Gemi Kurtarma Ücreti: Hesap, Borçlular ve Teminat (2026)
Deniz ticareti hukuku • Kanun dayanağı: TTK m.1298–1319 • 21 Eylül 2026
Kısa ve net cevap
Gemi kurtarma ücreti, Türk Ticaret Kanunu m.1304 uyarınca faydalı sonuç veren kurtarma faaliyetinin karşılığıdır. Ücret kararlaştırılmamışsa TTK m.1305’teki başarı, tehlike, kurtarılan değer, zaman, gider, beceri ve ekipman ölçütleri birlikte değerlendirilir. Kanunda bütün olaylara uygulanan sabit bir yüzde yoktur. TTK m.1306’ya göre borçlu, kurtarma tamamlandığı anda kurtarılan aracın veya eşyanın malikidir; malikler kendi kurtarılan değerleri oranında sorumludur ve aralarında müteselsil sorumluluk bulunmaz. Kurtarma alacaklarında TTK m.1319’daki iki yıllık zamanaşımı, kurtarma faaliyetinin bittiği tarihten başlar.

Bir römorkör faturasındaki tutarı denetlemek için yalnız geminin piyasa değerine bakmak yeterli değildir. Önce yapılan işin hukuken kurtarma olup olmadığı, ardından ücretin hangi sözleşmeye veya kanun hükmüne dayandığı belirlenir. Sonraki aşama, toplam ücretin doğru borçlulara doğru oranlarla yöneltilmesidir. Bu rehber, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun kurtarma hükümlerini esas alarak ücret dosyasının bu üç eksenini açıklar. Taşıma sözleşmesindeki navlun borcu ile kurtarma karşılığı aynı alacak değildir.
1. Hangi faaliyet gemi kurtarma ücreti doğurur?
TTK m.1298, seyrüsefere elverişli sularda tehlikeye uğramış su aracının veya diğer eşyanın kurtarılmasına yönelik fiil ve hareketleri kapsar. Bu nedenle incelemenin başlangıç noktası, yardım talebinin başlığı değil, yardım başladığında mevcut olan tehlikedir. Gemi jurnali, arıza kayıtları, hava ve deniz koşulları, karaya oturma veya sürüklenme bilgileri, yardım çağrısı ve operasyon raporu aynı zaman çizelgesinde okunmalıdır. Sonradan hazırlanan ücret talebi, olay anındaki kayıtların yerine geçirilmemelidir.
Kanundaki su aracı kavramı yalnız büyük ticaret gemilerini içermez. Seyrüsefere elverişli yapılar da kapsamdadır. Eşya bakımından kıyıya sürekli ve iradi biçimde sabitlenmemiş şeyler ile henüz hak kazanılmamış navlun alacağı dikkate alınır. Buna karşılık mineral kaynak faaliyetinde kullanılan belirli platformlar ve açık deniz sondaj birimleri ile deniz yatağındaki tarihî veya arkeolojik kültür eserleri için m.1298’de açık kapsam istisnaları vardır. Bu nesneler hakkında doğrudan aynı kurtarma hesabı kurulamaz.
Her çekme hizmeti kurtarma değildir. TTK m.1298/4-c, tehlike doğmadan önce kurulmuş sözleşmenin ifası için yapılan veya yapılması gereken hizmetleri kurtarma faaliyeti dışında tutar. Bu ayrımı yapmak için önceden imzalanmış römorkaj sözleşmesi, hizmet kapsamı, operasyon talimatı ve tehlikenin ortaya çıkış saati karşılaştırılır. Sözleşmede zaten borçlanılan işin adı sonradan değiştirilerek kendiliğinden ayrı kurtarma ücreti yaratılamaz; talep edilen ek faaliyetin gerçekten sözleşme dışındaki kurtarma niteliği gösterilmelidir.
