Galle Fazlası İntifa Hakkı Kaç Yılda Düşer? 5737 m.7 ve 5 Yıllık Süre | 2026
Kısa ve net cevap: 5737 sayılı Vakıflar Kanunu m.7 uyarınca intifa hakkına ilişkin talep, galle fazlası almaya hak kazanıldığını gösteren mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl geçmekle düşer. Mazbut vakıflarda ödenecek intifa hakkı, aynı kesinleşme tarihinden itibaren vakfın son beş yıl içindeki malvarlığı, gelir ve giderleriyle sınırlı ve galle fazlasının mevcut olması şartıyla Vakıflar Genel Müdürlüğünce belirlenir.

Galle fazlası ve intifa hakkı ne demektir?
5737 sayılı Vakıflar Kanununun 3 üncü maddesi iki kavramı açık biçimde tanımlar. Galle fazlası, mazbut ve mülhak vakıflarda vakfın hayrat ve akarlarının onarımı ile vakfiyedeki hayır hizmetleri yerine getirildikten sonra kalan miktardır. İntifa hakkı ise mazbut ve mülhak vakıflarda vakfiye şartlarına göre ilgililere bırakılmış galle fazlası ve hakları ifade eder.
Bu tanım nedeniyle intifa hakkı, vakfın bütün brüt gelirine ortaklık değildir. Önce vakfın amacı, hayratın korunması, akarın zorunlu giderleri ve vakfiyede öngörülen hayır hizmetleri yerine getirilir. Ancak bunlardan sonra galle fazlası mevcutsa vakfiyede hak sahibi gösterilen kişilerin intifa talebi gündeme gelir.
Hak sahipliğinin kaynağı vakfiye şartıdır. Kişinin yalnız vakfedenin soyundan gelmesi her durumda ödeme hakkı doğurmaz; vakfiyenin hangi soy koluna, hangi dereceye, hangi pay esasına veya hangi şartla intifa tanıdığı somut belge üzerinden belirlenir. Bu sebeple soy bağı ile vakfiye şartı birlikte ispatlanmalıdır.
İntifa talebi için beş yıllık kural nedir?
5737 m.7’ye 6111 sayılı Kanunla eklenen düzenleme, intifa talepleri bakımından açık bir süre getirir. Hükme göre, intifa haklarına ilişkin talepler, galle fazlası almaya hak kazanıldığını gösteren mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl geçmekle düşer. Kanun başlangıç tarihini başka bir olaya değil, kararın kesinleşmesine bağlamıştır.
Bu nedenle dava açıldığı tarih, ilk derece mahkemesinin karar tarihi veya kararın taraflara tebliğ edildiği tarih tek başına beş yıllık sürenin başlangıcı değildir. Başlangıç için hak sahipliğini gösteren kararın kesinleşme tarihi esas alınır. Kesinleşme şerhi, süre hesabında en önemli belgedir.
Kanunun “düşer” ifadesi, talebin süresi içinde ileri sürülmemesi halinde hakkın ileri sürülebilirliğini sona erdiren özel sonucu anlatır. Süre dolduktan sonra yalnız önceki mahkeme kararının varlığına dayanılarak sınırsız geçmiş dönem talebi kurulamaz.
Beş yıllık sürenin başlangıcı nasıl tespit edilir?
Önce intifa hakkına ilişkin mahkeme dosyası bulunmalı ve kararın kesinleşme tarihi tespit edilmelidir. Kararda kişinin galle fazlası almaya hak kazandığının açık biçimde belirlenmiş olması gerekir. Yalnız soy bağının tespiti veya başka bir hukuki ilişkinin belirlenmesi, hüküm sonucuna göre intifa hakkı yönünden yeterli olmayabilir.
Karar istinaf veya temyiz edilmişse kesinleşme, kanun yolu sürecinin sonucuna göre belirlenir. Kısmi kesinleşme söz konusuysa hangi talep ve hangi kişi bakımından kesinleşme oluştuğu dosya üzerinden ayrılmalıdır. Süre hesabı takvim üzerinden yapılırken beş yıllık dönemin son günü ve varsa usul hukukundaki tatil günü kuralları da talebin hangi işlemle ileri sürüldüğüne göre değerlendirilir.
