Dava veya İcra Hakkını Kullanacağını Söylemek Korkutma mı? TBK 38
Bir hakkın veya kanuni yetkinin kullanılacağının söylenmesi, tek başına her sözleşmeyi korkutma nedeniyle bağlayıcılıktan çıkarmaz. TBK 38’in ikinci fıkrası özel şart koyar: Sözleşme bu korkutmayla yapılmış olmalı ve hakkı veya yetkiyi kullanacağını açıklayan kişi, karşı tarafın zor durumundan aşırı menfaat sağlamış bulunmalıdır. Bu şartlar gerçekleştiğinde korkutmanın varlığı kabul edilir.

Bu nedenle dava veya icra yoluna başvurulacağının bildirilmesiyle, bu açıklama kullanılarak zor durumdan aşırı yarar elde edilmesi ayrı değerlendirilir. Sözleşmenin hangi baskı altında, hangi içerikle yapıldığı ve elde edilen yararın neden aşırı olduğu somut olarak açıklanmalıdır. Yalnız sert bir üslup veya taraflar arasındaki anlaşmazlık kanuni unsurların yerine geçmez.
TBK 38/2’nin düzenlediği özel durum
TBK 37, diğer tarafın veya üçüncü kişinin korkutması sonucu sözleşme yapan tarafın sözleşmeyle bağlı olmadığını düzenler. TBK 38 ise korkutmanın koşullarını belirler. İkinci fıkra, kullanılacağı bildirilen aracın bir hak veya kanundan doğan yetki olması hâlini ayrıca ele alır. Bu özel yapı görülmeden bütün tehdit ve baskı iddialarına aynı açıklama uygulanmaz.
Kanunun dikkati yalnız açıklamanın biçiminde değildir. Kullanılacağı söylenen hak veya yetki, diğer kişinin zor durumu, sözleşmenin bu etkiyle yapılması ve sağlanan aşırı menfaat birlikte incelenir. Bunlardan birine ilişkin bilgi bulunması diğerlerinin de gerçekleştiğini göstermez. Her unsurun gerçek olayla bağlantısı ayrı kurulmalıdır.
İddia edilen sonucu doğru ifade etmek gerekir. TBK 37–38 sözleşmenin bağlayıcılığına ilişkin medeni hukuk hükümleridir. Bir açıklamanın bu maddeler kapsamında değerlendirilmesi, başka hukuk alanındaki bütün sorumlulukların otomatik oluştuğu anlamına gelmez. Ceza hukuku veya başka talepler ileri sürülüyorsa onların özel şartları ayrıca açıklanmalıdır.
Hangi hak veya yetkinin kullanılacağı söylenmiş?
Önce açıklamanın konusu belirlenir. Dava, takip, başvuru veya başka bir hakkın kullanılacağının bildirilmesi ileri sürülüyorsa tam içerik ve muhatap gösterilir. Belirli bir yetkiye dayanıldığı söylenmişse o yetkinin hukuki kaynağı ortaya konulur. Genel bir “bana baskı yaptı” ifadesi, TBK 38/2’nin özel yapısını açıklamaz.
Gerçekte hangi hakkın mevcut olduğu ile kişinin hangi hakkı ileri sürdüğü ayrı kontrol edilir. Açıklamanın dayanağı tartışmalıysa bu uyuşmazlık gizlenmez. Var olmayan bir hak iddiasıyla gerçekten mevcut hakkın kullanılacağı bildirimi aynı olgu olarak ele alınmamalıdır. Uygulanacak korkutma hükmü, somut olayın gerçek niteliğine göre belirlenir.
Hakkın kapsamı da önemlidir. Hangi borç, hangi taraf ve hangi hukuki ilişki için kullanılacağı söylendiği açık olmalıdır. Başka kişiye ait hak veya ilgisiz dosya, bağlantısı gösterilmeden mevcut sözleşme görüşmesine taşınmaz. İnceleme soyut bir tehdit etiketine değil, belirlenebilir açıklama ve hukuki ilişkiye dayanır.