Tehlike altındaki araçta çalışanların yürüttüğü faaliyetler de m.1298/4-b kapsamında ayrıca değerlendirilir. Buna karşılık kurtaranın mevzuattan kaynaklanan yardım yükümlülüğü bulunması veya kurtaran araç ile kurtarılan aracın aynı malike ait olması, m.1299 gereğince kurtarma hükümlerini tek başına devre dışı bırakmaz. Yardıma karşı çıkılmış olması da tek başına yeterli savunma değildir: m.1298/4-a’daki dışlama için kanunda belirtilen kişinin karşı koymasının hem açık hem makul olması aranır.
2. Kurtarma sözleşmesinde kaptanın yetkisi ve ücret itirazı
TTK m.1300, kaptana aracın kurtarılması için malik adına sözleşme yapma yetkisi verir. Bu yetki, yetkili mahkemenin veya tahkimin kararlaştırılmasını da içerir. Aracın maliki ve kaptanı, araçtaki şeylerin malikleri adına da kurtarma sözleşmesi yapabilir. Bu nedenle sözleşmede yalnız kaptanın imzasının bulunması, sözleşmenin malik bakımından sonuç doğurmadığını göstermez. İmza sahibinin sıfatı, temsil edilen menfaat, sözleşmenin konusu ve uyuşmazlık çözüm kaydı birlikte okunur.
TTK m.1301 iki ayrı denetim zemini kurar. Sözleşme yanlış yönlendirme veya tehlikenin etkisi altında yapılmış ve kabul edilen şartlar hak ve nasafete aykırıysa uyarlama yahut iptal istenebilir. Ayrıca kararlaştırılan ücretin verilen hizmetlerle aşırı derecede oransız olması da denetim nedenidir. Sadece “tehlike vardı” demek, ilk zeminin bütün koşullarını karşılamaz. Hangi bilginin yanıltıcı olduğu, hangi şartın dengesizlik yarattığı ve hizmet-tutar karşılaştırması somutlaştırılmalıdır.
TTK m.1302 uyarınca kurtarma hükümleri sözleşmeyle açıkça veya zımnen değiştirilebilir. Ancak sözleşmenin uyarlanması veya iptali hükümleri ile çevre zararını önleme ve sınırlandırma için gerekli özeni gösterme yükümlülüğü değiştirilemez. Bu ayrım, sözleşmeye dayalı ödeme formülü ile kanunun yedek hesabını karıştırmamak için önemlidir. Yabancı unsurlu dosyada uygulanacak hukuk ve tahkim kaydı ayrıca incelenmeli; Türk mahkemesinde dava açılacağı peşinen kabul edilmemelidir.
3. Gemi kurtarma ücreti nasıl hesaplanır?
Kanuni hesapta ilk eşik faydalı sonuçtur. TTK m.1304, faydalı sonuç veren faaliyeti ücret hakkına bağlar; bölümdeki istisnalar dışında sonuçsuz kurtarma için ücret hakkı doğmaz. Sadece personel sevk edilmiş veya yakıt tüketilmiş olması, faydalı sonuç koşulunun yerine geçtiği anlamına gelmez. Bununla birlikte çevre tehdidi bulunan olaylardaki özel tazminat, ayrı koşullarıyla aşağıda açıklanan farklı bir korumadır.
İkinci eşik, kurtarılan değerdir. TTK m.1304/3’teki üst sınır, kurtarılan eşyanın kurtarılma sonrasındaki değeridir; kaza öncesindeki değer, sigorta bedeli veya ilk satış faturasıyla otomatik olarak özdeş değildir. Değerleme tarihi, hasar durumu ve değerlendirmeye alınan malvarlığı unsurları raporda açıkça gösterilmelidir. Bu tavanın uygulanmasında faiz ve yargılama giderleri hesaba katılmaz. Dolayısıyla yalnız anapara tavanına bakılarak bütün yan taleplerin de aynı sınıra girdiği söylenemez.
