Gelecekte Doğacak Alacak İçin İpotek Kurulur mu? Sabit Derece ve Süreli İpoteğin Terkini | TMK 881–883 (2026)
Kısa ve net cevap: Evet. Türk Medeni Kanunu m.881 uyarınca mevcut bir alacağın yanında ileride doğacak, doğması kesin veya olası bir alacak da ipotekle güvence altına alınabilir. İpotek verilen taşınmazın mutlaka borçluya ait olması gerekmez; üçüncü kişi de başkasının borcu için taşınmazını ipotek edebilir. TMK m.882, miktarı belirli olmayan veya değişebilen alacağın belirli bir rehin derecesine yerleştirilmesini ve alacak tutarı değişse bile derecenin sabit kalmasını düzenler. TMK m.883 ise alacak sona erdiğinde malike ipoteğin terkinini isteme hakkı verir; ayrıca süreli ipotekte, sürenin bitiminden itibaren otuz gün içinde İcra ve İflas Kanunu m.150/c kapsamında şerh verilmemişse malik tapu müdürlüğünden terkin talep edebilir.

TMK 881’in temel kuralı nedir?
TMK m.881, ipoteğin yalnızca bugün mevcut ve tutarı kesinleşmiş borçlar için kurulabileceği düşüncesini açık biçimde reddeder. Kanuna göre mevcut olan veya henüz doğmamış olmakla birlikte ileride doğması kesin ya da olası bulunan herhangi bir alacak ipotekle güvence altına alınabilir. Bu düzenleme kredi ilişkileri, cari hesap ilişkileri, çerçeve sözleşmeler, ileride yapılacak kullandırımlar ve şartların gerçekleşmesiyle doğacak borçlar bakımından taşınmaz teminatının kurulmasına hukuki zemin sağlar. Ancak ipoteğin kurulmuş olması tek başına temel alacağın gerçekten doğduğunu ispatlamaz. İpotek ayni teminatı kurar; alacağın doğup doğmadığı, miktarı ve muacceliyeti ise temel borç ilişkisine göre ayrıca belirlenir. Bu ayrım, özellikle ileride doğacak alacaklarda takip ve terkin aşamasında belirleyicidir.
Gelecekte doğacak alacak ipotekle güvence altına alınabilir mi?
Evet. TMK m.881, gelecekteki alacağı açıkça ipotek kapsamına alır. Bu nedenle kredi henüz kullandırılmadan, çerçeve kredi sözleşmesi yürürlüğe girmeden önce veya taraflar arasındaki hukuki ilişkiden ileride borç doğması beklenirken taşınmaz üzerinde ipotek kurulması mümkündür. Buradaki hukuki sonuç şudur: ipotek tescil edildiği anda ayni teminatın sırası belirlenir; fakat teminatın ekonomik olarak karşılayacağı alacak, temel borç ilişkisinde doğduğu ölçüde mevcut olur. Alacak hiç doğmazsa ipotek kaydı soyut biçimde borç yaratmaz. Bu sebeple takip yapılırken yalnız tapu kaydındaki ipotek miktarına bakılarak borcun varlığı kabul edilemez; kredi sözleşmesi, hesap dökümü, kullandırım belgeleri ve muacceliyet kayıtları da incelenir.
Olası alacak ile kesin doğacak alacak arasında fark var mı?
TMK m.881 her iki grubu da teminat kapsamına alır. Kanun, gelecekte doğması kesin olan alacakla doğması yalnızca olası bulunan alacak arasında ipotek kurulabilmesi bakımından yasaklayıcı bir ayrım yapmaz. Önemli olan ipotek ilişkisinin hangi hukuki ilişkiyi güvence altına aldığına ilişkin yeterli belirlenebilirliğin bulunmasıdır. Taraflar arasında kurulmuş bir çerçeve kredi ilişkisi kapsamında ileride yapılacak kullandırımlar ile belirli bir sözleşmenin ihlalinden doğabilecek alacak aynı teknik yapıda değildir; fakat her ikisi de kanundaki şartlarla gelecekteki alacak olarak teminat altına alınabilir. Takip aşamasında alacaklının, yalnız “gelecekte doğabilecek her türlü borç” gibi soyut bir ifadeye dayanması yeterli değildir; talep ettiği alacağın güvence kapsamına girdiğini ve gerçekten doğduğunu belgelemelidir.