Gerçek alacağın istenmesi ile aşırı yarar ayrımı
Bir alacaklının gerçek alacağını istemesi veya kanuni yola başvuracağını bildirmesi, tek başına TBK 38/2’nin bütün şartlarını göstermez. Kanun, karşı tarafın zor durumundan aşırı menfaat sağlanmasını ayrıca arar. Bu unsur incelenmeden bütün tahsil talepleri korkutma sayıldığı gibi, her hak bildiriminin hiçbir koşulda korkutma oluşturmayacağı da söylenemez.
Sözleşmede elde edilen yararın ne olduğu somutlaştırılır. Para, hak devri, yeni yükümlülük veya başka ekonomik içerik ileri sürülüyorsa dayanak metin gösterilir. Yararın önceki hukuki ilişkiyle ve açıklanan hakla bağlantısı açıklanır. Hangi nedenle normal hak kullanımını aşan menfaat bulunduğu, sadece tarafın memnuniyetsizliğiyle değil gerçek işlemle ortaya konulur.
Burada sabit bir yüzde veya bütün sözleşmeler için aynı parasal eşik yoktur. TBK 38/2 böyle sayısal ölçü koymaz. Aşırılık, sözleşmenin içeriği ve gerçek olay koşullarıyla değerlendirilir. Belgesiz değer tahmini veya uydurma emsal bedel kullanılarak kesin sonuç kurulamaz. Değer iddiası varsa kaynağı ve tarihi açıkça gösterilmelidir.
Aşırı menfaat hesabında sözleşmenin bütünü
Sözleşmedeki yalnız bir tutarın seçilmesi, elde edilen menfaatin tamamını göstermez. Yeni kabul edilen borç, vazgeçilen hak, bırakılan teminat ve karşı tarafın üstlendiği yükümlülükler birlikte okunmalıdır. İddia edilen aşırılığın hangi işlem veya hükümden kaynaklandığı belirlenir. Bir metinde birden çok borç ilişkisinin bulunması, bunların ekonomik sonuçlarının açıklanmadan tek rakama indirgenmesini haklı kılmaz.
Önceki alacağın varlığı, miktarı ve kapsamı tartışmalıysa bu tartışma ayrıca kaydedilir. İmzalanan sözleşmenin sağladığı menfaatle önceden mevcut hak arasındaki fark ancak bu ayrım üzerinden anlaşılır. Asıl borç, işlemiş faiz ve yeni kabul edilen yükümlülük aynı başlık altında toplanmamalıdır. Her kalemin hangi belgeye ve hangi hukuki nedene dayandığı gösterilmelidir.
Değerleme tarihinin doğru seçilmesi de incelemenin parçasıdır. Sözleşme kurulduktan sonra değişen ekonomik koşulların kuruluş anındaki yararı gösterdiği varsayılmaz. Sonraki ödeme ve tahsilatlar ise gerçekten sağlanan menfaatin veya istenen iadenin hesabında ayrıca ele alınır. Sözleşmenin yapıldığı koşullarla sözleşme sonrasındaki uygulama aynı çizelgede gösterilse bile hukuki işlevleri ayrı tutulmalıdır.
Bu çalışma, TBK 38/2’de bulunmayan matematiksel bir sınır üretmez. Amaç, aşırı menfaat iddiasının denetlenebilir verilerle açıklanmasıdır. Yargısal değerlendirmeyi gerektiren aşırılık unsuru, tek bir hesap sonucuyla otomatik gerçekleşmiş sayılmaz. Somut yararın kapsamı belirlendikten sonra zor durumdan yararlanma ve sözleşmeye etkisiyle birlikte değerlendirilir.
Zor durum hangi somut olgularla açıklanır?