Ücret taraflarca belirlenmemişse veya m.1301 kapsamında uyarlama istenmişse m.1305 uygulanır. Kanun ölçütler arasında bir öncelik sırası kurmaz. Kurtarılan araç ve eşyanın sonraki değeri; çevre zararını azaltmak için gösterilen çaba; elde edilen başarının derecesi; kurtarılanların ve kurtaranların karşılaştığı tehlike birlikte değerlendirilir. İnsan hayatı, araç ve eşyanın kurtarılması için kullanılan beceri de hesabın unsurudur. Yalnız yüksek yük değerini seçip operasyonun kolaylığını veya kısmi başarıyı dışarıda bırakan değerlendirme eksiktir.
Zaman, gider, kurtaranın kendi zararı, sorumluluk ve ekipman riskleri de ayrı başlıklardır. Operasyon süresi için başlangıç-bitiş saatleri; giderler için faaliyete bağlı faturalar ve personel kayıtları; ekipman zararı için önceki durum ile olay sonrası durum karşılaştırması sunulmalıdır. Aynı harcamanın hem doğrudan gider hem ayrı zarar kalemi olarak iki kez yazılmaması gerekir. Teknik rapor, talep edilen her kalemin hangi işlemle bağlantılı olduğunu göstermelidir.
Hizmetin ne kadar hızlı sağlandığı, kurtarmaya ayrılmış araçların hazır bulundurulması ve fiilen kullanılması, teçhizatın etkinliği ve değeri de m.1305’in ölçütleridir. Bu nedenle yalnız çalışma saatine dayalı basit römorkör tarifesi, sözleşmesiz kanuni kurtarma hesabının bütününü karşılamaz. Mobilizasyon kayıtları, ekipman listesi ve kullanılan kapasite birlikte değerlendirilir. Hazır tutulan her aracın operasyonun her aşamasında fiilen kullanıldığı varsayılmamalı; hazırlık ve kullanım kayıtları birbirinden ayrılmalıdır.
Kanunda kendiliğinden uygulanan yüzde on, yüzde yirmi veya başka sabit bir oran bulunmaz. TTK m.1305/3 ücretin para olarak saptanmasını ister; aksi kararlaştırılmadıkça kurtarılan şeylerin değerinin bir yüzdesiyle belirlenmesini kabul etmez. Ayrıca resmî kurum giderleri ve harçları, gümrük ve diğer resimler ile saklama, koruma, değerleme ve satış giderleri m.1305/2 gereğince kurtarma ücretinin içinde değildir. Bu giderleri ayrı göstermek, her birinin doğrudan karşı tarafa yükletilebildiği anlamına gelmez; ayrı hukuki dayanakları da belirtilmelidir.
4. Ücreti kim öder? Malik, gönderilen ve pay hesabı
TTK m.1306 bakımından belirleyici tarih, tehlikenin başladığı veya faturanın kesildiği gün değil, kurtarmanın tamamlandığı andır. Borçlu, kurtarılan aracın ve diğer eşyanın o andaki malikidir. Gemi sicili, yükün mülkiyetini gösteren satış ve teslim belgeleri, taşıma evrakı ve mülkiyet değişiminin zamanı birlikte incelenir. Konişmentoda bir kişinin adının bulunması, onun her durumda bütün kurtarma ücretinin tek borçlusu olduğu sonucunu doğurmaz.
Malikler arasında paylaşım kurtarılan değerler oranındadır; aralarında teselsül yoktur. Kanuni paylaşımın matematiksel ifadesi şöyledir: İlgili malikin ücret payı = toplam kurtarma ücreti × ilgili kurtarılan değer / toplam kurtarılan değer. Bu formül, ücretin kendisini hesaplamaz; önce m.1304–1305 uyarınca belirlenen toplamı borçlulara dağıtır. Toplam ücret hesabı ile borçlu payını tek işlem gibi göstermek, borcun sınırını belirsizleştirir.