Üçüncü kişi başkasının borcu için ipotek verebilir mi?
Evet. TMK m.881, ipotekli taşınmazın borçluya ait olmasının zorunlu olmadığını açıkça düzenler. Böylece bir şirket ortağı şirket borcu için, aile üyesi başka bir aile ferdinin borcu için veya herhangi bir üçüncü kişi borçlunun yükümlülüğü için kendi taşınmazını ipotek edebilir. Bu durumda borçlu ile ipotek veren malik farklı kişilerdir. Malik ayrıca kefalet, borca katılma veya başka bir kişisel teminat vermemişse, sırf taşınmazını ipotek etmiş olması onu temel borcun şahsen borçlusu hâline getirmez. Rehin sorumluluğu taşınmaz üzerinde yürür. Bu ayrımın resmi senette, kredi belgelerinde ve takip evrakında açık tutulması gerekir. Üçüncü kişi ipoteğinin sonuçları bakımından TMK 884–886 rehberi özellikle önemlidir.
İpotek kurulurken temel borç ilişkisinin belirlenmesi gerekir mi?
İpotek ayni bir teminattır; fakat güvence altına aldığı alacak temel borç ilişkisinden doğar. Bu nedenle ipotek resmi senedi ile kredi, ödünç, satış, cari hesap veya diğer borç doğuran sözleşme birlikte okunmalıdır. Tapuda yazan tutar ile gerçek alacak tutarı aynı kavram değildir. Özellikle miktarı değişebilen alacaklarda tapu kaydındaki rakam taşınmazın hangi azami çerçevede sorumlu olduğunu gösterirken, gerçek borç hesap hareketlerinden ve sözleşmeden çıkarılır. TMK 850–852 taşınmaz rehni rehberinde üst sınır ve yabancı para rehninin temel kuralları ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Belgeler arasında borçlu, malik, para birimi, rehin derecesi veya teminat kapsamı bakımından çelişki varsa işlem ve takip öncesinde giderilmelidir.
TMK 882 hangi alacakları düzenler?
TMK m.882, miktarı belirli olmayan veya değişebilen alacakların ipotekle güvence altına alınmasında rehin derecesinin nasıl işleyeceğini düzenler. Bu tür alacak belirli bir rehin derecesine yerleştirilir ve alacağın miktarı sonradan artsa veya azalsa da ipoteğin bulunduğu derece değişmez. Böylece tapu sicilindeki sıra öngörülebilir kalır. Alacak bakiyesi her gün değişen bir ticari kredi veya cari hesap ilişkisi bakımından rehin sırasının bakiye hareketlerine göre sürekli değişmesi söz konusu olmaz. Rehin derecesi taşınmaz üzerindeki önceliği belirleyen ayni hukuk unsurudur; gerçek alacak miktarı ise temel borç ilişkisinin muhasebe ve sözleşme verileriyle tespit edilir. Bu iki unsur aynı dosyada birlikte kontrol edilmelidir.
Belirsiz alacakta rehin derecesi nasıl belirlenir?
Belirsiz veya değişken alacak belirli bir rehin derecesine tescil edilir. Derece, taşınmaz üzerinde farklı rehin haklarının birbirine karşı önceliğini düzenleyen yapıdır. Tescil sırasında rehnin hangi derecede, hangi tutar ve şartlarla yer aldığı tapu sicilinde açıkça gösterilir. Sonraki rehinler de mevcut dereceler dikkate alınarak kurulur. TMK m.882’nin işlevi, alacak tutarındaki dalgalanmanın bu sıralamayı bozmasını engellemektir. Rehin derecelerinin genel yapısı ve boş derece sistemi için TMK 869–872 rehberi ile birlikte değerlendirme yapılmalıdır. Derecenin sabit kalması, her bakiye artışının otomatik olarak sınırsız biçimde teminat altına girdiği anlamına gelmez; tescil sınırı ve temel sözleşme geçerlidir.
Alacak miktarı artıp azalırsa rehin derecesi değişir mi?