Kanunun aradığı zor durum, sözleşmenin yapılmasına ve sağlanan yarara bağlanmalıdır. Kişinin genel ekonomik sıkıntısını söylemek, hangi açıklamanın nasıl etkili olduğunu kendiliğinden göstermez. İlgili dönemdeki koşullar, baskının yöneldiği değer ve sözleşme kararıyla bağlantı açıkça anlatılmalıdır. Sonradan ortaya çıkan güçlükler başlangıçtaki zor durum yerine geçirilmez.
Zor durumun kim tarafından ve ne ölçüde bilindiği de olayın değerlendirilmesinde önem taşıyan somut bilgidir. Yapılan görüşmeler, iletilen belgeler ve karşılıklı açıklamalar doğru tarihlerle sunulur. Bir belgenin yalnız kişinin kendi dosyasında bulunmasıyla karşı tarafa açıklanmış olması aynı değildir. Bilgi ve yararlanma ilişkisi gerçek kayıtlarla gösterilmelidir.
Her taviz içeren anlaşma, zor durumdan aşırı menfaat elde edildiği anlamına gelmez. Taraflar bir uyuşmazlığı farklı şartlarda sona erdirmiş olabilir. Hukuki inceleme, bu anlaşmanın nasıl kurulduğunu ve kanuni unsurların bulunup bulunmadığını araştırır. Yalnız önceki talep ile son sözleşmedeki tutarın farklı olması bütün koşulları ispatlamaz.
Sözleşme korkutmanın sonucu mu yapılmış?
TBK 37, sözleşmenin korkutma sonucu yapılmasını esas alır. Bu nedenle açıklamayla sözleşme kararı arasında bağ kurulmalıdır. Korkutma niteliğinde olduğu ileri sürülen söz hangi tarihte söylenmiş, hangi sözleşmenin yapılmasını hedeflemiş ve karar üzerinde nasıl etkili olmuştur? Bu ilişki somutlaştırılmadan yalnız aynı dönemde iki olay yaşandığı bilgisi yeterli olmaz.
Sözleşme görüşmeleri, taslaklar ve imza sırası birlikte incelenir. Önce hangi şartlar konuşulmuş, ardından hangi açıklama yapılmış ve son metin nasıl oluşmuştur? Sonraki ekonomik memnuniyetsizlik ile kuruluşta iradeye etki eden baskı ayrılır. İşlemin gerçek gelişimi, farklı hukuki iddiaların doğru sınıflandırılmasını sağlar.
Sözleşme yapılmadan önceki açıklama ile kurulduktan sonraki tahsil tartışması da aynı değildir. TBK 38/2 kapsamında hangi sözleşmenin korkutmayla yapıldığı gösterilmelidir. Sonraki davranışlar delil değeri taşısa bile başlangıçtaki olguların yerine otomatik konulmaz. Tarih çizelgesi bu nedenle yalnız yardımcı liste değil, iddianın yapısının parçasıdır.
TBK 38’in ilk fıkrasıyla ilişki
İlk fıkra, kişinin kendisinin veya yakınlarından birinin kişilik haklarına ya da malvarlığına yönelik ağır ve yakın zarar tehlikesinin doğduğuna inanmakta haklı olmasını düzenler. Bu genel korkutma çerçevesi ile hak veya yetki kullanımına ilişkin ikinci fıkranın özel koşulları ayrı açıklanmalıdır. Hangi olayın hangi hükme dayandırıldığı belirtilmelidir.
Hak kullanımından söz edilmesi, olayın başka tehdit unsurlarını inceleme dışında bırakmaz. Buna karşılık ikinci fıkranın aradığı aşırı menfaat ve zor durum bağlantısı, sadece ilk fıkranın kelimeleri tekrar edilerek tamamlanmış sayılmaz. Somut açıklama, tehlike ve sağlanan yarar birlikte değerlendirilir. Kanuni yapı eksiltilmemelidir.
Korkutulanın içinde bulunduğu durum da birinci fıkranın açık ölçütüdür. Herkes için aynı soyut tepki varsayılamaz. Ancak kişisel korku duyulduğunun söylenmesi tek başına bütün şartları kanıtlamaz. Ağır ve yakın tehlikeye ilişkin inancın neden haklı olduğu gerçek olgularla açıklanır; değerlendirme sadece duygusal nitelendirmeye bırakılmaz.
