anlamına gelmez.

Mal rejimi sözleşmesi için eşlerin birlikte hareket etmesi gerekir mi?

Mal rejimi sözleşmesi tek taraflı işlem değildir. Eşlerin karşılıklı iradesini gerektirir ve TMK’nın öngördüğü şekle tabidir. Bu durum TMK m.193’ün ihlali değil, ilgili sözleşmenin doğası ve özel şekil şartının sonucudur. Eşlerden biri tek başına “mal ayrılığına geçtim” diyerek diğer eşin hukuk alanında sonuç doğuramaz.

Dolayısıyla eş rızası kavramı ile iki taraflı sözleşmede karşılıklı irade beyanı birbirinden ayrılmalıdır. Bir sözleşmenin tarafı olmak için irade açıklamak başka, diğer eşin kendi bağımsız işlemine izin vermek başkadır.

Yetki belgesi veya vekâletname vermek için eş izni gerekir mi?

Kişi kural olarak kendi hakları üzerinde işlem yapmak üzere bir avukata veya başka bir kişiye vekâlet verebilir. Vekâletnamenin kapsamına giren işlem eş rızasına tabi bir işlemse, temsilciye yetki verilmiş olması gerekli eş rızasının yerine geçmez. Özellikle aile konutu veya kefalet korumaları temsil yoluyla bertaraf edilemez.

Noterlikte vekâletname düzenlenmesi ile asıl işlemin geçerlilik şartları ayrı ayrı değerlendirilir. Temsil yetkisi, temsil olunanın sahip olmadığı veya tek başına kullanamadığı bir tasarruf yetkisini genişletmez.

Uyuşmazlıkta hangi belgeler önemlidir?

İşlemin türüne göre sözleşme, tapu kayıtları, banka dekontları, noterlik belgeleri, kefalet metni, eş rızası belgesi, aile konutu şerhi, yerleşim ve fiilî kullanım kayıtları, ödeme belgeleri ve taraf yazışmaları önem taşır. Rıza şartının bulunduğu işlemlerde rızanın kanunun aradığı zamanda ve şekilde verildiği gösterilmelidir.

Eşler arası borç veya mal devrinde de işlemin gerçekliği ile ödeme hareketinin aynı dosyada izlenebilmesi önemlidir. Sonradan düzenlenen belgenin, önceki işlemin geçerlilik şartını karşılayıp karşılamadığı ayrıca incelenir.

Geçersiz işlemde sonuç ne olur?

Kanunun geçerlilik şartı olarak eş rızası aradığı bir işlemde rıza yoksa sonuç, ilgili özel hükme göre belirlenir. Aile konutu ve kefalet düzenlemelerinin hukuki sonuçları aynı değildir; bu nedenle “eş imzası yoksa her işlem otomatik iptal edilir” şeklinde tek cümlelik bir yaklaşım doğru değildir.

Uyuşmazlıkta önce işlemin türü, sonra özel hüküm, sonra şekil ve rıza şartı, en son üçüncü kişinin hukuki durumu incelenir. TMK m.193 genel kuralı bu sıralamanın başlangıç noktasıdır.

TMK 193 ile mal rejimi arasındaki ilişki

Edinilmiş mallara katılma rejimi eşlerin mülkiyetini evlilik boyunca tek malvarlığında birleştirmez. Her eş kendi malvarlığının sahibi olmaya ve kural olarak onu yönetmeye devam eder. Boşanma, ölüm veya başka bir sona erme sebebiyle tasfiye gündeme geldiğinde edinilmiş ve kişisel mallar ayrılır; değer artış payı, denkleştirme, eklenecek değer ve artık değer hesabı yapılabilir.

Bu nedenle “boşanmada paylaşılacak mal” ile “evlilik sırasında eşin tek başına tasarruf edemeyeceği mal” kavramları aynı değildir. Aile konutu özel korumadır; mal rejimi ise tasfiye sistemidir.

Mersin ve Türkiye genelinde uygulama

TMK m.193 Türkiye genelinde aynı şekilde uygulanır. Uyuşmazlığın aile konutu, eşler arası alacak, mal rejimi veya tapu işlemi niteliğine göre görevli ve yetkili mahkeme değişebilir. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosunun tek fiziksel ofisi Mersin’dedir; usul ve yetki kuralları elverdiğinde Türkiye genelindeki dosyalar Mersin’den takip ve koordine edilir.