| İlgili kişi | Kanuni kontrol | Temel belge |
|---|---|---|
| Araç veya eşya maliki | TTK m.1306: tamamlanma anındaki mülkiyet ve kurtarılan değer payı | Mülkiyet kaydı, tamamlanma tutanağı, değerleme |
| Gönderilen | TTK m.1307: teslimde ücret ödeneceğini bilme ve eşyanın payıyla sınırlı şahsi sorumluluk | Teslim kaydı, önceden yapılan bildirim, yazışma |
| Kaptan | TTK m.1300: malik adına sözleşme yetkisi; imza tek başına şahsi borç değildir | Sözleşme, sıfat ve temsil kaydı |
| Kurtarılan insan | TTK m.1318: kurtarılan kişiden kurtarma ücreti istenmez | Faaliyetin insan ve eşya kurtarma ayrımı |
Gönderilenin durumu ayrıca önemlidir. TTK m.1307’ye göre eşyayı teslim alırken kurtarma ücreti ödeneceğini bilen gönderilen, eşya teslim edilmeyip paraya çevrilseydi ücret hangi oranda karşılanacak idiyse o ölçüde şahsen sorumlu olur. Birlikte başka şeyler de kurtarılmışsa sorumluluğu, teslim aldığı eşyanın payını aşamaz. Teslimden önce ücret bildiriminin ulaştığını gösteren kayıtlar bu nedenle korunmalıdır. “Teslim aldı” ile “ücret borcunu bilerek teslim aldı” aynı kanuni tespit değildir.
5. Birden fazla kurtaran varsa neden tek ücret belirlenir?
TTK m.1308, tehlikenin başlangıcından emniyete alınmış eşyanın geri verilmesinin istendiği ana kadar yapılan kurtarma faaliyetleri için tek ücret öngörür. Birden fazla şirketin, römorkörün veya ekibin katılması, aynı operasyon için birbirinden kopuk tam kurtarma ücretleri istenmesini haklı kılmaz. Pay isteyenlerin talepleri toplam ücret içinde değerlendirilir. Operasyonun evreleri, katılanlar ve hangi katkının hangi aşamada sağlandığı ortak zaman çizelgesinde gösterilmelidir.
TTK m.1309, birden fazla kurtaran arasındaki dağılımı m.1305 ölçütleri ve katılma oranına bağlar. Kurtaran geminin kaptan ve personeline verilecek pay ise m.1310’da ayrıca düzenlenir; kurtarmaya tahsis edilmiş gemi veya römorkör personeli için özel istisna vardır. Bu nedenle şirketin dış ilişkideki ücret alacağı ile personelin iç ilişkideki payı aynı talep gibi kurulamaz. Kurtaranın kusuruyla kurtarmayı zorunlu kılması veya güçleştirmesi, hileli yahut dürüstlüğe aykırı davranışı da m.1311 uyarınca ücretin tamamen veya kısmen kaybına yol açabilecek ayrı inceleme konusudur.
6. Çevre tehdidinde özel tazminat, kurtarma ücretinden farklıdır
TTK m.1312, çevre zararı tehdidi oluşturan araç veya içindeki eşya için kurtarma yapanın belirli giderlerini özel tazminatla korur. Bu koruma, her sonuçsuz kurtarmada otomatik masraf iadesi değildir. Çevre tehdidi, kanundaki gider kapsamı ve m.1305’e göre hak kazanılan ücretle karşılaştırma ayrı ayrı gösterilmelidir. Makul harcamalar ile fiilen kullanılan ve kullanılması makul ekipman-personel için uygun tutar esas alınır.
Çevre zararı önlenmiş veya sınırlandırılmışsa giderler üzerinden en çok yüzde otuz artırım yapılabilir. Mahkeme veya hakem kurulu, kanundaki ölçütler ve hakkaniyet çerçevesinde daha fazla artırıma karar verebilir; artırım hiçbir durumda giderlerin yüzde yüzünü aşamaz. Bunlar otomatik uygulanacak sabit primler değildir. Hesaplanan özel tazminat, olağan kurtarma ücretini yalnız aştığı ölçüde ayrıca ödenir; iki tutarın bütünü üst üste eklenmez.