Hayır. TMK m.882’nin açık sonucu, alacak miktarındaki değişikliğin rehin derecesini değiştirmemesidir. Borcun bir kısmı ödenip bakiye azaldığında rehin kendiliğinden alt sıraya inmez; yeni kullandırım veya faiz nedeniyle alacak arttığında da daha üst sıraya çıkmaz. Ayni öncelik tescil edilen dereceye bağlı kalır. Bununla birlikte taşınmazın sorumlu olduğu miktarın sınırı ile gerçek alacak bakiyesi ayrı hesaplanır. Gerçek borç, tescildeki azami güvence sınırından düşükse alacaklı sırf tapuda daha yüksek tutar yazıyor diye fazlasını talep edemez. Gerçek alacak güvence sınırını aşarsa aşan kısmın taşınmaz rehniyle güvence altında olup olmadığı ayrıca değerlendirilir. Takip dosyasında bu iki rakam açıkça ayrıştırılmalıdır.
İpotek belgesi kıymetli evrak mıdır?
TMK m.882, tapu idaresinin alacaklıya ipoteği gösteren bir belge verebileceğini; ancak bu belgenin yalnız tescili kanıtlayan bir belge olduğunu ve kıymetli evrak niteliği taşımadığını düzenler. Bu ayrım önemlidir. İpotek belgesinin el değiştirmesi tek başına alacağın devri veya rehin hakkının devri sonucunu doğurmaz. İpotek, tapu sicilindeki kayıt ve temel alacak ilişkisi çerçevesinde varlığını sürdürür. İpotekli borç senedi ve irat senedi ise kanunda ayrı kurumlar olarak düzenlenmiştir ve bunların senet yapısı farklı hukuki sonuçlara bağlanmıştır. Bu nedenle “ipotek belgesi”, “ipotekli borç senedi” ve “irat senedi” ifadeleri birbirinin yerine kullanılmamalıdır. Belgenin hukuki niteliği dosyanın başında doğru teşhis edilmelidir.
Üst sınır ipoteği ile TMK 882 ilişkisi nedir?
Miktarı belirli olmayan veya değişebilen alacaklarda taşınmazın sorumluluğunu belirlemek için üst sınır ipoteği uygulamada temel araçtır. TMK m.851’de alacak miktarı belirli değilse alacaklının bütün istemlerini karşılayacak belirli bir rehin miktarının kararlaştırılması öngörülür; TMK m.882 ise bu değişken alacağın rehin derecesindeki konumunu açıklar. Dolayısıyla birinci hüküm güvence miktarının belirlenmesine, ikinci hüküm derecenin alacak bakiyesindeki değişime rağmen sabit kalmasına ilişkindir. Takipte, kredi sözleşmesindeki gerçek bakiye ile tapu sicilindeki üst sınır birlikte incelenir. Üst sınır gerçek borç değildir; taşınmazın ayni sorumluluğunun azami çerçevesidir. Bu nedenle hesap özeti ve kredi hareketleri olmadan yalnız tapu kaydından kesin borç çıkarılamaz.
Alacak sona erince ipotek kendiliğinden silinir mi?
Alacağın sona ermesi, ipoteğin ekonomik dayanağını ortadan kaldırır; ancak tapu sicilindeki kaydın fiilen terkin edilmesi ayrıca gerekir. TMK m.883, alacak sona erdiğinde taşınmaz malikinin alacaklıdan ipoteğin terkin edilmesini isteme hakkını düzenler. Borcun ödendiğini gösteren dekont, kapama yazısı veya alacaklının terkin iradesi uygulamada temel belgelerdir. Tapu sicilinde ipotek kaydı kalmaya devam ettiği sürece taşınmazın satış, yeni kredi, yeniden ipotek ve diğer tasarruf işlemleri etkilenebilir. Bu nedenle “borç bitti, ipotek de otomatik olarak yok oldu” yaklaşımı doğru değildir. Borç ilişkisinin sona ermesi ile sicil kaydının temizlenmesi iki ayrı hukuki aşamadır ve ikisinin de tamamlanması gerekir.
Malik terkin talebini ne zaman yapabilir?