İlgili aile hukuku içeriklerine Aile Hukuku kategorisinden; mal paylaşımı yazılarına TMK 225 mal rejimi sona erme tarihi rehberinden ulaşabilirsiniz.

Kanuni dayanak ve resmî kaynaklar

TMK m.193: Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça eşlerin birbirleriyle ve üçüncü kişilerle hukukî işlem yapma özgürlüğünü düzenler.

TMK m.194: Aile konutuna ilişkin belirli işlemlerde diğer eşin açık rızasını arar.

TMK m.188-191: Evlilik birliğinin temsili ile temsil yetkisinin sınırlandırılması veya kaldırılması esaslarını düzenler.

TBK m.584: Kefalet sözleşmesinde eş rızasına ilişkin özel kuralı düzenler.

Güncel kanun metni için Mevzuat Bilgi Sistemi – Türk Medenî Kanunu ve Mevzuat Bilgi Sistemi – Türk Borçlar Kanunu kullanılmalıdır.

Sık sorulan sorular

Evli kişi eşinden izin almadan sözleşme imzalayabilir mi?

Evet. Kanunda özel bir rıza şartı yoksa TMK m.193 gereği kendi adına sözleşme yapabilir.

Evli kişi eşinden izin almadan taşınmaz satabilir mi?

Taşınmaz aile konutu değilse ve başka özel sınırlama yoksa kural olarak satabilir. Aile konutunda TMK m.194 uygulanır.

Eşin haberi olmadan kredi çekilebilir mi?

Kişi kendi adına kredi kullanabilir. Kefalet, ortak borç veya aile konutu teminatı varsa ilgili özel hükümler ayrıca uygulanır.

Bir eş diğer eşe borç verebilir mi?

Evet. Eşler arasında geçerli ödünç ilişkisi kurulabilir; ispat için banka hareketleri ve yazılı belge önemlidir.

Eşler birbirine mal satabilir mi?

Evet. İşlemin kendi şekil ve geçerlilik şartlarına uyulması gerekir.

Aile konutu şerhi yoksa eş rızası aranmaz mı?

Şerhin bulunmaması tek başına TMK m.194 korumasını ortadan kaldırmaz; aile konutu niteliği ve üçüncü kişinin durumu somut olarak incelenir.

Kefalet için eş rızası her zaman gerekir mi?

TBK m.584’te kural eşin yazılı rızasıdır; aynı maddede ve ilgili mevzuatta öngörülen istisnalar ayrıca kontrol edilmelidir.

Mal rejimi nedeniyle bütün mallar ortak mı olur?

Hayır. Edinilmiş mallara katılma rejimi, evlilik boyunca bütün malları otomatik müşterek mülkiyete dönüştürmez.

Bir eşin borcundan diğer eş otomatik sorumlu olur mu?

Hayır. Sorumluluk; müşterek borç, kefalet, temsil veya başka özel hukuki sebep varsa doğar.

Eş rızası sonradan verilebilir mi?

Bu, özel hükme göre değişir. Özellikle kefalette TBK m.584 rızanın sözleşmeden önce veya en geç kurulma anında verilmesini arar.

Sonuç

TMK m.193’ün açık ilkesi eşlerin hukukî işlem özgürlüğüdür. Evlilik, eşlerin genel fiil ve işlem ehliyetini ortadan kaldırmaz. Eş rızası yalnız kanunun açıkça öngördüğü özel alanlarda aranır. Bu nedenle her sözleşmede “evli misiniz, eşiniz izin verdi mi?” sorusuyla değil; işlemin türü, özel kanuni hüküm, şekil şartı ve varsa rıza şartıyla ilerlenmelidir.

Hukukçu incelemesi: Bu içerik 23 Eylül 2026 itibarıyla 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m.193, m.188-194 ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.584 esas alınarak hazırlanmıştır. Somut işlemde tapu, banka, noterlik ve sözleşme belgeleri ayrıca değerlendirilmelidir.

Yazar: Avukat Halil BAKIRCI — Mersin Barosu Sicil No: 3472. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu, Mersin.

Hukuki konu hakkında iletişim

İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

Telefonla Araİletişim Bilgileri

tarafından hazırlanmış, Av. Emirhan Keskin tarafından incelenmiştir.

Yazar Bilgisi

, Mersin Barosu 3472 sicil numarasına kayıtlıdır. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, aile, iş, gayrimenkul ve ticaret hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi sunmaktadır.

İnceleyen: Av. Emirhan Keskin · Mersin Barosu Sicil No: 5507

Telefon WhatsApp