Aşırı yararlanma ile aynı kurum mu?
TBK 28’deki aşırı yararlanma, karşılıklı edimler arasındaki açık oransızlık ve kanunda sayılan zayıf durumlardan yararlanılmasıyla ilgilidir. TBK 38/2 ise hak veya yetki kullanımının korkutma aracı yapılması ve zor durumdan aşırı menfaat sağlanması yapısını düzenler. Benzer ifadeler, iki kurumun koşullarının aynı olduğu anlamına gelmez.
Gabin ve aşırı yararlanma bakımından sözleşmeye bağlı kalıp oransızlığın giderilmesini isteme seçeneği ayrıca vardır. Bu sonucu, hiçbir ayrım yapmadan her korkutma iddiasına taşımak doğru değildir. Hangi hukuki hakkın istendiği, dayanılan madde ve onun koşullarıyla açıklanmalıdır.
Süreler de aynılaştırılmamalıdır. TBK 28’in bir yıllık ve beş yıllık düzeni ile TBK 39’un irade bozukluğuna ilişkin dönemi farklıdır. Birinin koşullarının bulunmadığı durumda diğerinin süresi otomatik ek süre hâline gelmez. Aynı olay için farklı hukuki sebepler ileri sürülüyorsa her birinin unsurları ve süreleri ayrı değerlendirilir.
Korkutan kişi sözleşmenin tarafı değilse
TBK 37, korkutmanın sözleşmenin diğer tarafından veya üçüncü kişiden gelmesini kapsar. Bu nedenle sözleşmenin karşı tarafının bizzat tehdit sözünü söylememiş olması, korkutma iddiasını kendiliğinden dışlamaz. Korkutanın kimliği, karşı tarafla ilişkisi ve sözleşme kararına etkisi somut olarak gösterilmelidir.
Maddenin ikinci fıkrası özel bir zarar düzeni de içerir. Korkutan üçüncü kişi olup diğer taraf korkutmayı bilmiyorsa veya bilecek durumda değilse, bağlı kalmak istemeyen korkutulan, hakkaniyet gerektiriyorsa diğer tarafa tazminat ödemekle yükümlüdür. Bu sonuç otomatik değildir; kanundaki bilgi ve hakkaniyet koşulları ayrıca değerlendirilir.
Bu düzenleme, üçüncü kişinin korkutmasını TBK 36’daki üçüncü kişinin aldatmasıyla eşitlememeyi gerektirir. İki madde farklı koşullar içerir. Sırf arada üçüncü kişi bulunduğu için bütün irade bozukluklarına aynı bilgi şartı uygulanamaz. İddianın korkutma mı, aldatma mı olduğu ve dayanılan olaylar açıkça ayrılmalıdır.
İmza, noter veya protokol başlığı neyi değiştirir?
Sözleşmenin imzalanmış olması, irade bozukluğu iddiasının incelemesini kendiliğinden kapatmaz. HMK 203/1-ç, hukuki işlemlerde irade bozukluğu iddialarında tanık dinlenebilmesine imkân verir. Belgenin varlığıyla o belgenin hangi koşullarda kabul edildiği farklı sorulardır. İddia edilen baskı somut olgularla gösterilmelidir.
Belgenin “sulh”, “mutabakat” veya “ödeme protokolü” olarak adlandırılması da tek başına yeterli değildir. TBK 19 uyarınca gerçek tür ve içerik belirlenir. Hangi borçların düzenlendiği ve hangi yeni yükümlülüğün kabul edildiği anlaşılmalıdır. Kanuni değerlendirme başlığın çağrışımına değil, gerçek sözleşme ve kuruluş olaylarına dayanır.