VGM’ye yapılan başvuru, mahkeme süreci veya ödeme talebi bakımından hangi işlemin süreyi koruyucu nitelik taşıdığı, somut dosyanın hukuki yoluna göre incelenmelidir. Ancak temel başlangıç noktası değişmez: 5737 m.7 kesinleşme tarihini esas alır.
Neden hak sahipliğini gösteren mahkeme kararı gerekiyor?
İntifa hakkı çoğu kez tarihî vakfiye metni, soy zinciri ve vakfiyedeki sıra şartlarının birlikte yorumlanmasını gerektirir. Bu nedenle kişinin hak sahibi olup olmadığı idari bir tahminle belirlenmez. Hak sahipliğinin yargı kararıyla ortaya konulması, hem vakıf malvarlığının korunması hem de aynı soy içinde birden fazla talep bulunması hâlinde payların hukuki güvenlikle belirlenmesi için önemlidir.
Mahkeme incelemesinde vakfiye metninin aslı veya güvenilir sureti, Osmanlıca belgelerin usulüne uygun çevirileri, nüfus kayıtları ve önceki hak sahiplerine ilişkin kararlar incelenebilir. Soy zincirinde isim farklılıkları, eski nüfus kayıtları veya kadın-erkek soy kollarına ilişkin vakfiye şartları varsa bunların her biri hüküm sonucunu etkileyebilir.
Kesinleşmiş hak sahipliği kararı, ödeme miktarını otomatik olarak sabitlemez. M.7, mazbut vakıflarda miktarın ayrıca vakfın son beş yıllık malvarlığı, gelir ve giderleri ile galle fazlasının mevcudiyeti çerçevesinde VGM tarafından belirleneceğini düzenler.
Mazbut vakıfta intifa miktarı nasıl belirlenir?
Kanun iki sınırlama getirir. Birincisi, inceleme vakfın son beş yıl içindeki malvarlığı, gelirleri ve giderleri ile sınırlıdır. İkincisi, ödeme için galle fazlasının mevcut olması gerekir. Vakfın brüt kira veya başka gelir elde etmesi tek başına intifa ödemesi yapılacağı anlamına gelmez.
Önce hayrat ve akarların bakım-onarım giderleri, vergisel ve idari yükümlülükler, vakfiyedeki hayır şartlarının ifası ve vakfın amacına ilişkin zorunlu harcamalar dikkate alınır. Bunlardan sonra kalan tutar galle fazlasını oluşturabilir. Vakfiyede birden çok intifa hakkı sahibi varsa paylaşım, vakfiye şartları ve kesinleşmiş kararlar doğrultusunda yapılır.
VGM’nin hesaplaması vakfın muhasebe kayıtlarına dayanmalıdır. 5737 m.31 uyarınca mazbut vakıfların her birinin gelir ve giderleri ayrı ayrı takip edilir. Bu ayrılık, başka bir vakfın gelirinin ilgili vakfın galle fazlası hesabına karıştırılmasını önler.
Hangi gelir ve giderler hesaplamada önem taşır?
Akar taşınmazlardan elde edilen kira gelirleri, işletme veya iştirak gelirleri, mevzuata uygun diğer gelirler ve vakfa ait mali varlıkların getirileri gelir tarafında yer alabilir. Ancak gelir kaydının hangi vakfa ait olduğu ve hangi dönemde tahakkuk ettiği doğru belirlenmelidir.
Gider tarafında taşınmaz bakım ve onarımı, sigorta, zorunlu vergi ve harçlar, vakfiyedeki hayır hizmetleri, restorasyon giderleri, dava ve takip giderleri ile vakfın amacını gerçekleştirmek için zorunlu diğer harcamalar bulunabilir. Her giderin belgeye dayanması ve vakıf amacıyla bağlantısı bulunması gerekir.