TTK m.1312/7, bu madde kapsamındaki ödemeleri müşterek avarya paylaşımı dışında bırakır. Dolayısıyla çevre tehdidine ilişkin özel tazminat ile yük ilgililerinden istenen garame payı karıştırılmamalıdır. Garame, dispeç ve dağıtım itirazının ayrı yapısı için müşterek avarya ve dispeç itirazı rehberine bakılmalıdır.
7. Faiz, ödeme, teminat ve avans nasıl ayrılır?
TTK m.1313, faizi emniyete alınan şeylerin m.1303/2-c uyarınca teslim alınması gereken tarihe bağlar. Eşya teslim edilemiyorsa özel tazminat bakımından başlangıç, kurtarma faaliyetinin sonuçlandığı tarihtir. Bu nedenle fatura tarihi, fiilî teslim tarihi ve teslim alınması gereken tarih ayrı sütunlarda tutulmalıdır. Faiz oranı ve diğer hususlar genel hükümlere tabidir; bütün dosyalara tek oran yazılması doğru değildir.
TTK m.1314 uyarınca teslim sırasında borçlular kendi paylarını öder veya kurtaranın istemi üzerine faiz ve yargılama giderlerini de kapsayan teminat gösterir. TTK m.1316, mahkeme veya hakem kurulunca uygun bir avansa karar verilmesini düzenler; ödenen avans, teminat miktarını aynı oranda azaltır. Teminat mektubu ya da başka güvence incelenirken hangi borçlu payını, hangi yan alacakları ve hangi süreyi karşıladığı açıkça belirlenmelidir. Teminat gösterilmesi ile borcun tümden kabulü aynı işlem olarak değerlendirilmemelidir.
TTK m.1315, kurtarılan gemi üzerinde gemi alacaklısı hakkı, diğer eşya üzerinde ise kanundaki şartlarla hapis hakkı tanır. Bu ayni güvence ile kişisel alacağın süresi ve borçlusu birbirinden farklı inceleme başlıklarıdır. Rehnin kapsamı ve önceliği için gemi alacaklısı hakkı rehberi; mahkeme kararıyla muhafaza süreci için gemi ihtiyati haczi rehberi ayrıca değerlendirilmelidir. Alacak iddiası, kanundaki usul dışında fiilî müdahale yetkisi vermez.
8. İki yıllık zamanaşımı ve Mersin’den dosya hazırlığı
TTK m.1319’a göre kurtarma ve enkaz kaldırmadan doğan, sözleşmeye dayanıp dayanmadığına bakılmaksızın bütün alacaklar iki yılda zamanaşımına uğrar. Başlangıç, faaliyetin sona erdiği tarihtir. Kanun ayrıca kendisine karşı talepte bulunulan kişinin zamanaşımı içinde alacaklıya yapacağı beyanla süreyi bir veya birden fazla kez uzatabilmesine izin verir. Alacaklının tek taraflı ödeme hatırlatması bu uzatma beyanıyla özdeş değildir. Süre uzatıldığı savunulacaksa beyanın kimden çıktığı, muhatabı, tarihi ve kapsamı dosyada bulunmalıdır.
Dosya hazırlığında dört ayrı belge grubu tutulmalıdır: kurtarmanın nedenini ve sonucunu gösteren operasyon kayıtları; sözleşme ve yetki belgeleri; kurtarılan sonraki değerleri ve tamamlanma anındaki mülkiyeti gösteren kayıtlar; ücret, pay, faiz ve güvence hesabı. Belgelerin aynı sırayla rapora işlenmesi, özellikle tamamlanma tarihi ile teslim tarihi arasındaki karışıklığı azaltır. Dijital yazışmalar yalnız ekran görüntüsü olarak değil, erişilebilen özgün dosya ve gönderim bilgileriyle saklanmalıdır.