Özel şekle veya usule tabi bir işlem varsa onun hükümleri ayrıca uygulanır. Korkutma iddiası, bütün diğer koşulları ilgisiz hâle getirmez. Hangi işlem için hangi hukuki sonucun istendiği açık tutulmalıdır. İmzalı belgeye karşı çıkılmasıyla belgedeki imzanın inkâr edilmesi de farklı iddialardır; savunmanın konusu doğru tanımlanmalıdır.
Bir yıllık süre ne zaman başlar?
TBK 39, korkutmada başlangıcı korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı an olarak belirler. Bu, her dosyada sözleşmenin imzalandığı gün veya tehdidin ilk öğrenildiği gün değildir. Etkinin ne zaman sona erdiği gerçek olgu ve kayıtlarla açıklanmalıdır. Bir tarih seçmek, onun kanuni başlangıç olduğunu göstermeye yetmez.
Bir yıl içinde sözleşmeyle bağlı olunmadığı bildirilmez veya verilen şey geri istenmezse sözleşme onanmış sayılır. TBK 39’daki süre ve davranışlar birlikte değerlendirilir. Sadece genel görüşme sürdürülmesi veya karşı tarafın yeni cevap vereceğinin beklenmesi, kanundaki açıklamanın yerine otomatik geçmez.
Bildirimde hangi sözleşmenin hangi korkutma olayı nedeniyle bağlayıcı kabul edilmediği gösterilmelidir. Gerçek açıklama, muhatap ve tarih korunur. Belgenin hazırlandığı zamanla karşı tarafa yöneltildiği zaman farklıdır. Sürenin takibi, korkutmanın maddi koşullarının ayrıca ispatlanması gereğini ortadan kaldırmaz.
Onama tazminat hakkını her durumda bitirir mi?
TBK 39’un ikinci fıkrası, aldatma veya korkutmadan dolayı bağlayıcılığı olmayan sözleşmenin onanmış sayılmasının tazminat hakkını ortadan kaldırmayacağını belirtir. Bu açık ayrım korunmalıdır. Bununla birlikte tazminat hakkının saklı olması, her zarar kaleminin otomatik kabulü veya hiçbir süreye tabi olmaması anlamına gelmez.
Zararın türü, tutarı, ilgili davranışla bağlantısı ve uygulanacak sorumluluk hükümleri belirlenir. Sözleşmenin bağlayıcılığına ilişkin açıklamayla zarar talebi ayrı düzenlenir. Hangi kişinin hangi eylem nedeniyle sorumlu tutulduğu gösterilmeden bütün taraflara aynı tutarın yüklenmesi sonucu çıkarılamaz. Kanuni koruma, somut talep koşullarıyla birlikte uygulanır.
Verilmiş edimin iadesi de tazminattan farklıdır. Ödeme ve teslim kayıtları, geri alınan tutarlar ve varsa kalan zarar ayrı izlenir. TBK 77 ve ilgili iade hükümleri gerektiğinde kendi koşullarıyla değerlendirilir. Aynı ekonomik kayıp, iade ve zarar adıyla tekrar hesaplanmamalıdır.
Deliller hangi dört bağlantıyı göstermeli?
İlk bağlantı, kullanılacağı söylenen hak veya yetkiyle açıklamanın içeriğidir. İkinci bağlantı, korkutulan kişinin o tarihteki zor durumudur. Üçüncüsü, yapılan sözleşme ve sağlanan aşırı menfaattir. Dördüncüsü, açıklamanın sözleşme kararına etkisidir. Dosya bu unsurları birbirinden koparmadan fakat ayrı kanıtlarla açıklamalıdır.
HMK 190’daki ispat yükü ve HMK 194’teki somutlaştırma kuralları bu anlatımın çerçevesidir. Her belge hangi olguyu gösteriyorsa o bağlantı belirtilir. Yalnız çok sayıda mesaj sunmak, hangi sözün hangi şartı desteklediğini kendiliğinden açıklamaz.