TMK m.883’e göre alacağın sona ermesiyle malik terkin isteme hakkına sahip olur. Alacaklı terkin için gerekli beyanı veriyorsa işlem tapu mevzuatı çerçevesinde tamamlanır. Alacağın gerçekten sona erip ermediği ödeme, ibra, takas veya başka sona erme sebeplerine göre belirlenir ve sicilden terkin için hukuki dayanak usulüne uygun biçimde ortaya konulur. Özellikle kurumsal alacaklılarda kredi kapama kaydı ile tapu terkin talimatının aynı dosyada bulunması önemlidir. Alacak başka bir kuruma devredilmişse terkin yetkisi güncel hak sahibindedir. Eski alacaklının adı tapuda görünse bile devir zinciri ve yetkili temsil kontrol edilmeden terkin işlemi tamamlanmamalıdır.
Süreli ipotekte otuz günlük kural nedir?
TMK m.883’te süreli ipotekler bakımından özel bir terkin mekanizması vardır. İpotek belirli bir süre için kurulmuşsa, bu sürenin bitiminden itibaren otuz gün içinde İcra ve İflas Kanunu m.150/c kapsamında tapu kütüğüne şerh verilmemiş olması şartıyla malik ipoteğin terkinini tapu müdürlüğünden isteyebilir. Bu düzenleme, süresi sona ermiş ve takip yönünden gerekli şerhi taşımayan ipotek kaydının sicilde belirsiz biçimde kalmasını önlemeye yöneliktir. Otuz günlük süre, ipoteğin süresinin bitiminden sonra işlemeye başlar. Tapu müdürlüğü talebi incelerken ipoteğin süreli olup olmadığını, bitiş tarihini ve m.150/c şerhinin bulunup bulunmadığını sicil üzerinden kontrol eder.
İİK 150/c şerhi neden önemlidir?
İİK m.150/c, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte takip sürecinin taşınmaz siciline yansıtılmasını sağlayan şerh mekanizmasını düzenler. TMK m.883’teki süreli ipotek terkininde bu şerhin bulunup bulunmaması doğrudan sonuç doğurur. Süre bittikten sonraki otuz günlük dönem içinde 150/c şerhi verilmişse malik yalnız süre dolduğu gerekçesiyle tapu müdürlüğünden bu özel terkin yolunu kullanamaz. Şerh yoksa ve m.883’ün diğer koşulları mevcutsa kanunun öngördüğü terkin yolu kullanılabilir. Bu nedenle süreli ipotek dosyasında yalnız kredi vadesi değil, tapu sicilindeki takip şerhleri de güncel kayıt üzerinden incelenmelidir. İşlem tarihinde güncel sicil kaydı esas alınmalıdır.
Terkin dosyasında hangi belgeler kontrol edilmelidir?
Terkin işleminde öncelikle güncel tapu kaydı, ipoteğin resmi senedi veya kuruluş belgesi, borcun sona erdiğini gösteren alacaklı yazısı ve temsil yetkisi kontrol edilmelidir. Süreli ipotek söz konusuysa başlangıç ve bitiş tarihleri açık biçimde tespit edilmeli; m.150/c şerhi bulunup bulunmadığı güncel kütük kaydından görülmelidir. Alacak devredilmişse temlik zinciri ve yeni alacaklının yetkisi dosyaya eklenmelidir. Tüzel kişi alacaklıda imza yetkisi, birleşme veya unvan değişikliği varsa ticaret sicili kayıtları da önem taşır. Taşınmaz üzerinde birden fazla ipotek bulunuyorsa hangi kaydın terkin edildiği derece ve yevmiye bilgisiyle açıkça ayrılmalıdır. Yanlış kaydın terkin edilmesi sicil sorumluluğu doğurabilir.
Uygulamada en sık yapılan hatalar nelerdir?
Birinci hata, tapuda yazılı üst sınırı gerçek borç tutarı sanmaktır. İkinci hata, gelecekteki alacak için kurulmuş ipoteğin alacak hiç doğmasa bile bağımsız para borcu yarattığını düşünmektir. Üçüncü hata, üçüncü kişi malikin yalnız ipotek vermekle temel borcun kişisel borçlusu hâline geldiğini kabul etmektir. Dördüncü hata, borç ödendiğinde ipotek kaydının kendiliğinden silindiğini varsaymaktır. Beşinci hata ise süreli ipotekte TMK m.883’teki otuz günlük dönem ile İİK m.150/c şerhini kontrol etmeden terkin sonucu çıkarmaktır. Dosya incelemesinde tapu kaydı, resmi senet, temel borç sözleşmesi, hesap hareketleri, alacaklı kimliği ve takip şerhleri tek kronoloji içinde değerlendirilmelidir.