Mersin bağlantılı dosyada gemi, römorkör, yük ilgilisi ve sigortacı tarafından tutulan kayıtlar bir araya getirilmelidir. Olayın Mersin açıklarında gerçekleşmesi ile sözleşmede yetki veya tahkim kararlaştırılması farklı hukuki konulardır; ofisin Mersin’de bulunması uyuşmazlığın mahkemesini kendiliğinden belirlemez. Türkiye geneli ve yurt dışı bağlantılı dosyalar Mersin ofisinden, ilgili sözleşme ve yetki kuralları incelenerek takip edilir. Bu rehber genel hukuki bilgidir; somut ücret veya dava sonucu garantisi içermez.
9. Sık sorulan sorular
Gemi kurtarma ücreti her olayda gemi değerinin yüzde onu mudur?
Hayır. TTK m.1305 bütün olaylara uygulanan sabit bir yüzde belirlemez. Ücret kararlaştırılmamışsa kanundaki ölçütlerle para olarak saptanır; değer yüzdesiyle belirleme için aksine anlaşma gerekir.
Kurtarma başarısız olursa hiç ödeme istenemez mi?
Olağan ücret için TTK m.1304’te faydalı sonuç şartı bulunur. Ancak çevre tehdidi bulunan olaylarda m.1312’deki şartları taşıyan özel tazminat ayrıca incelenir. Sonuçsuz her hizmet için otomatik ödeme hakkı doğmaz.
Gemi sahibi bütün yüklerin kurtarma ücretini ödemek zorunda mı?
TTK m.1306’daki kanuni paylaşımda her malik kendi kurtarılan değerinin oranına göre sorumludur. Borçlular arasında teselsül yoktur. Ayrıca bir sözleşme veya güvence üstlenilmişse o belgenin kapsamı ayrı incelenir.
Kurtarma ücretinde hangi tarihteki malik esas alınır?
TTK m.1306, kurtarma faaliyetinin tamamlandığı andaki malikleri esas alır. Tehlikenin başladığı gün, fatura tarihi veya daha sonraki teslim tarihi bu ölçütün yerine geçirilmez.
Kaptanın imzaladığı kurtarma sözleşmesi geçerli olabilir mi?
Evet. TTK m.1300 kaptana malik adına kurtarma sözleşmesi yapma yetkisi verir. Yetki, mahkeme veya tahkim kararlaştırılmasını da kapsar. İmzanın hangi sıfatla atıldığı yine belgelenmelidir.
Yükü teslim alan gönderilen de sorumlu olur mu?
TTK m.1307 uyarınca gönderilen, teslim sırasında kurtarma ücreti ödeneceğini biliyorsa kanundaki sınırlar içinde şahsen sorumlu olur. Sorumluluk, teslim edilen eşyanın ücret payını aşamaz.
Birden fazla römorkör aynı olayda ayrı tam ücret isteyebilir mi?
TTK m.1308 kapsamında aynı kurtarma faaliyeti için tek toplam ücret belirlenir. Katılanların payları bu toplam içinden, m.1309’daki katkı ve m.1305’teki ölçütlere göre ayrılır.
Kurtarma ücreti ile çevre özel tazminatı tamamen toplanır mı?
Hayır. TTK m.1312/4, hesaplanan özel tazminatın kurtarma ücretini yalnız aştığı ölçüde ayrıca ödenmesini öngörür. Aynı tutar iki kez tahsil edilemez.
Kurtarma alacağının zamanaşımı kaç yıldır?
TTK m.1319’a göre süre iki yıldır ve kurtarma faaliyetinin bittiği tarihten başlar. Kanunda belirtilen borçlu beyanıyla süre uzatılması mümkündür; basit ödeme hatırlatması bu beyanla aynı değildir.
Denizden kurtarılan insanın kendisinden ücret istenir mi?
Hayır. TTK m.1318 kurtarılan insanlardan ücret istenemeyeceğini düzenler. İnsan kurtarana, aynı kazada eşya kurtaranların ücret veya özel tazminatından uygun pay verilmesi farklı bir konudur.
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.