HMK 203’teki tanık istisnası uygulanırken tanığın doğrudan bildiği olay ortaya konulur. HMK 189/2 uyarınca hukuka aykırı elde edilen delil dikkate alınamaz. İspat amacı, bütün kayıt yöntemlerini serbest hâle getirmez. Gerçek ve hukuka uygun deliller, doğru tarih ve içerikle sunulmalıdır.
HMK 199 kapsamında elektronik kayıtlar belge niteliği taşıyabilir. Yazışmanın yalnız son mesajı yerine ilgili görüşme dizisinin korunması, teklifin nasıl değiştiğini ve hangi açıklamanın hangi metinden önce geldiğini gösterir. Ekran görüntüsündeki tarih, gönderici ve ek dosya sürümü birbirine bağlanmalıdır. Kaydın belge sayılması, içeriğin doğruluğu ve bütünlüğünün tartışılmasını ortadan kaldırmaz.
Sık sorulan sorular
Dava açacağını söylemek tek başına korkutma mı?
Tek başına bütün koşulları karşılamaz. TBK 38/2, bu açıklamayla sözleşme yapılması ve zor durumdan aşırı menfaat sağlanmasını ayrıca arar.
Kullanılacağı söylenen hakkın ne olduğu belirtilmeli mi?
Evet. Açıklamanın içeriği, dayandığı hak veya kanuni yetki ve hangi ilişkiye ait olduğu somut olarak ortaya konulmalıdır.
Aşırı menfaat için kanunda sabit yüzde var mı?
TBK 38/2 böyle genel oran koymaz. Yararın içeriği, aşırılığı ve zor durumla bağlantısı gerçek sözleşme koşullarıyla değerlendirilir.
Her ödeme protokolündeki taviz korkutma sayılır mı?
Hayır. Taviz bulunması, bütün kanuni unsurları kendiliğinden ispatlamaz. Sözleşmenin hangi açıklama ve koşullar altında yapıldığı belirlenmelidir.
Korkutan üçüncü kişi ise sözleşmeyle bağlılık yine tartışılır mı?
TBK 37 üçüncü kişinin korkutmasını da kapsar. Karşı tarafın bilgisi ve varsa hakkaniyete bağlı tazminat düzeni ayrıca incelenir.
TBK 38 ile gabin aynı mı?
Değildir. TBK 28 ve TBK 38 farklı unsurlar, haklar ve süre düzenleri içerir. Birinin sonucu diğerine otomatik taşınamaz.
İmzalı sözleşmede tanıkla korkutma ileri sürülebilir mi?
HMK 203/1-ç irade bozukluğu iddialarında tanık deliline imkân verir. Tanığın gerçek olaya ilişkin bilgisi ve diğer deliller birlikte değerlendirilir.
Bir yıllık süre imza tarihinden mi başlar?
Korkutmada TBK 39 başlangıcı korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andır. Bu an imza tarihiyle otomatik eşitlenmez.
Sözleşme onanmış sayılınca tazminat hakkı da biter mi?
TBK 39/2 korkutmada tazminat hakkını saklı tutar. Ancak zararın koşulları ve ilgili talebin süreleri ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu maddeye dayanmak ceza suçunun işlendiğini de gösterir mi?
TBK 37–38 medeni hukukta sözleşmenin bağlayıcılığını düzenler. Ceza veya başka sorumluluk iddiası, kendi özel unsurlarıyla ayrıca incelenir.
Resmî kaynaklar
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu: 19, 28, 36–39 ve 77. maddeler. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu: 189, 190, 194, 199 ve 203. maddeler. Güncel resmî metinler Adalet Bakanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi üzerinden kontrol edilmiştir.
İstanbul ve Mersin ofisleri
İstanbul · Polaris Plaza
Maslak Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No:21, Kat:9, 34475 Sarıyer/İstanbulMersin · Profit İş Merkezi
İhsaniye Mahallesi, 4903. Sokak, Profit İş Merkezi No:23, Kat:3, Daire:14, 33070 Akdeniz/MersinSorunuzu iletin
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