2026 için ipotek kuruluşu ve terkin kontrol listesi
- Güvence altına alınan alacağın mevcut mu, gelecekte doğacak mı olduğunu belirleyin.
- Alacağın doğmasının kesin mi yoksa olası mı olduğunu temel sözleşmeden tespit edin.
- İpotek veren malik ile temel borçlunun aynı kişi olup olmadığını kontrol edin.
- Üçüncü kişi malikin ayrıca kişisel teminat verip vermediğini ayrı belgeden inceleyin.
- Belirsiz veya değişken alacakta rehin derecesi ve üst sınırı tapu kaydından doğrulayın.
- Gerçek alacak bakiyesini tapudaki rehin miktarından ayrı hesaplayın.
- İpotek belgesini ipotekli borç senedi veya irat senediyle karıştırmayın.
- Alacak sona erdiyse terkin iradesi ve yetki belgesini kontrol edin.
- Süreli ipotekte bitiş tarihini ve otuz günlük süreyi kesin hesaplayın.
- İİK m.150/c şerhini güncel tapu kaydından kontrol edin.
- Alacak devredilmişse güncel alacaklı ve temlik zincirini doğrulayın.
- Terkin edilecek ipoteği derece, tarih ve yevmiye bilgileriyle diğer kayıtlardan ayırın.
Sık sorulan sorular
1. Henüz doğmamış borç için ipotek kurulabilir mi?
Evet. TMK m.881, gelecekte doğması kesin veya olası alacağın ipotekle güvence altına alınmasına izin verir.
2. İpotek verilen ev mutlaka borçlunun mu olmalıdır?
Hayır. Üçüncü kişi kendi taşınmazını başka kişinin borcu için ipotek edebilir.
3. Üçüncü kişi ipotek verince borcun tamamından şahsen sorumlu olur mu?
Sırf ipotek vermesi kişisel borçluluk yaratmaz. Kişisel sorumluluk için ayrıca bu sonucu doğuran geçerli bir hukuki işlem gerekir.
4. Değişken kredi bakiyesi arttıkça ipotek derecesi değişir mi?
Hayır. TMK m.882 uyarınca alacak miktarı değişse de rehin derecesi değişmez.
5. Tapudan verilen ipotek belgesi kıymetli evrak mıdır?
Hayır. TMK m.882’ye göre bu belge yalnız tescili kanıtlar ve kıymetli evrak niteliğinde değildir.
6. Tapuda yazan üst sınır gerçek borç mudur?
Hayır. Gerçek borç temel sözleşme ve hesap hareketlerinden belirlenir; üst sınır taşınmazın ayni sorumluluğunun azami çerçevesini gösterir.
7. Borç tamamen ödenince ipotek otomatik silinir mi?
Hayır. Alacak sona erse de sicildeki kaydın terkin işlemi ayrıca tamamlanmalıdır.
8. Malik alacaklıdan terkin talep edebilir mi?
Evet. TMK m.883, alacak sona erdiğinde malike terkin isteme hakkı verir.
9. Süreli ipotek süresi biter bitmez silinir mi?
Kanundaki özel terkin için sürenin bitiminden sonra otuz gün ve İİK m.150/c şerhinin bulunmaması şartı birlikte kontrol edilir.
10. 150/c şerhi varsa ne olur?
TMK m.883’teki süreli ipoteğe özgü terkin mekanizmasının şartı gerçekleşmez; takip kaydı dikkate alınır.
Resmî kaynaklar ve ilgili site içi rehberler
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu — TMK m.881–883
- Mevzuat Bilgi Sistemi
- Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü — kanunlar ve mevzuat
- Taşınmaz rehni tapuda nasıl kurulur? TMK 856–858
- İpotekli taşınmazda sigorta tazminatı ve rehinli alacaklı — TMK 879–880
Bu içerik 22 Eylül 2026 tarihinde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.881–883 ve ilgili icra hükümlerinin güncel metni esas alınarak hazırlanmıştır. Kaynağı doğrulanmamış yargı kararı kullanılmamıştır.
Yazar: Avukat Halil BAKIRCI — Mersin Barosu Sicil No: 3472
Hukuki kontrol: Av. Emirhan Keskin
(E-İMZALIDIR)
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