Gider yaratılarak galle fazlasının yapay biçimde azaltılması da, zorunlu giderler yok sayılarak brüt gelirin intifa gibi dağıtılması da Kanunun sistemine aykırıdır. Hesap, vakıf malvarlığının sürdürülebilirliği ile vakfiye haklarının birlikte korunmasını amaçlar.
İntifa talebinde hangi belgeler hazırlanmalıdır?
En önemli belge, galle fazlası almaya hak kazanıldığını gösteren kesinleşmiş mahkeme kararıdır. Kararın kesinleşme şerhi ayrıca bulunmalıdır. Hak sahipliği soy ilişkisine dayanıyorsa tam tekmil vukuatlı nüfus kayıtları, eski nüfus belgeleri, veraset belgeleri ve gerektiğinde arşiv kayıtları dosyaya eklenir.
Vakfiye ve vakfiye zeyilleri, intifa hakkının kapsamını belirler. Eski yazılı metinlerde güvenilir transkripsiyon veya tercüme gerekir. Daha önce aynı vakıf ve aynı soy koluna ilişkin verilmiş mahkeme kararları hukuki durumun anlaşılmasına yardımcı olabilir; ancak her başvurucu kendi hak sahipliğini usulüne uygun biçimde ortaya koymalıdır.
Ödeme dönemine ilişkin VGM hesapları, gelir-gider cetvelleri, varsa önceki intifa ödemeleri ve tebligatlar da dosyada tutulmalıdır. Beş yıllık süre yönünden başvuru tarihi ve VGM evrak kayıt numarası özellikle saklanmalıdır.
Beş yıllık hak düşürücü süre ile zamanaşımı aynı şey mi?
Hayır. Kanun “beş yıl geçmekle düşer” şeklinde özel bir düzenleme kurmuştur. Zamanaşımı genel olarak borcu sona erdirmeyip borçluya defi hakkı verirken, hak düşürücü süre hakkın kullanılabilirliğini doğrudan sona erdiren daha kesin bir sonuç doğurur. Bu nedenle sürenin niteliği, mahkemece değerlendirme ve tarafların ileri sürme biçimi bakımından farklıdır.
İntifa hakkı bakımından ayrıca m.18’deki vakıf şerhlerine ilişkin zamanaşımı düzenlemesiyle karışıklık yapılmamalıdır. M.18, tapudaki icareteyn ve mukataalı vakıf şerhleri hakkında diğer kanunlardaki zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin uygulanmayacağını söyler. M.7 ise galle fazlası intifa talebi için doğrudan beş yıllık özel süre koyar. Konuları farklıdır.
Bu ayrım, “vakıf haklarında hiç süre işlemez” şeklindeki genellemenin yanlışlığını gösterir. Her hak türünün dayandığı madde ve özel süre ayrı incelenmelidir.
İntifa hakkı mirasçıya geçer mi?
Bu sorunun cevabı yalnız genel miras kurallarıyla verilemez. İntifa hakkının vakfiye şartına göre hangi kişilere ve hangi sıra ile tanındığı belirleyicidir. Vakfiye, hakkı belirli soy çizgisine, belirli nitelikteki kişilere veya kuşak sırasına bağlamış olabilir. Bu nedenle ölen hak sahibinin her mirasçısının otomatik olarak aynı vakfiye hakkını kazandığı kabul edilemez.
Yeni hak sahibinin vakfiye şartını taşıdığını göstermesi ve gerekli yargısal tespit sürecini tamamlaması gerekir. Veraset ilamı, terekeye kimin mirasçı olduğunu gösterir; vakfiye intifa şartının gerçekleştiğini tek başına kanıtlamayabilir. Vakfiye metni ile soy zinciri birlikte değerlendirilir.
Kesinleşmiş kararın ardından beş yıllık talep süresi bulunduğundan, miras veya soy değişikliğine ilişkin işlemlerin geciktirilmesi hak kaybına yol açabilir. Dosyada önce hangi kişinin hangi karar üzerinden hak sahibi olduğunun kronolojik olarak ayrılması gerekir.
Başvuruda yapılan başlıca hatalar
Birinci hata, kesinleşmemiş mahkeme kararını süre başlangıcı kabul etmektir. İkinci hata, yalnız veraset ilamına dayanıp vakfiye şartını ispatlamamaktır. Üçüncü hata, vakfın brüt gelirini galle fazlası sanmaktır. Dördüncü hata, farklı vakıfların gelir ve giderlerini aynı hesapta değerlendirmektir.
Beşinci hata, m.18’deki vakıf şerhi kuralını m.7’deki intifa talebine uygulayıp “süre işlemez” sonucuna varmaktır. Altıncı hata, kesinleşme tarihinden sonra beş yıllık talep süresini takip etmemektir. Yedinci hata, VGM başvurusunun evrak kayıt numarasını ve teslim tarihini saklamamaktır.
Galle fazlası dosyaları tarihî vakfiye, soy ilişkisi, mahkeme kararı ve vakıf muhasebesini aynı dosyada birleştiren uzmanlık alanıdır. Bu nedenle belge zinciri kurulmadan parasal sonuç hakkında kesin hesap yapılmamalıdır.
Resmî kaynaklar ve ilgili içerikler
Vakıf yönetim statüsü hakkında Vakıf 10 Yıl Yöneticisiz Kalırsa Ne Olur?; vakıf taşınmazlarının kuruluş aşamasındaki hukuki durumu için Vakfa Taşınmaz Nasıl Özgülenir? rehberleri incelenebilir.
Sık Sorulan Sorular
1. Galle fazlası nedir?
Hayrat ve akarların onarımı ile vakfiyedeki hayır hizmetlerinden sonra mazbut veya mülhak vakıfta kalan miktardır.
2. İntifa hakkı nedir?
Vakfiye şartlarına göre ilgililere bırakılmış galle fazlası ve haklarıdır.
3. Talep süresi kaç yıl?
Hak sahipliğini gösteren mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren beş yıldır.
4. Süre ilk derece karar tarihinde mi başlar?
Hayır. Kanun kesinleşme tarihini esas alır.
5. Her vakıf gelirinden intifa ödenir mi?
Hayır. Galle fazlasının mevcut olması gerekir.
6. Geçmiş kaç yıllık mali durum incelenir?
Mazbut vakıfta m.7, kesinleşme tarihinden itibaren son beş yıllık malvarlığı, gelir ve gider sınırını getirir.
7. Veraset ilamı tek başına yeterli mi?
Hayır. Vakfiye şartına göre intifa hak sahipliği ayrıca ortaya konulmalıdır.
8. Vakıf şerhlerinde süre işlememesi intifa için de geçerli mi?
Hayır. M.18 vakıf şerhini; m.7 intifa talebini düzenler ve m.7 açıkça beş yıllık süre koyar.
9. Başvuru tarihi belgelenmeli mi?
Evet. Evrak kayıt numarası ve teslim tarihi süre yönünden saklanmalıdır.
10. VGM miktarı nasıl belirler?
Vakfın ilgili dönemdeki malvarlığı, gelir ve giderlerini, vakfiye şartlarını ve mevcut galle fazlasını esas alır.
Bu içerik 17 Eylül 2026 itibarıyla 5737 sayılı Vakıflar Kanunu m.3, m.7 ve m.31 esas alınarak hazırlanmıştır. İntifa dosyasında hak sahipliği, kesinleşme tarihi ve vakfın mali kayıtları birlikte incelenmelidir.
Mersin Barosu – Sicil No: 3472
BAKIRCI & KESKİN Hukuk Bürosu
İhsaniye, 4903. Sk. Profit İş Merkezi No:23 Kat:3 Daire:14, 33070 Akdeniz/Mersin
Türkiye genelindeki dosyalar Mersin’den yürütülmektedir. Hukuki değerlendirme talebi için iletişim sayfasını kullanabilirsiniz.
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
